renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Dino Merlin İstanbul'daydı...

protokolden yer ayırtmaya çalışmak hiç gelmedi aklıma, kalabalığa karışıp yekvücut olmaktı derdim. dilediğimizce oturma hakkını elde edecek bir nüfuzumuz da yok gerçi, ama yine de isteseydik bir denerdik. konsere bir saat kala harbiye'ye varıp açık hava tiyatrosu'nun ağzına kadar dolu olduğunu görünce birkaç saniye hayıflandımsa da, gözüme kestirdiğim ilk Boşnak grubun yanında, bir taşın üstüne ilişip genelde ayakta dinledim Merlin'i.

konserin ilk dakikalarında herkes çiçek olup oturmuş, sevgili Dino'yu dinliyordu. hemen sonra Boşnak kardeşlerimiz hareketlenmeye, yerlerinden kalkıp şarkılara eşlik etmeye başladılar. Türk olduğunu tahmin ettiğim -sahneye göre- sağ kanat rahatını bozmadan, arada alkışlarla eşlik etti onlara. fakat konserin ortalarına doğru, hareketin ve o güzide coşkunun ritmine yenilip ayaklanmaya, konserin sonuna doğru ise hep bir ağızdan "Di-no!" diye haykırmaya başladılar.

Dino'ya eşlik etmemek imkânsızdı. bir yandan dil bilmeyenler, bilenlere şarkıların türkçesini soruyor, diğer yandan kaydetme özelliği olan tüm elektronik cihazlar dino'yu çekiyordu. dinleyicilerin bir kısmı, Merlin'le o gece tanıştıklarını, arkadaş tavsiyesi üzerine geldiklerini, dingin bir folk müzik duymayı beklediklerini ama sanatkârımızın dinamikliği ve coşkusu karşısında hayretler içinde kaldıklarını itiraf ediyorlardı.

Dino Merlin'le ilgili duyduklarını birbirleriyle paylaşıyor, bilmedikleri şarkıların nakaratlarını ayaküstü ezberleyip ona eşlik etmeye çalışıyorlardı. dostluklar kuruldu, telefon numaraları, msn adresleri alındı, karşılıklı sevgi mesajları verildi.

Dino, Boşnak ve Türk müzisyenler eşliğinde, inanılmaz bir performans sergiledi, sahnede bitmek bilmeyen bir enerji ve cana yakınlıkla izleyenleri şaşırttı. hınzırca ve büyük keyifle, birbirini seven bir çifte bulaşık makinası bile hediye etti! bize sarayevo'daki mücadeleden, türkiye-bosna maçından, yediği balık şişin eşsiz lezzetinden, istanbul'u ne çok sevdiğinden, Alija'dan, barıştan, her şeyiyle Bosna'dan bahsetti.

hem Dervişhalidoviç üstadımız, hem de harbiye'deki o hava çok başkaydı. Boşnak kardeşlerimizle Bosna bayrağı altında, hemâvaz söyledik tüm şarkıları. başka hangi milletle bu kadar yakın olabileceğimizi, çabuk kaynaşabileceğimizi bilmiyorum. sanatçının kendisiyle görüşmeyi, ona yıllardır biriktirdiklerimi sormayı da çok istedim ancak bu kez kısmet olmadı.

gelemeyenlerin içindeki yeise bir dipnot düşüldü belki, mahir anlatıcılar gelene dek, birileri abdurrahman çelebilik üstlendi.

ve ben, senelerdir dinlediğim, sevdiğim Dino'yu, aslında hiç dinlememiş olduğumu dün gece fark ettim.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

unutulmaz gece

dili bilmeden de şarkıya eşlik edilebiliyormuş...
bütün koltuklarda şarkıların sözlerinin yazdığı bir broşür bırakılmıştı...

"koş oğlum bu ovada
Allah seni koruyor,sen de insanları koru
ne olacaksa zaten olacak
şimdi bir kavşaktasın
herkes akıllı,herkes aklı veriyor
sen kimseye güvenme,inanma
her adımı kendin atmalısın..." sredinom şarkısından...

tam üç saat aralıksız söyledi...hepsini..süpermen çok fazla istek alınca iki kere söylediler..
ve final "aliya"
tüm ekip sahneye oturdular ve hüzünle söylediler...

hele de Dino türk bayrağı ile bosna bayrağını birbirine bağlayıp sahneye çıkınca herkes bir anda ayağa kalktı ve alkışladık dakikalarca... o sahneyi unutamıyorum.

rüzar,bosna,dino....muhteşem bir akşamdı..
teşekkürler ibrahim paşalı ve büyükşehir...

ölümle körebe oynayan çocuk!

-- http://tenkafesi.com/ --

alija:1 dino:0

konser için önce; "harika bir geceydi, süper eğlendik falan" yazdım. fakat daha sonra iç sesimi dinlediğimde; bu tarz bir konsere gitmeyen biri olarak, sırf alija'nın hatırı için gitmiştim, fakat ne yazıkki alija'yı konserde görememenin burukluğunu yaşadım.

karışık duygular içindeyim. böyle olmamalıydı vesselam...

Konser

Savaş esnasında bir çok ünlü ülkesini terk ederken Dino Merlin terk etmemiş olabilir, çok mütevazi de olabilir tüm bunların olması bir de üstüne Boşnak olması, acıların ve umudun ülkesi Bosna’nın tozunu ayaklarında taşıyor olması da eklenince Dino Merlin Bosna sokaklarındaki her hangi bir Boşnak gibi sevilebilir. Fakat sevmemiz konseri yarıda bırakmama sebep olan bir çok şeyi hoş görmemize sebep olmaz sanırım.

Ahir Zaman Dindarlarıyız Biz

Dino Merlin bir ilahici midir ki?
Dino Merlin bir klasik Türk musikisi sanatçısı mıdır ki?
Şaşırmak neden, hayalkırıklığı neden?

Oraya onun bir PoP müziği sanatçıcı olduğunu bilerek gittim ve hayal kırıklığına uğramadım.

Yeşil pop konserlerinin, İslamic mitinglerin bile hoplayan zıplayan seyircileri var. Sahneye çıktığında POPçulardan farksız görünen İslamic Türk elemanlara yabancı mıyız sanki, yooo!
Bir Dino Merlin konserinde bu kadar şaşırmamak lazımdı bence...

Hmm, bi de, hoş görmek demeyelim de nereye gittiğimi bilmek diyelim şuna.
Mesela ben Pop konserine gittim, sen de yanımdaydın mesela...

Gerçekçi olmak lazım Nazan ve doğru soruları sormak lazım:
Bizim gibilerin pop konserinde işi ne, bunu sorgulamak lazım belki...
Yoksa müzik de harikaydı, Dino da...

Dino Merlin Batıda Yaşar

Merheba

İçimden, "kendinizi, ülkenizi düzelttiniz, Bosna'yı eleştirmeye başladınız," diyesim geldi. Kızmayınız :)

Eleştiri değil zaten daha çok, yorum bunlar, eleştiri başka bir şey. Bir kere Bosna şarkta bir ülke değil, Merlin'de Irak ya da İran'dan gelmiyor konsere.

Konser'de bulunmadım, orada değilim çünkü, ama yapılan bir kaç yorumdan nelerin ima/kast edildiğini empati yaparak az çok sezdim sanıyorum! Merlin'in Saraybosna konserini, dvd'den Bosnalı arkadaşların, "bak şimdi şu kıyafetle çıkacak, şu adamla düet yapacak, bak şimdi bu şarkı da şöyle diyor" gibi yardımlarıyla izlemiştim önceden.

Yani Tarkan / Merlin benzetmelerini anlayabiliyorum. Ne yani siz Mısır'dan Hafız'ların gelip kaside, naat okuyacağını filan mı bekliyordunuz?

