renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Sami Yusuf Sevgisi Feshane'ye Sığmadı

Sami Yusuf

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Binbir İstanbul Uluslararası Feshane Etkinlikleri” kapsamında konser veren dünyaca ünlü sanatçı Sami Yusuf’un sevenleri Feshane bahçesine sığmadı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Binbir İstanbul Uluslararası Feshane Etkinlikleri” kapsamında İstanbul’a gelen dünyaca ünlü sanatçı Sami Yusuf, Feshane’de muhteşem bir konser verdi. Yurt içi ve yurt dışından çok sayıda seyircinin katıldığı konseri 218 bin kişi izledi. Feshane bahçesine sığmayan kalabalık caddeye taştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi yoğun kalabalık karşısında izdihamı önlemek için yoğun güvenlik önlemleri aldı. Sami Yusuf konserinde 1200 özel zabıta ve polis görev yaptı. Haftalar önce Feshane Ramazan Etkinlikleri’nde konser vereceği duyurulan sanatçı, Taç Kapı önünde kurulan dev sahnesi ve gösterdiği performansla göz kamaştırdı. Konseri izlemek isteyenler altı saat öncesinde Feshane bahçesini doldurdu. İstanbul dışından ve kentin birçok noktasından konseri izlemeye gelen vatandaşların büyük bir sabırla beklediği Sami Yusuf sahneye çıktığında Feshane’deki coşku doruğa çıktı.

Sevenlerinin, “İstanbul’a hoş geldin. Seni seviyoruz” tezahüratlarına karşılık bir konuşma yapan sanatçı, “İstanbul’da olmaktan çok mutluyum. Sizi çok seviyorum. Hepinizin başımın üstünde yeri var. Bu akşam burada show değil gerçek müzik yapıyoruz. Gerçek müziği sevenlerle bir arada olmak çok güzel. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Mimar Kadir Topbaş’a daveti için teşekkür ederim” şeklinde konuştu. Hasbi Rabbi şarkısını iki kere söylediğinde Feshane başta olmak üzere Haliç ve civarını inleten Yusuf, piyano, keman ve saz enstrümanlarıyla adeta büyüledi. Sanatçı, Münacat ilahisini çaldığı ud eşliğinde Türkçe seslendirdi.

Konserin sürprizi Outlandish grubu

Danimarkalı grup Outlandish’in solisti İsam Bahiri yakın arkadaşı Sami Yusuf’u İstanbul’daki konserinde yalnız bırakmadı. Konseri dikkatle izleyen Bahiri, sahneye çıkarak Sami Yusuf’la “Try Not To Cry” adlı şarkıya düet yaptı. Seyirciler tarafından büyük ilgiyle izlenen Sami Yusuf - İsam Bahiri düeti ayakta alkışlandı. Konser bittikten sonra tekrar sahneye çıkan Yusuf, seslendirdiği iki Azeri şarkıyla sevenlerine veda etti.

Sami Yusuf’a Taktir Beratı

Çok sayıda protokolün izlediği konserde, Eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş Genel Müdürü Nevzat Bayhan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Muammer Erol, İBB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Hüseyin Öztürk, yazar İskender Pala ve çok sayıda protokol hazır bulundu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Muammer Erol sanatçıya bir taktir beratı takdim etti. Törende bir konuşma yapan Erol, “İstanbul, Cenab-ı Hakkı ve Peygamberimizi baş tacı etmeyi bilmiştir. Sami Yusuf’u Peygamber Efendimize ev sahipliği yapan Eyüp Sultan Hazretlerinin yanı başında ağırlamaktan son derece mutluluk duyduk” diye konuştu.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

218 = 50 midir? yoksa 268/2 mi?

esselam...

Konsere akrabalarımdan gidenler de olmuştu. Gerçekten çok hoş bir konsermiş.

Yalnız benim takıldığım nokta şu: sami yusuf konserine gelenlerin sayısı hakkında inş. tutarsızlık yapılmaz :)

bir abimiz şöyle demişti;

Cumhuriyet mitinglerine kaç kişinin geldiğini ya da, Beyazıtta Cuma namazından sonra müslümanların meydanda kaç kişi ile eylem/miting yaptığını öğrenmek isterseniz; ertesi gün Cumhuriyet Gazetesi ile Vakit Gazetesinin verdiği rakamları toplayın ve sonra da 2 ye bölün :)

efendim, sanatalemi.net de okuduğuma göre 20 bin kişilik feshaneye 50 kişi izleyici gelmiş, ve taşmış haliyle insanlar caddelere...

şimdi bizde verdiğiniz rakam 218 bin ile 50 bini toplayıp ikiye mi böleceğiz :)

Ama 218 bin kişinin 20 binini ayrı tutarsak 198 bin insanın caddelere nasıl taşacağı merak konusu oldu bendeniz de :)

amacım rencide etmek değil, yanlış anlamayın sakın... sadece aklıma takıldı...

selamlar/sevgiler

ulvî ukdenin câm nedâmeti

-- http://tenkafesi.com --

Ne Sami, ne de Yusuf!

Yok artık...

Daha fazla konuşabileceğimiz bir konser olduğunu hiç sanmıyorum.
Buyurun; fotolar burada:











Mümin kardeşinin ayıbını örtmek

Müminin, mümin kardeşinin ayıbını örtmekle mükellef olduğu bir dinde, dine aykırı bir mevzuyu, kardeşinin ayıbını ortaya çıkarmakla ve bizzat yüzünü kızartacak bir durum ile tartışmak ne derece dinin gereğidir?

Ortada bir yanlış varsa -ki var- elbette ki eleştirilecektir. Ama "İşte bakın şu günahkarlara!" dercesine fotoğraflar yayınlayıp, kendimizi sütten çıkmış ak kaşık zannedip de başkalarına yüklenerek mi? Hataları toplumsal boyutuyla ele alıp, kimseleri kırmadan, incitmeden, çözüme kavuşabilmek amacı ile tartışmak doğrusu değil midir?

"Ya Rab! Belay-ı aşk ile kıl aşina beni
Bir dem belay-ı aşkdan etme cüda beni"
amin

Ne demeli?

şimdi ne söylesek ya da ben söylesem bu görüntülere; içgüdüsel feminist refleksi üzerime çekeceğimden korkuyorum. yakın zamanda burada yeterince tartışan tarafların bile bayıldığı bir tartışmadan sonra aynı konulara geri dönmekte anlamsız. kadın ruhu başka bir şey ve toplumsal değişimin aynası sanki. bir ülkenin geldiği noktayı anlamak kadın giyimlerini ve zevklerini izlemekle kolayca çözülebilecek bir durum. erkekler bir anlamda kadın beğenisinden hareketle toplumsal değişimin gerisinden olanları izleyebiliyor ve onlara yetişmeye çalışıyor.

üniversite yıllarında kapalı kızlara aşık olan ve ilk fırsatta onlara evlilik teklif edenler, söz konusu aynı konumda kızlar olduğu zamanlar olaylar başka bir seyir izlerdi. kitap istemeler, bir soru soracaktım gibi kenara çekip konuşmalar ve alınan kitapları kaplıyarak geri vermeler vs... bayan duygusallığının politik davranış şekilleri olurdu. bunların dışında olan kızlarda kimsenin düşünmediği ve izlenmeye değer olunmayanlardı.

çağın çoktan değiştiğini, artık yeni olanı istemesek bile içimize sindirmenin zamanı çoktan geldi geçiyor bile. ateist kızlara aşık olan islamcı erkeklere tarih şahit değilken, ateist olan ve bu görüntü ile dindar kızları etkileyen ve kendileri için ağlayan tesettürlü kızlara şahit olmuş biri olarak bu tür şeylere şaşırmıyorum artık. ve bir bayanın sınırlarının erkeğin sınırları kadar radikal ve sert olduğunu da düşünmüyorum. Laiklerin korkacağı fazla bir şey yok. azıcık sabretseler kendilerine öykünüldüğünü kolayca anlayacaklardır. selamlar

tashih

Arkadaşlar, bu yorumu yazan arkadaşlar, yorumlara da hemfikir olan arkadaşlar ve vd....
Bu yorumları yazan ve o müslüman kızların halini eleştirenler şimdi kendilerini daha iyi mi hissedecekler.
Bu durum su götürmez derecede rezalet, terbiyesizlik, evet bu bir saçmalık, bu bir kötülük, üzüntü verici salaklık... daha ne kaldı ki... değil mi?

Herkes iyi müslüman oldu da, bu kızların utancını / utanması gerektiğini / hatta onlardan olmadığınızı burada ANLATIYORSUNUZ.
Kendinizi iyi hissetmelisiniz çünkü sizler iyi birer müslümansınız.

"Allahım eleştirdiklerimi bana benzetme"

Sami Yusuf ve Pes-hane!...

hödö gününün hede saatinde de "BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINI TEL'İN MİTİNGİ VAR" deseydiler bu kardeşlerin kaçı orada olurdu?

Hakan Albayrak (veya o trafikteyken ben :) bir konuşma yapmaya başlasaydı kaçı bu (özellikle 3.resim alt köşedeki ablanın) gözleriyle bakarlardı...

Fazla yor-um yapmıyorum...
Ablalar yeterince yor-ulmuşlar zaten...

Size ilginç bir soru cevab bu arada...
Hilal Tv: "Afganistan, Bosna, Filistin veya Irak... Buradaki zulmleri biliyorsunuz sayın Sami Yusuf... Bu coğrafyalardaki kardeşlerimiz için düşündüğünüz ya da düzenlediğiniz aktiviteler, konserler var mı?"
Sami Yusuf : "var,dua ediyorum(!)... bir de Darfur için 21 Ekim'de konser veriyoruz İngiltere Wembley Stadı'nda(!)... bunun dışında fazla bir şey yapamam, çünkü ben sadece 1 kişiyim(!)..."

yorumlarım ünlemlerde kalsın...
ben bişi demiyim yine...

