renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

İstiklal Marşı Derneği Manifestosu

Türk milleti sıhhatini İstiklâl Harbi ile ikmal etti. Rus Çarı I. Nikola, Türkiye’yi kast ederek ve Türkiye’ye kast ederek “kollarımızda çok ağır bir hasta var” sözlerini sarf ettikten tam bir asır sonra, 1953’te, Türklüğüyle övünen bizler, dosta düşmana karşı, İstanbul’un Türkler tarafından fethinin 500 üncü yılını kutladık.

Türk vatanı dünyada eşi benzeri olmayan bir toprak parçasıdır. Çünkü orası, oradan başka bütün yerküreyi zapt eden kuvvetin emrini hiçe sayan milletin vatanıdır. Türkiye İslâm karşıtı güçlere teslim olmayı ret edenlerin vatanıdır. Eğer “Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar” karşısında bir İstiklâl Harbi vermeseydik bu vatandan, yani Türk bayrağının hür dalgalandığı topraktan, mahrum kalacaktık. Hafızamızı kaybetmeyelim: Vatandan mahrum kalmadık; ama hep mahrumiyet hissi içinde kalmaya icbar edildik. Kendimize hor bakmak asrileşmek oldu. İstiklâl Harbi’nin adını değiştirip, Kurtuluş Savaşı, Bağımsızlık Savaşı ifadelerine başvuranlar, millet hayatının anlamını çarpıttı. Millet hayatının anlamı Türk topraklarının yağmalanmasına meydan vermemekti. Bunun için savaşı göze almak suretiyle, canımızın sağ olduğunu ispat ettik. 1919-1923 yıllarında canımızı dişimize taktıysak, ter ve kan döktüysek, bütün yapılanlar istiklâl içindi. Bir boyunduruğun ağırlığından kurtulalım diye değildi. İstiklâl Harbi verdik, neyi vermediğimizi dosta düşmana gösterdik. İstiklâlimiz mensup olduğumuz kavmin diğer kavimlerden bağımsızlaşması anlamına gelmiyordu. İstiklâlden anladığımız, şafaklar gibi dalgalanan bir bayrağın istiklâlinden başka bir şey değildi. Biz Türkler bu anlamı bugün de geçerli sayıyoruz. İstiklâl Harbi vermeseydik, dünyaya Türk bayrağı gölgesinde yaşanan hayatın üstünlüğünü kabul ettiremezdik. Türk milleti sıhhatini ancak ve ancak, kendi bayrağının gölgesinde bulabilirdi. Öyle de oldu.

Türk’ün sıhhatinden rahatsız olanlar İstiklâl Harbimizi gözden düşürme hevesindedir. Dikkat gösterdiğimiz birinci husus şudur: Kim Türkiye’yi haritadan silmek için kollarını sıvadıysa, kim Türk milletini tarih sahnesinden silip süpürmek istiyorsa işini, Türkiye’nin kuruluşunda İslâmlaşmanın ilk sırada bulunduğu gerçeğini inkâr ederek yürütmektedir. 1071’de başlayan süreç Türkiye’yi, XIII. yüzyılda Türklerin vatanı haline getirdi. Türkler Anadolu’yu istilâ etmedi. Anadolu Türkler sayesinde vatan oldu, Türk vatanı oldu, Türkiye oldu.

Türkler o güne kadar Halep-Şam-Bağdat hattı olarak bilinen İslâm’ın iftihar alanını İstanbul’a taşıdı. Buna rağmen, biz Türkler XX. yüzyılın ilk çeyreğinde vatansız kalma tehlikesiyle burun buruna geldik. Bu tehlikeyi bir kez daha İslâmlaşarak, XIII. yüzyılda ne yaptığımızı hatırlayarak atlattık. Hatırladık, milletçe zikrettik, hafızamızı İstiklâl Marşı tazeledi.

Milletin kendi kaderine gönüllüce dahil oluşundaki bu dönüm noktasının kıymetini bilmeyenlerin tamamı Türk düşmanları tarafından kurulan tuzağa düşürülmüştür. İstiklâl Marşı Derneği tuzağın fark edilmesi sonucunda ortaya çıktı. İstiklâl Marşı, İstiklâl Harbi’ni açıklıyor. İstiklâl Marşı’na odaklanmak İstiklâl Harbi’ne odaklanmayı gerektiriyor. Odak İstiklâl Harbi olmadığı zaman nereye Türk vatanı dendiğine, Türk milletine kimlerin dahil edileceğine dair karar Türk düşmanlarının eline bırakılmış oluyor. Günümüzde Türk milletinin gözünü gerek istiklâl harbimizin öncesine ve gerekse sonrasına kaydırmak isteyenler İstiklâl Harbi vermemiz neyi kazanç haline getirdi ise, hepsini kaybetmemize yol açan faaliyetin içindedir. İsraf edilebilecek ne varsa, şimdiye kadar israf edildi. Türkler uğrayabileceği bütün aldatmacalara uğradı. Son ocaktayız. Artık her Türk tüttürülmesi gereken son ocakta bulunduğu bilincine ermelidir.

Hangi millet tarihe damga vurduysa, bu damgayı vurmasıyla bir dönüm noktası idrak etmiştir. Türk milleti tarihe damgasını İstiklâl Harbi ile vurdu. İstiklâl Harbi İstiklâl Marşı’nın temin ettiği mantık ve iradeyle kazanıldı. Millet hayatının sukut etmesi bu mantığın terk edilmesi, bu iradeye yabancı kalınmasından başka bir şey değildir. Kim millet hayatının yükselmesini istiyorsa, o kişi üzerine, şimdiye kadar ihmal edilmiş bir görev almış olur. Görevimiz şudur: İstiklâl Marşı ile kazandığımız mantığın işlenmiş hale getirilmesi ve İstiklâl Marşı’nda beyan edilen iradenin ileri götürülmesi. Bu görev, millet hayatının kokuşmasından ve milletin sefalete düşmesinden menfaat umanlarla savaşmayı da içine alır.

İstiklâl Marşı’nın hitap ettiği kişi olalım; olduysak kişiliğimizi savunmaktan geri durmayalım.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Acaba !

Şair ve aydınların duyarlılıklarını örgütsel süreçle birlikte uygulamaya dönük çabalarının sonuç olarak ne kadar kalıcı ve etkili olur? Modern zamanda şair ve aydınların toplumsal öncülük misyonlarına soyunup düşüncelerinin mücadelesini verenler vardır. Ancak ben bu çabaların örgütsel bir süreçle birlikte etkisizleştiğini, sığlaştığını ve daraldığını düşünüyorum. Sezai Karakoç Diriliş Partisi'ni kurmadan fikirlerini ortaya koymaya devam etseydi daha verimli olurdu. Sezai Karakoç'un şu andaki aynı zamanda derin anlamlar ifade eden suskunluğunda yaşadığı bu tecrübenin etkisini merak ediyorum.

