Aydınlık Türkiye Partisi
1% (6 oy)
Bağımsız Türkiye Partisi
1% (9 oy)
Saadet Partisi
21% (149 oy)
İşçi Partisi
1% (10 oy)
Cumhuriyet Halk Partisi
4% (26 oy)
Halkın Yükselişi Partisi
0% (3 oy)
Özgürlük ve Dayanışma Partisi
1% (6 oy)
Genç Parti
1% (9 oy)
Demokrat Parti
2% (13 oy)
Liberal Demokrat Parti
0% (3 oy)
Milliyetçi Hareket Partisi
6% (43 oy)
AK Parti
52% (374 oy)
Emek Partisi
0% (1 oy)
Türkiye Komünist Partisi
1% (5 oy)
Bağımsız
2% (11 oy)
Hiçbiri
7% (47 oy)
Toplam oy: 715
Yorumlar
yüreğim ferahladı
Per, 19/07/2007 - 14:59 — cemalcaliksoyadı "uzan" olan birinin başında bulunduğu partiye bir tek oy bile çıkmaması gerekiyor.. hem akıl, hem vicdan, hem izan bunu gerektiriyor.. teşekkürler cemaat
cemal çalık
Ak Partiye veriyorum ben bu sefer.
Per, 19/07/2007 - 21:22 — Mustafa Burak SezerMerhaba
Muhtarem bir hocaya sorduk, zuhuratta görmüş, onun içün Ak Partiye veriyorum. Hoca sağlam biridir ona göre. Sonra oylarınız yanlış yere gitmesin sayın cemaat :)
hürmetler
"Before my pen has glean'd my teeming brain"
-Önce kalemim kaynayan beynimi topladı.-
-John Keats / Adamım-
akp kazanır...
Cum, 20/07/2007 - 08:51 — Osman Ulukazanmalı da;
erbakan hocam'a kızmayın;
biz bilemeyiz :
Hak şerleri hayr eyler,
görelim neyler...
Canımı sıkan şıklardan
Per, 19/07/2007 - 19:21 — Hilal GülenCanımı sıkan şıklardan biri şu "hiçbiri" kısmı. Hiçbirinden yana olan tanıdığım insanların biçoğu farklı anılmak için bunu kullanırlardı. Bize zaten verilen tek hak oy kullanmakken bunu da hiçbirinden yana kullanmak ne kadar kabul edilebilir. Ben etmiyorum :) Cidden kabul etmiyorum! Ortada hak durumu varsa -ki bence var- yaşadığım her problemin hesabını sorarım. Sakın şöyle bir cevapla çıkmayın artık "oy kullanabileceğim iyi bir parti yok". O zaman mevcut olanın en iyisini seç.
Genel olarak sonuçların böyle çıkacağını tahmin ediyordum. İyi de çıkmış.
Güzel günlerimiz olsun inşallah.
global yönetim
Per, 19/07/2007 - 20:02 — Suphi BayramDünya globalleşti de yönetimi globalleşmez mi? Ülke insanını ne refeha ne ölüme götürürler ancak süründürerek yaşatırlar Buna birde zihin hakimiyeti eklendi mi cem lere de oy çıkar bir eşşek aday olsa ona da oy çıkar...
Kandiliniz mübarek olsun
milli görüş ve erbakan....
Cum, 20/07/2007 - 05:25 — mustafaesenakp yi eleştirmemek kimin işine yarar? bu güne kadar ne yaptılar müslümanlar adına?
bizim gibi gençlerin (ihl lilerin) hayallerini suya düşürdüler. ama bizim babamız başbakan değil... abd de burslu okuyamayız...
kızlarımız hala gözyaşlarıyla giriyor sınavlara, okullara... demişki m. ali şahin baörtüsü 1.5 un sorunudur....
incirlikten bilmem kaç sorti yapmış abd uçakları... r. t. erdoğan açıklama yapmış tezkere geçmeyince ... memur maaşını alamayınca da böyle konuşabilecekler mi bakalım diye...
a. gül islam medeniyeti batı medeniyetine yenilmiştir diyor taa fazilet kongresinde.... ve yenik medeniyetin çocukları psikolojisiyle yaptılar ne yaptılarsa.....
yetmedi... son olarak milli görüşçüler tasfiye edildi: resul tosun, musa uzunkaya, abdullah çalışkan... kim için ne adına? zafer üskül listelere girebilsin diye mi?
vaziyet böyleyken kimse bizden destek beklemesin.
ve erbakan hoca dan allah razı olsun. bizi kendimize getirdi.
şimdi medeniyetimizden bahsedeceğiz inadına. onurlu politikalardan... bıkmadan usanmadan konuşacağız, koşuşturacağız, çabalayacağız... çünkü biz, hedefe varmayı değil, yolda olmayı önemseyenlerdeniz...
gayret bizden tevfik allahtan
bakidir selam
Elbette Ak Parti
Cum, 20/07/2007 - 11:24 — Pınar Denizİnsaf ve feraset bunu gerektirir. Bu adamlar büyük bir devrin kapısını aralıyorlar, bunu hissedip destek olanlara ne mutlu.
Oy vermeyeceğini ya da farklı bir partiye oy vereceğini söyleyenlerin de Ak Partinin iktidarını garanti görerek bu kadar rahat konuştuğunu düşünüyorum.
Oy vermek kadar oy vermemek de bir sorumluluktur bunu da unutmamak gerek.
Oy vermeyeceğini söyleyen arkadaşlar; acaba hepimiz böyle davransak ,böylece chp'yi tek başına iktidara getirmiş olsak vicdan azabı duymayacaklar mı, yoksa bizim oylarımıza güvenerek mi böyle konuşuyorlar?
Başörtüsü sorununun çözümü için önce başka köklü değişimler gerekiyor bunu hepimiz biliyoruz bu değişimleri yapabilmek için de mevcut şartlar içinde yeterince çabalıyor hükümet. ( cumhurbaşkanını halkın seçmesi çok şeyi değiştirebilir mesela ama bu bile zaman alacak sabretmek gerek.)
Bu değişimler yapılmadan gerçekleşen girişimler ne kadar samimi de olsa hedefine ulaşamayacaktır. Bir de şuna karar vermeliyiz bir partinin fiyakalı söylemlerle hiçbirşeyi çözememesi mi daha iyi yoksa daha mütevazi söylemlerle yavaş da olsa mevcut sorun üzerinde ilerleme kaydetmesi mi?
Milli görüş hem iktidarda hem muhalefette fazlasıyla tecrübe etmiş ve tecrübe edilmiş bir hareket, getireceği farklı birşey yok, Ak Parti bu tıkanmadan doğmadı mı zaten?
Ben de bir başörtülü olarak bunun mağduriyetini yaşadım, hayat planlarım altüst oldu; ama ortalığın halini hepimiz görüyoruz.
Başörtüsü sorununun dar bir kesimin sorunu olduğu bir gerçek, bu millet için başörtüsü hiçbir yönüyle sorun değil, başörtüsünün ne yasaklanması ne serbest bırakılması çok büyük bir kesim için birşey ifade etmiyor, insanlar hizmet istiyor ve bu hizmeti kim verirse versin ona oy verecek durumda.
Şu an için bir ideoloji ya da inanç sahibi olmak lüks birşey sayılıyor (fakirlik küfre yakın) , insanlar ekmeklerinin derdindeler ve bu hükümet bu kadar desteği bu yüzden alıyor.İnanın ekmeğini verecek bir hükümetin dindar olması ya da üniversitelerde hatta tüm kamusal alanlarda -çalışanlar için bile- başörtüsüne izin vermesi kimseyi rahatsız etmez. Buna karşı çıkacak olanlar da destek bulamazlar kimseden. Biraz sabır diyorum ben.
AKP Olsun...
Cum, 20/07/2007 - 12:14 — yusa ırmakBu ülkenin yüzde yetmişi SAĞ görüşlü yüzde otuzunun ,yirmisi SOL görüş geriye kalan onu ise aşırı uçlarda…
Ben şunun hasretini çekiyorum. Şu sağ görüşlü siyasi partilerde azıcık akıl olsa yüzde yetmişlik bir oy potansiyeline sahip bu partilerin bir araya gelerek ülkenin geleceği ile ilgili kaygıları ortadan kaldırmaya uğraşmalıdırlar. Ancak görünen o ki hiç biri bunu istemiyor. Hepsi şunu istiyor. Tek başımıza geleceğiz ve çevremizin ceplerini dolduracağız. İnanın bütün mesele para da ve iktidar olup ön planda kalmak da düğümleniyor… Herkes teyakkuzda… Ülkenin menfaatini düşünen bir Yavuz‘a, Bir Fatih’e, bir Süleyman’a ihtiyacımız var. Ama onları görmek ise çok zor olsa gerek...
Ey siyasi liderlerin en yalancısı İsmi devlet ama devlet‘in ne manaya geldiğinden bi haber MHP lideri, hangi dönemde görülmüş bir sağ partinin sol ile işbirliği içine girdiği? Yıllarca CHP nin yetiştirdiği kominist fikirli öğretmenlerin evlatlarımızı, yarının çocuklarının beyinlerine neleri empoze ettiklerini görmedin mi? Acıyorum senin gibi bir siyasi partiye… MHP ye gönül vermiş kardeşlerimden rica ediyorum bana kızmasınlar ama yapılanlar ortada ve bu kanıma dokunuyor. Hiçbir tane sağ parti kalmadı da Deniz Baykal ile mi anlaşıyorsun. O zaman sen bu ülkenin siyasi arenasında sadece cebini düşündüğün için varsın…
Genç partiyi söylemiyorum. Bu partiyi konuşmaya bile değmez. İki günde bu ülkeyi satarsınız Uzanlar…
Pınar Deniz Hanım’a AKP, SP hakkındaki fikirlerine katılıyorum....
“Ben yokum, Biz’i sizlerden öğrendim. Şimdi sizlerde her bir ben ile biziz.”
Milli Görüş!
Cum, 20/07/2007 - 13:30 — elif idgüÖnce Ahlak ve Maneviyat dediği için
Avrupa birliği değilde D8 dediği için,
IMF çay içip geri gündereceğiz dediği için(artık eşimin maaşının ne kadar artacağını IMF söylemiyecek,bu gururuma dokunuyor:(:( )
Fatih Sultan Mehmetin görüşü olduğu için,
40 yıldır çizgisinden şaşmadığı için,
İnançlı oldukları için,
Yeni bir Dünya için,
Lider bir Türkiye için,
Adil Düzen için,
Düşüncemi,İnancımı temsil eden ve Milli görüşün tek temsilcisi olduğu için
Saadet Partisi!
Hafızayı beşer;
Filistinde Filistinlim topraklarını karlı bir şekilde satar.Mutludur ,karlıdır toprağını fiyatının üstünde satmıştır.Sonra topraklara birileri yerleşmeye başlar Filistinlime hadi sen git burası bizim der.Sözlede kalmaz kan akar.
Birleşir Filistinlim İntifada doğar.Sonra nifak tohumları ekilmeye başlanır.Menfaat ve Dünyalık vaadler.Filistinin tek vucüdu ikiye bölünür.Ülkenin Refahı Selameti için çalışan Hamas terörist gösterilir,işbirlikçi El-fetih ise yaptığı hizmetler için dolarlar aktarılır.
Bugünlerde ülkemde aynı hikaye yazılmıyor mu?
Tek olan yürekler bölünmedi mi?
Topraklarda satılıyor?
Tefekkür orada bir yerlerde bizi bekliyor!!!
Başörtüsüne Özgürlük istemiyorum Adalet istiyorum!
geçmişi iyi okumak
Cum, 20/07/2007 - 15:40 — cemalcalikselam ve dua ile
"Hafızayı beşer;
Filistinde Filistinlim topraklarını karlı bir şekilde satar.Mutludur ,karlıdır toprağını fiyatının üstünde satmıştır.Sonra tpraklara birileri yerleşmeye başlar Filistinlime hadi sen git burası bizim der.Sözlede kalmaz kan akar."
filistinliler topraklarını satmadılar. ucuz politik argumanlar için başka şeyler bulmanızı tavsiye ederim. " filistinliler toprak sattı!" iddiası siyonistlerin iddiası. bu konuda Raci Carudi'nin "İsrail Mitler Ve Terör" adlı eseri bile kafidir.
gelelim "milli görüş" hikayesine.. 1970'lerden 80'lere kadar her seçimde köy köy dolaşıp durduk "milli görüş" için. kapı kapı.. üstüne üstlük merhum Necip Fazı'ın "öğrencilerim" dediği ve fakat 1974 chp-msp koalisyonunda kökten sildiği halde. biz 1977 seçimlerinde -erzurum'da- msp'ye oy isterken - o zaman rakibimiz mhp'ydi ve duvarlara erzurumda kanımız aksa da zafer islamın" yazarlardı- mhp'liler üstadın kaleme aldığı bröşürleri dağıtıyordu. islam davasına ihanet ettiğine dairdi. biz de seçmenlere - Allah affetsin- diyorduk ki "Allah Necip Fazıl'dan hidayeti kesti!" evet.. aynen böyle diyorduk. inkar edecekler olur, ama ben ve ekibim pasinlerde -ki ülkücülerin kalesiydi- tufanç'da ve daha nice köyde üstadın kaleme aldığı bröşürü o sözle yalanlamaya uğraşıyorduk. tabi 74 seçimlerinde 40 küsur milletvekilinden 77 seçimlerinde 20'li millet vekillere düştü msp. kimse yemedi. çirkin siyaset o günde vardı. bu günde var. ben ak partili değilim. ama oyum ak partiye.. sözlerimi milli görüş için üstadın yazdığı bir şiirler noktalıyorum.
