renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

İsmail Cem Hayatını Kaybetti!

İsmail Cem

Dışişleri eski Bakanlarından İsmail Cem, kanser tedavisi gördüğü İstanbul Cerrahi Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Akciğer Kanseri nedeniyle 26 Aralık 2006 tarihinde İstanbul Cerrahi Hastanesi'ne yatırılan İsmail Cem, bu sabah 09.50'de yaşamını kaybetti.

İsmail Cem, 67 yaşındaydı.


İsmail Cem Kimdir?

1940 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Robert Kolejinden (1959) ve Lozan Üniversitesi Hukuk Fakültesinden (1963) mezun oldu.

Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsünde Siyaset Sosyolojisi dalında master yaptı (1981).

1963 yılından itibaren çeşitli gazetelerde Yazı İşleri Müdürlüğü, Genel Yayın Müdürlüğü yaptı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi Başkanlığını yürüttü (1971-1974).

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğünde bulundu (1974-1975).

1987 ve 1991 seçimlerinde İstanbul'dan, 1995 seçimlerinde Kayseri'den milletvekili seçildi.

DSP TBMM grup yönetim kurulu üyeliğine seçildi (1996).

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) ve Batı Avrupa Birliği (BAB) Asamblesi üyeliklerine seçildi

(1987-1996). AKPM Sosyalist Grubu Başkanvekilliğine seçildi (1989-91), (1993-95). AKPM ve BAB Asamblesi Türk Parlamenter Grubu Başkanlığına seçildi (1996).

Avrupa Medya Enstitüsü Danışma Kurulu üyeliğini yürütmektedir.

50. Hükümette Kültür Bakanlığı yaptı (1995). 30 Haziran 1997 tarihinde kurulan 55. Hükümette Dışişleri Bakanlığı görevine atandı. İsmail Cem, evli ve 2 çocuk babasıydı.

Kaynak

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=491958

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

İsmail Cem öldü. Allah rahmet eylesin..

İsmail Cem ölmüş. Allah rahmet eylesin.

İsmail Cem, özellikle diğer solculara ve sosyal demokratlara göre, çok daha samimi bir insandır. Yaşım gereği fazla tanımıyorum kendisini ya da bakanlık, genel müdürlük yaptığı dönemleri filan ama, ona dair başka bir izlenimim var. İçten içe bir sevgi duymuşumdur kendisine. Mevcut sol içerisinde biraz eğreti duruyordu sanki; ama kendisi yeni bir açılımı sağlayabilecek desteğe de sahip değildi. YTP macerasının sonu CHP'ye dönüşle bitti. DSP, YTP, CHP... gezdi bayağı ama, istediği açılımı aradığındandı bu. YTP'nin seçimden çok başarısız çıkmasıyla kaderi CHP'ye döndü yeniden. Belki oradan bir atılım sağlayabiliriz ümidiyle... Deniz Baykal'ın danışmanlığı konumu onun için kötü bir konumdu.

Solun halka münasebeti çok arızalı şu an, hep belli bir oranda arızalıydı zaten de. CHP'de Deniz Baykal zaman zaman halka doğru açılmaktan filan bahseder ama, o önce kendini yok etmeli, bir şeyler olması için. Samimi değildir yani.

İsmail Cem bu anlamda Bülent Ecevit'e daha yakındı önceleri. Ecevit de halka daha yakındı zaten önceleri. Mantıklı olanı buydu İsmail Cem için. Ama aynı seçimde DSP de hezimete uğrayınca İsmail Cem için hareket alanı iyice problemleşti. Sonradan Kemal Derviş'in de falso çıkması iyice yalnız bıraktı onu. Bir ara solda birlikten filan bahsedildi, o da imkânsızdı zaten. Hangi sol, hangi birlik, kiminle. Kim var ki? Kimse yok. Kendi adı nerede okunacak, bunu peşinde hepsi.

