İnatlaş benimle
Ey mezarımın emziği tarik!
Oku!
Parmaklıkların ardında tığ gibi
Küflü beşiklerin
Deşilmiş kitabelerin öfkesini…
Çöp kokan bir mürekkebin
Ekşittiği sokak kâğıtlarını
Ve terleyen kalelerin
Kilitlenen uzuvlarını…
Çapak çapak dökülürken biz
Ölülere, ölülere…
Bir yakarıştır bu!
Hiç boğulmamışım gibi
Kırbacında hüznün
Salkım saçak bir yokuşu yutarcasına
Yırtık saçlarımın
Kovaladığı çırağlarda
Kül yiyişidir bu!
Üryansa dumanım
Kabir soyuyorsa nefesimi
Tül tül yürü ey kalem!
Ör beni
Oyuk ateşlerden de yanık
Denizlere, denizlere…
Sürüngen ıslıklarla
Tokmak tokmak bir kahır
Yığılıyorsa kursağımıza
Ucube kaldırımda salyaları akan
Bir yıldırımı çiğnercesine
Demleyelim muhafız kuşları…
Kanat kanat toprağı perdelerken biz
Ölüleri, ölüleri…
Bir kucaklayıştır bu…
Yorumlar
Çok güzel...
Cts, 29/09/2007 - 22:07 — yusa ırmak"Kanat kanat toprağı perdelerken biz
Ölüleri, ölüleri…
Bir kucaklayıştır bu…"
İşte bu son kısmı şiirinizin İbrahim Sadrı söyleyişinden esintiler taşıyan çağrışımlar yaptı bende tabiki gayet güzel bir çağrışım bu.. Belki yanılıyor da olabilirim. Bu da bir negatif yön değildir. Hani bazen bir ses çağrışım yoluyla karınlık bile olsa ortam hani ışık tutarya bize... Bir gün dinlediğimiz ve beynin bir yankısı bulunan bir şarkı gibi... Hiç ummadığımız bir anda elimize kalemi aldırır ve masanın başına geçirir. İşte ondan sonra gelir ya gelecek olan ya da gelmesi gereken ilham... Tabiki sonra bir güzellik sağnağı coşar gelir seller gibi yüreğimize ve oradan damarlarımıza geçen bir akım gibi. Sonra kalemimize yürür ve harf harf hece hece dökülür sayfalara... Bu gayet olağan bir şeydir Hatice hanım kardeşim...
Şiirinizde dikkati çeken iki terkip var bana göre: Ey mezarımın emziği tarik!... Birincisi, doğum, ölüm ve bir ızdırab köşesi imajı, ikincisi ise son bölümdeki sahipleniş ve merak imajı... Bu iki bölüm şiirinizde ortak paydaya (ölüm üzerine yürüşte aşk ve özlemi) yani ana temayı bir araya getirmeye çalışıyor... Adeta bu iki kelime bu bölümlere merkez olmuş gibi...kalp bu anlaşılan şeylerden kendine ait olanı, ebedî öz taşıyanı seçer ve alır. şiir iki ana bölümde ortaya çıkıyor velhasıl kelam. Birincide yolu tasvir yürüyüşün ya da istikametin yeri; ikincisinde bu yoldan daha önce yürümüş gibi hislenerek vurgulamanız... Halbuki yol, yürümek için vardır değil mi? Hedefe varmak için bir vesiledir aynı zamanda. İşte bu şaşırtıcı zıtlık imajı şiire güzellik katmış diye bilirim..Yol ama yürünmeyen ve üzerinden hedefe gidilmemiş... bence tek eksiklik bu...Yeni şiirlerinizi bekliyor, sevgi ve selamlarımı sunuyorum...
Önemli not : Oyuncak ve Kan şiirinizdeki başarınız burda da söz konusu başarılar inşallah...
“Ben yokum, Biz’i sizlerden öğrendim. Şimdi sizlerde her bir ben ile biziz.”
Yuşa Irmak'a
Cum, 05/10/2007 - 17:13 — Hatice AlgınMüsbet veyahut menfi bağlamda irdeleyici yorumlarınıza daima açığım.
Baki hürmetlerimle...
sustukça susanılan aşktır; şiir...