renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

İki Tarih, İki Denklem: 11 Eylül-12 Eylül

11 Eylül, Amerikan şizofrenisi ve Amerikan paradoksu olarak karşımızda soru işaretleriyle dururken; 11 Eylül üzerinden unutturulmak istenen 12 Eylül ise, yalnızca “bizim” değil, dışarının da yüksek ilgi ve alakâsına mazhar olmuş bir tarihtir. 11 Eylül, Amerikan despotizminin, bugün itibariyle kendisini mazlum bir tarafa yerleştirme sorunudur artık. Sorunun ne olup, ne olmadığını, yalnızca kendisi dışında aramaya kalkan mevcut Amerikan yönetimi, 11 Eylül’ü kendi cephesi doğrultusunda propaganda aracı olarak kullanmaktadır. 11 Eylül tarihi, Amerika için, kayıp bir tarih olarak gözükse de, kazançlı bir vaziyet edinilmiştir. 12 Eylül ise, halen daha kayıp bir vaziyetin, muğlaklığı ve kayganlığı üzerindedir. 12 Eylülcülük olarak adlandırabileceğimiz hal durumunun karşısında durmak, çeşitli ihanet kodlarıyla beraber anılmaktadır ne yazık ki… Darbeci olmakla, askerci olmak arasında gel git yaşayanların; 12 Eylül’ün verdiği kayıp olma durumunu anlayamayacağı aşikârdır. Ki onlar sadece, bugünün aldatmaca, göz boyayan; şöyleydi, böyleydi, müdahale ettik düzeldi, ikna turlarıyla avutulmaktadır.

12 Eylül; Türk siyasi tarihinin, asla ve katiyen unutulmayacak olan bir tarihi olmakla birlikte, Türk sosyolojisi için de, dünü ve bugünüyle başlı başına bir inceleme konusudur. Çünkü oradaki ruh hali, bugüne yansımıştır. 11 Eylül sonrası nesil ise, 11 Eylül’ün getirmiş olduğu, Büyük Amerika ve büyük Amerika barışı, propagandalarıyla büyümektedir. 12 Eylül psikolojisini üzerinden atamayan bir kuşağın yeni nesli, 11 Eylül psikolojisi ile yaşamaktadır. İkisinde de, “şiddet” ön plandadır. Hamasi güdülerle beslenen, afyonlaştırılmış batı Hümanizması, gözünün önünü görmekten ziyade, çok farklı bir dünya sunmaktadır insanlığa. 12 Eylül’ün şiddeti ardından, bir beyin işkencesi ve ruh felci yaşayan Türkiye insanı, 12 Eylül’ü doğru, dürüst ve gerçekçi olarak tartışamadan, çözemeden, 11 Eylül’ün çetrefilli yüzüyle buluşturulmuştur. Halen daha nereden kalktığı bilinemeyen 11 Eylül intihar uçakları, Amerikan yönetimini ve onun destekçisi kapitalist lobileri, vahşileştirirken, doğuyla birlikte İslâm biraz daha –ötekileşme vaziyeti almıştır. Az gelişmişlikle suçladıkları batı dışı topraklar, askeri darbe ve yönetimler de bahane edilerek, tuhaf bir dünyanın eşiğine çekilmek istenmektedir. 12 Eylülcülüğü tenkit ederken, Amerikan yönetiminin ve batı emperyalizminin propaganda malzemesi haline gelenler için, iki tarafta da durmamanın çaresi, her iki tarihi de beraber incelemekle mümkündür. Biri 12 Eylüldür: Süngüler, “anarşit”lere müdahale etti gibi gözükse de, 12 Eylül’ü doğuran sebep ve sonrasından işkencehâneler de yaşananlar, ciddi şekilde sorgulanmalıdır. Diğeri 11 Eylüldür. Bizim dışımızda gözükse de, direk batı dışı topraklar dahilinde olan bu mevcut bunalım, içinde bulunduğumuz coğrafyayı direk olarak etkilemiştir. “Demokrasi bombaları”, kendi bahanesini bulmuş, kendisinden ziyade her ne varsa, demokrasi bombaları yoluyla etkisizleştirmek istemiştir.

Amerikan yönetiminin ve ecnebileşmiş, gâvurlâşmış batılının, taarruzunu hızlandırdığı, yeni bayraklar ve yeni sancaklar armağan ettiği, bölgelerle oynadığı, İslam’ı terörize etmeye çalıştığı, kendisi dışında gelişmiş görmediği, sermaye olarak da vahşileştiği ve insanlıktan çıktığı bir tarih olarak anılacak olan 11 Eylül’ü, 12 Eylül ile aynı güzergaha sokan sebepler benzerlik içerisindedir. Biri dünyaya yüksek paranoya duygusu armağan ederken, diğeri de içeride beyinleri kemirmiş, beyin iflasını gerçekleştirmiştir.

Her iki tarihin karşısında da durmalıyız, durabilmeliyiz. Canı yanan(ya da kendi canını yakan mı deseydik) Amerikalı; saldırıyı, Haçlıya taarruz olarak algıladığı için, modern bir Haçlı ordusu ile her coğrafyanın ev sahibi olmaya kalkmaktadır. 12 Eylül ise, şiddet ve korkuya gebe kalmıştır. Her iki tarihte, dokunulmaz bir put olmaktan ziyade, sorguya tabi tutulmalıdır. 11 Eylülzedeleri, ne kadar mazlum değilse, 12 Eylülcü zihniyet de masum değildir. İkisi de kirli ve bulanıktır. Bu kirden, bu pastan, bu bulanıklıktan, -şizofreni bir vaziyet almadan- çıkış yolu için çalışılmalıdır.