Reha Muhtar'ın ağzından köpükler saçtığını görünce anladım ki yine laiklik elden gidiyor, irtica hortlamış. Fazla dayanamadım, odama kapandım.
Rabbim koru bizi tüm şerlerden, kötülerden ve ıslah et, diri tut bu bize dil uzatan zavallılara karşı.
Mustafa Akyol'un yazısını da bu sizlerle paylaşmak istedim, çünkü kelimelerle ifade edebileceğimi sanmıyorum içimden geçenleri.
Esselam
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Dün Türkiye'nin bazı gazetelerinde "Lisede topluca namaz" veya "Devlet lisesinde gizli mescit" gibimanşetler vardı. Konu, İstanbul'un Bağcılar Lisesi'ndeki bir odanın bazı öğrenciler tarafından namazkılmak için kullanıldığının "ortaya çıkması"ydı. Bu "ifşaat", kızlarında beliren dindarlık emareleri üzerine kuşkulanıp okulu takibe alan "duyarlı" bir ailetarafından ortaya çıkarılmış, "müdür yardımcısının kıldırdığı gizli namaz" gizli kameralarla görüntülenmişti.Türkiye'de bazı meseleleri, özellikle de dinle ilgili olanları, hep yüksek tansiyonla ve hararetli sözlerletartışıyoruz. Bu olayda da aynı hataya düşmeye çok yakın gözüküyoruz. Oysa ortada sadece "lisedenamaz"la laiklik ilkesinin çiğnenip çiğnenmediği değil, aynı zamanda dinin toplumsal varlığının bir "tehdit"olup olmadığı gibi önemli sorular var. Gelin, bunların üzerine sakin bir şekilde düşünelim. Basının objektifliği ağır yara aldı... Önce kızının "gizli namaz kıldığını" belgeleyen babanın yaklaşımını ele alalım. Sayın veli, gazetelerinhaberine göre, "6 ay öncesine kadar mutlu bir yuvamız vardı, kızım bir anda namaz kılmaya başladı vetüm uğraşlara rağmen onu bu yaşam şeklinden ayıramadım" demiş. "Kızım.. dini konularda kitap okuyanbir çocuk oldu, televizyonda ilahiler dinliyor" diye de yakınmış. Buradan anlıyoruz ki, bu velinin "mutluyuvası", kızının daha dindar bir "yaşam şeklini" benimsemesiyle bozulmuş. Çocuğunun namazla, dinikitaplarla, ilahilerle ilgisi olmasa, bir sorun çıkmayacakmış. Olabilir... Her aile, çocuğunu kendi dünyagörüşüne göre yetiştirmeyi ister. Ama çocuklar her zaman bu isteğe uygun davranmazlar; çünkü kendihayatlarına kendi başlarına yön verecek birer bireydir onlar. Nitekim kızının dindarlığından rahatsız olanbu velinin başına gelenin tam tersi, muhafazakar ailelerin de başına gelebiliyor. Çok mutaassıp bir evdeyetişmesine rağmen, okulda ve sosyal yaşamda karşılaştığı yeni ortamların etkisiyle, alkole ve gecehayatına dalan, tümüyle din dışı bir yaşam şekline kayan gençler de var. Burada şu soruyu sormak iyiolur: Acaba "kızı dindarlaşan laik babanın dramı" konusunda çok hassas olan kimi gazetelerimiz, "kızıdinden kopan dindar babalar" konusunda da hassas davranıyor, onların üzüntülerini de aynı "empati" ilemanşetlerine taşıyorlar mı? "Objektif basın" açısından üzerinde düşünülmeye değer bir soru... Ancak bu olayın tek yönü "ailelerine rağmen dindarlaşan öğrenciler" meselesi değil tabii... Söz konusudindarlığın bir devlet lisesinde namaz kılınmasıyla hayata geçirilmesi meselesi de var. İşin o yönü decumhuriyetimizin laiklik ilkesini ilgilendiriyor. Oraya gelmeden önce yine cumhuriyetimizin temel birhedefi olan "muasır medeniyet"e lafı getirelim, orada bu işler nasıl oluyor, ona bakalım. ÖrneğinAmerika Birleşik Devletleri'ni ele alalım. Bu ülkede "lisede ibadet" gibi bir kavram hiç kimse için şokeedici olmaz; çünkü ülkenin dört bir yanında Katolik, Protestan, Yahudi veya Müslüman inancına görekurulmuş özel okullar vardır. Bu okullarda öğrenciler topluca dua da ederler, ibadet de. Bu okullardakilise, sinagog veya mescitler "gizli" filan değil, gayet açık bir şekilde öğrencilere hizmet verir, kimsebundan dolayı dehşete kapılmaz. Dolayısıyla "ibadet eden lise öğrencisi" kavramı, "muasır medeniyet"tehiç ama hiç sorun teşkil etmez. Kimse "bu pırıl pırıl gençlerin körpe dimağları dini kitaplarla yıkanıyor"diye ortaya çıkmaz. Fakat meselenin altı çizilmesi gereken bir yönü daha var: Söz konusu okullardan bahsederkenbunların "özel okullar" olduğunu belirttim. Buna mukabil devlet okullarında dini bir eğitim ya da ibadetyeri bulunmaz. Çünkü devlet okulu denen yer, farklı inançlara