İsmet Özel'i bu çabasının verimli olacağını düşünmüyorum. Yazmaya ve konuşmaya devam etseydi daha iyi olurdu. Türkiye'nin geçtiği dönemlik krizleri merkez alan yaklaşımlar kalıcı olmuyor. Yazar ve şairlerin direkt siyasal hareket içindeki var oluşları deriniliklerini ve özgürlüklerini ellerinden alıyor. Parti, dernek isim, ancak kalıplaştıran konumu itibariyle olumsuz bir sürece götürüyor. Hele şair ve yazar ise ifade alanını daraltacak bir sürece girmemesi gerekir. İlham alınan İstiklal Marşı şairini en çok Sebilürreşad dergisi ile tanıyoruz. Bağlı bulunduğu parti ve derneklerle değil. Onların okulları, dergileri ve gazeteleri vardır. İşleri söz ve yazıdır.

Çalışmalarının hayra vesile olmasını diliyorum...

"Ye Türküm Ye !"

İsmet Özel de son günlerin moda tartışmasına dahil olmak istedi herhalde. ya da arada sırada ettiği enteresan lafların tesirini yitirdiği bir vakitte yeniden göz önüne mi gelmek istedi ? durup dururken yarısından fazlası karanlık bir tarihle övünmenin ( ya da avunmanın ) ne alemi vardı ?

İsmet Özel'in şu milliyetçilik ( hatta nerdeyse ırkçılık ) bahsini ne zaman terk edeceğini merak ediyorum doğrusu. Ve böyle bir millet üzerinden yapılan siyasetin, dinle zerre alakası olmadığını ne zaman fark edecek ? iyi bir düşünür olabilir, iyi bir şair ve zeki bir adam da olabilir. Ama gelin görün ki, şu " Ye Türküm Ye, Deng Senin Devran Senin ! " fikri herşeyi berbad ediyor.

mesela bu ülkenin Kürdü neresinde bu manifestonun ? ya da Ermenisi ? ya da başkası işte ... mevzu vatan savunması ise bunlar da vardı cephede değil mi? yok mevzu islam savunması ise, 1.5 milyar'ın geri kanalı nerde ? (-efendim ? biri; "Türk demek , kendini Türk hisseden herkes demektir" mi dedi ? biri öyle mi dedi mi ? dememiştir bence. )

elhasıl böyle dar oluşumlar bence kimseye bir fayda sağlamaz, eh işte milliyetçi-muhafazakar ( bu da nasıl tanımsa ) kesimi biraz okşar, biraz da ismet özel reklamı, tamamdır abi, servise hazır ve hepimiz biliyoruz ki " Allah dilerse, dinini kafirlerle de tamamlar" ya da " layık olmayanlardan alıp, başkalarının da omzuna yükler" hal böyleyken, ulusuyla bunca böbürlenmek, üstelik buna islam adına yapmak neden? ben anlayamadım, anlayan beri gelsin ...

her şey bir tutam mavi uğrunaydı, biraz gökyüzünden, biraz denizden , biraz da kalbimizden bir tutam mavi içindi her şey...

Her Türkü müslüman bilen kim ?

Batılı.
Aydınıyla,cahiliyle.
Her müslümanı,doğuluyu "barbar"bilen kim.
Aynı batılı.
Onun neyi nasıl anladığından bize ne?
Algısı , tarifleri , korkuları kendi problemi.
"Millet" lugatimizde eşittir din.O da hiçbir ulusun adıyla özdeş değil.Olmaz da.
Ne araplık islam anlamına gelir ne türklük.
Böylesi bir özdeşlik niçin gerekli.
Yokluğu ne kaybettiriyor.
Ülkemizin yıllardır yüzde bilmem kaçı müslüman olarak tesmiye edilmiş olması ne kazandırıyor.
Bir de şu savaşılacaklar hangi somut kriterlerle belirlenecek.Böyle izafi tanımlarla
nasıl cephe açılıyor?
Millet hayatını kimin ,nasıl sefalete düşürdüğüne kim, nasıl karar verecek.
Halaskaran!dan usandık artık.

ya iş sizin bildiğiniz gibi değilse!

selamun aleyküm

istaklal marşı derneği'nin daha doğrusu ismet özel'in manifestosu yaşadığımız zamanın tuzaklarını besleyici söylemler içermektedir. yeryüzünde ve özellikle komşu topraklarda etnik ve dinsel fitnelerin soykırım mutfağı gibi çalışır hale geldiği bir zamanda bir kavmin adını Allah'ın diniyle özdeşleştirerek 'tuzağı farketmek'teyiz demeleri tuzak değilde nedir? bu manifestonun islam ümmetinde karşılığı ne olacaktır. bu manifestonun tüm asabiyetlerin ayyuka çıktığı bir ortamda fitneleri temizleyici bir etkisi olacak mıdır. ismet bey kendisini eleştirenlere 'iş sizin bildiğiniz gibi değil' demeye devam etmektedir. peki ya iş sizin bildiğiniz gibi değilse. ismet özel gerçek hayat'ta yayınlanmış bir yazısında iran islam devrimi hakkında 'izin alınmış bir devrimdir' tanımlaması yapmıştı ve bizi güldürmüştü. ben şöyle bir soru soruyorum. rahmetli imam'ın rehberliğinde gerçekleşen islam devrimine 'izin alınmış bir devrimdir' çamurunu atanlar dernek kurmak için kimlerden izin almıştır?

terazinin kefesi...

Terazinin kefesinde hangi durum daha ağır basıyor, İsmet Bey için merak ediyorum. Kimse ait olduğu kökleri inkar etmemeli evet ama önceliğimiz nerededir? Terazinin hangi kefesi aşağıya çekmeli.? Müslüman kimliğimizi öne çıkarmak, köklerimizi inkar mıdır? Türk olmakla Müslüman olmak denklemin iki eşit tarafı olabilir mi? Olabilirse, diğer müslüman halklar bu denklemin neresine oturur? Bunu iyi tahlil etmeli insan zannımca.

Ha bu arada yorumdan sonra bazı arkadaşlar "ismet özel" i anlamıyorsunuz yakınmaları yapacaklar, en azından içlerinden. Onlara söylüyorum, inanın anlamaya çalışıyorum. Ama "üstünlük" tanımı beni bozar abi...

İsmet, Özel'dir ama...