Bu bir bitiştir

Bundan birkaç ay önce Dino Merlin konseri ile ilgili eleştirilerimi yazarken özellikle de bazı bayan kardeşlerimizin olağanüstü tepkisini üzerime çekmiştim.
Yok o Avrupalıymış da...
Dino Merlin değildi eleştirdiğim. Eleştirdiğim şey oradaki ambians ve sahne koreografisiydi. Ve tek bir soru sormuştum, son derece iyi niyetle: Sahnede dans eden o bayan olmasaydı, ne olurdu sanki?
Dino Merlin şarkılarına tempo tutan başörtülülerin bendeki iz dizümlerini buraya yazmaya tenezzül bile etmemiştim.
Olmadık tepkiler aldım.
Orada özellikle bir şeye dikkat çekmiştim. Demiştim ki, eğer müziğimiz popülerleşirse ya da müslümanlar da bir gün popüler bir müzik yapmaya başlarlarsa bilin ki, bu bitişin başlangıcıdır.
Ve başkalaşmanın da...
Çünkü müzik dönüştürür.
Yeşil pop çıkmadan önce kızlarımız tribünlerle tanışmamışlardı.
Yukarıdaki fotoğraflar her şeyi anlatıyor. Kimse çıkıp da bu tür ucubelikleri artık savunmasın.
Bu kadar tuhaf bir fotoğraf olamazdı. Başörtüsünün üzerine bağladıkları o bantlar, masumiyet dahil birçok şeyin üzerine atılmış birer çiziktir.
Tarkan konserlerinde de kendinden geçer gibi, bağırış çağırış içinde ilanı aşk eden başörtülüler yok muydu?
Vardı.
Ama onlar hiçbirimizin mahallesinde yaşamıyorlardı. Başka bir yerden gelmişlerdi.
Belki de başka bir gezegenden...
Kendimizi öyle savunuyorduk.
Fakat Sami Yusuf için Feshane'ye giden o binlerce başörtülü maalesef bizim mahallenin kızlarıdır. Bizim, komşumuzun, ötemizin, berimizin evlerinden çıkıp oraya gittiler onlar...
Edep ya!
Artık bu kadar rezalete hayır.
Günahkardık belki daha önce, ama en azından edebliydik.
O da mı bitiyor?

beyler sizi çok gergin gördüm!

beyler sizi çok gergin gördüm!

ramazan mübarek gün ne güzel de eleştirmişsiniz...

resimleri görmesem, binlerce başörtülü bayan sami yusuf'un karşısında soyundu sanacaktım... el insaf ya...

o bayanın hakan albayrak'ı o gözlerle okumadığını nerden biliyorsunuz, okuyarak destek olmadığını?
ve ben sizin sıkı bir maç izledikten sonra bu yazıyı yazmadığınızı nerden bileyim?

"sami yusuf'un sesini çok seviyorum, çok da yakışıklı bir genç"...... aahahah yoksa orucum bozuldu mu?

"eddai"

Yozlaşmayı Savunmak!

Ayşegül hanım;

Hangi tür yozlaşma olursa olsun, savunulamazdır. Evet, Ramazan, mübarek gün, ortada bir konser var, bir yozlaşma var. Bunu hangi göz, nasıl görmezden gelebilir? Mesele Sami Yusuf'un sesinin güzel olması, onun yakışıklı olması değildir. Mesele İslam toplumunun düştüğü zavallı hallerdir. Biz müslümanlar olarak maalesef halen medeni olamamış, hatta bedeviliğiyle övünür duruma gelmiş hastalıklı bir toplumuz. Düştüğümüz bu acınası hal gün gibi açıkken sırf feminen damarlarınız kabardı diye bu kepazeliği nasıl savunursunuz? Size o bahsettiğiniz insafı aynen iade ediyorum. Yukardaki fotoğraflar nasıl kepazelikse maç uğruna yapılanlar da aynı şekilde kepazeliktir. Fanatizmin, aşırılığın, ifrat ve tefritin her türlüsüne hayır demedikçe nasıl şuura ereceğiz? Biz asıl bunu düşünelim. Samiler, Yusuflar bizim meselemiz değildir!

Eğrisi yukarda, doğrusu burada, mesele bu kadar yalın.

Allah'a inandım diyelim, sonra da dosdoğru olalım, başka türlü felaha ermemiz de mümkün değildir.

Allah affetsin!

Selametle.

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

"kendi içlerinde insaflıdırlar... "

yani fatih bey şimdi açbiaç...

yorumunuzun yorumuma bir cevap olduğunu düşünmüyorum.

ben "kendi içlerinde insaflıdırlar... " düsturunca birşeylerden bahsediyorum. kaldı ki "kepazelik" lafını o kadar çabuk harcamayın derim, zira ortada okadar çok kepazelik var ki.... şimdi burdan yine savunmaya geçtiğimi düşüneceksiniz. alakası yok "eleştirinin dozajını düşürün" demek hatayı kabul ettim demek değildir....

şüpheli şeylerden sakındığımız yerin şüphenin tam ortası olmaması duasıyla.... tüm cemaat.com üyelerine hayırlı ramazanlar dilerim. yine bensiz bir toplaşma teessüf ederim:))

"eddai"

El-İnsaf Ve-l Merhamet

İftardan sonra bir düşünün derim Ayşegül hanım...

Doğru, ortada o kadar çok kepazelik var ki... Ama bu da bir kepazelik, sadece derece farkı olabilir diğerlerinden...

Hayırlı Ramazanlar!

Selametle.

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

Müzik dinin afyonudur!

Sami Yusuf konserini izlerken başörtülü kızların o kendinden geçer gibi attıkları çığlıkları (Ya da bağırış) duyunca Karl Marks'ın o meşhur sözü aklıma geldi. Hani diyordu ya, din kitlelerin afyonudur.
İster istemez müziğin, dinin afyonu olduğunu düşündüm.
Neden mi?
Konsere ilişkin birkaç parçayı biraraya getirip bir önerme oluşturmaya kalkınca, karşıma böylesine bir sonuç çıktı.

Önce o parçalar:

-Sami Yusuf, İslami müzik (Her neyse artık?) yapan bir müzik adamı. Çoğu kişi onun batı saunduyla harmanlanmış, batılı müzik enstrümanlarıyla aranjesi yapılmış müziğini "ilahi" niyetine dinliyor.
-O konsere gidenler de bu müziği dinleyenlerdi. İlahi dinlemeye gittiler yani...
-Gidenlerin çoğunun abdestli olduğunu ve biraz önce de huşu ile yolun hemen karşısındaki camide namaz kıldığını ve oruç tuttuklarını da bilmem için müneccim olmama gerek yok. Kaldı ki, zaten gidenlerin (Kızlar sadece) yüzde 80'i başörtülü...
-Ve konserin zamanlaması da bütün konsepte uygun olarak seçilmiş. Ay Mübarek Ramazan ayı...
-Konserin verileceği mekan Eyüp Sultan'da.

Bütün bunları biraraya getirdiğinizde nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

Önerme şu: Bir derviş (Sami Yusuf) bu mübarek ramazan ayında, Eyüp Sultan'da ilahi okuyacak ve oraya giden çoğunluğunu başörtülülerin oluşturduğu inananlar da zikir yapacak. "Hasbi kalbi illallah Allah'u Allah" nakaratını tekrarlamak zikir çekmek değil mi?

O parçalardan böyle bir sonuç çıkıyor. İster istemez böyle düşünürsünüz değil mi?

Yoksa haşa, ilahi dinleyerek başka ne yapılabilir ki?

Peki ne oldu?

Konser bir zikir ayini şeklinde geçmedi. Ama yine de oradaki bazı başörtülüler cezbeye girmiş gibi, çığlık çığlığa, "Sami Yusuffffffff!!!" diye bağırıyorlardı.

Deli gibi, çılgınlar gibi çığlıklar atıyorlardı. O çığlıkları duyduğumda, müziğin dinin afyonu haline geldiğini düşündüm.

Hem çarşaf giyeceksin (Ki bu, müslüman kadının İslami hayat tarzına yakışmayan her şeye karşı koyduğu en büyük reddiyelerinden biridir) hem de başına bir bant takıp, avazın çıktığı kadar çığlık atacaksın.

Bu kızı bu kadar kendinden geçiren nedir? Belli ki, dinlediği müzik onda afyon etkisi yapmış. Yoksa aklı başında olsa hiç öyle bağırır mı?

İnsana deli derler ya...

Ben şahsen o görüntüleri izlerken çok üzüldüm. Hem de çok...

O ne?

Yaw suskunum. Uzun zamandir. Ama bu yorum beni kahretti ya.Sevgili msn dostum Aysegul. Inadina slyvester yazisinin sahibi ve kalemini begendigim arkadasim. Bu nasil bir tarzdir ya. Bu nasil bir tezatlik. Bu nasil bir karakolde dogru soyler mahkemede sasar durumudur.

Oraya giden yiginlarin kaci basina bandanalari gecirip Allah ve Resulu Muhammed s.a.v icin aglamistir. O fanatiklik soylenenlere degil, soyleyene idi. Bir zaman Coplarin golgesinde bu kizlarin yarisinin yarisi kadar insan yoktuk. Sonuc cikmaz diye davalarimiza bakan avukatlarimiz yoktu.Bir Sami Yusuf konseri mi yapmaliydik toparlanmak icin. Orucluyken iftari beklemeliydik sabir ve namaz ile. Feshane bahcesinde "ay cok yakisikli" diye cildirdigimiz, tarkan, dino merlin konserinden firlamis kizlar gibi acziyetimizi mi beklemeliydik?. Bu dine bu kadar aykiri dusmemeliydik.

Orucun bozulup bozulmayacagi mevzu bahis degil ama ahlakin bozuldugu apacık ayan beyan ortada. Utanc duydum cok fazla. Boyle olmamali dedim. Olmamaliydi...

Hasbi Rabbi

ikinci bir yasam beklentisi icinde degilim;
zaten ben bu dunyada oluler arasindan dirildim

el cevap

demek ki varmış.
teşekkürler şule hanım.

madem ki sule hanım "dost"

madem ki sule hanım "dost" kabul etmiş yorumunu aldık kabul ettik;

yalnız; benim yorumum genelin biraz dışındaydı. ben şurdaki iki üç resimden yola çıkarak eleştiri yapan arkadaşlara çıkışmıştım. o resimlerde ahlaksızca hareket eden bayanlar göremediğimi söylemiştim, hatta bayanın birinin bakışından yola çıkarak yapılan eleştiriyi haksız bulduğumu söylemeye çalışmıştım...

belki bu yüzden yalnış anlaşıldım, çünkü konsere gitseydim belki o bağırıp çağıran kızlar varmış ya onları görüp belki bende rahatsız olacaktım, ama ben konsere gitmedim, gitmem de, toplu mekanlarda bulunmayı sevmem... eleştiri resimden yola çıkılarak yapıldığı için, üstüne sami yusuf sevgisi de eklenince böyle kısırlaştı.

olsun... ben yine de herkesi insaflı olmaya çağırıyorum...

emre bey kardeşim, asıl sağduyu murat diye bir beyin şahsıma yapmış olduğu saygısızca yoruma cevap vermemektir. yoksa fikrimizi yazıyoruz hepimiz, halkı isyana çağırmıyoruz.

