İçim acıyor. Bu kelimeleri bir kez daha acımı anlatmak için kullanıyorum. Yarım kalmış hikayeler gibi yarımım su anda. Ne yazanım belli ne kahramanım. Ben kimim? Neredeyim şu dünya denen bataklıkta. Yazdıklarım bana utanc veriyor yazdıklarıma bakamıyorum..
Çaresiz miyim? Bilemem. Mektup yazacak kimsem kalmadı. Kendi gölgemden utanır oldum. kime yazayım dertlerimi kimden medet umayım. gerçek maksuddan ne kadar da uzaklasmısım. Artık mecazlar da derdime care degil. Türkülerde de bulamıyorum derdimin dermanını. Yok gayri bu hayat benim degil. Benden ote benim degil. Benden gayri benim degil. Hezeyan her gece, her gün. Güneş gözümü kacırdıgım bir efsun. Ay yuzune hasret kaldıgım didar. Ne dilegim kaldı kaderden ne de bir umudum. Umudsuzluk en buyuk umut. Kendi jurnalimi yazmaktan acizim..
Okumaktan cok okumamak acı veriyor. Bu şehrin her caddesindeki agacta kendimi goruyorum. Bu sehrin her kaldırım tasında ruhum var. Bu sehirde ne varsa ben de içime yıgmısım onları. Acı cekiyorum. Ama bildigim acılardan degil bu. Ne kuru bir ask acısı ne de baska birsey. İnsanı ölüme götürebilecek bir acı. Ama dayanmalıyım. Ne zaman kalemi elime alsam acımı yazıyorum. Bu kadar acıyı nasıl kaldırıyorum bilemem. Dısarda yuzum gülüyor binbir saklabanlık yapıyorum ama nedir benim kalbimden cektigim. Ne nefsime hayrım var ne kendime. Ne dinimde lezzet var ne kufrumde. Önumu gormekten acizim. Adam gibi acı cekmeyi ozledim. Yok hayır bu baska bir sey. Ey kays yardım et bana. Şu kalbimde küllenen askı dirilt. Dirilt ki belki bir daha kendim olayım. Bir daha çöllere gelebileyim. Bir daha sende kendimi görebileyim. Bir daha bu aynalarda ruhumu süzebileyim. Ey...
Ah İstanbul.. Ah Şam.. Ah Kudüs.. Ah Şehrim Bursa.. Ne cok ozledim sizi.. Hele bursa hele Bursa.. Sende aglamayı cok ozledim. Sabah uyanmadan gece kapında nobet bekledigim ulucami. Serin kandil gecelerinin nihayete erdigi ulu mekan. Simdi sadırvanından gelen yüzyıllık sesleri dinlemek için neler vermezdim. Ey Hudavendigar ey ulu hakan yıldırım.. Ey sultanımEemir Sultan.. bugün sizden ayrı kalmanın derin boslugu var içimde.. ey gencligimin taze baharı setbaşı.. ey mübarek belde.. al beni otagına tekrar.. ben bu gecelerin ve gündüzlerin yalnızlıgında bogulan geda.. al beni sultanım..
ah istanbul, ihtişamınla ez beni.. ah kudüs, karmaşıklıgınla bog beni.. ey şam tarihinle yık beni.. yıkki eskilerin acıları da ben de hayat bulsun.. öldür beni ki tekrar dirileyim.. su dunyayı goster bana ki yoklugunda sevineyim..
dinle bak ney ne soylemekte.. rüzgarlarla savruluyorum.. ruzgardan dogup yagmurlara bosalıyorum.. ben bende degilim a dostlar.. yıldızlardan parlıyorum.. ellerim tutmuyor, kalbimden once onlar yarı yolda bıraktı beni.. yemen çöllerinde bir toz olaydım. tozun içinde zerre olaydım.. zerrenin içinde insan olaydım.. donmeyenlerle kalsaydım.. yazacak hikayem kalmadı kendimi tükettim.. ne okuduklarım cevaz veriyor fazlasını yazmama.. ne yasadıklarım salıyor beni dumansız ateslerden.. her türlü cerahatin içinde yetismeye calısan bir gül fidanıyım.. gör beni sultanım..
