renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Daha Öğrenememiş Bir Öğretmenden Mülhem

Parktayım.. ne varsa artık parkta! Cıvıldayan çocuklar eksikliğimi artırmaktan başka bir işe yaramadı oysa.
Ahmet, ‘vardır bunda da bir hayır.. üzme kendini’ diyor ama, beni avutmak için söylemediğinden emin olamıyorum. Beklemediğim bir yanıt almaktan korktuğum için samimi olup olmadığını soramıyorum da.
Zor.. çok zor! Onca yıl hazırlık yap, kısmetini bul ve evlendikten sonra çocuğunun olmayacağını öğren.
Ha kolu olmayan insan, ha çocuksuz aile.
Olmayan çocuğunun eksikliğini taşımak nasıl bir şeydir bilir misiniz siz!
Çolak olmak gibi aynı. Bir uzvun eksik. Tamamlanamamış bir boşluğu dolaştırırsın yanında. Kolun var ama şeffaf. Sıfatıyla tezat teşkil eden bir ağırlığın yükü çöreklenir ruhuna. Her yere onunla birlikte gidersin. Ve her aklına geldiğinde, kendi içinde taşıdığın o boşluğa basarak uçurumdan aşağı yuvarlanıverirsin. Uzuvlarını toparlamaya çalışırsın sonra. Normal bir aile saadeti yerine, başkalarını seyredip gıpta etmek düşer senin payına.
Çocuk, eksiğin demektir. Birinin sana ‘anneciğim’ diyemeyecek olması ise hiçbir zaman tamamlanamayacağın manasına gelir.
Çocuklu kimselerin bakışlarından, eksikliğini ünleyen manalar devşirsin bu yüzden. Bir kötürüm gibi tutulup kalırsın hayatının ilkbaharında.

İlkbahar deyince geldi aklıma. Çiçek açıp da meyve vermeyen ağaç gibi aynı. Gözden düşersin.. kendi gözünden.. akar ve erirsin. Anne olamadığın için kadın olduğunu dahi bilemezsin. Anne olmadan tamamlanamazsın çünkü. Hayatına anlam katacak cümledeki tek eksiğin ‘anneciğim’ dir.. ve sen, o cümlenin hiçbir zaman tamamlanamayacağını düşünürsün.
Yanımdaki bankta oturan şu kadın öyle mi ya! ne kadar mutlu. Biraz abartmış olabilirim ama en azından huzurlu olduğu kesin. Tastamam olmuş. Önünde duran çocuk arabası her şeyi açıklamaya yetiyor. Çocuğu eksiğini tamamlamış çünkü.
Kıpır kıpır.. her hareketi o boşluğun içine doğru. Çıkardığı sesler insanın tüm sıkıntısını alıp götürür onun. Altlarını temizlenirken dahi gıpta ile bakıyor insan.

O huzur dolu yüzüne başımı çevirip, gözlerimi gözlerine dayayarak ‘benim çocuğum olmayacakmış’ diye haykırmak geliyor içimden. Bunu yaparken başımı önüme eğip, kısık bir ses tonu kullandığım için kendime acınmasına neden olmak istemiyorum.
Ne fark edecekse sanki. Hepsi aynı şey. Ben acınmasını değil çocuğumun olmasını istiyorum sadece. Ona süt vermek.. öpüp koklamak. Büyüdüğünü görmek istiyorum, ama nafile.
Oysa o benim gibi değil.
Şu oynayan büyük çocukları seyrederken ikbale dair hülyalara daldığı nasıl da belli.
Elimi uzatıp kucağıma almak istesem vermeye dahi kıyamaz.
‘Benim çocuğum olmuyor.. sizinkini sevebilir miyim’?
Kocaman bir ‘hayır’ sana!
Çocuğu olmayan insanların ruhi problemleri olur tabi.
Çocuğa karşı duyduğu özlemden dolayı göz koyup, kaçırmaya dahi yeltenebilir.
Ara sıra beni gözetlemesinden belli.