"eddai"

ahahaaaa!!!!!!

selam

bakın ayşegül hanım burda kimsenin algılaması ve zekası ile dalga geçemezsiniz. benzer yorumları bir başka açıdan kızmaları başka arkadaşlarda yaptılar. sizin o garabet yorumu okuyan her kimse şule hanımın tepkisini verir: O ne? evet yaptığınız Bu ne?.

o resimlerden bizlerin çıkardığı şeyleri çıkarmadı iseniz bu kadar insan yanlış ve gereksiz şeyler konuşuyor demektir ki benzer tepkiyi başka bir şekilde vicdan yaparak yapıyorsunuz. din adına tavırlarını koyan insanlar sizlerin kullandığı sözleri sarfetme cesareti gösteremezken, siz onları savunurken nasıl o tür lafları sarfediyorsunuz anlam verebiliyorum. bu saygısızlık baştan sona size aitken suçlayıcılık size yakışır herkesden önce.

orucum mu bozuldu? derken günah işlemekte hassas olan ve oruçlarının bile gidebileceğini düşünen takva hassasiyeti yaşayan insanlarla da ayrıca dalga geçiyorsunuz bu da ayrı bir mesele, hayır diyerek de kimseyi kandıramazsınız.

ahahaaa!!!, sizce o yazıların sonrasındaki bu replikleri hangi filmden aşırdınız? burda size soranda yok ayrıca o tür yerlere gider misiniz diye? gidilen yerde bir sorun yok. sorun kendini kaybetmede. o resimlere bakın bu kaybetmenin içerinside erkekler var mı? onların bakışı ile bayanların bakışı arasındaki ayrımı rahat görebilirsiniz. sorun samimiyet sorunudur. bunu kim gösteremiyorsa uyarıyı hak eder. bu konuda eleştiriden kimse de kurtulamaz.

ayrıca eleştiride bulunan arkadaşların bir kıskançlığının olduğunu düşünmüyorum. kimleri kimden kıskanacaklar ayrıca. bu algılama da ayıca garabet.

selamlar

Talebelerinden biri

Talebelerinden biri ders esnasında Seyyid Ahmet Arvasi'ye sorar: - Hocam, \"insan maymunun gelişmiş şeklidir\" diyorlar. Buna ne dersiniz? Seyyid Ahmet Arvasi, şu cevabı verir: - O mantığa göre, çınar ağacı da, maydanozun gelişmiş şeklidir.

selam ile...

bir müddet, cemaat orucu tutmakta fayda var sanırım. kalın sağlıcakla..

"eddai"

Tamam...Lütfen...

gerekli veya gereksiz.
doğru veya yanlış.
bilmiyorum.
ama ben böyle düşündüm ve bu cümleyi yazmayı uygun buldum,içimden geldi ve yazıyorum:"sami yusuf'u alın,yanına bir düzine tarkan ve bir deste de bilmemne koyun,fatih tezcan için o konserde ebleh bakan olsun,burada yorumlarım/ız/a içerleyen,kızan,katılmayan veya bize küsen olsun,kim olursa olsun, herhangi bir "başörtülünün" ekose örtüsünün tek karesi kadar önemli değil.
arvasi falan da umrumda değil benim. sağ duyulu hanım da aramıyorum.
yeterki asla hiçbir 3.şahıs için müslümanlar birbirini incitmesin,kırmasın,rencide etmesin.Burada Elif Şahin'in yazısı üzerine bir tartışmadır çıktı gitti.Sami Yusuf şu an Alman Eşiyle bilmem kaçıncı uykusunda...konserdeki ablaların burada konuşulanlardan haberi bile yok.olsa da farketmez.oraya gitmeyi kınamadım ben.burada anlatılamayacak bir ruh haletidir bizimkisi.kıskançlık falan diyen en azından benim hayatımı bilmiyor,beni tanımıyordur.tanıyınca geçer.ama şimdilik bilineki benim için dört şeyin ihlali alarma sebebtir:tevhid-adalet-ittihad-edeb.burada atmıs tutmus da edebsizlik yapmıs ya da o konsere giden hanımlara adaletsizce eleştiri savurmus gibi görünmek beni huzursuz eder.bir yazıda yazıldığı gibi yarın öbürsü gün oradakilerden bazıları eşimiz dostumuz da olabilir,bahs-i diğerdir.neticede tekrar altını çizmek istiyorumki benim için "yapıcı olmayan eleştiri, elenmesi gereken ego kiridir".
eğer böyle bir eleştirim olduysa hak sahiplerinden helallik isterim.
lütfen daha fazla bu konuyu uzatmayalım...
yabancılar biner ve iner ama biz daima bu gemideyiz...
HAŞR SURESİ.10.AYET'in Meali:
Onlardan sonra gelenler, "Ey Rabbimiz!" diye yalvarırlar, "Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve imana ermiş olan[lardan hiçbiri]ne karşı kalplerimizde yersiz ve uygunsuz düşünce veya duygulara yer bırakma. Ey Rabbimiz! Sen şefkat Sahibisin, rahmet kaynağısın!"

Amin...

Ben YOKUM....

Ayşegül hanım burada birçok beyin agır eleştiriler yaptıgını düşünsem de bu konuda bir bayan olarak konserdeki davranışları hoş karşıladıgınıza inanmak istemiyorum...
Bizler müslüman bayanlar olarak başörtüsünü kullanıyorsak onun vermiş oldugu sorumlulukları da layıkıyla yerine getirmek zorunda oldugumuzu düşünüyorum...Yoksa onu kullanmaınında bir anlamı yok...
Zaten bugun bir çok konuda başarılılı olamamızın sebebinin de bu oldugunu düşünüyorum dogruyu biliyoruz FAKAT uygulamıyoruz veya yaptıgımızın (herkes boyle diye) dogru oldugunu düşünüyoruz.Hiç kimseyi eleştirmek benim haddim diil... AMA ÖZÜMÜZE YARATILIŞTAKİ SIRRA DÖNELİM ARTIK...BOŞ İŞLERLE UGRAŞMIYALIM...

please!! respect

selamunaleykum.
okuma faslını geriden takip ettiğim için bu yazıyı yeni okudum.
sistem bizi nasılda kendı etrafında almayı basardı göruyormusunuz? aslında bu boyle olmamalıydı.gittikce kendi iiçerisnde bocalayan bir toplum haline geldik.

nereye gittiğini bilmeyen,ne istediğini bilmeyen ....veya cok seyler...
bu gidiş nereye kadar........................

konsere koşa koşa gidip, müzik haram diyenler!

seyhan sevinci çok iyi anlıyorum. karmakarışık din merkezleri oluşturulan bir ülkede bu tip faaliyetler kınanmasa gerek!

akrabalarımdan gidenler de olmuştu, ve hoş olduğundan bahsetmişlerdi. ne kadar ikna etmeye kalkışsanız, o kadar da yanlış/cahil anlaşılıyorsunuz bu da malumunuz...

ama ne ilginçtir, düşünsenize tâbi olduğu hocaları tarafından "müzik dinlemek haramdır" deniyor ama iş sami yusuf'a gelince koşa koşa gidiliyor! Müzik dinlemenin, bir arada hayasızca bulunmanın bile fetvasını verebilen insanlar, koşa koşa konsere giden insanlar!

benim tespit ettiğim 3 farklı din var ülkede, dine karşı din üretilmekte:

1-) Peygamberimizden itibaren ulaşageldiği, birçok kimsenin bilmediği/yaşamadığı/öğrenmediği bozulmamış İslam Dini

2-) Bozulmamış İslam dinine yakın ama bir o kadar da uzak, uydurulan ve pek çok kitle tarafından takip edilen/yaşanılan Din

3-) 2.şıktaki dine bile uyulmayan, insanın kendi içinde isyan merkezli "ben niçin yapmayayım" merkezli ürettiği ve yaşadığı Din

Rabbim Sıratim Mustakim'den kayanlardan korusun, muhafaza etsin cümlemizi... Davranışlarımızda, amellerimizde kendisinin razı oacağı bir hayat yaşamayı nasip eylesin...

Vatan Gazetesinden Can Ataklı'nın kaleme aldığı bir yazıyı buraya alınlıyorum. buyrun,

Sami Yusuf hayranlığı

İstanbul Feshane’de “İslam dünyasının en büyük rock yıldızı” olarak tanınan Sami Yusuf’un konseri vardı. Konseri, türbanlı kızların ağırlıkta olduğu 50 bine yakın kişi izlemiş. Ben de bu konserin televizyonlardaki görüntülerini izledim.

Çok dikkat çekici bir nokta takıldı aklıma: İslam ve rock müziği.

Müslüman bir insan rock müziği dinleyemez mi? Elbette dinler. Bundan büyük keyif de alabilir.

Ama dikkatimi çeken şey, “Neden türbanlı kızlar hep eleştirdikleri hayat biçimini aynen yaşamak için adeta yarışıyor?”

Konser görüntülerine bakıyorum. Ağlayan kızlar, yerinde duramayan, sürekli dans edenler, cep telefonuyla çekim yapanlar, aşırı makyajlı kızlar. Ama hepsi de türbanlı.

Yine yanlış anlaşılmasın, asla “neden böyle yapıyorlar?” diye sorgulamıyorum, sadece tuhaf geldiğini anlatmaya çalışıyorum. Hani bir tarafta “yoz” olduğu söylenen “özenti” denilen, gençleri kötü alışkanlıklara ittiği öne sürülen bir eğlence biçiminin türbanlı kızlar tarafından da aynen benimsenmesindeki tuhaflığı dile getiriyorum.