sahip olan yurttaşların hepsine birdenhizmet vermek üzere kurulmuştur ve buralarda "dine karşı tarafsızlık" ilkesi esastır. Laik devletin okuluda kuşkusuz laik eğitim vermelidir. Gelelim Bağcılar Lisesi'ndeki "toplu namaz"a... Burası bir devlet lisesi olduğuna göre, burada öğrencilereders müfredatı dışında dini telkinde bulunulması iddia edildiği gibi ise bu laikliğe aykırı bir uygulamadır.Ancak mesele bu kadar da basit değil. Öncelikle, "öğrencilere dini telkinde bulunulması" ile "ibadetetmek isteyen öğrencilere mekan sağlanması" birbirinden farklı şeyler. Bu ikincisinin Milli Eğitimmevzuatına göre yasak olup olmadığını bilmiyorum. (İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, 'Okuldamescit açılmaz, bakanlığın böyle bir şeye müsamahası olamaz' demiş; dolayısıyla herhalde öyle.)Ama "yasak olmalı mı" diye sorarsanız, bence olmamalı: "Çağdaş" devletin, ibadet yeri talebindebulunan vatandaşların isteğini karşılaması yanlış bir şey değildir. İngiltere Kraliçesi Elizabeth, geçen yılsarayında çalışan tek bir Müslüman görevli için dahi seve seve "mescit" açtırmıştı. İngiltere'ye "irtica"gelmiş olmadı. Meselenin ikinci bir yönü daha var. Az önce ABD'deki özel okul-devlet okulu ayrımınıbelirttim. Devlet okulları "laik eğitim" vermek zorunda iken, özel okullar dini eğitim verebilir,buna "toplu ibadet"i de katabilirler dedim. Fakat Türkiye'ye baktığımızda bunun mümkün olmadığınıgörüyoruz. Çünkü Türkiye'de özel okullar da devletin tam kontrolü altında ve "laik eğitim" vermekzorunda!.. Bunun adı laiklik değil... Yani bizim eğitim sistemimizin tekilliğinden kaynaklanan bir sorun var ortada: Devlet, sadece standartbir eğitime izin veriyor. Bu durumda bazı dindarlar bu standart eğitime "sızma" çabasına girişiyorlar isteristemez. Böyle olunca "hayır, laiklik buna izin vermez" deniyor. Tamam, o zaman bırakın özel dini okullarkurulsun. Ama hayır, ona da izin yok... Peki "muasır medeniyet"in her ülkesinde var olan "dini eğitim"bizde nasıl sağlanacak? Çocuklarını dini değerleri de içeren bir eğitimden geçirmek isteyen aileler, bununasıl yapacak? Geçmişte tek çözüm olarak gördükleri imam hatip okullarına yönelmişlerdi; ancak devletkendi açtığı bu okulları "tehdit" sayıp mezunlarına üniversite kapısını daraltınca, o yol da çıkmaza girdi.Bu okulların "devletin din adamı ihtiyacı"nı karşılamak için kurulduğunu duyuyoruz ha bire; pekiama "toplumun din eğitimi ihtiyacı" ne olacak?.. Aslında mesele dönüp dolaşıp bizde laikliğin nasıl anlaşıldığına geliyor. Laiklik, devletin dini inançlara (veinançsızlığa) karşı tarafsız olması mı demek? Yoksa "dini yaşam"a karşı "dini olmayan yaşam"ın yanındasaf tutması mı? Dünyanın laik demokrasilerinde üstteki yorumlardan ilki geçerlidir. (AmerikanAnayasası'na göre, "Kongre, ne dini empoze eden ne de onun özgürce yaşanmasına engel olan birkanun çıkaracaktır.") Laiklik böyle anlaşılırsa, toplumdaki "dini yaşam"ın laikliğe aykırı olmadığı da açıkçagörülür. Ama bir de dini inançlarla felsefi açıdan sorunlu olan otoriter rejimlerin laikliği vardır. Bunlar, dinözgürlüğünü tanımaz veya çok sınırlı olarak kabul eder ve toplumlarını "dini olmayan yaşam"a geçirmeyeçalışırlar. Sovyetler Birliği, Mao devrinde Kızıl Çin, bugünkü Kuzey Kore bu tür rejimlerdir. BizimAnayasa'mızda tarif edilen laiklik, sadece "devletin düzeninin" dine dayanmaması gerektiğini söylediği,dahası "din ve vicdan özgürlüğünü" tanıdığı için, üstteki laiklik tariflerinden ilkine denk düşüyor. Amabazı seçkinlerin zihin yapısı, ikinci tip laikliğe daha yakın. Onun için "laik yaşam biçimini topluma kabulettirmek"ten söz ediyorlar. Keşke gerçekten laik, yani dine karşı tarafsız bir sistemimiz olsa... O zamanherkes çok daha rahat edecek. İsteyen namaz kılmak, isteyen kadeh tokuşturmak için toplanabilecek.Ve hiç kimseye, sanki büyük bir kabahat işlemiş gibi, "suçüstü" yapılmayacak.
Mustafa AKYOL
Son yorumlar
8 sa. 31 dk. önce
8 sa. 40 dk. önce
12 sa. 18 dk. önce
18 sa. 20 dk. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 8 sa. önce
1 gün 12 sa. önce
1 gün 14 sa. önce
1 gün 15 sa. önce
1 gün 16 sa. önce