Milliyetcilik/ırkçılık konusu çok ilginç açılımları olan bir konudur. Hırant Dink'in katledilmesiyle birlikte yeniden gündeme gelince birbirinden farklı perspektifleri birarada görme şansımız oldu. Okuduklarım ve gördüklerim/tanık olduklarım elbette bana birşeyler öğretmiştir fakat... Şunu kolaylıkla söyleyebilirim ki bazı ırklar vardır ki yeryüzünde, onların milliyetçiliği, o ırka duyulan sevda, artık ne derseniz deyin, kesinlikle farklıdır, tehlikelidir. Şimdi mesela Japon birinin milliyetçilik yapması kimi ürkütür? Ama ya bir Sırp... Onun bırakın milliyetcilik yapması, kendi ırkının bilincinde olması bile bir tehlikedir. Alman, Rum, Rus, Ermeni, İsrailliler. Bunları bir düşünün. Bu ırklara mensup birilerinin yaptığı milliyetçilik ne kadar da tehlikeli değil mi?
Dediğim gibi bazı ırklar var, onlar diğerlerine benzemez! Onların milliyetçilik anlayışları temelde ayrılıkçılık, başka karşıt bir ırk düşmanlığı üzerine kurgulandığı içindir ki, pozitif milliyetçilikleri bile tehlikelidir, bu ırkların!
Bir Kübalı'nın, bir Kızılderilinin, bir Eskimonun, bir Japon'un milliyetçiliği bir Sırpınkiyle ya da bir siyonistinkiyle aynı değildir. Neden? Dediğim gibi mayaları farklıdır.
Peki ya Türk? O hangi kategoridedir.
Türkiye'deki şu son ulusalcılık, kuvayı milliyecilik rüzgarını görünce Türk'lüğün de giderek tehlikeli bir ideolojik enstrümana dönüştüğü söylenebilir.
Eski Türk milliyetçiliğinin hangi dinamiklerden beslendiğini söylemek gereği bile duymuyorum. Heppimiz zaman zaman ırkçılığa kadar bile gidebilen bu milliyetciliğin Türkiye'de en çok neye zarar verdiğini biliyoruz geçmişte.
Fakat benim asıl ürktüğüm şey neo-milliyetcilik denen yeni jenerasyon Türk milliyetçiliğidir. Adı da ulusalcılıktır. Ve şimdi asıl büyük tehlike budur.
Şimdi böyle bir tehlike varken İsmet Özel gibi kendi öyküsü ve mücadelesiyle "özel" olabilmiş birinin Türk"lük gibi bir gömleği bu ülkede yaşayan mütedeyyin insanlara giydirmeye çalışması doğru mudur? Bu, Çanakkale'deki mehmetçiklerin abdestli bedenlerine giydikleri bir gömlek değil, bu ateşten bir gömlek. Kim giyerse onu yakar!
Artık tek savunma hattı Türkiye değildir ki! Vatan, millet, sakarya dersen Aksa ne olacak? Ya Kuddüs!
Kaldı ki Manifesto'yu okuyunca İsmet Özel'e hayret ettim. Diyor ki Anadolu'nun İslamlaşması Türkler'in fethiyle başladı. Evet doğrudur ama Anadolu sadece Türk müdür ki? Eğer öyleyse, Malazgirt Ovası'nda Alparslan'ın ordusuna Allah'u Ekber nidaları eşliğinde katılan 12 bin müslüman Kürt askerini nereye koyacaksınız. İsmet Özel bunu bilmiyor mu? Bunu bildikten sonra hâlâ çıkıp Türk falan demek manasızdır.
Türklük ya da Kürtlük, Allah'ın bir takdiri olduğu için önemlidir. Çünkü yaradılış sadece ona mahsustur.
Yücelik kanla ilgili değildir. Milletleri yücelten onların ortaya koyduğu değerdir. Fatih Sultan Mehmet neden önemliyse Selahaddin-i Eyyübi de o nedenle önemlidir. Said-i Nursi neden önemliyse Mevlana da o nedenle önemlidir?
Sizce bu vazettiğim önemli şahsiyetlerin ortak önemi nedir? Türklük, Kürtlük mü? Yoksa başka birşey mi?
Bu sorunun cevabı neyse, bizim şuan ihtiyaç duyduğumuz şey de odur. İsmet Özel umarım, kendisini özel kılan şeyi unatmaz!

milliyetçiliğin her türüne...

Türk milliyetçiliğine karşı olmak, başka halkların milliyetçilik naralarını kabullenmek anlamında da değildir, bu da bilinmelidir.

'Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.' (Hucurat Suresi, 13)

aşktır ölümden güzel olan, bak ve gör yaşam düşlerdedir... "düş sokağı sakinleri"

Millet Nedir?

Şimdi meşhur müfessir Elmalılı Hamdi Yazır'ı dinleyelim:

"Hukuki şahsiyetini tamamlamış ve faaliyete geçmiş bulunan millet, İslâm şeriatı lisanında ümmet mefhumuna tekabül eder. Emrullah efendi merhûm "ümmet" kelimesinin ümmî kelimesiyle ilgili olduğunu zannederek nation tâbirini, "millet" diye ifade etmeyi tercih etmişti. O zamandan beri ümmet mefhumu zayii edilmiş ve istihfaflı bir telâkkiye maruz kalmıştır. O (Istılâhat Encümeninde) sonradan buluştuğumuz zaman; bu kelimenin ümm veya ümmi tabiriyle değil, imam tabiriyle alakalı bulunduğunu izah etmiş ve kabul ettirmiştim. Mateessüf geçmiş hatayı tashihe fırsat elvermeden Emrullah efendi vefat etmişti"

Görüldüğü gibi "millet"; ortak bir itikada sahip olmakla birlikte, bir imamette toplanmayan ferdlerin durumunu beyan eder... Her müslüman, İslâm milletinin bir ferdidir. Eğer bir imama bey'at ederlerse, "ümmet" olarak anılırlar. Dünya üzerinde yüzlerce kavim vardır. Bu kavimlerin fertleri içerisinde "İslâm milletine" tâbi olanlar bulunduğu gibi, "küfür milletinden" olanlara da raslanabilir. Dolayısıyle yeryüzünde iki millet vardır. Birisi "İslâm milleti", diğeri de "küfür milletidir." Resûl-i Ekrem (sav), Hz. Ebû Ducâne'yi mezara koyarken "Bismillâh!.. Alâ milleti Resûlullah" demiştir.

