-"Onlar Allah' ın dininden başkasının mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi ister istemez O' na teslim olmuştur ve O' na döndürüleceklerdir. "(Al-i imran-83)
-"(Resuller)Dediler ki: "Uğursuzluğunuz sizinle birliktedir. Size öğüt verilirse de mi? Hayır siz haddi aşan bir topluluksunuz." Derken şehrin uzak bir yerinden bir adam koşarak gelip: "Ey kavmim, resullere tabi olun" dedi.
(Yasin-19,20)
-"Derken şehrin uzak tarafından bir adam koşarak geldi.Dedi ki; "Ey Musa, ileri gelenler seni öldürmek için hakkında danışıyorlar. Çık, git. Muhakkak ben sana öğüt verenlerdenim."
(Kasas-20).
Adem insan demektir, adam ademden gelir. Adem olabilmek çok zahmet gerektirir, kolay değildir. Eğer Adem olabilmek yüksek bir dağ ise , bizde oraya tırmanmaya çalışan,hatta belki de çalışmayan dağcılarız. İplere ihtiyacımız var. Sağlam iplere, çivilere ve çekiçlere...Heryere sağlam tutunmak zorundayız, iplere sıkı düğümler atıp iyi yerlere bağlamalıyız. İp dediğimiz de kalın halatlar olmalı, ilk bağlayışta kopan cinsten değil.
Dağa tırmanma yolunda en az üç kişi olmanız gerekli.Ben söylemiyorum kurallar böyle, dağcılara sorun isterseniz. Tabii yanınıza aldığınız ip kadar onlar da sağlam olmalı...
Sürekli aynı hizada durup, denge kurmak gerekli onlarla. Bir zincir gibi olup sıkı ve sağlam durmalı.
Her şey elimizde bütün malzemelerimiz tam. İplerimiz çok sağlam , çantamızdada herşey var. Hazırız artık. Başlıyoruz yukarı çıkmaya.Yollar çok zorlu, sürekli değişen koşullar karşısında, her zaman hazır olmak gerekli. Belki tırmandığımız karlı bir dağdır ona göre giyinmek gerekir. Belki de her tarafı ağaç, çalılık, kaygan kayalıklarla doludur. Her koşula uygun bir bot gerekli mesela.
Oldu ya o gün yanlış botu tercih ettik, zincirin bir halkasında bir kopukluk oldu. Her yer kaygan , kırılmaya hazır küçük kayalarla dolu. Kayıp düşmek an meselesi. Herkes birbirine iplerle bağlı, biri kayarsa diğeri de kayar. Düşünün, bir dağ, üç kişi başka hiç kimse yok... Derken sebep artık küçük bir kaya parçasımı olur, yoksa yanlış botmu bilinmez kayıveririz aniden, birdenbire, farketmeden... Kim kurtaracak sizi? Kimden yardım isteyebilirsiniz? Neyse ki elimizde bir dua var. Öyle bir dua ki bir de bakmışsınız oradan geçmekte olan bir dağcı(!), sizin ipten daha sağlam bir ip atıverir kurtulursunuz..
Yazılmış ya geçiyordur oralardan , kimbilir hangi sebeple.
Eğer kurtulma şansınız var ise -ki hep vardır-, her yerde bir düşme şanssızlığınızda vardır. Belki bu düşmeler, kurtulmanın değerini bize anlatabilmek için , bu ADAM da yanlış bir tercihte , O'na götürülmenin bize görünen yüzü olabilir.
Bir adam çıkıp gelir...
Çoktan adem olmuş bir adam...
Nereden geldiği belirsiz, kim olduğu belirsiz...
Yorumlar
Bel bağlanmasa da özel olan birileri ..
Cum, 11/06/2004 - 11:09 — Selim SevkiogluHemen herkesin yanına bir adam gelir.. adamlar gelir. Denk gelir.. denk getirilir. Bazen encam-ı latif ve güzel konuşan akıllı biri olur o kişi, bazen de meczup kıyafetli.. hatta bir deli dahi. Damınıza çıkıp develerini arayan bir adam mesela.. Yolda yürürken ayağınızın altına dolanan bir paçavra.. kulağınıza bir kaç söz fısıldayan yaşlı bir ihtiyar.. sözleri ok gibi keskin ama kadife kadar yumuşak olan, bir yanınızı acıtırken bir yanınızı okşayan.. karşınıza nereden çıktığını bilemediğiniz, üzerinizde bıraktığı etkiden dolayı beklenmedik addettiğiniz biri.
