Saat gece yarısını geçtiği zamanlarda, sokağın köşesindeki davul sesiyle başlar ilk sahur. Olanca gücüyle gerilmiş deriyi çomakla buluşturur davulcu. Bildiği popüler şarkı ve türkülerdir çınlattığı. Notaya bağlı kalmaksızın, ritmi yakalama telaşındadır. Birde ve en önemlisi herkes duymalıdır bu sesi. Ama davulcunun tüm çabasına rağmen duymamaktır çocuklar. Çünkü “ramazanda çocuk olmak” bunu gerektirir. Uykunun en derin yerinde şafkatli bir elin dürtmesi seni. Sıcacık bir sesin “Hadi yavrum kalk sahur oldu” demesidir. Ramazanda çocuk olmak. Kimbilir hangi oyuna ara vermektir, hangi oyuncağı oracıkta bırakmaktır rüyalar aleminde de olsa.
Gözlerini ovalayarak kalkamamaktır ramazanda çocuk olmak. Ama yinede direnmektir uykuya. Çoğu zaman yüzünü bile yıkamadan oturmaktır sofraya. Ne yediğini nasıl yediğini bilmeden atıştırmak ve tekrar soğumadan yatağın, el yordamıyla bulmaktır. Ama havası vardır ertesi gün, ne kadar zor olsa da dün geceki sahur. Mahalledeki çocuklar arasında bir itibar meselesidir. Oruç olan delikanlı gibi durmaktır onların arasında.
Tatlı hatıralardır ramazanda çocuk olmak. Bütün ilmihal kitaplarının dışında, “tekne orucu” diye bir şeyin olmasıdır hayatında. Direğe bağlanan oruçlardır. Gazete kağıdının üzerine konabilen oruçlarının olmasıdır, öğlen yemeğini atıştırırken. Sonra bırakılan yerden yada bağlanan direkten alabilmen ve kaldığın yerden devam edebilmendir ramazanda çocuk olmak.
Ağlamaktır ramazanda çocuk olmak. “Anne neden çöpe attın orucumu” diyerek. Öğlen yemeğini yerken gazetenin üzerine koyduğun oruç hala gazetenin üzerindedir senin için, ama annen o gazeteyi buruşturup çöpe atmıştır. O zar zor sahurda biriktirdiğin en değerli varlığının çöpe gittiğini görünce çığlık çığlığa ağlamaktır ramazanda çocuk olmak. Ama her şeye rağmen çöpten alabilmektir orucunu. Gazeteyi açıp orucuna kavuşmak tatlı bir gülümsemeyle kaldığın yerden devam edebilmektir. Ramazanda çocuk olmak, sadece çocuk olmaktır çocukca durabilmektir hayatın karşısında.
Akşamı iple çekmektir her şeye rağmen, ve akşam herkesten önce oturmaktır iftar sofrasına. Elinde kaşık çatal herkesten çok önce beklemektir hocanın vereceği “Allahuekber” sesini. Eğer fazla acıkmamışsan enerjiksen ve sokaktaysan üç beş kafadar bir araya gelmek.
-“Patt” diye bağırmaktır. Böyle yaparak iftar topunun taklidini yapmış oluyorsun aslında. Ama bunu senden ve etrafındaki arkadaşlarından başka kimse bilmeyecektir. Senin niyetin aslında bu sesle insanları vaktin geldiğine inandırmaktır. Ama kimse bu sesi duymamıştır. Duysa bile o sese inanacak kadar inancı zayıf değildir. Ama sen inanmaya devam edecek ve her fırsatta bu numarayı deneyeceksindir. Ama ramazanda çocuk olmak zaten bunun böyle olduğuna inanmaktır.
Ve teravihlerin olmasıdır ramazanda çocuk olmak. En çocuksu yanlarının orda saklı olmasıdır.
Teravih namazında ön saftaki arkadaşına “ şiit lan nuri” diyebilmektir. Ön saftaki arkadaşının çorabını herkes secdedeyken çekebilmektir. Hoca “…veleddallin” dediğinde hep bir ağızdan olanca gücünle “ AMİN” diye bağırmaktır.
Aralarda bir yerde “tısss” deyip kikirdemek, ve ne kadar çocuk varsa camide onları bu sesin tılsımına çağırmaktır. Sonra otomatik komut almışcasına kikirdemeye devam etmektir. Namazın neresinde olursa olsun bir kahramanın çıkıp selam verildikten sonra o kocaman elini ensenle buluşturması, “şırank” sesini camide herkesin duymasıdır. Ama yılmamaktır “ramazanda çocuk olmak”. Bir sonraki dört rekat arasında yine gülümseyebilmektir. Hemde enseye tokat atan adamın koltuğunun altında. Çünki o kahraman amca, seni çekip almıştır çocuk korosunun arasından, “gel bakıyım kerata” deyip. Ama orası her ne kadar güvenli bir bölge olsa da, caminin o güzelim havası her yerde aynıdır. O muhabbet sinmiştir her anına. Hangi noktada olursa olsun sen çocuksun, hangi safta bulunursan bulun sen yine ramazanda çocuktursun.
