" Medya çocukları ", Şaban kızıldağ`ın pop müzikten popüler kültüre sloganıyla yayınladığı kitabın ismi. Şehir yayınlarından cıkan bu kitap, ülkem kültürünün hangi günlerden hangi günlere geldiğini gözler önüne seriyor. Arabesk kültürünün ortaya çıkışı, büyük sükselerle yayılışı ve daha sonra gelişen popüler kültür hakkında bilgi veriliyor.
Son sayfalarına doğru insan kendini elinde olmadan nerden nereye gelmişiz demekten alıkoyamıyor. Bir de kendi içinizde geçmişle günümüzü karşılaştırınca şaşkınlığınız büyük bir öfkeye dönüşürken yurdum insanlarına kızmaya başlayabiliyorsunuz. Bu kızgınlık içsel bir sorgulama olduğu için bir yönü ile insanın kendi kişiliğini keşfetmesine de yardımcı oluyor.
Belki geçmişle günümüzü karşılaştırmakta güçlük çekebilirsiniz. Size bu hususta yardımcı olayım:
Bülbül eder ahu figan
hasret ile yandı bu can
benim gönülcüğüm ey can
haktan geldi hakka gider
Yunus Emre
Günümüzün örneklerine bakalım bir de(ama dikkat edelim Yunus Emre`den sonra biraz ağır kaçabilir);
Sarılmandan belli
kırcan mı belimi
çok canım acıdı
çeksene elini
Yorumlar
parmak
Salı, 20/07/2004 - 02:25 — Nuh A. TUNAgüzel bir konuya parmak basmışsın..popüler kültür..ve kitap ismi vermen de yine çok hoş..çünkü araştırdığım kadarıyla bu alanda yazılmış kitap henüz çok az..
Gençlik problemini aklımı meşgul eden sorunlar arasında hep ön sıralara koymuşumdur....
Baş lokomotifin gençlik olduğu toplumumuzda popüler kültür üzerinde
önemle çalışılması gereken bir tez..
Kral Tv daha entelliboşları Mtv izliyor,yol üzerindeki korsan sergilerden en fazla satılanları alıyor ve evinde herkesin görebileceği bir yere yerleştiriyor,tüm tartışmlarında öfke nöbetleri geçiriyor sonucu çıkmaza sokuyor ve ben haklıyım diyerek taasubu tecessüm etiriyor zatında..Sözü uzatmıyorum..selpak yemek gibi bir şey - : ) - işte bu bohemce yaşayan gençlikle muhattap olmak..
bu benim sitedeki ilk yazım
Salı, 20/07/2004 - 04:04 — emre fuserbu benim sitedeki ilk yazım,taktir ettiğiniz için çok teşekkürler.
Fakat yorumunuza bir şey katmak istiyorum.gençliğe yönelik yorum yapılırken kesinlikle bilinçli kısım gözden kaçmamalı çünkü yetişkinlerin belkide düşünmeden suçladığı gençlerin arasında bu konu hakkında bilinçli ve çok hassas kişilerde var.örnek isterseniz kendimi verebilirim,ben 16 yaşında birisiyim ve benim gibi gibi arkadaşlarım çok...
hoşgeldin...
Salı, 20/07/2004 - 06:19 — Elif Kırmızıvaaayy...
işte sevindirici bir haber (şahsım adına)
artık bu sitede benden küçük bir üyenin olması..
Allahım artık ben de birilerine "kardeşim" diyebilecek miyim (fuserin isteyeceğini ve izin vereceğini hiç sanmıyorum:) )
aramıza hoşgeldin fuser..
güzel bir konuya değinmişsin..
ve yaklaşımın da güzel..
bunlar zaten bilinen şeyler..
ve inan sokakta konuştuğun herkes de şikayetçi...
ve bunları aşağılıyor da...
ancaaak...
sorun şu ki:
önüne geçilemiyor..
televizyon ve radyolarda beyinlere enjekte edilen bu popüler kültür(süzlük) alıp başını gitmeye devam ediyor...
misal:
oha falan oldum cümlesi dizide oynayanların da açıkladığı üzre bu üslupla bu tiplerle dalga geçilmesi için kullanılmakta..
fakat ne oldu...
insanlar eskiye göre 5-10 kat fazla olarak bu cümleyi konuşur oldular her yerde...
güya dalga geçmek adına..
güya taklit adına..
farkına bile varmadan yerleşti beyinlerinde bir yere oysaki bu...
yetişkinleri geçiniz çocuklar bunları duyar oldular ilk...
bunun önüne ne zaman geçebiliriz??
bence halkımız taklit etmek için dahi olsa bunları ağzına almayıp hayatında hiç bir yer vermediği zaman...
bu ne zaman olur??
belki de hiçbir zaman...
işte bu yüzden dünyanın sonuna kadar nitelik nicelikden daha değerli olacak ya zaten...
tekrar hoşgeldin...