bkz: Yusuf Kerimoğlu/Kelimeler Kavramlar-Millet

Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

İsmet, Özel'dir ama... -2-

Düşünce değeri taşımayan bir cümleyi tevil etmek zor şeydir. Yazdıklarım gayet açık ve net! O nedenle getirilen eleştirilere yanıt vermeyeceğim.
Fakat yazdıklarımı biraz daha açmam gerekiyor galiba. Ben İsmet Özel'in, mukaddesat/maneviyat/medeniyet vurgusu yapmak için ille de "Türklük" denen şeye neden ihtiyaç duyduğuna anlam veremediğimi söylüyorum. Çünkü bu topraklarda mukaddesat/maneviyat ve medeniyet hep aynı iklimden beslenmiştir, yani İslam'dan. İslam da sosyolojik bir terim olarak, "Türklük"ün eşdeğeri ya da karşılığı değildir, olamaz da...
Ha eğer İsmet Özel, mecrasını kaybedip "ırkçılığa" bulaşmışsa buna birşey diyemem. Piyasada o kadar ırkçı var ki...
Fakat, yeniden bir "medeniyet inşası" için sarılmamız gereken tek dinamiğin "Türklük" olduğunu iddia ediyorsa işte ona fena halde karşı çıkarım.
Bu medeniyetin zirvesi hangi dönemdir? Asrı Saadet dönemi değil mi? Türklük denen şeye sarılanlara, Hazreti Muhammed ve arkadaşlarının "Arap" olduğunu yeniden hatırlatmamız gerekiyor.
Asrı Saadeti vareden temel dinamik, "Arap"lık mıydı?
Değildi elbette! Şimdi kim, bütün Arapları ve Araplık'ı, İslamiyetin bir eşiti olarak öne sürebilir.
Dolayısıyla ne Selçuklu'nun ne de Osmanlı'nın sırrı Türklüğü değildi. Anadolu'daki İslamlaşma sürecine sağladıkları katkıya dikkat çekerken Kürtleri örnek vermemdeki neden buydu. Eğer işi "ırk" temeline indirgersek o zaman Kürtleri ya da Çerkezleri, Arapları, Gürcüleri, Abhazları falan görmezden gelemeyiz.
İsmet Özel'in, Türklük denen şeyin peşine düşerken bizi içine çekmeye çalıştığı açmaz budur işte.
Türklük, bu medeniyetin içindeki bir renktir sadece. Asla onun bütünü değildir.
Sezai Karakoç'u, Cahit Sıtkı Tarancı'yı, Cemal Süreyya'yı Türk şiirinin içinden çekip çıkarırsan geriye ne kalır? Mona Roza'sız bir şiir kalır geriye! Peki bu bizi eksiltmez mi?

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ah Mona Roza!!!

düzeltme

Bu yazdıklarınız yanıt değil mi? bendeniz verdiğiniz örnek yüzünden size "milliyetçi" hele de "ırkçı" filan demiş değilim. daha önce yazdığım "terazinin kefesi" yazısında, sadece "türk milliyetçiliği" üzerinden konuştuğumu farkedip bir eklenti yaptım o kadar.

biraz da çuvaldız

doğrusu, bu kadar kişiyle aynı fikirde olmak beni sevindirdi. ve biraz da şaşırttı. çünkü maalesef bazı arkadaşlarda ( bizim mahalle dediğiniz yerden olanlar dahil ) bir ismet özel hayranlığı var. ismet özel ne yapsa haber oluyor, ne dese haber, nereye gitse haber. mesela bu haberin cemaat.com'da olmasının anlamı nedir ? cemaat bize güzel bir haber mi vermek istiyor ? ( ki uygun görmediği haberi neden yayınlasın ) kendisi de böyle mi düşünüyor ? yoksa hatırı sayılır ismet özel meraklısı için bilgi mi aktarıyor?

elhasıl sanki islam aleminde daha orjinal şeyler söyleyen kimse yokmuş gibi, her anında haber yapılmasını da anlamıyorum. bundan birkaç sene evvel Zaman Gazetesi'nde Nuriye Akman, İsmet Özel ile bir röportaj yapmıştı.

( meraklısı için adres: http://arsiv.zaman.com.tr/2003/09/14/roportaj/default.htm )

Bence İsmet Özel'i tanıma adına güzel bir yazıydı. Hazret orda, hiçkimsenin kendi gibi müslüman olmadığını, aradığı standartlarda kimsenin bulunmadığını belirtmişti. "ColaTurka light çıkarsın içerim, madem Coca Cola yapmış ben de onu içerim", "kadınlar inektir ", "ben muammayım", " yaptığım her şeyde bir dahilik görüyorum"... tamam İsmet abi sen ala-yı illiyindesin ama biz sıradan insanlar seni anlamıyoruz, anladığını sananları da anlamıyoruz... fildişi kule tabiri ne güzel de oturuyor duruma. Allah Rahmet etsin Cemil Meriç'e ve onun gibi olamayanlara ...

her şey bir tutam mavi uğrunaydı, biraz gökyüzünden, biraz denizden , biraz da kalbimizden bir tutam mavi içindi her şey...

Ne, ne değildir?

Vaktiyle, çok çok önemli biriyle bir polemiğimiz olmuştu. Ona, eleştirdiği şeyle ilgili durumu izah eden bir yazı gönderdim. Anlamamış olacak ki, "Vayyy sen hangi cüretle bana yanıt verirsin!!!" diye zehir zemberek bir karşılık verdi.
Baktım hakikaten hal'den anlamıyor sadece tek bir cümleden oluşan bir açıklama gönderdim. Buna o kadar kızmıştı ki!!! O kızgınlığa tanık olan bir arkadaş, "Valla ne yazdıysan ona az daha sinirden kalpten gidecekti. O kadar sinirlenmişti yani..." Arkadaşıma dedim ki, "Sadece bir cümlelik birşeydi yazdığım" Çok ısrar edince söyledim: "O bir yanıt değil, bir açıklamaydı" Yazdığım cümle buydu.
Çok çok uzun bir süre sonra yine aynı arkadaşa, "Yanıt vermek muhatap almaktır. Onu muhatap alacak kadar önemsemediğimi görünce sinirlenmişti" demiştim. O da, "Açıklama yapmak muhatap almak değil midir?" diye sordu. Birşey demedim. Sadece sustum!
Az sonra ikimiz de, o sinir olan çok çok önemli kişiyi düşünüp birlikte gülüyorduk.
Ne günlerdi ya!

haklıyken haksız konuma düşmeyelim, asıl sorun..

İsmet Özel coca cola light içmek mi ister, içsin.
Kadınlar inektir diyor, niçe yi ilham kaynağı edinerek farklı olmak istiyorsa,bırakın yapsın.
Muamma.. derin adam.. bırakın olsun.
Sıradışı, farklı mı buluyor kendini, e bırakın bulsun.
Tüm bunları hiç bizzat zatı alilerimizin düşündüğü olmamış mıdır? Dürüst olmak gerekirse ben düşünmüşümdür.
Beni asıl öfkelendiren, dahası korkutan şey, sevilen, gençler tarafından bir idol olarak kabul edilen böylesi bir zatın velev ki kendince haklı olduğunu sandığı kendi sıradışılığına hiç yakışmayan sıradan, basit sebepler ileri sürerek,gençliği milliyetçiliğin yıkıcı akımına fırlatıveren fikirleridir, bu fikirlerini açıkça mertçe(!), cesurane(!) orta yere söylüyor olmasıdır. Elbette istediğini düşünmekte serbesttir, savunduğu idea doğru da olabilir ama her doğru heryerde söylenmez ki.. hele ki sözlerinin tesirinin bilincinde olan, bile bile bunu aşkla bağlı olduğu milletine zarar verecek şekilde kullanan İsmet Özel...
Öfkeyle kalkan zararla oturur.