Çocuk ağlayınca nasıl da tedirgin oluyor.
Keşke benim de olsa. Ve ağlasa.. ve ben onunla ilgilensem.
Uzun sürüyor
Ağlaması diyorum
Sona ermek bilmiyor
Kadın yerinden kalkıp, ters duran arabanın ön tarafına geçerek çocuğu kucağına alıyor.
Oldukça iri.. biraz büyük gibi. İnsan gözü gibi bakıyor tabi.
Ama susturamıyor bir türlü.
Yardımcı olmak istiyorum.. bunu anlıyor.
Bakışlarımız birbirine değdiğinde gözlerini kaçırıyor.
Vazifesini yerine getiremediği için o da eksik hissediyor olmalı kendini.
Tekrar göz göze geliyoruz.
Tebessüm ediyor bu defa.
Tebessümüne karşılık verince ‘merhaba’ diyor.
‘Ben alabilir miyim, belki ilgisi dağılınca susar’ diyorum.
Çocuğu kucağında sallamaya devam ediyor.
Cesaretini toplamaya çalıştığını düşünemiyorum o an
‘Alın.. ama’ derken ses tonu kısılıyor
Kısa bir fasıla veriyor
- Spastikleri anlaması biraz güç oluyor da.. diyor
Susuyoruz bir süre
Düşüncelerimden taşan istem dışı kelimeler dökülüyor dilimden
‘Aslında hepimizi’ diyorum
Ayrı frekanslarda dolaşıyoruz bir süre
-‘Bazen’ diyor.. ‘ ne yaptıklarını, ne istediklerini bilmiyorlar’

Parkta oynayan çocuklarına kahreden annelerin bağırışlarına karışıyor kelimelerim

‘Biz de’ diyorum.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Hiç doğmayacak olan çocuklara

Bu yazıyı okuyunca resmen vuruldum. Çocuk meselesi çok hassas... Uzun yıllar çocuk hasretiyle yanan bir yakınımı biliyorum. Dünyada sanki sürgün hayatı yaşıyor gibiydi. Ne vakit bir çocuk görse döner bakar, bakar, bakar dururdu. Onun o hali içler acısıydı.
Neyse ki sabretti. Ve geçtiğimiz yıl Allah kendilerine bir çocuk nasip etti. Bu yaz, tatilde kendilerini gördüm. Neredeyse 10 yaş gençleşmişti. Allah isteyen herkese çocuk nasip eder inşallah.
Bir de hiç doğmayacak çocuklar var ki o da ayrı bir yürek yarasıdır. Kiminin adı Murat, kiminin Behnan, kiminin başka birşey. Allah, çocuk düşü kuran herkese hayallerinde büyüttüklerine benzer yavrular nasip etsin!

bilmek ve olmak

Yazı böyle bir acıyı yansıtma biçimi olarak çok hoş ve etkileyici olmuş ...dertlerin hiç eksilmediği sadece kişiden kişiye şekil değiştirdiğini görüyoruz...Yazıda bir kadın duygusu içselleştirilerek bir erkeğin kaleminden verilmiş ama, bunun hiç bir zaman tam anlamıyla başarılamayacağından eminim..kaldı ki bir kadın bile, hatta bir anne bile çocuk sahibi olamayan bir kadının duygusunu tam olarak hiç bir zaman anlayamaz ...Çünkü her eksiklik kendine özeldir ve tam olan eksik olanı anlayamaz.... Allah cümlemizin eksiklerini hayırlarla tamam etsin...

yazı mı yazgı mı

Eline, yüreğine, kalemine sağlık dostum;
İçsel bi dürtü, dışavuruk bi anlatı. Çağın Peyami Safa'sı gibi...
İnşallah bu güzel yazılar bi gün, bi dosya halinde ulaşır sevdiklerine.
Selam olsun...

ontolojik arayış

Okudum, haz aldım. Dokunaklı ve anlamlı bi yazı. Ama deneme'den çok öykü kuramına daha yakın. Öykü diye düzeltilirse sanırım ürünün hakkı verilmiş olur.
Selametle Selim'ciğim...
Özlemiştik seni...

Hangisi daha acı?

Çocuk hasretinin ne demek olduğunu bilirim.Bizzat yaşamasam da bir yakınımın acısına yıllarca şahit oldum.O zamanlar "çocuk sahibi olamamaktan daha kötü ne olabilir ki" diye düşünüyordum.İnsan buna nasıl tahammül edebilir ki? Ta ki engelli çocuklarla çalışmaya başlayıncaya kadar.Bu çocukların ve ailelerin dramını görünce hangisinin daha acı olduğunu kestiremiyorum şimdi.Hangisi daha tahammülsüz...Bunu söyleyebilmek çok zor.çocuğu olmayan insanlara engelli çocukları anlatarak "böyle de olabilirdi" diyebiliyorum sadece.

Ve herkes için şu duayı ediyorum..Allah herkese hayırlı ve sağlıklı çocuklar versin.Çekemeyeceğimiz yükle sınanmayalım inşallah.Amin..

Yazınızla içim biraz daha burkuldu.Allah yar ve yardımcınız olsun.
Selametle.