" milli görüş' bir şarkı
notası yok mızıka
hele 'nuh'un gemisi
tek kürekli filika
hız verdin iktidarda
para dolabı çarka
uzaksın halisliğe
her türlü ishkaka
islama uzak adam
uzak vecde ve aşka
ne dert istersin başka
küfre verdiğin taviz
küfürlük vesika"
1980 nfk
cemal çalık
evet geçmişi iyi okumak...
Cum, 20/07/2007 - 16:23 — elif idgüucuz politik argumanlar için başka şeyler bulmanızı tavsiye ederim.
politikacı değilim.
filistinliler toprak sattı!" iddiası siyonistlerin iddiası.
siyonistilerin bugünlerde ki iddalarınıda bilmenizi isterdim.Şuan ki bölünmenin siyonist oyunu olduğunuda görmemiz gerekmez mi?
Milli görüş için kapı kapı gezdiğinizi söylemişsiniz .Milli görüş için ise Milli görüş ne demek olduğunu biliyorsunuzdur.
Amerikaya bağımlı ,İsrailin uşağı olan bir hükümet istemiyorum.
N.FAZIL şiirini yazmışsınız,şiirlerle yolumu çizmem.M.H.P çizgisi bellidir.Türklükle yatıp türklükle kalkmak.Irkçılık bize yakışırmı?
Necip Fazıl,Erbakan her ikiside insandır,peygamber değillerdir ki hataları olmasın.Yüceltmenin anlamı yoktur.Benim bakmam gereken HAK olanımı tavsiye ediyor BATIL olanımı kime hizmet ediyor.Bana Batılı emretmediği sürece itaat ederim.
ben Hak olanı anlatabiliyormuyum.nlatabiliyorsam tek başınada olsam Zaferdeyim.bana yüklenen benden sonrakilere İslamı ulaştırmaktır.
Tavizler vererek hükümet başında kalmak değildir.
Adalet istiyorum!
öyleyse adalet
Cum, 20/07/2007 - 19:09 — cemalcalikselam ve dua ile;
ben necip fazılın şiirini yolunuzu şiirlerle çizin diye yazmadım. bir zamanlar "büyük doğunun has öğrencileri" diye bağırlara basılanların 74 chp-msp koalisyonu sonrası nasıl tukaka edildiklerini göresin diye yazdım. ve o öğrencilerin üstadları için "Allah hidayeti ondan kesti!" ucuzluğunu bilesiniz, siyasetin insanları nasıl çamur kıldığını göresiniz diye yazdım. ve mhp'nin o gün msp'nin rakibi olduğunu, duvarlara "kanımız aksa da zafer islamın!" sloganlarıyla nasıl oy toplamaya çalıştıklarını anlattım.
demek adalet istiyorsunuz 97 rüzgarında kapı önüne konulan niceleri gibi -küçücük bir zor karşısında nasıl eğilindiğini soracağın o kadar insan varki, israille askeri anlaşmanın altında kimin imzası var onu sor, ben köylerde 1990'larda beşboynuzlu oteller yaptılar, memleketin ahlakını tarumar ettiler, diye anlatırken kızının düğününü beşboynuzlu otlellerde yapanların samimiyetini sorgulayanlar karşısında nasıl donup kaldığımı bana sor!- Hasan Mezarcı'yı bul.. hasan hüseyin ceylan'ı bul.. şevki yılmazı bul.. onlar sana adaleti anlatsın.. siz de bir gün siyasetin nasıl çirkef bir şey olduğunu göreceksiniz.. söylenenlerin sadece bir koltuk için olduğunu azıcık bir sert rüzgarda nasıl yerlere eğilindiğini umarım yaşamaz, yaşayanlara tanık olmazsınız.. oyunuzu kime verirseniz verin, isterseniz boş kullanın, ama bir partinin salt rakibi diye birilerinin uşağı yapmayın! yapanlara inanmayın.. benim kuşağım inanmayarak da olsa seçmenlere 1970 lerde " Allah necip fazıldan hidayeti kesti o yüzden başka partinin yanında" yalanını nasıl körlükle söyleyip utanç içinde kaldı ve hala tövbe istiğfar ediyorsa, şimdide dünün has evlatlarına bugün siyonist uşağı diyenler aynı utancı yaşayacak ve tövbe istiğfar edecektir.. lutfen o insanları başka şekilde alt etmeye çalışın! lutfen! bu bu yazıda son yorumumdur.. hürmetler..
cemal çalık
gece gorus
Cum, 20/07/2007 - 19:52 — Zeyd ZabyehMilli görüş, gece görüş gibi bir şey mi?
Hakikatın içinde kaybolduğu karanlığı milli görüş ile mi deleceğiz?
Allah aşkına yapmayın!
Vereceğin oy kime yarayacak?
Cum, 20/07/2007 - 12:49 — seyhan sevinçBu seçimde seçmenlerin toplum mühendisleri tarafından nasıl belli adreslere kanalize edilmeye çalışıldıklarına dair çok ilginç bir örneğe tanık oldum dün. Neo-con, toplum mühendisleri, manipülasyon falan üzerine günlerdir yazıp duruyoruz. Ancak dün yaşadığım bir şey o kadar öğreticiydi ki...
Çalıştığım kurumda biri İşçi Partili, diğeri de Demokrat Partili iki arkadaş var. Dün onlara kime oy vereceklerini sordum. Önce İşçi Partili olanı, "Elbette CHP'ye" dedi. Hayli şaşırdım. Çünkü bu arkadaş Perinçek'in ruh ikizi gibi... Perinçekten de öte Perinçekçi. "Hayırdır, Doğu Abi'ne ihanet mi ediyorsun" diye takıldım. O da gayet ciddi bir şekilde, "Hayır elbette. Yine Doğucuyum. Ama bu seçim farklı. İşçi Partisi'ne vereceğim oy direkt AKP'yi gider, onun işine yarar. AKP'nin ekmeğine yağ süremem herhalde. AKP'nin önünü kesmek için CHP'ye vereceğim" dedi.
İşin ilginç tarafı Ağarcı olan diğer arkadaş da aynı gerekçeyle karşıma dikildi. Dedi ki, "Eğer bizimkiler ANAP'la birleşseydi oyum kendi partime giderdi. Fakat artık barajı aşma ihtimali yok. AKP gelmesin diye MHP'ye vereceğim"
Amacım bir polemik falan başlatmak değil. Ama dün bu iki arkadaşla konuşurken, "Acaba bizim Saadetçiler de bu bilinçte olsaydı seçim sonucu ne olurdu?" diye düşündüm.
Düşünsenize, eğer Saadet barajı aşamazsa ona verilen oy kime yarayacak? CHP'ye değil mi?
Bu seçimlerde de garip bir şey var. Bu pazar günü oy atarken iki kere düşünmeli...
Vereceğin oy kime yarayacak?
CHP ile arasındaki fark nedir?
Cum, 20/07/2007 - 14:17 — elif idgüA.K.P vereceğim oyda C.H.P ye yaracağı kesindir.
Milletvekili adaylarını inceleyiniz 65 tane C.H.P den gelenler vardır.
Merve Kavakçıya haddini bildirin diyen Ecevit'in sözlerini yerine getiren,Merve hanımı kolundan tutup meclisten dışarı atan (A.K.P milletvekili adayı)TAYYİBE GÜRLEK oyumu veremem.
C.H.P eski genel sekreteri olan(A.K.P milletvekili adayı) ERTUĞRUL GÜNAY oyumu veremem.
Bir kaç misaldi, buyurun inceleyin ,iki kere değil daha fazla düşünmeli.
Kasımpaşada ki Kuran Kursunu C.H.P yıksaydı Sakallı Hüsnü amcalarım ayağa kalkardı.
İstanbul büyük şehir belediyesinin fetih kutlamaları için hazırladığı davetiyeyi C.H.P hazırlasaydı yine kıyamet kopardı.
C.H.P muhalefeti sadece başörtüsü diğer icraatlardan memnun çünki.
Çanakkale savaşında ingilizlerin gemisinde bulunan 5 vakti cemaatle kılan hindistanlıları düşünün? Seyyid Onbaşı o gemiyi bombalamıştı.
Namaz kılmak,Başörtülü olmak ? önemli fakat tarafın daha önemli kime hizmet ediyorsun?
HAKKA MI _BATILA MI?
Din Kültür kitaplarında ki tahrifatı C.H.P yapsaydı yine ayağa kalkılırdı.
Allahın ayetlerini sansürleyen C.H.P olsaydı yine kıyamet kopardı.
hiç biri olmadı ,neden?
Hz Ebu Bekir"haktan saparsam ne yaparsınız"
Hz Ömer'in kılıcını göstermesi.
İnsan şaşar beşer değilmidir?körü körüne bir sevda neye yarar?
bize düşen uyarmak değilmidir?
Ve aklıma veda hutbesi geldi;
başınızda siyahi burnu kesik bir lider olsa bile Hakkı tavsiye ettiği sürece ona uyunuz.
Milli görüş çizgisinden ayrılanlara sormak lazım biat ettikleri liderleri HAK olanı değilde BATIL olanımı tavsiye etmiştide ayrıldırlar?
baraj benim çin kriter değil önemli olan tarafım. zaferden sorumlu değilim seferden sorumluyum.ölüme razıyım sıtmaya razı değilim.
Başörtüsüne Özgürlük istemiyorum Adalet istiyorum!
saadet yada akp
Cum, 20/07/2007 - 16:05 — Osman UluElif hanım;
öncelikle şu chp den yada soldan diyelim,akp ye geçen kişilerle ilgili yorumlarınızdaki incelikleri anlayamadım.
izah edebilirseniz sevinirim.
şimdi hz.hamza yı öldüren hz.vahşi değilmidir?
siyaseti değerlendirirken duygusal olmayın derim.
ayrıca akp nin de hz.hamza duyarlılığında olduğunu kast etmiyorum yanlış anlaşılmasın.
türkiye için en doğru olan tek başına iktidardır.akp bunu 4,5 yıl yapmıştır.diğer hiç bir siyasi oluşumun ne böyle bir hedefi vardır,nede hazırlıkları...tek gayeleri akp ye saldırmaktır.
yapmak zor-yıkmak kolaydır...
on adamın on günde yaptığı evi,bir adam bir günde yıkar...
türkiye nin zaman kaybetmeye tahammülü yok.yola devam etmeli...
selamlar...
Saadet ve diğerleri!
Cum, 20/07/2007 - 16:33 — elif idgüHz Vahşi İmanın dillendirmiştir.
Gayet açık yazdığımı düşünüyorum.Neyi anlamadığınızı yazarsanız açıklamaya çalışırım.
Siyaseti dillendirirken emin olun duygusal davranmıyorum.Eğer öyle olmuş olsaydı şuan en ateşli Tayyip savunucusu olurdum.
ve 4,5 yılda yapılan icraatları incelersek tek başına hükümetin ülkeyi iflasa sürüklediği gerçektir.
hazırlıkları olmadığını söylemişsiniz? lütfen inceleyiniz? sorunların çözümü bir bir anlatılıyor.
Adalet istiyorum!
türkiye'nin yönetim sistemi...
Cts, 21/07/2007 - 04:15 — Osman UluElif Hanım,
bakın benim üzerinde durduğum nokta realite,siz ise duygularınızın dalgaları ile kayalara vurup duruyorsunuz.
türkiye demokrasisi,seçim sistemi,siyasi partiler yasası,seçmen durumu,toplum mühendisliği izdüşümleri,dezenformasyon filtrem hep beraber beni AKP ye oy atmam için ikna ediyorlar...
şu an anketler de baraja takılması kesin olan bir parti neden seçime girer?bu bile boşuna yapılmış bir masrafı engellememek için fantezi peşinde koşmaktır...
adalet istiyorum diyorsunuz?
islam ve mazlum ,islam ve zalim ,islam ve (.......) , siyah ve beyaz ayırımındamıyız?
nedir adalet?
ALLAH adaletlilerin en adaletlisidir,peki neden?
çünkü ALLAH herşeyin sahibi,gören,bilen işiten,en ince gizlilikleri bilen,tüm moleküllere kadar kainatı çarpan-bölen-toplayan,her bir zerrenin diğerindeki hakkını teslim edendir...