İstikâl Marşı Derneği ve Âkif'in şiiri!

İsmet Özel'in "İstiklal Marşı Derneği Manifestosu" haberi için cemaat.com'a teşekkürler!

Bir arkadaş bu haberin yayımlanmasını alakasız bir yerden yorumlamış. Neyse, hayırlısı olsun. Diğer bazı yorumlardaki 3. sınıf iddaları da artık konuşmaya gerek yok. Orada sorulan soruların cevabını İsmet Özel defalarca verdi. O cevaplara karşılık olabilecek bir şeyler konuşulursa o zaman belki istifadeli olabilir.

Bu haberi, bu derneği dert edinenler, Türkiye'yi dert edinenlerdir bu toprakları dert edinenlerdir; İslâm'ı dert edinenlerdir.

İstiklal Marşı bizim tarifimizdir. Bizim önerimiz ve bizim vizyonumuz, misyonumuzdur. Bu tarifi öğrenmeliyiz. Böyle bir derneğin kurulması gayet güzel oldu bence. İnşaallah aktif bir dernek olur. Biz de üzerimize düşenleri yaparız. İsmet Özel konferanslara başlayacağını söyledi. Zaten öte yandan şiir konferansları da devam ediyor. Orada da bunları anlatıyor İsmet Özel. Başka bir şeyi değil. Şiir, bizim kendimize mahsus bir yolumuz olacaksa lâzım bize, diyor, yoksa lâzım değil.
Her şey, şu çoğu şeyin kötüye gitti zamanda ayakta kalmak direnmek savaçmak ve kurtulmak için.

Mehmed Âkif'ten aşağıdaki duayı alıntılıyorum. Allah yolumuzu açık etsin. Amin.

"Yâ ilâhi bize tevfîkini gönder...
Âmin!
Doğru yol hangisidir, millete göster...
Âmin!

Rûh-ı İslâm'ı şedâid sıkıyor, öldürecek.
Zulmü te'dîp ise maksûd-i mehîbin, gerçek,
Nâra yansın mı berâber bu kadar mazlûmîn?
Bî-günâhız çoğumuz... Yakma İlâhî!
Âmin!

Boğuyor âlem-i İslâm'ı bir azgın fitne,
Kıt'alar kaynıyarak gitti o girdâb içine!
Mahvolan âileler bir sürü ma'sûmundur,
Kalan âvârelerin hâli de mâlûmundur.
Nasıl olmaz ki? Tezelzül veriyor arşa enîn!
Dinsin artık bu hazin velvele yâ Rab!
Âmin!

Müslüman mülkünü her yerde felaket vurdu...
Bir bu toprak kalıyor dinimizin son yurdu!
Bu da çiğnendi mi, çiğnendi, demek şer-i mübîn;
Hâk-sâr eyleme yâ Rab, onu olsun...
Âmin!
Ve'l hamdü lîl-lâhi Rabbi'l-âlemîn...

Dua, Safahat 2. kitap, 1912

Amain amin amin!

İsmet Özel iyidir!

O kadar. Bu millet adına bir derdi var bunu biliyoruz, en azından görebiliyoruz.
Ama herkesi eleştirirken, atasözlerini bile, kendi yanlış yapma hakkının biz okurda mahfuz olduğunun farkında değil. [mi acaba?]

Bu sıkıntılı bir ruh hali bence. Tamam yazdığı her satırı okuyoruz falan filan ama lütfen biri bana açıklayabilir mi, bu İstiklal Marşı derneğinin manası nedir?

Hep şaşırmak mı düşecek bize?

Soruyoruz gayrı ihtiyari.

Dert Edinmek!!!

'Bu haberi, bu derneği dert edinenler, Türkiye'yi dert edinenlerdir bu toprakları dert edinenlerdir; İslâm'ı dert edinenlerdir.'
bu cümle nedir şimdi?
bir derneği dert edinmekle İslam'ı dert edinmek arasındaki ilişki nereden doğar?
ben bu derneği dert edinmiyorum.
peki buradan bir derdimin, sorumluluğumun olmadığını iddia etmek kaçıncı sınıfta olmayı gerektirir?

'İsmet Özel konferanslara başlayacağını söyledi. Zaten öte yandan şiir konferansları da devam ediyor. Orada da bunları anlatıyor İsmet Özel. Başka bir şeyi değil.'
neyi anlatıyor? artık 'siz anlamıyorsunuz' sözü can sıkmaya başladı.
birilerin 'siz anlamıyorsunuz'u kendilerinin anladıklarını iddia etmeleri sadece bir iddia?
söyleyeni merkeze alarak söyleneni es geçmek zaten anlamayı es geçmektir.

'Şiir, bizim kendimize mahsus bir yolumuz olacaksa lâzım bize, diyor, yoksa lâzım değil.'
'Her şey, şu çoğu şeyin kötüye gitti zamanda ayakta kalmak direnmek savaçmak ve kurtulmak için.'
sadece şiir mi? yoksa herşey mi?
şimdi bu yeni bir şey mi?
kurtuluş reçetesi mi?
şiir-kurtuluş ilişkisini kabul etmeyenler veya tek başına yetersiz bulanlar 3.sınıf mı?
direnmek nedir? kimin payına düşer?
kurtarıcı bekleyenlerin mi?
kurtulmak nedir ey cemaat?

"şaşabilir"

yahu arkadaş, "ismet özel" bir insandır. her insanın düşebileceği yanılgılara düşebilir. kimse beyefendinin birikimini, edebiyatımıza ve düşünce hayatımıza olan katkılarını yadsımıyor. sadece diyoruz ki; "beşer şaşar." Hadi "şaşabilir" diyelim. ismet özel'in fikriyatının bir bölümünü paylaşmamak veya eleştirmek 3. sınıf iddia mı oluyor?
bir insanın her söylediğinin yüzde yüz doğru olması veya herkes tarafından kabul görmesi mi gerekir?
bizler eleştirilerimizi yazarken kimseyi sınıflara ayırmıyoruz. siz de bu konuya biraz dikkat ederseniz sevinirim.

"bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında,
canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını... " cemal süreya

3. değil 4.

Arkadaşlar, sanki ben 'İsmet Özel hiç hata yapmaz yapamaz, o yarı-tanrıdır, o o...' diyormuşum gibi davranmayın lütfen. Gerçekten çok alakasız cevaplar da yazmanın anlamı yok. İsmet Özel ne anlatıyormuş.. git oku kardeşim görürsün ne anlattığını. Giderek arkadaşların yukarıdaki metni dahi okuduğundan şüphe edeceğim yani, Özel'in kitaplarını bıraktım da.

İstiklâl Marşı Derneği'nin mânâsı da metinde yazıyor. Metindeki ifadelerin neresine katılmıyorsunuz orayı yazın bari oradan konuşalım yani. Şaşırmak güzel bir şeydir. İsmet Özel de şaşırtan ezber bozan bir adamdır. Hayret makamı diyelim biz buna, şaşırıyorsanız hâlâ.

Diğer yorumlar da aynı şey? İsmet Özel ne diyormuş.. yani bunun anlamı ne? Şunun şunla ne alakası varmış, şu olmayan bu mu olurmuş illa? Türkçe seni seviyorum!

Sadece şiir mi? Böyle bir soru olur mu?

Fikirlerinin bir bölümüne katılmamak.. hangi bölümü peki?

Ortaya bir fikir koydunuz da onu açtınız da biz mi dikkatsiz davrandık? Her dediğine doğru demiyorum kimsenin, ama sizin açınızı da doğru bulmuyorum. Çünkü tecessüsün var olup olmadığını göremiyorum o tarafta, kızmayın ama, böyle.

Neyse, yani böyle filan..

Sonsuz Sınıfta Olmak

şüphe etmek güzeldir
edene aşk olsun.
şüphede şirk çirkindir
taassuba lanet olsun.

'Türk vatanı dünyada eşi benzeri olmayan bir toprak parçasıdır.' Neden böyledir? 'Çünkü orası, oradan başka bütün yerküreyi zapt eden kuvvetin emrini hiçe sayan milletin vatanıdır. Türkiye İslam karşıtı güçlere teslim olmayı ret edenlerin vatanıdır. '
Ne zaman oluyor bunlar?
Bunu yapan MİLLET'e ne deniyor?
Şimdiki durum nedir?
Tarihe şan ekleyip durmanın ne anlamı var?
Şimdi neredeyiz ve neden buradayız?
'Kendimize hor bakmak asrileşmek oldu.'
Yani İslam'a savaş açan işbirlikçi takımı 'tek dişi kalmış canavar'a isteyerek kuma oldu.
İsteyerek kuma olmanın karşılığında idareyi ele geçirdi.
Kuma takımı ne yaptı.
İslam'ın ilkelerini budadı. İslam'ın devrimci yüzünü silmeye yeltendi.
Kafire karşı direnme gücümüzü kafirden yana durarak engellemeye and içti.
Hala bu yeminine sadık kalacağını beyan ediyor.
Nasıl mı? 'Topyekün Savaş' naraları atarak.
Bu saldırılara karşı gelerek direnme cephelerini genişletmek isteyen müslümanlar rengarenk.
Bu renk cümbüşünü MİLLET resmine çeviren kavram nedir? Ne olmalıdır?
Yeni bir nefesle direniş başlatmak güzel.
Ama bu nefesin içine nefs çizgisini zorlayan sevimsiz teviller katmak çirkin.
Anlamamak buradadır.
Yoksa birileri birilerinden anlama çıtasını çalmış değildir.
Direniş çağrısının odaklandığı kavram anlama çizgisini sönükleştirmekte.
Bu çağrının müslümanlar arasında DİRENİŞ BİRLİĞİ sağlamaması odaklanan kavramın içinde yatmakta.
Diğer sözler...
Gerisi her çağda her yerde söylenmiş sözlerdir.
Benim cephemde bütün mesele budur.
Sonsuz sınıfta olmak... dileğiyle

selamunaleyküm

sirayetin böylesi...

Sayın Düz, Sayın İsmet Özel'in fikri size ne kadar sirayet etmişse, üslubu da bir o kadar sirayet etmiş. Size şimdi ve bundan sonra söylenecek hiç bir sözüm kalmamıştır.

"bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında,
canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını... " cemal süreya

Sizin söyleyeceğiniz şeyi

Sizin söyleyeceğiniz şeyi ağzım açık beklemiyorum zaten. Takıldığınız yere baksanıza... "Şimdi ve bundan sonra". Daha önce ne söylediniz ki zaten. Bir şey söylemiş olsanız ona cevap veririz belki, rahat olun.

Müslümanlığın içinde kibarlık da var, sertlik de. Kibar biriyim ben, konuşurken de böyleyim birileriyle genelde. Ama hızlıca sinirlenebilirim de. Böyle artistik laflara karşı.

"Şimdi ve bundan sonra".. "bundan sonra"..

Resmen polemik yapıyoruz. Dur bir saniye, şimdi ve bundan sonra.. ben bunun şarkısını da yaparım. Şiir bile yaparım bu laftan ben. Neyse.

Millet mi ümmet mi?...

Ali Düz kardeşim, söz konusu haberin altına dizilen onca yorumda hiç fikir ya da eleştiri göremediniz mi? evet mevzu polemiğe dönüşüyor ama sizi de anlamakta güçlük çektim şimdi. Yorumları okuduğunuza eminseniz, bundan sonra Büşra Hanım ile aynı fikirdeyim ben de...

ve küçük bir not daha: eğer din adına birşeyler yapılacaksa, bunun manifestosu bir milletin hatta bir ırkın değerlerine dayanan bir metinle değil, belki bütün müminleri kucaklayan bir metin olmalıydı. Maalesef ki şairler bazen mübalağa ile sınırları aşarlar. İsmet Özel'de bu hissiyatta herhalde. İstiklal Marşı'ndaki şu kıtayı kim açıklar? merak ettim:

"ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal"

elhasıl, bu hamur çok su götürür lakin ümmetin orasından burasından tutup çekiştirmekle diriltme iddiası daha baştan batıla saplanmış oluyor...

her şey bir tutam mavi uğrunaydı, biraz gökyüzünden, biraz denizden , biraz da kalbimizden bir tutam mavi içindi her şey...

