renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Gidenin Kalanı; Kalanın Gideni

Gidiyordum... Nereye gittiğimin önemi yoktu o esnada. Nerden gittiğim mühimdi ve ben tüm mühimleri geride bırakıp, gidenlerin hep gittiği yere doğru yola çıkmıştım çoktan. Hicret ediyordum bir ülkeden başka bir ülkeye.
Gittiğim yerlerde çoğalacak mıydım? Gerçekten bilmiyordum. Dedim ya gideceğim yerin önemi yoktu ve yıllar sonra nerden gittiğimin de önemi kalmayacaktı belki de. Hiçbir şey almamıştım yanıma ki onları almak isteseydim gitmeme de gerek kalmayacaktı elbet. Hiçbir şeysizliğimle gidiyordum. Ve hala soruyordum kendime, önemi yok desem de...
Çoğalacak mıydım oralarda?

Kim olacaktım o yerlerde veya ne? Yine tutunamayanlara mı dahil olacaktım? Ya da bir yere ait olmanın önemi de mi kaybolacaktı bende? Ait olma ihtiyacının dayanılmaz sancısını duymayacaktım belki de. Ya da kim bilir! Kendime aitliğimi bile sorgulayacaktım bir yerlerde.

Her şey benim için muammaydı ve çözme isteği bile duymaksızın yollara düşüyordum. Gözlerimde ki yaşların da neden olduğunu artık kestiremiyordum. Zaten neye yanacağımı ve içimdeki dağınıklığı toplamak için nerden başlayacağımı şaşırmış bir haldeyken almıştım gitme kararını. Aklımdan net olarak geçebilen tek şey çıldırmaktansa gitmek fikriydi. Ve bu fikre sadık kalmalıydım elbet. Yorgun ruhumu oracıkta bırakıp gitmek pek içime sinmiyordu.Sanırım gözlerimdeki yaşlar bundandı. Ama madem koyulmuştum bu yola geri dönmek olmazdı. Ve geriye dönmek de bulunduğum yerden yine gitmek olacaktı. Benimse sadece tek gidişlik hakkım vardı.

Gidişim neydi? Doğum vaya ölüm mü? Derin anlamlı kelimeler bulamıyordum bu gidişi anlatmak için. Zira "gitmek" deyince tüm kelimeler siliniyordu lugatımdan.

Ve hiçbir benzetme sanatından da yararlanamıyordum artık. Gidişimin emsali yoktu belkide. Ya da tüm gidişler böyleydi benim haberim yoktu.

Bilinmezliğimle bilinmezliğe doğru yol alıyordum. Ve bir bilinmezlikte. Çok yol katediyordum. Yol katettikçe gitmek biraz daha zorlaşıyordu. Geride bıraktıklarımı daha çok özlüyordum. Daha derinlere sızıyordu bu hasret sonra. Ve daha çok ağırlaşıyordu yüküm. Ama olsundu.Z aten bu yükten kurtulmak için gitmiyor muydum. Ne gereği vardı şimdi bunları düşünmenin. Hep zamansız yerlerde düşünüyordum zaten. Ve o zamansızlıklarımın bir sonucuydu bu gidiş.
Hala değişmemiş miydim? Hiç değişmeyecek miydim? Oysa gitme kararı aldığımda gururlanmıştım bir de. Cesaretten saymıştım yaptığımı. Gidememiş miydim yoksa. Hala ruhumu bıraktığım yerde miydim? Hayır ben çoktan yol almıştım. Bu iç hesaplaşmalar saatlerimi almıştı bir kere. Geriye dönüp baksam (ah baksam) bıraktıklarımı göremeyecek kadar gitmiştim. Evet gitmediğimi düşünüp huzursuzlanmaya gerek yoktu. Yoksa böyle düşünüp bir parça huzur duymaya mı çalışıyordum? Artık huzurun nerde olduğunu gerçekten bilmiyordum.

Korkuyor muydum? Pişman mıydım bu kararı verdiğim için bilmiyordum. Bilmiyordum yine; çoğalacak mıydım oralarda. Belki de bilmemek en büyük nimetti o sıra. Bilseydim hala gider olur muydum acaba?

Gerçekten diyorum gerçekten... Bilseydim gidişimle bitişlere sebep olduğumu... Bilseydim asıl cesaretin kalmak olduğunu... Bilseydim derin anlamlı kelimeleri gitmekle de bulamayacağımı... Ve bilseydim Oralarda çoğalamayacağımı... Hala gider olur muydum?