şimdi siz adalet istiyorsunuz,güzel isteyin ama kimden?
kim bilebilirki gerçekte haklı - haksız nerde?
tabiki ALLAH.
şimdi sorarım size;
yahudi bir anne-baba nın çocuğu olan küçük bir yavru,büyüdü yahudi oldu...
müslüman bir anne-baba nın çocuğu ise büyüdü müslüman oldu...
neden biri bir diğerine göre daha avantajlı başladı hayata...
nerde adalet?
bu kısmı adalet anlayışınız için tahlilinize bırakıyorum...
siyaseti değerlendirirken,profesyonel bakın,herkes seçimde çok oy almak istiyor bu doğaldır...
ekonomi için yaptığınız tespit ,yorumlanamayacak kadar duygusal...
dezenformasyonlara dikkat edin...
ekonomi sadece -güven- olgusu ile büyümeye devam etmektedir,bu kısma girmeyeceğim boşverin...
vizyonu,planı,projesi,hem ülke yönetimi hemde iç-dış politika,hem bir sürü dezavantaj hemde siyasi oyunlara sürekli hazır ve akılcı politikalar yürüten bir akp ...
ben bunu gördüm 4,5 yıl...
bu adamlar gerçekten çok kurnazlar,inanın duygusallığınızı attığınızda sizde AKP ye oy atacaksınız...
ve dipnot;
siyaset taraftarlık kaldırmaz,asla taraf olmayın...
bugün akp ye yarın bir başkasına verin.
selamlar...
Müslümanın Partisi Olur mu?
Cum, 20/07/2007 - 15:46 — Serdar AkdağMüslüman ama hiçbir partiye oy vermeyen biri olarak, Ak Parti’nin Müslümanlar tarafından bu denli destekleniyor olmasını anlamakta güçlük çekiyorum. Sağ tandanslı Muhafazakar oluşumların ekonomik açıdan bu ülkedeki sosyal dengeyi alabildiğince bozduğunu biliyoruz.Sol’un statükocu ve seçkinci söylemi de bize uzak ve yabancı.Her iki kutup ve uzantılarının toplum beklentilerini yansıtmada yeterli bir tercih şansı tanımadığı gerçeği gün gibi ortada.AKP’nin sıcak paraya,özelleştirmeye dayalı, altyapı yatırımlarının olmadığı ekonomik yaklaşımının toplumun yalnızca ilk yüzde yirmilik grubunun gelirini artırdığı,diğer kesimlerin her geçen gün biraz daha dibe itildiği de malumumuz.İmam Hatipler, başörtülüler, için de durum hâlâ olumsuz.Terör konusu meydanda.Düne kadar Türk pasaportu kullanan Iraklı yerel yöneticilerin uluslar arası her platformda Türkiye’yi taciz edebilmeleri de dış işlerindeki başarılarını(?) ortaya koyuyor. Demokrasi mağduru pozu veriyor olmalarına rağmen şurda burada 70 yaşındaki işçinin, 25 yaşındaki öğrencinin eleştirilerine dahi en sert tepkiyi verebilen insanların, kişi onuruna, emeğine, yaşam hakkına, eşitliğine ne gibi bir katkısı olabilir?. Şu hâlde bu rüzgara kapılım gitmenin mantığı ne?
Papaz mıyız Haham mı? Müslamanız Kardeşim Yahu...
Cum, 20/07/2007 - 16:52 — yusa ırmakMerhaba Serdar bey kardeşim,
Siyasetten nefret eden biri olarak bazı görüşlerinize katıldığımı belirtmek isterim. Ancak müslümanın bir partisi olur mu sorunuz bana biraz tuhaf geldi.
Size Adnan Menderes ve Bediüzzaman Said Nursi hakkında ve sağlam imanı olan birinin nasıl siyasi bir partiyi tuttuğunu da kaynakları ile göstermek isterim. Buyrun...
Bediüzzaman Said Nursi, 1923 yılı başında Mecliste yaptığı konuşmanın ardından, Ankara'nın siyasi havasından rahatsız olup Van'a giderek, mesaisinin tamamını iman hizmetine teksif etti. Yıllarca siyasi atmosferi, basını takip etmediği gibi İkinci Dünya Savaşı sırasında dahi dünya ile alaka kurmadı. Ancak, savaşın acı sonuçlarından da kaynaklanan hürriyet arayışları ve bizdeki yansıması olan çok partili hayata geçişle birlikte siyasetle alakadar olup Demokratları destekledi.
Menderes'i açık bir şekilde destekleyerek talebelerini de bu doğrultuda yönlendirdi. Bu desteğinin sebeplerini muhtelif vesilelerle izah etmiştir. Bu izahlarının bir kısmı şöyledir:
Demokratları küfre karşı muhafaza edip destekliyoruz. Desteğimizi çekersek Demokratlar yıkılacak ve küfür ortaya çıkacaktır.5 Menderes komünizm, anarşizm tehlikesini bertaraf etmek, dinsizlik hareketini durdurmak konusunda Risale-i Nurların önemini anlamış olup, bu Nurların okullarda ders kitabı olarak okutulması için etrafındakileri iknaya çalışmaktadır.6 Adnan Menderes Nurların neşri için maarif vekili Tevfik Beye emir verdi.7 Menderes İslamiyet'in ulviyetini anlayan samimi bir Müslüman'dır.8 Adnan Menderes'le çok alakadarım. O'nu duama dahil ettim.9
Bediüzzaman Hazretleri bir yandan Demokratları desteklemiş, diğer yandan da ikazlarıyla onlara Kur'an hakikatlerini hatırlatmaya devam etmiştir. Menderes'e bir mektup yazarak, İslam'ın çok önemli olan ancak günümüz siyasi cereyanları tarafından dikkate alınmayan ve ihmali büyük cinayetlerin işlenmesine sebep olan üç hususa özellikle dikkatini çekmiştir:
1- "Birisinin cinayetiyle başkaları, akraba ve dostları mes'ul olamaz" (En'am Suresi, 164. ayet) esası, tarafgirlik ve particilikle ihlal edilmemeli, bu tehlikeye karşı İslam kardeşliği esas alınıp Kur'an'ın söz konusu hükmü dayanak yapılmalı.
2- "Kavmin efendisi, onlara hizmet edendir" şeklindeki Peygamber (a.s.m.) emri hayata geçirilmeli, memuriyetin bir hizmetkarlık olduğu şuuru yerleştirilmelidir. Memurluk, hakimiyet ve tahakküm aracı olmamalıdır. Memuriyeti hizmetkarlıktan çıkarıp tahakküme dönüştürmek, kıblesiz namaz kılmaya benzer.
3- "Mümin mümine karşı bir binanın kenetlenmiş taşları gibidir" hadisini esas yapıp hariçteki düşmanlara karşı dahildeki adavet unutulmalı, dayanışma sağlanmalıdır. Bu esas göz önüne alınırsa sosyal hayatı sağlam temele oturtmak mümkün olacaktır.10
Üstad, Menderes'i ziyarete giden talebelerine; kendisinden selam söylemelerini, kendisini dindar bir vekil olarak bildiğini, onun hatırı için bu memlekette kaldığını, kendilerine yardımcı olunmasını söylemiştir.11 Menderes selamı hürmetle almış ve kendilerinin müsterih olmalarını, arzularının yerine getirileceğini beyan etmiştir. Bilahare Menderes'in, milletvekili Tahsin Tola'ya: Seni vazifelendiriyorum. Hemen faaliyete geçin, Diyanet İşlerine gidin.... Eyüp Sabri Efendi (Hayırlıoğlu) ile görüşün... Risale-i Nurları neşretsin,12 dediği ifade edilmektedir.
Bediüzzaman'ın Menderes ve kendisi ile ilgili tespiti de çok dikkat çekicidir. "Menderes bir din kahramanıdır. Dine büyük hizmetleri olmuş ve olacaktır. Fakat Adnan Bey arzu ettiği hizmetinin semeresini göremeyecektir. Benim de dine hizmetim olmuştur. Ketm etmeyeyim... Ama ben de hizmetimin semeresini Adnan Bey gibi göremeyeceğim. Her ikimizin de hizmetlerimizin semeresi ileride görülecektir."13
Bediüzzaman'ın Menderes'e desteğinden en çok rahatsız olanların başında CHP lideri İnönü gelir. Bu konuda gerek kendisi, gerekse partisinin yayın organı gibi hizmet gören bazı gazeteler çok sert eleştirilerde bulunmuşlardır. Üstad'ın Ankara ziyareti mecliste çok sert tartışmalara sebep olmuştur. İnönü'nün meclis kürsüsünde Menderes'e hitaben: "Siz şeriatı hortlatıyorsunuz, irticayı hortlatıyorsunuz. Bediüzzaman'ı gezdiriyorsunuz..." sözlerine karşılık Menderes'in:
"Allah aşkına, Paşa niçin bu kadar dinden, dindarlardan rahatsız oluyor, öleceğini bilmiyor mu? Şimdiye kadar kendisine ne zararları dokunmuştur. Bütün hayatını dine vakfetmiş bir pir-i faniden ne istiyor? Niçin eziyetinden hoşlanıyor, niçin meşakkat çekmesinden hoşlanıyor, niye bu kadar dine ve dindarlara karşıdır, anlayamıyorum?" cevabı üzerine İnönü:
"Efendim siz, Atatürkçülerle istihza ediyorsunuz. Öyle zaman gelecek ki, sizi ben dahi kurtaramayacağım" şeklindeki meşhur tehdidini savurmuştur.14
Üstad'ın 23 Mart 1960'da vefatından iki ay sonra Demokrat Parti iktidarı da ihtilalciler tarafından sona erdirildi ve Demokratlara on yıllık hizmetlerinin bedeli hapisler, sürgünler ve üç idamla ödetildi!
Anlaşılıyor ki müslümanın bir partisi olur vedahi olmak durumunda. Mevzu şudur; sol tandaslı bir partinin gelmesinden biz sağın en kötü partisi ile bir arada olabiliriz. En azından hakkı ve hakkikatı savunuyorlar. Demem o ki bu rüzgarın estiği yöne bir mümin olarak taraf olmak durumundayız yani paralel esmeleyiz. .. Aksi halde sizin gibi taraf olmayan kardeşlerimiz de yaşam hakkını kendi elleriyle başkalarının emri altına vereceklerdir. Yani şunuda anlamak mümkün değil. Müslümanı böyle sadece, namaz kılan, tesbihat yapan, hacca giden, zekat veren, böyle kendi halinde sessiz ve sedasız hiçbir işe burnunu sokmayan insan olarak nitelendirmelerine kıl oluyorum artık. Yapmayın yahu bunu.. Her alanda mümin insan hareketli olmak durumundadır.
Kaynaklar
5. Necmeddin Şahiner, Son Şahitler Bediüzzaman Said Nursi'yi Anlatıyor, II. Cilt, s. 359.
6. A.g.e. IV. C. s. 157-158
7. A.g.e., s. 367.
8. A.g.e., s. 160.
9. A.g.e., s. 182.
10. Emirdağ Lahikası, s. 396.
11. A.g.e. s. 302; Şahiner, s.243.
12. Şahiner, IV. Cilt, s. 276.
13. A.g.e., III. Cilt, s. 276.
14. A.g.e., s. 277.
“Ben yokum, Biz’i sizlerden öğrendim. Şimdi sizlerde her bir ben ile biziz.”
Süleyman Abi 22 Temmuzda AKP'deyiz
Cum, 20/07/2007 - 17:40 — Mustafa Burak SezerPartici değilim, ne AKP'ciyim ne de SP'ci. Ama oyumu gidip, paşa paşa kısmet olursa, ölmezsek, sağ olursak AK Partiye vereceğim.
Neden? Çünkü önümü görüyorum. Sentimental ve fanatik ve tutucu değilim. Önümü görebiliyorum. Geçen seçimlerde SP'ye verdim, şimdi zihnim açıldı, neler olacağını, ortalığın nasıl olduğunu kendi gözlerimle müşahade ediyor, kendi kulaklarımla duyuyorum. Şimdi AKP'ye veriyorum. Koca koca adamların nasıl dolduruşa geldiğini bacak kadar boyumla mülahaza ediyorum. Müthiş bir zihin açıklığı oldu bende. Allah'ın hikmetdir.
Oyumun bölünmemesi için, iki odak şer ve nur odağında oyumun şer kanalına gitmemesi için veriyorum AKP'ye. Herkes konuşuyor. SP" şuna dur, buna dur, artık sende bıktıysan , bu böyle gitmez diyorsan bize gel, SP'YE gel diyor." İyi de nereye geliyor, nereye gidiyorsun kardeşim? Ne kadar çapın var, ne kadar potansiyelle yapacaksın sen bunları. Yok hemen de bana karınca teşbihini getirme. Bu kadar sentimental, bu kadar duygusal, fanatik olunur mu? Yapabileceğin şeylerin vaadini versene! Barajı aşabilecek misin? Geç iktidarı filan, koalisyon olsa gelemeyecek güçtesin, neyin hayalini kuruyorsun?
