renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

"Hayal Meyal" / Tarık Tufan

Hayal Meyal - Tarık TufanAkıl hastanesinde kalan o sarışın, zayıf kız akordeonunu çalarken hep aşkını düşünüyormuş meğer.

Çaldığı bütün parçaları onun hayaline adıyormuş.

Gözlerinden anlamıştım zaten.

Başka türlüsü mümkün değil.

İnsanın ancak aşkı için şarkı söylerken gözleri bu kadar parlar. Hele bu kadar solgun bir yüzle şarkı söylerken birden değişiveriyorsa.

Bir enstrüman çalmayı sırf bunun için isterdim.

Biliyor musun sonbahar gelince İstanbul susuyor bazen.

Bu şehir sustuğunda en çok martılar hüzünlenir.

Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben bir şarkıyı arıyorum.
Ben seni arıyorum.

Yayınevi: Profil Yayıncılık
Adı: Hayal Meyal
Yazar: Tarık Tufan
Genel Koordinatör: Münir Üstün
Genel Yayın Yönetmeni: Cem Küçük
Editör: Elif Avcı
Dağıtım Tarihi: 20 Eylül 2007 Perşembe

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Tarık Tufan Hayal Meyal imzalayacak!

Tarık Tufan 22 Eylül 2007 Cumartesi saat 20:30 Sultanahmet Kitap Fuarı'nda yeni kitabı Hayal Meyal'i imzalayacak.

Hani ilgilenen olur diye söylüyorum:)

Hayal Meyal

MERHABA

Sevgili Tarık Tufan'ı henüz keşfedenlerden biri olarak eserleri ve programlarını büyük bir beğeniyle takip ettiğimi ifade etmek isterim. İki gün evvel sahur saatinden sonra ''ve sen kuş olup, gidersin'' eserinin kırkbeşinci sayfasından sonra çok ağladığımı ''acaba Tarık Tufan'ın gerçek yaşam öyküsü mü anlatılıyor? '' merakıyla bir çırpı da okuduğum eserinin ardından araya başka bir kitapla devam etmeden sabırsızlıkla ''hayal meyal'ı'' alıp okumayı hedefleyenlerdenim.
Ayrıca Cemaat.com sanal okulunu bulmama vesilesi olduğu içinde Tarık abimin varlığını kendi yaşamım da bir kazanç olarak görüyorum.

İyi ki o var! iyi ki cemaat var.!!!

Sevgiyle.....

Yarın Tarık Tufan'la Hayal Meyal konuşmak istiyorum!

İmza günü varmış Tarık Tufan'ın.

Kekeme Çocuklar Korosu, Kraliçenin Pireleri, Ve sen Kuş Olur Gidersin' den sonra çıkan kitabını bir solukta okudum.

Saatçi Nurettin Efendileri evetliyorum.

Nefes Saatçisi Düş Vakitlerini andırıyor.

Tarık Tufan'ın yanında olalım Cumartesi akşam!

Selam ile...

elleri üşüyen kadın çiçeği

kitabı dün gece bitirdim.
ben tarık tufan'ı "kekeme çocuklar korosu" kitabıyla tanımış ve severek okumuştum. "hayal meyal" yine alıştığımız tarık tufan üslubuyla yazılmış.
"ve sen kuş olur gidersin" e biraz benzeyen yönleri var.
yine "gizemli" bir kişilik var. onurlu bir kız var. garip bir erkek var.
okudum ve sevdim...

ama ben kekeme çocuklar korosu'nu diğer tüm kitaplarından üstün tutarım. o kitabının da yeni baskısı çıkmış profilden. güzel de bir önsöz yazmış tarık tufan.

Hayal-Meyal-Kırıklığı

Uzun zaman bekledikten sonra nihayet dün gece okuyabildim kitabı.Henüz bir yorum yapmak istemiyorum.Yine de bu hikaye böyle bitmemeliydi sanki.Bir de kendisine sormak gerek tabi.
İmza gününde buluşalım arkadaşlar.

kalemine sağlık Tarık Tufan

Sahurdan sonra büyük bir merakla bitirdim kitabı...Apayrı bir tat var kitapta...Sonu çok çok enteresan değil aslında ama güzel...Bugün Tarık Tufan'ın yanında olamayacağım malesef, giden arkadaşlardan ricam selamlarımızı iletsinler lütfen...kalemine sağlık ve dahi nefesine...