Bazen zar zorda olsa oruç tutmaktır, babaanne yada dedenin sırtında akşamı etmektir. Üç kuruşa satmaktır sonra orucunu. Bir öpücüktür bu alışverişin protokolü ve sen karşılığında dedenden dünyaları almıştırsın. Bu bazen bi ayakkabı, bazen bir oyuncak bazen üç beş kuruş paradır. Ama iyi bir alışveriştir nihayetinde. Ayrıca o iftarın bir başka olmasıdır. İyi iş yapmış bir tüccar gibi durmaktır sofrada, ramazanda çocuk olmak.
Teravih sonraları sokaklarda olmaktır ramazanda çocuk olmak. Takkenin hafif yana kayması. Hakkahalarla gülebilmektir. Birbirini çimdiklemek. Yalandan öksürmek. İçindeki çocuğun “ramazan yüzünü” ortaya çıkarmaktır. Bayrama yaklaşan günlerde yani arefede mahallenin çocuk korusunu toplayıp etrafına. Tanıdık tanımadık demeden çalmaktır kapıları ve bağırmaktır avazının çıktığınca.
- “Memecimin giliği, amin amin kırk gilik” Gülen yüzler görmek karşında ve avuç dolusu şekerlinin olmasıdır. Ve naylon poşetler dolusu şekerle ve birazda harçlıkla, ganimetine kavuşan komutan gibi karşılamaktır bayramları, ramazanda çocuk olmak.
Onsuz olmaz, o olmadan asla olmaz. Çocuk cıvıltıları ve kıkırdıları olmadan kılınacak namazın tutulacak orucun tadı da olmaz. Onlar olmayınca "ramazanlarda çocuk olmaz". O çocuklar olmayınca yarınlarda ramazanlarda olmaz…
Yorumlar
Ramazan çocukluğu
Per, 20/09/2007 - 14:05 — Şadan ErcanÇocukluğumda anne-babam akşam namazından sonra sokakta olmama müsade etmezlerdi. Onlar da atalarından öyle görmüşler. Nitekim sünnete de uygun bir uygulamadır.
Amaa.. mubarek Ramazan ayı bunun istisnası idi. Teravih namazına gitmek için biraz erken çıkardık, namaza gidene kadar çeşitli oyunlar oynardık. Uzun eşek oynadığımızı iyi hatırlıyorum. Fakat namazdan da kaytarmazdık. Bazen annemlerle beraber cami dolaşırdık, civarda farklı camilere giderdik.
Terbiyemiz gereği namazda yaramazlık yapmaz, bunun günah olduğunu bilirdik (Allah (c.c) anne-babamdan razı olsun-amin) ama kimi çocukların yaptığı maskaralıklara dayanamayıp güldüğümüz de olurdu. O zaman onların yanından ayrılıp başka yerde namaza devam ederdik ya da büyükler duruma müdahale ederdi.
Uzun ve sıcak yaz günlerine rastgelmiş olmasına rağmen hiç şikayet etmez, bilakis tam gün oruç tutmakla iftihar ederdik hatta birbirimizle yarış ederdik.
Kaç gün tuttuğumuzu sayardık. Daha küçük yaşlarda da başından, ortasından ve sonundan 3 gün tuttuğumuzda tamam olurdu.
Biz çocukken de Ramazan'ı severdik, heyecanla beklerdik...
Ramazan da bir grup çocuk
Per, 20/09/2007 - 23:11 — Tekin KaragözLisede önümdeki safta her teravih sonrası vitr namazının son rekatında birileri yanılır ve ruku ya eğilir.. Ramazanda çocuk olanlar usanmadan her fırsatta buna gülerler. 5/6 yaşlarında biri gülmenin dozunu kaçırır ve kahkaha atar. Yanında ondan belki bir iki yaş büyük Ramazan çocuğu der ki;
- Olum çok güldün bak ben duydum.. hem namazın bozuldu hem abdestin..
(Bizimkilerde..)
gülmek
Per, 20/09/2007 - 23:27 — okan şahin10 yaşındaki oğlumla teravihe gidiyorum. onun öyle davranışları oluyor ki benim de gülesim geliyor hatta bazen gülüyorum. mesela cami içerinde her namaz sonrası yer değiştiriyor. neden yaptığını soruyorum: uzun zaman bir yerde kalamıyorum diyor. bu aralar camide arkadaşları ile birlikte dediğiniz türden namazı oyun haline getirdiler. yaşlı amcalar inş. kovalamazlar :)) selamlar.
ramazan'da camiden kovulmak, şam'da camide top oynamak...