Çok değil bundan 25 yıl önce “İslam’da müzik olmaz” tartışmalarının yapıldığını, yüzyıllardır tasavvuf müziğine bile tahammül edilmediğini ve bu nedenle İslam ülkelerinde sanatın gelişemediğini hatırladıkça hayretim daha da artıyor.

Hepsi budur.

Can Ataklı, Vatan Gazetesi

selamlar/sevgiler

ulvî ukdenin câm nedâmeti

-- http://tenkafesi.com --

edep

"edep bir taç imiş nur-u hüdadan
giy o tacı emin ol her beladan"

islamı zamana uydurmaya çalışan kesimin halleri...fazla söze ne hacet!

Geç kalmış bir cevap...

Dikkat: Bu yazı tok karnına ve önyargılardan arınmış bir şekilde okunur.

Bir hafta boyunca yanında tanıdığım kadarıyla Sami Yusuf kişiliği

1-Mütevazi
2-Saygılı
3-Çekingen
4-Utangaç
5-Seviyeli
6-Kesinlikle Dindar!

Küçük notlar

1- Çevresindekilere abi, abla diye hitap eder.

2- Sürekli helallik ister.

3- Seferi olduğu halde öyle bir temponun içinde kendisine teklif edilmesine rağmen asla orucunu bozmaya yanaşmaz.

4- Eşine Maryam hanım diye hitap eder, hiç yanından ayırmaz ama asla da basına malzeme verdirmez.

5- Hanımı Alman asıllı İngiliz vatandaşıdır. Sonradan müslüman olmasına rağmen mükemmel bir müslüman kadını görüntüsü ve kimliğine sahiptir.

6- Kılık kıyafeti abartıdan son derece uzaktır, öyle söylenildiği gibi pop starlara falan benzemez.

7- Çevremizde gittiğimiz tüm televizyon programlarında (Show TV, Fox TV vs..) tüm program yetkilileri ve sunucular Sami beyin kişiliğinde müthiş bir islami saygı çerçevesi içinde davrandırlar. Fox tv de dekolte giymiş bir orkestra elemanı dışarı çıkarıldı. Yine aynı kanalda sunucunun kıyafeti değiştirilerek uygun hale getirildi. Sami bey gelmeden önce program yetkilileri tokaşalıp tokalaşamayaklarını bize danıştılar. sonunda o kadar çok telefon aldık ki bir çok haber bültenini ve programı red etmek durumunda kaldık.

8- Hilal Tv deki programda ben de vardım, neyi ve neden ünlemlediğinizi cidden anlayamadım.

9- Konser esnasında oradaki izleyici genç kızların verdiği mesaj 'Abi seni çok seviyoruz' idi.

Devam edeceğim...

"Gül sunan elde daima bir miktar gül kokusu kalır"

Bunlar lazım Elif Hanım

Sayın Elif şahin;
Ben o arkadaşın ünlemleri niyedir anlamadım.Ama sizin yazınızda bazı şeylere baktım da,

1-Mütevazi
Evet.Çok mutevazı.gecede 100000 amerikan doları(L mümkünse Lale kelimesinin ikinci "L" si gibi olsun)...
2-Saygılı
E zaten o parayı saymak için zaten say-gılı olmak lüzumu vardır ve tabiidir...Kaldıki 1500 günde 3 gün geldiği bir memleketten 100 bin amerikan doları + cd satışlarının patlaması kazancı ile ayrılmak varken neden ve kime saysısız olsun?
3-Çekingen
Bu başlık için yorum yapmıyorum.Fıtratını bilmediğim bir kimliktir,yazacağım şey su-i zan olabilir,bunu sevmem.
4-Utangaç
bkz.madde 3.
5-Seviyeli
Bkz.3 ve 4. haşiye:bunlar zaten bu ölçekte bir insanın olmazsa olmaz hasletleri değil midir?katma değer gibi lanse etmek doğru mudur?
6-Kesinlikle Dindar!
Allah kabul etsin ve afiyet olsun.

1.neden yanında siyahlar içinde kurtlar vadisi setinden fırlama son derece anti patik iki devle gezer?
2.neden 4 senede 1 gelir?
3.neden geçenlerde genelevde yakalanmasıyla milliyet gibi ahlaksız gazetelerde bile "rezil oldugu" yazılan sting ile çalışmayı büyük bir başarıymış gibi lanse eder?
4.hadi sting'i sevdi ve istedi diyelim o zaman neden hrıstiyan sting'in yaptığını bir müslüman olarak yapmaz da bunca zamandır Filistin ile ilgili bir konser vermez?
5.Neden bal gibi azeri olmasına rağmen ben ingiliz'im der?
6.Neden "bari" Azeri kimliğinin getirdiği sorumluluk bilinci ile Amerika'nın İran'a saldırma olasılığı ve İngiltere'nin yardım etmesi ihtimali üzerine bir kaç cümlesi yoktur ve olmaz?
7.Neden Show tv'de ekran başındakilere sihir olarak tanıtılan işe ortak olmuş,bana da öğretir misin falan demiştir?Dindar kişinin "sihir veya böyle tanıtılan herhangi birşey İslam'da yoktur,ben tasvip etmiyorum" falan demesi gerekir miydi?
8.Show tv'de neden muhattabının/spikerin giydiği son derece dekolte elbiseye rezervi olmamıştır?
9.Azericesinden ve pratiklerinden dolayı Türkçe'yi biliyor olmasına rağmen neden buradaki tüm mülakatlarını İngilizce yapmıstır?Kendini illa da İngiliz olarak tanıtma sevdası nedendir?
10.Siz Elif Şahin Hanım;bilmelisinizki bir stardan söz ediyoruz.Bilmelisinizki starların hayranı da olacaktır çekemeyeni veya beğenmeyeni de...
Böyle yoğun olarak takip edilen bir sitede bu konuları konuşmanın, aslında savunmaya ve yeniden tanıtıma/revizyona hiç de ihtiyacı olmayan Sami Yusuf'un övgüsünü düzmenin varsa onu beğenmeyenlerin seslerini yükselterek bu tür yazılar yazmalarına vesile olmaya ve böylelikle bu starın karizmasına,memleketteki popularitesine ve sempati katsayısının düşmesine sebep olacağını öngörebilmekte misiniz?Öngörebilin,Tavsiye ederim efendim...
Not:Ben Sami Yusuf çekemez ve dinlemez değilim,aksine dinlerim de sevebilirim belki de.Yalnız gözden kaçırılan husus şudur:Burada bazı ağabeylerin ve ablaların eleştirdiği konu direkt Sami Yusuf değil, onun konserindeki eblek durumları kameralara malzeme vererek mahallemize gülünmesine yol açan mahalle kızlarıdır.Bu kızlarımıza saldıran falan da yoktur.Saldırılıcak bir şey de yoktur.Sadece üretken ve aklı başında kimliklerin Mazlum,Mustazaf,Muvahhid Mücahideler için muhayyileleri vardır ve bu gibi yerlerdeki bu ablalar bu muhayyileleri fena halde "keşke"lemektedir.
Yoksa dikkat ederseniz daha henüz "İstanbul Belediyesi kime sormuş da yüz elli bin ytl'yi bu organizasyona vermiştir?!!!" diyen bile yoktur.Para yabancıya gitmemiştir, müslümanlara gitmiştir ve gitse de giden milyarlarca dolarımızın yanında "HasbiRabbi İllallah AllahuAllah" deyip gececeğimiz bir meblağdır.
Ama burada her zamanki gibi parmağa bakarken parmağın işaret ettiği olgu atlanılmaktadır.Neyse...
Sonuç olarak ;
Sami Yusuf da lazımdır,
onun konserine gidip onu mücahid-e gibi dinleyecek nisa da lazımdır,
onun cd'sini alacak kalabalıklar da lazımdır,
ona bu parayı veren belediyeyi kınayacak bir topluluk da lazımdır,
Sami'ye Anti-Siyonist konser-ler vermesi için baskı yapacak ümmet de lazımdır.
Onu savunacak bir Elif Şahin de lazımdır.
O Elif Şahin'e tok karnına ve son yargılardan imtina ederek sevgi,saygı ve hürmetle cevab verecek bir Emir İslam da lazımdır :-)
Vesselam...

vakitsizlik

Her sorunuza verecek bir cevabım var ama vaktim yok. Gece cevaplayacağım, sabır lütfen...

"Gül sunan elde daima bir miktar gül kokusu kalır"

emir islam ve yorumu

açıkçası sami yusufu görünce artık "ııııığğğ" diyen bir surat ifademle yazıları okuyorum. ve bu yazıyı daha öncesinde de görmüştüm fakat sayın emir islam'ın yazısını şimdi okudum. ve verdiği cevaplardan ötürü açıkçası gülümsedim. kardeşimiz elif şahin, düzgün güzel bir üslup ile konuya açıklama getirmeye çalışmış lakin emir islam bu açıklamasına bir kulp takmış(aman yanlış anlaşılmasın, cemaatte bu tür söylemlerde hemen tartışma doğa bilirim, tamamen iyi niyetimle yazıyorum:) ve inanın o kadar akıcı bir üslupla yazılmış ki, yani emir islamın başka yazıları varmı diye hemen bakıverdim. varsa okumak isterim dedim. lakin sadece burada yorumunu gördüm ve kendisini buradan tebrik ediyorum:) özellikle sami yusufun aldığı dolarlar konusunda bayağı iyi incelemelerde bulunmuş gibi kendinden emin tavrı süperdi:)

elif şahin ve diğerleri...sözüm meclisten dışarı lakin, başörtülü, çarşaflı kardeşlerimin konserlere gitmesini bile onaylamıyorum. şeytan çok güzel görevini yapıyor, biz de yapalım ve konserlerin fitne yerleri olduğunu birkez daha birbirimize hatırlatalım.

"Otuzuncuharf"

Sami Yusuflara ihtiyacımız var

Şu anki şartlar sebebiyle ihtiyaç var! Müzik, yaşantımızın olmazsa olmazlarından olmuş çünkü. Nereye adım atsanız kulağınıza teğet geçiyor, hatta çarpıp vuruyor. Hem de nasıl sözlerle; "(sözüm ona tanrısına diyor) şaşıran sen mi yoksa ben mi bilemedim", "haydi gel girelim günaha", "doldur meyhaneci", "bir defadan bir şey olmaz", "şimdiki kızlar ne güzel olur kucakta" ve daha nice rüsvalıklarla... Oy oy oyy! Bunları söyleyenler de müziğin "babası" "imparatoru" "divası" filan yani! Koca koca adamlar! Koca adam derken neye istinaden koca bilmiyorum ama!

