renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Bir Yazarın Hâlleri


Gün Ortasında Arzu, Behçet Çelik – Kanat Kitap, Mart 2007

Behçet Çelik’in Kanat Kitap tarafından yayınlanan beşinci hikâye kitabı Gün Ortasında Arzu, on sekiz öyküden oluşuyor. Daha çok kitap tanıtım ve eleştiri yazıları ile Virgül, Varlık, Notos Öykü gibi dergilerde ismine sıkça rastladığımız biri Behçet Çelik. Yıllardır okuyan ve okudukları ile ilgili düşüncelerini okurla paylaşan bir isim… İlk öyküsü 1987’de Varlık’ ta yayınlanan Behçet Çelik, 1989 yılında Yazılı Günler adlı öykü kitabı ile de Akademi Kitabevi Öykü Başarı ödülünü kazanmış. Çeşitli derleme çalışmaları da bulunan Çelik, en son 2004 yılında İletişim’den Herkes Kadar’ı yayınlamıştı.

Yazar, kitabı başlıksız olarak üç bölüme ayırmış, her bölüm başında bir şairden alıntı var.

Birinci bölümde yedi, ikinci bölümde altı, üçüncü ve son bölümde beş öykü yer alıyor. Kitabı değerlendirmeye üçüncü bölümde yer alan beş öyküden başlamanın doğru olacağını düşünüyorum; çünkü yazarın dilini, üslubunu, kurgusunu, olayı ya da kişileri ele alış biçimlerini en yalın şekilde ortaya koyan berrak öyküler var bu son bölümde. Özellikle birinci bölüm öykülerinde yer yer anıştırma, içe kapanmalar ve oldukça öznel vurgular söz konusu olduğundan öykülerin okurda yeterli etkiyi uyandırmadığı görülmektedir. İkinci bölüm geçiş bölümüdür denebilir. Yani yazar birinci bölümün oldukça öznel öyküleri ile üçüncü bölümün nesnel öyküleri arasında bir yerde konumlamıştır öyküleri. Bu bağlamda bölümlemelerin başarılı bir biçimde ayarlanmış olduğu söylenebilir.

Bu ülkenin insanını sorunlarına, diline, anlatımına, sıcaklığına uzak öyküler var kitapta. Behçet Çelik’in yeni öykü kitabının edebiyatımız için bir kazanç olmadığı da aşikâr.

Tamamen savruk cümleler, oldukça kişisel bir dil ve kavramakta zorlandığımız küçük olaylar… Daha önce sorgulanmış bir meseledir; yazarın küçük bir olaydan, hatta kelimeden bile öykü çıkartabilmesi takdiri hak eden bir çabadır nihayetinde, ama hepsi bu… Bu çaba takdir edilir, ama son tahlilde ortada edebi değeri olan-olmayan bir eser üzerinde konuşulacağı için bu çaba çok da önemli bir ayrıntı olarak yer etmez ya da pek fazla yer etmemelidir eleştiride.

Düşüncelerimizin somutlaşması için birkaç noktaya değinmekte yarar var:

Özellikle birinci bölüm öykülerinde bir içki muhabbeti almış başını gidiyor. Hayatın her sıkıntısı gelip içki masasında düğümleniyor. İçkisiz hayat yokmuş izlenimi uyanıyor insanda.

Hiç tanımadığı şöyle bir görüştüğü birisiyle kim kendi evinde makarna pişirme samimiyetini kurar ki hemen? Yo, misafirperveriz o ayrı, ama bir öykü içinde pek de inandırıcı olmayan –daha çok bohem Avrupalı’ya has bir şeymiş gibi dursa da aslında bir Batlının o kadar sıcak ve samimi olacağı şüphelidir- olayların anlatılması o öyküyü pek de okunur kılmıyor açıkçası…

Kimi yerlerde yazarın dili iyice deneme havasına giriyor ki öyküde şiirselliği kurmaya/kurgulamaya çalışanların pek sık işledikleri hatadır…

*Kaldırımın altında cinayetler, sahipsiz cesetler, tuzaklar, havaya uçan hayatlar, umutsuzluk, sarhoşluk, bunalım, gece, sis, çürüyen kaldırım, yanık kokan alaşım… Öykülerde en sık rastlanan şu kelimeler bile yazarın ne kadar bedbin –yazarın dediğiyle, pesimist- olduğunu açığa vuruyor…

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

bir başka yazı

kitap üzerine başka bir değerlendirme hece öykü nün 20. sayısında yer almaktadır (N.Tosun yazmış yazıyı)
____________________________________________
Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak...