Emek verilmiş bir yazı.Kaleminize yüreğinize sağlık.Allah emeklerinizi boşa çıkarmasın inşallah.
Okuduğumda sordum kendime:Biz O'nu sevdiğimizi nasıl gösteriyoruz,ne yapıyoruz O'nun için "diye.Sonra iyice düşününce beynimden vurulmuş gibi hissettim kendimi.Biz O'nu gerçekten hakkıyla seviyor muyuz?O'nu herşeyin üstünde tutuyor muyuz?O'nun için bir şeyler yapıyor muyuz?Evet hepimiz seviyoruz ama hakkıyla mı?Ona layık mıyız gerçekten?......
Allah’ım! Bizi ona layık et, O’nu sevmeyi nasip et…..Amin
Bu güzellikleri okur okumaz listedeki tüm arkdaşlara -hemen hemen- kopyaladım bazılarını ve aldığım tepkilerin hepsi enteresan bir şekilde 'vayyy bee' oldu. Onlarla aramızdakı farkı bu anlatıyor sanırım. Arada boşluklar var çok fazla.Bir yerinden yakalarız umuduyla birbirimize daha fazla tutunalım.Kim bilir... Safları daha sıkı tutalım
Hz Aişe Peygamberimiz (a.s.m) ile yeni evlenmişti.Eşinin kendisini sevip sevmediğini merak etmekteydi. Ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdiğini. Aişe bu düşüncesini Peygamber (a.s.m) ile konuşmadan edemedi.
Ey Allahın Resulu, beni seviyor musun?
Evet Ya Aişe tabii seviyorum!
Aişe dahasını da merak ediyordu. Acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu.
Beni nasıl seviyorsun?
Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı eşine:
‘Kördüğüm gibi’
Bu cevap Hz.Aişeyi çok sevindirdi.
Çünkü kördüğüm açılmazdı.
Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti.
Alacağı cevap onu çok mutlu ettiği için Hz Aişe sık sık sorardı:
Ey Allahın Resulu kördüğüm ne alemde?
Peygamberimiz Aişe’yi memnun eden cevabı verdi her defasında:
‘İlk günkü gibi..’
Sevmekte eşsizdi O…
O aynaydı…
Yarattığı varlıkları çok seven ve onlar tarafından da çok sevilen Vedud’un!
“(Ey insanlar) Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin ve sakının. Eğer yüz çevirir (itaat etmezseniz) biliniz ki bizim elçimize düşen sadece açık bir tebliğdir.” (Maide, 92)
“Kim Peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisa,80)
“Kim Allah’a ve Peygamberine isyan eder, itaatsizlik gösterirse şüphesiz onun için cehennem ateşi vardır.” (Cinn,23)
“Allah’a ve peygamberine itaat edin ki rahmet olunasınız.” (Al-i İmran,132)
“Peygamber size ne verirse onu alın, sizi de neden nehyederse, ona son veriniz.” (Haşr,7)
“Allah, kendilerine, kendilerinden, Allah’ın ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle, müminlere büyük bir lutufta bulunmuştur.” (Al-i İmran,164)
“Ey Peygamber, biz seni bir şahid, bir müjdeci, bir uyarıcı, Allah’ın izni ile Allah’a çağıran bir davetci ve aydınlatıcı bir lamba olarak gönderdik. Kafirlere ve münafıklara itaat etme. Onların eza ve cefalarına aldırma. Allah’a güvenip dayan. Vekil ve destek olarak Allah sana yeter.” (Ahzab, 45-47)
“Biz seni ancak, bütün insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Sebe2, 28)
“Ey Rabbimiz, o (insanlara), içlerinden / kendilerinden, senin ayetlerini onlara okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder....” Hz.İbrahim ve Hz.İsmail'in duası (Bakara, 129)
Bununla beraber ben size gerçeği söylüyorum. Benim gitmem sizin için hayırlıdır. çünkü ben gitmezsem Paraklit size gelmez. Fakat gidersem onu size gönderirim.
