renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

‘Sisifos’un Köyü

Caht Koytakköyün korucuları silahlarını yine
köylülere çevirdiler.

kuzularımızı kurtlara, çakallara,
ekinlerimizi yaban domuzlarına
karşı korusunlar diye,
bebelerimizin, yetimlerimizin
boğazlarından kesip
omuzlarına silah astığımız,
giyindirdiğimiz, kuşandırdığımız,
yedirdiğimiz, içirdiğimiz köyün korucuları
tüfeklerini bir kere daha, biz, işinde gücünde,
tarlada, bahçede çalışan,
kemiklerinin ucuyla toprağı süren,
ekini çapalayan
‘ağızsız dilsiz’ köylülere doğrulttular
ve bizden yine diz üstü çöküp
postallarının tozunu
almamızı buyurdular;

köyün fiskosçuları, asalakları,
bıçkınları ve kabadayıları da
onlara alkış tuttular, yılıştılar,
teneke çalıp oynamaya başladılar.

böylece, bizi bir kere daha,
çocuklarımızın önünde aşağıladılar;
kadınlarımızın önünde ağlattılar,
elin günün, komşu köylerin önünde
yere baktırttılar.

böylece, bir kere daha özgür, bayındır,
kurda kuşa karşı güvenlik içinde
el ele, omuz omuza
çalışıp didinme,
üretme, bölüşme
ve sevişme hevesimizi
kursağımızda koydular.

ama bunlar olup biterken,
olup bitenlerden habersiz köyün delisi,
değneğini havada sallayaraktan,
meydanın ucundan koşarak geldi
ve dilsizlere vergi işaretlerle,
dikenli bozkırdaki
kurumuş incir ağacının
yıllar, yıllar sonra yeşerdiği,
çiçek verdiği
müjdesini getirdi bize.

ve ağacın altında
bakire Meryem’in bu kez,
nur topu gibi bir oğul değil,
nur topu gibi oğullar
ve ay parçası kızlar,
yani mucize eseri ikizler,
beşizler, dokuzlar
doğurduğunu ekleyiverdi,

ve bebelerin de doğar doğmaz
konuşmaya başladıklarını…

Cahit Koytak / 28 Nisan 2007
‘YOKSULLAR İÇİN TEZLER’ Kitabı

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Allah razı olsun!

Şair amcam, babam, bu ülkenin belki de en incelmiş yüreği,
en ustalaşmış kalemi, Cahit Koytak'a binlerce teşekkür.

Şair, gündemin nabzını yüreğiyle tutandır! Hassasiyetleri ile
ülkenin ahvaline göndermelerde bulunur, belki de bir
vakanüvis edasıyla bizi dürter, bize bizden haber eder.

Cahit Koytak'ın incilerle dizdiği bu şiiri ben bu şekil alıyorum,
bizi yalnız bırakmayanlardan addediyorum onu. Ve de o güzel
ellerinden öpüyorum, hep bizle olsun, ona kulak kabartmaktan
kendimizi alıkoyamayalım! Allah ondan razı olsun!

Bilge Şair'e...

Evet, ben de kalem tutan o mübarek ellerinden öpüyorum Cahit Koytak'ın. Şiirini sancılarla doğuran büyük bilgedir o. Saçlarına ak düşüren ümmetin sancılarıdır. Bir klavuzdur, dizeleriyle önümüzü aydınlatıyor...
Allah ondan razı olsun.

büyük şiir

Büyük Türk Şiiri'nin büyük şairini selamlamaktan başka ne yapılabilir ki!

Allah başımızdan eksik etmesin inşallah.

Dolu Başak, Dik Başak...

Hani derler ya boş başak dik dururmuş diye; aldırmayın,
boşverin siz bu söze.
Dolu, dopdolu başaklar da böylece dik dururmuş işte.
Ellerinden, kaleminden öperiz Cahit Ağabey...

ustaya saygı

cahit koytak'ı ilk bu şiiriyle tanımaya başlamaya, aranıza yeni katılmaktan duyduğum kadar hicab duyuyorum, okuduklarım bir destandır.Şiir, yazılı ve önümüze kelimeler, cümleler şeklinde sunulmuş olmasına rağmen sahibinin sesini,bağırışını,hislerindeki hiddeti,haklı haykırışı kulaklarımızda...Şairin gücü,ustalığı burada işte, yazıldığından çok söylüyor ustanın şiiri...

