
Sami Yusuf İstanbul’daki ilk konseri Feshane’de
İslami müziğin sevilen ismi Sami Yusuf, İstanbul’daki ilk konserini Feshane’de verecek. Sanatçı, Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Binbir İstanbul Uluslararası Feshane Ramazan Etkinlikleri” kapsamında 15 Eylül Cumartesi akşamı sevenleriyle buluşacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından Feshane Uluslararası Fuar Kongre ve Kültür Merkezi’nde 13 Eylül–14 Ekim 2007 tarihleri arasında düzenlenecek “Binbir İstanbul Uluslararası Feshane Ramazan Etkinlikleri”nin ilk haftasında dünyaca ünlü sanatçı Sami Yusuf sevenleriyle buluşacak. Bugüne kadar uygun bir atmosfer yakalayamadığı için İstanbul’da konser vermeyen sanatçı, “Binbir İstanbul Uluslararası Feshane Ramazan Etkinlikleri” kapsamında Feshane’de sahne alacak. 11 Eylül Salı saat 14.00’de İstanbul’a gelecek Sami Yusuf, 15 Eylül Cumartesi saat 21.00’de Feshane bahçesinde konser verecek. İstanbul’a olan hayranlığını her fırsatta dile getiren sanatçı, geçen yıl düzenlenen Feshane Uluslararası 2006 Yılı Ramazan Etkinlikleri”ne katılmış tarihi mekanın atmosferinden etkilendiğini açıklamıştı. 50 bin kişinin katılması beklenen konsere yoğun kalabalık nedeniyle giremeyenler Feshane’nin birçok noktasına kurulacak barkavizyonlarla konseri izleme imkanı bulabilecekler.
Dünyanın sayılı müzik okullarından Londra'daki Royal Academy of Music'ten ders alan ve birçok enstrümanı çok erken yaşta çalmaya başlayan İngiliz sanatçı Sami Yusuf’un müziğinde birçok kültürün etkisini görmek mümkün. İngiliz, Arap ve Azeri kültürünün bir araya gelmesiyle yeni bir tarz yakalayan sanatçı Türkiye’de ciddi hayran kitlesine sahip.
Sami Yusuf Kimdir?
On sekiz yaşındayken dünyanın en prestijli müzik kurumlarından biri olan Londra Kraliyet Müzik Akademisi’nde bestecilik alanında çalışmalarını yürütmek için burs kazanmış müzisyen.
Temmuz 1980 doğumlu, müzisyen bir ailede yetişmiş ve müzik hocalığını daha genç yaşlardan itibaren babası yapmıştır. Müzik teorisi ve Orta Doğu makamları hakkında da çok geniş bilgilere sahip olan Sami Yusuf davudi sesi, güçlü yorumu ile başta İngiltere olmak üzere Avrupa ve Uzakdoğu’da ciddi bir dinleyici potansiyeline sahip oldu. Sadece Türkiye'de değil, hemen hemen tüm İslam ülkelerinde ve yanısıra Amerika, Avrupa ve Avustralya kıtasında büyük bir dinleyici potansiyeline hitap etmektedir. Sami Yusuf evrensel tınılara yer verdiği albümünü farklı dillerle seslendirmiş, bu sayede farklı kesimlere ve farklı milletlere hitap ederek çalışmalarına evrensel bir boyut kazandırmıştır.
Yorumlar
''Sami yusuf '' kimliğine
Pzt, 10/09/2007 - 12:55 — Zübeyde Kavak''Sami yusuf '' kimliğine dikkat çekilmesi gerektiğini düşünenlerdenim.Üç kültürü ve yüklendiği misyonu, sanatla dile getirişi ile tüm dünya müslümanlarını kucaklayacak, donanım ve muhabbetle ne kadar da başarılı biri o.
Sami yusuf kendisinin de ait olduğu kültürleri (İngiliz,Arap,Azeri) o kadar güzel homojenize etmiş ki, hitap ettiği dil ve üslubla onu hem batı müslümanları, hem de doğu müslümanları beğenerek dinliyor..
Sami yusuf kültürler ve medeniyetler arası uyuma güzel bir örnektir aynı zamanda.
Bazıları, cins ayrımcılığı çabası ve hevesinde, tahkiri kendisine meşru gösterip,ayrılıklar yaratırken, SAMİ YUSUF milyonlarca ayrılığı biraya getirip muhteşem sentezler kuruyor.
Ondan ders alınması gereken şeyler var sanırım!!!!!
Kardeşliğin ve dayanışmanın sağlanmasında Sanat'ın da ne kadar önemli bir fonksiyonu olduğu dikkatlerden kaçmıyor tabi ki.
Sanat'ın ve hoşgörünün birleştiği 15 Eylül 07 cumartesi günü feshane de olabilmek dileğiyle....
Sevgiyle.....
sami yusuf da aynaya bakıyor..
Per, 13/09/2007 - 17:33 — Sümeyye Şenocakyeşil pop deniyor yaptığı müziğe. sesi iyi. keşke daha farklı işler de yapsa denebilir en fazla. ama bahsetmek istediğim şey bu değil.
ilk çıktığı sıralardı sanırım, bir proje yüzünden araştırma yapmıştım hakkında. röportaj konusunda çekimserdi. bütün konuşmalarında evli olduğunu, görücü usulüyle evlendiğini, eşini evlendikten sonra tanıdığını ve aşık olduğunu söylüyordu. bunu söylemek onun zırhı gibiydi. bir nevi, meşhur oldum ama şımarmadım, diyordu işte. eşinin onu kıskanmadığını, çünkü başka bir kadına asla bakmayacağını söylerken yüzünü öne doğru eğen, yanakları kızaran bir çocuk.
yusuf islam ı gördük ama biz. islamı seçtikten sonra asla müzik yapmayacağını söyleyen, gitarını kıran adam, zamanla müziğe farklı bakmayı denedi. öncelikle enstrüman kullanmadan dini müziği denedi. sonra biraz enstrüman kattı. din değiştirdikten sonra hiçbir kanala röp vermeyen, heleki fotoğraf çektirmeyi hiç istemeyen yusuf islam, zaman geçti dini müzik kasetlerine kendi resmini de koydu, kameralara el de salladı.
bunu yapmamak zorunda değildi. ya da yaptığı için suçlu değil. ama değişimi hesaba katmaktan bahsediyorum.
sami yusuf un son röportajını izledim geçenlerde. sırt kısmını öne aldığı sandalyeye ters oturmuş, saçlarını savurarak bahsediyordu. aşktan, müzikten, fikirlerinden. kamera orda yokmuşcasına deri ceketinin kollarıyla oynarken sorulan soru hakkında düşündüğünü de belli etti ve cevap verdi programcıya. "yaptığım müzik evrensel. hedef olarak bir grup yok kafamda."
sami yusuf bir garip çocuk. eli yüzü düzgün. zamanında uğur arslan ın katıldığı gecelerde, konserlerde kendilerini yıpratarak sahneye koşmaya çalışan kesim artık sami yusuf u görmek istiyor. çok mu genelleme oldu, "başörtülü kızların fanatikliği" üzerine çok mu gidiliyor, bilmiyorum.
bildiğim şey, artık sami yusuf un aynaya daha sık baktığı.