Tarık Tufan'dan selamlar...

Hamdolsun uzun zaman sonra muhabbet edebildik Tarık abiyle...

Daha geniş konuşabilmek, olayları, düşünceleri irdelemek için randevu bile aldık emre dinç ile...

inşaallah hayırlısıyla buluşuruz, yarın gelemeyeceğini belirtmişti Şadan bey, yarın gelecek arkadaşlara benden de selam söyleyin dedi.

şimdiden söyleyelim, tüm arkadaşlara selamı var...

selamlar/sevgiler

ulvî ukdenin câm nedâmeti

-- http://tenkafesi.com --

T.Tufan imzası :)

Yunus kardeşimde c.tesi Tarık abinin imza gününde yanına gelenleden miş. miş diyorum çünki. ben 20:35 gibi ordaydım, biraz bekledikten sonra (yanımıyorsam zubeyde hanım tüm kitaplarını imzalattırıyor ve arada kitap içeriğinde geçenlerle ilgili sorular soruordu :) Yani tarık abi eğer düş vakitleri programına geç kalmışsa bu sebeptendir :) :P )

Neyse ki sıramız gelmişti. Bende son kitabı hayal Meyali aldım ve imzasını rica ettim :) Merhabalaştık
Çok fazla durmadna ordan ayrıldım. Ben ayrıldıktan sonrada yunusemre ve emredinç kardeşlerim gelmişler :( onlarla bende o sohette olmak isterdim.

Bu arada bu mesajı pazar gecesi yazıyorum... yani toplaşmanın ardından. ilgili başlığa yazarım inş. önce büyüklerimiz yazsın :)

Allah Ellerinizi Bırakmasın...

tarık tufan

hocam sizin denemeleriniz daha güzel n'olur deneme yazmaya devam edin :) kıtabınızda hayırlı olsun

hayal meyal ve gerçek

kitap hayal meyal olsada içinde yaşanmışlık hissi barındırıyor...o da ölüme uzanan yolun bizden geçtiği gerçeği.......ve ölümün...soğuk bir duş etkisiyle bizi derin uykudan uyandırması........

Hayal Meyal...

Cumartesi sultanahmette Tarık Tufan la uzun bir aradan sonra kısa da olsa laflamak hoştu. ''Ve Sen Kuş Olur Gidersin'' kitabı kurguyla gerçeğin çok güzel harmanlandığı ve neyin kurgu neyin gerçek olduğu çokta anlaşılmayan bir kitaptı. Ancak benim gibi Tarık Tufanı Düş Vakitlerinden uzun soluklu takip edenler en azından kitabın bazı yerlerindeki gerçekleri yakalamışlardır diye düşünüyorum...
Hayal Meyal bana daha kurgusal geldi. Kitabı cumartesi gecesinde bir solukta okuyuverdim.Aslında bazı kitaplarla uzun süre başbaşa kalmak ister insan. Bir sevgili gibidir o kitap sizin için ve onunla uzun süre başbaşa kalmak istersiniz. hemen bitmesini istemezsiniz. Tarık Tufanın kitaplarına hep böyle başlarım ama bir solukta bitiverir nedense... Hayal Meyal benim için hoştu ama Ve Sen kuş Olur Gidersin daha hoştu. Daha keskindi. Ancak Hayal Meyal in en önemli yanı bence kitabın insanı şok eden sonuydu. Yani kitabı okurken öyle bir son kesinlikle beklemiyorsunuz. Kitabın son iki sayfasında ''nasıl yani'' falan diyorsunuz... :))

Tarık Tufan! Evet!

Tarık Tufan;

Çok teşekkür ederim, çok sağol, çok teşekkür ederim.

Varlığın, dostluğun, içtenliğin...

Mozart'la Hayal Meyal!

Gecenin sahur öncesi ve sahur sonrası kısmında çok özel bir esere, seyre dalabilmenin heyecanı ve aceleciliğiyle, ellerimde hayal meyal ve kulaklarımda Mozart’ın greensleeves’ı eşliğinde hayal meyal dünyasına giriş yapmıştım o an. Kulaklarımının ve yüreğimin birlikteliği ve gözlerimin de birkaç damla yaş ile bu duygusallığa katılmasıyla tam bir hayal meyal insanı olmuştum.
Öykü'nün görünmez kahramanlarından biri oldum sanki.
İlknur’la o gencin aslında hiç yaşanmamış olan çay bahçesi'ndeki konuşmaları ‘’senin insanlara anlatacağın bir acın var mı?’’ sorusu da beni etkilemişti bayağı.
Öykünün sonunda Fikret kızılok’un sensiz olmaz’ıyla ilknur’un akla gelmeyecek bitimi beni biraz daha üzdü ve de şaşırttı.
Acıklı bir hayatı okumanın hüznüyle buruk bir gece geçirdiğimi söyleyebilirm.