Eminim, ilk defa Dino Merlin ismini duydu bir çok kişi ve sırf bizde biliriz ayağına, "ya tabi Merlin değil mi? Tanırız, severiz, süper tabi, harikadır, hatta ben" gibi replikler söyledi ekserisi oraya gidenlerin, bunu da söylerken, "a Bosna'dan şarkıcı geliyormuş ama Bosna'dan geliyorsa kesin ilahicidir :) dinleriz, coşarız high Allah çekeriz, hulara karışırız," filan diye geçirdi bir çoğu içinden, ne de olsa, sürekli Aliya'nın ismi geçiyor aralarda.

Eminim şimdi Dino'yu eleştirenler arasında Britney Spears, Madonna performasını en azından video kliplerden izleyenler var! Olmayanlar da var! Birileri kalkıp ben haya ederim, gavur müzüğü dinlemem demesin, zira kimseyi isimle, şahıs göstererek yargılamıyorum. Kendi genel tablomuzu sunuyorum.

Bir kere Bosna şark değil, batıya bizden daha yakın olan bir ülke, bunun farkına varmalıyız önce. Üç senedir boşnak ve arnavutlarla bir arada yaşıyorum, hepsi birbirinden farklı, dünya tatlısı, gentilmen, sürekli gülümseyen, somurtmayan, konuşkan ve cömert insanlar. Mesala aile yapıları daha çok seküler bazısının, daha batıya yakın Müslüman olmalarına rağmen, ama bu arkadaşlar burada daha çok şarklı olmuş, fakat yine de batılılar, kültürlerini terk etmiyorlar çünkü. Balkan insanının bir özelliğidir, cömert, konuşkan ve güleç yüzlü olması.

Siz belki sahnede, şık, ışıklı kıyafetler içinde, sürekli dans eden, show yapan bir adam gördünüz, Tarkan'dan yok farkı dediniz! Ama Merlin gibi ünü Bosnayı aşmış bir adamın batı ülkesinde Müslüman bir şarkıcı olarak anılması fazla bile!

E Tarkan'da Müslüman Modern Türk Popçusu, adıda ünüde kıtaları aşmış, o zaman ne farkı var diyeceksiniz? Çok farkı var. Çünkü yaşarken müsvedde bir Müslüman değil Dino Merlin.

Bir Batı ülkesinde, hırvatların, sırpların, boşnakların birbirlerinin lisanının ekserisini anladıkları bir coğrafyada, siz ilahi söylediğinizde ya da yeşil pop yaptığınızda sesiniz çıkmaz, bir kere özgün bir örneğiniz yok, yani siz bir kere batıda yaşıyorsunuz, sağınız solunuz batı müziği.

Ayrıca İslam'da ilahi söyleyin diye bir nişan/alemet/ayette yok. Yani ilahi söylersek olur ama Tarkan gibi şarkı söylerse Dino Merlin olmaz! Diye bir şey olmaz.

En nihayeti Merlin bir ses sanatçısı, işini çok iyi yapan bir ses sanatçısı, ünü balkanları ve avrupayı aşmış bir ses sanatçısı. Oraya Merlin dinlemeye gittiğinizde şarktan değil batıdan bir adam dinlemeye gittiğinizi bilmelisiniz önce.

Ki oraya Feyruz, Hayfa filan gelse ne değişir?

Muhabbetle

"Before my pen has glean'd my teeming brain"
-Önce kalemim kaynayan beynimi topladı.-
-John Keats / Adamım-

Yani ne desem ki...

En nihayetinde Dino Merlin'in bir ses sanatcısı olduğunu elbette biliyoruz. Ve onun şarkı söylediğini de:)))
Biz Dino neden ilahi değil de pop söyledi diye sitemde bulunmuyoruz ki... Seçilen vokal silik kalabilirdi. Benim eleştirim bunadır. Sahnede izleyicinin karşılaştığı şeyle, günlerdir yapılan lansman arasındaki derin uçurumun yarattığı hayal kırıklığına dikkat çektim. Düşünsenize Vakit Gazetesi bile neredeyse tam sayfa Dino Merlin haberi verdi, öncesinde... Hem de fazlasıyla şiirsel, ateşleyici cümlelerle... Vakit'e aldanıp gelenler sahnedeki şuh bayanı görünce ne düşündüler sizce? Neyse...
Şunu da söyleyeyim, kulaklarımız kaliteli müziği iyi tanır. Eğer mesele sadece müzik dinlemekse Dino Merlin'e sıra gelinceye kadar ömrümüz biter. Dino, kendi öyküsüyle benim için önemli olmuş biridir, müziğiyle falan değil.
Tarkan benzetmesini yapmamın nedeni de onun oluşturduğu sahne koreografisiydi.
Müziğin dini yoktur elbette. Üniversitede Cuma eylemlerine gittiğimde bile wolkmanimde Pink Floyd dinlerken asla ve asla bir çelişki içinde olduğumu düşünmüyordum. O zaman düşünmüyordum, şimdi de... Geçtiğimiz günlerde Kudüs'teyken yine Pink Floyd dinliyordum. Üstelik de içimde daha önce hiç hissetmediğim kadar derin ve yoğun ilahi bir duygu vardı. Bu başka bir mesele...
Neyse fazla uzatmayayım. Sahnede kadın dansçı vokal bulundurmak ve onu zaman zaman öne çıkarmak da ne zaman Avrupai bir müzik adamının tarzı oldu, onu da anlayabilmiş değilim! Avrupalılık mı bu?
Mustafa Burak Sezer Bey, bence konsere gelmediğiniz için yorum da yapmamalıydınız. Çünkü neye itiraz ettiğimi bilmiyorsunuz daha...

Kahramalık öykülerinden bilmek ya da aynel yakin bilmek

Nereye gittiğimi az çok biliyordum daha çok kahramanlık öykülerinden, benimle beraber gelen kişilerde biliyordu Tarkanvari bir konsere gideceğiz diyorlardı ki abarttıklarını düşünüyordum, çünkü programı düzenleyenlere baktığımda Tarkanvari bir konser çıkartmaya uğraşacaklarını düşünmedim, ki onlar durum buna dönüşse de bunu amaçlamamışlardır.

Dino Merlin’in üç şarkısını biliyordum şarkılarının gerisinden haberdar değildim, ama Dino Merlin’den haberdardım.
Zaten benim gözümde sevilme nedeni de haberdar olduğum şeylerdi...

İlahi ya da yeşil pop her neyse öyle bir konsere gelmediğimi zaten biliyordum kaldı ki ilahi ezgi vs de kızların, erkelerin hoplamaları zıplamalar kabulüm değildir. Ayrıca Bosna’nın yapısını az çok biliyoruz, bulundukları noktaya gelebilme mücadelesini, çok yüksek beklentilerimde yok bu noktada.
Pop şarkıcısının pop konseri, bu beni rahatsız eden şey değil ki, yoksa pop açısından baktığımızda, gayet iyi popunu icra etti, gayet iyi dans etti müzik bangır bangırdı, bunları seviyor muyum “hayır”, ve ben pop açısından bakmıyorum ki baktığım bir açı var benden kopamayan, bana aitliği ve değilliği, menşei vs... ki ben Bosna'ya da benim olarak bakıyorum üzüntüm de bu sebepten, Dino Merlin'i dinlemeye gelen boşnakların hareketlerinden, benim olana ne yapmışlar, bu benim olanın bütünü mü, bütünü temsil etmeyen bir parçası mı?
Karşılaşacaklarım kafamda soru işaretleriydi, yine de sadece referanslarım dolayısı ile gittim, referanslarıma yüklenme yapmıyorum ama referanslarım o kişiler olunca neyle karşılaşacağımı az çok bilsem de, ortamı daha farklı bekliyordum açıkçası.
Daha önce de bir pop konserine gitmedim. İster Kürd , ister Laz olsun ister Boşnak ister ne memleketten hangi ırktan olursa olsun ve referanslar kim olursa olsun, pop popmuş, aynel yakin görmüş ve neden bu tarz konserlere gitmemem gerektiğini de tecrübe etmiş oldum.

