
Okulların açılmasıyla artan trafik sorunları arasında, Ramazanın yüreğimize getirdiği manevi iklimlerden geçerken böylesine duygulu ve içten buluşmalara ihtiyacımız vardı. Hamdolsun Cemaat.com dün saat 15.00 sularında buluştu.
“Buluşma” demeyeceğim Şadan Abi için bundan sonra “toplaşma” diyeceğim…
Toplaşmanın ilk saatlerinde az kişi olduğu için Şadan Abinin dışarı çıkmasıyla ilk espri Fatih Tezcan tarafından patlatıldı: “Şadan Abi wireless var. Notbuğunu dışarı çıkarıp milleti üye yaparak içeri alabilirsin” :)
Mekân Eyüp Kültürevi olduğu için aslında çok rahat bulunabilecek bir yer iken, trafik sorunu ile karşılaştı toplaşmaya gelenler. Haliyle geç gelenler, gelemeyenler oldu, olacaktır. Biz Akabe Vakfı’ndan Fatih ağabeylerle çok önceden Eyüp’e doğru çıktığımızdan ilk biz geldik Eyüp’e…
Önce Şadan Ercan ve Hamit Akçay ile tanıştık. Ulvi Ali Birkardeşler, Yuşa Irmak, Adnan Menderes Çelik, Cemal Kaya, Ankara’dan gelen Yunus Taş, Gebze’den gelen Mustafa Silvanlı… Ardından gelecekleri beklemeye başladık. Saat 4'e doğru tanışmaya başladık. Tanışırken de muhabbetin uzaması ise hayli iyi oldu. Zira Fatsa’dan gelen Murat Tuzcu ve Mustafa Bey’in hoş muhabbetleri sıcakkanlı konuşmalarıyla içimizi ısıttı.
Derken, gelecekler bir bir gelmeye başladılar. Zübeyde Kavak(lıoğlu), Sevda Çekim, kardeşi Ünzile Çekim, Zeynep Suden, S.Setenay Özek ve daha önceden gelmiş olan Zeynep Kuş hanımefendiler aklıma gelenler… Aklıma gelemeyen birkaç üye daha olacak, kusuruma versinler. Cemaatin ne zaman kurulduğuna, hangi devrelerden geçtiğine, amaçlarına dair birçok konu konuşuldu. Özellikle Şadan Ercan’dan Cemaat.com hakkında konuşmaları önemliydi. Hamit Akçay’ın da Cemaat hakkında tespitlerini, çıkarımlarını son derece isabetli buldum.
Derken bizler ikindi namazını kılarken İsmail Kılıçarslan, Yusuf Armağan ve Yıldız Ramazanoğlu gelmişler. Yıldız Ramazanoğlu yanında kızı ve Ayşe Eyyüpkoca ile geldi. Yıldız Hanım'ın gelmesiyle muhafazakârlıktan tutun başörtü sorunu ve çözüm denklemlerine kadar, özellikle İslamcılık kavramı üzerinde niçin sorunlara hep başörtü üzerinden bakılmasına dair çıkarımları çok önemliydi. İslami kesimin değerlerinden koptuğu gerçeği niçin sadece başörtülü kardeşlerimizin üzerinden güdüldüğü /tartışıldığına dair İsmail Kılıçarslanın konuşmaları ve esprileri ile günün ve bulunduğu her ortamın MVPsi Fatih Tezcan’ın katılımları ile iftara kadar hoş muhabbetler gerçekleştirdik. Yıldız Hanımın günden değerlendirmeleri, nereden nereye geldiğimiz hakkında konuşmalarını dinledik. Komünistlik esprileri söz konusu olunca ortaya çok güzel espriler çıktı :)
Toplaşmaya katılımlar bu arada devam ediyordu. Tekin Karagöz, Gerçek Hayat’tan Selahaddin Yusuf ve Faruk Nafiz geldiler. Ardından iftara geçildi.
İftarda sınırsız yiyecek ve içecek :) Malum ehlikeyf insanlarız :)
Konuşmalara, muhabbetlere devam edildi. Bu arada Adnan Menderes’in tatlı yeme heyecanıyla çay dökmesini, tabağına çaktırmadan koyduğum tavuğu da kendi tabağındaki tavuk zannedip fark etmeden yiyip bitirmesini, Tekin Karagöz'ün yaptırdığı üzerinde Şadan Ercan yazan bandajları ve Şadan Abiyi Sami Yusuf yerine konserindeki gibi gaza getirmeleri... Hepsi çok güzeldi, samimi bir kardeşlik ortamıydı.
Benden bu kadar. Vesile olanlara teşekkür ederim… Buluşmaların, muhabbetlerin, değerlendirmelerin (özellikle Yıldız Ramazanoğlu, Hamit Akçay, Yusuf Armağan, Şadan Ercan ve diğer arkadaşların) , esprilerinin (özellikle Fatih Tezcan ve İsmail Kılıçarslan) ve katılımlarının devamını dilerim.
Yorumlar
Gönül bu Sohbet İster. Yeme-İçme Bahane...