Bir öykü kitabı, okuyucuyu etkilemeyi başarmışsa, bence o kitap okunmaya değerdir
Ve o kitap başarılı olmuştur.
Eserde o kadar etkileyici ve enfes cümlelere rastladım ki; bu sözcüklerin ancak duygusal bir dalgalanmayla, bir hissedişle ortaya çıkabileceği kanısına vardım o an.(sayfa 33-28-69….)
Tarık Tufan’ın hayatının bir döneminde yalnız yaşadığını ve duygularını oralarda biriktirerek bizlere aktardığına inanıyorum.
Sevgili yazar, yüreğine ve kalemine sağlık ve bereket dolsun.
Sevgilerimle

"aşk, benzeşen iki ruhun kavuşmasıdır"

Hayal Meyal kitabının konusu hakkında veya sonunun kanımca nasıl bittiği hakkında, bu duyuru başlığı altında bendeniz de birkaç kelam etmek isterim.

Kitabı okuyunca aklıma ibn haldun'un aşk tanımı geldi: "aşk, benzeşen iki ruhun kavuşmasıdır"

kitaptaki ilknur ile ruhunun uyuştuğu, birbirlerini adeta tamamladığı (kişisel kanaatim) karakter niçin evlenmediler dersiniz? kanımca nefsine cimrilik ederek altından kalkamayacağı bir evliliğe girişmekten, ilknuru yönlendirmekten sıkıldı ve egosuna teslim olarak ilerde pişman olacağı bir karara vardı: ayrılık...

kitabın sonunu bende anlayamadım tam olarak... ilknurun intihar etmesi değil tuhaf olan, doktorun kanser olmadığını ailesine bildirmesi...

ee huzur sokağı kitabı ( filmi birleşen yollar) gibi bitmesini beklemezdik değil mi? :)

selamlar/sevgiler

ulvî ukdenin câm nedâmeti

-- http://tenkafesi.com --

Merhaba

Merhaba
Aşk, benzeşen iki ruhun kavuşması ise; bu benzeşmeyi aşk sahiplerinin ruhlarında kabul buyurması gerekli değil midir acaba??
Öykü'deki gencin gerçekte bu sevgiyi kabul buyurup buyurmadığı konusunda tereddüt'e düştüğünü sanıyorum.
Mahalle halkının, ailelerin ve de ilknur’un idealize ettiği bir birliktelik beklentisiydi İlknur ve o gencin beraberliği. Fakat yazarımız olan o genç, duygularından emin değildi. İlknur’un garip evlenme teklifine ya da onu sevebileceğine olan inancından dolayı nişanlandı.
Fakat ilknur’un dünyasındaki yitirilmişlikler onu depresif ve her şeyi nedenleriyle sorgulamaktan ve de cevaplamaktan çekinen bir kişi olduğunu ve de gencimizin ‘’sürekli nedensiz yaşanan , çözümlenmeyen nereye kadar tahammül edilebilir?? Ben de varım, yeter artık!’’ noktasına geldiği anda bu durum bir karar verme zorunda hissettirdi.
Pişmanlılığı ise; içinde bulunduğu acziyetin gerekliliydi belki de.

Çok akıllıca bir soru!!!
Doktor’un, gencin kanser olmadığını ailesine bildirmesi !!
Genç, gerçekten kanser miydi ? yoksa değil miydi??
Ben gencin kanser olduğunu, son anları yaşadığı ve yakında öleceği algısıyla kabullenip, bitirdim öyküyü.
Anne, hallüsinasyonlar gören ve bu hastalıktan yorgun düşmüş oğlunu, son zamanlarında bir nebze olsun rahatlık vermek düşüncesiyle,hasta olmadığına dair ifadelerle rahatlatmış olabilir.

"Tarık Tufan" Tekrar bizlerle !!!

Sayın Cemaat dostları,
bugün itibariyle Tarık abimizin önümüzdeki hafta sonu tekrar Sultanahmed fuarında bizlerle olacağının haberini almış bulunmaktayım..
İlgililerine duyrulur!