Dino Merlin, bir hayal kırıklığı

Bosna, neden içimizde çırpan bir kırlangıç gibidir, narin, ürkek ve nazlı... Çünkü orası Aliya'dan geriye kalan bir selamdır. Orası, Osmanlı'nın Avrupa'nın kalbine indirdiği bir mühürdür, nurlu... Çünkü orası, bedeninde ümmetin tüm kalplerini taşıyan delikanlıların gidip savaştığı ve kanlarıyla kutsallaştırdıkları yerdir. Bosna bir iddiadır. Büyük bir iddiadır. Avrupa'nın ortasında, müslüman bir medeniyetin varoluş iddiasıdır. 1400 yıldır Avrupa'ya açılamayan İslam, Bosna'da büyük bir şans yakalamıştı. Biz orada bir medeniyet inşa edecektik. Ve iddiamızı orada gerçekleştirip Avrupa'ya, oradan taşıyacaktık o nurlu/kutsal gerçeği... Bosna'yı sevmemizin nedeni buydu. Bağdat'ı neden seviyorsak, Filistin'i neden seviyorsak, Endülüs'ü neden seviyorsak Bosna'yı o nedenle seviyorduk.
Saraybosna Sevgilim, derken içimiz bu nedenle titriyordu. Bosna, Aliya'ydı, onurdu, bilgelikti. Bosna, peygamberle medenileşen, Endülüs'ten sonra bedevi bir yalnızlığa dönen İslam'ın yeniden medenileşme hamlesiydi. Bir medeniyet denemesiydi. Bosna'yı ve Bosna'ya dair ne varsa sevmemizin nedeni buydu. Dino Merlin'i de bu nedenle seviyorduk.
Dün çıkıp Selamünaleyküm dediğinde o selama başka türlü bir heyacanla cevap vermiştik. Dino Merlin'e, Aliya'yı hatırlatan bir ses diye gitmiştik. Ama üzülerek ifade edeyim ki sonrasında yaşadığım herşey kendi adıma bir hayal kırıklığı oldu. Meğer Dino Merlin, sahnedeyken Tarkan'dan pek de farklı değilmiş. Sahne koreografisine neden müdahale edilmedi?
O vokal hiç olmasaydı, olmaz mıydı?

Teşekkürler

Dino Merlin'le kıyaslanamaz ama daha önce başka bir Boşnak şarkıcının,Halid Beslic'in konserine gitmiştim.Bu yüzden Dino Merlin konserinin çok kalabalık olacağını,şarkılara eşlik ederken bazı Boşnak arkadaşlarımızın taşkınlık gösterebileceğini bilmeme rağmen,yalnız gelebildim.Çünkü organizasyonda, çoğu cemaat.com üyesi olan,tanıdığımız,bildiğimiz,güvendiğimiz insanların imzası vardı.Dino Merlin'e gelince;hepimizin bildiği gibi ve hazırlanan broşürlerdeki şarkı sözlerinden de görüldüğü gibi,kendisi de şarkıları da son derece derinlikli ve mütekamildir.Fakat unutmamalıyız ki,Bosna'nın ve Aliya'nın ruhunu yansıtmakla beraber,yıllardır mesleğini icra etmiş bir pop şarkıcısıdır.
Konserin sonuna kadar tahammül gösterememiş ve "Da te nije Alija"şarkısına eşlik edememiş biri olmakla beraber,sahne performansını,vokalisti,oturma düzenini ve salt olumsuzlukları gören arkadaşları anlamıyorum.Bu herşeyden önce;aylardır bu işe yoğunlaşmış,görüşmeler yapmış,emek ve zaman harcamış insanlara saygısızlık olur.Bu yüzden kendi adıma teşekkürü borç bilirim.
Özellikle de,dinlediği şarkıların peşinden gitme kararlılığını gösterenlere...

Bosna Savaştan da Beter Bir Durumda!!!!

Yo!!! Hayır!!! Olamaz!!! Bunlar BOSNA gençliği olamaz, Oysa Bosna'nın bendeki yeri çok ama çok ayrıydı, yardı; BOSNA, sevgiliydi; BOSNA, Aliya'ydı, BOSNA... Ama bu gençliğin Aliya'ya nasıl hesap vereceğini düşünemiyorum ve düşünmekte istemiyorum. Programın başlarında hemen çıkmayı düşündüm ama aldığımız bilgilere göre Dino en sevdiğim parçasını "da ta nije alija" yı en son söyleyecekmiş:( Ne yapalım bekleyelim bari dedik... Program bitmek üzereydi baktık bizim parçayı söyleyecek gibi durmuyordu neyse ki söyledi, ama Dino'nun diğer parçalarıyla coşan bosna gençliği bu parçaya pek eşlik etmedi ne yazık ki. Bir abi programın başında dino SELAMUNALEYKÜM, dedikten sonra ALEYKÜMSELAM deyip çıkalım gibisinden laflar etti, keşke öyle yapsaydık...

Ben de geceyi unutamayacak olanlardanım :(

Seyhan sevinç in bahsettiği Selamün aleykümü bile göremedim. Çünkü o sırada itfaiyenin mescidine namaz kılmaya gitmiştim. Kimse bize Dino merlin mücahittir dememişti ancak organizatörün Yusuf Armağan olması hüsnü niyetimizi tetiklemiş olmalı. Yusuf Armağan ve İstanbul Belediyesi referansının dışında gelen kitlenin ise bir hayal kırıklığı yaşadığını zannetmem. Benim katıldığım ilk yarı boyunca hepsi tüm performansları ile ayakta dans icra eden harbi boşnaklardı. Hayat bize bir şey daha öğretti vesselam.Doğrusu Konsere gitmiş olmaktan dolayı pişman olanlardanım.

"Havada uçan kuşa yolun ne hayrı var
Kendine hayrı olmayanın ele ne hayrı var

Bosna tasavvuruna izah

Dino Merlin ve hayal kırıklığı üzerine yazdığım yorumun girizgahı birçok arkadaşımı duygulandırmış. Ama bir soruyu da soramadan edemiyorlar nedense, beğenilerini ifade ettikten sonra... Sordukları soru ne mi?
Bosna hâlâ İslam medeniyetinin Avrupa'daki kalbi olma iddiasını koruyor mu?
Ya da hâlâ böyle bir potansiyel oluşturma ihtimali var mı orada?
Maalesef bu iki soruya tek bir yanıt verdim. O da şuydu: "Aliya'yla birlikte o ütopyayı gerçekleştirme ihtimali doğmuştu. Ama maalesef o ölünce bütün umutlar söndü. Ben şahsen ümitvar olmak istiyorum. Bosna o dediğim ütopyanın gerçekleştiği bir mecra olmazsa eğer işimiz daha var demektir"
Bu vesileyle bir kez daha belirteyim. "Onlar istese de istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır!" Amenna... Ama İslam bir devlet dini olarak gelip Avrupa'ya dayandı ve orada kaldı. Avrupa'ya ilk taarruzu Endülüs'te yapmıştık. Bir gemiyse Avrupa, Endülüs onun güneydeki burnudur. Bosna da Kuzeydoğu... Böyle saldırılarla gedikler açıp içine sızmadıkça muzaffer olmak mümkün değildir.
Biz Bosna'daki Aliya'yı seviyoruz. Biz Aliya'nın bedeninde somutlaşmış duruşu ve bilgeliği seviyoruz. Mostar bizim için bir köprüden ötedir. Oradaki bir çeşme, bir kubbe, bir şadırvanın anlamı bizim için başkadır.
Orası bir sergi yeridir. İslam dünyasına dair ne varsa, herşeyden bir şey vardır orada...
Bu arada... Dino Merlin elbette bir mücahit değildir. Ama onun Bosna'yı terketmemesi ve şarkılarıyla direnişe destek vermesi de küçümsenecek birşey değildir.
Demek ki Bosna'ya olan hayranlığımızda tefrite kaçmışız. Dün Bosna'ya dair ne varsa, onun sevmemem gerektiğine inandım.
Dino ah!!! Sana kızmıyorum aslında... Sana bizi anlatmayanlara kızıyorum. Biz seni şarkıların için değil, başka bir nedenle sevmiştik. Bosna'dan bize getirdiğin eğlence kültürünü biz elimizin tersiyle itmiş insanlarız. Onun peşinde olsaydık, Tarkan'ın konserlerinde de boy gösterirdik. Ama değiliz işte... Biz farklıyız Dino! Ve dün seni dinlerken hiç mutlu değildik. Hiç hem de...