Ve o geldiği zaman günah, doğruluk ve hüküm konusunda dünyayı suçlu olduğuna ikna edecektir. İncil Yuhanna 16, 78
O, iki binici gördü; biri merkep üzerinde (Hz. İsa) girmiştir. Diğeri deve üzerindeki (Hz. Muhammed) binicilerdi. O dikkatle dinledi. Hz. İşaya XXI, 7 Tevrat
Buda şöyle dedi: Ben dünyaya gelen ilk Buda (yol gösterici) değilim, son da olmayacağım. Belli bir zamanda dünyaya bir başka kişi gelecektir. O da kudsî, aydınlamış ve idarede fevkalede kabiliyetli olan biridir. O benim size öğretmiş olduğum aynı ebedî gerçekleri öğretecektir...
Anânda sordu: O nasıl biliinecek? Buda cevapladı: O, Maitreyâ (RAHMET) olarak bilinecek” Hind Mukaddes metinlerinden...
Bir ses yükselir pınarlardan:
"Kardeş,ayırma bizleri koynundan,
Kollarını açmış,bekliyor yaradan.
Yoksa,bizi çölün kumları yutacak,
Güneş kanımızı,yoksa kurutacak.
Kardeş,dağların ırmaklarını,
Kardeş,ovanın ırmaklarını,
Hepimizi alıp,kardeş koynuna,
Eriştir bizleri,yüce yaradana" Goethe
"Senin asrında yaşamadığım için üzgünüm ey Muhammed (s.a.v.). Öğreteni ve neşredeni olduğun bu kitap senin sözlerin değildir. Bunun Allah'tan geldiğini inkar etmek, mevcut ilimlerin yanlışlığını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için insanlık Sen'in gibi seçilmiş bir kudreti bir defa görmüş bundan sonra göremeyecektir. Ben huzuru mehabbetinde kemal-i hürmetle eğilirim." Prens Bismark
Bizim bu alemde bir tek işimiz var. O da yavrularımızın kalblerine Allah (c.c) ve peygamber (s.a.v) sevgisi ile iman ve İslam nurunu yerleştirmektir. Süleyman Hilmi Tunahan(rha)
Efendim, Müjdecim, Kurtarıcım, Peygamberim !
Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim" N. F. Kısakürek(rha)
Demek bu kainatın mânevî güneşi ve Halıkımızın en parlak bir burhanı, bu Habibullah denilen zâttır. Bediüzzaman(rha)
Daha önce son peygamber Hz. Muhammed (sav) hakkında hiçbirşey biliyordum. Kur’an-ı Kerim’i okuduktan sonra O’na ve bize teklif ettiğine, aynı zamanda Kur’an-ı Kerim’in insan tarafından yazılmayıp, Allah tarafından Hz. Muhammed (sav) yoluyla bize tebliğ edildiğine inandım. Türkiyeli kardeşlerim, temenni ederim ki Resulullah (Sas)’ın sünneti üzerine yaşamaya devam etsinler. Yusuf İslam
Bizim için Kur’an-ı kerim ve peygamberimizin yaşayışı birinci derecede önemli bir konu. İnsanın insana hükmedemeyeceği eşit ve hür bir dünyanın bundan asırlar önce Hz. Muhammed (sas) döneminde kurulduğunu görmekteyiz. Hz. Peygamber hem bir peygamber hem de devlet adamı idi. Onun bu kişiliğini seviyorum. Roger Garudi (Reca Carudi)
Sensin, sensin ey Rahim
Kul’a sultanlık veren...
Ve nur saçan Kur’an’ı
Muhammed’e gönderen... (sav)... Puşkin
Peygamber SAS Efendimiz'in sevgisini içinizde canlı tutmaya gayret edin! Salât ü selâmı Peygamber Efendimiz'e çokça getirerek sevap kazanmaya çalışın! Çünkü salât ü selâmın sevabı çok...
Sünnet-i seniyyesini öğrenip, onu uygulamaya çalışın! Çünkü sünnet-i seniyyeyi uygulayana bin şehid sevabı verilecek. O kadar kıymetli sünnet-i seniyeyye uymak, bid'atlardan kaçınmak, dinde yeri olmayan işleri bırakmak ve sünnet-i seniyyeye uygun bir hayat tarzı, yaşam tarzı kurmak...