Saygılarımla...

hayal kırıklığı

Açıkcası beni diğer kitapları kadar etkilemedi. Sanki oturmuş ben nasıl bir saatte okuduysam oda bir saatte yazmış gibi biz izlenim vardı. Bir de şu var ki tarık tufanın kraliçenin pirelerinde maykıl ceksınla başlayan bi beyazlaşma yazısı vardı giderek birilerine benzeme üzerine. İddia ediyorum tarık tufan beyazlaşıyor giderek birilerine benziyor giderek popüler kültüre yeniliyor.

tarik tufan

son kitabını okumadım tarık tufanın. onunla ilgili fikrim yok. yalnız ilk iki kitabındaki tarık tufanla sondan bir önceki kitabındaki tarık tufan arasında bariz farklar gördüm. tarık abiyi severim ve sayarım. allah razı olsun kendisinden. ama kanal7 deki iftar programını da sevmedim...

yaa

Yaa ama okumayanlar için biraz fazla spoiler vermişsiniz..ben daha başındaydım da bitirdiniz kitabın heyecanını :( ...

okuyun

siz okumaya devam edin olumsuz etkilenme olmasın. inşallah elime geçerse ben de okuyacağım. sadece düşüncelerimi yazdım. benimki yorumdu işte.

Kekemelik In Lafazanlık Out

"Açıkcası beni diğer kitapları kadar etkilemedi. Sanki oturmuş ben nasıl bir saatte okuduysam oda bir saatte yazmış gibi biz izlenim vardı. Bir de şu var ki tarık tufanın kraliçenin pirelerinde maykıl ceksınla başlayan bi beyazlaşma yazısı vardı giderek birilerine benzeme üzerine. İddia ediyorum tarık tufan beyazlaşıyor giderek birilerine benziyor giderek popüler kültüre yeniliyor."

Sevgili Kemal Korucu'nun yorumlarına maalesef katılıyorum. Tıpkı Selahattin Yusuf gibi Tarık Tufan'da popüler kültüre yeniliyor. Kekeme Çocuklar Korosu kitabından sonra çıkan kitapları iyice tetkik edip okursak anlayacağız ki; bu kitaplar Kekeme Çocuklar Korosu'nun meyvesini yiyor hala. Sırtlarını hala Kekeme Çocuklar Korosu'na dayıyorlar. Ve Tarık Tufan'ın Kanal 7'de sunduğu program maalesef hayal kırıklığına yol açtı. Mustafa Sarıgül karşısında dik bir Tarık Tufan beklerdim, gittikçe kamburlaşan bir Tarık Tufan değil. Ve ilk günlerde konuk olan Ermeni Patriği Mutafyan/yanlış hatırlıyorsam düzeltin/ karşısındaki diyalogvari sözleri çok üzdü beni şahsen.

Beyazlık size yakışmıyor Tarık Tufan. Esmer kalabilseydiniz keşke hep. Ve anti-şövenist bir sözle bitireyim:

"kekemelik in lafazanlık out"

yeni birşey söylemek için
eskitmek mi lazım tüm sözleri

Dünya hayal meyal işte....

Açıkçası yazılanları hayret ile okudum.. hiç bir yazının bir saatte yazılacağına inanmıyorum. Tüm kitaplarını aynı dercede beklemenizi hayret ile karşılıyorum. 12 yıldır radyo programlarını dinliyor ve uzun zamandır yazılarını düzenli olarak takip ediyorum. Tv programlarını da denk gelince izleyebiliyorum. Kekeme Çocuklar Korusu yedi yıl önce yazılmış bir kitap. Orada bir hırçınlık, başkaldırma var. Bu kitabında ise bir kırıklık incinmişlik var. Bu da gayet normal. Hayat insanı incitiyor işte! Bu yaşta Kekeme Çocuklar Korosunu yazsaydı asil tuhf olan bu olmaz mıydı? Açıkçası bize hayatın içinden bir şeyler yaziyor ve söylüyor. Ezbere konuşmuyor ve yazmıyor. Hala onun tüm kalbi ile söyleyip yazdığına inanıyorum. İçtenliğinden hiçbir şey gitmemiş...