Bosna = Biz

Arkadaşlar, Bosna'ya gitmeden önce ben de burada yorum yapan bazı arkadaşlar gibi düşünüyordum. Ama gidince onları çok daha iyi anlamaya başladım.

Öncelikle biz ne kadar müslüman isek onlar da o kadar müslümandır. Hatta bana göre fazlası var eksiği yok. Bize göre eksileri de var ama artıları da bir o kadar çoktur. Yusuf Armağan çok daha iyi bilir. Dileyen arkadaşlarla özel bir Bosna oturumu bile yapabilirz. Bu nedenle bir Dino Merlin konserine gitmekle hemen ahkam kesmeyi tercih etmemeniz daha sağlıklı olur.

Çok uzak değil, Bosna'ya gidiverin. Bir zamanlar bir Osmanlı vilayeti olan Bosna'nadaki ata yadigarlarını görün. Blagay tekkesine, Gazi Hüsrev Bey medresesine bir uğrayın. Başçarşı'da soluklanırken bir boşnak kahvesi için ve Avrupa'nın dibinde müslüman olmak üzerine biraz düşünün.

Eğer gidemiyorsanız Bosna üzerine biraz daha okuyun, biraz daha kafa yorun ve özellikle de Cemaluddin Latiç'e bir kulak verin, derim ben.

"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"

bir yanılma biçimi olarak: "ele verir talkını"

bazı cemaat üyelerinin rahatsız oldukları noktaları anlıyorum. ancak, bunu salt o geceye ve o adama indirgersek büyük haksızlık etmiş oluruz.

"adamı eleştiriyorsunuz ama sanki sizin müslüman ülkeniz bir tane müslüman namlı sanatkâr neşredebilmiş mi(!?)" önsözlü konuşmalar da yapılabilir buradaki bazı sözler üzerine. fakat herkesin kendi çapında samimi olduğunu düşünmek istiyorum, o yüzden bu lakırdılara girmeyeceğim. yine de üst tarafta benzer ifadeler dillendiren birkaç cemaat üyesine de -mevzuun ne olduğu ve ne olmadığı noktasında nispeten tutarlı kelamlar ettikleri için- katılıyorum. görebilmek önemli yeti, vesselam..

aranızdaki tutarlı görüş sahiplerini tenzih edip "kınama" müessesesini bir kez daha gözden geçirelim dilerseniz.

rüya-hayal ayrımını hâlen yapamamış olmakla bile alakası var bazı hezeyanların. bazıları hakikatin rüyasını görenlerden olamıyor. bunu çamur atma veya küçümseme amacıyla değil, durum değerlendirmesi yapmak ve akl-ı selime dikkat çekmek için söylüyorum. zira o tutarlılığın hedefi; "çirkefliğin farkında ama yine de pes etmeyen ve yeniden inşaya odaklanmış" kimselerden olmak, yani rüyasını görmektir. "amenna ve saddakna" seslerini duyar gibiyim. peki nedir bu heyula, bu tantana, bu halüsinasyon?

uğur tanyeli'nin pek sevdiğim bir makalesini hatırlıyorum böyle zamanlarda. "mimarlıkta yeni bir düşünme biçimi: hem severim, hem nefret ederim"

makalede, büyük şehirden, gökdelenlerden, stüdyo dairelerden, villalardan, yattan, kattan , dumandan, trafikten, metropole özgü hemen her şeyden yakınan kimselerin, aslında içten içe, "tu kaka" dediklerine sahip olma arzusu taşıdıklarından bahsediyor tanyeli. "hadi gel, sana iki katlı, pembe boyalı, bahçeli bir ahşap ev vereceğim, vazgeç bu gettodan, bu apartıman dairesinden, kooperatif hevesinden" dendiği vakit, kişilerin hemen mazeretler ileri sürmeye başladığının gözlendiğini belirtiyor. bunu şizofrenik bir ilişki biçimi olarak tanımlıyor. yani nefret eder gibi görünüp aslında delice tutkun olmak ikilemi. ikiyüzlülüğü. farkında bile olunamayan arzular. hayaller... "siz aslında böylesiniz" demiyorum, asla. "böyleleri çok", demem o.

ahvallerden birincisi bu. onun için dino'yu/bosnayı/ya da herhangi bir şeyi beğenmeyenlerin şahsî muhasebesine şahit olmak hevesini hiç taşımıyorum. ilk taşı günahsız atabiliyor, günahkâr atarsa da bumerang etkisi hasıl oluyor. elbette nehyi anil münker, elbette emri bil maruf, elbette müslüman kardeşin için, akıbet için üzülmek, ama bunu bir hezeyana dönüştürmemek lazım. zira şikâyetle, kelamla değil, sükunetle, duayla, eylemle bertaraf etme müjdesi var Allah'ın..

gelelim bir başka yaygın ahvale.

kafamızda bazı hayaller var, malum... şizofrenik bir vaka halinde, fantastik ve gerçekten kopuk bir dünya tasavvuruna tutunup slogan savuruyoruz çoğunlukla. üzerinden on küsür sene geçmiş bir barışın ve daha da küsürlü sene geçmiş bir yıkımın yeni nesil evlatları hakkında tek kelime bilmeden atıp tutuyor, bir tek boşnak bile tanımazken "boşnak dostu" kesiliveriyoruz. bunlar birer ütopyadan ibaret. ne tüm boşnaklar canpare; ne de dino merlin, tarkan benzetmesine ikon edilebilecek kadar kıymetsiz. "hepimizin başını kapayacaklar!" söylentisinden bile daha tutarsız bu: "tarkandan farksızdı!" izninizle, düpedüz iftira.

bazı şeyler değişti. çoğunuz gavur müzikleri dinlemiyor, "pop!" dendiğinde huzurunuzdan oluyorsunuz, Allah hayırlı kılsın. herkesin kendine saklamaya çalıştığı, temiz bırakmaya uğraştığı bir alanı vardır, ancak bu alan, bir başkasının alanına tükürmeyi helal kılmaz. konserden "cık cık" vokalleri eşliğinde çıkan çoğu mümin arasında alnı secdeye değmeyen, dar’ul harpte olduğunu ileri sürüp arzda bir hayalet gibi yaşayan, konser alanında gösterilen faaliyetlerin ve kaynaşmanın kitabını yazan kimseler de bulunduğuna esefle şahidim. ancak bu "dostlar alışverişte görsün" tavrı o kadar kemikleşmiş ki, "hayatım boyunca dişçiye gitmedim" diyen zatların, kendi ağızlarında takma dişlerin cirit attığından haberleri yok. "acıbiber yemeyen" bu kimseler, rızkını bilakis "acıbiber"den kazanıyor. teşbihte sınır tanımıyorum, siz anladınız.

e ne yapacağız peki? şikâyet edenlerin "sahte birer savunucu", ılımlı olmaya davet edenlerin de "liberal birer biberon" olduğunu mu düşüneceğiz?
belki de, birbirimizi hakka ve sabra davet etmekle başlayabiliriz.

yani biraz da böyle düşünelim. bosna bizi hayal kırıklığına uğratmış: olabilir. dino merlin dinamik ve coşkuluymuş: bu mudur? dün gece, bosna nesli diye kınadığımız gencecik kızlara isimlerini dahi sorduğumda yüzleri kızarıyordu, oradaydım ve gördüm. bazılarınınsa yüz denen organın kızarabildiğinden haberi bile yoktu, tıpkı türkiyenin bir kısım tarkan fanı gibi, bizim yeni neslimiz gibi. evet, belli özentiler, uygunsuzluklar var hayatta, sahnede, şahsımızda. olmadığını kim iddia etmişti ki zaten? bumerang mı?