Demem o ki aslında biz bugüne, bu hâle geldiysek ve Can Ataklı gibileri bizi hemen her yazısında eleştiriyorsa bence bunlara dur demeyip bir de arka çıktığımız için geldik. Dünyevileşmeye ta nerelerden başladık ama bunun farkına hâla varamıyoruz ne yazık ki!

Bu babtan, Sami Yusuf gibilerinin çıkıp insanlara haram olmayan şeyler dinletiyor olması bence takdire şayandır ve dahi elzemdir. Bizim boş bıraktığımız helal yolları birileri gelip şerr ile dolduruyor maalesef. Şeriatın izin verdiği ölçüde bu yolun helal olarak doldurulması gerekir ki bunu da gerek bizden gerekse dışardan sanatçı arkadaşlarımız, büyüklerimiz yapıyorlar sağolsunlar.

Ama ölçüyü de kaçırmamak lazım elbet. Sevgide ve öfkede ölçülü olun buyurmuş peygamberimiz. Bunun gibi olaylara karşı da tepki verilecekse adabınca verilmeli. Yorumlara konu olan bu ölçüsüzlük ise sadece bayanlara özgü bir hâl değil elbet. Müslüman edebince herkes sorumludur bu itidalli olmadan.

Lakin herkes aynı seviyede değil. İnsanlar arasında maddi manevi dereceler var doğal olarak. Nasıl ki maddi açıdan kendimizi her gün biraz daha iyi duruma getirmeye çalışıyorsak aynen manevi olarak da bu anlayış üzere olmalıyız.

Dinlediğimiz müzikler, okuduğumuz kitablar, üye olduğumuz forumlar -ya da her ne ise işte- bizi iki günü eşit olanların ziyanlığından kurtarmalı. Yoksa şeytanın helali dahi süslü gösterip bizi sadece zevke -ki buna da hedonizm diyorlar şimdilerde- sevk etmesinin önüne geçemez, nefsi ilah etmenin karanlık girdabında kaybolur gideriz Allah muhafaza.

Bakın Ramazan ayındayız. Oruç, diyor AllahüTeala eşsiz kitabında "sizden öncekilere olduğu gibi size de farz kılındı; tâ ki böyle sakınıp korunabilen, günahlardan uzak durabilen takvâ ehli insanlar olabilesiniz."

Yani her farzın, vacibin, sünnetin, nafilenin... vb. yegane amacı insanı takva sahibi yapmak ve Rabbin rızasına eriştirmek. Bu hâlde bizim fiillerimizin hepsi bu doğrultuda şekillenmeli. Eğer bu gâye yoksa dünyaya zevk ile bakanlardan bir farkımız kalmaz zannımca. Bu konsere gidenler eğer ki bu konser ile kendilerine yeni kapılar açtılarsa, daha ileri manevi derecelere ulaşmışlarsa ne mutlu onlara! Yok, eğer sadece Sami Yusuf basamağında kaldılar ise Allah kurtarsın demek en güzeli.

Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

Kime ihtiyacımız yok?

Burada Sami Yusuf'u eleştiren ve onun yaptığı işi yargılayan biri mi var? Sorun Sami Yusuf değil ki... Bizim elbette Sami Yusuf'lara ihtiyacımız var. Ama Sami Yusuf konserine gidip, Tarkan konserine gidenlerden rol çalanlara ihtiyacımız yok. Hem de hiç...

şeytana dâhi var!

sevgili seyhan sevinç, neden üzerine alırsın ki? elbette ana sorun sami yusuf olarak durmuyor ama insanların içini boşaltmasına sebeb olduğu için biraz ona da dokundurmalar olmuş haliyle. hakkını yemeyelim yani arkadaşın. bir şeyler yapmaya çalışıyor. niyeti her ne ise... önemli olan etkisidir ki onu da Rabbimiz belirler.

benim demek istediğim madem yüzde bilmem kaçı müslüman ülkeyiz diye geçiniriz o hâlde bu tip tepkiler hemen her konser için verilmeli. müslümün konserine giden başörtüsüzleri, delikanlıları müslümandan saymıyor muyuz? ya da tatlısesin? gencebayın? ersoy... sonra aksu? yani yozlaşma halkın genelinde zaten başlı başına bir sorun ve bu hâl yıllar öncesinden başlamıştı zaten. sami yusuf ve şu konserdekiler günah keçisi yapılmasın bir anda. kaldı ki konsere gidenlere hatta cemaattekilere soralım bakalım evde, işte kimleri dinliyoruz? kabımız neyle doluysa dışarıya sızan farklı olmaz ki! ya da göz nelere aşina ise gönül de ona yaban durmaz ki!

sonra, başörtüsü eşittir islam'ı bize ne güzel aşıladılar. halbuki ne diyor peygamberimiz mealen; "kişinin namazı, abdesti sizi aldatmasın; alışverişine bakın, hak hukuk gözetiyor mu?"... namazıyla bile dindarlığını ölçmeyin diyor ki namaz, ayetlerde en çok zikredilen ibadettir yanılmıyorsam. hatta peygamberin dahi üstüne titrediği, gözümün nuru dediği... böyleyken başörtülü eşittir mükemmel dindar imajını vermek, verdirmek hem islamın yanlış anlaşılmasına sebebiyet verir hem de bizi bu tür olaylar neticesinde zor durumda bırakır. kişilerin nefsî zafiyetleri ile islamı lekeleme çalışmalarına izin vermeyelim lütfen.

kaldı ki ben de fotoğraflardan kepazelik, edebsizlik gibi sıfatları hakedecek bir hareket görmedim. a, yozlaşma mı evet yozlaşma! peki, dünyevileşme mi evet dünyevileşme! özenti mi evet özenti! ama yerin dibine de sokmayın kardeşlerimizi. özellikle kadınları...

desem ki; her ne gördümse
kadınlardan gördüm, yeridir...
anacığım karnında büyüttü önce,
şimdi eşimin sırtındayım...
ve kimbilir elden ayaktan düşersem bir gün,
kızım kucağında taşır,
eminim...

evet, konserle ilgili daha teknik yorumlar yapmak vardı. lakin Allah'ın olmadığı bir yer henüz bulunmadı. Allah'ın, peygamberin ve ahlâkın sınır çizmediği bir mevzu... o sebebten Allah'ın ve peygamberinin hoş karşılamayacağı hareketlere üç maymunu oynayıp bigane kalamazdık. güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderilene iman ettiysek elimizden geldiği kadar velev ki en ufak dahi olsa ahlâka uygun olmayan fiillere değinmemiz lazım. yoksa bugün başına bant takan zihniyet yarın Allah muhafaza bantı ve altındaki örtüyü sahneye fırlatıverir. ve işte asıl o zaman olur edebsizlik!

olmasın diye arkadaşlarımızı, kardeşlerimizi uyaralım ama daha bir merhamet göstererek!

Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

Başörtüsü, Misyon ve Sorumluluk

Pek değerli Ümit Bey,

Mesele evde kimi dinlediğimiz falan değil. Mesele Sami Yusuf da değildir. Kızlarımız evlerinde istediklerini dinleyebilir. Ben buna asla karşı çıkmıyorum.
Ben yıllardır Pink Floyd dinliyorum. Ve asla ve kat'a, içimden neden Ömer Karaoğlu'nu değil de Pink Floyd dinliyorum diye geçirmedim. Müzik bu, çok da fazla anlam yüklemiyorum.
Ben genç kızlarımızın oradaki duruşlarını eleştiriyorum. Artık şu iyice bilinmeli ki, başörtüsü sadece başı örten bir şey değildir. Başörtüsü, bu topraklarda "tesettür libası" olmaktan çıkalı yıllar oldu.
Başörtüsü, müslüman bireyin sosyal hayattaki duruşuna dair veriler sunan bir yansıtıcı rolünü üstlendi. Artık birileri bizi anlamak için takkeli, cübbeli adamların sosyal hayat içindeki "tutarlılığını ölçmek" peşinde değildir.
Artık bakıp, bize dair (İslam'a aslında) verileri aldıkları tek yer başörtüsünün kendisidir.
Başörtüsüne yüklenen misyon bu denli ağır olmasaydı, onlar başörtüsünü bu kadar dikkate almazlardı. Ve bu kadar önemsemez, başörtüsünün gücünden bu kadar korkmazlardı.
Belki de kızlarımıza bu ağır görevin yüklenmesi onlara hakarettir. Bazılarımız öyle algılayabilir. Ama öyle değil... Zamanı gelir Fatıma olursun, zamanı gelir Hatice, zamanı gelir Aişe... Ne olacağını şartlar belirler.
İşte bu ağır sorumluluk bu devirde başörtülü kızlarımıza "yaşayan İslam" misyonunu yüklemiştir. Onların da bunu kaldırmaları, İslam'a dair en net ve yalın mesajları vermeleri gerekir.
Maalesef bazılarımız bunu algılamıyor. Ama öyle...
Yani Ertuğrul Özkök, Mustafa Bumin vs. gibileri o gün Sami Yusuf konserindeki tabloyu görselerdi, emin olun hiç de "mahalle baskısı" denen birşeyden bahsetmezlerdi. Peki "mahalle baskısı" denen şeyden bahsetmemeleri bir kazanım mıdır?
Belki de birçok arkadaşla burada ayrılıyoruz. İslam bu topraklarda, islam düşmanları için bir korku olmaktan çıkarsa işte o zaman her şey biter.
Buradaki başörtülü kızlarımız Filistinli başörtülü kızlardan ayrı bir imtihan veriyor. Onlara yüklenen sorumluluk farklı, bizimkilere yüklenen farklıdır.
Kendi şahsi kanaatim budur.
Ve bu nedenle, başörtülülerin özellikle dışarıdaki hallerini, evde kıldıkları namazdan daha çok önemsiyorum. Evdeki namaz kendilerini, dışarıdaki halleri ise bu dinin kendisini ve müslümanları ilgilendirir, etkiler.
Amacım buna dikkat çekmekti.
Hazreti Muhammed (S.A.S) döneminde müşrikler saçlarını uzatırlarken o kısaltıyordu. Onlar uzatırlarken, o uzatıyordu. Amaç, İslamin toplum içindeki görünürlülüğünü o şekilsel farkla daha bir görünür kılmaktı.
Şimdi müslüman erkeklerle olmayanları ayır edecek şekilsel bir emare var mı?
İnsanlar, "Bu müslümanlar acaba nasıllar? Mesela konserde ne yaparlar?" diye bir şey merak ederken dönüp hangi erkeğe bakacaklar? Var mı artık, "bunlar müslüman erkeklerdir" diyebileceğiniz bir emaremiz. Heppimiz kot pantolon, tişört falan giymiyor muyuz? (Yukarıda söyledim, cüppeli, takkeli olanlar var ama onlar azınlıkta... bütünü yansıtmıyor)
Müslüman olanı, diğerinden ayıran artık başörtüsüdür.
Keşke saç uzatma/kısaltma olsaydı. O zaman sorumluluk erkeklerde olacaktı ama artık değil. Saçı uzun radikal müslüman tipi de var, hippi de... İkisi de kot giyer. Ayırt edemezsin.
Başörtüsü, peygamberimizin saçını kısaltıp, uzatırkenki dönemde, bu yaptığı şeyin anlamı neyse artık öyle bir anlam kazandı.
Dolayısıyla başörtülülerin artık ya takmamaları ya da takıyorsa onu taşıması gerekir. Allah'ın onların omuzlarına yüklediği yükü taşımaları gerekir.
İslam için, kendileri için...
Durum böyleyken onların bir konserde daha vakur, daha ağır başlı olmaları gerekmiyor muydu?
Ben oradaki o aşırıklıkları, başörtüsüne yüklenilen bu ağır misyonla çeliştiği için eleştirdim. Ve Allah şahittir, son derece iyi niyetle ve içim acıyarak.
Özetle, başörtüsü bu topraklarda, Ankara İlahiyat'taki ilk eylemden itibaren (1969-Hatice Babacan) böylesine ağır bir misyon üstlenmiştir. Bu misyonu biz değil, bizim dışımızdakiler yükledi. Madem öyle... Yani madem müşrikler saçlarını ısrarla uzatıyor, biz kısaltacağız. Madem cumhuriyet kadını başındaki örtüyü ısrarla çıkarıyor, biz takacağız. Ve onu taktıktan sonra da ne yapmamız gerekiyorsa onu yapacağız. Başka bir şansımız yoktur.

