Bitti ve başladım.
Düşmek için çıktığım bir merdivendi oysa…
Kuyruğunu hedefi edinmiş bir kedi gibi olmaktan nefret etmek istiyordum. Ama kuyruk bu gözlerim ve aklımın tanımlamaları bundan ibaret.
Karartacağım bir beyaz sayfaya ihtiyacım var.
Tüketmek istediğim bir tükenmez kalem arıyorum.
Ağlatacağım bir sevgili daha lazım.
Küstürmemeliyim ve gönlünü almak için çiçek yolmalıyım park ve bahçelerden. 15 gün kaldı bitmesine zaten.
Yarın sabah ilk işim belediyeye menekşe dikmeleri için dilekçe vermek olmalı.
Son sevgilim menekşe ile attığım yalanlara ve ikiyüzlü dünyama daha çabuk kanıyor.
Çiçekçiler pek satmıyorlar. Satanlar da pahalı.
Bitirmem gerek bir depo var. Arap şeyhleri ve Sam Amcalar beni bekliyor ve kontak anahtarı dar bir açı ile motora işaret vermek için cebimde can atıyor. Eskitmem gereken dört yeni lastik var. Güneş yanığında yanmaya sabırsızlanan bir kırmızı arabam.
Az önce giydim daha az sonra çıkaracağım ayakkabımı…
Çıkmak için gireceğim çay bahçesinde oturdum.
Cebimden çıkmak için giren paranın hışırtısını hissetmek için yoklama çektim.
Az sonra köşeyi dönecek sevgilimin belki de dönebileceği tek köşeyi dönüş zevkini her defasında tekrar izleme keyfine hazırlandım.
Kitabımın arasında kağıtlarla akraba yaptığım menekşem ‘bu arada hala belediyenin menekşe dikmesini bekliyorum’ ikindi güneşinin gölgesinde özgürlüğüne tekrar kavuştu. Hayli zayıf olarak…
Bu ay bittiğinde gidecek ve yenisi gelecek, ismini dahi sormadığım sevgilim geldi.
Güzelim derdim hep… Kolay olurdu… Karıştırmazdım isimlerini… Ne de olsa unutacağım isimleri neden ezberleyeyim ki?
Bu arada bütün kadınlar güzeldir yalanını hangi talihsiz söylemiş olabilir ki?
Batacak bir güneşin doğmasına şahit olmuştum daha bu sabah.
Bitecek olan bir gecenin başlamasında şahit olmuş ve hiç uyku arası vermeden geldiği gibi gidişini izlemekte nasip olmuştu.
Zamanı geldiğinde terk edecek bir sıkıntım gelmişti yine.
Su içmek üzere susamaya gidiyorum.
Yarın Salı. Akşam üzeri işten kovulacağımı tahmin ediyorum. Ertesi güne kalırsa da kovulacağımı kesin biliyorum.
Pazartesi günü… Bu akşamüzeri istifa ettim. Ne de olsa ayrılacağım bir işte neden durayım ki…
Yeniden ayrılacağım bir işi bulmak zorundayım.
Sabah erkenden yorulmak üzere koşmaya gideceğim.
Çarşamba gününe inmek üzere binmem gereken bir arabam olacak. İş aramam lazım.
Ama bugün özgür olmalıyım. Barajda tutmam gereken 2 balık beni bekliyor. Kabiliyetimi ve şansımı yanına alıp sazan iğneleriyle 5 dakikada yeme planı yaptığım balık için 24 saat uğraşmaya gitmem lazım.
İşi bitince yıkacağım bir çadırı kurmak için uğraşacağım.
Varmak için yola çıkmam lazım.
İki teker üzerine doğrulup sürmeye niyet edeceğim bir motorum var. Yolda elektrik arızası vermesini bekleyen, benden gelecek telefonla alacağı ‘kendi için’ sevindirici arıza haberiyle akşama evde kaynatacağı çorbanın parasını benim cebimden çıkarmayı hayal eden, ellerini yağsız görmek nasip olmayan tamirci arkadaşımı düşünüyorum.
Ölmek üzere geldim yaşamaya alışıyorum.
Tam alışınca öleceğim.
Yaşarken ölmeliyim ki öldüğümde yaşamım devam etsin.
Düşmek için sandalyeye çıkmak böyle bir şey olmalı...
Terk etmek için sevgili edinmek.
Yolmak için çiçek dikmek.
Ben silmek için yazıyorum aslında.
Geçen gün boğulmak için girdiğim havuzda yüzme ile barışıp kıyıyla buluşunca ölme sıramın gelmediğini anlamıştım.
Şah bulup mat etmek için uğraşıyorum.
Devirmek için padişah seçiyorum.
Soymak için zengin ediyorum.
Harcamak üzere kazanıyorum.
Artık dalları kurumuş bu ağacın altından gitme zamanı.
Gitmek için gelmiştim zaten.
Vermek için aldığım nefes gibi yani…
Ölmek için doğmak gibi bir şey…
Yorumlar
Gitmek için Gelmiştim Zaten...