Bunu yapmak için, var gücümüzle çalışmalıyız. Bu çok sevap. Ondan sonra da ümmet-i Muhammed'e hizmet etmeye çalışmalıyız Prof.Dr.Mahmud Esad COŞAN (rha)
Muhammed her zaman Evangelizmin (Hıristiyanların) üstüne çıkıyor. O insanı Allah saymıyor ve kendini de Allah ile bir tutmuyor. Müslümanların Allah’tan başka ilahı yoktur ve Muhammed O’nun peygamberidir. Burada hiçbir muamma ve sır yoktur. Tolstoy
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
Peygamberimizin sallallahüaleyhivesellem, hayatındaki belki en büyük iki sünnetidir; biri "Kur'an'ı hıfz ve tatbik, diğeri İslam'ı tebliğ…" Bu ikisini zaten ayırırsak Peygamberden, O'ndan ne kalır ki geriye diye düşünürüz galiba.
Peygamberimizin en büyük özelliklerinden birisidir Kur'an'ı hıfz etmek, hatmetmek, onunla amel etmek ve ettirmek. Hayatını Kur'an'a göre yani Allah'ın emir ve yasaklarına göre mükemmel olarak yaşayan ve çevresine de bunları en güzel şekilde yaşatmak isteyen biriydi. Hafızdı. Her sene Ramazan Ayı içerisinde Cebrail ile Kur'an'ı mukabele ederek hatim inerlerdi. Ki Kur’an, şehrinden önce kendi gönlüne insin, orada hâkim olsun.
Burada saydığımız ikinci önemli sünneti tebliğ... Her ân İslam'ın diğer insanlara ulaşması için ya bizzat kendi çaba göstermiştir ya da yanındaki insanları görevlendirmiştir. Tebliğ için yani İslam'ın güzelliklerinin, iman nurunun ulaşmadık şehir, kasaba, köy kalmaması için kendi zatı ve sadık arkadaşları sonradan gelen nesiller için de en büyük misal oldu.
Bu noktada durup düşünelim o zaman. Bu iki önemli sünnetin hayatımızdaki yeri nedir? Kur'an ile haşır neşir oluşumuz nicedir? Hafızlığa özeniyor, çalışıyor, Kur'an'ın emir ve yasaklarını hayatımıza tatbik ediyor ve tatbik ettirebiliyor muyuz?
Ve insanların şu fani dünyadan ebedi olan ahirete göçerken tek sermayeleri olan imanlarını kazanma hususunda, İslam'ı yayma mücadelesinde ne kadar emek verebiliyoruz? Ezanların semada beş vakit manevi bir bulut oluşturduğu memleketlerdeyiz ya da değiliz ama içimizde her halükârda yaşadığımız bu sevdayı kimlere, ne kadar anlatma coşkusunu duyuyoruz?
Peygamberimizden ve sünnetlerinden bahsederken bu ikisini en başta, bir de en sonda tekrar saymalı, yetmezse bir daha zikretmeliyiz. Çünkü eğer ki bu iki sünnet yoksa tesbih taşlarının imamesiz kalması gibi hayatımız her bir yana savrulur gider. Hayat; Kur'an, onu uygulayan Peygamber ve Cihad değil midir?
Kur'an'sız hayat eksik demiştik. Kur'an'a varmak istemeyen yürek de artık yüreklikten çıkmış, Allah'ın ayetlerinde bahsettiği mühürlü taşlardan olmuştur. Bu duruma düşmemek için ilk yapacağımız iş bu iki sünnete sarılmak olmalı.