Ne kadar kolay dolduruşa geliyorsun? İyi AKP abd'nin güdümünde, işbirlikçi, hiç bir halt yaptığı yok, paso yiyor, lö lö, bö bö, e sonra, sen mi iktidar olacaksın, seni mi iktidar yapacak AKP'linin oyları. Bir kere AKP'nin yüzde yetmişlik pastası ömründe bir kere bile senin partine oy vermemiş bir potansiyel onları mı çekeceksin kendine. Rüya görüyorsun.
SP azınlık partisi imajını yırtıp atmadan, bu vizyonu kırıp merkeze, etnik ve her renge hitap ettiğini gösteren bir parti olmadan bir karış ilerleyemez kardeşim. Bu budur. Doğduğumdan beri milli görüş çerçevesinde yürüdük, ailemiz bu çizgiden milim şaşmadı ama olmuyor be kardeşim. Yıllar geçiyoır, sen hala aynı şeyleri söylüyor, kendini yenilemiyorsun. Seyyid Kutup, "Ku'ran her elli yılda asra göre yeniden tercüme edilmelidir" diyor. Sen aynı şeyleri söyleyip duruyorsun sonra da kapatılıyorsun. Taktik yap biraz be kardeşim, manevra yap, vizyon, stil, plan proje geliştir. Neymiş AKP böylemiş, şöyleymiş. Neden bir kere CHP muhalefeti yapmıyorsun. Yapsan direkt AKP lehine çalışacaksın çünkü. Bunu da biliyorsun. Bu ne demek, bu iki parti var demek, AKP ve CHP. Şer ve Hayr. Bunu sende en az benim bacak kadar boyumla bildiğim kadar biliyorsun. Seninkisi hırs ama.
HAMİŞ: Babam hariç tüm aile akp'de karar kıldı hoş geçen seçimde sadece babam ve ben sp'ye vermişiz. Neyse bu seçimde peder hariç 4 fert AKP dedik. Babam bize derin ve sürekli bir sp propagandası yapıyor. Erbakan'ın kartel televizyonlarında söylediklerini ezberleyip mota mot anlatıyor. Hatta cemaatlerde çıkan, "neymiş oyunu akp'ye verirsen kıldığın namaz kabul olmazmış, tarikat dersin geçmezmiş" vs. bile anlatıyor. Fakat dediğim gibi geçen gün çok taktir ettiğimiz bir hocaya sordu kendisi, öylede fanatik sp2lidir babam ama hoca zuhuratta tecrübe etmiş, "Ak Parti" demiş işte. Şimdi geçen babamı aradı 70'lik Süleyman abi. Pazardaydık. Babam yüxek sesle telefonda "Süleyman abi, 22 Temmuzda Ak Partideyiz" diyor. Vay be dedim. Yani hoca sağlam arkadaşlar. İnanın bana :)
"Before my pen has glean'd my teeming brain"
-Önce kalemim kaynayan beynimi topladı.-
-John Keats / Adamım-
AK Parti ile CHP arasındaki fark
Cum, 20/07/2007 - 17:08 — seyhan sevinçCHP ile AK Parti arasında elbette fark var. Biri CHP, diğeri de AK Parti'dir. Bundan öte laf söylemek boşa vakit harcamaktır.
Elif Hanım'ın verdiği örneklere bir şey diyecek değilim. Zira en nefret ettiğim şey, günahları kıyaslamaktır. Karşı bir şey söylesem bu günahları karşılaştırmak olacak. Bu da bana göre değil. Yani çıkıp şunu desem sizce güzel olur mu? O saydıklarınızın hangisi İsrail'le stratejik bir anlaşma imzalamaktan daha ağırdır.
Ama dediğim gibi günahları kıyaslamak, kimin daha az günahkar olduğunu ortaya çıkarmak benim işim değildir. Çünkü papaz değilim.
Muhalefet etmek, muhalif olmak güzel ve erdemli bir şeydir. Ancak yaptığınız şeyi erdemli kılan şey amacınızın ne olduğudur.
Bazı söylemlere bakınca AK Parti'ye karşı geliştirilen muhalefetin amacını anlamakta güçlük çekiyorum.
Nedir amaç?
Ne olursa olsun AK Parti'yi iktidardan uzaklaştırmak mıdır?
Peki alternatifiniz nedir?
AK Parti'yi ne olursa olsun uzaklaştırmak gibi bir amacınız varken eğer iktidar olmak gibi bir hedefiniz ve inancınız yoksa o zaman bence biraz düşünmelisiniz.
Neyse uzatmayayım.
Bu seçim başka türlü bir seçimdir. Şimdi kim olduğunu hatırlamıyorum ama bir yazar şöyle bir ifade kullanmıştı: "Bu seçim, muhtıranın referandumu olacaktır"
Diyordu ki yazar, "Bu seçim muhtıra karşıtlarıyla, yanlılarının seçimi olacaktır"
Belki daha farklı bir tanımlama bulunabilir ama bu seçimin buna benzer bir şey olduğu su götürmez bir gerçektir.
Hâlâ bu seçimin birden fazla partiler arasındaki bir seçim olduğunu düşünenler varsa bence yanılıyor onlar.
O yazarın önermesini doğru kabul edersek eğer, bu seçimin 3 ayrı odağı vardır. Biri darbe yanlıları, biri darbe karşıtları, biri de bağımsızlar.
Vereceğiniz oy hangi tarafta olduğunuzu belirleyecektir.
O nedenle AK Parti bu seçimde çok farklı bir yerde duruyor. AK Parti'nin CHP ile aynı olduğunu, aralarında bir fark olmadığını söylemek bence isabetli bir saptama değildir.
Selametle...
Seyhan bey, Saydıklarım
Cum, 20/07/2007 - 16:58 — elif idgüSeyhan bey,
Saydıklarım benim A.K.P oy vermemi engeller.
Ve soralım kendimize bu sayılanları A.K.P değilde başka bir parti yapmış olsaydı gerçekten tepkimiz ne olurdu?
Batıl zaten yapılanlardan memnun,yanlışları dillendirmez.Yanlışları kim dillendirecek ? yoksa susmak mı?
Bizlerin başa getirdiğini her daim gözlem altında tutmamız gerekmez mi?Onun yanlışı,günahı bizide bağlamaz mı? susarsak evet,fakat burda hatalısın dersek hayır.
Adalet istiyorum!
seçim/günah/izah
Cum, 20/07/2007 - 19:14 — seyhan sevinçElbette başa getirdiklerimizi gözlem altında tutmamız gerekir. Eğer köle değil, kul isek bunu yapmak hem görevimiz hem de hakkımızdır. Fakat bu ayrı bir şeydir.
Ben içinde sizin de olduğunuz kesimin AK Parti karşıtlığındaki pek de hakkaniyete sığmayan tavrına itiraz ediyorum.
Sayın Erbakan'ın AK Parti karşıtlığı yapayım derken ölçüyü ne kadar kaçırdığını heppimiz biliyoruz.
Siz bile CHP ile AK Parti'nin aynı olduğunu söylüyorsunuz. Bu hangi vicdana sığar?
AK Parti'ye oy vermeyebilirsiniz. Ama AK Parti'ye oy vermek cehenneme bilet almak demek hakkı var mı kimsenin?
Yok değil mi?
Ben günahları saymayalım derken onu kastettim. Eğer onu saymaya kalkışırsanız Refah-Yol deneyiminden doğan günahları/hataları sayarsak günlerimizi alır. İsrail'le yapılan anlaşmadan bahsettim. Kim attı o imzayı? Siz biliyorsunuz!
28 Şubat kararlarına kim imza attı? Onu heppimiz biliyoruz.
Ama biz şunu da biliyoruz: İsrail, Mescid-i Aksa'nın çevresinde arkeolojik kazı yaparken İsrail Başbakanı'na Türkiye'de canlı yayında sert tavır koyan ve o kazıları durduran kişiyi de biliyoruz.
Biz bir de şunu da biliyoruz: 27 Nisan e-muhtırası yayınlanırken, "Genelkurmay Başbakanlığa bağlı bir kurumdur" diyen Başbakanı da...
Biri imzalıyor, diğer karşı çıkıyor. Ne diyelim yani?
Şimdi zahire bakıyorsak suç bizim mi?
... demem o ki: Kimse, hiçkimse o bahsettiğiniz hatalar nedeniyle AK Parti'ye yönelmiş, oyunu oraya verecek değildir. Eğer verecekse oyunu başka bir nedenle verecektir.
Bir büyüğümün çok güzel bir sözü vardır. Der ki, eğer bir adamın sadece sözü varsa, sözüne bak. Sözlerinin yanı sıra eylemleri varsa, sen eylemlerine bak.
Realiteler ortada... Lafla peynir gemisi yürümüyor. Birileri bu ülkede bir zamanlar dik durmadı.
Anlıyor musunuz?
Bir Ampülde Ben Yakacağım
Cum, 20/07/2007 - 17:12 — Ayşe AKÇADAĞTürkiyenin Aydınlığı İçin!!!
Bir Ampülde Ben Yakacağım :))
AKP dışındaki partilerin liderlerinde ülkeyi yönetebilecek bir duruş göremiyorum. Hatta içerisinde bırakın ülkeyi bir aileyi yönetebielecek bir kabiliyet bile göremediklerim var. Son 4 yılda ülkenin maddi olarak geldiği refah açık ve aleni. Sağlık işleri, beyaz eşya, fatura işlemleri bir çok önemli noktaya el atıldı. Türkiyenin çok büyük yaraları var. Bu yaralar şimdi meydanlarda sesi bile gürleyemeyen, eski küflenmiş siyasetleriyle sadece karalama kampanyalarıyla (hiçbir icraat yok) hala ayakta durmaya çalışan atıl durumdaki partilere aiit yaralar... bu yaraları AKP açmadı... eğitim konusunda ki yaralarında bir anda kapanmasını bekleyemeyiz. Bir nesil, bizim neslimiz arada kayboldu bu bir gerçek. Önce acil çatlakları kapattılar. Türkiyenin eğitim sistemi şu anda çok emek istiyor. Hala ezberci zihniyetle gençlerin beyni uyuşturuluyor.Herşey zamanla... Önce karnı açları doyurmak, ısıtmak lazımdı...Türkiye artık eskitilmiş siyaset yaftalarından, buruşmuş sahte suratlardan bıktı... Artık hoşgörü zamanı... Kendimiz kadar herkesi sevmeliyiz... Osmanlı zamanındaki gibi tüm kültürlerin huzur içinde yaşayabildiği bir hoşgörü ülkesi olacağımıza inanıyorum... Ama nasıl? Bir ampülde siz yakarsanız...
Üçü Bir Arada
Cum, 20/07/2007 - 19:32 — Selman Maltaş22 Temmuz seçimleri çok ironik bir durumu ortaya çıkardı. Üç maddede seçimlerin formülünü çözmek mümkün:
1- Din elden gidiyor.
2- Laiklik elden gidiyor
3- Vatan elden gidiyor.
Ters açılardan çekilmiş üç adet fotoğraf var önümüzde. "Üçü bir arada" desek mi diye düşünmüyor değilim. Nasrettin Hoca'nın ciğer hikayesine dönmüş bir hadise: "Kedi buradaysa ciğer nerede? Ciğer buradaysa kedi nerede?"
Şimdi bu üç farklı yaklaşım üzerine bir de muhtıra sosu döküldü nisan ayında.
Eminönü durağı biletçileri kılığına bürünmüş şahıslar görüyorum:
1- Cehenneme bilet.
2- Kaosa bilet.
3- Bölünmeye bilet.
Bir arkadaşımız da bahsetti. 28 Şubat sürecinde bütün kapıların kapatıldığı kişilere şimdi bütün kapılar açılıyor. Gel... ne olursan ol gel... Çorbada senin de tuzun bulunsun...
Hudson Enstitüsü vakıası da gözler önünde. Seçimden bir hafta kadar önce İran ile yapılan stratejik bir Doğal Gaz Antlaşması... Bu durum; "o"nun icazeti olmadan seçimlerde başarı imkansız" cümlesindeki "o" ülkeye karşı gösterilmiş büyük bir cesaret örneği. Eşi benzeri yok. 22 Temmuz'da böylelikle bu icazet fikrine karşı -ki bu düşünce ancak dev aynasında görüntülenebilir- böyle bir hareket ile mukabelede bulunulmasını tecrübe etmiş olacağız.
Anketleri de es geçmemek lazım. Birilerinin canı üç partili bir meclis çekiyor ki, anketlerin dümeni kilitlenmiş. Bu anket ve anket ile bağlantılı mevzular seçimlerin olmazsa olmazıdır zaten. Göreceğiz, üç mü olur? İki mi olur? Bağımsızlar ne yapar?
