- Tutunamayanlar çok kalın ya, onu okudum diyenler yalan söyler. Bak mesela kardeşim deli gibi kitap okur ona sor o bile okuyamamıştır. Zaten sıkıcı da bir kitaptır kesin de mi?
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır yenilgi yenilgi hadi oradan yenilgi vardır dünyaya yenilmek için gelenler vardır her yenilgiden sonra yeni bir mazeret bulmakta usta olanlar vardır yenilgilerini hayallerinin yardımıyla kendisine zafer ya da zafer habercisi gibi göstermeyi bir halt sanan aptallar vardır aslında aldananlardır aldananın hası vardır zaferin tadını ömrü boyunca tadamaz onlar onlar mı onlar deme diyemeyecek kadar uzun bir süredir onlarla birliktesin ustalarısın yenilgi ustasısın bir kaybedensin sen kaybeden loser unterlegen le perdant perdedor perdente Türkçe İngilizce Almanca Fransızca İspanyolca İtalyanca kaç dilde daha söylememi istersin dünyanın bütün dillerinde tekrar edebilirim gönüllü ezilmişliğini
hayatında istikrarla yaptığın tek şey yenilmek yenilmek yenilmek kaç kere iddialı oldun ki doğumundan bugüne keşke ölümüne kadar diyebilsem doğumundan bugüne kadar bir kere bile iddiacı sıkı sağlam olamadın sen hep gevşektin istediklerinin elinden kayıp gitmesini izledin hepsi benim suçum mu deme evet tabi ki senin suçun bu sefer izin vermeyeceğim başkalarını suçlamana kimi suçlayacaksın anne babanı mı kardeşini mi öğretmenini mi arkadaşlarını mı karını mı amirlerini mi kitaplarını mı hayat hikayeni bir de benden dinle gerçek hayat hikayeni
İkiz doğdun yalan yok ikiz olduğun halde daha doğar doğmaz talihsizce iticiydin az sevilen sen oldun zırlama bu hep olur birileri başlangıçta hep daha fazla sevilir peki bu durumu değiştirmek için sen ne yaptın sana imalat hatası dediklerini farz ettin o çok zengin hayal gücünle ve inatla bir imalat hatası gibi davranmayı sürdürdün daha kötüye gittin sen kötüleştikçe annen baban yargısında haklı olduğunu düşünmeye başladı ya kardeşin evet o en başından beri sağlam bir dayağı hak ediyordu kabul ediyorum seni hep kullandı ihtiyacı olmadığı zamanlarda sen yokmuşsun gibi davranmaya bayılırdı nasıl bir insan ikizini görmezden gelir ki kendini göstermek için ne yaptın söylesene sana aynada ki yansıması ya da gölgesi gibi davranmasına ihtiyacı kalmayınca senin ışığını kapatmasına nasıl göz yumdun bu kadar hızlı nasıl kaybolabiliyordun şimdi evli ikizleri var ikisi de babasına çekmiş amcasına çekse şaşardım asma suratını falan sana kimse çekemez oğlum senin genlerinde karakterin gibi silik silik silik silik karakterlisin sen seninkisi de ne çocukluktu ama kovboyculuk oynardınız kardeşin olacak adam sırtına binerdi sen hep at olurdun bir kere bile itiraz edemedin üstelik onun senin sırtına binmesi hoşuna giderdi hoşuna giden aslında neydi gülmesi mi eğlenmesi mi senin sırtın sayesinde mutlu olması mı başkalarının mutluluklarından beslenebilmeyi daha o zaman öğrenmiştin kendi mutluluğunu arzulamayı bile beceremedin seni kamçıladıkça gülerdi senin hoşuna giderdi sen hep sırtına binilen oldun hala biniyorlar sırtına sen de kişnemeye devam ediyorsun yeğenlerin biniyo karın bindi daha kimler binecek kim bilir sen hep at olacaksın
yo yo dur bakalım ne atı eşşek eşşek evet baylar bayanlar evrim teorisi şahsı şahanemizde kanıtlandı önce attık sonra anlı şanlı anırmayı bilmeyen cinsinden koca bir eşek olduk çünkü çevremizin bize ihtiyacı vardı yanlış duymadınız teori doğru narin kulaklarınız sizi yanıltmıyor evrimleri çevre şartları tetikliyor hey gidi darwin gel de kıvanç duy gün senin günün
yılların atıydın evet senden umulmayacak kadar istikrarlı bir attın şimdi senden at olduğun kadar iyi bir eşşek olmanı bekliyoruz şak şak şak şak alkışlar
en sevdiğin film karakteri kimdi söylesene söyle hadi burada biz bizeyiz hatta ben beneyiz en sevdiğin karakter Şener Şenin hiç durmadan kazıkladığı İlyas Salmandı neydi adı Bilo unutmuş numarası yapma kendini kandıramazsın kandırdığını sandığın yıllar boyunca hep yanıldın filmin sonunda Bilo Mahoyu kazıklıyordu ya uğradığın hayal kırıklığını hatırlıyor musun arkadaşını kaybetmiş gibiydin ihanete uğramış gibi hissettin kendini değil mi sen hiçbir zaman kazık atamayacak Bilosun sen Bilodan daha Bilosun sırtındaki Mahoları asla atamayacaksın sırtından
