renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Vitrin

Günümüzde teşhir edilmeyen hiçbir şey kendini varlık alanında göstermiyor. Vitrinde olmak değeri olan tek şey gözüküyor. Hangi düşünceye ya da inanca sahip olursak olalım mutlaka kendimizi göstermemiz gerekiyor. Kimsenin kenarda köşede kalmaya tahammülü yok. Kendini saklama ve göstermeden yaşama zamanımıza uygun bir gerçeklik olmaktan çıktı artık.

Vitrinde olmak isterken başka gözleri kendimiz üzerine çevirmek, izlenmek ve fark edilmek istiyoruz. Gelir düzeyimiz ne olursa olsun paramız kadar kendimizi bu işe adıyoruz. Biraz paramızın olması bile kendimize yakışanı bulmaya, varlığımızın albenisi güçlendirmek istemeye yetiyor. Güzel ve gösterişli görünmek isterken de bizi izleyenler üzerinde iktidar kurmak ve baskı oluşturmaktan başka derdimiz yok.

Bu çaba hepimizi rekabet içinde olduğumuz çevreye karşı da değişken yapıyor. Fark edilmek için başka olmak gerektiğini düşünüyoruz. Değişmezsek bakışların bizden sıkılacağını, sıkıcı bakışlarında vitrinde hayranlıkla izlenmeyi bekleyen bizleri üzeceğini zannediyoruz.

Gösteriş kaygısı içinde her birimiz kendini belli etmenin ve değerli göstermenin, görünmenin savaşını verirken, sermayenin ürettiği lüks ve gösteriş şablonlarının da kölesi oluyoruz. Bu kölelik de dışarıdaki bakışlardan bizi korumayı başarırken, gerçeğimizden kaçmayı, durmadan değişen maskelerimizle özgünlüğümüzü yitirmemize neden oluyor. Var olmak için derdine düştüğümüz, kendimizi beğendirme çabası da bizi teşhirci yapıyor.

Modern zamanlarda ruhların derinliğinin yok olması ve mistik olanın olgusal dünyada ki karşılıksızlığı güzellik gerçeğini de nesneleştirdiği için güzellik duyumsaldır artık. Görmenin, işitmenin, dokunmanın birlikte bütünselliğidir. Güzelliğin algılanışı ve güzelliğin kendimiz tarafından bu şekilde sunumu ruhları boşalmış bizlerin tatmin olma biçimidir aynı zamanda. Mutluluğun başka tarifi de değersizdir.

Dolayısıyla modern birey gösterişle kendini sunarken olumladığı yada olumlanacağını düşündüğü ne varsa teşhir ediyor. Kendisini izlettirmek ve izleyenin bakışlarını çalarak kalbine inmek, varlığını olabildiğince gürültüye dönüştürmek istiyor. Bunu isterken de kendini izleyenleri kışkırtması gerekiyor. Düşüncelerinin, planlarının içine kışkırtıcılığı ile öyle bir dalmalı ki teşhir ettiği şeyle kendini izlenmeye alsın ve siz teşhir edilen şeyle hayaller dünyasına dalıp giderken oda amacına imkân bulsun.

Sunulan şeyle oluşturulan arzulanma bizden, insan olma üstünlüğümüzü kısıtlayıcı fetişist saplantılara da yol açıyor. Bu saplantıların bizde bıraktığı özenti doğal olarak bizimde arzunun nesnesine dönüşmemizi sağlıyor ve vitrinde olmayı doğal hakkımız görüyoruz. Buda, biz zavallıları zamanın geçerli beğenisini yenileyerek üreten sermayenin ve estetik algılamayı sağlayan tasarımcının eline düşürüyor.

İstemenin kendisi bu zamanda fetişist bir durumdur artık. Eşya ile aramızda bu sağlanmadığı sürece ona sahip olmak mümkün olmuyor. Fizyolojik ihtiyaçların giderilmesi biz modern insan için yeterli olmuyor. İhtiyaçlarımız kendini gösterme ivmesi içinde muğlâklaşmış, sermaye ve onun kurduğu iktidar tarafından üretilen bir gerçeklik olmuştur. İhtiyacın objesi kendini göstermek ve bunun için teşhir eden bireye öyle bir sunuluyor ki, obje bir nokta olmaktan çıkıp anlamlar yüklü bir ideale dönüşüyor. Kendimizi örtecek kumaş parçası yerine bir hayal satın alıyoruz.