Peki ya bağımlılar! Siyaset bağımlıları... Bu hastalığın antivirüs programı henüz geliştirilemedi. Nitekim 6 kere gidip 7 kere gelen sadece bir kişi midir? Başkaları yok mudur?
Recep Tayip Erdoğan, “iktidar olamazsam siyaseti bırakacağım” dedi. Mehmet Ağar da, “hele bir seçileyim, şu, şu vaatlerimi yerine getirmezsem çekileceğim” dedi.
Hayırlısı diyelim.
Saygılarımla.
seçimler
Cum, 20/07/2007 - 19:23 — Hakkı Frkosabah yatağımdan kalktığımda deniz baykal'ın başbakan olduğu bir ülke görmek istemediğim için ak partiye vereceğim oyumu. bence kafi bir sebeb bu. gülmüyorum :)
Yine, yeniden, bir daha Milli Görüş
Cum, 20/07/2007 - 20:24 — M.Mustafa UZUNSelamlarımla...
Oy oranlarının canı cehenneme.
Verdiğim o bir oy'un ne işe yarayacağını çok iyi biliyorum. Barajlar umrumda değil. Tek oyum var ve o oy SAADET PARTİSİ'nin.
Yenilmiş bir medeniyetin çocukları olduğumuza inanmıyorum.
Stratejik ortaklıkların ve dünya gerçeklerinin ötesinde bir UMUT ışığım var. Bu dünya'ya söyleyecek sözüm var ve sanal kavgalarla, CHP ile, IMF ile işim yok.
Koca bir kompleksle hareket ettiklerine inandığım AKP ve benzeri oluşumlar ilgimi çekmiyor. Dimdik ve onurlu bir adamı seviyorum çünkü.
Vefayı önemsiyorum, Erbakan'ı önemsiyorum, Saadet'i seçiyorum.
Vesselam
oyum saadet'e...
Cum, 20/07/2007 - 20:24 — kadir metintayyip erdoğan kusura bakmasın, ekonomide imf'siz, dış politikada abd'siz bir ülke istediğim için oyum saadet partisi'ne...
bir rica ve bir teşekkür cemal çalık'a :)
Cum, 20/07/2007 - 21:06 — Fatih TEZCANselamunaleykum cemaat;
yorumları okudum...
tamamını...
Allah razı olsun...
bir dileğim bir duam bir ricam var...
Allah rızası için okumanızı ve uygulamanızı "rica ediyorum"...
kardeşler;
birileri vardı...
Allah'a inanmıyorlardı...
birileri vardı...
Allah'a inanıyor ama neylersinizki bir türlü "şirk koşmadan iman edemiyorlardı"...
birileri vardı...
Allah'a inanıyor ama Allah'ın dediklerinin yeryüzünde de geçerli olacağını söylediğinde Allah'ın elçi diye vazifelendirdiği insana saldırıyor vuruyor kırıyorlardı...
Şimdi hani böyle bir ortamda İslam adında bir din risale olundu ya...
hani bir elçi geldi,yaşadı,örnek oldu,risale etti,resul oldu ve vefat etti,gitti ya...
hani bu eşsiz insanın çok çok ama çok kıymetli arkadaşları vardı ve biz de bunlara sahabe deriz ya...
heh...
rica etsem...
İsrail'in içinde olduğumuz asırda kurduğu ilk devletin bilmem kaçıncı seçim isimli tiyatrosunu tartışırken bu değerli elçi ve arkadaşlarını bu bataklığa sokmasanız olur mu ?!!!...
onlara yapılacak en büyük hakaret, şahsı manevilerini bu iğğğğrenç şirk ve küfür ve zulüm ve fısk sistemi içerisinde bulunan herhangi bir fraksiyon/parti/hizb/kol/cemaat için bir propaganda figüranı olarak kullanmaktır!!!
işin teknik detayına girip burada yeni bir polemik başlatmak istemem.
kimin ne kadar Resulî Siyaset bildiğini bilmiyorum.kendim dahil!
ama bildiğim şeylerle amel etmekte kararlıyım çünkü bilmediği hakkında konuşmanın iblisin sünneti oldugunu biliyorum!
ben biliyorum ki hizb'in en güzeli Allah'ın hizbi olmaktır!
bunu savunmaktır.
CHP nin islami kategorizasyondaki yeri zaten net diye siz diğer "partileri" islami düzlemde meşrulaştırmaya mı çalışıyorsunuz?
siz darun nedveyi de mi okumadınız?
siz sırtları demir taraklarla tarananları da mı okumadınız?
islami cemaatler ve müslümanlar arasında hala zaferin ve saadetin , bilakis şirkin aracı olan rejimin partileri ile olacağını sananlar mı var ki baş ve başörtü davası veya yahudilerle olan ilişkiler veya kuran okullarının özgürleştirilmesi gibi tamamen "BİZİM" olan konular buralarda ve bazı buna/l/mış kafalarca medyada miting alanlarında konuşuluyor?
"eğitim ve ekonominin kötü olduğu yerde demokrasi en iyi sömürü sanatıdır" ...
aman ben bu konuda bir tartışmaya çekilmemeyi de ricama ekleyeyim ve ricamın bir kez daha altını çizeyim.
lütfen,
islam'ın ideal insanlarını , islam'ın düşmanlarının sistemlerinin içerisindeki bir yerlerde bir şeyler örneklemek için kullanmaktan imtina edelim...
not: Allah senin gibilerin sayısını arttırsın cemal calik abi.Bizim gibilere de senden ve senin gibilerden birşeyler istifade etmeyi nasip etsin.Allah razı olsun :)
"cemaat,cemadat olmayandır"
M.İslamoğlu
teşekkür
Cts, 21/07/2007 - 02:14 — cemalcalikselam ve dua ile;
"ben biliyorum ki hizb'in en güzeli Allah'ın hizbi olmaktır!"
bu sözden daha güzeli hangi sözdür? teşekkür ederim.. iltifatından mahcubiyet duyduğumu bilmeni istirham ediyorum.. inşallah her daim birbirimizden hakk olanda istifade ederiz.
siyaset çirkefinin eteğini kirlettiği bu kardeşiniz için hayır dualarınızı eksik etmeyin..
cemal çalık
Seçim var parti yok...
Cum, 20/07/2007 - 22:39 — Ali DüzPazar günü seçimler var, ilk oyumu kullancağım. Yani vatandaşlık görevimi yaparak sandığa gideceğim. Fakat oy vereceğim bir parti yok. CHP başa gelmesin diye AKP'ye, SP'ye oy vermeyi ise kendime kabul ettiremem açıkçası. Bu bana hem mantıksız geliyor, ve hem de "bizi iki-üç parti arasında seçim yapmaya ne zamana kadar mecbur bırakacaklar acaba?" sorusunu gündeme getiriyor. CHP iktidar olmasın diye AKP'ye oy verirsem, seçim yapmış olmayacağım, sadece durumu idare edeceğim. Oysa "hiçbiri" diyerek oy kullanırsam en azından bir seçim yapmış olacağım. "İki parti.. biri gelmezse öteki gelir haa", propogandası her seçimde karşıma çıkarsa ben yine o ikisinden birini mi seçeceğim. Bu muhabbeti saçma buluyorum.
Sezai Karakoç seçimler konusunu işlediği bir konuşmasında, bir partiyi cezalandırmak için başka bir partiye oy vermeyi en baştan beri doğru bulmadığını, bir partiye oy vermemenin oınu zaten cezalandırmak demek olduğunu, bunun üzerine bir de onun karşısındaki partiye oy vermek zorunluluğu olmadığını anlatmıştı. Peşinden de en baştan beri kendisinin herhangi bir partiyi tercih etmeyip, oy pusulasındaki boş bölgenin üzerine Diriliş yazdığını söylemişti. Aynı konuşmada üstat, belli zamanlarda belli mücadeleleri verdiklerini, islami partiler iktidar olduğunda bu mücadelelerin değişmediğini, bir partiyi diğerine göre daha olumlu bulsa da bu onu tercih etmek için yeter sebep olmadığını, gerçekte farkın zaten görüntüde değil özde olduğunu belirtmişti. Evet, bu böyledir. AKP'nin peynirin fiyatını sabit tutmasını halk onu tercih için yeter sebep kabul etse de, az çok kitap okuyan belli meselelere kafa yoran insanlar olarak bizim bu basit görüntüyle ilgilenmememiz gerekir. Daha temelde AKP'nin güttüğü politikaların Türkiye'nin yerini ne derece sağlamlaştırdığını ya da zayıflaştırdığını düşünmek gerekir. Bunlara dikkat kesilince ileriye değil daha şiddetle geriye gittiğimiz açık. Basit ekmek-peynir edebiyatına karnımızın tok olması gerekir. R.T.Erdoğan'ı Turgut Özal'a benzetiyorlar. Evet, doğrudur. İkisinin zamanında da benzer şeyler oluyor.
Düşüncemi ifade eden bir siyasi parti yok maalesef. Bu da benim düşüncemi ifade etmeyen partileri desteklememem demek oluyor. Eğer düşüncemin kuvvetine inanıyorsam bunu yapmam lazım. Refah-Fazilet-Saadet geleneği daha samimi ve kökte ilerlemeyi esas alan bir doğrultuda gibi. Annem babam abimler Refah Partisi'ne oy vermişlerdi 90'larda. Ama şimdi Saadet Partisi'nin Refah'a bile pek benzemediğini görüyoruz. Refah mesela en azından yazarları kullanmasını bilirdi:) Daha adam gibi bir gazete çıkarırdı. Saadet ise, AKP'ye geçmedikleri için böbürlenen bir kısım tiplerin partisi oldu diyemesem de böyle tipler işin başında galiba. Milli Gazete ve TV5 imkânını gerçekten kötü kullanıyorlar. Refah dönemindeki parti gençleri daha konuşulur, kültürlü tipler olurlardı; şimdi onu da bulmak zor. Bu hâliyle Saadet Partisi'ne de oy vermem ben! Samimiyeti sürekli korumak önemlidir. Refah geleneğinin bazı işleri bu konuda şüpheye düşürüyor insanı. Duru akılla yapılmayacak şeyler yaptılar çünkü. Mesela, parti kapatılması olayında gidip AİHM'den medet ummak saçma sapan birşeydir. Savaştığımız anlayışttır, samimi olduğuna inanmadığımız, batıl olduğuna inandığımız anlayıştır zaten AB, AİHM. İşte, etme bulma dünyasındayız.
"Zina haram değildir!''
Cum, 20/07/2007 - 22:45 — Mahmûd Hüdâyîİki gün sonraki seçimlerde AKP'ye oy vermek demek....
1. ''Zina haram değil'' demektir. Zira zinayı suç olmaktan çıkaran yasanın altına AKP imza atmış ve bir kez daha bush amcasının uşağı olduğunu göstermiştir. Şimdi AKP'ye oy atacak olan ehl-i imân ahiretini düşünmelidir. AKP'ye giden her oy Allah'ın kanunlarını hiçe saymaya bir imzadır!
2. T. Erdoğan'ın “ABD’nin Irak’ta savaşan kahraman bay ve bayan askerlerin en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en az zamanda dönmeleri temennisi ile duacıyız.” lafının tasdik etmek, ben de kardeşlerimin kanını döken, bir medeniyeti yok, bacılarımın ırzına giren yüce (!) amerikan köpekleri için dua ediyorum demektir.
3. Zaten satılmış olan Türkiye topraklarının biraz daha parsellenmesi için seferber olmak demektir.
4. ''Başörtüsü ancak yüzde 1,5'un sorunudur, toplumu ilgilendirmiyor'' demektir.
5. İğrenç Büyük Ortadoğu Projesine destek vermektir.
(bkz. http://www.youtube.com/watch?v=mdA7v16Xmag)
6. ....
Bu listeyi uzatmak zor değil ama gereksiz. Çünkü Mü'min kişi firaset sahibidir ve yaptığı bir yanlışı bir daha tekrar etmez, Hak ile batılı ayırmakta güçlük çekmez. Siyasetin, politikanın, devlet yönetmenin, bakanların, başbakanların, kanunların, kararların, amerikanın, ekonominin, gayri safi milli hasılanın ve bilimum önemli gördüklerinizin üzerinde bir Allah vardır! AKP'ye gidecek oyların Allah katında hesabını verebilecek olanlar oy atabilirler.
''Muhakkak insan hüsrandadır. Ancak birbirlerine Hak'kı ve sabrı tavsiye edenler müstesna''.
Aşk, sırmalı kaftanla sokakta ciğer satmaktır...
Politika, sevap ve Erbakan Hoca..
