
Cahit Zarifoğlu, ölümünün 20. yıldönümünde Kanal 7 tarafından hazırlanan bir belgeselle anılıyor. 10 Haziran 2007 Pazar sabahı 09:30'da ekrana gelecek olan belgesel, şairin günlüklerinden ve onu tanıyan isimlerle yapılan röportajlardan oluşuyor.
Şair Cahit Zarifoğlu’nun yaşamını, kendi günlüklerini içeren ‘Yaşamak‘ adlı kitaptan yola çıkarak belgeselleştiren ekip, senaryoda şairin günlüklerine bağlı kaldı. Zarifoğlu için yapılmış ilk TV belgeseli olan “Yaşamak”, yaklaşık 50 dakika uzunluğunda ve tek bölümden oluşuyor. Cahit Zarifoğlu’nun hayattayken çocuklarıyla birlikte çekilmiş amatör kamera kayıtları da ilk kez bu belgeselle gün yüzüne çıkıyor. Çocukluk yaşantısından şiir anlayışına, askerlik anılarından ilginç evlenme hikayesine kadar Cahit Zarifoğlu’nun hayatına dair pek çok önemli olayı barındıran belgesel, özellikle canlandırma tekniği ile hazırlanmış sahneleri ve ilginç kurgusuyla dikkat çekiyor.
Mahmut Fazıl Coşkun’un yönetmenliğini yaptığı “Yaşamak”ın senaryosu İsmail Kılıçarslan'a görüntü yönetmenliği Atilla Güler'e, müziği ise Gökhan Kırdar'a ait. Canlandırma bölümlerinde ise Cahit Zarifoğlu’nu tiyatro kökenli bir oyuncu olan Akif Kartal canlandırdı.
Belgeselde, Cahit Zarifoğlu’nu yakından tanıyan isimlerin tanıklığına da başvuruldu. Rasim Özdenören, Erdem Beyazıt, Mustafa Ruhi Şirin ve Nurettin Durman gibi arkadaşları, Zarifoğlu’nun bilinmeyenlerini “Yaşamak”ta anlattı.
Yorumlar
C. Zarifoğlu İçin Dört Şiir
Cum, 08/06/2007 - 22:04 — U.Ali BirkardeşlerBir Prens Olduğun Belliydi
İki Kanadını Verdin Üç Arkadaşa
Kırk yıl
Ve yedi yıl
Seni kuğular çağırdı yolu bitirdin
Sen güvey müthiş kanatlı
Çocuklara âhenk
Ve sancı dağıtan
Ormanı gezmeye çıkan ağaç
Büyük kardeş
Koş artık uykular tutamaz seni
Menziller tutamaz
Ne güzel sözlerin cinleri
Ne Strasburg ne Baden
Ne beşyıldızlı moteller çarmıhlar
İmza günleri
Kırk yıl
Ve yedi yıl
Kimse senin kadar yakıştıramadı
Gurup rengi bir fular gibi
Boynuna ölümü
Sen uçurtmasıyla cenge katılan
Göğsünde âhenkler akrepler
Yıkıldın - korkma !
Yine göklerde uçurtman
Kırk yıl
Ve yedi yıl
Tanrı denedi
Ve içlerine 'kartal sürüleri' saldığın
Küçük oğlanlara bıraktı seni
Güvercin sekişli küçük kızlara
Sen avcı leopar yürekli
Tüfeğinden tüyler üveyikler fışkıran
Valsler borazan çiçekleri
Gittin ve birlikte götürdün sırrını
Yürüyüp ormandan içeri
Filmin Banyosu
Bütün kareler yandı yolu bitirdin
Ütülü pazartesiler yandı
Ve baygın perşembeler
Cesedine giydirilen resimler
Birer birer silindi
Azizler acılı gergedanlar
Çobanlar seyyahlar krallar
Renkler eridi
Ve eridi söz
Su / Anne / Ağaç
Mahçup perçemlerden tutuldu
Kalemler kağıtlar parmaklar sıraya bırakıldı
Tebeşir tahtada dehşetle gıcırdadı
Ve kırıldı
Herkes çıktı, bir sen
Ve kanatlarıyla dünyayı sarsan
Melek kaldınız
Dolapları sandıkları yatakları savuran
Şiirleri kitapları uykuları
Dağıtan melek kaldı.
Nice sıkıntılarla kasılan yüzden
Çekip almak için dünya örtüsünü
Rüyaların içinden uzanıyor bir el
Dönüyorsun. Kaçışan liflerin kemiklerin
Ve başın: Sırlanmış mühürlenmiş negatiflerin
Dönüyorsun
Arkanda seke seke
küçülüyor dünya
Atın toynağından kopan balçık
Kalemden sıçrayan mürekkep
Dünya
1987
'Orada Ağaçlar Nice Ve Çiçekler Nasıl?'
Ormanın yüreğinde bir pınarsın
Bülbüllerin hüzünle
Tanrıyı övdüğü yerde
İççeken borazanların. Udların
Ve pars diyorsun - uyuyakalmış parsın
Nergisin
Ermiş erimiş timsahın
Rüzgâr münzevi ıslığını getiriyor sadece
Münzevi titrek derin
Adsız bir şüphe gibi hayata karşı
Müptedi imanını sınayan
Yârenlerin
Sen uyku tutmayan yolcusu güvertelerin
Çatıkatlarının ve steplerin
Nâsıra'dan geceyarısı geçiyor
Ve uğramıyor dünyaya
Senin trenin
Issız bir istasyon vadide
İpince yağmur
İstim fener ve çıngırak
Herşey hazır
Bekliyor bedeviler seni
Galileli çobanlar
Kurtlar rengeyikleri
Boynunda iki hayatın süsleri
Ganimetleri
Sen yüreklere inmede mâhir
Sen seslerin sözlerin prensi.
Duman Çıkaran Ağaç
Sen avcı sen geyik sen orman
Yaklaşınca bütün kuşlarını birden uçuran
Sen tılsımlı söz ağacı
Tırmanıp en yüksek dalından kopardım
Bu mahçup tiz sesli kavalı
Alevli rüzgârlı dalından
Ve üflüyorum odamda şimdi
Daracık sokaklarda
Surlarda
Eski tramvaylarda
Ki inançla çalışır
Ve bilirsem beklemesini
Gün gelir - Tanrı'nın bağış vakti
Belki çıkarırım ucundan
Bir ispinoz
Bir kaç tüy
Ve dumanların içinden
Hakedilmiş bir ezgi.
1987
CAHİT KOYTAK