Paz, 26/08/2007 - 14:55 — yusa ırmakBir sis içinden, ya da son günlerinin şafağını sayan asker edasıyla söyler gibi söylemişsiniz, türkünüzü ya da şiirimsi yazınızı... Bir sıkıntı ve çile iklimini tanıtmak için ilmek ilmek dokumuşsunuz mısralarınızı. Bu havayı uzaktan da olsa solumak bile bahtiyarlıktır kanatiacizhanemce...
Şiiriniz duygu ve his yüklü. Duru bir söyleyişiniz var ayrıca. "Düşmek için çıktığım bir merdivendi oysa…", "Terk etmek için sevgili edinmek", "Ölmek üzere geldim yaşamaya alışıyorum.","Su içmek üzere susamaya gidiyorum."
aynı iklimden soluduğunuz kelimeleri birer gül gibi toplayıp resmetmişsiniz dizelerinizde...ve bunlar kenetlenmiş satır aralarına ki türkünüz tam anlamıyla yekparelik arzı endam ediyor... İmajlarınızdaki bu sayılan kelimelerin akis akis yansımasıları en son bölümdeki "Ölmek için doğmak gibi bir şey…" mısraların adeta düğümü ve bağlamı olmuş... Yalnız teknik açıdan biraz daha çalışmalıydınız şiir üzerinde. Meselâ "İşi bitince yıkacağım bir çadırı kurmak için uğraşacağım." ifadesi mısradan ziyade bir nesir cümlesi... “Çıkmak için gireceğim çay bahçesinde oturdum.” da öyle.. Bu tarzda eksiklikleri gidermenin tek yolu, seçilen kelime ve terkiplerin şiir müzikalitesi taşımasına dikkat etmektir...
Sizden sevinç ve ümit ufkuna kanatlanmış- ve bizlere hayalın güzel yanlarını da fısıldayan, büyülü söyleyişlerle ruhumuzu mest eden şiirler bekliyoruz... daha nice "Gitmek İçin Geldim" başlığı ve farklılığı adı altında şiir geleceğini ve düşündürdüklerinizle bizleri nice farklı düşüncelere salık vereceğinizi ümit ediyor sevgi ve selamlarımı sunuyorum..
“Ben yokum, Biz’i sizlerden öğrendim. Şimdi sizlerde her bir ben ile biziz.”
Ha Hasan'a, ha sana...
Paz, 26/08/2007 - 19:08 — emre şimşek (doğrulanmadı)Abdurrahim hoca ‘nın(Karakoç) Hasan’a Mektuplar serisi için söylediği çok ünlü bir sözü vardır:
“Mektup yazdım Hasan’a
Ha Hasan’a, ha sana !...”
Hasan Körük…
Bu isme aşina değilim. Sanırım dergilerde yazmıyorsunuz. Gayrı tanıdım, takipteyim. Siz de kendinize, yani Hasan’a yazmışsınız; ama bize de inceden inceye gereken mesajı vermişsiniz.
Bir defa :
“bitti ve başladım” ile söze başlayan kalem “Ben buradayım” diyordur çığlık çığlığa. Duymamak mümkün mü ?
Yazınızda öne çıkan bir çok, hani nasıl derler : damar ifade vardı:
“İşi bitince yıkacağım bir çadırı kurmak için uğraşacağım”
“Çıkmak için gireceğim çay bahçesinde oturdum”
“Gitmek için gelmiştim zaten
Vermek için aldığım nefes gibi yani… “
“Ölmek için doğmak gibi bir şey…”
Ama bir söz var ki, altına imzamı gözümü kırpmadan atıyorum:
“Ben silmek için yazıyorum aslında”
Ben de Hasan Körük, ben de…
gitmek için gelmek...
Paz, 26/08/2007 - 23:30 — deniz sahraÇıkaracağım ayakkabılarımı giydim ve yürüdüm. Bu yürüyüşlerde tanıyorum ölmek için doğduğum hayatı. Her varlık ip uçlarıydı gitmek için gelinen bu yerde. Vahşi bir aslanın yavrularını besleyişinde gördüm Rahmeti, kapamak için açtığım televizyonda. Çıkmak için girdiğim çaybahçesinde, seyrettim dağların doruklarındaki Celâli. Yemek için beslediğim bir elmanın, şeklinde, tadının ve renginin dağılımında gördüm Adl'in başka bir yönünü. Vermek için aldığım nefeste tanıdım, Hayy olanı. Kirletmek için temizlediğim odamda farkına vardım, Kuddüs olanın işleyişinin. Bitirmek için yaptığım yemeğin tadında anladım, Rezzak olanın tasarrufunu. Solması için ektiğim lalelerde anladım, Cemil olanın güzelliğini. Batmak için doğan güneşte hissettim, Bâki olanın varlığını. Gitmek için gelmiştim.Ama gelişlerin boş olmadığını O'nu fark ettikçe anladım.
Bu yüzden ayrılıktan saydık O'nu hatırlatmayan sevgiliyi. Sevgili yoldaş olandı, düşüşlerde elden tutandı. Gitmek için gelinen yerde, gidişlere hatırlatıcı olandı.
Her şey helak olup gidicidir, O'na bakan yüzü müstesna.
sağolasınız Hasan Körük.