Hayatımızda yedi yıl önceki gibi olabiliyor muyuz? Yasadıklarımız bizi cok farklı yerlere götürebilir... Bir insanın bu kadar basitçe değiştiğini söylemek beni şaşırtıyor. Biz göz önünde değiliz. Yaptıklarımız ortada değil. Onun birkaç program ile değiştiğini söylemeyi vicdanim el vermiyor.

Lütfen bir kaç insanımız var onları da bu kadar ucuz harcamayalım.

Eğer gerçekten onu seviyor ve değer veriyorsanız buradan söylemeyin, ona ulaşmanın baska yollarını bulun.

Kendimizi de gözden geçirelim, kendimizle yüzleşelim derim...

Selam ve dua ile...

Popüler Çocuklar Korosu

Değerli medine doğan Hanımefendi. İsminizi ve soy isminizi büyük harflerden mahrum bırakışımın sebebini umarak sözlerime başlıyorum.

Şaşırdığınızı, yazılanları hayret ile okuduğunuzu belirttiğiniz girizgâh cümlesinde ifade etmişsiniz. Bende aynı girizgâhı tercih edeceğim için az önceki kinetiklikle statike ettiğim eyleminizi tekrar dinamize etmeme gerek yok.

Dikkat buyurursanız; ben Kekeme Çocuklar Korosu'nun yanındaki edebi sönüklüğünü savunarak son iki kitabı eleştirirken, içerik yada muhteva farkını sizin anladığınız gibi his yada duygu kritirlerine göre değil, kalite olgusu ve "edebiyat çorbasına kaç dirhem tuz kattı" şirâzesiyle değerlendirdim yada kritize ettim diyelim. Ben çıkıpta "Tarık Tufan ne güzel zincirleri kırıyordu. Şimdi ne oldu da gül dağıtıyor" gibi kıyas etmedim ilk ve son iki kitabı. Zira benim karşı çıktığım yada kritize etmeye çalıştığım şey sizin anladığınızın çok ötesinde. Ben edebi kaygıdan bahsediyorum. Üslup yada tarz kaygısından değil. Ben kaliteyi ve mahallemizin "kekeme" çocuğunu istiyorum.

Ayrıca son iki kitabın, moda olan "arabesk edebiyat tarzı" na daha yakın olduğunu düşünüyorum. Zira siz ve değerli hemcinsleriniz yanlış anlamasın bu tespitimi. Edebi kaygıdan ziyade popülarite ve arabesk duruşla tasavvurunu sürdüren hanımlar zümresi, son iki kitabı erkeklerden daha çok beğendi. Oysa edebi kaygıları had safhada olan hanımlar dışında ilk iki kitabı beğenen karşıt cinslerimize pek rastlayamıyorduk. Bu, her deliğe oturtulacak bir tespit çubuğu değildir ama bu konunun anlaşılması hususunda nirengi noktası hüviyetini her daim koruyacaktır. Nitekim İskender Pala'nın bile satamadığı dönemlerde İsmail Acarkan ve Halit Ertuğrul denilen gözyaşı ve aşk tacirlerinin muhafazakar muhitlerdeki nerdeyse tüm mestureler arasında sirkülize edildiğine şahidim.

Bağlamak gerekirse. Elbette ki her insan her dönem aynı duyguları ve düşünceleri taşıyacak diye bir kaide yok. Bu sirkülasyon sürekli devam edecek. Ama bu sirkülasyon ve anlık değişimler onun kalite konusundaki hassasiyetini azaltmasını meşru kılacak sebepler değildir. Eğer aksini iddia eden varsa, gerçekten bu daha ciddi bir şaşkınlık getirir. Zira İsmet Özel'i düşünelim. Geçirdiği ideolojik metamorfozları onun şiirine hiç dokunamadı. Soldayken de kroşe vuruyordu sağdayken de. İsmet Özel tüm düşüncesini yük seksen derece değiştirdiği dönemlerde bile kaliteden zerre ödün vermemiş ve her yapıtında çıtayı yükseltmişken, Tarık Tufan'ın değişen duygularını son iki kitaptan beri düşen kalite ibresine sebep kılmak abesle iştigaldir.

Ve ayrıca yıldız/yazar/ - göz/okur/ kombinasyonuna binaen Tarık Tufan'ı göklere çıkarmak kadar kaymaya meyil ettiğini gördüğüm an çıkardığım o gökten indirmek te hakkım.