rüya görenler bilirler, gerçek dünyada iyi de var kötü de. doğru da var yanlış da. ama adamlar "müslümanız" diyorlar, göğüs gererek, oyun oynamadan. az şey değil bu.

dino'yu daha önce hiç dinlememiş olduğumu fark etmem de buna tekabül ediyor. gerçeğini dinledim, izledim. kulaktan dolma yerine kanlı canlı. banttan kayıt yerine live performance. tükür tükürebilirsen. gerisi "elekten geçenler, gerçekten sevenler, ne idüğünü bilip hayır dua edenler..."

televizyonda izlediği "asmalı konak" dizisinin setine girdikten sonra "artık izleyemiyorum, çünkü gerçek olmadığını biliyorum" diyen ürgüplü teyze gibi, "böyle düşünmemiştim, aliya'nın evlatları hakkında farklı izlenimlerimiz vardı." falan filan.

bir yazarın dediği gibi "beni gerçekten tanıdıktan sonra hâlâ sevebilirler mi?" kilit nokta bu. dönüştüren, iyileştiren, çaba gösteren bir muhabbetle başlamak söze. müslüman için.

özetle cemaat, dino merlin istanbul'daydı. anlayan anladı.

Gerçekten Anlamıyorum Sizi

Şadan Ercan’a katılıyorum elbetteki ve en azından cemaatte yayınlanan onlarca yazıdan hiçbirinin anlaşılamadığını görüyorum.Bir ülkeyi ve halkını tanımak adına yapılan en doğru eylem okumak değil,gidip görmektir şüphesiz.Bunu en iyi,buradan gezi yazılarını okuduğumuz Seyhan Sevinç’in bilmesi gerekir.”Bosna hala islam medeniyetinin Avrupadaki kalbi olma iddiasını taşıyor mu”sorusunu sormak yerine,o medeniyetin kurucusu,beyni olan atalarımız gibi gidiniz ve gösteriniz efendim müslüman bir Türk’ün nasıl olduğunu,nasıl yaşaması gerektiğini.Bosna’da yaptığımız kısa gezi esnasında gördüm ki,alışveriş yaptığımız satıcılar bize “şükran”diye teşekkür ediyorlar.Muhtemelen,tesettürlü kıyafetlerimizden ötürü,Malezyalı ya da Mısırlı olduğumuzu zannediyorlar.Çünkü savaştan sonra oraya koşan,harabeye dönmüş camileri onaran,yeni camiler inşa eden ve yatırımlar yapan ülkeler bunlar.Asıl acı olan budur bence.Bizim gerçekleri görmek yerine ,oturduğumuz yerden hamaset yaparak kayıtsızlığımızı ört bas etmeye çalışmamız.Dino Merlin’i, konserinde dans eden gençleri eleştirmek yerine,buraya iki saatlik mesafedeki Bosna’ya gidiniz,Bir zamanlar Aliya ve arkadaşlarının toplandığı Morice Han’da,Ömer Behmen’i bulunuz ve Ramazan ayında gençleri biraraya getirmek,İslamdan koparmamak adına binbir zorlukla kurdukları iftar sofralarını anlatırken gözlerinin dolu dolu oluşunu görünüz.
Konserdeki gençler,Bosna’da camileri dolduran Boşnak gençlerini değil,ülkemize yıllar önce gelmiş,asimile olmuş,kimlik arayışlarını tamamlayamamış zavallıları temsil ediyordu.Bu ayrımı görmek zor olmasa gerek.Kaygılarınıza katılmakla beraber,haksızlık etmenizi anlayamıyorum.

Cemaatte anlaşılmanın güçlüğü

Ne kadar da yanlış anlaşılmışım! Kusura bakmayın ama yapılan yorumlarda şimdiye kadar Bosna'ya tek laf etmişliğim yoktur. Her kelimemde Bosna'yı yücelttim. Kimi yerde biraz abartıya kaçsam da...
Ama hâlâ kalkıp benim sormadığım bir soru üzerinden (Bosna hala islam medeniyetinin Avrupadaki kalbi olma iddiasını taşıyor mu? Ki, bu soruyu arkadaşım sormuştu. Ve ben de cevap vermiştim) benim Bosna'ya ve Bosnalılara haksızlık ettiğimi nasıl bu kadar kolay söylersiniz. Biz Bosna'yı iyi biliriz. Hem de çok iyi... Ve sadece iyi bildiğimiz şeyleri severiz. Bosna'yı neden sevdiğimi ve Bosna'nın neden bu kadar önemli olduğunu daha önceki yorumlarda belirtmiştim. Zira yeniden yazsam da yine aynı şeyi söylerim. Bosna seviyorum!
Bir de Dino Merlin ile Tarkan benzetmeme yazının yazarı "Düpedüz iftira" demiş. Ne alaka? Ben Dino Merlin ile Tarkan'ın müzikalitesini mi kıyaslamışım. Nerde, hani? Ben Dino Merlin'in sahnede tıpkı Tarkan gibi durduğunu , (O da, yanına ilgili ilgisiz mutlaka bir bayan vokal alıp, arka fonda dans ettirir) söylemişim. Ben öyle gördüm! Buna varsa bir itirazınız alayım. Ama doğru şeye itiraz edin lütfen!
Şunu iyice farkettim ki, bazıları yorumları okumadan karşı yorum yapıyor. Çünkü benim yorumlarım anlaşılmaz değildir. Zira dilim son derece basit, yalın ve sıradandır. Ama söylediklerim benim için önemli şeylerdir. Söylediklerimin çarpıtılmasına razı olamam. Beni söylediklerim üzerinden eleştirirseniz sevinirim. Bunun bana da size de faydası olur.
Varsa bir yanlışım düzeltirim. Size de dua ederim!

anlaşılma

seyhan sevinç, merhaba

tarkan ve dino merlin'in müzikalitesini karşılaştırmayacak kadar bilinç sahibi bir kimse olduğunuzu görebiliyorum, böyle bir zannım olmadı zaten. siz de burada bir anlama güçlüğü yaşadınız sanırım.

"tarkan-dino merlin" değerlendirmesinde bulunanlara yönelik genel bir değerlendirme yaptım, zira böyle düşünenlerin sayısı bir elin parmaklarından fazla, sadece siz yoksunuz yani. bilmem, bu bir sevinç vesilesi mi olur, esef sebebi mi. muhatap sadece siz değilsiniz, önce bunu düzeltelim.

sahnedeki performansı, koreografiyi beğenmeyebilirsiniz, vokalle ilgili olumsuz düşünceleriniz olabilir. bizim de olabilir. ama derli toplu bir tarkan benzetmesi, bence kesinlikle fazla. nitelik, kişilik, inanç, duruş, ifade tarzı açısından yakınlaştıramıyorum bu iki örneği. müzikalite açısından değerlendirseniz bile anlayabilirdim sizi ama "sahnede tarkan gibi duruyordu" demekten imtina ederim. bağlamlar çok farklı. yine de sizin bileceğiniz şey.

dino merlin'e/bosnalı müslüman bir şarkıcıya dair kafanızda kurguladığınız "makam"la çelişmesi açısından bunu söylediğinizi düşünüyor, herhangi bir kötü niyet sezmiyorum.

meseleyi bunca konuşmaktan da rahatsızım ayrıca. farklı düşünceler olabilir, birbirimizi itidale davet ettikten sonra, son kararlara saygı duymak gerekir. konserden, vs.den rahatsız olanlar bir daha benzeri organizasyonlara iştirak etmeyebilirler, tavsiyemiz budur.

şadan ercan'ın sözlerini anlamlı bulduğumu ayrıca eklemeliyim.

Popüler Adına Ne Varsa

Reddediyorum...

Popüler müzik, popüler kitap, popüler insanlar, popüler, pop...