Ben Ben Ben... Tamam Sen!

belgesellerde avcı avına tuzağını kurar ve bekler.
istediği yere geldiğinde saldırır ve hemen işini bitiriverir.
sayın düz bir avcı misali av peşinde.
teker teker avlıyor bizi!
ben avlarım arkadaş diyor.
zaten av 'beni avla, beni avla' diye söylenip durmuyor mu?
ne yapsın ki avcı vazifesini ifa ediyor.
avcılar kendi içlerinde kibardırlar.
av günlükleri öyle diyor çünkü.
birden kükrerler ve bir yanardağın lavı misali önüne gelen her şeyi yakıp kavururlar.
onlar yaparlar.
ve onlar bilirler.
ve de onlar avlarlar.
ormanlar kralı:'iş sizin bildiğiniz gibi değil' diyor.
kralın adamlarıda kralın sünnetine yapışıyor.
krala ve eğlenceli dünyasının neferlerine selam.

selamunaleyküm

dogruymuş!

Herkes aynı seyı soylemeye calısıyor gıbı...Ümmet mılletten once gelır degıl mı?"Evet" dedıgınızı duyar gıbıyım,degılse ..duyamıyorum.
Mılletını seversın tabıı ama ırkcılık yapmak,bılerek damara basmaya calısmak hıcbır muslumana yakısmaz.
Polemıge gerek yok,hele hele ırk gıbı tercıhın sozkonusu olmadıgı bır konuda..
benım ıcın neyın dogru oldugu da bana kalsın,
saygıyla kalın

tartışma şartları

Bu son yorumu da yazıp bu konuyu bitirmek istiyorum. Neredeyse konuyu irdelemek bakımından hiç bir şey söylemedik. Buna müsait bir zemin de oluşmadı zaten, arkadaşların konuyu kıstırdıkları alanda. Bundan hariç düşündüğüm bazı şeyleri ise, daha önceki bir tartışmada yazmıştım. Onun linkini vermek istiyorum: www.cemaat.com/node/3506

Arkadaşlar şöyle bir tartışma biçimi yoktur bence: Bir düşünür bir düşünce ortaya koyar. Onu etraflandırır, temellendirir ve çerçevesini belirtir. Bir konuda bir hüküm belirtmiş olur. Ve ortaya konulan bu çabanın bu fikirler toplamının özeti mahiyette birkaç cümle ortaya çıkar. O bir kaç cümle de genelde o fikrin takipçileri tarafından özet-sunu olarak dillendirilen cümle olur.
Birisi İsmet Özel ne diyor? der; öteki, kâfirle çatışmayı göze alan Müslümana Türk diyor, der, meselâ. Sonra kendisine cevap verilen kişi bunu düşünür; bunun ne anlama geldiğini gelebileceğini düşünür ve daha merak eder, konunun peşine düşer konuyu ayrıntısıyla öğrenir filan. Ama kendisine cevap verilen kişi hemen o özet-sunu cümlenin tersini söyleyip, hayır! o ifade yanlış!, diyemez. Derse bu problem doğuran bir tavır olur, kestirip atmak olur. Tıpkı sizin yaptığınız gibi. Bu genel bir bağlam tabi. Bazı durumlarda bunu diyebiliriz de. Yani bize söylenen sözün kimden, nasıl, nelerle çıktığına bağlı bu biraz da. Ama yukarıda sizin yazdıklarınız buna denk düşüyor. Sonra da bir iş yapmış gibi, karşılık bekliyorsun.

Şimdi buradan, meselâ enes yıldız'ın yorumuna geçersek, enes bey, İsmet Özel'in ırk temelli bir Türklükten bahsettiğini söylüyor. Ama ne tuhaf ki, İsmet Özel de diyor ki, Türklük tarifim ırkî bir tarif değil, hatta kültürel bir tarif de değil. Eee şimdi ne yapacağız?.. Sizin yaptığınız tartışma, öne sürdüğünüz fikir bu işte. Yukarıda yazılan yorumlar ve benim kızdığım yorumlar böyle! Tamam, İsmet Özel'in, mevzuu önünde sonunda ırk bahsine dayandırdığını düşünüyorsan, bu düşünceni temellendirir, güzel bir bağlama oturtur, dayanaklarını belirtir, karşı-fikrini kurarsın. O zaman ciddi muhataplar edinme imkânı kazanırsın. Diğer durumda söylediğin sözler hiç hiç bir şeye yaramaz. Sen bir şey dersin, karşındaki hayır o öyle değil der, eee? Evet. Hayır evet hayır evet hayır... Irk ırk deyip duruyorsunuz, nasıl ırk peki, hangi sözü direkt ırka çıkıyor?..

İstiklâl Marşı'ndan bir dize alıp, bu dizeyi bana kim açıklar diyorsunuz. Bir fikir ortaya koyuyorsanız sizin açıklamanız lâzım. Gerçi zaten sanki çok karışık bir şeymiş gibi!.. Bu da ne ya filan...

murat marili hepten kendini koparmış. Onun şimdiden ve bundan sonra :) muhatap alamam sanırım. Böyle adamlarla işim olmaz. Kimin müstarısın kardeşim. O ad, nüfus cüzdanındaki adsa o, bırak böyle şeyler yazma, gülünç durumdasın; yok başkasının adamıysan, radikal madikal biri filansan git kendine uygun bir ortam bul, ben sana uygun bir ortam değilim! Öyle avcı mavcı tiplemelerine gerek yok, argo konuşmakla sorun çözülmez -yani bazen çözülür de şimdi çözülmüyor- . Bizim de dilimiz laf yapar ayrıca.

Nokta.
Allah bir daha böyle tartışmalara düşürmesin. Amin.

İsmet Özel bahsine mecburi ek!

Mecburi diyorum, çünkü tartışma epeydir uzayıp gideceğe benziyor. Katılmamak için direndim ama açık konuşalım ki buna karşı koyamadım.

İsmet Özel bir şeyler söylüyor. Açık ve net olan sadece burası. Bence A. Düz'de ismet özel'in doğrudan ne söylemek istediğini anlayamamış. Şahsen ben anlamadım, şairliğine mi verelim? Bence vermeyelim, sorgulayalım. Türklük bahsi, buz gibi ırki çağrışım değil midir? Tamam, değildir diyelim, ama o zaman bunun adı sadece; Ümmet kavramını taşımak olarak okunur. Onu kaldırıyorsun, bunu koyuyorsun.

Açık konuşalım, Ali Düz, İsmet Özel'e sadece inanıyor. Ne söylediğini kendince tartışmaya açamıyor fakat, cemaate tartışma şartlarını sıralayabiliyor.

Ne olduğunu söyleyeyim; İsmet Özel, ölüm korkusuna düşmüştür. Bu dev adam, bu inanılmaz şiirlerin şairi artık ölüm korkusunda yaşamaktadır. Son dönem attığı adımlara bakın hep yarınlara kalmak üzere şekilleniyor. İ.Özel, bir yazısında "Kendi etrafımda bilerek ve isteyerek bir öbekleşme oluşmasını engelledim" diyordu, artık bu toplaşmayı istiyor bence. Dernek bunun en büyük isbatı.