Tarık Tufan, Kekeme Çocuklar Korosu kitabında birşeyin altını ısrarla çiziyordu. Popülariteye her daim karşıydı. Kendi küçük dünyası ona yetiyordu. İş, radyo ve ev üçlemesi ona hep kâfiydi. Boyalı ekranlardan ve şuursuz atölyeleri andıran sahnelerden tiksiniyordu adeta. Oysa şimdi bunun tersine hareketler sergiliyor. Ben istemiyorum herkesin Tarık Tufan'ı bilmesini. İstemiyorum herkesin O'na ulaşmasını. Tuna'nın sûni kiremitleri yerlere düştükçe; Tarık, tufan yapıyordu. İçimdeki burukluğun nedenini anlayamazsınız siz medine hanım.

Ve popülarite karşıtı eserler veren birisinin popüler tezgahlarda libas olma yolunda ilerleyen ibrişim olmasının tezatlığını ve bu tezatlığın içimde neleri parçaladığını tahayyül edemezsiniz.

Sürç-i lisân ettiysek affola.

Saygılarımla.

Arkadaşlar!!

Öncelikle algılayamayanlar için hatırlatmak isterim ki,burda ne Tarık Tufan’ın kişiliği ne yaptığı Tv ve radyo programları, ne de daha önce yazdığı kitaplar üzerine konuşmuyoruz.Hayal Meyal adlı son kitabı ve üzerine yapacağımız eleştiriler düzleminden ayrılmamız gerektiğini şiddetle savunuyorum.Henüz kitabı okumadığını belirterek yorum yapmaya devam eden arkadaşa önce kitabı okumasını,bir saat içinde okuduğunu dolayısıyla bu kitabın bir saatte yazılmış olduğunu ifade ederek,sadece yazara değil yazma eylemine ve emeğe de saygısızlık ettiğinin farkında olmayan diğer arkadaşa da şunu söylüyorum.Efendim madem yazı yazmak bu kadar kolay bir eylemdir,hali hazırda bulunan ve kitap için açılmış “öznesini arayan adam”adlı bloğa değerli eleştirilerinizden istifade edebileceğimiz 5-10 cümlelik bir yorum da siz getirin lütfen.Bunu beklerim açıkçası,herkesin her ağzına geleni yazıp çekilmesini değil.
Henüz kendi ruh aynalarına bakmadan bir insanın zenci mi beyaz mı olduğuna karar verebilenler için ise söyleyecek sözüm yok.

Tarık Tufan dördüncü kitabı yayınlanmış bir yazar olarak,elbette kitabına gelecek eleştirileri bekliyordur ve değerlendirecektir eminim ki.Tabi ki sadece akıl ve vicdan çizgisini aşmamış olanları.

edep yahu...

Sürç-i lisanınızı affetmiyorum. Beni 15 yaşında bir genç kız zannetiniz herhalde. Olaya bu kadar art niyet ile bakmanıza artık hayret bile etmiyorum. İnsanın dünyası bu kadar olunca.... Açıkçası tiksindim....

Selam ile...

Yazılanları okudum da...
Cemaat.com'da Tarık Tufan üzerine bir yazı daha yazmam gerektiğini anladım.
Hani Tarık abinin kullandığı bir cümle var ya, insan anlatmak zorunda hisseder kendini diye...

Yukarıda, Tarık Tufan üzerine yapılan yargıları görünce, bir de ben anlatayım Tarık Tufan'ın düşünce dünyasını sizlere... Kekeme Çocuklar Korosu'nu en az on defa, Kraliçenin Pireleri ile Ve Sen Kuş Olur Gidersin'i en az beş defa okumuş biri olarak. Sanırım Tarık abiyi anlıyorum. Bu yüzden bir yazı yazmak istiyorum burada. Bir de ön yargısız, bir de mü'min duyarlılığında olalım istiyorum hepsi bu.

Yazı en kısa zamanda burada olacak inşallah.

yorumlamı-yorum

İştahımız var diyelim
Hep taş toprak mı yiyelim.
Soframda her zaman hava,
Demir, kömür, ve de kaya!