Bırakın kalsın hepsi dünyasında, bizim dünyamız bu değildir.

Bırakın kalsınlar gerçek zannettikleri hayal dünyalarında, elbet bizim dünyamız bu değildir.

Bizim dünyamız popüler, bizim dünyamız seküler, bizim dünyamız hedonist, bizim dünyamız pragmatist değil, böyle değil bizim dünyamız.

Bir takım isimlerin belli davalar adına yüceltilmesi, aslında o boşluğu hiç de doldurmuyor,
o isimler yine boş, yine boş.

İçi boşaltılmış kavramların, yaşayıp gidiyoruz ne güzel değil mi, hani bir gün bitecek olan,
hani hatırladık mı?

O inanılmaz performanslar, kareografiler, danslar, hepsi de bitecek bir gün, konuşulmayacak bile, kimse anmayacak onları.

Bu çok beğendiğimiz zihin yapılarımız, akıllarımız, fikirlerimiz, çok saygıdeğer hatta olağanüstü duygularımız, onlar da bitecek.

Bitip tükenmeden, kendimizi dünyayla yiyip bitirmeden, biz bitirelim dirilmemize engel ne kadar köhne, ne kadar basit, ne kadar aşağılık şey varsa.

Biri ahir zaman mı dedi? Doğru ya, ahir zaman, yani sonu zamanın, insanın sonu.

Allah'tan af dileyelim hıyanet ettiğimiz hayatlarımız için.

Selamlarımla...

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

silmeden kırmadan dökmeden ?!...

merhaba...
konsere gitmedim.
orayı görüp eleştirmek isterdim ama aldığım bazı elektrikler "iyiki gitmemişim" dedirtiyor.
Eğlencenin de Rabbi Allahtır çünkü...ve ben içinde bol miktarda patlayıcı günah bulunmuş bir ortamda bulunmak istemem.
benim sevdiğim müziğin inancımla zerre alakası yok.ben tekno severim ve sevdiklerimin arasında da dj tiesto falan vardır ama bir kere bile maslak park orman'a da gitmemişim,tüm kapıları tanımama rağmen asla reina veya laila'ya da.benim eğlence kültürüm çok geniş ama çok buyuk ölçüde otokontrole uğratıyorum bu,şahsen mecburum.
aynı fikirde olan arkadaşlara rastladım burada ve hemfikir olduğumuzu beyan etmek istedim,ANCAK;
bu nezih ortamın mütehassis müdavimlerinin,tamam,Dino Merlin belki öyle değildi ama sabaha kadar günah işleyen ve/veya buna sebeb olan bir kişiyse bile,"bir kalemde insan,bir konserde bir vatan silmek" gibi bir hataya hakları olmadığını düşünüyorum.
en en en kötü olasılıkla bir daha gitmezsiniz.
en en en kötü olasılıkla "Allah ıslah etsin" dersiniz.biter gider...
ama dino veya vokalisti üzerinden koca Bosna'nın üzerine bir karalama kampanyasını andıracak eleştirilerle gidilmesini uygun bulmadım.
resmi doğru çekelim:"anasını,bacısını,ailesini,evladını,vatanını,bizim sahip olduğumuz herşeyi bırakıp kıtala,fiili cihada gidenleri bırakır da dino merlinlere mücahid deyip yanlış resim çekersek sonunda böyle "aaa bu resim yanmış,yazık!" deme ihtimalimize açık kapılar bırakırız.
Allah en başta bize ve sonra dino merlin'e ve vokalisti kızcağız kimse ona ve tüm bosna gençlerine hidayet nasip etsin.amin..
sizi bilmem..
ben bosnayı bilge kral aliyayla ve hatta yardımcısı,dava arkadaşı kasımagiçle hatırlamaya devam edeceğim.o kasımagiç'in ve özellikle onun eşinin anlatımlarındaki heyecanı,gözyaşlarını,kayıpları,kazançları görenler hatırlarlar...beraber yaşarmıştı gözlerimiz...
o zaman onlara da söylemiştim.tekrar ediyorum:"biz onlarla ve tüm islam insanlarıyla kardeşiz.işbu kardeşlik kolay kolay da bozulmamalıdır"
aradaki bağlar kuvvetlenerek devam etmelidir.hiçbir müslümanın hiçbir müslümanı eksi hanesine yazma lüksü yokken koca bosna denen vatanı nasıl "bunlar da fasıklaşmış" deyip kara listeye bırakabilirizki ?...
not:varmı bosnaya giden yakın zamanda?
gidicem gidicem fırsat bulamıyorum.olursa haber verin.beraber gidelim :)

Pes doğrusu

Burada bir çete mi var acaba? Arkadaşlar ben "Dino Merlin ya da vokalisti üzerinden koca Bosna'nın üzerine bir karalama kampanyasını andıracak eleştiriler" mi yapmışım. Nerede hani?
Yani vallahi pes! Tek kelimeyle pes!
Benim, bana huzursuzluk veren bir şeye dair memnuniyetsizliğimi açıklama hakkım yok mu? Biz ayrı jargonlar mı kullanıyoruz arkadaşlar!!!
Ne zaman buğz etmek birine karşı topyekün bir saldırıya geçme nedeni oldu?
Dino Merlin de falan değilim. Beni ilgilendirmez de... Dino Merlin benim için pop sanatçısıdır, dinlerim geçer. Geçer ve biter! O kadar...
Ben bir şeyden rahatsız olmuşum ve demişim ki, sahne koreografisine müdahale edilemez miydi?
Siz ne yapıyorsunuz peki? Bunu üzerinden beni Bosna'ya saldırmakla suçluyorsunuz. Buna ne hakkınız var?
Bosna'yı siz olduğunuz için değil, Dino Merlin olduğu için de değil, bambaşka bir nedenle önemsiyorum. Ve hangi aidiyetler nedeniyle Bosna'yı seviyorsam, sahnede dans eden bir kadına da o aidiyetlerden beslenen hassasiyetlerim nedeniyle karşı çıkıyorum.
Daha fazla yazmak istemiyorum. Ama bu sözlerim bittiği anlamına gelmez.
Polemiğe girmek niyetim yok. Asla olamaz da... Ben buğzetmenin değerli bir eylem olduğuna inanıyorum. Günahlarım ürkütüyor beni çünkü... Yanlış, yanlıştır.
Söylediklerim ve tüm yazdıklarımı kendime söyledim ve kendim için yazdım farzedin.
Selametle...

kırmadan...dökmeden... (2)

tamam,gözü veya kulağı fazla iyi birisi olayım ve sizi kendi kendinize yazarken/konusurken yakaladım farzedin şimdi :)
sayın seyhan sevinç;
ben "burada çete mi var" cesurluğuyla(!) girizgahını yaptığınız yazının müsebbibi olarak diyorumki, pes doğrusu!...
sizin , sözlerinizin , şahsınızın , eleştirinizin ana tema edinildiğini nasıl çıkarabildiniz yahu benim yazımdan?
anladım,tamam,reaksiyonelsiniz de ben bir aksiyon koymus değilim ki sizin yazınıza karşılık.
hayır hayır! çevir kazı yanmasın yapmıyorum!cidden sizin yazınızı görerek yazmadım o yorumumu. sizden başka o şaşırmış vokalisti ve fıtrata uygun kotarılamamış ambiansı eleştiren diğer yazıları da kaale aldım,kaale alınız.
bir tek siz eleştiri yazmadınız değil mi ... neden size cevab yazmıs olayım...
zaten bunu yapsam çok icab ettiği yerde "bana bakın!!!" diye başlayan atraksiyonlara da imza atabilirim ama ne gerek var yahu...
ve evet lütfen bunu bir daha yapmayınız...yani çete ve saire derken iki kere düşününüz. o tür kelimeler yalnız müslüman üst kimliğiyle gurur duyan ve bundan başka izzet aramayanlarda bozucu etki yapabilir...kırabilir..dökebilir...
dedim ya...silmeden...kırmadan...dökmeden...
burada bir yusuf armağan var.bir şadan ercan var.bu kişiler özellikle de yusuf halisane dostane kardeşane niyetlerle dino merlin organizasyonu için bir şeyler yapmışlardır.ter akıtmışlardır.
en azından eleştirirken spesifik eleştiri yapalım,bosnaya götürmeyelim işi demek istedim...
edebi söylemi kuvvetli olmak bir silah da olabilir vefakat bunu kullanırken hele de eleştiri yaparken dikatli olalım kırmayalım dökmeyelim hoyrat harcamayalım eleştirilerimizi haybeye haybeye demek istedim...
şimdi tamam ? anlaştık ? :)
hakkınızı helal ediniz...