Cahit Koytak şiirleri

Günlük Hayatın Resmini Çizen ve Valizinde gittikçe ağırlaşan dünyadan kaçan bir şair: Cahit Koytak diyor Ali Dölek.

Okumayanlar için Cahit Koytak şiirlerine şuradan ulaşabilirsiniz.

"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"

Serinliktir şiiriniz.

Sayılı şey kaldı okunacak... Var olun Cahit Abi.

Önden Yırtılan Gömlek

Şairi burada gördüğüme çok sevindim. Biz gençlere ilham kaynağı oluyor böyle sıkı şair abilerimizi bir arada görmek. Daha yok mu diyorum, devamını da bekliyorum. :)

ÖNDEN YIRTILAN GÖMLEK

İktidar, yol üzerinde bulduğun şu tekeş ayakkabı,
En belalı sınavıdır, Tanrı'nın.
Gözünü açıp da, çalıların, dikenlerin arasında
Onun yitik eşini, adaleti de bulup giymezsen öteki ayağına,
Yandın, ey Kral, yandın ey Başkan, yandın ey petrol şeyhi!
Bu durumda, seke seke gitmektense,
Cehenneme kadar yalınayak koş daha iyi!
Ve siz, benim yoksul, benim aziz dostlarım, kardeşlerim,
Siz, yüksek oktanlı refah ve demokrasi için kanları petrole katılanlar
Bakın, “Uygarlık ve barış” diyor bu Kuzeyliler,
“Özgürlük ve refah” diyor Romalı Kayzer,
Halkın, celladını kendisinin seçmesi falan feşmekân…
Söyleyen onlar olunca, on sefer düşünüyorum, ben,
Kırk sefer düşünüyorum ve yalan diyorum,
'Hakikat olsa da', yalan!
Peki, ya sen ne diyorsun, kardeşim Moritanya?
Peki sen ne diyorsun Fas, sen ne diyorsun Cezayir,
Sen ne diyorsun Mısır, sen Libya, sen Ürdün,
Sen Katar, sen Yemen, sen Sükutî Arabistan?
Onların senin ağzının kenarına iliştirmek istedikleri
Bu kirli karanfiller, bu, barut ve üre kokan yapay süs çiçekleri,
Sömürgeli muhbirlerin sonunu hatırlatmıyor mu sana?
Hani şu önce tüyleri dolar rengine boyanıverip av tazılarının, polis köpeklerinin arasına katılan
Sonra, ya sınır tanımayan oburluklarından
Ya da rahimlerinde döllenen şeytanın büyüklüğünden karınlarını taşıyamaz hale gelince
Şakaklarına seksen sentlik bir kurşun sıkılan yahut ipe çekilen
Şu zavallı, çaputsu hainlerin sonunu, hatırlatmıyor mu sana,
Ne dersin, sen yoksul Darfurlu, yoksul Nouakhottlu,
Yoksul Bağdatlı, yoksul Felluceli, Yoksul Beyrutlu?
Peki, ya siz Ekselansları, ya siz Majesteleri,
Sizler ne buyururdunuz? Özgürlük, eşitlik, tarz-ı şûravî?
A evet, evet, sizler omuz silkiyorsunuz,
Susma hakkınızı kullanıyorsunuz, doğal olarak…
Pekâla… Pekâla… Sizler susmaya devam buyurun!
Şu kovulmuş melekle fiskoslarınıza yani,
İyidir, iyidir, kaht-ı ricalden iyi, fitneden iyi, ölümden iyi!
Sürdürün sabır kürlerinizi, dua kürlerinizi, uyku kürlerinizi sizler,
Ben kalkıp Bağdat'a gideceğim, Filistin'e gideceğim
Mezarından kaldırmaya İnsanlığı;
Ama Romalı Lejyonerlerin yaptığı gibi
Kefenini, altın dişlerini, iç organlarını soymak için değil, hayır,
Önden yırtılmış günah gömleğini,
Şu kapkara vicdanını söküp göğsünden,
Kürsüsünün önüne atmak için, Yargıçlar Yargıcının.
Tabii, Roma'nın korkunç cinayetleri,
Roma'nın ve Siyon'un efelikleri karşısında
Tam da ölülerden bekleneceği gibi
Sustuğu, susmayı seçtiği için,
O 'İnsanlık' dediğimiz tabansız hortlak
Utançtan ve korkudan yerin yedi kat
Dibine tüymemişse, doğal olarak…

Cahit Koytak / 10 Aralık 2006

"Before my pen has glean'd my teeming brain"
-Önce kalemim kaynayan beynimi topladı.-
-John Keats / Adamım-

şair, en şair, ey şair...