okul da senin hayatında bir yeniliğe yol açamadı hem herkese kopya dağıtırdın hem de en çok aşağılanan dışlanan sendin seninle alay ederlerdi kızmış gibi yapardın yok hayır bir kere yapmış sonra kimsenin seni ciddiye almadığını görünce bu numaradan vazgeçmiştin ağlardın öğretmene şikayet ederdin öğretmen bile seni ciddiye almazdı çalışkanların yanına oturtmazdı seni ama aslında sen de istiyordun senin de hoşuna gidiyordu ezilmek senin karakterin olmuştu artık sana yapışmıştı ilk görüşte anlıyorlardı insanlar seni ezebileceklerini karın bile bu yüzden evlendi seninle sen iyi bir insansın derdi sen yakışıklısın değil sen sevgilimsin değil sen ne fenasın seeeen değil ah sen var ya sen değil hep sen iyi bir insansın dedi sıkılınca da çünkü kimse sana uzun süre dayanamaz sıkılınca da evde ne var ne yok satıp hiçbir şey olmamış gibi ön kapıdan çıktı gitti giderken yanağını okşayıp iyi bir insansın demiş miydi evet niçin söylemem gerekli ki seni tatmin mi ediyor seni sevdiğini falan düşünmedin de mi iyi bir insanmış ne diyecekti öyle diyecek tabi maaşının neredeyse yarısını nafaka olarak aldı iyi bir insan olduğun için mi senden hiç çocuk yapmak istemedi halbuki korkmasına bile gerek yoktu dedik ya senin genlerin asla onun genlerine baskın çıkamazdı çocuk ona benzerdi onu daha çok severdi çocuk olsaydı elbirliğiyle ezerlerdi seni
evliliğe bu halinle nasıl cesaret ettin hala anlamıyorum belki de ilk defa normal bir insan olmak istedin diğerleri gibi olmak diğerleri gibi görünmek istedin evli çocuklu aile babası belki otoriter bir baba olmayı bile istemişsindir ha
arkadaşlarının düğün davetine nasıl tepki verdiğini hatırlasana sende mi demişlerdi sen mi demişlerdi hep hayret hep hayret o an daha çok ezileceğine belki ilk defa öfkeleneceğine bende evet ben insan değil miyim diyeceğine siz ne demek istiyorsunuz inin sırtımdan diyeceğine güldün yanakların kızardı evet dedin siz de davetlisiniz dedin seni aşağılık yalaka seni senin gibiler her zaman yalakadır tepki noksanı hayatları vardır tepki veremez verirse de yanlış tepki verirler hep başkalarını mutlu etmeye programlanmış robotlar gibi davranırsın birinci kural insanlar asla senin yüzünden mutsuz olmasın ikinci kural senin mutluluğun ve başkalarının ki çakışırsa başkaları senin için daha önemlidir üçüncü kural ölene kadar kuralların dışına çıkamazsın ne mutlu sana Asımovdan esinlendin de yaratıcı bir örnek verdin benzete benzete kendini Asımovun robotlarına benzettin aptal
kitap okudun hep kitap okudun yalnızca onların yanında mutlu olabiliyordun kimseyi mutsuz etmeden kimseyi rahatsız etmeden kahramanların yerine kendini koyuyordun niçin okuyordun kahramanlar seni aşağılamadığı için mi onca şeyi başaran kahraman dönüp de seni aşağılamıyordu ha böylece mutlu oluyordun okudun da ne oldu sen okudun başkaları atıp tuttu sen okudun başkaları yükseldi sen okudun sonra nutuk atanları izledin yanıldıklarında yalan söylediklerinde bile bir kere ayağa kalkıp dur ben o kitabı okudum yanılıyorsun diyemedin üstelik bir de sırf seni kabul etsinler diye küçük oyunlar oynadın sırf seni kabul etsinler diye onların yanlışlarına yanlış olduğunu bile bile katıldın zaten senin ne yapacağını bildikleri için herkes yalanlarını ilk sen de sınıyordu sana kolaylıkla kabul ettirip kendi güvenlerini kazandıktan sonra başkalarına anlatıyorlardı