.

.

Bizim Bosna....

Aslinda konser ile ilgili olaylari daha onceden izledigim icin.Insanlarin hayal kirikligina ugrayacaklarini tahmin edebiliyordum...
Meseleyi sadece konser olarak bakarsak elbette hayal kirikligi buyuk olur.Beklenti ne kadar co kolursa hayal kiriklkigida o derece buyuk olur.
Bosna bizim gurbetteki vatanimiz,Endulüs un direnen hali.Yillarca baski rejimi altinda kalmis insanlar, buyuklerinde gordukleri duyduklarir ile ayakta durmaya calismis...Dusuncenize iki kardesinizi gurbete birakacaksiniz, baglantinizi keseceksiniz, korunaksiz sahipsiz,ne kadar direnebilir ki? buna ragmen Bosna nin cok zor sartlarda direndigini dusuyorum.Hepten koybolmamalari icin hic bir sebeb yok.
Mostar koprusunun acilisi icin yolumuz Mostar a dusmustu.iki gun kalmisti koprunun acilisina.iki gun icinde tek basortulu bayan disarda bendim.Buna ragmen kendimi Turkiyedekinden daha emin bir yerde hissettim. Böyle bir kalabalikta tek basortulu olarak Turkiyede olsaydim co ktedirgin hissederdim kendimi.camilerde hic alisik olmadigimiz insanlar geliyordu.Turkiyede bakip bu bayan asla camiyeye girmez diye tahmin ettigimiz bayanlar bir bakiyorumcaminin icerisinde husu ile namaz kiliyor.saci sakali birbirine karismis gencler caminin icerisinde o kadar masum oluyorlardi ki....Bu insanlar beni cok huzunlendirdi...Hayatlarinda kalan kirintilarla direninyorlar...
Begenmedigimiz herseyden kendimizede paya bicelim..Biz ne kadar ulasabildik....
onlar bizim gurbette kalan kardeslerimizdir.artik vuslat zamani....
Haleb Sam gibi....

sahaneydi!

ben rahatsiz olmayanlardanim! elimde olsa sonuna kadar kalirdim...
tartismaya girmek deil niyetim...yorumlarin cogunu da okumadim.. sadece kendi izlenimlerimi belirtmek istiyorum.. simdiye kadar gordugum en iyi organizasyondu... organizasyon sahiplerinin 'ablacim etek boyun uymuyor' demelerini beklemek acayip abes kacardi : ) gunde 2 defa toplu tasima araclarini kullanan biri olarak diyebilirim ki gorduklerimin yaninda vokalist abla oldukca kapaliydi..derin gogus dekolteli teyzeler ve onlari dikizleyen lavuklarla yolculuk yapmak beni yozlastirdi mi bilmem ama vokalist ablaya haksizlik edildigini dusunuyorum...ayrica boyle sahane bi konseri bunlarin dile getirilmesiyle golgelemek oldukca uzucu...

ben bu konseri yanimda oturan bosnak abinin bikmadan usanmadan bize yaptigi gonullu tercumanlikla, kucuk bosnak kizin uzgun uzgun 'aaa gidiyo musunuz, daha bitmedi ki' deyisiyle, insanlarin bir agizdan soledigi sarkilarla hatirlayacam..

şimdi ben

Bosna'yı herşey gibi kendi gerçekliği üzerinden tanıyıp anlamaya çalışan arkadaşları tebrik etmek istiyorum. beklentisizce, önyargısızca ve de herhangi bir paradigma süzgecine mahkum kalmadan. dünyayı kendi odasından ibaret sanmadan.
tebrik ediyorum çünki o kadar azsınız ki.

Ufkun ötesine bakmak

1996 yılında Bosna'dan İstanbul'a gelen 50 kişilik bir heyet ile vakit geçirme fırsatım oldu. Bu heyet sanatçılar ve araştırmacılardan oluşuyordu. Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Bosna Günleri" dolayısı ile burada bulunuyorlardı. Unutulmaz bir haftaydı benim için.

Şu an bu forumda yapılan eleştirel söylemleri o günlerde arkadaşlarımızla kendi aramızda yapmıştık. Giyimleri, kuşamları, "biz"den farklılıkları ile günlerce aklımızdan çıkmamışlardı. Benim de tüm kalbimle katıldığım fikirleri, Yıldız Ramazanoğlu, bu haftaki "Renkli Dergisi"nde sizler için ufkun ötesine bakarak kaleme almıştır.

Güzel yazısı şöyle bitiyor:

"Ümitsizlik değil, işbirliği ve dayanışma zamanı. Dünyanın geldiği bu noktada giyim-kuşam, hoplama zıplama üzerinden ayrılık gayrılık bir lüks.
Vahye inananlar ve inanmayanlar ayrımının giderek belirginleştiği bu kırılma noktasında Dino Merlin'e yürekten bir Aleykümselam diyelim öncelikle. Sonrası incelikle ve ince ayarla ilerleyecek elbet."

Aleykümselam...

Ayhan Demir-Dino Merlin Röportajı

Dino Merlin ismiyle tanınan Edin Dervişhalidoviç öncelikle Bosna-Hersek'in, sonra da dağılan Yugoslavya ve Balkanların önemli sanatçılarındandır. Beyrutlu Feyruz’a atfen söylenen, “O şarkı söylediği zaman Ortadoğu’ya barış gelir” cümlesini, Saraybosnalı Edin Dervişhalidoviç için de kullanabiliriz: O, şarkı söylediği zaman Balkanlara barış gelir. Çünkü herkes onu dinlemek için kavga etmeyi bırakır! 3 Haziran günü de aynı şekilde oldu. Dino Merlin, Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda muhteşem bir konser verdi. Herkes sustu ve sadece Saraybosna konuştu…

Biz de Millî Gazete olarak konser öncesinde ve sonrasında, tam dört gün boyunca çeşitli mekân ve zamanlarda, Dino Merlin ile birlikte olduk. Yazılı ve görsel basının adeta ablukaya aldığı Dino Merlin ile birlikte secdeye gittik, birlikte boğazı seyrettik.

Dino Merlin ile İstanbul ve Saraybosna hattında gidip gelen bir de söyleşi gerçekleştirdik. Tercümanlığımızı yapan sevgili kardeşim Minet Musiç’e, konser organizasyonunda büyük emekleri bulunan İbrahim Paşalı ve Yusuf Armağan’a en kalbi muhabbetlerimizi sunuyoruz. Umarız bu söyleşiyi gerçekleştirirken aldığımız keyfi siz de okurken alırsınız.

Röportaja şuradan ulaşabilirsiniz..

Renkli Dergisi

Harbiye’de Esen Saraybosna Rüzgarı / Yıldız Ramazanoğlu

Cemaat.com son derece dikkat çekici bir tartışma platformu. Özellikle de edebiyat ve sanata gönül vermiş katılımcıların yazılarının yorum bölümündeki fikir yürütmeler gerçekten ufuk açıcı. Geçtiğimiz Pazar günü Harbiye Açıkhava tiyatrosunda konser veren Müslüman Boşnak şarkıcı Dino Merlin’i dinleyen bir gurup gencin sitedeki Bosna tartışmaları benim için çok değerliydi. Dikkatimi çeken en önemli şey Bosna’yla ilişki kurma biçiminin halisane duygular ve kutsal çağrışımlarla örüldüğünü gösteren cümlelerdi. Gerçekliği varolanın kendisinden değil, içimizdeki yücelik kurgusundan yola çıkarak algılama istenciydi. Zihin odacıklarımıza Aliya, bilgelik, Hacı Hüsrev bey medresesindeki çocuklar, savaşan mücahitlerin yarattığı bir haleyle birlikte yerleşmişti Bosna’mız. Bunlar yalan mı, değil tabii. Fakat çok fazla kutsallık yükleyince gerçeklik görünmez oluyor, görülünce tahammül edilemez bir hal alıyor.

