renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

ECEL... -Süresi Tayin Edilenle Süreyi Tayin Edenin Yüzleşmesi-


Ha, Mim .../... Bu Kitab' ın indirilmesi, Aziz, Hakim olan Allah tarafındandır. .../... Biz, göklerle yeri ve ikisinin arasında olanları bir süre için yarattık. İnkar edenler ise, uyarılıp korkutuldukları şeyden yüz çevirmektedirler. /
De ki: "Haber verin, Allah' dan başka kendilerine dua ettikleriniz yeryüzünde neyi yaratmışlar, yoksa onların göklerde bir ortaklığı mı var? Bana gösterin. Eğer doğru söyleyenler iseniz, bundan önce bir kitap yahut bilgiden bir eser varsa bana getirin" /

Allah' dan başka kendisine kıyamete kadar cevap vermeyecek olan ve kendilerine yaptıkları duadan habersiz olan kimselere dua eden kişiden daha sapık kim olabilir? /

İnsanlar bir araya toplattıldıklarında onlar, kendilerine düşman kesilir ve onların ibadetlerini inkar edenler olurlar. /

Ayetlerimiz kendilerine apaçık okunduğunda o inkar edenler kendilerine geldiğinde Hak için: "Bu apaçık bir büyüdür" dediler. /

Yahut onlar: "Onu uydurdu" diyorlar. De ki: "Eğer ben onu uydurmuşsam, siz Allah a karşı bana hiçbir fayda sağlayamazsınız. O, sizin onun hakkında ne kadar ileri gittiğinizi iyi bilendir. Benimle sizin aranızda şahid olarak O yeter. O, çok mağfiret edendir, çok merhamet edendir. /

De ki: "Ben, peygamberlerin ilki değilim. Bana da ne yapılacağını bilemem; size de. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Ben, açık açık korkutup uyarandan başkası değilim. /

De ki: "Bana haber verin; eğer o, Allah tarafından gönderilmiş iken siz onu inkar etmiş iseniz ve İsrailoğullarından onun bir benzeri üzere şahidlik edip iman etmiş olduğu halde siz büyüklük taslamış iseniz, gerçek şu ki Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.

***

Yukarıda alıntılamış olduğum ayetler grubu Ahkaf suresinin ilk on ayetinden müteşekkil. "Bir süre için yaratılma" tabirinin surenin bel kemiğini oluşturduğunu düşünüyor oluşum, surenin devamında yer alan ifadelerden kaynaklanmaktadır. Şahsım adına surelerin kendi içerisinde yer alan bölümleri ile birlikte bir bütünlüğü içerdiğini düşünüyorum. Buradan hareketle ecele (tayin edilmiş süreye) dair düşüncelerimi paylaşmak isterim

***

Yeryüzünde kim olursa olsun şunu kesinlikle bilmektedir; kendisi süresi tayin edilmişlerdendir. Özellikle "kim olursa olsun" öznesini kullanıyorum. Şöyle ki; Allah' a teslim olmayı tercih etmemiş kimseler başkalarına ya da başka şeylere teslim olan, başkalarını ya da başka şeyleri çağıranlar, davet ettikleri, sığındıkları, yönünü belirlemede esas aldıkları şey/kimse her ne ise bir süresinin olduğunu gayet iyi bilirler. Dolayısı ile hareket noktası olarak belirledikleri şey/kimse nin bile süresi tayin edilmişlerden oluşunu kabullenişleri kendilerinin de sürelerinin belirlenmiş olduğunu dillendirmeseler de kabul etmektedirler. Zaten böyle davranıyor olmaları kendi kendilerini, -anlamsız alduğunu bilmelerine rağmen- süresiz olabilecekleri ihtimaline inandırma çabalarından başka bir şey değildir. Süre ile yaratılma bilgisini bize hatırlatan ayetin devamında yer alan yüz çevirme gerçeği durumu kabullenmemekten değil bu gerçekle yüzleşememekten dolayıdır.

***

Allah insanoğluna bu gerçeği çok sık bir şekilde hatırlatmaktadır. İnsanın yeryüzünde geçirdiği her an bu gerçeğin farkına varıp süreyi tayin eden ile süresi tayin edilen arasındaki olması gerek ilişki biçimine yönelmek için bir fırsatı da beraberinde getirmektedir. Yeryüzünde süregelen her doğum ve ölüm böyle bir anlam da içermektedir. Allah' ın her ayeti bu gerçeği bir haykırıştır. Bu ayetlerden biri de aynı surenin 15. ayetinde yer alan 40 yaş kavramıdır. Doğan, gelişen, tercihlerde bulunmuş olan, aile kuran, soyunu devam ettiren, rızkını temin için belli bir çalışma düzenini oluşturan, bu yaşına kadar yaşamış olduğu hayatla birlikte bir çok hadiseye fiziken tanıklık eden insan artık bazı şeyleri de yakinen bileceği zamanların eşiğine de gelmiştir. Bu durumdaki bir insana Allah tarafından Allah' a yönelimi için bir fırsat daha tanınmıştır. Ya O' nu O' nun istediği şekilde bilecek ya da O' nun kendisini anlattığı herşeyi esatir-i evvelin (eskilerin hikayeleri) sayarak -bu aslında kendi cinsinden olanlar için eskiler tabirini kullanmak sureti ile kendisinin de kalıcı olamayacağını kabul edip bir çelişkiyi kendi açısından ifade etmenin bir şeklidir- ateşe arz olunacaklardan olmayı seçecektir. Bu ateşe arz olunacakların ateşe arz olunma gerekçeleri kendilerine o gün şöyle dile getirilecektir:

Kafir olanların ateşe arz olunacakları o günde: "Siz, dünya hayatınızda hoşlandığınız herşeyinizi bitirdiniz ve onlardan yararlanıp durdunuz. Bugün yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz ve fasıklık etmeniz sebebi ile aşağılanmak azabı ile cezalandırılacaksınız."
(Ahkaf suresi 20. ayet)

Bu kimselerin dünya hayatında hoşlandıkları herşeyi Allah' ın karşısında hesap verecekleri bir günün bilincinde olmaksızın tüketmeleri hayatlarının belli bir süreyle tayin edilmiş olduklarını bilmelerinden değil midir? Şu cümleyi kaç kere duydunuz?:

"Bi daha mı gelicez dünyaya?"