Selametle...

Seyhan SEVİNÇ

edep iki...

sanırım sami yusufa ya da yaptığı müziğe değil kızgınlık
başörtülü kızların orda kendilerinden geçmiş gibi durmaları her ne kadar sami yusuf abi, abla diye hitap etse de islamı eleştirmek için bekleyenlere epey malzeme verilmiş olma durumu hakim. kızgınlıklar bunun için.

bir yorum...

Ne desek boş...
Pop kültürü mü, dinin içinin boşaltılması mı, eğitimsizlik mi, başörtüsünün anlamını yitirmesi mi, çarşaflı kızların hareketlerine şaşırmak mı, müzik dinin gerçekten afyonu mu, Sami Yusuf bu olayda kabahtli mi, organizasyon başlı başına hata mı, offfffff...
Soru cümlelerinin sonu yok belki. Liste alabildiğine uzatılabilir. Ama içlerinde en korkulması gereken ise şu olur kanımca; "Biz bu muyuz?"
Değiliz diyebilmek için Sami Yusuf konserinde çığlık atan kızları eleştirdiğimiz kadar (en azından yarısı kadar) tv'de futbol maçı izleyip gol kaçıran futbolcuya bağıran erkekleri de eleştirmeliyiz. Gibi...

Allah'a emanet olunuz. Zira O emîn'dir.

bazı yorumların konuyla ne alakası var ???

Bu yazı başlığı altında neler konuşulmalı diye düşündüm aklıma ilk gelen şeyler şunlar oldu:

- Organizasyon başarılı/başarısızdı, şu nedenlerle
- Sami Yusufun performansı, seyirciyle diyaloğu şöyleydi böyleydi
- Katılım düzeyi, mekan şartları,..
- Sami Yusuf'un öyküsü ve sanatçı kişiliği..
vs. vs.

"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"

Konserlerimiz ve biz

Kardeşler, Sami Yusuf'un sesi,müzikalitesi ve görüntüsüyle islami ölçüler içersindeki müziği dinlemeyenlere ilahiyi sevdirdiğini düşünüyorum.
Lisede öğretmenlik yaparken edindiğim izlenimler böyle. Öğrencilerin çoğu sözleri saçma sapan olan pop,rap müziği dinliyor.Sami Yusuf çıktığında nice öğrencilerin sınıfa dizüstü bilgisayarımla girdiğimde özellikle "Hasbi Rabbi-Al muallim" ezgilerini dinletmemi istemeleri hoşuma gitmişti.Dersin boş zamanında öğrenciler sıkıldığında sessiz sakin bu güzel müzikleri dinletiyordum.Hiç değilse gençlerin gözünde sözleri aşağılaşan,küfre götüren müziklerin dışında bir alternatif olduğunu göstermiş oldu Sami Yusuf.
Yıllardır Eşref Ziya,Ömer Karaoğlu,Mustafa Demirci,Adil Avaz,Hasan Sağındık dinledik ama onlar bu kadar genele hitap edememişlerdi.Elbette ismini zikrettiğim sanatçılarımızın müziği benim için daha anlamlı ama günümüz gençlerine yönelik olarak onlara hitap eden tınıyı Sami Yusuf yakaladı.
Bir kardeşimizin yorumundaki gibi eleştirilen Sami Yusuf değil o konsere gelipte Tarkannnn! diye bağıran erkeklerle içli dışlı,göbeği açık yitik genç kızların haline öykünülmesi.Onların hareketlerine benzer hareketlerin Sami Yusuf'un konserinde de olması.
1 Eylül'de Denizli'de Alper ve Mustafa Cihad'ın konseri vardı Anadolu Gençlik Derneği'nin düzenlediği.Ordada tesettürlü bayanlar çoğunluktaydı ve bir zamanların en hit parçası "Bir Güneş Doğuyor" adlı ezginin yeni disko müziklerine benzemiş olan versiyonunda da aynı görüntüler vardı.
Ne desek bilmiyorum.Git gide onlara eleştirdiğimiz sistemin çarklarının dişlilerinden biri haline geliyoruz halbuki bu tip konserler tertip edilirken bayanlara ayrı erkeklere ayrı yerler tahsis edilebilir.Ve bize yakışan şekilde dinlenilmesi de önemli yani adaplı olmak lazım.Müslümana yakışan bir şekilde olmalı.(koskoca Çağlayan meydanındaki milyonluk milli görüş mitinglerinde bile buna dikkat edilmişti ki 50 bin kişinin izlediği bir konserde de buna dikkat edilebilirdi)
Bizim mahalleden kendilerine malzeme bulunca "mal bulmuş mağribi" gibi sarılan akbaba medyasına fırsat vermemeli.
Önemli olan bu tip sanatçıların sözleri islami olan ezgi-şarkı-ilahi ne derseniz bu müziklerin de var olduğunu alternatifin bulunduğunu göstermesidir.Ve insanlarda yeni kapılar açmaya vesile olabilmesidir.
ve tempo adlı derginin Sami Yusuf'la yaptığı 22.02.2006 tarihli röportaj haberi: İngiliz askerlerinin Iraklı gençlere yaptığı işkencenin görüntüleri ortalığı sallarken, İngiliz vatandaşı Müslüman şarkıcı Sami Yusuf da verdiği konserle ortalığı 'sarstı'. İskenderiye Kütüphanesi'nin yanındaki Kongre Salonu'nda İngiliz Elçiliği'nin düzenlediği konserde, binlerce Müslüman ''Allah-u Allah, Ya Mustafa, Hasbi Rabbi'' şarkısına tempo tuttu.
Buna ne demeli ? Müslümana Irak'ta işkence yapan zulmeden katleden İngilizler Sami Yusuf'a konser verdirerek imaj mı düzeltiyorlar?
Sami Yusuf'un bu yapığının Hilal tv'de verdiği cevapla alakası dünya müslümanlarının durumuna duyarsız olduğunun göstergesi midir?

"Hayat iman ve cihaddır."

sami yusuf konseri yerine zuhal olcay versek olmaz mı?

istanbulda bahsedilen konserin olduğu sıralarda
side antik tiyatroda zuhal olcay ve bülent ortaçgil vardı
ne bu resimlerdeki fanetik genç kızlar delikanlılar
ne çığlık çığlığa eşlik eden bi kalabalık
anlamanın durmaktan geçtiğini
biliyordu sanki herkes
garipti/ kendin olmana
izin veren bi kalabalıktı
yaşanan

imam gazali hz müziğin gönülde ne varsa
onu aşikar edeceği söyler/ gönlünüzde ne varsa
dinlerken şarkıları mırıldanırken
açığa çıkan odur

öyleyse bu dingin ve huzurlu geceden sonra
resimlerine bakarken bile tahammülümü zorlayan
bi aynileşmeyi görmek beni bunu paylaşmaya
itti

zuhal olcay yalnızlığım şarkısını söylerken
bu kalabalıktan alıp götürürken insanı kendine
kendinden kendine sefer et diyenler
geldi aklıma

modern toplumu karmaşasına ve bu aynileşme
çabalarına rağmen/ birlikte
sen de varsın
öz ün var
ona bak
beni bul
demek istemez mi
dersiniz
şarkılar
yani neyi ve kimi dinlediğinizden çok
gönül teline değmesi gerekmez mi
dersiniz
?