Cts, 21/07/2007 - 00:29 — Arif HavadisSadece kendi hizbini Müslüman sayan bir partinin ne Türkiye’ye, ne Türk vatandaşlarına, ne de Türkiyeli Müslümanlara uzun vadede bir hayrı dokunamaz ve bu mantıkla siyaset arenasında bir icraat yapılamaz. Kendini ululemir, hizbini fırka-ı Naciye ilan edip, diğerlerine dolaylı yoldan hakaretler eden, aşağılayan bir partinin bu konjonktürdeki maksadından dahi şüphe ederim. Bu arenanın temeli batılsa, kim ne hakla buranın mücahidi olduğunu iddia edebilir ki. Buranın mücahidi, hocası olmaz. Bu saçmalıkları bırakmak ve CHP’nin, Kemalistlerin oyuncağı olmaktan bir an önce kurtulmak gerekir. Tüm Kemalist kanallarda hoca var şimdi. Eski generallerin; sizin kıymetinizi bilememişiz demeleriyle gurur duyuyorlar şimdi. Bu kadar mı kolaydı oyuna gelmeniz, bu kadar mı ihtiyacınız vardı sırtınızın sıvazlanmasına. Sn. Erbakan bu seçimlerde, eskiden kalan saygınlığını da iyice yitirdi maalesef.
Senelerce bu milletin sağduyusu oyların bölünmesinden yana olmadı. Sağduyu sahipleri, bu arenaya nasıl bakması gerektiğini bildiği için kendine azıcık da olsa yakın olanı ve yine belki de sadece seçim zamanında oylarıyla destekledi. Çünkü burayı hak ve batıl düzleminden uzak tutu. Buradan şehitler, mücahitler, devrimler değil zihniyeti ve ideallerinin önünün açılmasına yönelik faydalar bekledi. Hiç bir politikacı pür-i pak olduğunu iddia etmesin. Buna ancak kafasını kuma gömmüş bağnazlar inanır ki, bu seçimlerdeki durum diğerlerinden daha farklı. Bırakınız sol partileri, mayasında azıcık da olsa otokrasi ve devletçilik olanlar dahi aynı çarka su taşımak için birleşti. Sol partiler ve alevi liderleri dahi, şayet CHP’yi sevmiyorsanız oyunuzu MHP’ye ve hatta Genç Parti’ye atın diyecek kadar kudurmuş vaziyette. Tek dertleri, kalan tek kozları olan bürokrasinin ellerinden gitmesi. Cumhurbaşkanlığı makamını da sağduyuya kaptırırlarsa, birinci sınıf bir demokrasinin geleceğinin bilincindeler. Birinci sınıf bir demokrasi tek başına biz sağduyu insanların sorunlarını çözmeye yetmez elbet ancak önünü açacağı da su götürmez. O olmadan ne YÖK’ü gönderebilirsiniz ne de sorunlarımızın bürokrasi kapılarından dönmesine engel olabilirsiniz. Anayasa değişmeden Erbakan da, Erdoğan da bir şey yapamaz. Yapamadılar da. Kimse kimseyi kandırmasın. Mevcut anayasa değişmeden, bu devletçi, bu bürokratik yapı da sittin sene değişmeyecektir. Bu güne kadar neden değiştirilmemiştir? Cumhuriyet döneminden beri yerine çakılşmış bürokrasi ve böyle bir Cumhurbaşkanı olduktan sonra kim bunu başarabileceğini iddia edebilir ki! Kuru hamasete karnımız tok. Siyasetten beklentilerimiz fazla değil ama ortada olanı da görecek basiret ve ferasetteyiz.
MHP’li seçmene de buradan seslenmek istiyorum Türkiye’de bugüne kadar zaten yapılan bazı icraatları allayıp pullayıp hamasetlerinize sunuyorlar. Siz de bunu yutuyorsunuz. CHP’nin sırtını sıvazladıkları arasında sadece hoca yok, MHP de var. Hendeği geçtikten sonra size ne diyeceklerini biz apolitikler çok iyi biliyoruz. MHP’nin ülkücü zihniyeti metropollerin yönetimine geçtikten sonra bitmiştir. Şimdi Anadolu ülkücülüğü ve kuru hamasetten beslenen inancı zayıflamış MHP reaksiyonu gibi iki ayrı anlayış vardır. Vatana ihanet suçlamasını hak edecek biri varsa, belki de bu MHP’nin yeni yönetimine daha çok yakışır. Bu sözüm sadece, vatana ihanet fobisinden beslenen ve bu yolla oy toplamak maksadıyla CHP ile kol kola girmeyi dahi göze alan kimseler içindir.
Hakan Albayrak’ın ‘bunlar bizi Ak Partili yapacak’ dediğini hatırladım şimdi. Şayet Ak Partili biri gibi görüüyorsam, bu konjonktürde bundan gocunmam. Daha önce söylediğim gibi, herkes zaten istediği gibi görüyor.
Yine de Ey Cemaat! Bu sözlerimi, siyaseti de takip eden ancak apolitik tavrını devam ettirmeye çalışan biri olarak söyledim.
Apolitik olmak, bu sıfatı taşıyana iki şey verir. Bunlardan biri politikadan uzak olmanın gereği olarak bu arenadan beri ve bi haber olmak; diğeri ise, olanı tam da olduğu şekliyle görmektir.
Özetlersek; siyasete karşı yaklaşımımız, bu kirli ortamın hak etmediği sevap, günah düzleminden çıkmalı ve ideallerimiz hususunda fayda zarar düzlemine oturmalıdır. Bugüne değin sonuç vermeyen kısa vadeli hesaplardan çok, uzun vadeli hesaplar yapılmalıdır. Ve en önemlisi de politikatan çok şey beklememektir.
Ben de Fatih Tezcan'a teşekkür ediyorum
Cts, 21/07/2007 - 02:37 — Zeynep HatunEsselamunaleykum
Kaç gün oldu bilemiyorum ama artık yeteeeer diyenlerdenim.
Gürültü kirliliği, görüntü kirliliği, insan kirliliği ,söz kirliliği, yapılan israflar ...
Seçmek bir haksa; seçmemekte bir haktır. Saygı duymasanızda ve içten içe söylensenizde,susmanız yerinde ve isabetli bir karardır.
Ben bile bu kadar yazıyorsam kendini taraf hissedenleri anlamam lazım.
Sayın Fatih Tezcan'a yazısı için çok teşekkür ediyorum. Tamamen katıldığım yerinde ve mükemmel bir yazıydı.
Kendisi Cemal Çalık'a teşekkür etmişti ben de tekrardan kendisine teşekkür ediyorum yorumu ve diğer yazıları için.
''Bilmem ki,yaşamak yazmak kadar kolay mıdır?''
Kalın sağlıcakla...
temeli batıl ise...
Cts, 21/07/2007 - 05:53 — Ümit Demirarif havadis demiş. evet, temeli batıl olan bir yere hakk inşa edilir mi? mescid-i dırar'da namaz kılınır mı?
öncelikle bir olan Allah'ın koyduğu kurallardan başka bir şeye inanmıyor, bağlanmıyorum. mehmed akif gibi mürteci, said-i nursi kadar şeriat yanlısıyım. demokrasiymiş, laiklikmiş, altı okmuş...vs. koy sepete, salla salla vur duvara!
bu iş politika ile olmayacak, bunu artık görüyoruz galiba. hadi cumhurbaşkanlığına sağduyulu biri geçti diyelim. ya genelkurmay, ya anayasa mahkemesi! bir iran, bir küba olmak için tüm ülkenin yek vücud olması gerek. yoksa hükümet ve çankaya da senin olsa olmaz. üzgünüm ama olmaz. olmasını isterim. hatta olur dahi sanmışımdır belki bir ara. ama muhalefet her anayasa değişikliğinde mahkemeye başvurur büyük ihtimal mahkeme de söz dinler. dinlemezse hudson senaryoları filan...
akparti islamı temsil etmiyor. bunun ilk şokunu 1 mart tezkeresinde hissetmiştim. 'sağduyu'lu bir çağrı ile o kaza atlatıldı. ama ya sonra! burada muhsin yazıcıoğlu'nun tespitlerini yinelemekte fayda var. elinde yeterli çoğunluk varken neden değiştirmediniz yasaları? şimdi canınız yanınca mı aklınıza geldi?
olmuyor... biz bu işi beceremiyoruz. ne muhalefeti ne hükümeti! eğer dik durup bedel ödemeye razıysak gelelim iktidara. dünkü sözlerimize muhalif hareketlerde bulunacaksak boşverin kalsın, böyle daha güzel. bedel derken, başbakan sadece ben mi demesin. ben de vermeye hazırım. eğer bir faydası olacaksa aha bir canımız var, demokratik(!) ilahlara sus payı olarak benden başlanabilir. başbakana sıra gelesiye pek çok insan bunu göze alır galiba. ama yeter ki başbakan vasatî dikliğini göstersin.
politika kardeşi kardeşe düşman eyliyor maalesef bizim ülkede. gerek yok! sonuçta nasib olursa aynı sancağın altında yüz yüze bakıcaz. tabi gizli/açık şirke bulaşmazsak!
bu iş politika ile olmayacak gibi demiştik. bu yüzden sosyal faaliyetlerle, sivil örgütlenmelerle, doğru ve dürüst cemaat teşkilatları ile çalışmaları sürdürmek lazım zannımca. bunu derken müslümanlar iktidar olmasın demiyorum. ama iktidar olunca kendi canı yanınca değil Hakk'a bir tek dahi olsa kem göz/söz değerse tepki versinler. gerekirse çekilsinler. ütopik mi? bilmem... cesareti castro'dan mı öğrenicez biz?
son olarak oyum kime mi? akpartiye olsun isterdim. 2002'de verdikleri sözleri tutabilselerdi ve bugün gönlümüze sûrur verselerdi isterdim. başka da parti yok zaten, potansiyel açısından. büyük ihtimal bağımsız olacak.
dualarımız eksilmesin,
çünkü kalblerin sahibi Allah'tır!
kalbleri evirip Zatının yoluna çevirecek O'dur!
measselam,
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
A N L A M I yorum!!!
Cts, 21/07/2007 - 15:21 — nesibe gevherozet:
ben bir kucuk cocuktum.dinliyordum "zindan iki hece,mehmedim lafta"..simdi buyudum.anlıyorum"babayla baba katili bir safta"...
***
gec oldu ikna olmam siyasetin hayatım/ızda cok onemli bir yeri olduguna.ben tayyip erdoganı sevmistim cunku davaya dair siirler okuyordu.ben secim meydanlarında havaya vaadler fırlatılmasını degil de,isyan eylemlerinde yumruklar fırlatılmasını severdim.
yeni bir medeniyet düslerdim yururken selcuklu mirası tıp merkezinde.memleketimde en eski ve en yeni orası vardı soluk alabildigim.800 yıl once bir dunyanın halini dusunur,bir adımladıgım koridoru dusunurdum.annemi sskda saatlerce dolastırdıktan sonra,sisteme ancak burda lanet okurdum.adalet dilerdim..adalet..
***
nasıldı?..
okuyordum.hak veriyordum.sunlar olmalıydı.bunları yapmalıydık.onlar olmamalıydı.
boyle mi olacaktı?
***
gunlerden bir gun tanıdım onu.
kalbi mazlum cocukların agladıgı topraklarda atıyordu.
gozunu dısarı cevirip,ac komsusundan habersiz olanlardan da değildi.
ticarette adalet ne kadar muhimse,anne baba hakkı da o kadar muhimdi.
gercek bir mumindi.
o gunlerde tanıdım davasını..
hep katıldıgı toplantıları vardı anlam veremediğim.
ve sehirlerarası yolculukları..
bir avuctular..
***
benim de kalbim aynı dertle dertliydi ama..onun sectigi grup kuru gürültü gibi geliyordu bana..
hem cok sevdigim bir amcam bana 23 yıldan fazladır aktif bir hareketten medet umma demişti.oyle ya,Peygamberin(s.a.s)ki boyleydi..
tutmustum bunu.hem zaten bu kadar ileri geri soylemleri olan bir liderle,yeni bir dunya falan da kurulamazdı..
zaman geciyordu..
ben degisik topluluklar,dergiler,gazetelerde arayıstaydım..
o ise hergun benim okumaya tenezzul dahi etmediğim o gazeteyi ozenle acıyor,okuyor ve okunası bir yere bırakıyordu...
ama ne buluyordu ki okuyacak?
hep aynı eleştirel uslup.hep hakaret.
"seni anlamıyorum"diyordum..
"biliyorum" diyordu..
***
zaman gecti.
o hala çalışıyordu.bana anlatıyordu.
okuyordum.
ben.anlamaya baslamıştım.
Cihad diyordu.Hakkın hakim kılınması..
***
nasıl olmustu?....
40 yıllık bir mazi serildi onume.kırk yıllık emek..
adil duzen cagrısı..
faizsiz,ımfsız,abdsiz,absiz..adil duzen.
ezilmiş muslumanların hayatın içine yürüyüşleri.ben de varım deyişleri..
kıbrıs zaferi..agır sanayi hamlesi..ve belediyeler..
cok zeki bir adamın,harika projeleri..
itirazım neyeydi?
zihniyete harekete lidere?neyeydi?
yoktu saglam gerekçem.kendime kanıtlayamıyordum.
gucluden değil,haktan yana olmak..
vesilesiyle..safımı secmistim.
anladıklarımı anlatmaya basladıgımda muhataplarımdan kendi itirazlarımı duymaya baslamıstım..
arka bahcemiz?..ama iftiraydı.
tanklar?..eski bir anlasmaydı..
