Üzerinde açıkça azamet ve kenetlenme görünmesine rağmen Batı toplumu bugün, varlığını tehlikeye sokacak, erkânını sarsacak ve sütunlarını yıkacak hiddetli bir bunalım içerisinde yasamaktadır. Birçok Batılının akide ve nizam olarak kapitalist ideolojisine, onun beşeriyet için saadeti/ mutluluğu sağlama kudretine ve insanların problemlerine doğru çözümleri ortaya koymasına olan güvenleri gün geçtikçe erimekte ve bu da fikri, iktisadi, sosyal ve siyasi her platformda kendini göstermektedir.
Fikri platformda; Kapitalist ideoloji ve demokratik nizam demek olan modernizm fikrine şiddetli bir şekilde eleştirme dalgası açığa çıkmıştır. Buna tabii olarak da Batı akidesinin, ondan fışkıran nizamının, rasyonalist düşünme metodunun fesadı ve toplumda egemen olan yasam tarzının abes olduğu anlayışı gelişmektedir. İste bunlar, Batı’daki egemen değerleri ve rayiç/ değerleri olan ölçüleri inkâr eden kültürlülerden bir grupta temsil olunan “postmodernizm” akimini ortaya çıkarmıştır.
İktisadi platformda; açgözlülüğün, fahiş pahalılığın, stokçuluğun, az bir grubun ümmetlerin servetlerine tasallut etmesinin ve issizliğin artmasının neticesi cüzi veya külli olarak Kapitalist iktisat nizamini terk etme propagandası zahir olmuştur. Ayrıca batılılardan, milyarder George Soros gibi Kapitalizmi silkeleyen küresel iktisadi bunalımları, hür dünyanın dipsiz kuyuya doğru inişinin alametlerinden bir alameti olarak itibar edenlerde vardır.
Sosyal platformda ise; uyuşturucu alış verisi ve suçların yayılması, ailevi bağların kopması v.s gibi toplumda yıkılmaya yüz tutmuş tamiri imkânsız gedikler açmıştır.
Siyasi platformda gelince; Şüphesiz içsel milliyetçi sağcı akımlar büyüyerek genel olarak yabancılara özel olarak da Müslümanlar için topluma düşmancıl tohumlarını empoze etmiş ve birçok meselelerde hükümetleri zora sokmuşlardır.
İste bütün bunlardan dolayı Batı, “Hicab” olarak isimlendirilen sanal/ tasarlanan bir problemi uydurmuş, bu bağlamda hem ona, hem de onun arkasına sığınarak İslami fikre hücum etmiş ve dikkatleri onun üzerine çekerek basın araçlarının günlük maddesi, genel ve özel günün konusu olmasını sağlamıştır. Genel veya cüzi yasaklama arasında Batılı hükümetlerin ona karsı tavırları farklı olmasına rağmen uydurulan sanal “Hicab” problemi sayesinde Batı, birçok kazanımlar gerçekleştirmiştir. O kazanımlardan bazıları şunlardır:
1. İslam’a karşı sanal çatışma uydurmak ve onu, toplumun üzerine kaim olduğu kıymet ve ölçüleri tehdit eden bir gulyabani/korkuluk gibi takdim etmekle kendi katında var olan kimlik bunalımını çözmek. Böylece bu, laiklik fikrini ona tabi olanların nefsinde körüklemiş ve laikliğin Batılı kimliğin esasi olması itibarıyla halkın duygularını ona doğru tahrik etmiş ve bunu, orta çağ ve eski çağ fikrinin yani İslam’ın tehdit ettiği modernizmin kazanımlarından bir kazanımı olarak lanse etmiştir. Bu çerçevede Batı halklarının çoğunluğu bundan etkilenmiş ve uydurulan sanal hadiseler onun laikliğe mensup olduğu şuurunu ihya etmiştir. Böylelikle de başörtüsünün yasaklanma kararını desteklemiştir
2. Genel olarak Batı hükümetleri, özel olarak da Fransa hükümeti, halkın bakışlarını daha henüz çözümünü bulamadığı iktisadi, sosyal ve siyasi problemlerden saptırma imkânı bulmuş ve böyleliklide insanları “Hicab” v.s gibi meselelerle oyalamıştır.
