renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Örtük Yaşamların Naif Direnişi

“Bozguncudur okuma!” dediği Dostoyevski budalasını okuma gafletinde bulundum. Hoş her hangi bir yapıtını tamamen okumaktan söz etmiyorum. “Ecinniler” kitabının birkaç sayfasını ancak okuyabildim. Ve hemen bıraktım. “Bozguncu” nitelemesi bence yerinde değil. Bir ukala, bir budala dense belki “Acaba!” diyerek kitabı alma zavallılığına düşmezdim.

Ikına sıkına okudum. Her tümcesi gerçekten bir bozguncu havasında. Stepan Trofimoviç adında uyduruk kahramanının kişiliğinde anarşistçe imalarda bulunuyor. Hele onu güya tanımlayan şu satırlar; “.. bununla birlikte çok zeki ve çok yetenekli bir insandı, hatta kendisinin bir bilim adamı olduğu bile söylenebilirdi. Bu dalda pek bir şey yapmamış hatta hiçbir şey yapmamıştı ama Rusya’da bilim adamları arasında sık rastlanır bir durumdur bu.”

Görüyor musunuz nasıl kinini kusuyor bilim adamlarına? Bunlar ne demek oluyor şimdi? Bakmayın “Rusya’da” sınırlandırmasına. Bu satırları, tümceleri okuyanın aklında – kim dilerse buyursun her istediği bahse girerim- kalacak olan “bu dalda pek bir şey yapmamış, hatta hiçbir şey yapmamıştı, bu da bilim adamları arasında sık rastlanır bir durumdur” ifadesinden başka ne kalır? Aklınca kuşkular ekecek. Aklıma vesveseler düşürecek. Yine de helal olsun diyorum. Ta o zamandan bizim buraları, bu zamanı bozmayı aklına koymuş. Allah için yukarıdaki satırları okuduğumda bekçiliğini yaptığım laboratuarın ayda bir kapısını açanın ben olduğum – o da temizlik, bakım için- düşüncesi sanki ilk kezmiş gibi aklıma düştü. Hoş velinimetim efendim bilim adamı biyolog Vecdi bey bu laboratuara girse ne olacak. Yeni ne öğrenecek? Zehir gibi bir kafası var. Her şeyi bilen biri ne diye kendini laboratuara hapsetsin. Bir takım zevzekler – o da sırf muhalif olduklarından, muhaliflikleri de çekemezliklerinden- “Senin ki yılda bir uğruyor mu?” diye alay etmiyor değiller. Günahları boynuna velinimetim efendim Vecdi bey güya aylığı dışında bir de laboratuar çalışmalarından ötürü aylık alasıymış. İnanmıyorum.

Dedim ya çekemiyorlar. Vecdi bey almaz. Sorup suratlarına çalmak istemiyor değilim ama koca Profesöre kalkıp da “Efendim siz laboratuar parası alıyor musunuz?” denilir mi? Her şeyden önce ayıp! Hem alsa ne olur? Madem laboratuar ona zimmetli. Madem onun sorumluluğunda. Onca işi arasında bir de kendini dört duvar arasına mı hapsetsin?
Bu çıkışlarımın O’nun beni işe almasında şuncacık etkisi yoktur. Vardır diyen haramzadedir. Eğriye eğri, doğruya doğru. Ne denli iyi biri olduğu beni kitap okumaya yönlendirmesinden belli değil mi? O’nun listesinin dışındakilerden çıkmayacaktım.