Ne içindeyim zamanın; ne de büsbütün dışında...
Yekpare geniş bir anın, parçalanmaz akışında...

Neden o zaman?

Esselamunaleykum;
Görünürde eli ,ayağı tutan;sağlıklı insanlar olarak ,en azından hayatımıza 'engel' teşkil edebilecek bir eksikliğimiz yokken _ki şükürler olsun bugünümüze_hala nedendir bu doyumsuzluğumuz ve şükürsüzlüğümüz anlayamıyorum doğrusu.
Kendimizi görmeyi/kendimize bakmayı çoktandır unuttuk galiba .Aynalara sırf elaleme güzel görünmek adına bakar olduk.Aynadaki yüze,görünene; kendimiz olduğumuz için hiç bakmadık.Nasılız,ne hallerdeyiz ,hangi yol üzerindeyiz diye.....
Ahseni takvim üzerine yaratılmışken ;çoktandır kapısını dahi aralamadığımız ve hatta üzerine kara topraklar örttüğümüz iç alemimiz , içerimiz bir yana ;yana yakıla ve sadece ve farkında olmadan ve çoğu zaman menfaatlerimiz /çıkarlarımız uğruna dışımızıda kararttık maalesef.
Yoksa 'buna da şükür' 'vardır elbet bunda da bir hayır' diyebilmeliyken olanlar/olaylar karşısında ;illede olmalı diye haddimizi aşmazdık sanırım.
Çocuk sahibi olmanın ,bu dünyadaki diğer mutluluklar içindeki karşılığının ne olabileceğini bilemiyorum;ve buna değer biçerekte haddimi aşmak istemem.
Ama dünya misafirhanesinde herşeyi imtihan nazarıyla değerlendirmeyi unutmaz isek şükür yolunda çok daha güzel lütuflarla karşılaşacağımıza eminim(bu dünyada olmazsa öte dünyada inş.)
Neden o zaman hala ,varlığımıza ve sahip olduklarımıza şükretmiyoruz.

çocuk...

Çocuk da bir imtihan vesilesi.
Varlığıyla ya da yokluğuyla.
Her ikisinde de Yakup misali bize düşen
"Fesabrun cemil".

1 damdan düşen olarak....

Selim Bey, yazınız dün tamda hüzünlü 1 şarkıyla ağlarken, nette sıkıntıyla gezinirken karşıma cıktı, hah! dedim pişti!!!!
Piştileri önemserim ve 2 satır yazmadan gecemedim ...
Yazı belli ki gözlemle yazılmış kurgu değil, güzel 1 empati yapmışsınız, sonuçta 3 kadersel engelliyi 1 araya getirmişsiniz...
Ama ne biliyor musunuz, 1 şey eksik...
Evet, Levent Yüksel dinliyordum,şöyle diyordu;
Gün olurdaaaa belkiii 1 gün.....
1 başkaaaa alem seni benden alırsaaaa....
ya her uzattığı a lar e ler i ler kalbime bin tane ok olarak saplanıyordu...
Niye mi, yaşadığını söylemiş çünkü,sesinde acıyı hissediyosunuz ya!
Kalbiniz tepkisiz kalamıyor.
Belki çocugu olmayan 1 kadın yazsaydı cayır cayır olacaktı diye düşündüm.
İyiki yazmamış bu arada:d
Ve ne biliyor musunuz,aslında dünya hayatı 1 MMPORG ve kıssadaki gibi
kürkler içinde de olsa, küller içinde de, geciyor....
Yeterki niyet hayır, akibet hayır olsun-hepimiz için...
Kaleminize sağlık ...
VSLM
k.çiçek

Ben gelmedim davi için,benim işim sevi için...... :D

Hayat

Hayat bize daha kimbilir neler öğretecek? Bakmasını ve görmesini bilenler için insanda büyük ibretler var.

Bir öykü yazdım ve

Bir öykü yazdım ve muhayyileme taşıdığım çocuğu olmayan 'yok biriri' vesile ederek bir yere varmaya ve dolayısıyla bir şeyler anlatmaya çalıştım. Başardım ya da başaramadım. Herkes kendince bir şeyler görüp bulur.. bu doğaldır. Bir müellif için en doğru olanı ise sanırım buna sadece saygı duymaktır.

Şayet makale formatlı bir şeyler yazsaydım paylaşımlarınıza cevap vermek isterdim ancak bir öykü için, edebi kaygıların ötesine geçen şeyler söylemeyi çok doğru bulmuyorum. Bu nedenle affınızı diliyorum..Öyküme yorumlarıyla destek veren, eleştiri ve görüşlerini ifade eden herkese çok teşekkür ediyorum.