siz ne güçlüydünüz beyler! ne güçlü…
arenalarda boy gösterir, kölelerinizi kılıçtan geçirirdiniz. salonları kahkahalara boğar, tüm bakışları üzerinize çevirirdiniz. insanların yapamadıklarını ne rahat yapardınız beyler…
mesela sigaranızı yakmak için bir kibrit aramak ya da birisinden yanık sigarasını istemek gibi bir duruma düşmezsiniz. siz minibüsle gittiğiniz ve ineceğiniz durağınıza vardığınız halde, müsait bir yerde inecek var! diyememe durumuna düşmezsiniz. yakınlarda inecek birisinin olması için dua etmezsiniz. kibri kendisinden önde gelen birisiyle konuşmamak için yolunuzu değiştirmezsiniz…
sessizlik; kırık iniltilerinizle kalırsınız baş başa, kimse duymaz iniltilerinizi, yavaş yavaş terlersiniz, kocaman ağzınızdan kocaman bir sessizlik çıkar yalnızca. kentin siren seslerine karışır iniltileriniz, nafile duyulmazsınız, fark edilmezsiniz, yalnızsınız.
siz kendinize ne çok güvenirdiniz beyler!
takunyalarınızın çıkardığı sesleri duymayabilirsiniz, bir at gibi kişneyebilirsiniz sokak ortalarına, dokunulmazsınız, sürebilirsiniz istediğinizi istediğiniz yere. başınız dik sırtınızı çevirebilirsiniz annenize, düzenli ödeme talimatlarınıza acizler yurdunu da ekleyebilirsiniz. siz hiçbir şeyin düzeninizi bozmasına izin vermeye bilirsiniz, alnınızda biriken yaşlılığınızı giderebilir, saçlarınıza aklar düşmesine müsaade etmeyebilirsiniz…
aslında siz hiç terlemezsiniz beyler. tırnaklarınız uzamaz, kalabalıklara karışmaz, sümüklü bir çocuğun bakışlarından iğrenmezsiniz… avuçlarınızda bir bebeğin kokusu göğe yükselirken burnunuzu tıkamazsınız, yüzünüzü çevirmez, ellerinizi bir kuyuya daldırmaz, yıkanmazsınız…
sessizlik; madem ki her an kıyısında gezinmekteyiz ölümün, o halde bir ceylanın ürkek bakışlarını takınıp, tetikte olmalıyız. aksi halde kör bir baykuşun korkularıyla baş edemeyiz…
olağan sessizlik; yürürken sokaklarda bir serçe düşebilir kafanıza bir kaplumbağanın hıncıyla ya da bir sokak lambasının ışığı silebilir gölgenizi, ansızın bölebilir bir ıslık düşüncelerinizi, kekeleyebilirsiniz, donabilirsiniz hatta ölebilirsiniz, hiç beklenmedik bir şekilde…
gelen sessizlik; geldiğinde kaçacak bir sığınak bulamayabilirsiniz…
girecek bir kovuk, dayanacak bir dal ya da sizi eteğine saklayacak bir kadın. bulamayabilirsiniz…
siz kendinize ne çok iyiydiniz beyler!
her cumartesi düzenlenen çevre gönüllüleri vakfının müdavimiydiniz, patlayan flaşlar altında gülümsemeniz eksik olmazdı dudağınızdan, uzattığınız her çekle birlikte kurumuş nice midelere fidanlar ekerdiniz, dolaştığınız cadde kenarlarında, şehrin büyük alanlarında adınızın verildiği ormanlıkları görür de hiç böbürlenmezdiniz…
siz her şeyi bilirsiniz beyler! aslında her şeyi…
bilirsiniz gölgenizden neden çok korktuğunuzu. ve bu korkularınız yüzünden neden gözleriniz açık uyuduğunuzu. bilirsiniz neden her gece ortaya çıkan tedirginliğinizle, koca yatağınızda debelendiğinizi.
siz her şeyi bilirdiniz beyler! her şeyi…
sizden neden iğrendiğimi de…
Yorumlar
o ve ben
Paz, 11/03/2007 - 14:49 — cemalcalikO güzeldi ben çirkin! O bilgeydi ben cahil! O müşfikti ben zalim! O dağıtır ben el açardım! ben varlık içinde yokluktaydım O yoklukta var ederdi! Onun dilinde şükür virddi benim elimde tesbih aksesuar!
cemal çalık
biliriz en iyi biz...
