Metin Önal Mengüşoğlu’nu daha önce hiç böyle okumadınız. Şiirden öyküye, incelemeden romana, gezi yazılarından düşünsel metinlere varıncaya kadar geniş yelpazede adını duyuran Metin Önal Mengüşoğlu, sıra dışı bir deneme kitabıyla çıktı karşımıza: Öptüm Kara Gözlerinden (Artus Kitap, Mayıs, 2007)
Yayın hayatına hayli iddialı söylemlerle başlayan Artus Kitap, çıkardığı ürünlerle bu iddiasını daha şimdiden kanıtlamış durumda. Evet; saygın, kalıcı, özgün yani kısaca prestij kitapları, okur-severlerle buluşturmayı arzulayan Artus Kitap, Metin Önal Mengüşoğlu’nun “Öptüm Kara Gözlerinden” eseriyle kararlı adımlarla yoluna devam ediyor.
Daha önce de ifade ettiğimiz gibi farklı bir ürün “Öptüm Kara Gözlerinden”
Düşünsel vadilerde soluklanmak için mola veren bilgenin, bir yüzü geçmişe, diğeriyse geleceğe bakan ve bu arada hali hazırı da işin içine katan duyuş ve düşünüş metaforlarıyla karşı karşıyayız.
Üç bölümden müteşekkil kitabın ilk kısmı “Son Mektup” adını taşıyor. Bu bölümde yazar, iç monologdan sıyrılan duygularını dış gerçeklikle kavuşturup günışığına çıkartırken geçmiş hayatından tortuları da beraberinde sürüklüyor. Kimi dergilerde de geniş yankı bulan ve edebî formu zirveye yakın noktada duran Son Mektup’taki yazılar, hayli ilginç ve düşündürücü olduğu kadar tarihî kıymeti haiz yazılar. Sırasıyla kızına ve genç yaşta kaybettiği oğluna dair duygusal yönü ağır düşüncelerini okurken içerlenmeden edemiyor okur. Öyle ki; metafizik anaforların gelgitleri arasında bazen ümitlenip seviniyor, bazen de hüzünlenip kederleniyor yazarıyla birlikte.
Otobiyografik bir çalışma “Son Mektup” Bu vesileyle üründen esere doğru gidiyor okur. Mektup tadında, name havasındaki satır aralarında yazarı bahane ederekten kendini buluyor.
Özellikle bu bölüm, çizdiği farklı bir Metin Önal Mengüşoğlu portresiyle, şaşırtma kuramına yaslanarak muhataplarını yine, yeniden düşünmeye sevk ediyor.
“Suhan-ı Kaza” yani Kaza Sözleri, kitabın ikinci faslı. Nefi’nin Siham-ı Kaza’sından esin olduğu muhakkak. Kaza Oklarını, Kaza Sözleriyle güncelleyen yazarın, kitabın orta faslına bu adı vermesi tesadüfî değil elbet. Tersine, bilinçli bir tercih.
Bu fasılda yazar, ailesine, evine, mahallesine, geçirdiği günlerin çetelesine tanık tutarken, ‘dik-başlı’ olmakla ‘başı-dik’ durmak arasındaki ince nüansı anlamaya çağırıyor bizi. Bu bölümdeki yazılar da tıpkı ilk kısımdaki yazılar gibi sıcak, sımsıcak; akıcı, apakıcı; duygusal, dupduygusal.
Belge niteliği taşıyor bu bölüm de. “Yokluk ile çokluk” arasındaki tezatsal, “yoksulluk ile yoksunluk” mesabesindeki uzamsal korelasyonların deşifre edildiği bölümde okur, kaza sözlerinin izdüşümünü sürmekle oyalanırken fiktif âlemin iç’ten dış’a doğru açılan kapılarını da aralıyor bir bir.
Son bölümün başlığı “Taş Bitti” Öznellikten nesnelliğe çıkıyor yazar bu bölümde. Ailesinden başlayıp geçirdiği evrelerle devam eden hatıraları bu bölümle birlikte düşünsel argümanlara bürünüyor adeta. Fikrî altyapısını, dünya görüşünü besleyen doneleri sıralıyor uzun uzadıya. Yunus merkezli tafsilatlı denemeyi, Harput şehrengizini, öyküsel yaşantıları, doğu insanının sıcak iklimini, kuyruk acısından kinaye dirsek acısını okurken Metin Önal’ı, Metin Önal yapan değerlerle tanışmanın gönenciyle kıvancını yaşıyoruz.
Kaybetmekten hayıflandığımız, tekrar kavuşmak ümidiyle yanıp tutuştuğumuz çileli, zahmetli, sıkıntılı ama sonuçta müjdeleyici değerler bunlar.
Sunuyu Cevat Akkanat yazmış. Arka kapağı Vahap Akbaş ile Adem Turan doldurmuş. Metin Önal, kızına ithaf etmiş.
Neticede başka, bambaşka bir Metin Önal kitabı ortaya çıkmış.
“Öptüm Kara Gözlerinden” farklı, içten bir deneme...
Okumanız dileğiyle…
Yorumlar
"Öptüm Kara Gözlerinden"
Cum, 15/06/2007 - 17:57 — Abdullah Birokur"Öptüm Kara Gözlerinden" başlığı ile "Ardıç" dergisinde yayımlanan birkaç metni okumuştum. Sıcak, içten, okunaklı yazılardı.
Çok cepheli bir şahsiyet Metin Önal Mengüşoğlu: Mütefekkir, şair, hikayeci...
Kitap hakkında Cevat Akkanat'ın da bir yazısı yayımlandı. Bakınız:
http://www.milligazete.com.tr/index.php?action=show&type=writersnews&id=...
Selâm ile...