renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Yabancı

ansızın ortaya çıkan, dört bir yanından yankılanan bir kahkaha sesiyle küçülürsün, başını önüne eğmeye çalışır beceremezsin, tüm bakışların üzerinde olduğu hissi gittikçe belirginleştirir kendini, inancınızda güçlenir, sıkıntılı bir hal alırsın, ellerini koyacak bir yer arar, bulduğunu zannettiğinde, hemencecik çok gizli bir görev yapmanın bilinciyle, ellerini koyarsın boş bulduğun, karar verdiğin yere… birde bakarsın ki her iki elin de bir şehrin en kalabalık meydanı, en işlek caddesi görünümündeki masaya konulmuştur… umarsızca karşındaki duvara monte edilen televizyonda, renkli, hareketli müzik kanalına bakışlarını çevirirsin, normal zamanlarında en ilgisiz olduğun bir korunaktır artık döndüğün, sığındığın, bu arada bakışlarınla birlikte karşı masada oturan ailenin bakışlarından kurtulmak için vücudunun yönünü de çevirirsin…

sıkıntın gittikçe kat be kat artar, beklersin bir ilgilenen olur temennisiyle, ayakların birbirine dolanır, yanından geçen her komiye göz ucuyla bakar, ellerinde tabak çay servisleriyle yanından geçmelerini izlersin, önemli bir şey düşünüyor ayaklarına yatarsın bazen, elini kaldırıp, bir istekleri olan insanlar gibi davranırsın, nafile ancak serçe parmağındır havaya kalkan, boş bir çuval gibi büzülürsün oturduğun sandalyeye, tabak kaşık sesleri, anne bende iskender yiyecem! diye haylazlık eden şımarık veledin sesi, yan komşun kadar yakınlaşmış olduğun gözlüklü, masasında marlboro sigarasıyla, kendince sakladığını zannettiği kürdanıyla diş aralarını törpüleyen adamın çıkardığı sesler artık dayanılmaz bir hal almıştır senin için...

masana üzerinde girmiş olduğuna bin pişman olduğun lokantanın şubeleriyle birlikte adreslerinin yazılı olduğu, pembe bir kalitesiz kâğıt konulur, sana bir şey sorulmaz öncesinde, komi her zamanki umarsız canlılığıyla gider gelir aralarda, aralarda size de uğrar, tam adam yerine konulduğunuzu hissetmişsinizdir ki, büyük bir yanılgıda olduğunuzu anlarsınız… hayatınızda yemeklerde dahi yiyemediğiniz, pişmiş soğan dolu tabak önünüze konulduğunda, yüzünüzü ekşittiğinizden midir ne! komi bir sorun olduğunu anlar, bu, buu, bunu kaldırır mısınız dersiniz, ancak kendinizin duyabileceği bir sesle, elbette kaldırabilirler ve kaldırırlar da… boş bulduğunuz bardağı elinizle masanızda oynatırsın belli belirsiz, size yatılı kaldığınız okulu hatırlatan madeni sürahiyle bardağınıza suyu doldurursunun ürkekçe, içip içmemekte kararsızsınız, yan masalara göz gezdirir, kimsenin sizi gözetlemediğine ikna olunca, başınıza diker ve rahatlarsınız…

bugün benim sıkıntı günüm diye düşünürsünüz masanıza salata diye konulan çok affedersiniz ama bir ineğe yetecek kadar maydanoz konulduğunda, yüzünüz gene ekşimiştir, bir şey söylemenize gerek kalmadan kaldırılan maydanoz tabağının saman kâğıdında sadece izleri kalmıştır… biraz sonra komilere nazaran olgunca bir adam elinde kalemi ve not kağıtlarıyla masanıza yaklaşır, yaşıyla orantısız t cetveli görünümündedir, bir isteğiniz olup olmadığını nazik bir dille size sorar, siz tam kahkahayı basmak üzeresinizdir ki, sağa sola göz gezdirecek vaktiniz kalmadığını anlarsınız, saydıklarını anlamadan bir sessizlik çıkar ağzınızdan, o anlamıştır sessizliğinizi…

masanıza konulan ciğeri ekmek arası yaptığınızda, artık tüm beklentiniz boşa çıkmıştır, memleketinizde yediğiniz ciğerin tadı yoktur ciğerinizde, kalkmak olmaz dersiniz kendinize, ayıp olur dersiniz kendinize, nedenini bildiğiniz halde kalkmamak ve önünüze konulan ciğeri çok güzelmiş gibi yemek için kendinizi zorlarsınız, artık komprador bir kişilik olmuşsunuzdur…

midenize yazık ettiğinizde ise anladınız ki;
Siz Bu Şehirde Bir Yabancısınız Bayım.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

yabancılaşma

yabancılaşmayı ya bir masada ya da kalabalıklar içinde kendimize yakıştırıyoruz. ölçü olarak da başka insanlar yetiyor bize... yaşayacağımız iklimleri bir hissedebilsek... dostum ellerine sağlık... bir gün yürüdüğüm yollarda türkü söylerken yanımızdan geçenler bakmak yerine nakaratı bekleyecekler inan...

sevgi ve saygı ile

Bir Şehir Gördüm Düşlerimde...

dostum;

bir şehir gördüm düşlerimde
ağlıyordu
yalınayak bir kadın
bangır bangır boğuluyordu...

içten ve ümitvar yorumun için teşekkürler.

"Sessizlik; anlamın demlenme vaktidir."S. Yalsızuçanlar