:) Sizin için de aynı şeyleri düşünebilecek biri! çıkar karşınıza kainatın dilini çözüp, yaprağın, rüzgarın, denizin ve kuşlarının nasihatini dinlemeyi öğrenene.. yada her birine teker teker yüz çevirip te, bir daha böyle biri ile karşılaşma imkanını yitirene kadar.
Kim olduğumu bilmediğim uzun bir zaman önce, benim de karşıma çıkmıştı böyle biri. Hatta geçen akşam bir deli çıkmıştı karşıma.. kayda geçtim.. Yakında yazarım inşallah.
Dorukların dili..
Cts, 12/06/2004 - 08:14 — Selim Sevkioglu" Dağlardan dünya bir başka görünür "
Ama hakikaten görünür. Dağcı arkadaşların vesilesi ile ne muazzam, ne de derin bir mevzu çıktı şimdi ortaya. Hira geldi şimdi aklıma.. bir de Saint Exupery.. Sonra " Bird " ismindeki film.
Maddi boyutlu şahikaların/dorukların(dağların) gözlüğünden yapılan temaşa, kişinin kendi dışına çıkarak yine kendini, kainattaki konum ve yerini görmesini nasıl da sağlayıverir. İşte o zaman beşer yanlarının alaca zindanlarında körleşen insan, hiçliğin mukaddesatından mülhem duygularla manevi alemin nurlu doruklarına özenip aydınlanıverir. Elbet ki alışık olunmayan aleme atılan ilk adım ile evvela ürperecektir.
Yahu biri çıksa, şöyle dağların doruklarında neler görüp hissettiğini, neler düşündüğünü yazsa da iki çift laf edip ayıksak. Kaç zaman oldu çıkmadık dağlara.. Dağlar dağlaaaaaaaaaaar..
Haydi dağcılar, bu işi ehline bırakıyoruz. Düşeniniz olursa şayet Yusuf bir ip uzatır size. Sonra Ehl-i Hal'den Şadan Hazretleri de yedekte. Yani veraset işlerine bakabilir en azından :)
Dağlara Çıktım ,Öldüm Geldim...
Paz, 13/06/2004 - 01:58 — Sedef KaplanÖLÜM KERE ÖLÜM
ÖLÜM KARE
İsa Golgota'ya çıkarken tökezlemeden önce
Önü sıra sendeleyip ayağı burkulan bendim
Yar idim dulda saydı beni açmak isteyen gonca
Dert oldum Hira'ya beni teskine geldi Efendim
İlk ben üşüdüm sonradır Tur-i Sina'daki sağnak
Dağa çıktım kurdu geberttim beni korkuttu keme
Çalmadığım kapı kalmadı can evimden taşarak
Duyan olmadı avazım ki desin Hallaç kekeme
İlenen oylumsuz kalır kargışın imza yeri boş
Aşka düşmek eceliyse bedeni coşturur anız
Ruh körelten çare bulmaz ilaç olmaz telaşlı döş
Pis mürekkeple çürük dil tokuşturanlardansanız
Kul beni bilmeyişin vakti ecelden kim sıyıra
Bir benim sayıklayan Adem'i imla eden adı
Bu yüzden bana değmeden dünyadan bir üvendire
Gittim çekip başımı gittim hakikat duraksadı.
İSMET ÖZEL
herkesin "şehrin öteki ucundan koşarak gelen bir adam" ı var
Salı, 15/06/2004 - 17:43 — Yusuf ArmağanŞehrin öteki ucu...
Koşarak geliş...
Bir adam...
Doğruyu söylemek gerekirse okuduğumda kafama bazı şeyleri dank ettiren ayetlerden biri...
Uçuşan fikirlerimi ayaklandıran ayetlerden...
***
İnsanın en zor zamanları vardır. Karar verme anları, dönüm noktaları, yön tayinleri...
Bunaldığı zamanlar vardır insanın. Dipte, sonda, depresyonda...
Tükendiği anlara şahit olur insan kendisinde. Herşeyin bir anda anlamsız geldiği...
Ya da kendisini amaçsız bir şekildeyken yakalayıverir insan. Kalabalıkların orta yerinde, bir stadyumda mesela, bir deniz kenarında başparmağı ve işaret parmağı arasına sıkıştırdığı çakıl taşlarını birer birer ve telaşsız denize fırlatırken, gecenin bir yarısı olduğu halde gözü uyku tutmadığında...