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
Muhammed (s.a.v) mi sevmek.. Muhammed (s.a.v) bu denli sevilmeyi arzu eder miydi? Bu denli yüceltilmeyi diler miydi? bilemiyorum. Sacinin telinin yere düsmemesi, terinin muhafaza edilmesi, Abdullah b.Zeyd in gözlerinin ama olmasi icin dua etmesi ve ama olmasi. İmam Malik hayvan üstüne binmemesi ayakkabi giyinmemesi v.s bu gibi rivayetler var, lakin Allahın resulu Allahın emirlerine uymamazi diliyor. Birbirinizi sevmedikce iman etmis olmassiniz, iman etmedikce cennete giremessiniz diyor, öyleki birbirimizi sevmiyor fakat Muhammedi seviyorum diye biliyoruz. Diyorum ki Muhammedi sevmekle cennet kapilarinin acilacagini mi saniyoruz? Bu sevgi böyle olmamali, sacini sevmekle olmamali, Resülün sarigini cübbesini degil, ahlakini yasantisini örnek alip yasamali, ancak sevgi bu bicimde renk alir, görüyoruz hayatta suan renk bunalik bir halde, demekki hakkiyla sevmiyoruz...
Resule sevgi böyle olmamalı diyebilir miyiz gerçekten... O Resuldür her haliyle ve herşeyiyle sevilir... Uzaklarımız yakın olsun daha iyi anlayalım bu sevgileri inş... Onun teri, saçının teli sevginin başladığı yer midir? Muhammed'i sevmekle açılır tüm kapılar zaten... Cennet kapıları da elbette açılır inşallah açılır...
Yorumlar
Sevmek ama hakkıyla...
Paz, 01/04/2007 - 17:57 — Ayşenur DemirelEmek verilmiş bir yazı.Kaleminize yüreğinize sağlık.Allah emeklerinizi boşa çıkarmasın inşallah.
Okuduğumda sordum kendime:Biz O'nu sevdiğimizi nasıl gösteriyoruz,ne yapıyoruz O'nun için "diye.Sonra iyice düşününce beynimden vurulmuş gibi hissettim kendimi.Biz O'nu gerçekten hakkıyla seviyor muyuz?O'nu herşeyin üstünde tutuyor muyuz?O'nun için bir şeyler yapıyor muyuz?Evet hepimiz seviyoruz ama hakkıyla mı?Ona layık mıyız gerçekten?......
Allah’ım! Bizi ona layık et, O’nu sevmeyi nasip et…..Amin
Önce sevmeyi öğrenmeli O'nu sevebilmek için
Pzt, 02/04/2007 - 09:57 — Pınar DenizTek kelimeyle dağıldık...Allah razı olsun... hatırlamak, hatırlatmak lazım....
Pınar Deniz
"Muhabbetten Muhammed oldu hasıl"
Pzt, 02/04/2007 - 20:34 — Mustafa Burak SezerAşkı tanımlardan çıkaran, ete ve kemiğe büründüren sevda bu.
Aşk=Muhabbet=Muhammed.
Bu güzellikleri okur okumaz
Pzt, 02/04/2007 - 22:34 — Hilal GülenBu güzellikleri okur okumaz listedeki tüm arkdaşlara -hemen hemen- kopyaladım bazılarını ve aldığım tepkilerin hepsi enteresan bir şekilde 'vayyy bee' oldu. Onlarla aramızdakı farkı bu anlatıyor sanırım. Arada boşluklar var çok fazla.Bir yerinden yakalarız umuduyla birbirimize daha fazla tutunalım.Kim bilir... Safları daha sıkı tutalım
O'nun sevgisi
Pzt, 02/04/2007 - 23:01 — Hilal GülenHz Aişe Peygamberimiz (a.s.m) ile yeni evlenmişti.Eşinin kendisini sevip sevmediğini merak etmekteydi. Ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdiğini. Aişe bu düşüncesini Peygamber (a.s.m) ile konuşmadan edemedi.
Ey Allahın Resulu, beni seviyor musun?
Evet Ya Aişe tabii seviyorum!
Aişe dahasını da merak ediyordu. Acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu.
Beni nasıl seviyorsun?
Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı eşine:
‘Kördüğüm gibi’
Bu cevap Hz.Aişeyi çok sevindirdi.
Çünkü kördüğüm açılmazdı.
Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti.