28 subat?..haziranda ayrılmıstı..
...
...
liste uzuyordu..
medyanın ve takvayı degil de imaji secmiş muslumanların etkisi sarmıstı her yanı..
maziye bakın diyordum yaşı davanın yarısı olmamış cocuklara.
koca koca adamlara diyordum ne cabuk unuttunuz,gece gunduz calıstıgınız davayı..
bir dolu itirazları vardı.
sakallı sahtekarlar vardı bir de..davaya leke surduren.ama ama
hz Peygamberin(sas) yanında da munafıklar vardı.
istikamet haktı.
***
ve secim geldi cattı.
bildiklerimin agırlıgı yuregimi eziyordu.tanıdıgım tanımadıgım herkese anlatıyordum.
yılların emegini alıp kacan bir adam vardı ortada..
"yarın elbet bizim,elbet bizimdir"diyen adam..
sahip oldugu butun birikimi hocasına borclu olan bir adam..
ve onun yanında gidenler..
ne olmustu da gitmişlerdi?hocanın koltuk hırsından mı?komikti.
onu tanımamak demekti ki,mumkun değildi..
zihniyet mi?neydi eksik olan.gavura uşak olmamak mı?
d-8 mi?ımfye verilmeyen paranın işçiye verilmesi mi?
gunde 2 saat uyuyan,bir çocuk ac geziyor diye aglayan,yeni bir dunya arzulayan ,ömer yurekli adam mıydı sorun?
degildi.
tanıdıkca anladım insanları.
aynı lojmanda kapı komsusu olan abla anlattıkca anladım
davasına sadık teyzeden,tayyip efendinin ,milletvekili esini parti değiştirmesi için ,şeyhine arattıgını öğrendiğimde anladım.vs..vs...
yedigi içtiği ayrı gitmeyen dostların,selam vermez oluşlarını gorunce anladım..
biz bu makamları parayı pulu gorunce hoca bizi allah rızasıyla zor uyutur diyenleri okuyunca anladım.
amerikanın kapısından girip de nasıl bir değişimle çıktığını anladım.
biz bu hareketi engelleyemeyiz,yok mu genc bir isim,içinden bolelim diyen haini dinlediğimde anladım.
bazen ağladım.
iktidar doneminde bir vakfın kollarıyken,kapanan vakfın mallarıyla caka satanları gorunce ağladım.
milli gorusun prensiblerini,ulkeye kattıgı degerleri ve tum bunları sahsına maledip arka kapıdan kacıp gidenleri her gorusumde acıdım.
ve simdi...
memleketimin okuyan dusunen genc insanlarının arasında oldugum bir yerdeyim.
bunca kanun,bunca delil ortadayken,soylenenler beni ürkütüyor.
ırakta genc kızların ırzına gecen askerler icin dua ediyorum diyen birine oy vereceğim islam adına deniyor.ANLAMIYORUM!..
siyaset,zordur.imtihanlıdır.
peygamber gibi en seckin sahabe de idarecidir.
siyaset,aişe ile alinin karsı karsıya gelmesindedir..
kosesine cekilip tespih cekmekle de,salonlarda cecenistan siirleri okumakla da olacak iş değildir adalet.
adalet ortak olsanız da,olmasanız da,inansanız da inanmasanız da,cenabı hakkın nasip edeceği,
tum omrunu yeniden buyuk turkiye ve yeni bir dunyaya adayan o adamın kuracağı dunyadadır.
biz safımızı sectik.hamdolsun rabbimize.
burda bugun karsılastıgımız gibi mahserde de karsılacagız.
unutmayın ki ne erbakan ne saadet partililer sizin gorduklerinizi goremiyor değiller.akpnin yaptıgı iyi işleri hiçe sayıyor değiller.burada bir gidiş var.yokolmaya doğru bir gidiş.satılan topraklarla,çıkan kanunlarla.."bizim medeniyetimiz yenilmiştir"bunu anladık ve ayrıldık diyen bir abdullah gul var ortada..ama hak bir tane..
mahserde stratejik ortagıyla aynı safta olacaktır insan.
derdimiz baraj değil,derdimiz sıratı gecmektir.
ve muhakkak derdi sırat olanlara hakkın yardımı inecektir.
hamdolsun hakikatleri idrak etmeyi nasip edene..
bir gencin seçim dramı :)
Cts, 21/07/2007 - 16:16 — Fatma Nihan Yıldızbir gencin seçim dramı
22 temmuz yaklaşıyor…
Bu “iş” seçimle olmaz, tağudi sistemlerde oy kullanılmaz, atılan her adım küffarın yararına cümlelerinin içlerini fazla doldurmadan yutmaya kalkınca kof bir şişkinlik yaptı bende, ve “oy atmayacağım!” kararına vardıydım bir zamanlar. İran devrimine olan hayranlıktı belki, belki de İmam Humeyni’ye olan, karşımda kanlı canlı bir örnek vardı, benim için de bu örnek alınmalıydı. Olursa böyle olmalıydı. Ama böyle olmuyordu buralarda, beklemek gerekiyordu, gençlik işte, insanın kanı deli akıyor, hemen her şey bir anda olsun istiyor, bilmiyor ki zaferle mükellef değil seferle mükellef. Sabrın direnmek olduğunu kavrayamamıştım belki de… Sonra baktım, böyle söylemekle de olmuyor “bu işler”, yaşıyorsam ben bu ülkede, etinden sütünden faydalanıyorsam eğer, “beklenen gün” gelinceye kadar bir şeyler yapmalı. Bu zihin maratonunda galip gelen bir fikir çıktı, birleştirmek. Evet, evet bu içime çok sinmişti, alttan ve üstten birleştirmek. Şimdi alttan ve üstten ne? Üstten olan siyaset diyeyim, alttanı siz anlayın:)Bu ülkede “bu iş” direk alttan olmazdı, coğrafya farklıydı, tarih farklıydı, kültür farklıydı, mezhep farklıydı, biz cihad için de olsa yüzümüzü hep Batı’ya dönmüştük, tahammüllerimiz farklıydı, gördüklerimiz farklıydı, yani çok fark vardı İran’la aramızda, bilmiyorum böyle düşünmem de İsmail Kara’nın etkisi var mı ama galiba onun şu sözü “Türkiye’deki İslamcıların en büyük hatası dışarıdan devrim, rejim ithal etmeye kalkışmalarıydı” beni etkilemişti, ve bu topraklara uyumlu çalışan bir sistem düşünmeye itti beni. İşte en sonunda bu karar varmıştım, alttan ve üstten birleştirmek…Aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık misali bir türlü kavuşturamadım bu iki ucu ya.. benim ki de hayal işte. Ama en azından bu fikirle hem “siyasetsiz olmaz” tarafımı tatmin etmiştim hem de “devrim şart” tarafımı:) Her ne ise, oy atmaya karar verdim,İslamoğlu hocamın da dediği gibi KOYVERMEMEK İÇİN OY VERECEĞİM.
Şimdi gelelim nereye oy vereceğim( merak etmediğinizi biliyorum).
Refah Parti’sinin o etkin günlerinden ( her ne kadar çocuk olsam da o zamanlar, o zaman gördüklerimi şimdiki bildiklerimle birleştirince anlıyorum aradaki farkı) kalma “güzel günler bizi bekler “ havasına girerekten Milli Görüş’le olabilirdi benim üstten dediğim şey. Üstte de bir yazarın dediği gibi o zamanlar entelektüel gençleri vardı, şuurlu insanlar vardı, kucaklayıcı insanlar, Müslümanlar daha bir bütündü v.s… İşte bu haleti ruhiyeyle dalış yaptım Milli Görüş organlarından birine, amannn bir de baktım ne göreyim, hizipçi bir kafa yapısı, siyasetin gereği kitleler şartlanıp, kadrolar şuurlaşacağına, burada şartlanmış kadrolar, ideolojiler üzerinden konuşup, tartışıp, beyin fırtınaları yapacağımız yere, partizan bir hava esiyor, fikir yok, düşünmek yok, bizim yerimize birileri düşünmüş, bize kalan uygulamak. En kötüsü de eleştirmek, herkesi her şeyi… ama eleştirmemek Tandoğandakileri ama eleştirmemek muhtıraları… Ama ben bunları Milli Görüşe havale etmiyorum, kişilerin uslubuyla ve zamanın getirdikleriyle ilgili olduğuna inanıyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili yaşananlarında verdiği gazla AK Parti mi yoksa sorusunu sormadım değil, itiraf ediyorum, hani diyorlar ya bunlar insanı zorla AKP’li yaparlar diye, aynen öyle işte. Ama yaptığı vitrin değişiklikleri, mufazakar demokratın muhafazakâr kısmını atacak nitelikte seçim vaadleri, yok yok bu da değil…
Eski günlere mi dönsem acaba, hani bu iş böyle olmaz dediğim günlere, yoksa refahın hatırına, mitinglerde Filistin’den bahseden tek parti olması hatırına, veyahut Milli Görüş doktrinin o saflığı hatırına…
Sadece 21 yaşındayım, çok görmüş geçirmiş değilim, son yıllarda hissettiklerimdi bunlar, gelişime ve değişime açık şeyler…Hala düşünmekteyim "bu işin" ne olduğunu ve "beklenen günü"...
Gençlik hezeyanları belki de…
Vel hasılı kelam..
Yarın ilk defa oy vereceğim.
Vicdanımı rahatlatan, hesap gününde neden o partiye vermedin diye sorulmayacağı, oyunu ne için verdi diye sorulacak, ben de o gün oyumu İslam’a verdim, İslam’ın yaşanması için verdim diyebileceğim Allah’ın izniyle…
seçimlerde
Cts, 21/07/2007 - 16:52 — alanur efşanBen oy kullanamıyorum ama kullansaydım seçimim
AKP den yana olurdu
---------
Belki birgün dil uzatılmaz örtüme
Kendi ülkemde hür yaşarım bende!
Örtüm yüzünden kapatılan kapılar
AÇILIR BELKİ DE........
III. AKAPE BiATI'na Mecburuz..
Cts, 21/07/2007 - 20:01 — Musab Yasir“Polisler, eski astsubaya bombaları nerden bulduğunu soruyorlar. O da askeri bir çöplükte bulduğunu söylüyor.. Askeri bir çöplük... Darbe isteyen cuntacıların bulunduğu bir ülkenin tarifi gibi…” demişti geçenlerde Ahmet Altan. Bu kritik seçimde tarafımızı belli etmeye mecburuz.
Çok değil bundan altı ay öncesine kadar sıkı bir muhaliftim. Yapılan bütün işlere ideal bir normal çiziyordum ve aradaki sapma açısına göre muhalefet dozumu ayarlıyordum. Hayret, 28 Şubat tecrübesi, diğer darbeler, Bülent Orakoğlu ve diğer her şey sanki uçup gitmişti adeta. Her şey normalmiş gibi davranıyor, ve ahkâm kesiyordum. İdealizm her zamanki gibi yine gözlerimi boyamıştı. Şimdiki zamanın radikalleri gibi. Herşeyiyle ideal olmuş Türkiye ile boğazında hançer dayalı bir Türkiye'nin muhtemel farklarını sayıp duran zamane dincileri gibi...
Evet, yığınla şey sayabilirdim, neden Ak Partiyi artık desteklemeyeceğime dair. Sp-Bbp yakınlaşması, olgun meyvalarla dolu bahar bahçelerinin muştusu gibi çakıvermişti gözlerimde. Aklımca alternatifleri zorluyordum.. Edebi, hem edepsizlerden hem de edeplilerden öğrenecektik. Sonra bir tûfan başladı. Gelecek hakkında yorum yapamayacağımız kadar şedit, 28 Şubat’ı aratmayacak kadar kararlı bir tûfan. Çünkü gündemin başucuna gelen Milli Güvenlik Siyaset Belgesinin içeriğine bazı kelimeler giriyordu siviller tarafından. Ve çünkü minik çocuklar Kur’an okuyorlardı artık.. Ve biz barbarları beklerken daha da keskinleşiyorduk. Gözleri tavana çakıp Menderes’i düşünmenin de korkusu ile Erbakan’ı düşündük. O Erbakan ki artık Akp'ye oy vermenin, cehenneme bilet almak gibi olduğunu söylüyordu.. Anlayan beri gelsin.. Sayın Erbakan, ben oyumu Ak Parti'ye veriyorum.. Evet, darağacı dârsız olmazdı. Bizim yurdumuz da o ağacın altındaydı...