Bak hakkındaki dedikodular nasıl da bir bir üşüşüyor aklıma. Şu zevzek Dostoyevski yüzünden. Bizimkini Trofimoviç’e niye benzettiğimi de Allah bilir. Hiçbir benzerlik yok. Gerçi Vecdi bey de zamanında sürgün edilmiş falan.. kendisinden duymuşluğum yok. Beş altı yıl men edilmiş. Yine çıfıtların söylediğine göre kendi çalışması diye bir başkasının çalışmasını sunmuş doktorluk tezi. Doktor dediysem – cahilliğinizi yüzünüze vurmak için değil- hastane doktoru değil. Nicesi doktor deyince hastane aklına gelir. Kitap okumayan, kendini geliştirmeyen cahiller ne bilsin her hangi bir konuda kendini uzman yetiştirenin “doktor” diye tanımlandığını. İşte velinimetim efendim Vecdi bey güya doktora tezini kendisi yazmamışmış. Hatta profluk tezi de kendinin değilmiş. Eminim yalandır. Kuyruklu yalan. Çekemiyorlar. Ben efendimi tanırım. Hem ne malum bizimkinden çalmadıkları. İyi yürekliliğinden, saflığından bir şey dememiştir. Kesin böyledir. Şu bozguncunun kitabını nerden de aldım elime.

Demek kitabın bütününü okusam hepten tarumar olacaktım. Çabuk vardım farkına. Yine Vecdi beyimim listesine dönmek en iyisi. Bakarsın imtihan etmeye kalkışır. Ve sorar “ Rüyaların Gücü’nde ne anlatıyor Remzi efendi?” ne derim? Neredeyse bir hafta oluyor okuduğum yok. Gerçi bugüne kadar hiç sorgu-sual etmedi ama, etmeyeceğine delil değildir. Hele şu kitabı görse nasıl üzülür. Derhal götürüp iade etmeli. Stephan Trofimoviçmiş. Sen al onu! Tövbe tövbe. Kendim kaşınıyorum canım. Vallaha! Bu kitap bu kadar niye dokundu bana birader anlamadım ki!

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Anlama aczi içindeki bu

Anlama aczi içindeki bu kardeşinize bu yazının bir tahlilini yapacak olan var mı?

Tahlil mi? Dosto'mu?

Değerli TekinSu;
Tahlilden bahsetmişken öncelikle yazıyı bir laborutuara götürebileceğinizi öneririm... (şaka,şaka, alınma lütfen) Cemal'in (samimiyetimi mazur görür temennisiyle) hikayesinin başlığı bile beni heyecanlandırdı. Bilmem nedendir "Dostoyevski, Budala, Cinler" kelimelerini gördükten sonra merakımın dürtülerine karşı koyamadığımdan dün bir solukta okudum. Fakat sizin gibi bende birşey anlamadım. Anlamamı engelleyen kendimce nedenlerim vardı... neyse fazla uzatmadan Cemal'in affına sığınarak bir kaç kelam etmeyi deneyeceğim. Nihayetinde en iyi tahlili yazı sahibi yapabilir...
Efendim;
Bilindiği üzere Cinler Dosto'nun bilindik kitapları arasında en siyasal olarak nitelendirebileceğimiz kitabıdır.(bende henüz bitirme bahtiyarlığına erişebilmiş değilim, okumam hala devam ediyor) Değerli yazar kardeşimiz-abimiz de bundan yola çıkarak saf Remzi Efendi'nin dilinden biraz kitabı sıkıcı bul-ma-duğunu, dile getirdiği eleleştirilere katıl-ma-dığını, ülkemizde de bilim adamlarının durumuyla ilgili olarak bazı "yerinde" tespitlerde bulunmuş olabilir.
Efendim;
Özellikle kitabın kahramanının -imalardan da öte- gerçekten bir anarşit olmasının vermiş olduğu gerçekle, saf okuyucunun yüzleşmesi halinde ki bu kaçınılmazdır, saf bir kişiliğin ne denli menfi bir değişime uğrayabileceği sonrasında da bu bilince varılınca hikaye kahramanımızın işinden olabileceği, mübarek doktor'un da gözünde düşebileceği, olanlarında hikaye kahramınında yaratabileceği travma okuyucuda belirlinleşiyor. Sedede gelirsek;
Cıızzz Remzi Efendi, Sakın Rüyalarından Uyanma!...

