renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Buğulu Camda Hikâye

Buğulu Cam

Sevgili N.,

“Bizi tutan bir şey var. Kaba, kirli elleriyle, zorla değil; zarif sözcükleriyle, rüzgarsız deniz sakini gözleriyle bizi tutan bir şey…
Dilimizin ucunda bir düğüm, konuştukça sıkılaşan ve her ağız açışımızda kendine sımsıkı sarılan.”

Güvercinler artık mektup taşımıyor biliyorsun! Ancak ben, cami kubbelerini sabah akşam tavaf eden güvercinlerden biri ansızın konuverir kapımın önüne umuduyla, yazıyorum. ”Nasılsın ?” diye sormaktan korkuyorum, inanmayacaksın. Nasıl olduğunu öğrenirsem ve bu gerçek içime ağır bir taş gibi yerleşir de yerinden oynatamazsam diye, sormuyorum. İyi edebilir miyim seni? "Anlıyorum” demenin düşmemek için boşlukta tutunacak yer aradığı o “an”ların insanın avuçlarında nasıl bir tuz denizine çevriliverdiğini iyi biliyorum. Çoğu zaman dostlarımın acıları için elimden gelen tek şeydi; kendi acılarımdan bahsetmek... Şimdiyse, ruhumun uyuşmuş olmasından belki de acı duymuyorum pek. Keskin kokulara benziyor insanların üzerinde acılar... Bakışlara kan doluyor, kelimeler yaralı neferler gibi dökülüyor dilden. Ateş ortasında kalmış, dört bir yanından alevlerin çekiştirdiği bir insan karşısında ne hisseder insan? Böyle şeyler değil sana söyleyeceklerim. İz bırakacak değiller. Belki bir rüzgâr gibi sadece içindeki hafif şeyleri harekete geçirirler, bu kadar. Rüzgâr diner ve her şey yerinde kalır.

Hiç istemeden tanımadığım birinin hazine sandığının kapağını açtım bugün. Gözlerim kamaştı. İçindekilerin güzelliğini seyretmek isterken, gözlerime ışıltılı birkaç kelime kaçtı, kör oldum sandım. Kapadım kapağını sandığın. Gelip almayacaklar, gidip götürmeyeceğim. Bana ait olmayan bir eşyayı ne diye sakladığımı sormuyorsun değil mi? Biliyorum, yüzyüze olsak, gülümserdin. Ellerine doğru eğip bakışlarını gülümserdin. Ben başımı çevirirdim, bir şiir gelirdi aklıma, birkaç mısra okur, gerisini getiremezdim.

“Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.”

Görür gibiyim, şimdi sen de başını mektuptan kaldırıp, pencereye doğru uzatıyorsun. Delip
geçiyor bakışların apartmanları, çocuk parklarını, caddelerde insanları. Kalıyorsun bir sahilde, yalnızsın. Benimse buğulu camlara parmakla yazılan harfler kadar şeffaf bir hikâye yazılıyor içimde:

“Yüzüme bir iki damla değiyor. Çocukça bir oyun bu. Bunun için benim yüzümü seçmeniz büyük talihsizlik sizin için! Hızlı bir trendeyim sanki. Benim dışımda ki her şey hareket halinde. Dikkatimi üzerinde topladığım ne varsa dağılıyor bir bir; insan yüzleri, arabalar, binaların pencereleri, kaldırımlar…

Kimse yok. Anlatılanların zihnimde uyandırdığı birkaç hatıranın canlılık kazanmasıyla bir şarkı yükseliyor, sessiz insanlar dolanmaya başlıyor, birkaç mısra fırlatıyor biri diğerine. Bir diğeri gözlüklerinin üzerinden onlara bakıyor. Bu dekorun içinde bir ben varım.İnsan kafaları sıralı sadece, bedenler buharlaşmış. Kendine dönük bakışlarla bulanıyor mekan. Bir çift tedirgin bakışı, kimseye fark ettirmeden el çabukluğuyla topluyorum yerden. Bunun üzerine bir şiir yazabilirim. Başım uğultulu. Dalgalar arasında bir görünüp bir kayboluyor, rüyaya benziyor geçen saatler. Bir sarsıntıyla, yolculardan birinin sesini yükseltmesiyle, bir çocuk ağlamasıyla silkiniyorum. Kollarım uyuşmuş, ayaklarım ağırlaşmış. Biraz hareket lazım.”

Bir hikâye; buğulu camlar üzerinde Sevgili N. , biraz kalsın, silme. Elime kalemi bunlar için almamıştım. Bir teşekkür borç kaldı üzerimde. Bir şaire diyecektim, nasıl teşekkür edilir, bir aynaymışım meğer, en parlağından, bana fark ettirdi. Görüntüler sonsuza doğru geçti ruhumda iç içe... Toprağıma dokundum ve parmaklarımın arasından su gibi akıttım. Bütün şiirlerini ezberlesem şairin Sevgili N., kâfi gelir mi?

Buğusu uçmaya başladı camların. Hikâye siliniyor. Unut gitsin.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

unutamam

Unutamam... Acın ruhuma kazındı... Ama istersen ezberle "sevgili n."
Çok güzeldi yazınız...

Cama "sır" olmak...

Aynalara bakmak ne de kolay değil mi? Nasılsa arkası sırlı olanın sırrı olmayanı göstermesi bana çok doğal gelir. Belki de yapay demeliydim.
Ne var ki cama bakarken kendi ben'ini ve enaniyetini o cam arkasına "sır"layıp ön tarafta ruhunun akislerini görmek başka olsa gerek diye düşünüyorum.
Hikayende insanı çeken bir şeyler var....
Tebrikler gayet güzel olmuş.

Teşekkür

S.Rabia Özer Yalçın ve Mehmet Akbulut;
Beğenilerinizi dile getirdiğiniz için teşekkür ederim.
En Güzel Selamla...

vhfg

gbgf