Cum, 21/09/2007 - 09:24 — Yunus Emreen çok üzüldüğüm nokta bu... ramazanda dahi çocukları camiden kovan yaşlı ve sert amcalar olurya, sanki sadece onların kıldığı namaz kabul oluyor varya :)
sanki namazda onlar gibi sert olmazsak namazımız kabul olmaz :)
hamdolsun, çocukluğumu doya doya yaşadım. geçen sene suriye'ye gittiğimde "keşke çocukluğumu suriye'de şam'da geçirseydim" diye geçiriyordum içimden... şam'da camilerde çocukların cirit attığını, top oynadığını, aynı zamanda hafızlık yaptığını, uyuduğunu görünce çok sevinmiş hatta oyunlarına dahil olmuştum :)
bizlerde cami, cami fonksiyonundan çok uzak maalesef. Ramazan'da camilerin neşesi çocuklara keşke kızılmasa. zaten tam camiye alışma önemi... biz alışma döneminde tokadı basıp evine gönderiyoruz...
keşke tüm çocuklar, en azından ramazan'da çocukluğunu yaşayabilseler...
selamlar/sevgiler
ulvî ukdenin câm nedâmeti
-- http://tenkafesi.com --
ulvî ukdenin câm nedâmeti
-- http://tenkafesi.com --
cocuk ve ramazan....
Cts, 22/09/2007 - 11:55 — medine doganBugun ramazan on. o kadar hizli geciyor ki, urkmeye basladim...
Ilk ramzanim sicak temmuz aylarinda yaz tatili icin gittigimiz koyumuzde idi. Once yarim oruc tuar buyulere satardik. Sonra tum tutmaya basta ortada ve sonda tutmaya baslayinca kiyamazdik orucumuzu satmaya :) Köyün imami ogretmeni sira ile bir evde iftara cagrilirdi. birkac komsuya yemek verilmeden, bir kac cesit yemek komsulardan gelmeden gecen iftari hatirlamiyorum.... kusluk vakti anneler camide sohbet dinler cocuklarda derslerini ogrenirlerdi. ogle sicaktan disariya cikilmazdi... hareketlilik ikindi vakti baslardi.....
Biz cocuklar en yuksek yere cikar, suyumuzun icine buz katarak, ezani beklerdik.... teravi namazlarinda caminin avlusunda annelerimizin arkadasinda uyukluyarka kilardik....
sahur vakti herkes birbirini uyandirirdi. saat kullanilmazdi ama annelerimiz vakti cok iyi bilirdi.
Bazen gunduzleri Haleb, Sam radyosu dinlerdik. anlyanlar olurdu. o yuzden yorumunuzun altina yazdim. Her daim ramazan ve Sam i yakin buldum. Radyolarda Istanbul icin iftar vaktini dinlerdik... Radyo tek iletisim aracimiz idi. O yuzden radyoda aslinda bir parca ramazan demektir benim icin.....
Simdi canak anteller araci ile Turkliyedeki ramazanlar evimiizn icinde. Istanbul icin iftar vakti ile birlikte gosterilen Sultan Ahmet, Suleymaniye....Kalbimize heyecan katiyor...
Selam ve dua ile......
Çocuk Ramazanlar :)
Cum, 21/09/2007 - 11:55 — Büşra Cahide" Onlar olmayınca "ramazanlarda çocuk olmaz". O çocuklar olmayınca yarınlarda ramazanlar da olmaz…"
Yazınız çok samimi, sıcacık. Çocuk Ramazanlarımın tatlı hatıraları geldi aklıma bir bir, sağolun. Elinize , gönlünüze sağlık. Hele ki büyüklerimizin, orucumuzu unutturup yedirme çabaları, atıştırmaların ardından oruçlu olduğunu hatırlayan biz çocukların samimi üzüntüleri... Bazı şeylerin insanın hayatında sabit bir yere oturması, çocukluğunda yaşadığı güzelliklerle direk bağlantılı bence.
Ben de 4 yaşındaki kızımı götürdüm bu yıl ilk teravih namazına. Gidişi, dönüşü, kılmaya çalıştığı namazı herşeyiyle çok keyifli bir camii deneyimi yaşadığını düşünüyorum. Artık yaşlılarımız da, bizim zamanımızda ki kadar çatık kaşlı olmuyorlar sanki.
çocuklu ramazanlar
Cum, 21/09/2007 - 23:53 — bilal tırnakçı"bu yazıda geçen olayların tamamı gerçektir" geçtiğimiz yıl ramazanda yaşanmıştır ve namazımı fesada veren çocuklara verilmiş bir söz üzerine kaleme alınmıştır. Siz madem namaz boyunca bunları yaptınız bende sizi aleme ifşa etmezsem demiştim ve ifşa ettim.:) Bu güzelliğin yaşması ve yaşatılması ümidi ve duasıyla... Teşekkürler.