Alacağı cevap onu çok mutlu ettiği için Hz Aişe sık sık sorardı:
Ey Allahın Resulu kördüğüm ne alemde?
Peygamberimiz Aişe’yi memnun eden cevabı verdi her defasında:
‘İlk günkü gibi..’
Sevmekte eşsizdi O…
O aynaydı…
Yarattığı varlıkları çok seven ve onlar tarafından da çok sevilen Vedud’un!
O'nun (sav) hakkında...
Çar, 04/04/2007 - 01:30 — Ümit Demir“(Ey insanlar) Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin ve sakının. Eğer yüz çevirir (itaat etmezseniz) biliniz ki bizim elçimize düşen sadece açık bir tebliğdir.” (Maide, 92)
“Kim Peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisa,80)
“Kim Allah’a ve Peygamberine isyan eder, itaatsizlik gösterirse şüphesiz onun için cehennem ateşi vardır.” (Cinn,23)
“Allah’a ve peygamberine itaat edin ki rahmet olunasınız.” (Al-i İmran,132)
“Peygamber size ne verirse onu alın, sizi de neden nehyederse, ona son veriniz.” (Haşr,7)
“Allah, kendilerine, kendilerinden, Allah’ın ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle, müminlere büyük bir lutufta bulunmuştur.” (Al-i İmran,164)
“Ey Peygamber, biz seni bir şahid, bir müjdeci, bir uyarıcı, Allah’ın izni ile Allah’a çağıran bir davetci ve aydınlatıcı bir lamba olarak gönderdik. Kafirlere ve münafıklara itaat etme. Onların eza ve cefalarına aldırma. Allah’a güvenip dayan. Vekil ve destek olarak Allah sana yeter.” (Ahzab, 45-47)
“Biz seni ancak, bütün insanlara bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Sebe2, 28)
“Ey Rabbimiz, o (insanlara), içlerinden / kendilerinden, senin ayetlerini onlara okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder....”
Hz.İbrahim ve Hz.İsmail'in duası (Bakara, 129)
Bununla beraber ben size gerçeği söylüyorum. Benim gitmem sizin için hayırlıdır. çünkü ben gitmezsem Paraklit size gelmez. Fakat gidersem onu size gönderirim.
Ve o geldiği zaman günah, doğruluk ve hüküm konusunda dünyayı suçlu olduğuna ikna edecektir.
İncil Yuhanna 16, 78
O, iki binici gördü; biri merkep üzerinde (Hz. İsa) girmiştir. Diğeri deve üzerindeki (Hz. Muhammed) binicilerdi. O dikkatle dinledi.
Hz. İşaya XXI, 7 Tevrat
Benim ismim Kur’an’da Muhammed, İncil’de Ahmed, Tevrat’ta ise Ahyed’dir..
Hadis-i Şerif
Buda şöyle dedi: Ben dünyaya gelen ilk Buda (yol gösterici) değilim, son da olmayacağım. Belli bir zamanda dünyaya bir başka kişi gelecektir. O da kudsî, aydınlamış ve idarede fevkalede kabiliyetli olan biridir. O benim size öğretmiş olduğum aynı ebedî gerçekleri öğretecektir...
Anânda sordu: O nasıl biliinecek? Buda cevapladı: O, Maitreyâ (RAHMET) olarak bilinecek”
Hind Mukaddes metinlerinden...
Bir ses yükselir pınarlardan:
"Kardeş,ayırma bizleri koynundan,
Kollarını açmış,bekliyor yaradan.
Yoksa,bizi çölün kumları yutacak,
Güneş kanımızı,yoksa kurutacak.
Kardeş,dağların ırmaklarını,
Kardeş,ovanın ırmaklarını,
Hepimizi alıp,kardeş koynuna,
Eriştir bizleri,yüce yaradana"
Goethe
"Senin asrında yaşamadığım için üzgünüm ey Muhammed (s.a.v.). Öğreteni ve neşredeni olduğun bu kitap senin sözlerin değildir. Bunun Allah'tan geldiğini inkar etmek, mevcut ilimlerin yanlışlığını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için insanlık Sen'in gibi seçilmiş bir kudreti bir defa görmüş bundan sonra göremeyecektir. Ben huzuru mehabbetinde kemal-i hürmetle eğilirim."