Aman çeşme, canım çeşme sami yusufu gördün mü:))

Konsere katılan bayanlardan biriyle herhangi bir nedenle konuşacak olsanız size sesini vermeyecek, konuşacak olsa da çaprazınıza çaprazınıza laf edecektir. ama konser görüntülerine bakınca sanatın gücüne bakarmısınız diyorsunuz!

birde futbol maçı izlemek ile konser arasında nasıl bir benzerlik var anlamadım. kepazelikse evet aynı. ama mesele ayşegül gencin algılaması gibi müstehcenlik içermesinde. baygın bakışlar, yakışıklı, sanki soyundular ve arkasından ahahaaa! ve orocum bozuldu mu? bence orucunuzda bir meymenet yok diyesim geliyor ama dilim de varmıyor... ayrıca siz ayşegül hanım bir yazarı ayılarak bayılarak mı okuyorsunuz?

yazara okunarak katkı sağlandığınıda ilk defa duydum!

meseleye dini açıdan bakmak bile gerekmiyor. insan olan kendini aurası yaratılmış bir nesneye bu şekilde kaptırmaz.

müziğine gelince ilk klibini izlediğimde gülmüştüm. müslümanlar alt kültürlülükten kurtulamıyacaklarmı diye? demek bayılanlar varmış!

selamlar

Azcık Denge....

Mevzu Sami Yusuf... geldi sağ olsun konserini verdi gitti ya da gidecek... Adamdan Allah razı olsun. Sami Yusuf müzikte bir boşluk görmüş veya böyle bir şeyin eksikliğini hissetmiş sesi ile sözü ile ensturmanları ile herkesimden müminlerin takdirini kazanmış bir sanatçı olmuş. Hiç dinlemeyen insan pek nadirdir... Hatta sözleri ingilizce olan parçalarını dahil dinliyoruz...Demiyorum, demeye getiriyorum, demiş gibi yapmak istiyorum; fakat herşeye rağmen –ki bu büyük bir sözdür söyleceğim. Bu konuda da cemaat'in yazar ve çizeri malesef sınıfta kaldı... Neye bakıyoruz biliyormusunuz a dostlar inanın işin magazin tarafına bakıp kendimizi dengesiz bir insan konumuna sokuyoruz... Eteklerinde her iklimin baharını, her hâl ve zamanda ve bütün mekanlan içine almak şartıyla sürükleyemeyen insan, denge insanı olamaz demişler atalar. Bir diğer tanımda şudur; denge, izâfiliğin bozguna uğradığı arena. “Olmak ya da olmamak” imbiğinden süzülebilen esîrî vak’a. Cazibe, artı-eksi ve daha şumüllü bir ifade ile madde-anti madde ikiz kardeşlerinin emiştikleri, dolayısıyla kesiştikleri çizgi veya nokta. Çizgi, hedefe vardıran en kestirme ve en kesin yol. Nokta ummanlara sığmayan mânâları sırlı mahzenine sığdırabilen mihrak. Ancak bu mihraktan hareketle çizilen çizgidir ki, muhteva olarak “Denge” mânâsını kucaklayabilir. Çizgisiz ve noktasız denge düşünülemez... Sözüm ona ki hangimiz söylediklerimizde dengeyi kurabildik... Ben uçlarda asla yaşamayı sevmiyorum. Ama bizim insanımızın genlerinde var bu: severse ölümüne sever, nefret ederse ölümüne nefret eder, özlerse ölümüne özler, begenmezse ölümüne begenmez vs... Aklı, ihtiyatından bir konak mesafe önde yürüyen veya hissîliğini realite ile izole edemeyen hendesî kafa veya mistik ruhlu, mümin insanının ruh portresini resmetmekten çok uzak ve acı bir görüntü bu... Halbuki mümin herşeyiyle bir akıl işi ile organize olduğu kadar gönlü ile de bu işi resm eder. Bu portrede hislerin renk cümbüşü kadar, realitenin net çizgileri de olmalı a dostlar... Mükemmel meyve, lüb ve kışırdan meydana gelir. Çünkü mümin, özünde insan cinsinin kaderini billurlaştırmalıdır. Sarsılma bundan dolayı kelime lügatımıza girmiştir... Aksi hâlde ictimaî dengeyi kurma ve koruması nasıl mümkün olabilir ki bir müminin? Son söz ister halıka ister eşyaya isterse siz kalem erbablarına değsin artık fark etmez! Ben şunu anladım ki bizim burada halen yapacak çooookkk işimiz var çoook...sınırsız enaniyetlerin meşru sınırlar içinde ölçülü bir şekilde karşılandığı, irade terbiyesi ve ruh zenginliği ile yoğrulmuş huzur CEMAAT'ini hayata hakim kılınması niyazı ile hurmetlerimi sunuyorum büyüklerime... Ve şu alakaya maydonoz yorumları gördükçe sizlerden, nükteyle karışık şu söz dolanıyor dilime...kimi uzaktan büyükler yakında küçülürken; kimileri de yakından tanıdıkça “Sen göründüğünün iki-üç kat büyüğünü saklıyormuşsun içinde.” dedirtiyorsunuz insana...

“Ben yokum, Biz’i sizlerden öğrendim. Şimdi sizlerde her bir ben ile biziz.”

başörtülü kızlarla sami yusuf evlensin

bundan aylar öncesinden tempo dergisinin mesture yazarı "elif çakır" işaret fişeğini atmıştı.

http://www.tempodergisi.com.tr/kose/elif_cakir/09842

o zaman bu yazıyı okumuş ve "yok artık" demiştim.

"resul ay" arkadaşımız bu resimleri yapıştırmasaydı, hala yok artık diyor olacaktım.

ismail kılıçarslan ağabeyimin sorduğu sorunun cevabını buldum galiba. başörtülü kızlarla "sami yusuf" evlensin.

biz cidden yorulduk, gerildik, üzülüyoruz ve endişe ediyoruz.

ama tempo dergisinde işine son verilen "elif çakır" yazısını şöyle bitirmişti.

"Merak edenler çoğunlukta biliyorum.

Sami Yusuf’un Alman asıllı bir eşi var. Kendileri henüz yeni evliler"

o zaman yapacak tek şey kalıyor. yeni bir "islamic pop star" çıkmasını beklemek . bu sırada da kariyerinizi filan pekiştirirsiniz.

Anlamakta güçlük çekiyorum...

Ne zaman Cematte bir polemik ile karşılaşsam yazmıyacağım diyerek savuştururum aklımdakileri lakin insan bazen kendine hakim olamıyor. İnsan olmanın gereğinden olsa gerek diye kendimi avutuyorum:)

Şimdi bunca yazılıp çizilenden anlayamadığım bazı noktalar var. Burada tartışılan Sami Yusuf'un müslüman bir müzisyen olarak yaptğı müziğin caiziyeti ya da müzikalitesi mi yoksa yakışıklı bir müzisyen olarak -konser mahalli dışında edepli olduklarını varsayılan- tesettürlü kızlarımız tarafından hayranlık beslenilen ve sevilen bir insan olması mı? Ayrıca merak ettiğim bir nokta daha varki Allah vergisi yüz güzelliği olmasa ve bu kızlarımız yine sami abiiii, sami abiii diye bağırsalar bu kadar tepki alırlar mı? Zira tesettürlü bayanın her hangi bir cins-i latif konserine katılan ve kendinden geçen müslüman erkeği fotoğraflayıp fişlemek gibi bir lüksüde pek yok gibi. (Takkeli ve cübbeli değilse eğer) Konsere gitmediğim için çoşkun duygu seline kendini kaptırıvermiş kaç erkek dinleyici vardı bilemiyorum tabiki. Vay hallerine ki gitmekle kalmayıp bacılarını da zaptedememişler.

Bu hal ve ahvali uygun görmeyen arkadaşlara minik bir sorum daha olacak. Bu konsere öyle ya da böyle iştirak etmiş, bağırmış ya da bağırmamış, hatta başlarını o bantlardan takmış ya da takmamış olan, o yerden yere vurduğumuz tesettürlü bayan kardeşlerimizi, izinleri olmadan fotoğraflayıp bir de çarşaf çarşaf ifşâ etmiş olmak çok mu ahlaki? Çok mu etik? Çok mu İslami? Eeee öyle davranışa böyle muamele deniyorsa zaten, boşuna havanda su dövmeyelim. Gözlerindeki bakışlardan olası başka bir programlara karşı mana çıkarımları bile yapılmış ki hayrete şayan.

Biraz empati kurdum da kalabalığa gelemediğim için İstanbul'da yaşıyor olsaydım dahi o konsere gitmezdim. Ama gidenlerin günahınıda bu derece üstlenmeyi istemezdim doğrusu...

Selamlar..

cemaat.com'un bayanlarına(ne demekse)

üç gündür büyük bir sabırla bütün yorumları okudum.
sorum açık ve net:
ey bayan kardeşler !
aranızda bir tane bile sağduyulu birisi yok mudur ?

yorumların bir çoğunda

yorumların bir çoğunda haklılık payı var.
bu şekilde konser dinlemek edebe aykırı,evet kabul.
burda ki yalnışı dillendiren ağbeylerim,ablalarım,kardeşlerim!
acaba? cemaat.com toplaşmalarında bay,bayan karışık çay ve nargile keyfiyle sohbet etmek ne derece islamidir? edebidir?

Hayırlı Ramazanlar...
selam ve dua ile...

Adalet istiyorum!

Su-i Zan

Cemaatin son bir yıllık toplantılarının hepsine katılmış birisi olarak söylüyorum ki imanız ve tahayyülünüz yalnıştır. Dahası bel altına vurmaktır, katılımcıları töhmet altında bırakmaktır. Bu yorumunuza üzüldüm. Bu toplantıların hiçbirinde ima ettiğiniz bir ortam oluşmamıştır. Su-i zanda bulundunuz.

Bir Kilo Makyaj, Fal Taşı Gözler ve Maystro

Merhaba

Yorumların bazısını tamamen bazısını yüzeysel olarak okudum, genelde yazılanlar aynı formatta çünkü. Ama ekser fotolarda da görüldüğü üzre ortaya çıkan sahneden hoşnut değil. Nasıl olabilir ki? Benim tesettürlü ablamın ya da kız kardeşimin bir vakarı, asaleti olur önce.

Biz eskiden, yani çocukken mitingler, fetih şölenleri filan olurdu, biz de alnımıza Le İlahe İllahlah ve Allah-u Ekber yazan yeşil bantlar takardık. Tüm bunların bir anlamı olurdu ve ilahi kelimeyi başımızda taşırdık.

Henüz yorumlar yazılmadan önce fotolar asılıydı sayfada baktım ve kapattım. Çok absürt, çok itici bir tablo geldi bana bu. Çok konsere gittim, heavy metal, arabesk, rock, klasik, tekke vesair. Gittiğim konserlere oranın havasına göre bir şeyler giyerek giderdim. Hatta saçlarım uzun olurdu heavy metal, rock filan dinliyorsam. Kimse de nereden geldiğimi, ne olduğumu anlamazdı. Çünkü onlar gibiydim.