/ Arthur Rimbaud - Açlık /

yeni bir şeyler söylemek için
eskitmek mi lazım tüm sözleri

umarım soru işaretlerini gidermişimdir

öncelikle sözlerimin yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. ben tarık tufan kitabını bir saatte yazmış demedim. sözlerimi tekrar ediyorum "Sanki oturmuş ben nasıl bir saatte okuduysam oda bir saatte yazmış gibi bir izlenim vardı" yani izlenim vardı dedim. uzun uzun açıklayayım. fragmanını izlediğiniz bir film için sinemaya gidersiniz yönetmeni oyuncuları sevdiğiniz adamlardır fakat filmi izlediğinizde bu ne ya dersiniz genelleme yapmayayım derim. bir beklentiniz vardır ama günlük hayatın akışı içerisinde film size çok sıradan gelir senaryo o kadar basittirki hiç etkilenmezsiniz sanki iki günde film çekmiş "izlenimi" verir kime bana özellikle vurgulayayım "bana" o izlenimi verir. ama bu o filmin iki günde çekildiğini göstermez. sevip sevmeme meselesi. tarık tufanın hayal meyal kurgusu "beni" tatmin etmedi "bana" sıradan geldi tekrar ediyorum "bana" bir saatte yazmış gibi bir izlenim verdi tamamiyle o kurgunun bana basit gelmesini vurgulamak adına söylenmiş bir söz. yoksa tarık tufan bir saatte yazdı demedim. tarık tufana laf ettirmem gibi cüneyt arkın kararlığıyla mücadelesini sürdürerek sözlerimi yanlış anlayan arkadaşlar kartel medyasında çalışarak iyi para kazanabilirler.

tarık tufanın kişiliğine hiç bir lafım. yok aynı kitabı kaç defa aldım arkadaşlarıma hediye ettim severek okudum ama "ben" değiştiğini düşünüyorum. büyükte söz kullandım iddia ediyorum dedim. düşünmeyenler olabilir tabi ama ben bu düşünceye sahip olduğum için ve tarık tufanın değişmesini istemediğim için bu sözleri söyledim bizim kuşak gençliğin örnek aldığı birini kaybetmek istemiyoruz hepsi bu.

problemi olanlar benimle halletsin, benimle irtibata geçsin, cemaat.com'u forum sayfasına çevirmenin editörü meşgul etmenin bi anlamı yok .

suizannınız içinizde kalsın bayım!

sırf bu yorumu yazmak için siteye üye oldum...

problemim var bayım!

"problemi olanlar benimle halletsin, benimle irtibata geçsin" deyip de niçin Tarık Tufan hakkında suizannınızı buraya aktarıyorsunuz?

cemaat.com un bir okuyucusu olarak utandım...

bırakın "...ama "ben" değiştiğini düşünüyorum..." suizannınız içinizde kalsın bayım!

Mi-Zân

Sevgili Mustafa Selim Yar.

Su-i zan konusundaki hassasiyetinizden ötürü teşekkür ederim. Ama şunu belirteyim size. Kemal Korucu'nun nevi şahsına münhâsır değişme kriterlerinin /tabi ki olgun ve akilâne kriterler olması şartıyla/ hepsi Tarık Tufan tarafından ifâ edilmişse, bu aşamadan sonra da Kemal Korucu'nun kendi düşünce dünyasında Tarık Tufan'ın değiştiğine dair fikirler oluşmuşsa, ve hatta hakiki manada Tarık Tufan değişmemişse bile Kemal Korucu'nun yaptığı samimi tespit, araştırma ve öngörüler sonucunda kendisi tarafından değiştiğine inanılıyorsa, sizin kendisinin zannına su-i zan demeniz ne kadar sağlıklı?

Ve ben sizin aksinize; ne sizin ne Kemal Korucu'nun ne de bir başkasının samimi olarak dile getirdiği hiçbir düşünceden utanmadım. Çünkü utanılacak tek şeyin düşüncesizlik olduğuna inananlardanım.

Saygılarımla.

"Cinayete tarafsız kalmak katilin tarafını tutmaktır."
/No Man's Land/

Tarık Tufan Tüyap'ta!!!!

Sevgili Cemaat !!
29 Ekim 07 tarihinde TÜYAP’ta saat 14.30 da Tarık Tufan’ın 'Hayal Meyal' eserinin imza günü vardır.
Arkadaşlarımıza duyurulur.....
Not: Tüyap'ta profil yayıncılık 3.salon B 209

Tarık Tufan Kurtuba'da

Cuma'dan Cuma'ya yayımlanan haftalık edebiyat-kültür-sanat dergisi Kurtuba'nın 12. sayısında yazar Tarık Tufan ile yapılan söyleşiyi okuyabilirsiniz.

Saygılarımızla.

kurtuba