
"Çağımızın parçalanmış bilincini aşacak ruhsal bütünlüğe, ilk insanın saflığına ve kendisini nasıl bir sonun beklediğini bilemediğimiz son insanın gün görmüşlüğüne duyduğumuz iştiyakı ve bunun terennümünü şiirden başka nerede bulabiliriz?"
‘Modern Türk Şiirinin Doğası’
Ebubekir Eroğlu
Sanırım, yarın yaşanabilirlik kabilinden nelerin cereyan edeceğini, vuku bulacağını bilebilmek, bugün devindiğimiz alanda neleri yapıp yap(a)madığımızı seyretmektir en fazla. Varlık olarak ortaya koyamadığımızdan ötürü hakkında bir şeyleri bilmekten uzak kaldığımızın bilgisi dil aracılığıyla kurgulanır. Bu kurgu yapısı gereği dilseldir. Özellikle de nesnesi olmayan varlık-landırmaların varlık’ı tümüyle dile dayalıdır. Bilinemezin karşıtı olması yönünde bilinebilir kıldıklarımız, seyri mümkün olabilene ilişkindir. Kendim hakkındaki bilgim, varlığımın bilinebilirliği, varoluşumun seyrini bir süreliğine keserek geriye doğru birikenleri durduğum an’a gelene dek seyredebildiğime yönelik kabulle mümkündür. Kısacası, hakkımdaki bilgi seyredebildiğim yanıyla, ondan ibarettir denilebilir. Seyredemediğim her şey, benim onu bilmemden ötededir. Örneğin ölümüm, ben onu seyredemeyeceğimden, bilgisini asla edinemeyeceğim sonumdur(!). Doğumunu ve ölümünü seyretmekten yoksun kaldığımız ben’in bilinemezliği mukadderdir.
Başlangıç ve son arasındaki seyirlik var-oluş dilseldir ve bu yüzden de kurmacadır. Asıl hikayemiz, bütün hikayeleri Varedenin tasarrufunda ve onun mülkündedir dolayısıyla. Söz konusu kurmacanın esas unsurları önümüze serilen, bazen de bizatihi sunulan gerçeklik ve dilden ibarettir. İnsana özgü akıl ve irade melekeleri, gerçeklik ve dilin tabiiyetindendirler. Gerçeklik ve dil ile ilişkiye zorlandığım yahut ihtiyaç duyduğum düzlemde bütün sözleşmelere aykırı tutum ve davranışlarım kendine bir dil ediniyorsa, artık gördüğüm, işittiğim ve söylediğim şeyler şiire inkılap edecek demektir. Şiir, yüzü hakikate dönük olandır, adımları ona vasıl gayesindedir. Seyri namümkün hakikatin seyrine şiiri koşmak bir parça özlem giderme kabilindendir hitamında.
Bundan ötürü, gerçek olandan, gerçeklik’ten olası bir nedenle, herhangi bir şekilde söz açtığımda, onun hakikat ile direkt bir bağıntısı olmadığını, olamayacağını peşin peşin belirtmeliyim. Üzerine söz söyleme imkanı bulduğumuz, hatta şartları ve sınırları zorlayarak imkanlar devşirdiğimiz dil’in yurdunda yalnızca gerçeklik’ten dem vurabiliyoruzdur. Hakikat dil’e çağıramadığımız hakikat’liğini koruya ve saklayadursun, bütün’den dış-talanmak bir adım ötede parça’lanmaya dönüşecek, neden sonra dil, her parça’lanmışın evliğini, ev sahipliğini kendiliğinden üstlendiğini belli edecektir. Bu durum karşısında kimsesizliğine ve örtüsüzlüğüne ev edindiği dil çatısı altında parça kalarak varlığa, varolmaya koşulmuş olanın dil evinden yükselttiği, ünlediği ses, parça-varlık’ın iniltileri ise, yankısını bula bula çağları ve kıtaları kat eden bu ses yiteceği son’a kadar büyük kulak’ı dolduracağa benziyor.
Bu yönüyle parça’nın gerçeklik ve dil ile maruz bırakıldığı komşulukta marazi hâl, bazen dikkatli gözlerden, çoğunlukla da incelmiş hassas yüreklerden gayrısına dokunmuyor gibidir. Git gide ihanet’e varan bu bir aradalıkta parça’nın yazgısına denk gelen, gerçeklik’in çıplak görünürlülüğü mü yoksa dil’in savladığı mı bunu kestirmek hayli güç. Parça’nın sesi son kertede şiir olarak yükseldiği vakit, bir bakıma ihanet edenini de arıyor ve onu cevaplıyordur sanki. İzahına yeltenilen ihanet’in açığa çıkarılması zor olsa da elimizde kendine ait bir fotoğrafı bulunmasa da robot resmini çıkartabilmek ne derece mümkün acaba?
Her parça, parça’lanmış parça’lılığını kemale erdirebilmek çabasında, ilkin parça olarak görünürlüğe, orada bulunmaklığa ve son aşamada görünürlük öncesine rücu ederek döngüsünü tamamlamış sayılır. Birinci evrede parça’nın ilk temasa sokulduğu dil midir, yoksa gerçeklik mi? Bunu bilebilmek bir yana, gerçeklik ile dil’in aynı şey üzere mutabakatı tespit edilemedikçe, parça bunlardan birinin yahut ikisinin birden oyununa gelecektir. Şimdi buna bir de parça’nın kendi hesabına bir oyunu ve emeli olduğunu da katarsak, ortaya belki de üç başlı, üç ayaklı bir ihanet resmi kondurmak mecburiyetinde kalırız. Kimin hangisine, nerede ve nasıl ihanet’e kalkışacağı belirsizlikte şiir bizlere neleri söyler/söyletir?
Dil’in olanaklığı parça’nın karşısına konumlandırıldığında bir nebze daha netleşir ki, parça’ya özgü ses, dil’in tek ve biricik maddesi ve malzemesidir. Dil’in neredeyse tümden metaforik yapısı, parça’nın elinde şiire yoğrulurken şair-parça’nın elindeki imge kılıcı, adını intikam olarak sabitlemese de, şaire ihanet’in hesabını sorma fırsatını verir; ister dil ister gerçeklik olarak ona sunulana karşı. Yukarıda bahsi geçen oyun, şair sayesinde bozulmuş ve/veya bir kez daha başlatılmıştır denilebilir.
İmge sayesinde doymuşluğundan silkindirilen dil, hürlüğüne dikkat kesilerek dil ile dansına imkan bulmuştur. Doymamış ses, imge ile yeri geldikçe sırt sırta, iç içe, dış dışa yeri geldikçe de biri birilerinin yerine geçen olarak şairin gözünü açtırmışlardır. Elbet, teshir gücünden mütevellit tesirinden bahsedebilsek de şiir, bu aralıkta güzel, uslu, süslü-bezeli söz söylemek oyunundan düşmüştür. Yalnızca şiirin söyleyebildiğini, başka türlü söyleme imkanı bulabildikse, bir önceki söyleyiş şiir gömleğini çıkarmalıdır. Şairin şiiri ile ne söylemek istediğine ilişkin izaha zorlandığında bize söyleyecekleri toplamı, seçilmiş aynı kelimeler, imgeler etrafında döner dolaşırsa, açıklama umanın elinde şairin şiir olarak söylediğinden ötesi yoksa, böylece içi de rahatlar şiirin, biçemi de. Burada muhakkak hatırlanmalı ki, şiirsellik hemen her yer ve şeyde karşılaşabileceğimizse de ender bulanandır şiir.
Gerçeklik ve dil, dolaysız ve kendiliğinden bir şeyler vermiş değil muhataplarına. Bahsedeceği bir hakikilikten daima yoksundur ve yoksunluğudur onları ölümün kapısına dek götüren, eşikten bir adım içeriye sokmayan. Verdikleri / verecekleri tam manasıyla bir yaşam değilken, tam bir ölümü de sunmaktan uzaktır özgüllükleri. Kaldı ki, yaşam ile ölüm arasındaki bütün yükselti ve eksiltiler enlemesine ve darlamasına, uzam ve uzay bolluğunda gösterenini ve göstergesini ıskalamıştır. Gerçeklik ve dil’den maada elemanları bulunmayan yeryüzü barınağında yine onlar vasıtasıyla inşa edilebilecek her şey, sekülerliğini itirafa şartlı kalmıştır. Önce ve sonra ile, iç ve dışla bağlantılarını kuramamış sistemin yapısal dinamikleri başkaldırı ve isyana yeltendiğinde kısa devreye zorlanacaktır bir nevi. Şairler, gerçekliği ve dili sistem içi mutabakatından caydıracak adam akıllı avare’liğe makes tutumlarıyla, bir yerden sonra at sineği rolüne en uygun adaylar olarak anılacak eşhastır. Gidişatın rahatını bozarak, kendi hakikatine açılan tüm kapı ve pencereleri gerektiğinde sonuna kadar aralayıp, hakikatin hücumuna maruz kaldığında, gerçeklik adına bir bedenden, dil adına şiirden gayrı bir varlığa sahip değildir artık şair.
Dile yuvarlanan yahut dil ile yuvarlanmaklığı bakımından insan, düştüğü / düşürüldüğü dil zemininde bir müddet sürünmesi, emeklemesi haricinde yetileri sayesinde kolayından ayak-lanmıştır. Varedenin öğüdü ve önde gidenlerin esinlediği adımlarla dönenip durduğu dirim mekanında bugün tıpkı kenarda bir sahnede, yarın ise mahşerin göbeğinde bütün söyleyeceklerine karşılık değil, yerinde ve özlenen bir suskunluğun temsili olarak şiire bel bağlayacaktır.
Bu manada şiir, birer yanılsama olduklarını unuttuğumuz yanılsamalar olan gerçeklik ve dilin tuzağından uzaklaşmanın biricik teminatıdır. Can sökücü sorulara cevap beklenilen, hesap vermelerin güçleştiği, belki tersine döndüğü bir sorgulamada, söylemekten, cevaplar yetiştirmekten ötürü tüm kazanımlarını yitirme riski taşıyanın susmayı becerebildiği dilidir şiir. Kafka’ nın Dava’lısının ne sebeple, kim tarafından, hangi amaca yönelik yargılandığını ve cezalandırıldığını bir türlü öğrenemediği yalnız bırakılmış dünyasında, bağlamı sökülüp atılmış düzlemin en ortasında dilin toptan imkanlarını seferber etmek dahi çıkar yol bulamayacaktır. Dil bir çırpıda kendini hükümden düşürebilmekte, menfaati mucibince görünmezliğe sıvışabilmekte, gerçeklik ise yanılsamalarının bilmem kaçıncı perdesini sahnelemek üzere çoktan hazırdır oyununa.
Son yorumlar
9 sa. 50 dk. önce
9 sa. 59 dk. önce
13 sa. 38 dk. önce
19 sa. 39 dk. önce
1 gün 7 sa. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 13 sa. önce
1 gün 15 sa. önce
1 gün 16 sa. önce
1 gün 18 sa. önce