renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Küreselleşmekler ve Kümeselleşmek

Küresel

Hegel, hiçbir toplumun içinde bulunduğu çağda, yaşamakta olduğu medeniyeti, kavramsal düzeyde kavrayacak yetiye sahip olmadığını savunur. Yani biz burada; şu zaman diliminde dünya üzerinde hâkimiyet kurmuş bulunan batı medeniyeti hakkında çeşitli saptamalar ve argümanlar ortaya koyacağız. Lakin bunlar hiçbir zaman tam manasıyla bu medeniyet hakkında bize tam bir kavrayış sunmayacak. Tabi, bunun (insanın yaşamakta olduğu medeniyeti kavrayışının) ancak o medeniyetin ölümünden sonra yapılabileceğini; o zaman da bu teşhisin ne kesin, ne de evrensel kabule şayan olamayacağını da ekliyor Hegel. Zira dünya üzerinde şu anda yaşayan tek medeniyetin batı medeniyeti olduğunu düşünürsek; bu medeniyet dışında, şu an ölü olarak kabul edilen diğer bütün medeniyetler hakkında hiçbir mutabakata varılamadığını söyleyebiliriz. Nihayetinde Hegel’in içine düştüğü paradoks burada kendini gösteriyor. Medeniyetleri tam manasıyla kavramak için o medeniyetlerin ölümünün zaruretini vurguladıktan sonra; bu teşhisin de kesinlik ifade etmediğini söylüyor. Biz zaten kısaca, yaşayan veya yaşamayan hiçbir medeniyet hakkında kesin ve evrensel bir kavrayış gerçekleştiremeyeceğimizi söyleyebilirdik.

Bir sistem olarak küfrün var olduğu bu çağda, Müslüman‘ın bu küfrü derinlemesine kavramak için, elinde her dem sarılabileceği ve kılavuzluğuna güvenebileceği değer ve kaynakları mevcuttur. Küfrü ve onun sistemleştirdiği, sistemleşerek vücuda getirdiği medeniyeti kavramak için; o medeniyetin ölmesini beklemek; yaşadığı müddetçe, hâkim medeniyete boyun eğmek anlamına gelir ki; kavranılamayan bir şeye kabul veya reddiyeler sunmak imkânsız olduğundan; bu başlı başına bir “güdülme” kurgusu içerir. Nitekim modern çağda sistemleşen küfrün; insanları sistemli yığınlar haline sokuşunu görmek hasebiyle; içinde bulunduğumuz medeniyetin ölümünü beklemeye gerek duyulması tam bir tragedyadır.

Çağın iletişim araçları. Hava durumu programlarındaki “ayrıntılı bilgiçlik.” İş saatleri. Yollar, trafik ışıkları. Şehir ve metropol hayatı. Asansörler. Yürüyen (ve insanı yürütmeyen) merdivenler ve benzeri araçlar. Bankalar, beton çarşılar ve ilh… Hepsi harikulade bir düzen ve sistem içerisindeki bir yaşam düzenleme amacı ile üretilmiş “aygıtlar.” Haberlerin her söylediğini, genel ağın (internetin) her yayınladığını doğru kabul etmek rutin bir olgu. Yaşama biçimini diyetisyenlerin ağızlarından çıkacak cümleye göre düzenleyen, bilgi kirliliği içerisinde en “inandırıcı” olanına güdülmeyi bekleyen, gelişen eşyanın, sistemin karşısında küçülen, yalnızlaşan ve bunlardan kaçış çaresini de eşyalaşmakta, sistemleşmekte bulan modern insan. Ve en acısı da bu içerisinde bulunduğu durumun (medeniyetin) tablosunu çıkarabilmek, kavrayabilmek için; onun ölümünü beklemek zorunluluğunu hisseden bir modern insan.

İnsanoğlu ne kadar sistemleşirse, sisteme (küfre!) boyun eğişi o derece kolaylaşmaktadır. Modern Müslüman’dan(!); örneğin yukarıda anlattığımız meseleler konusunda bir şeyler yapmasını, çözümler için harekete geçmesini (çünkü bu Müslümanlığın gereği, Müslüman denilen insanın doğal bir görevidir) ve bunun için de; günde bir saatini istesek; bize öğle tatilini ya verecek, ya ver(e)meyecek. Yani versin yada vermesin o başka konu. Ama verebileceği saatin hangi aralıkta sıkıştırılmış olduğuna baktığımızda; bu bile çok manidardır. Çünkü sistemleşmiş ve kapitalizm dalgasında eli kolu bağlı, sarsılan, sallanan bir Müslüman tebarüz etmiştir bu çağda.

Bunları görmek için, bu medeniyetin ölümünü beklemeye gerek yoktur. Zira, Müslüman kalındığı taktirde bunlar gözümüze girecek mesabede bize rahatsızlık verecektir. Değil mi ki; Müslümanlık rahatlığından feragat, uyuşukluğundan firar etmektir. Ama siz diyorsanız ki; “benim rahatım yerinde, yaşıyorum, bozmaya da hiç niyetim yok” bu yazı hemen terk ediniz. Bu kadar okuduğunuz hata. Allah Resulü boşuna söz söylemez; “dünya müminin zindanıdır…”

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.
Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

rahat/sız/lık

Mü'min için "rahat" yoktur/olmamalıdır;istirahat vardır/olmalıdır.

Hele ki içinde bulunduğumuz ve adına "küfr" denilen sistemin güdümünde bir dünyada evrenselleşmeye evrilemeyen,küreselliğin küçüklüğünde nefes alan bir arz'da nöbet tutacak göz,yürek,bilek gerek...

Yazınızı, "küreselleşmem mi kümeleşme mi" ayırtedilebilirlik penceresiyle sunmanızı(-ki ben öyle gördüm) takdir-e şayan buluyorum. Kümeleşme ile öteki'ni oluşturma ve küme'ye daha çok "eleman" ile sayısız "alt küme" oluşturma marifetine haiz sistemin hipnoz edilmiş iri gözleri var! Ve küreselleşmek... Düz bir tepsi gibi olmadığı ispatlanan dünyanın yeni Gaile'ler'e olan ihtiyacı,vicdanını örse vuracak/vurmalı müslümanın kalp merkezidir. Bu kalbi merkez, küfri sisteme galebe çalacaktır,ve ancak inananlar üstün gelecektir. Dünya küreselleşir, peki mahşer meydanı?

teşekkür

teşekkür ederim ayşenur hanım. okuduğunuz ve yazıya temas edebildiğiniz için...