Bileylenmek rutin bir gündemdir artık. “Benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler, çokça ağlardınız” diyen Tayyip beyin nelerle karşı karşıya kaldığını anlamak için biraz basiret sahibi olmak da gerekmiyor.. Ve sonra biraz bilmek istedim. Mit, Jitem, Özel Harp Dairesi ve Genç Subaylar. Siyasete müdahele etmek isteyen bir genelkurmay başkanını görevden almak istediğinde kesinlikle onay vermeyecek bir kişiyi aday göstermedi Tayyip başkan.. Belki de ideale en yakın kararı bu idi. Cumhurbaşkanlığı için, gerçekten de herkesi mutmain edecek bir isim belirlemişti. Evet, şu da düşünülebilir tabi, neden üzerinde ittifak sağlanmış olan Abdullatif Şener ismi aday gösterilmedi de Abdullah Gül ismiyle böyle büyük bir öngörülebilir kriz çıkarıldı diye.. Bunu sorgularız, ama başka zaman.. Ve olan oldu. Ve biz açıkçası barbarları beklemeye başladık. Bülent Orakoğlu’nun “Ankara’da Gölge Oyunları” adlı kitabını okudum.. Sonra Gültekin Avcı’nın GerçekHayat’taki röportajını.. Büyük bir seçime gidiyoruz. Ya Baas’cı, Mao'cu bir rejime, ya da yeniden sivil anayasa ile aydınlık bir geleceğe… ( Sivil Anayasa hedefi DP'ye giden Süleymancı oyları sayesinde 10 milletvekili eksik ile gerçekleştirilemeyecek duruma gelirse, bunun hesabını da verirler sayın Süleymancı'lar.. 2002'de de Anap'ı desteklemişlerdi ya..)
Birisi bombalar patlatılırken ancak şunu söyleyebildi: "İmamlar ve Muhtarlar mayın döşüyor". Döşenmiş mayın için olay yeri incelemesine giden komutan kaç para alıyor? Ya da kendi askerlerinin ölümünü, büyük satrançta bir küçük hamle gibi görüp, bir yandan da tamamen duygusal olarak konuya yaklaşan, bir yandan da devletin yönetiminde iyiden iyiye ağırlığını koymaya çalışan vatansever kuvvetler ne kadar destekleniyor bir zamanların Cumhuriyet yazarı ve aynı zamanda Anayasa mahkemesi eski başkanınca.. Ve bilmemkaç milyon yıldan beri süregeldiği gibi İbrahim milletinin inançlarını hedef bilenler, tehdit bilenler, Milli Güvenlik derslerinde Peygamberimize hakaret edenler, kızların başlarını açtırıp, erkeklerle dans etirenler, geceyarısı bildirilerinde kutlu doğum haftasında okunan kuranları şidettle kınayanlar ve askeri lise mülakatlarında kızlara çıkma teklifi eden etmeyen çocuklarn tesbiti için sorguçluk yapanlar da kutsanmaktadır Ebrehe'lerce, Nemrut'larca...
Birisinin cevap vermesini beklemiyoruz. Cumhuriyet gazetesine bomba atmak, memurların akılları başlarına gelsin diye lojmanlara yakın bomba attırmak, çarşıda intihar saldırısında bulunmak, en kritik adamları öldürtmek, evine dönmek için durakta bekleyen polis memurlarını taratmak, karayollarına ve tren yollarına mayınlar bırakmak.. Evet bunların hepsi normalde terör bile değildir, herzamankinden daha da çok bir ve beraber olmamız gereken bu günlerde ve cumhuriyetin temelleri yavaş yavaş aşındırılırken, her zaman ve zeminde dimdik ve zinde duran vatansever tarzanlarca... Ama Dindar bir Cumhurbaşkanı seçtirmemek için yapılmışsa, vatansever çetelerin ellerinde bu "terörle savaşanlar terörist olamaz" noktasından hareketle meşrulaşır "Akp gelecekse erken seçim ne işe yarar" yahut "asker gelsin" diyenlerin örümcek beyinlerinde.
Ben rüyamda Mehmet Zahit Kotku hazretlerinden dua istedim Tayyip bey için. "Rehavete girdi" dedi ve fakat sonra ayağa kalkıp dua etti. Evet, rehavet doğrudur. Ama dua da edilmiştir. Senaryoların bini bir parayken, Ak partiyi kapatma davası stepne olarak bekletiliyorken, ve barbarların darbe tehdidi bir kurşun gibi delip geçiyorken düşüncelerimizi, dua da etmeliyiz. Namazlarımızda kötü niyetli ne kadar derin adam varsa, yerin dibine geçmesi için dua etmeliyiz. Bir olmak için, hür olmak için..
"Ya Rabbi, işittik ve itaat ettik; Allah işinde muhakkak galiptir. Görünen ne olursa olsun, kim yenerse yensin, kim yenilirse yenilsin, galip olan, hakim olan, yapan ve yaptıran sensin.. Ya Rabb'i, inandık ve tasdik ettik, zulmeden biziz ya Rabb'i.. Senin yolunda kenetlenmeyip, benlik hevesiyle ayrı düştüğümüz ve bölündüğümüz için kendimize zulmettik.. Biz bize zulmettiğimiz için düşman da şimdi bize zulmediyor. Bütün zalimlerden ve Sen'den San'a sığındık ya Rabb'i.. Bizler gafil olduk, günahkar olduk, mahkum olduk, mağlup olduk.. Kur'an ve sünnetin hikmetleriyle uyanmadık, sen bizleri düşmanın saldırılarıyla uyandırdın.. Şimdi de lutfet ya Rabb'i, bize bu saldırıları defecek güç ve enerji ver.. Bilinçli sabır ve sebat ihsan eyle.. " Amin. Bu duaya biraz daha eklemeler yapabiliriz. Kurtlar Vadisi Irak filminde şeyh Kerküki'nin duası..
Türkiye'nin en önemli kavşağındaki kararlarıyla başrol oynayacak her delikanlı kız ve erkek kardeşlerimi derin düşünmeye davet ediyorum.. Mhp'li, Sp'li, Haydar Baş'çı, Süleyman'cı vs.. İşte buradan bütün dünyaya haykırıyorum ki: Bu ve benzeri milyonlarca şeyden dolayı Akape Biatına mecburum.. Kerhen de olsa diyemeyeceğim kadar yorgun ve yolcuyum. Kerhen değil bu bilinç. Mecburiyettir bu, insan için; hazreti insan için..
Bu ülkede Abd'nin etkisi yokmuş gibi, bu ülkenin zalim ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen derin idarecileri yokmuş gibi muhalefet yapmak insafsızlık değil, basiretsizlik hiç değildir; olsa olsa çekemezlik ve küçük hesapların gözleri kör etmesidir.. Sivil anayasa adına, ezilenler adına Akape biatını tazelemeye ant içtim. Bütün kimliğimle, namazım ve kararlı bakışlarımla ant içtim. Akape biatından başka bir duruş sergileyemeyecek kadar bilinçli ve stratejik olmaya ant içtim.
Bu, yüzyılın iyilik hareketidir.
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...
Yazık...
Cts, 21/07/2007 - 22:42 — Mahmûd Hüdâyî''Bu ülkede Abd'nin etkisi yokmuş gibi, bu ülkenin zalim ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen derin idarecileri yokmuş gibi muhalefet yapmak insafsızlık değil, basiretsizlik hiç değildir; olsa olsa çekemezlik ve küçük hesapların gözleri kör etmesidir..''
Bu mantık geçerli olsaydı Hz. Muahammed'in (sav) ilahi mesajla ortaya çıktığında üç tarafı, tek değil üç süper güçle kuşatılmış (Bizans, İran; Habeşistan) Mekke'de bu süper güçlerin işbirlikçileriyle anlaşmaya varması, mücadeleyi bırakarak kendisine teklif edilen bir sürü şıklardan birini tercih etmesi gerekirdi. Her zaman ve mekanda Muhammedi duruş geçerliliğini korur.
Mesele abd'nin etkisi altında zinayı suç olmaktan çıkarmak, batı yalakalığı yapmak mıdır peki? Bunun için mi laf oyunlarıyla serencama dalıp AKP'ye biat etmeliyiz? Nerede durduğu belli olmasa da, İslami değerlerin tam da karşısında durduğunu dört yıl boyunca ibretle ve iç burukluğuyla izlediğimiz Erdoğan'a tekrar evet demeliyiz öyle mi??
Muhterem Necmettin Erbakan'ın ilerlemiş yaşına rağmen, dünyalık hiç bir kaygı güdecek durumda olmamasına rağmen, ayakta dahi duracak takat bulamazken son bir çırpınışla ehl-i imanı uyarma çabalarını ''küçük hesaplarla sadece basarları değil basiretleri de bağlanmışları'' da uyarma çabası olarak değerlendiriyorum.
Sadece bir tek örnek verecek olursak: Filistin'de emperyalist, zalim, müslüman soykırımı yapmayı imanının gereği olarak her fırsatta yerine getiren yahudiye karşı elinde taşla savunma yapan küçücük çocuklar dahi hasımlarını bilirken, içinde bulunduğumuz konjöktörde ülkemiz Müslümanlarının ne denli büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bulunduğunu farketmemeleri yadırganmaz. Çünkü iş başındakileri Müslümanlar kendilerinden saymaktadırlar. Filistin'deki fiili katliamdan daha şiddetli ve daha tehlikeli katliamın tabiki farkına varamayacaklardır. Şuan, Kur'an düşmanı diye varsayılan CHP'nin bırakın uygulamayı, aklına bile getiremeyeceği tahribatları AKP gerçekleştirmiştir. Sadece bu iktidarın uygulamaya koyduğu şu çarpıklık Filistin'deki cinayetten daha şiddetli bir cinayeti ortaya koymaktadır: Ülkemizde İlahiyat Fakültesini bitirenler artık bu iktidar sayesinde okullarda İslam dersi öğretmeni olamamaktadırlar! Sizin bundan haberiniz var mı? Ülke sathında bundan daha büyük manevi nesil katliamı olabilir mi?
Herkes şunu çok iyi bilmelidir ki, yapılan mücadele AKP yada diğer partiler arasında yapılan bir mücadele değil, medeniyetler arası bir mücadeledir. Kendi imanım ve kutsal değerlerimi hiç bir yarışmacı ve hiç bir rakip tanımayacak kadar, zirve medeniyet olarak kabul ediyor ve bunun siyasetteki tek temsilcisi olarak da başladığı günden bu güne kadar bu davasında hiç bir sapma göstermeyen Milli Görüş anlayış ve oluşumunda görüyorum.
Akabe Biatlarının İslam tarihinde kimlerle ve hangi şartlarda ve hangi şartlarla yapıldığını bilmiyorsanız, sizi öğrenmeye davet ediyorum. Kelime oyunuyla da olsa, "referansımız din olmayacak" diyerek, "dinsel milliyetçilik yapmayacağız" diyerek, Şari'e ragmen kanunlar koyarak (zinayı meşrulaştıran yasayı abd mi dayattı? Kur'an okuma yasağını abd mi yasalaştırdı? İlahiyat mezunları İslam dersleri öğretmeni olamaz yasasını kim dayattı? Hz. Peygamber'in başörtüsünü çıkarma şartıyla kızları okullara alma üzerine biat aldığını düşünebiliyormusunuz? Buna benzer uygulamalarla, akabe biatları arasında nasıl bir bağ kurabiliyorsunuz?) dinden, yani Allah'dan bağımsız siyaset yapmayı deklare eden akp'ye (o çarpık benzetmeyi hemen düzeltmenizi tavsiye ediyorum) biatla; öylesine yüce, , "sana biat edenler, Allah'a biat etmişlerdir. Allah'ın eli, onların elinin üzerindedir"kurani ifadelerle övülen, biat edilenle biat edenleri Allah'la buluşturan biatları denk tutarcasına bir tutarsızlık karşısında söyleyecek söz bulmakta zorlanıyorum.
"Benim bildiğimi bilseydiniz, çok ağlar az gülerdiniz" Peygamberi uyarısını Tayyib'le beraber, Tayyib'in yapıp ettiklerine onay verenler de, sadece beden kulağı ile değil, can kulağı ile dinlesinler de, başlarına gelecekler gelmeden nihai kararlarını bu uyarıya göre versinler.
Bayım, asıl mesele duruş meselesidir! Evet, bu ülkede abd denen putun etkisi vardır, zalim ve değiştirilemeyen idarecileri de vardır. Ama bu gerekçelerin hiç birisi ''Eğer inanıyorsanız en üstün sizsiniz!'' Rabbani gerçeğini gölgeleyemez.
Oyunuzu nereye verirseniz verin, yolun sonu Allah'a çıkar. Bütün stratejiler bu gerçeklik üzerine inşa edilmelidir.
Allah bizlere firaset lutfetsin.
Aşk, sırmalı kaftanla sokakta ciğer satmaktır...
YA SAADET,YA SEFALET!
Cts, 21/07/2007 - 21:02 — Remziye Tuncelhersey ortada!...
akpnin iktidarı da iddiaları