Not; Değerli Yazar eğer hikayenizi katlettiysem affola... Kimbilir Siz Ne Diye Yazmıştınız, Ben Diye Anlıyorum...
Eyvallah... merakla hikayeyerini bekliyorum...
"Sessizlik; anlamın demlenme vaktidir."S. Yalsızuçanlar

tamı tamına

selam ve dua ile;
muhterem Turan Çetin "cuk oturmuş!" 84'lerde üniversite sıralarında kimlerin okunup-okunmamasını söyleyen hocalarımız vardı. hala var mı? bilmiyorum. bu olayın bir boyutu. öyle ya "rüyalardan uyanma!"malıyız. bu arada oradaki vecdi beyin biyoloji alanında bir tek bilimsel makalesinin bile olmadığının bilinmesinde fayda var. bir makale çalışmasından söz eder dururdu. 1989'a kadar bitirememişti. bitirmiş midir, bilemiyorum. çok ciddi bir iş olduğu için aceleye getirilmemesi gerektiği, ayrıca irtica ile mücadelenin daha önemli olduğunu sık sık yinelerdi. belki o mücadeleden ötürü hala yazamamıştır biyoloji dünyasını sarsacak makalesini. hürmetler..
cemal çalık

Büyüklük...

Değerli Cemal Abi;
Yorumumda size hitap etme şeklimden dolayı helallik dilerim. 84'te üniversite sıralarında oturduğunuza göre benden bir hayli büyüksünüz... bizde adettir büyüğümüzün yanında sigara bile içemezken varmı adıyla v.s. hitap etmek...
Yeni hikayalerinizde görüşmek duasıyla...
Eyvallah.

"Sessizlik; anlamın demlenme vaktidir."S. Yalsızuçanlar

muhabbetle

Selam ve dua ile;
sevgili Turan Çetin kardeşim "büyüklük Allah'a mahsus". sayısal bağlamda doğrudur dünyaya sizden önce gelmişim. hitap meselesinde içinizden nasıl geliyorsa.. önemli olan samimiyettir. evet, sigara bile içemezdik.. içemedik. içmedik. evet içemedik değil, içmedik.. hürmetler, sevgiler..
cemal çalık

Örtük yaşamlar

Abraham Moles'in Belirsizliğin Bilimlerini okurken yıllar önce; yazar üniversitelerde bilimsel bilginin ideolojik onandığını ve kurulların anlayışın(adamı)nın dışında bilgi üretimlerinin kabul edilmediğini yazmıştı.bu anlayışında bilimsel bilginin nesnel olmayan her alanı yadsıyacak bir kaçış olduğunu söylemişti. üniversiteler ile ilgili söyledikleri; demek her yerde bunlar oluyor sadece bizde yokmuş bütür şeyler dedirtmişti bana.

üniversitelerde makale hırsızlığı yüzünden mahkemelik olan ve şuanda prof ve docent düzeyinde bilim adamları biliyorum. hatta dışarıdan birilerine bilimsel çalışmalarını yaptırarak bilimsel kariyer alanları.

yurt dışında bizim gibi ülkelerden gidenlere bilimsel çalışmalar hazırlayan bir sektöründe uzun zamandır var olduğunu yine üniversitelerdeki hocalarımızdan duymuştum.

......

cemal bey yüksek beklentilerle yazmış olduğunuz bu yazı için tebrik ediyorum. ben şaşırmıyorum artık bu şekilde namus, şeref, vatan millet kavramlarının arkasına saklanarak devleti sömürenlere! menfaat çatışmasının kutsallık üzerinden yapılması yeni değil, bu zamandakini ise her gün görüyoruz. artık iğreniyorum bu tiplerden, iğrenirken de emeklerimizi birleştirip bu insanlarla daha iyisini yapalım istenci oluşmuyor.

selamlar

Ah be Remzi Efendi, yaktın kendini!

Doğrusu Remzi Efendi fena zehirlenmiş gibi görünüyor. İflah olmaz artık Remzi Efendi. Daha ne kadar velinimeti, efendisi Vecdi Beyi savunup haklı çıkarabilir Alah bilir. :) Elinize sağlık. Ben naçizane çok beğendim.