Prens Bismark
Bizim bu alemde bir tek işimiz var. O da yavrularımızın kalblerine Allah (c.c) ve peygamber (s.a.v) sevgisi ile iman ve İslam nurunu yerleştirmektir.
Süleyman Hilmi Tunahan(rha)
Efendim, Müjdecim, Kurtarıcım, Peygamberim !
Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim"
N. F. Kısakürek(rha)
Demek bu kainatın mânevî güneşi ve Halıkımızın en parlak bir burhanı, bu Habibullah denilen zâttır.
Bediüzzaman(rha)
Daha önce son peygamber Hz. Muhammed (sav) hakkında hiçbirşey biliyordum. Kur’an-ı Kerim’i okuduktan sonra O’na ve bize teklif ettiğine, aynı zamanda Kur’an-ı Kerim’in insan tarafından yazılmayıp, Allah tarafından Hz. Muhammed (sav) yoluyla bize tebliğ edildiğine inandım. Türkiyeli kardeşlerim, temenni ederim ki Resulullah (Sas)’ın sünneti üzerine yaşamaya devam etsinler.
Yusuf İslam
Bizim için Kur’an-ı kerim ve peygamberimizin yaşayışı birinci derecede önemli bir konu. İnsanın insana hükmedemeyeceği eşit ve hür bir dünyanın bundan asırlar önce Hz. Muhammed (sas) döneminde kurulduğunu görmekteyiz. Hz. Peygamber hem bir peygamber hem de devlet adamı idi. Onun bu kişiliğini seviyorum.
Roger Garudi (Reca Carudi)
Sensin, sensin ey Rahim
Kul’a sultanlık veren...
Ve nur saçan Kur’an’ı
Muhammed’e gönderen... (sav)...
Puşkin
Peygamber SAS Efendimiz'in sevgisini içinizde canlı tutmaya gayret edin! Salât ü selâmı Peygamber Efendimiz'e çokça getirerek sevap kazanmaya çalışın! Çünkü salât ü selâmın sevabı çok...
Sünnet-i seniyyesini öğrenip, onu uygulamaya çalışın! Çünkü sünnet-i seniyyeyi uygulayana bin şehid sevabı verilecek. O kadar kıymetli sünnet-i seniyeyye uymak, bid'atlardan kaçınmak, dinde yeri olmayan işleri bırakmak ve sünnet-i seniyyeye uygun bir hayat tarzı, yaşam tarzı kurmak...
Bunu yapmak için, var gücümüzle çalışmalıyız. Bu çok sevap. Ondan sonra da ümmet-i Muhammed'e hizmet etmeye çalışmalıyız
Prof.Dr.Mahmud Esad COŞAN (rha)
Muhammed her zaman Evangelizmin (Hıristiyanların) üstüne çıkıyor. O insanı Allah saymıyor ve kendini de Allah ile bir tutmuyor. Müslümanların Allah’tan başka ilahı yoktur ve Muhammed O’nun peygamberidir. Burada hiçbir muamma ve sır yoktur.
Tolstoy
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
İki Büyük Sünnet
Çar, 04/04/2007 - 01:57 — Ümit DemirPeygamberimizin sallallahüaleyhivesellem, hayatındaki belki en büyük iki sünnetidir; biri "Kur'an'ı hıfz ve tatbik, diğeri İslam'ı tebliğ…" Bu ikisini zaten ayırırsak Peygamberden, O'ndan ne kalır ki geriye diye düşünürüz galiba.
Peygamberimizin en büyük özelliklerinden birisidir Kur'an'ı hıfz etmek, hatmetmek, onunla amel etmek ve ettirmek. Hayatını Kur'an'a göre yani Allah'ın emir ve yasaklarına göre mükemmel olarak yaşayan ve çevresine de bunları en güzel şekilde yaşatmak isteyen biriydi. Hafızdı. Her sene Ramazan Ayı içerisinde Cebrail ile Kur'an'ı mukabele ederek hatim inerlerdi. Ki Kur’an, şehrinden önce kendi gönlüne insin, orada hâkim olsun.