=YAŞAMANI GEREKLİ KILAN; YARATILMANA SEBEP OLAN ŞEYLERDİR!=
=TAVRIN KİŞİLİĞİN OLSUN=
doğrudur
Salı, 20/07/2004 - 06:31 — Elif Kırmızıpsikoloji ile ilgili biri olarak dusun ve sorgula daha iyi bilir ama ben de gençliğin psikolojik sorunları olduğuna cidden katılıyorum..
sebebini bilmiyorum...
yaşadığımız zamandan mı kaynaklanıyor...
genlerin içine düştükleri boşluklar ve daha da önemlisi içleirndeki boşlukların sebepleri neler..
neden böyle..
gençlerdeki psikolojik sorunların kültür erozyonuyla bağlantılı olduğuna inannıyorum da bunun boyutlarını bilemiyorum..
asıl sebebin ne olduğunu bilemiyorum..
fakat bu sinir krizleri, istediğini kesinlikle kabul ettirmeye çalışma durumları ben de etraftan duyuyorum ki mevcut.. ve gitgide yaygınlaşmakta artmakta..
televizyonun baş suçlulardan biri olduğuna kesinlikle inanıyorum..
aile yapısının değişmesinin..
kültürün erozyona uğramasının kesinlikle etkisi var..
inancın azalmasının, manevi boşlukların da...
peki...
yazdık bunları... ne olacak şimdi...
ne yapmalıyız...
biraz da bundan bahsedelim...
=YAŞAMANI GEREKLİ KILAN; YARATILMANA SEBEP OLAN ŞEYLERDİR!=
=TAVRIN KİŞİLİĞİN OLSUN=
Genç olmak lazım
Salı, 20/07/2004 - 16:23 — Şadan ErcanBence de ne yapmak lazım sorusuna samimi cevaplar aramak ve bulduğumuz cevapları da uygulamak lazım.
Genç veya delikanlı. Kız ya da erkek, deli - kanlı. Kıpır kıpır, hareketli, heyecanlı, duygularıyla hareket eden, enerjisini bir şekilde açığa çıkarmaya ihtiyacı olan, kolay kandırılabilir, sömürüye açık, hayal gücü geniş, hala çocuk ama kendini büyük zanneden, kendine çocuk muamelesi yapılmasına tahammülü olmayan vs. vs...
Gençleri anlamak için genç olmak ya da genç düşünmek lazım. Empati yapmak, gençlerin beklentilerini de anlamak lazım. Vaaz etmekle, kitap tavsiye etmekle, ahlak zabıtası gibi davranarak gençleri ıslah etmeye çalışmak çok yanlış. Zaten gencin "ıslah edilmeye ihtiyacı olan bir kişi" gibi hissetmesini sağladığınızda aranıza duvar örmüşsünüz demektir. Gencin hatalarını bizzat görmesini, kendinin keşfetmesini sağlamak gerekir. Aslında bu yaklaşım sadece genç için değil yetişkinler için de geçerlidir.
Genç olmasak ta genç gibi düşünmek lazım demiştim. İlave olarak gençlerle birlikte olmak ve birşeyleri paylaşmak gerekir. Bunun için en güzel yol spor etkinlikleri, geziler, sinema, tiyatro gibi kültürel faaliyetler, rafting, yamaç paraşütü gibi adrenalini bol aktiviteler organize etmek bu sayede gençlere yakın olmak dolayısıyla Onların da sizi kendine yakın hissetmesini sağlamak gerekir.
Daha bir çok şey sayılabilir. Yapacak çok şeyler var. Yeter ki yapmak isteyelim. Ayrıca fuser gibi nice pırıl pırıl gençler var ki Onları görmek gözümüzü ve ruhumuzu aydınlatıyor.
"İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!"
Başlık
Çar, 21/07/2004 - 07:23 — Selim SevkiogluKitap için öngörülen başlık aslında son derece münasip. Ancak dikkat edilmediğinde yanıltıcı da olabilir. Elbette gençler çevrelerinde olup bitenden, şahit olduklarından, yaşadıkları ortamdan etkilenmeye daha müsait yapıdalar. Nitekim kullandıkları kelimelere, giyim kuşamlarına, hal ve tavırlarına kadar medyanın ve popüler olanın kuşatması altında olduklarını gözlemlemek mümkün. Ancak bu durumdan yetişkinlerin de üzerlerine düşen payı aldıklarını görmezlikten gelmemek gerek. Belki onlar halihazırda şaşırırken henüz " waw " demiyorlar lakin hayata bakışları, olup biteni kanıksayışları vs kısmen medyanın hegamonyası altına girmiş durumda. Onların da çoğu boş vakitlerini tv seyrederek geçiriyorlar. Ne seyrediyor olduklarını sorduğunuz taktirde alacağınız cevap " haber proğramı ve belgesel ağırlıklı şeyler işte " gibi olsa da, bu tamamıyle doğru değil. Ne bulurlarsa seyrediyorlar. Çünkü TV bir alışkanlıktır. İstisna proğramlar hariç tüm TV kanallarında damardan sekülerlik enjekte edilir ve seyirci kitlesi!(bilinçli kullandım)ister istemez yönlendirilir. Bu sebeple bence " Medya'nın çocukları " değil " Medya'nın kitleleri " tabiri daha isabetli niteliktedir.
Popülarizm hakkında daha onca bir çok sefer yazdığım ve bu husustaki radikal tavrımı ifade ettiğim için, üzerine bir şey daha söylemek istemiyorum..