Paz, 11/03/2007 - 17:52 — rıdvan cihat......................................................
.....................................................
Dikkat köpek! Balıkları gusül yıkamaz
Çamaşır aleti çıkalı
İçimiz temiz namazı rahat bırakabiliriz
Kötülük ne değil biz biliriz en iyi
Dışımız ter! Temiz iç çamaşırlar
Leğenler pisti eskiden su kara inerdi annelere
Temizlik dersinden bizi anneler geçirirdi
Bağdatta annelerin de işi bitti
...................................................................
Ciddiyim gayet gayr-i ciddi durmada
Bakmayın
Namlunuzla sırtımı kaşıdığıma
................
Balığın iti olur mu peki
Domuzun var abede
.........................................................
.........................................................
siz her şeyi bilirdiniz beyler! her şeyi…
Paz, 11/03/2007 - 20:57 — Fatma Nihan Yıldız"siz minibüsle gittiğiniz ve ineceğiniz durağınıza vardığınız halde, müsait bir yerde inecek var! diyememe durumuna düşmezsiniz. yakınlarda inecek birisinin olması için dua etmezsiniz"
çok yerinde bir tespitte bulunmuşsunuz.o duyguyu çok iyi bildiğim için, ancak bu kadar net ve güzel cümlelerle iyi anlatılabilirdi.Konuyla bütünlük, arz edip, tasvir etmeye çalıştığınız "tip"e tam uymuş.
Sadece Teşekkür...
Pzt, 12/03/2007 - 10:11 — Turan Çetinyazıyla ilgili değerli yorum-tespitin için teşekkür etmek istiyorum. teşekkürler...
"Kibri Tavana Vuranlara"
Pzt, 12/03/2007 - 23:09 — Ümit DemirCezadan korkmam ben!
Benim korkum hainlikten...
Göz göre göre hak yiyorsunuz.
Yılan bile gözüme daha hoş geliyor sizin yanınızda.
Mide bulayan en çirkin yaratılışlı mahluk bile
sizden daha az tiksindiriyor beni.
Çünkü sizde yalan var, dolan var, hayınlık var,
kötü nâmına ne varsa sizde var.
Midemi bulandırıyorsunuz.
Size olanca düşmanlığımı takınacaktım
ama vazgeçtim. Çünkü öyle yaparsam
ben de size benzerim.
Fakat yine de dişe diş mücadelemi yapacağım sizinle.
Ne demek çok konuşma!
Konuşacağım elbet.
Kuvvetin haklılığı yok artık, hakkın kuvveti var.
Bunun için çalışacağım, bunun için savaşacağım.
Asıl siz konuşmayın!
Boş tenekeden nasıl ses çıkıyorsa
sizden de öyle ses çıkıyor.
Kafanız bomboş...
Hiçbir şey anlamıyorsunuz.
Dik başlısınız!
Tarladaki olgunlaşmamış ekin gibisiniz.
Boşsunuz, kafanız dik!
Şöyle bir bakın bakalım, dolu taneli buğdaylar
nasıl eğmişler başlarını.
Var mı sizde öyle bir haşmet!
Sizin yaptığınız şeytanlık.
Ayçiçeği bile gündüz de olsa yüzünü güneşe döner;
siz ise yarasa gibi karanlıkta dahi
ışığa bakmaktan korkuyorsunuz.
Bencilliğiniz,
hayınlığınız,
yalanınız,
dolanınız
açığa çıkar diye mi düşünüyorsunuz.
Sizi gidi fare kadar
korkak ve iğrenç yaratıklar.
Gizlendiğiniz lağımlardan çıkın artık.
Burada, gün ortasında,
ilkbahar serinliğinde
yüce, ulvi değerler sizi bekliyor.
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...