Burada saydığımız ikinci önemli sünneti tebliğ... Her ân İslam'ın diğer insanlara ulaşması için ya bizzat kendi çaba göstermiştir ya da yanındaki insanları görevlendirmiştir. Tebliğ için yani İslam'ın güzelliklerinin, iman nurunun ulaşmadık şehir, kasaba, köy kalmaması için kendi zatı ve sadık arkadaşları sonradan gelen nesiller için de en büyük misal oldu.
Bu noktada durup düşünelim o zaman. Bu iki önemli sünnetin hayatımızdaki yeri nedir? Kur'an ile haşır neşir oluşumuz nicedir? Hafızlığa özeniyor, çalışıyor, Kur'an'ın emir ve yasaklarını hayatımıza tatbik ediyor ve tatbik ettirebiliyor muyuz?
Ve insanların şu fani dünyadan ebedi olan ahirete göçerken tek sermayeleri olan imanlarını kazanma hususunda, İslam'ı yayma mücadelesinde ne kadar emek verebiliyoruz? Ezanların semada beş vakit manevi bir bulut oluşturduğu memleketlerdeyiz ya da değiliz ama içimizde her halükârda yaşadığımız bu sevdayı kimlere, ne kadar anlatma coşkusunu duyuyoruz?
Peygamberimizden ve sünnetlerinden bahsederken bu ikisini en başta, bir de en sonda tekrar saymalı, yetmezse bir daha zikretmeliyiz. Çünkü eğer ki bu iki sünnet yoksa tesbih taşlarının imamesiz kalması gibi hayatımız her bir yana savrulur gider. Hayat; Kur'an, onu uygulayan Peygamber ve Cihad değil midir?
Kur'an'sız hayat eksik demiştik. Kur'an'a varmak istemeyen yürek de artık yüreklikten çıkmış, Allah'ın ayetlerinde bahsettiği mühürlü taşlardan olmuştur. Bu duruma düşmemek için ilk yapacağımız iş bu iki sünnete sarılmak olmalı.
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
Nasıl Sevgi?
Çar, 04/04/2007 - 15:10 — Meryem AkgünMuhammed (s.a.v) mi sevmek.. Muhammed (s.a.v) bu denli sevilmeyi arzu eder miydi? Bu denli yüceltilmeyi diler miydi? bilemiyorum. Sacinin telinin yere düsmemesi, terinin muhafaza edilmesi, Abdullah b.Zeyd in gözlerinin ama olmasi icin dua etmesi ve ama olmasi. İmam Malik hayvan üstüne binmemesi ayakkabi giyinmemesi v.s bu gibi rivayetler var, lakin Allahın resulu Allahın emirlerine uymamazi diliyor. Birbirinizi sevmedikce iman etmis olmassiniz, iman etmedikce cennete giremessiniz diyor, öyleki birbirimizi sevmiyor fakat Muhammedi seviyorum diye biliyoruz. Diyorum ki Muhammedi sevmekle cennet kapilarinin acilacagini mi saniyoruz? Bu sevgi böyle olmamali, sacini sevmekle olmamali, Resülün sarigini cübbesini degil, ahlakini yasantisini örnek alip yasamali, ancak sevgi bu bicimde renk alir, görüyoruz hayatta suan renk bunalik bir halde, demekki hakkiyla sevmiyoruz...
Muhammed'i sevmekle açılır kapılar zaten...
Çar, 04/04/2007 - 23:32 — Hilal GülenResule sevgi böyle olmamalı diyebilir miyiz gerçekten... O Resuldür her haliyle ve herşeyiyle sevilir... Uzaklarımız yakın olsun daha iyi anlayalım bu sevgileri inş... Onun teri, saçının teli sevginin başladığı yer midir? Muhammed'i sevmekle açılır tüm kapılar zaten... Cennet kapıları da elbette açılır inşallah açılır...