Cahit abi deyince, ilk kitabımın ilk yazıları aklıma gelir...
Radyo7'de programlar yaparken ilk kitabımı çıkarmam söz konusu olduğunda yazılarımı ona götürmüştüm... Okumuş ve o insanı kırmayan, dingin tavrıyla, "az daha pişir, biraz daha demle..." demişti. Tutmuştum sözünü ve bir yıl sonra yayınlamıştım ilk kitabımı...
Cahit abi, sen benim diyebildiğim şiirin s-özüsün...
Eksik olmayasın, şifasız kalmayasın... Baki selamlarımla...

hoşça bakın zâtınıza; çünkü alemin özü sizsiniz...

şiir, var!..

üç farklı yerde belki de 7. kez, 8. kez okuduğum şiir...

.

kafamıza kafamıza indiremeyecekler,

tekerleği...

.

çünkü "şiir" var... var! var!..

çünkü Cahit Koytak var.

İsmet Özel var, Sezai Karakoç var.

vâr olan var... hem de her dem bir "deli" ille de var.

delilikten azâd olunmasın, var'ımız heyhat! -ki sopa var...

ellerinden öpmeli,

şairin..

.

Üstadın Mütercimliğine Dair

Çeviri yaptırmak isteyen yayın evi yetkililerin kapısında yatması vacip olan dil işçisi...Mekke'ye Giden Yol"bir çeviri klasiğidir. Esed türkçe yazsaydı bu kadar yazabilirdi herhalde...Tercümesi, kaliteli tercümenin kaynak dilin ifade imkanlarını nasıl geliştireceğine dair nadide bir örnektir. Keşke, Tahsin Yücelin çeviriyorum derken elinde kalan dilbilim ve üslupbilime ait eserler onun kaleminden çıksaydı...Keşke pejmurde tercüme dünyasının zavallıları ustayı tanısalardı. Bu zat henüz hayattayken kelime başı ücret verip, batı dillerinin nadide eserleri himmetine arz edilmeli...

Saygı ve teşekkür...

Öncelikle ustanın ellerinden içtenlikle öperim.
Şadan Ercan Beye de teşekkür ediyorum. Şiirin ne olduğunu gördüm, büyülendim desem yeridir. "Buradan ulaşabilirsiniz" bağlantısına "tık"ladığımdan bu yana(yaklaşık iki saattir) ustanın internette yayınlanmış şiirlerini bulup okuyorum.
Hep ismini duyuyordum ama nasıl söyleyim bir türlü okuyamamıştım. Bu noktada şunu söylemeliyim; ben inanıyorum ki, söz konusu sanat eseri olunca, bazen okumayı/görmeyi/dinlemeyi/hissedebilmeyi vs. hak edeceğiniz günü bekliyorsunuz, bekletiliyorsunuz. Eser ya da eser sahibi sizi buluyor bir şekilde.
Son olarak, Cahit Koytak ustanın şiir kitabını aradım biraz netten ama bulamadım. Edindiğim son bilgi, uzun bir süredir yeni kitap çalışmasının sürdürüldüğü.(bundan da emin değilim ya)
Bu konuda bilgi alabilirsem eğer memnun olacağım.

ustaya saygı

Şairi önceki şiirleriyle yavaş yavaş anlamaya çalışıyorum, bazan kurduğu içsel felsefede kaybolup yeniden buluyorum kendimi, sihir gibi hükmedişi kelimelere, beni farklı alemlere sürüklüyor,aklımın yetmediğini hissediyorum bazan,yeniden yeniden okuyorum, güzel, mistik bir ambiansta adeta serpentin gibi sarıyor sözleri, sanki kendi içimde olan birşeye tekrar tekrar hayranlık besliyor sonra yeniden uyanıyor ve sözlerin cümlelerin aslında ona ait olduğunu hergün yaşamayı yeniden öğrenir gibi farkediyorum.Bu büyük şairin şiirleri olağanüstü, ne bir harf eksik ne bir harf fazla, şiirlerini okumadan geçirdiğim yıllar için üzülmek, ne yazık....

şiir/düzyazı

bu şiirse düzyazı ne düzyazı ise şiir ne?