İsmail Cem, geçmişine baktığımızda da daha farklı biri, DSP CHP'deki tiplere göre. 1973'te TRT Genel Müdürlüğü'ne atanmış, CHP-MSP hükümeti tarafından. 1975'te Süleyman Demirel hükümetinin ilk işi onu bu görevinden almak olmuş. Sebebi, TRT'de Klasik Türk Musikisi, Türk Hafif Müziği, Osmanlı Devri Musikisi'ne yer vermesi, TRT'de ilk Mevlit yayını yapan müdür olması, Türkiyeliliği, Türk kültürünü öncelemesi, Türkiye'nin geçmişten aldığı her değeri önce kabul edip, sonra bunların üzerinden yeni bir yön tayin etmesi gerektiğini söylemesi... Meselâ sonradan şu cümleleri kurabilecek uygulamalara sahip biri olması:

"Kendi tarihimizi kötüleyip günümüzü mazur göstermek gibi, bir takım sözde gerici hedefler yaratıp yüklenmek gibi, Türkiye'deki sahte ilericilerin yıllar boyu uyguladığı yöntemlerden bizim TRT'mizde eser yoktu."

Atatürkçü solcular tarafından özellikle tepki çekmiş, gericilikle suçlanmış. "Cem TRT'yi Osmanlı Radyo Televizyonuna çevirdi" denmiş.

Yani halkın değerlerine yakın ve entelektüel bir insan İsmail Cem. TRT'den sonra "Politika" diye bir gazete çıkarmış. Daha sonra kimi gazete ve dergilerde çalışmış; özellikle Milliyet'te epeyce. "Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi" diye bir kitabı var, 1970'lerde epey ilgi çeken bir kitap bu. Sağcılar tarafından da çok rağbet görmüş. Daha sonra Baykal'la yazdığı bir kitap var: "Yeni Sol". Halkla bağını genişleten, halkın nabzı hâline gelen bir sol amacıyla yazılmış bir kitap bu. Zaten Ankara'nın soğuk politik havasına uzak biri Cem. İstanbul'un tarihine, dokusuna, tabiatına daha yakın biri olduğunu söylüyor.

İsmail Cem, 1995'te Kültür Bakanlığı da yaptı. Daha sonra 1997'deki Dışişleri Bakanlığı var. Demiştik entelektüel yanı olan bir isim. Şair Cemal Süreya'nın deyişiyle, "Yazılar da yazan bir politikacı değil İsmail Cem.. Politikaya bulaşmış bir yazar."

Allah rahmet eylesin. Halkı bilen, samimi, gerçekçi, ve solda özgün bir açılım peşinde olan biri olarak öldü İsmail Cem. Allah rahmet eylesin.

İsmail Cem İpekçi ve İpekçiler...

Es-Selam

Aşağıdaki bağlantıda 2000 yılında "Evet, Ben Selanikliyim" isimli bir kitap yazmış olan Sabetayist Ilgaz Zorlu'nun anlatımıyla İsmail Cem ve İpekçi ailesi hakkında bilgiler var. İlgilenen arkadaşları okumaya ve bilgilenmeye davet ediyorum. Sitede ayrıca sabetayistler hakkında bilgiler de mevcuttur, dileyen yararlanabilir...

http://mitglied.lycos.de/goezelel53/Ipekciler/ipekciler.htm

Bu insanların samimiyetinin ne olduğunun sorgulanması gerektiğine inanıyorum...

Allah'ın rahmeti mü'minlerin üzerine olsun...

Selam ve muhabbetlerimle...

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

Niçin ve Nasıl'ımız İstikamet üzre mi?

Allah'ın rahmeti mü'minlerin üzerine olsun... amin!

niçin'i ve nasıl'ı düşüncemize, duygularımıza oturttuktan sonra daha sağlıklı bakarız dünyaya ve dahi ukbaya.

niçin; Allah rızası için...
nasıl; Allah resulü gibi...

bunların gayrısında kalan ne varsa velev ki bir dünya hatta güneş büyüklüğünde olsun kıymeti nedir ki! fakat aksine bunların ihata ettiği küçük görülen bir fiil -farz-ı misâl bir köpeğe su vermek- kişiyi alır seçilmişlerin baş köşesine koyar.

niçin ve nasıl'ı doğru cevapladıktan sonra hayatımızın ve diğer hayatların kaç ayar altın değerinde olduğunu anlarız. yoksa "tenekeyi parlatsan hiç çeyrek altın eder mi?"

Allah'ın rahmeti mü'minlerin/müslümanların/mûttakîlerin üzerine olsun... amin!

Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...