okudun okudun okudun ve bir tek kişi kısa bir süre için de olsa sana hitap etti mi okuduklarının hepsini o anda unuttun ihanet ettin hemen sadece kitaplara ihanet edebilecek kadar yakınlaşmıştın zaten ne zaman cesaretini toplayacaksın ne zaman birey olacaksın ne zaman kişilik kazanacaksın bu dünya senin dünyan değil ya dünyalı gibi yaşamayı öğren ya da bir kere cesur ol ve öldür kendini öldürmek mi ben mi olabilir evet olabilir asla kimseye hayır demezsin değil mi niçin yaşıyorsun işin için mi orada da herkesin alay konususun 657 ye tabi devlet memuru pöh görevin ne personel memuru ne yapıyorsun müdürün karşısında ceketini ilikleyip salyalarını senin üzerine saçmasına izin vermekten başka müdürün stres topusun sen farkında değil misin
eskiden arkadaşların amirlerin işlerini senin üzerine yıkardı şimdi beceremez diye sana iş bile vermiyorlar oysa verdikleri tüm işleri yapmıştın yapmak değil önemli olan öyle bir adamsın ki insanın sana güvenesi gelmiyor öldür kendini hepimizi kurtar bir kere hainlik yap senin nafakanla sürten eski karın seni hatırlasın parasız kalsın senin yüzünden bir kere olsun başrolü oyna beş dakikalık da olsa seni konuşsunlar imam er kişi niyetine desin kişi ol bir kere olsun kişi ol annen baban kardeşin yiğenlerin arkadaşların senin için bir yere toplanmış olsun bir kere sorgu meleklerinin muhatabı olacaksın düşünsene sana bişey dayatmayacaklar sana soru soracaklar ve cevabını bekliyecekler sen suçlu olacaksın mesela çünkü kendini öldürdün intihar ettin diyecek Tanrı cehenneme git diyecek cehennem duyuyor musun cehennem senin hakkında bir karar verilecek bir çok hükümdarla aynı seviyede yanacaksın nemrutla karunla buhtun nasırla firavunla yahudayla ebu cehille hitlerle mussoliniyle önemli adam olacaksın bir kere cesaret etmen yeter korkak cesaretin zerresini bile göremiyorum sende boşuna konuşuyorum cevap ver pis herif sana soru soruyorlar cevap ver hayır diyebilecek misin bakalım hadi hayır de bir kere olsun hayır de bak karşındaki kardeşin ve onun başarılı arkadaşları bir milletvekili biri bankada müdür biri fabrikatör hepsine karşı duracak gücün var en iyi bildiğin yerden çıktı soru ilk defa ihanet etme en sevdiğin yazara cevap ver hayır de hayatın değişecek hayır de
- Hıhı. Evet haklısın. Ben de okuyamadım. Yarısında bıraktım.
Yorumlar
selam
Pzt, 04/06/2007 - 10:16 — cemalcalikdil experlerini kızdıracak bir "biçem"i denemeyi göze alan kardeşime selam! "gül yetiştiren adam"da böylesine bir biçem denemesiydi. güzeldi. bu yazı da öyle. dil ve daha bilumum experlere dil çıkaranlara ne mutlu!
"tutunamayanlar"ı - dudak bükülmesin lutfen- üç kere -sayı ile 3- baştan sona okudum. "çalıntı" olduğu savını işittikten sonra da okudum. yalnız onu mu? anabritannica ansiklopedisinin 22 cildini bile okumaya kalkıştım. "okuma experleri"ne dil çıkartmak içindi. olmadı. ama hala okuma isteği duyduğum da bir gerçek. belki okurum!
cemal çalık
kelime oyunu
Pzt, 04/06/2007 - 12:21 — Yunus Emreevet, dil experlerini kızdıracak bir biçim...
çok hoşuma gidiyor değişik biçim ve tarz çalışmaları. kelimelerle oynamak insanın kendisini ve rabbini daha çok tanımasına yardımcı oluyor, asumanlara çıkartıyor. genelde şiir üzerinde daha değişik biçim ve tarz değişiklikleri yapmak mümkün. deneme de yapmak kabiliyet ister.
yüreğinize sağlık,
eyvallah
ölümle körebe oynayan çocuk!
-- http://tenkafesi.com/ --
selamla
Salı, 12/06/2007 - 02:59 — meryem karagözkelimeler nimettir nimetle oyun olmaz(murat menteş):)meryem karagöz
Kişisel şeyden kasıt
Salı, 05/06/2007 - 04:10 — esma gunesKişisel şeyden kasıt nedir?Edebi olmamak bakımından mı kişisel?Edebi bi metin kişisel olamaz mı?Hakikaten merak ettiğim için soruyorum.Bir talebe talebi olarak alınabilir sorum.Bize fakültede, üslubun tamamen kişisel olduğu aynı zamanda edebiyata mahsus olmadığını öğrettiler ve ben hocalarının öğrettiklerinin yanlış çıktığına, daha iyi ihtimalle artık geçerliliklerinin bulunmadığına çokça şahit olan -bir de okuduğum edebiyat dergisine bakarak 'vandallar bunlar' diye sinirinden dudak bile bükemeyen hocasına sıkıcı izahlar yapan-biri olarak aksini duymuş olmak da beni hayalkırıklığına uğratmayacaktır.Hatta sevinme ihtimalim bile var:)
not: özcan hocam,kızmayınız.Sizi seviyor ve saygı duyuyorum fakat biraz yeniliğe açık olun lütfen, en azından olmamıza izin veriniz.