İşte tüm böylesi anlarda bir "şey" gelir yakalayıverir insanı. İnsanın kendisi ile başbaşa olmayı nasıl olmuşsa (!) başarabildiği anlardır bu anlar.
Bir hatırlatıcı gelir başucuna. Hatırlatıcı; şehrin diğer ucundan koşarak gelen adam. Şehrin diğer ucu insanın gündeminde o anlarda hiç olmamış bir yeri, bir şeyi ifade eder bana göre. Bir anlamda alışılageldik hayatı yaşayanlar için sıradışı bir yer. Belki en yakınında bir yer, belki en uzağında.
Koşarak; bir görevi ifa eder gibi. Heyecanla ve görevli olduğunun bilincinde huzurla, sükunetle...
Adam; hiçbir ünvanı yok. Hiçbir çıkar, ve hesabın hesabın içerinde olmayan, söylediği şeyin ardından nasıl bir tepkiyle, karşılaşacağını bilmeyen bir adam...
Bu adam yeryüzünde yaşayagelmiş her insanın karşısına çıkar bence. Mühim olan bu adamı değerlendirebilmektir. Onun farkına varmaktır. Söylediklerinden sonra beynimizde şimşeklerin çakmasıdır.
Bunlar O' nun bizi sevdiğinin ve bizde ısrar ettiğinin bir göstergesidir. Bir vesiledir. Bir müdahale edişdir.
Oku! merkezli buluşma
Hayat şehrimizin uzağındaki adam (kendimiz)
Pzt, 11/10/2004 - 20:11 — Ahfa Sûeda-"(Resuller)Dediler ki: "Uğursuzluğunuz sizinle birliktedir. Size öğüt verilirse de mi? Hayır siz haddi aşan bir topluluksunuz." Derken şehrin uzak bir yerinden bir adam koşarak gelip: "Ey kavmim, resullere tabi olun" dedi. (Yasin-19,20)
Yasin Suresi için Kuran'ın kalbi dendiğini duymuştum..
Neyse yazmak istediğim şey yukarıdaki ayet üzerine ..
Yasin suresini okumaya başlarsınız ve yavaş yavaş ayetleri kalbinize ve aklınıza misafir ederken çevirdiğiniz yaprakta bir misal getirilir ... 2 adam yani 2 uyarıcı ve bir 3. ile desteklendiği anlatılır..Bir kavim uyarılır..Her uyarılan cehalet kokulu kavimler gibi alaycı bir kavimdir..3 Uyarıcı tehdit edilir..
Ve şehrin uzağından bir adam koşarak gelir...Ve onlara derki sizden ücret istemeyen bu kimselere uyun..Şehrin uzağından gelen adam öldürülür..Cennete gider..Ve der ki ah! keşke kavmim bilseydi ..
Çok farklı gelir bu tablo bana..Her okuduğumda gözümde canlanır ayetler..Uyarıcılar..Kavim..Uzaktan gelen adam..Adamın öldürülüşü..Bağışlanışı ,Cennete alınışı..
Uzağa gitmiyorum hayatıma bakıyorum..Kendi içime bakıyorum...
Uyaranlarıma..Onlara engel oluşlarıma..Uzaktan gelenime..Onu öldürüşüme..
Hayat şehrimizin uzağındaki adam (yani biz)
Ne zaman döneceğiz kendimize,şehrimize merak ediyorum...
imza:
yoruldum mu ..
daha yaşamaya başladımmı ki..
Tevekkül Gerektirir
Per, 26/05/2005 - 01:54 — Ferdi YükselEvet Adem insan demektir ne güzel demiş yazan ama yanlız insan demek değildir.Adem namaz demektir.yani Adem=insan=namaz demektir.Hey gidi günler hey diyorum bazen öyle farklı anılarım oluyo ki böyle bir olay olmaz diyorum.Bazen bir olayın mutlaka olacağını düşünüyoruz ama öyle durumlar oluyo ki olmuyo bazen bu iş kesin olmaz diyoruz ama bakıyoruz ki bizi öyle şaşırtacak şekilde olaylar gelisiyor ki anlamak mümkün olmuyo bu gibi durumlara bakarak şöyle düşünüyorum.hani bir kader tartışmasıdır geçer her ortamda kimi der ben kaderimi değiştirebilirim diğeri koyu kadercidir yani Allah böyle istemiş böyle olmuş der aslında olay bu iki düşünce arasında geçer Allahın takdiri ve bizim cüzi irademizin karışımı şeklinde yapılması gereken iş bence bir iş için mücadele etmek sonrada tevekkül etmektir.