Bir arkadaşımız konserde karşılaştığı Boşnak gençlerin hoplayıp zıplamasına içerlerken, başka bir kardeşimiz dans, kareografi ve kadın vokalist olmasıyla ilgili hayal kırıklığını anlattığı mesajından sonra bir arkadaşının sorduğu soruyu aktarmış. Bosna hala İslam medeniyetinin Avrupa’daki kalbi olma iddiasını koruyor mu, hala böyle bir potansiyel oluşturma ihtimali var mı. Sevgili kardeşimizin cevabı açıktı arkadaşına : Aliyayla birlikte doğan bu ihtimal onun ölümüyle sönüp gitmişti. Yine de savaş sırasında herkes kaçarken Dino Merlin’in direnişe katılmasının, Bosnayı terketmemesinin küçümsenecek bir şey olmadığını söyleyerek hakkını teslim etmişti gerçi. Başka bir arkadaşımız ise gitmeden bu tür eleştirilere aynen katıldığını, sonra orada biraz yaşayınca onlarında bizim kadar, ne eksik ne fazla Müslüman olduklarını anladığını yazmış.

Bizim öğrenci olduğumuz yıllarda Afganlar Ruslara karşı amansız bir savaş veriyorlardı. Mücahitleri kendi sosyal kültürel gerçekliklerinden koparıp her birine olağanüstü vasıflar yüklemiştik. Onları uzaktan soyut olarak seviyorduk ama yakınımıza geldiklerinde, kadınlara yaklaşımlarını öğrendiğimizde, çıkar duygularıyla hareket edenlerin çokluğu yüzünden giden yardımların doğru Afganlara ulaşması için çok dikkat etmemiz söylendiğinde bütün hayallerimiz yıkılmıştı.

İslam aslında çok geniş bir yelpaze açıyor insanların önüne. Niyeti ve iyilik duygularını esas alıyor. Bosna-Hersek’te yaşananlara biraz aşina olup oradaki tartışmalara vakıf olunduğunda, içinde yüzdükleri, ait oldukları kültür atmosferini biraz soluyunca oradan gelen bir şarkıcının konserine Selamünaleyküm diyerek başlamasının ne kadar değerli olduğunu anlıyor insan. Ne yani bir selamünaleyküm dedi diye herşeyi görmezden mi geleceğiz diyenler olabilir. Fakat onların selamünaleyküm kelimesinin bedelini hiç yüksünmeden en ağır biçimde ödemiş bir halk olduklarını, bildikleri birkaç kelimenin hakkı için nasıl direndiklerini hatırlayınca iş değişiyor. Eleştiri ve kınama bir kez başlayınca öteki pencereden bakmak zordur. Babalarının koyduğu İbrahim, Zeliha, Alma gibi İslam isimlerini savaşarak yeniden kazandılar hakettiler. Dede Korkut’un ismini zor sınavlardan geçerek kazanan kahramanları gibi.

Bir de İslam her yerde ayrı bir sayfa açıyor. Malezya’da başörtüsüyle motorsikletlerin üzerindeki kızlar bizim zihinsel yapılanmamız için fazla olabilirken, Mısır’da selefi kocası izin vermediği için evden aylarca çıkmayan bir kadın profili de yadırgatıcı gelebilir.

Saraybosna’da tanıştığım biri, başörtülü Boşnak kızları göstererek iyi örtünmediklerini, İslamı tam manasıyla hazmetmediklerini söylediğinde buna asla katılamayacağımı söylemiştim. Moriça Han’da kızların ve erkeklerin ölçülü oturuşu, kahve eşliğinde müzik dinlemeleri miydi kötü Müslümanlıklarının göstergesi. Savaşta kahramanca Saraybosna’ya gelip bomba seslerinin arasında bir tiyatro sahneleyen Susan Sonntag, sonraki yıllarda burada başörtülü kızların sayısının artmasının onu endişelendirdiğini söylemişti bir söyleşide Juan Goytisolo’ya. Bu kızlar o kızlardı. Herşeyin farkındalardı ve bizden akıl almaya ihtiyaçları yoktu, misyoner duygularımızın aksine. Olsa olsa karşılıklı alış-veriş olabilir. Ümitlerin sönmesi şöyle dursun, tam da birarada yaşamanın deneyimlendiği bir yerin seçkin Müslümanları olarak bunu bilmeyen Avrupa’ya öğretecekleri çok şey var onların.

Burada tıpkı iranlı şair Sohrap Sepheri’nin mısrasındaki gibi yapmalıyız belki. “gözündekileri sil ve yeniden bak”. Müslümanlık bizim herkese öğretmemiz gereken bir şey değil. Herkesten öğrenerek kendimizde gerçekleştireceğimiz bir varoluş. Yansıma olacaksa bundan sonra gelir.

Saraybosna camilerinde kadın ve erkek cemaat sadece bele kadar gelen estetik ve hareketli paravanlarla birbirinden ayrılıyor. Bu cinsiyetçi ötekileştirmeye karşı bizdekinden çok daha incelikli, insani ve kardeşliğin gelişmesine uygun bir uygulama. Geniş bilgi birikimlerinden görgü ve deneyimlerinden eğitim düzeyinin yüksekliğinden yararlanarak şehirlerini yeniden kurdular. Mc Donald’sı ülkelerine sokmadılar. İlla ki fast food olacaksa işte boşnak böreği diye her yeri börekle donattılar. Kötü giden şeyler yok mu var. Bizde ne varsa orada da var. Yaşlı sekülerler islami gelişmelerden rahatsız. Fakat aklı başında Müslümanlar da İslam adına her gelenin kendi dar yorumunu dayatmasını incitici buluyor. Suudi, İrani, selefi, layt ayrımları çok üzücüydü doğrusu.

Ümitsizlik değil, işbirliği ve dayanışma zamanı. Dünyanın geldiği bu noktada giyim kuşam hoplama zıplama üzerinden ayrılık gayrılık bir lüks. Vahye inananlar ve inanmayanlar ayrımının giderek belirginleştiği bu kırılma noktasında Dino Merlin’e yürekten bir Aleykümselam diyelim öncelikle. Sonrası incelikle ve ince ayarla ilerleyecek elbet.

Renkli Dergisi 11 Haziran 2007

Yıldız Ramazanoğlu'na teşekkür

Yıldız Hanımefendi daha önce de yine incelik göstermiş ve son kitabı "kırmızı" hakkında Ali Görkem Userin'in yaptığı röportaj için bir teşekkür mesajı göndermiş ve mesajındaki övgü dolu cümlelerle bizleri berhüdar etmişti.

Renkli Dergisi'ndeki bizleri onurlandıran cümleleri ve siteye gösterdiği alaka için cemaat.com ailesi adına şükranlarımı sunuyorum. Biz de kendisini beğenerek okuyor, takip ediyor ve müstefid oluyoruz. Bu vesileyle "Cemaat.com, Yıldız Ramazanoğlu Buluşması"nı mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirmeyi arzu ettiğimizi de bildirmek isterim.

Bosna'da hüzün var bugün

Srebsenitza Katliamı'nın yıl dönümü bu gün. Güvenli bölge olarak ilan edilen yerde binlerce Bosnalı müslüman öldürüldü.
Allah hepsinin şehadetini kabul etsin! Ve geride kalanlara da o şehadetten gerekli dersleri çıkarmayı nasip etsin! Amin!