renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Picasso Modernizm’in Resmini Yaparsa

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Yalanın Resmi ve Gerçek Sanat

"Sanat, gerçekleri tanımamıza yardımcı olan bir yalandır." ( P. Picasso )

Picasso'nun sanat tarifi bu, yalanın peşinde koşmayı sanat addeden bir zihniyetin sıradışı temsilcisinin kelimeleri. Gerçeği tanıyayım derken yalanla geçirilen bir ömürden ne bekleyebilir ki insan?

Metinde geçen "Hiçbir sanatçı gerçekliğe tahammül etmez" sözü ise bu yalanı destekler niteliktedir, sanatçının gerçekliğe tahammülünün olmayışı, varolmanın anlamına, bu dünyada olma sebebine, hayatın ve ölümün kendisi için ne ifade ettiğine ters bir yaklaşımdan başka bir şey değildir.

Modernizm insanlığa bir kurtuluş reçetesi olarak değil, bir bela olarak gelmiştir. Modern zamanlar, modern mekanlar, modern insanlar hep bu belanın parçalarıdır. Öyleyse modern olmayı reddetmek, bu dayatmaya karşı durmak özümüze dönüş hareketidir. İnsanlık bozulmaya yüz tutmuşsa ve bazıları bunun adına sanat diyorsa, bizim bu sanattan uzak durmamız ve kendi sanat tanımımıza bağlı bir biçimde yaşamamız gerekir. Dünyanın yalan olarak tarif edilmesi ve bizim dünyaya bakışımız da bunu ifade etmiyor mu?

Kapıldığımız büyü, bozulması gereken bir büyüdür, bundan kurtulmalı, selim akla uyup, kalbimizin ve vicdanımızın sesiyle yola düşmeliyiz. Bizden kul olarak istenen de budur, fani olana aldanmamak...

Gerçek sanat, Allah'ı aramak yolunda gösterilen gayretler sonucu ortaya çıkar, bulanlarınsa ancak arayanlar olduğu malumdur. Bu arayış bizatihi gerçektir, hakikate doğru olduğu için gerçektir, yalan bunun çok çok uzağındadır.

Uykudan uyanmak temennisiyle...

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

Gerçeği Değil Dönemin Gerçeğini Reddeden Adam

Görüntü ve gerçek aynı değildir. Sadece görüntü değeri bellekte ayrılan gerçek hanesine yerleştirlierek işleme devam edilir. Bunu şu örnekle anlatabilirim, R.Magritte'in bir tablosunda bir pipo resmi vardı. Altında da "Bu bir Pipo değildir" yazıyordu.Doğru söylüyordu.Bu bir pipo değildi. Bir pipo deseniydi. Ve asla -bir pipo- diyemezdik ona.Bu cümle bir uyarı alt yazısı değil, tablonun adıydı.

Viktorya Dönemi'min gerçeği abartmasına tepki olarak doğan modern dönem, "gerçeği" bilindik anlamının dışına çıkarmakla denge kurmamıza yarıdmcı olmuş olmasın? Ya da çok çok sevgili postomodernitenin yatağını hazırlamış olmasın? Her değişimin, her dönemin sebepleri vardır ve tarihsel ilerleyiş de gerçeğin farklı doğrultulardan resmini görmemize olanak sağlamıştır. Her dönemin sahnesinde ışık farklı bir doğrultudan gelmektedir.

Picasso'nun olduğunu iddia ettiğiniz "Hiçbir sanatçı gerçekliğe tahammül etmez" sözü Nietzsche'ye aittir Sayın Tiyanşan.

Picasso'nun yaptığı gerçeğin farklı anlarını ve farklı hallerini tek tabloda resmetmesiydi. Bu o dönemin katı gerçekçiliğini yıktığı için şaşırtıcıydı. O fotoğraf çeker gibi resim çizmiyodu. O gördüğünü âna bağlı kalmaksızın (a-present) çiziyordu. Döneme meydan okurcasına soyut argümanlar kullandı.

Onun gerçekle bir sorunu yoktu. Dönemin gerçek anlayışıyla sorunu vardı. Yalan ironisini de bu yüzden kurmuştur :) "Onların gerçeği"ne "gerçek" demeyi reddetmiştir.

Şiirlein bel kemiği sayılacak imgeciliğin de soyut malzeme kullanımına yönelmenin artmasıyla açığa çıktığı bir gerçek. Bu halde şairlere de sizin bakışınızla baksaydım yalancı demek zorunda kalırdım. Ama kesinlikle böyle düşünmüyorum.

Newton mekaniğin göklere çıkarıldığı köşeli devirden fani insanların belirlediği boyutlarla değil de kendi gördüğü boyutlarla yazan şair ve çizen ressam o dönem için büyük eleştiriler alacaktır. Ama bu çözülme ile önce rölativiteye(izafiyete), sonra ikinci dünya savaşı düğümüne ve arkasından kuvantum(quantum)un keşfine götüren zincirde yer alacaktır.

Asıl ironi şu ki,masallardaki gibi her karakteri aydınlık ve karanlık ülkelere yerleştirmek zorundayız sanmak yalan bir dünya kurmak tanımına daha çok benzemiyor mu? Gerçeği kaybetmek asıl budur!

Tarihin ilerleyiş diyagramında insanın aldığı değerler bazen hoşumuza gidecek bazen gitmeyecektir. Ama bu döngüde insan değişkeninin tek bir sabite (iyi ya da kötüye) ait olmadığı bir gerçektir...