renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Varlık Dağını Delmek

Allah insanı yarattıktan sonra gurbete yolladı. Bu gurbette bir taraftan kendisine ulaşmasını kolaylaştıracak birçok yol ve yöntemi de insana öğretti. Ama bir taraftan da bu arayışın sınandığı diğer yön vardı. Burada da Şeb-i Arus’u gerçekleştirmek yolunda bin bir engel ve tehlikeler O’nu bekliyordu. Bu engel ve tehlikenin en büyüğü yine kendisinin yaptığı, sağlamlaştırdığı bir dağ vardı onu aşmak zorundaydı. Bu dağ: Varlık dağıydı.

Her insan kendi varlığıyla müsemmadır. O varlık özel alandır. Bağımsızdır ancak etkileşimlere kapalıda değildir. Sahiplendiği bir mirası, yüklendiği bir misyonu vardır. Her insan kendi varlığında bunu hisseder. Ömrü boyunca kendi varlık âleminde başka varlık âlemlerine yolculuk yapar. Bu varlık hem yoldur, hem dağdır. Acılarla, hüzünlerle, yenilgilerle, zaferlerle, gözyaşlarıyla, sevinç çığlıklarıyla yoğrulmuştur. Savaşım içindedir, ta doğduğu andan itibaren ciğerlerine çektiği hava ile başlayan çevresiyle, insanlarla ve kendisiyle… Bunlar onun varlığını oluşturur.

Musa Tur- i Sina’yı, İsa Zeytin Dağı’nı ve Muhammed Hira Dağı’nı aştı. Mesaj ve anlam yüksek yerdeydi. Varlığın sırrı en zor, en çetin yerdeydi. Burayı aşmadan olmazdı. Kurtuluş, hidayet, büyük buluşma oradaydı. İçsel arayışlarının cevabı peşindelerdi. Yaşadıkları çağın acılarından, zulümlerinden, arayışlarından çıkış yolu, noktasıydı varlık dağı. Ferhat sevdası Şirin’e ulaşmak için dağı delmek zorundaydı. O dağda ab- ı hayat suyu vardı. Ancak dağı delmek zordu. Günlerce, aylarca uğraştı, didindi ancak bu O’nu gerçek vuslatına erdirecekti. Çabasından vazgeçmedi. Uğrunda bu kadar uğraşmaya değmez demedi. Daha kolay yollara sapmadı. Ulaşmak istediği aslında Şirin değildi. Şirin bir aracıydı sadece. Kendi varlık dünyasında hedefe götürecek bir elçiydi. Sevgili onu kendi varlık dünyasının özüne yaklaştırırdı. Bu hem öze götüren yoldu, hem de engeldi.

Aşılacak çok engeller var. Bir kısım engelleri biz kendimiz üretiyor, önümüze koyuyor, sonrada aşamaya çalışıyoruz. Bunları özenle büyütürüz, besleriz ve çoğaltırız. Sadece kendi önümüze koymakla kalmaz, başka insanların önüne de dikeriz bunları. Bazen yol oluruz, bazen dağ.

Ayağa kalkmalı, varlık dağını delmek için. Eline gerekli aletleri almalı. Bilgi, tecrübe, hikmet, sabır, ahlak, azim ve sevgi ile donanmalı. Bu mücadele insan ömrünün hikâyesidir. Ben aştım, diyebileceğimiz bir zaman yoktur. Hayat yolda olmaktır. Kazandım dediğimiz anda kaybedebiliriz. Kaybettiğimizi sandığımız anda bir kurtuluş ümidi vardır. Varlık dağı tek bir dağdan oluşmaz. Aştıkça yeni aşılacak dağlar vardır. Kaf Dağı’nın ardındaki Zümrüdü Anka kuşuna varmak için vadilerden geçmek zorunda kalan Simurglarız. İstek, Aşk, Marifet, İstiğna, Tevhid, Hayret,Yokluk vadilerini aşarak varacağımız yer yine kendimiziz. Vardığımızda kurtarıcımızın kendimiz olduğunu görürüz.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Güzel bir anlatım. Varlık

Güzel bir anlatım. Varlık ve yokluk arasında gidiş geliş..yolda olmak..düşüp kalkmak..kaybettirende kazandıranda biziz.vesselam