3. Genel olarak Batı hükümetleri, özel olarak da Fransa hükümeti, “Hicab” karşı aldığı keskin tavrı sayesinde popülarite/halk tabanını kazanmıştır. Çünkü O, toplumda İslam’a karşı yayılan düşmanlık dalgasının bayrakçısı olmuş ve İslam’dan kaynaklanan korku kompleksi sebebiyle (İslam fobisi) sıkıntıya duçar kalan çoğunluğu kendisiyle beraber yürümeye sevketmistir. Böylelikle Fransa, başörtüye karşı aldığı katı tavrı sayesinde egemen olan duygunun doğruluğunu pekiştiriyor ve onu çözmeye muktedir olduğunu ibraz ediyordu.
4. Genelde Batı hükümetleri, özelde de Fransa hükümeti, “Hicab” ve onunla ilintili olan Batı’daki Müslümanların diğer problemlerini körükleme sayesinde milliyetçi sağ görüşün artma eğilimdeki yolun önünü alma ve gelecek seçimlerde seçmenin oylarından onu mahrum etme imkânını bulmuştur. Zira O (Fransa), ülkede toplumun duçar kaldığı problemlerin sorumluluğunu yabancılara yükleme düşüncesi üzerine oturan milliyetçi sağ partilerin benimsediği tavrın aynisini benimsemiştir.
5. Batı hükümetleri, “Hicab” problemini gündeme getirme sayesinde bu ülkelerde bir bütün olarak İslam’ı varlık problemini, onun Batı toplumuna tehlike olması itibarıyla sorgulama imkânını bulmuştur. Şayet onlar, Müslümanların reaksiyonuyla karsılaşmaksızın hicab yasağını kanunlaştırma uğrasında başarılı olurlarsa böylelikle onlar hedefi İslam şahsiyetini yıkmak ve Müslümanların kültürel özelliklerini mahvetmek olan diğer kanunları geçirme yolunu hazırlamış olurlar.
6. Batı hükümetleri “Hicab” problemini gündemde tutma sayesinde Müslümanları ılımlılar ve radikal gruplar diye ikiye bölme imkânını bulmuştur. Bu bağlamda da radikalleri “Hicab”ın müdafaacıları olarak ibraz etmiş ılımlıları reaksiyonlarının dozajını düşürmeleri ve çatışmayı Müslümanlar arasında var olan bir çatışma haline getirmeleri, “Hicab” yasağını kanunlaştırması halinde ise çatışmayı, ılımlılarla radikaller yani Müslümanlarla Müslümanlar arasında çatışmaya dönüştürmeleri için ön plana çıkarmıştır. Bununla da batili hükümetler Müslümanların davasını bulandırarak onlar arasında kesinlik kazanmış hususlarda ihtilafın var olduğunu göstermiştir. Ayrıca kendisi içinde İslami şahsiyeti yıkmak ve Müslümanların kültürel özelliklerini mahvetmek amacıyla yaptığı her işin bahanesini de bulmuş olmaktadır.
İste, Batı ülkelerinde “Hicab” problemini körükleyen faktörler /amiller bunlardır. Onları gözlemleyen kimse şüphesiz onların hepsinin İslam etrafında deveran ettiğini görür. Bazen onun bizatihi Müslümanların akıllarından ve nefislerinden silinmesi istenen bir gaye olması itibarıyladır ki; bu takdirde esas hedeflenmek istenen o dur. Bazen de siyasi hedefleri ve partisel emelleri gerçekleştirmek amacıyla ittihaz edinilen bir vesile olması itibarıyladır ki; bu takdirde o, oyalamak için bir taktik, uyuşturmak ve Batılı hükümetlerinin her ne zaman bunalımlardan bir bunalımda boğulduğunda oyları kazanmak için istihdam edeceği bir edat olmaktadır.
Yorumlar
Batı'da başörtüsü ve arkaplanı
Per, 19/04/2007 - 13:43 — Halim TiryakioğluYazar orijinal bir konu olan Batı'da başörtüsü vakasını ele alarak arkaplanını irdelemiş, bizler olaya insan hakları ve demokrasi açısından bakarken Avrupa'nın bu olguyu nasıl değişik yönlerden kullandığını gözler önüne seren bir yazı. Teşekkürler Mahmut Celal Özmen.
tebrikler...
Per, 19/04/2007 - 14:23 — Şahin Torunmahmut cemal özmen bey;
batının son zamanlarda oldukça ilginç bir ilgiyle yaklaştığı hicab konusuna farklı bir bakış açısı kazandırmış...
teşekkür ve tebrikler..