Kişisel şeyden kasıt nedir?
Cum, 08/06/2007 - 16:38 — ebuzer sefer"tüm içten yorumlar için teşekkür ederim ve" diye başlayan yorumumda benim de altını çizmek istediğim konuşulsun istediğim mesele aynıydı aslında.
Üslubun kişisel olmaması gerektiği söylenince benim ilk aklıma gelen kendi hayatımı filan anlattığımın düşünüldüğüydü. Kişisel kendi ile ilgili demek değil mi?
Böylesi bir bir hataya kimsenin düşmeyeceğine eminim. Anı değil hikaye olarak belirtilmiş yazının ait olduğu bölüm.
Aslında bu konunun açılmasını(ayrıntılı anlatılmasını) ben de can-ı yürekten istiyorum.
Kişisel şeyden kasıt nedir?
eyvallah demiştim
Pzt, 11/06/2007 - 21:43 — ebuzer sefereyvallah demiştim ve neden bilmem yayınlanmadı. Uzun cevap mecburiyeti mi var yoksa eyvallah demek mi sakıncalı.
Büyük ihtimal gözden kaçtı belki de ben yanlış gönderdim ya da gönderemedim. Yeniden yazayım o halde.
....................................................................................
Eyvallah.
style is man ve Kemal Tahir çelişkisi
Cts, 09/06/2007 - 15:20 — esma gunesDerse söz ettiğiniz deyişle başlamıştı hocamız.Bu 'style is man' ifadesini, Recaizade M. Ekrem'in çevirisiyle 'Üslub-ı beyan aynıyla insandır' şeklinde aktarmış, buradan hareketle kişisel şeylerin de üslubu olabileceği ve edebi eser kapsamına girebileceği yorumunu yapmıştı.Bunu yaptıktan sonra, üslub sahibi yazarlara örnek olarak, Orhan Kemal ve Kemal Tahir' i vermiş olması bir 'çelişki' olarak aklımda kalmıştı,nitekim öyleymiş.Açıklamanız için teşekkür ederim.
Farklı Bir Yazı
Pzt, 04/06/2007 - 13:18 — Serdar AkdağOlağanın içinde olağan dışı bir hikaye.. tebrikler gerçekten de.. ancak “yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır” ifadesinin, bizim olağan ve olağan dışı saydığımız durumların ötesinde bir mahiyet taşıdığını düşünüyorum.Solo ve ayrık bir biçem, bir içerik.Bir an Kafka’nın, dosyoyevski’nin, camus’nun , Hidayet’in, korunun bir yerinde hınzırca gülümsediklerini hissedebiliyor insan.
tüm içten yorumlar için teşekkür ederim ve
Salı, 05/06/2007 - 02:21 — ebuzer sefersanırım eklemeliyim ki; yukarıda anlatılan karakter vallahi ben değilim! Olsaydım eğer çok büyük sorunlarım olduğu anlamına gelirdi değil mi? YAzının sonuna doğru işler iyice sarpa sarıyor çünkü :)
Tutunamayanlar'a tutunamayanlar
Salı, 05/06/2007 - 21:11 — Ökkeş AntepliO kadar kalın olmasına rağmen ben de tutunamadıydım o kitaba. En komik yerlerini okuyarak eğlendikten sonra eski bir mendil gibi buruşturup atmıştım onu (buna nuri alço tipi okuma diyoruz) Neyse yalnız değilmişim hatta normal bi insanmışım, rahatladım.
beğendimdi de...
Çar, 06/06/2007 - 23:23 — Ayşegül Gençya beğendim yazıyı ya da çok beğendim... karar veremiyorum:)
"eddai"
Kişiselleşen Yazı
Cts, 09/06/2007 - 02:01 — melih salihYazılanların kişisel olmadığını öğrendik çok şükür ki,yoksa gerçekten biçare bir durum,Mevlam korusun.
Ama bence her ne kadar "kişisel" olmasa da kişileri şöyle bir dürtüp kendine getirtebilecek türden bir yazı.Demek istediğim,"aman ha dikkat,kendine gel,durum vahim,bu vahamete sakın düşme!"diye bağırıyor sanki,böylece okuyucu kişiselleştiriyor yazılanları.
Ellerinize sağlık.