Şimdi neden geldi bunlar aklıma. Aradan yıllar geçmişken,hiçbir şeyi değil de sadece gidiş anımı neden hatırladım ki?Aklımda kalan tek hatıra buydu galiba.

Her şeyi unutma dileğiyle çıkmıştım yola. Ve her şey untulmuştu "gitmek" dışında....

................................................................................................................

Gittin... İnanamadık önce. İnsanı boğan o sessizliğinin ardından bir fırtına kopacağını tahmin ediyorduk ama... Gideceğini düşünememişti kimse. Ya gidemeyecek kadar korkak sanıyorduk ya da kalacak kadar cesur...Başka türlüsü aklımıza gelmemişti hiç. Alışmaya çalıştık ardından ve alıştık da belki. Ama birimiz kalkamadı altından.
Alıştım diyor sorunca ve boşluğa kayıyor gözleri. Şiire verdi kendini. O basit kelimelere nasıl derin anlamlar yüklüyor bir bilsen! Çoğalmaya başladı ayrıca. Çoğaldıkça çoğalıyor.Ama ben biliyorum; eksiliyor içi bir taraflarda.
Şiirlerinde de kimi anlattığını çoğu bilmiyor. Senden ve bizden başka...

Gitmek sana yakışmadı ama yine de kızmıyorum sana.Sanırım sen gitmeseydin o gidecekti.

Yanlış anlama! Senin gitmen daha iyi oldu demiyorum.

Ama o gitseydi sen daha kötü olacaktın.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

sevdiklerin kadar iyisin...

neden bilmem, Can Yücel'in şu şiiri geldi aklıma, ekliyorum...
selametle

Her Şey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..

teşekkür

Güzel yorumunuz ve bu güzel şiir için teşekkür ederim Gülsüm Hanım.Selam ve dua ile.

Ne içindeyim zamanın; ne de büsbütün dışında...
Yekpare geniş bir anın, parçalanmaz akışında...

İnşallah...

İlginiz için tekrar teşekkür ederim Gülsüm Hanım.Yazı yazmak konusunda çok iddialı değilim.İyice pişmek gerekiyor ve ben daha yanmadım da...İnşallah zamanla.

Gidişleri çok yaşadım ama gelişlere hiç tanık olmadım.O yüzden bunu anlatmak zor olacak gibi.Ama bakarsınız birgün bir "geliş" hikayesiyle çıkarım karşınıza.
Selam ve dua ile....

Ne içindeyim zamanın; ne de büsbütün dışında...
Yekpare geniş bir anın, parçalanmaz akışında...

gidebilmek

gidebilmek zafere bir adım. bir meydan okuyuş. umudun varlığını muhafazası. gidebilmek rüya, hülya ve zafer. mücadele ve bırakmamak kendini. ya gidememek. teslimiyetsizliğe rağmen kalış. yolların kayalaşması.
gidebilmek kaçış. kaçış fırsat.
keşke gidebilseydik muhayyel ülkelere. sermestane, sarhoşça ve azade. yırtabilseydik kayır ve bağları.
enginlerde haykırabilseydik. bütün öfkelerimizle. hınç ve umutlarımızla. ve rüzgarlar sesimizi muhayyel sevgililere götürebilseydi. haberimizi ve gerçeğimizi.
gidebilmek imkan. asıl zindan gidememek.
gidebilmek cesaret.

araf daha kötüdür...

Teşekkürler yorum için.Ama bence gitmek de kalmak da mümkün.Acıysa eğer ikisi de aynı acı aslında..Gidip de mutlu olan yoktur.Kalıp da mutlu olamayanlar gibi.

Asıl zindan ikisini de başaramamak.Yani arafta kalmak...Gidememek ve kalamamak...İşte o daha sancılı,daha kahredici...

keyifle okudum...

keyifle okudum. yüreğinize ve lisanınıza sağlık. n.bekiroğlu izleri var sanki yazınız da.
mana olaraksa; (affınıza sığınarak) sanki hiç gidememiş gibisiniz. 'seni öldürecem, burayı yakacam, evden kaçacam' deyipte hiç bişey yapamayan çocuğun haykırışları veya tahayyülleri gibi..
ama olsun o da güzel...
selamatle

teşekkürler.

Teşekkür ederim.N.Bekiroğlu'nu severim belki ondandır.Gerçi ilk defa böyle diyen oldu.Ben hiç farketmemiştim ama olsun.Manasını yorumlamak elbette okuyucuya düşer.Nasıl yorumlarsanız yazı odur.Dediğiniz manaya da çekilir tabii.Hatta belki en çok ona...
Teşekkürler yorumunuz için.Sizin de kaleminize sağlık. Selam ve dua ile...