Yukarıda ki tablo da ise İslam kıyafetlerinin ya da İslami kıyafetlerin üzerinde bir absürt bayrak gibi dalgalanan Sami Yusuf bantları, pankartları var slogan atan. Yavrular (çıtır da derler) Tarkaannnnnnn! diye slogan atar, ciğerlerini yırtardı konserlerde. Bacılarımız da Samiii diye çığlık atmış ne farkı var! Yani yeşil sermayeciler paranın nasıl kazanılacağını da çakmış artık, ilahi kelimatullah ibaresinin yazdığı bantlara yapıştırmışlar sami yusuf'u iş bitmiş. Tak fişi bitir işi olayı.

Bir konsere gitmenin adabı olur. Ona göre giyinilir. Tango yapacaksan tangoya uygun elbise, vals yapacaksan valse göre, twist yapacaksan twiste, rock müziğiyle coşup kafayı sallayacaksan ona göre giyinirsin. Sanki Elves Presley var (nasıl yazılır bu unuttum) karşıda adam bir söylüyor çığlık tavana vuruyor. Evet konsere gidip eğlenmek, coşmak herkesin hakkı. De o kıyafetin üzerine hiç yakışmayan gülünç, seni palyanço haline sokan bereyi takıp, gözleri fal taşı gibi açarak ya da gözler fal taşını açarak yerinde duramamak. O makyajlı suratlar, yağlı ve sahne ışıklarının altında parlayan heyacanlı, pudralı suratlar? Kadın bakımlı olmalı; bu güzel birşey de, aksesuvarlar elbiseye tezat teşkil etmemeli. Yani alt taraf Şişhane üst taraf Tophane olmamalı.

Otur ablacım ya da ayağa dikil dinle, de elindeki o kağıt, muşamba posterler, kafandaki o naylondan bantlar sana yakışmıyor. Estetik açıdan da yakışmıyor, senin mizacın açısından da yakışmıyor. Madem oynayacak, tavana zıplayıp göbek atacaksın ona göre giyin, bize de laf gelmesin. Elaleme rezil olmayalım.

selamlar muhabbetler

M.B.Sezer / İslamabad

"Before my pen has glean'd my teeming brain"
-Önce kalemim kaynayan beynimi topladı.-
-John Keats / Adamım-

Anlayamadım...

Ben bu konu hakkında konuşmak ya da tartışmak istemiyorum. Konser olayı baştan yanlış zaten benim için. Sadece takıldığım bir konu oldu onu anlamak istiyorum. Amacım tartışmak falan değil de M. Burak Bey bana şu yadıklarınızı açıklarsanız anlayabilirm belki. İnanın ciddi ciddi soruyorum. Tartışmak da istemiyorum. Kötü bir niyetim yok anlayacağınız. Ama şu laflarınız ne demek? İnşaallah ben yanlış anlamışımdır.

"Henüz yorumlar yazılmadan önce fotolar asılıydı sayfada baktım ve kapattım. Çok absürt, çok itici bir tablo geldi bana bu. Çok konsere gittim, heavy metal, arabesk, rock, klasik, tekke vesair. Gittiğim konserlere oranın havasına göre bir şeyler giyerek giderdim. Hatta saçlarım uzun olurdu heavy metal, rock filan dinliyorsam. Kimse de nereden geldiğimi, ne olduğumu anlamazdı. Çünkü onlar gibiydim. "!!!!!!!???????

"Bir konsere gitmenin adabı olur. Ona göre giyinilir. Tango yapacaksan tangoya uygun elbise, vals yapacaksan valse göre, twist yapacaksan twiste, rock müziğiyle coşup kafayı sallayacaksan ona göre giyinirsin. "

Bir zahmet açıklarsanız çok sevineceğim. Yalnız mümkünse o iki kelimeyi kullanmadan :)

Ayşegül Hanıma Reddiye!

Merhaba

Yeterince sarih konuştuğumu bilecek kadar zeki olduğumun farkındayım. Sonra farkındalığımın farkındayım. O kadar basit bir üslupla konuştum ve örneklemeler yaptım ki daha kolay anlaşılabilsin diye. Söylediklerimde açıklanacak, şerh edilecek ne var? İngilizce ya da Arapça anlatmadım olayı. Ortada bir sahne var, fotoğraflar yukarıda, apaçık ortada, kişisel tecrübelerimi ve eleştirel fonksiyonlarımı harekete geçirerek bir şeyler yazdım basit bir lisan ile.

Üzgünüm anlamıyorsanız yanınızda lugat taşıyın. Kendimi gereksiz polemiklere girerek yıpratmak istemiyorum. Yapacak önemli işlerim var.

herkese selamlar

Hayırlı Ramazanlar.

"Before my pen has glean'd my teeming brain"
-Önce kalemim kaynayan beynimi topladı.-
-John Keats / Adamım-

Yanımda lugat da vardı ama...

Merhaba;

Cemaatte ilgiyle takip ettiğim kalemlerden birisiniz, daha önce çok yazınızı şiirinizi vesair yorumunuzu okudum ama tıpkı Ayşegül Hanım gibi bu yorumunuzu okuyunca ne demek istiyor ki demiştim. Ayşegül Hanıma verdiğiniz cevap beni daha da şaşırttığından bende sorma ihtiyacı duydum. Önemli işleriniz var ama maksat benim içimde kalmasın.

"Henüz yorumlar yazılmadan önce fotolar asılıydı sayfada baktım ve kapattım. Çok absürt, çok itici bir tablo geldi bana bu. Çok konsere gittim, heavy metal, arabesk, rock, klasik, tekke vesair. Gittiğim konserlere oranın havasına göre bir şeyler giyerek giderdim. Hatta saçlarım uzun olurdu heavy metal, rock filan dinliyorsam. Kimse de nereden geldiğimi, ne olduğumu anlamazdı. Çünkü onlar gibiydim. "!!!!!!!???????

Şimdi bu kızlarımız müslüman bir sanatçının konsererine giderken nereden geldikleri anlaşılmasın diye nasıl bir yol izlemeli? Mefhumu muhalifinden peruk falan takmış olsalardı mesela o görüntüler size o kadar absürd gelmeyecek miydi? Ve insan kendi olarak bir yere gidemiyorsa zaten o eylem bir mana içerir mi?

"Bir konsere gitmenin adabı olur. Ona göre giyinilir. Tango yapacaksan tangoya uygun elbise, vals yapacaksan valse göre, twist yapacaksan twiste, rock müziğiyle coşup kafayı sallayacaksan ona göre giyinirsin.

Nasıl giyinilmesi gerektiğini önerdiğinizi samiyetle söylüyorum anlayamadım. Söz konusu olan Sami Yusuf konserine ne giyinilerek gidilmeliydi?? İzinleri olmadan burda işte o "tukaka" kızlar diye ifşâ edilen kızların hiç birinin kıyafetinde bir absürdlük göremedim. Örtüyü mörtüyü dağatmış, yakasını paçasını çekiştirende yok. Ama neyse aynı yerden bakmıyoruz ve ben cemaatin o sağduyulu bayanlarından hiç değilim sanırım...

Allah kınadıklarımızı yapmaktan bizi saklasın...

Neslihan Hanıma Cevap!

Merhaba

Takip edilen bir adam olduğumun farkındayım. Beni takip ettiğinizi hemen girişte belirtmenize ne gerek var pek anlayamadım! Her neyse konumuz bu değil.

Kimseye açıklama yapmak zorunda hissetmiyorum kendimi. Çok açık konuştuğumu söylemiştim. Suç üstü de yakalanmadım bir yerlerde, discolarda, gece klüplerinde. Yanınızda lugat da vardıysa o zaman size de bir göz doktoruna gitmenizi tavsiye ediyorum.

Çok sentimental olmamak lazım. Daha önce de söylemiştim kadınların, özellikle bizim camia kadınlarının aşırı sentimental olduğunu. Fotoğraflarda da bu sentimentalizm açıkça görülüyor zaten. Size adabı ve muaşereti anlatacak değilim, kitaplarda yazar böyle şeyler. Ama gözlük kullanarak okuyun derim. Tam anlamayabilirsiniz!

"Şimdi bu kızlarımız müslüman bir sanatçının konserine giderken nereden geldikleri anlaşılmasın diye nasıl bir yol izlemeli? Mefhumu muhalifinden peruk falan takmış olsalardı mesela o görüntüler size o kadar absürd gelmeyecek miydi? Ve insan kendi olarak bir yere gidemiyorsa zaten o eylem bir mana içerir mi?"

Cehalet iltifata tabidir. Müslüman sanatçının eseri de müslüman mı olur? Fenomenik bir soru. Teorisyenler, filozoflar cevaplasın. Outlandish'in solistiyle Sami'nin yaptığı düette icra edilen müzik ne kadar İslami? Bildiğimiz batı müziği tınıları ve sözleri var. Söyleyense müslüman iki şarkıcı. Fark nedir? Unforgiven'ı Metallica da söyleyebilir, Sami de söyleyebilir. Tabi tadı değişir olayın o başka. Müslüman bir hanım Metellica da dinlemeye gidebilir, nitekim, Slipkot, Korn, Papa Roach hayranı olan, ama karekter yapısı olarak son derece olgun, vakarlı, ölçülü ve sırf başını açmamak, taviz vermemek için çok iyi sonuç çıkaracakları halde üniversite sınavlarına girmeyen tesettürlü hanımlar da tanıyorum. Metellica, Aero Smith dinleyen bir tesettürlü bayan vakarıyla oturur dinler konseri mesala, diğerleri gibi tepinmez, orasını burasını çizip, dövmeler, halkalar takmaz. Kendi olarak giriyorsa kendisi gibi hareket eder. Sami Yusuf görmemişler gibi değil.

Bu konserden kısa süre önce Sami önce Danimarka'da sonra da Mısır'da aynı programla, aynı formatta aynı parçaları söyleyerek konserler verdi. Yine Outlandish solisti geldi düet yaptılar. Kayıtları izledim. Danimarka da bir çok kapalı kız vardı konsere gelen. Açıkc