Ticari kapitalimiz atomize ettiği birey gösterişle oluşturduğu sanal aidiyetler içinde kendini ifade ederken yalnızlaşıyor ve ruhlarındaki boşluğu da vitrinlerden çalıyor. Şatafat, kendimize sahip olduğumuz şeyle tapınma ve bunlarla başkalarına hükmetme insanlık illeti olarak her birimizi arkası gelmeyen bulaşıcı belalara sürüklüyor.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Kepenkleri İndirmeli

Kişinin kendini hedef kabul etmesini,rızayı isteyeceği merciyi şaşırmasıyla neticelenen zaafını,ne kadar da güzel ifade etmişsiniz.Uzun zaman önce teşhir arzusunun,insanın kulluk bilincine erişmesi önündeki en büyük engel olduğu kanaatine varmış ve bu fikri,düşünce planında öyle olgunlaştırmıştımki,yazılı ifadesini görmek bu yüzden beni çok mutlu etti.Kendimi desteklenmiş,onaylanmış hissettiğimden mi acaba?:)Modern insanın bu zayıflığının,kapitalizmin en büyük destekçisi olması yan fikrinize ortaklığım da cabadan.

Uzun zamandır bu kadar güzel bir yazı okumamıştım.Yazıyı okuyunca ,insanın bloguna koyası,yazarını kendiymiş gibi gösterip yarışmalara gönderesi:)), ilgilenmeyeceğini bildiği halde,annesini akşam karşısına oturtup,baştan sona okuyası…ve dahası:)) geliyor…
İçtenlikle tebrik ediyorum.

kepenkler

Ben Esma Hanim kadar olgunlastiramamistim konuyu kafamda ama Esma Hanim telif hakki tealep etmezse onun hislerine aynen katildigimi ifade etmek istiyorum. Ama ben kendi yazim gibi yarismaya falan gondermeyi dusunmuyorum merak etmeyin:)

Sorun ciddi ama anlayabildigim kadariyla tamamen insani zaafiyetlerimizden kaynaklaniyor. Boyle derinligi olan bir yaziya yakisacak bir yorum degil belki ama bu sorun her zaman bizim parcamiz oldu ve hep de olmaya devam edecek, yani cozumu olmayan bir sorun gibi. Kepenkleri gercekten indirebilirmiyiz acaba birgun?

Vitrinde Olan

Vitrinde olanın değer kazanışını tartışırken vitrinde olmanın değer kazanışına daha mı çabuk ısındık acaba?

Okuyucusunu içinden kolay çıkılamayacak muhasebelerin içine çeken bir yazı olmuş bu... Okuduğum en acımasız özeleştirilerden biri.

Çam ormanında kayın olmayı özlemek...

Sıradan olmak, bugünün insanının en büyük korkularından biri bence. Pek çoğumuz olduğumuzun dışında bir kimlikle sokağa çıkma peşinde oluyoruz zaman zaman. Herkes kendini herkesten daha farklı olduğunu kanıtlamaya adamış adeta. ve aslında hepimiz günlük yaşantılarımızda öyle sıradanız ki, aynı kaygıları paylaşıyor, aynı gündelik işlerle zamanımızı harcıyor, benzer acıları çekiyor, benzer mutluluklar yaşıyoruz. Fakat içimizdeki sıradanlık duygusundan öyle korkuyoruz ve bununla yüzleşmekten öyle kaçıyoruz ki, dışarı çıktığımızda olabildiğince farklı görünmeye çaba harcıyoruz sanki...
Ve insanlar arasında olduğu farzedilen farklılıkları dışarı yansıtmanın en kolay yolu olarak da çareyi görünüşümüzü değiştirmek de buluyoruz belki. ihtiyacın dışında ihtiyaçlar yaratıyoruz kendimize...
İnsanlardan bir insan olmak, okyanusta bir damla olmak, ormanda bir ağaç olmak niye o kadar kötü olsun ki, Çam ormanında kayın olmayı özlemek...
Kanaatimce bir farklılığımız varsa diğer insanlardan, bu ancak fikriyatımızla ve onu yaşayışımızla ilgili olabilir. Ve bunu birilerinin gözüne sokmaya çalışmak da anlamsızdır...
Herkes kendi hayatını, kendi bildiğince yaşar ama ortak hayatlarda da uç olmaya çalışmak, insanın nefsine yenilgisinden başka bir şey değildir bence...

selametle...