hem aciz bir deli, hem bir eskiya.. yok bundan otesi ben buyum işte.. kendi hayatımın vergisini baskalarından kesmeye kalktım.. hayatımı baskalarından calmaktı niyetim.. sen durdurdun beni.. sev beni sultanım..
yürümek.. insanlıgın sonunu gorebilmek.. heyhat ben burnumun ucunu goremiyorum... koca hayaller pesinde kosturuyorum.. periler sattı beni.. gözyaslarım kactı.. acılarım beni bıraktı.. mutluluklar kapıma ugramaz oldu.. yalnızım.. kalabalıklar içinde yalnız bir sultan belki bir köle.. belki ihtişamlı bir sürü koku arasında kaybolan bir sarı çiçegim eninde sonuında.. uyuyor gözlerim kalbim ona eslik etmekte.. uyandır sultanım...
dualı müziklere muhtacım.. her nefesinde bir can veren ezgiler delmeli yüregimi.. ney seslerinin yanında tanburlar vurmalı gönlüme.. oradan ıtri cıkmalı aşk-u şevk ile.. bir dede efendi duasıyla baslamalı ki sema donmeli.. sema ile birlikte dervis donmeli.. oradan gelivermeli 3. selim.. destur alıp calmalı yarenler.. sen nefes nasip eyle sultanım..
anlat bana mecazların yalan oldugunu.. mecazların ardındaki gercekleri anlat.. gerceklerin ardındaki esmaları anlat.. esmaların ardındaki ruhu anlat.. bad-ı saba ile dolsun gonlum ki simal ruzgarları vurmasın tenimize.. rüzgar dedigin yaksın ki bizi, soguklardan katılasmasın yuregimiz.. bana aşkı anlat sultanım... şefkatin ardına gizledigin askı anlat.. gözümün perdelerini yırtıp aslolanı göster.. bir sevgili gözünden çıkıp bagrımızı kanatan kurşunları göster bana.. sen vur beni sultanım..
uykularımı sen böl ki gayrısından medet etmeyeyim. hayallerimi sen cal ki gayrısından hayal etmeyeyim.. sen utandır beni ki gayrıdan hicap duymayayım.. sen bilmezsen halimiz harap.. bil beni sultanım...
kalemimden baska birsey yokken sahip oldugum sen onunla bana kuvvet ver.. içimi anlatabileyim anlattıkça çoğalabileyim.. su cigerimin yangınını bir nebze sondureyim.. ne zorlayayım kendimi, ne vazgeceyim bu hayattan.. sen yaz beni sultanım..
Yorumlar
anlamı anlamak
Salı, 03/08/2004 - 02:00 — Nuh A. TUNA''Acı cekiyorum. Ama bildigim acılardan degil bu. Ne kuru bir ask acısı ne de baska birsey. İnsanı ölüme götürebilecek bir acı''
Bu beşeri bir aşkın melankolik patolojisi mi?
Leyla'dan mevla'ya geçme faslıyla mı sonuçlanıyor son bölümler..
..yazının yoğunluğu anlamı zorlaştırmış..ayrıca iyi bir çalışma..devamını bekleriz..
yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı herşey...
minelaşk
Per, 05/08/2004 - 04:33 — Elif KırmızıÇalınan kapıların ardını
Hep merak ederiz de
Çalınan kalplerin hesabını
Hiç umursamayız...
Hey gidi biz...
Bizi gidi biz...
;-) :-)
..
Per, 05/08/2004 - 22:30 — Ahmet Hasan"büyülü suyun basında yanlış dileği tutmuşuz.. rabbim bana kaybolmayanı bahşet demeliydik, kendisi gitse bile ruhuyla yanımda olanı.."
nazan bekiroglu..
Acının zevkini tatmışsınız be
Pzt, 04/10/2004 - 18:28 — Ahfa SûedaAcının zevkini tatmışsınız belli...
"Ne kuru bir ask acısı ne de baska birsey"
Ama yaşadığım kadarıyla aşk acısı kuru olmaz ,ıslaktır ..
Yazınız hoş bir dua hükmünde sessizce 'amin' diyorum ...