Ne acı bir şeydir; -kendisi ile tehdit edildikleri şeyi görecekleri günde sanki yalnızca bir gündüzün bir saatı kadar kaldıklarını geç de olsa anlayacakları- bir sonunun olduğunu bilerek sanki hiç sonu gelmeyecekmiş gibi davranmak.

***

Biz süresi tayin edilmişler olarak süreyi belirleyen ile aramızda olması gereken kulluk bilincini, O' nun her daim hatırlatıcı oluşunu bir fırsat bilerek ve bu azametin, hükmün,hikmetin henüz bugün farkına varıyormuş gibi dinamik ve diri tutalım. Tabii ki İnşaallah' ın yeri dileklerimizin en başıdır.

Bu yazıyı buraya kadar okuduktan sonra kurulacak olan "biz bunları zaten biliyoruz" cümlelerine mukabil şunu da sormadan yazıyı sonlandırmak istemem doğrusu;

Yüzleşmeye hazır mıyız?

Vesselam...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

tşk

dağıttığın aynalar için teşekkürler fd...

=YAŞAMANI GEREKLİ KILAN; YARATILMANA SEBEP OLAN ŞEYLERDİR!=
=TAVRIN KİŞİLİĞİN OLSUN=

ve ekleyeyim...

Bir bardak su gibi çalkandı dünyâ;
Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
Al sana hakikât, al sana rûyâ!
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

* * * * * *

Bu nasıl bir dünyâ, hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamânı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim.

=YAŞAMANI GEREKLİ KILAN; YARATILMANA SEBEP OLAN ŞEYLERDİR!=
=TAVRIN KİŞİLİĞİN OLSUN=

Yüzleşme...

Zor bir soru bu. Her gece kendime sorduğum bir soru bu. Yüzleşmeye hazır mısın, yüzleşmeye hazır mısın??? Zaman gelir ve ölüp gideriz hepimiz. Sonra nasıl olsa yüzleşeceğiz. Bu dünyada ne kadar yüzleşebiliriz ki?

Ölmek korkutmuyor ama işte o yüzleşmek ve hesap korkutuyor...

bas bas paraları Leyla'ya...

"Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar." Duhan 38-39

diyor Yaratıcı...

kullarda

"bas bas paraları Leyla'ya
bi daha mı gelcez dünyaya" diyor..

bu Leyla'nın hangi Leyla olduğu da pek mühim deil..
yani Mecnun'un Leyla'sıda olabilir..Sokağın Leyla'sı da..
Önemli olan hayat yatırımının Rabb dışında olana yapılmış olması ..

Bir edib "Dil bir milletin varlığının en büyük ifadesidir" gibi bi söz söylüyordu(tam hatırlamıyorum).
Dil kulun Rab'le anlaşma yoluysa..
Çözülmesi gereken bir dil var demektir ortada..
Rab dili yani Kuran dili..
Çözmek içinde tabiiki Kurana başvurmalı
"Vehlül ugdetem mil lisani" "Dilimdeki ugdeyi çöz" demeli ..

İlk ölümü tadmadan önce uyanmak (zira 2.si yok)...
Ve Rabbın dilini kekeleyerekte olsa öğrenmek,konuşmak,O'nunla anlaşmak dua(sı) ile..

imza:
yoruldum mu ..
daha yaşamaya başladımmı ki..

"Süre"

Allah her şeyi bir ecel ile yaratmıştır ki bu ecel (süre) ancak sabır ile dolmaktadır. Devam edebilmek ecele bağlı olmakla birlikte durması ya da yok olmasıda aslında yine bir başka ecele bağlıdır.

Ölümde vardı değil mi?

Cemaat.com a üye olalı beş haftayı geçti sanıyorum.Hemen hemen hergün girip bir kaç yazı okumaya çalışıyorum.İşten eve gelip internete girdiğimde ilk aklıma gelenlerden burası.Bunları söylememin sebebi:ikidir eski konulara yorum yazıyorum-bunun böyle devam edeceğini bilmeniz için söyledim:) -ve siteyi baştan aşşağıya taramaya çalışıyorum.
Yazıyı okuyunca aklıma büyük buluşma dizisi geldi.Büyük buluşma değilde büyük yüzleşme ifadesi dah da korkutucu galiba.
Evet korktuğum doğru,gerçekten ölümü düşünmek zor.Bazen ölmek istediğim olmuştur.Ama bunu hiç bir zaman gerçekçi bir şekilde düşünmedim.Allah korkusu ve bu büyük günahı işlemeye cesaret edememe tabiki vardı ama ben en çok yüzleşmekten korktum galiba.
Dünyadayken ahret için ne yaptım?
Hep ağzımın tadı kaçtı 'ağızların tadını kaçıran ölümü çokça hatırlayınca'.Yinede otokontrole teşvik yada otokontrole tehditle zorlama olması bakımından ölümü düşünmek faydalı heralde.