Bir de bakıyorum, Necip Fazıl, Büyük Doğu Gençliği, Sezai Karakoç, Diriliş Nesli ve sair devam edebilir liste.

Bence düşünmek de fayda var.

'Muhatap Edinme İmkanı' Verenlere!!!

'o zaman ciddi muhataplar edinme imkanı kazanırsın.'
'onu şimdi ve bundan sonra :) muhatap alamam sanırım.'
kimi?
beni.
alma ne yapayım.
çok zoruma gitti!

onu şimdi ve bundan sonra...
'onun şimdiden ve bundan sonra...' değil.
bu büyük! ve derin! anlamlı sözün altında asıl ben koptum.
toparlayın lütfen.

'...radikal madikal biri filansan git kendine uygun bir ortam bul...'
teşekkürler!
zayıf halka nimete vesile olmandan dolayı sana minnettar!
peki adres?
lütfederseniz tekrar teşekkür!

'Bizim de dilimiz laf yapar ayrıca.'
ciddi muhataplar edinme imkanına alkış!
fikrin irfanına ses veren dil'e alkış!
sadece bu an değil
şimdi ve bundan sonra ve her zaman.
süresiz alkış!

'İsmet Özel de diyor ki, Türklük tarifim ırkî bir tarif değil, hatta kültürel bir tarif de değil. Eee şimdi ne yapacağız?..'
ırki değil. tamam
kültürel değil. tamam.
çaldıran sonrası tarihsel gerçekliğinin devam ettirelmek istenmesi mi?
bunun içini dolduran kim/kimler var?
dolduğunu söyleyen boş olanı tanımlarken hangi usulü yüklenmiş.
'ben ben ben' bir usul değil
ancak bu kibir adem'in gömleğine münasib rengin bahçesinden değil.
'falan filan'la ciddi muhatap bulmak isteyenlerin payına düşen dil'in çok sorunu var.
sonlandırmada mutabıkız.
bu tarlayı nadasa bırakmakta fayda var.
... şimdi ve bundan sonra...

Kelimelerin Ruhu

Önce kelimelerimizi kaybettik. Bulmaya çalışırken onlara yüklediğimiz anlamlar ile kaybettiğimiz anlamlar arasında uçurumlar oluştu. Kelimelere hep aynı anlamı yükleyelim demiyorum ama çalıntı bilinçlerle de bir yere varamıyoruz.

İstiklal Marşı ve Türklük olgusu arasında derin bağlar kurmaya çalışan İsmet Özel'in yorumunu, bir de İhsan Eliaçık'ın "İstiklal Marşı’nda neden “Türk” yok?" makalesindeki www.haber10.com/makale/6211/#Scene_1 bakış açısıyla değerlendirmekte fayda vardır.

Türk Ümmeti

yukarıda "Millet Nedir?" mesajımla birlikte verilen linkteki yazı ne kadar da uyumlu oldu. ne diyor merhum Akif;

Hani milliyetin İslam idi… Kavmiyet ne!
Sarılıp dursaydın a milliyetine

“Arnavutluk” ne demek? Var mı şeriatta yeri?
Küfr olur; başka değil, kavmini sürmek ileri”

“Arabın Türke; Lazın Çerkeze yahut Kürde
Acemin Çinliye üstünlüğü mü varmış? Nerde!

Müslümanlık da “anasır” mı olurmuş ne gezer
Fikr-i kavmiyeti tel’in ediyor peygamber”

(Safahat, Üçüncü Kitap; “Hakkın sesleri”)

ali düz'ün de anlamak istemediği bu galiba! ne amaçla söylenirse söylensin "niye" türk ismi çatısı altında yapılıyor bu işler!

bunu zaten ismet özel de diyor; millet ile ümmet denktir. e peki türk milleti demek acaib olmuyor madem türk ümmeti de diyelim. inan gülmemek için tutarız kendimizi. türk ümmeti...! içi boşaltılan kelimeler/kavramlar üzerinden fikir yürütmek de ne zormuş.

türklük denktir müslümanlık mantığını savunan ali düz, "polis" filmi için türk sinemasının örneği derken nasıl bir ilişki kurdu acaba! film türklük kokuyorsa o mantık ile müslümanlık da kokmalı. ama nerde bu müslümanlık filmde? dansta mı, sevgilide mi, zinada içkide mi? a, iki rekat namaz kılmakla türklük müslümanlık denkliği sağlanıyorsa bir şey diyemeyiz. müslümanlığı cuma'dan cuma'ya sığdıran zihniyete mi teslim olduk yoksa biz de!

ali düz kardeşim, önce kelimelerin ne olduğunu aslından öğrenelim ondan sonra konuşuruz.

Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

İstiklâl Marşı Derneği'ne Üyelik İçin ve "Siper Et Gövdeni"

İsmet Özel'in kurduğu İstiklâl Marşı Derneği'ne üye olmak için aşağıdaki linkten hareket edebilirsiniz:

www.ismetozel.org/site/modules.php?name=News&file=article&sid=559

Ayrıca, İmder hakkında ismetozel.org'da yayımlanan "SİPER ET GÖVDENİ" başlıklı yazı için:

www.ismetozel.org/site/modules.php?name=News&file=article&sid=560

İstiklâl Marşı Derneği Web Sitesi

İMDER - İstiklâl Marşı Derneği Web sitesi'ne aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir. Site şu an için yapım aşamasında, ancak üyelik hakkında bilinmesi gerekenler, dernek tüzüğü ve üye kayıt beyannamesi gibi bölümler var.

www.istiklalmarsidernegi.org.tr

Selam ve muhabbetlerimle...

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

Derneğin ismi?

Her şey bir yana da, benim anlamadığım bir konu var. Bu derneğin ismi nedir? Resmi sitesinde ve burada belirtildiğine göre derneğin ismi İstiklal Marşı Derneği ve kısaltması da İMDER, ama Eyüp Demirkapı'daki merkezinin duvarında kocaman bir logo tabela var ki, üzerinde kocaman bir DİMDER ibaresi her gördüğümde aklımda soru işaretleri oluşmasına neden oluyor. Diyelim ki derneğin adı kendi sitesinde de belirtildiği gibi İMDER, peki aylardır duvarında asılı kalan tabeladaki yazım hatasını farketip, düzelttirebilecek, bırakın sokaktaki insanı, bir dernek üzerinden bu kadar ideolojik söylemler çıkartan bir Allah'ın kulu dernek üyesi ya da sempatizanı da çıkmayacak mı? Bu kadar ciddi bir mesele ve iddianın üzerinden şekillenen bir derneğin, isminden başlayarak hatalara yer vermesi o oluşuma dair ciddi bir olumsuz izlenim vermez mi? Soruyorum?