Pzt, 24/09/2007 - 16:06 — yusa ırmakBinlerce ele, fakat bir tek gönüle sahip; sevenlerin, sevmeyenlerin, sevmiş gibi yapanların, gelmek için ciddi hasret çekenlerin, gelipte mutluluktan ayaklarının yerden kesilenlerin, hatta geldikten sonra da bize hayatın sırrını veremedi bu düdük makarnaları diyenlerin:)) kendi memleketinin en güzel bir yerinde, Eyyüp’te bir kültür evinde 4 saatlik toplantı sonrasında kalemimden çıkmış bir yazıdır bu ey okuyucu… Kalem ve küreğimin cızırtısına hasret türküler, mürekkebinede gözyaşlarınızı karıştırın demiyorum… Ancaaak iki dakika reklam sonra da bir ara verip şu yazılanlara bir kulak verin diyorum…
Evvela gelenden de gelmeyende Allah razı olsun. Ama gelipte zihinlerimizin kirletilmiş bölgelerinin, buz gibi düşünce ve hislerimizin acı ve tatlı hatıraları hep canlı olsa da, kaderin çizdiği bir yolda bu bir araya gelip toplaşma ile zihinlerimizin kirletilmiş yerlerinin temizlenmesi, buz gibi düşüncelerimizin müspet manada şekillenmesi diyolog ve kaynaşma adına biz cemaat yazarlarına olumlu bir katkı sağladığı kanısındayım. Öncelikle bizi kırmayan gönül ehli ablamız Yıldız Ramazanoğlu’na söz verdiği vakitte gelmesi ve samimiyetinden dolayı canı gönülden teşekkür ve şükranlarımı sunmak istiyorum. Zira gerçekten istifade ettik bilgilerinden. Başörtüsü sorunu ve çözüm yolları, muhafazakârlık, İslamcılık ve kavramı, İslam’i cemaatlerin ve kişilerin kendi öz değerlerinden kopmuş olmasının irdelenmesi ile ilgili açıklamaları devamında konuşması ve İsmail Kılıçarslanın’ın bu fikirlerin paralellinde soruları ve değerlendirmeleri ile ciddi manada bir beyin fırtınası olduğu kanaatindeyim. Özellikle de baş örtülü bayanların İslamcı gençler tarafından evlenmesi hususunda sohbet esnasındaki üyeler ile ağız birliğine varılması sanıyorum en çok bekar kardeşlerimizi memnun edip güzel gülüşmelere vesile oldu..:)) Yıldız hanımın İslamcı erkek arayan gözleri bir tek Ulvi Ali Birkardeşleri görmesi kominist olarakda İsmail Kılıçarslanı işaret etmesi yine sıcak tebessümlere vesile olmuştu… Bu yorumlarımız bırakın hayal dünyalarımız için her zaman ter ü taze, ümitlerimizi ve hamd duygularımızı coşturan, içimizdeki hislerin binbir türlüsünü köpürten, biraz da hasret duygularımızı kabartan şeyler olsun a dostlar. Eyyüpte bir araya gelmenin mutluluğu var içimizde hamd olsun cemaat olarak. Hiç gitmemiş, görmemiş, bilmemiş, hatta duymamış olan cemaat yazar ve çizer ve okuyucuları da üzülmesin zira onlarda orada hayalen aramızdaydı diye bilirim. En çok tanışmak istediğim insanlardan biri olan Selim Şevkioğlu, Fatih Tiyanşan, Burak Cem, Aysun Yollardagezer, ablamızı gözlerim aramadı değil tabi. Ve iştirak eden, düşünce ve gayretini, hayallerini paylaşmaktan sadece şeref duyduğumuz cemaat arkadaşlarımıza isim isim teşekkür ediyorum huzurlarınızda...
Şadan Ercan; cemaat’in ağası, meğer ne ortak yönümüz varmış. Adana’da bulunduğum zamanlar kendileri Özel Fm de program sunuyormuş. Nasıl olurda sesinden tanıyamadım ilk evvela Adnan Menderes gibi bilemiyorum ama bu tevafuklar beni de en az Adnan Bey kardeşim gibi heyecanlandırdı doğrusu… Şadan Ercan’daki samimiyet maşallah ağabeymizin gerçekten yüzüne aks etmiş. İlk tanışma safhasında hilal tv muhabbeti vardı… Mustafa isminde bir üyemiz gelmişti ordu’dan cemaati nerden tanıyorsunuz nasıl tanıdınız kimin vesilesi ile diye soruldu sanıyorum Şadan abi tarafından. O da “internette buldum” deyince büyük çaplı bir gülüşme olmuştu. :) Fatih Tezcan’ın “cemaati Hilal tv de mi gördünüz yoksa abi” sorusuna Şadan ağabeynin ise çoğu kişi de Hilal tv yi cemaat ten öğrendiler demesi ise bu gülüşmelerin üstüne sos olmuştu… Eee ne de olsa avukat ağabeymiz…:))
Evet birde anket mevzusu vardı ki ben Şadan ağabeyi bu konuda çok dertli gördüm… Bakın arkadaşlar anket ile ilgili çalışması olan cemaat üyeleri “doğru” anket veya “isabetli” anket nasıl yapılır bununla ilgili çalışma yapıp Şadan abiye yardımcı olsunlar. Zira hep eleştiri alıyormuş :) Hamit Akçay’ın gıda ile ilgili yazısına cemaatin tepkisiz olması yani katılım yapmamasını ise eleştirdi. Zira ona göre bu mevzu çok çok önemliydi. Ama Fatih Tezca’nın kendine has konuşmaları arasında “iğnelemeleri” Hamit Akçay’ın bloguna neden ilginin olmadığını ayan beyan gösteriyordu buyurun işte Fatih Tezcan’ın iğnelediği cümlecik “Sami Yusuf mevzusunun olduğu bir yerde sanıyorum gıdayı kimse takmaz şadan abi…” Hamit Akçay’ın yine tanışma esnasında anaokulu öğretmeni ablamız Zeynep Gür’ hanımefendiye ithafen “çocuğa ana bulduk ama bir anaokulu bulamadık” sözü ise kaliteli espri olarak hafızamda yerini almış oldu…:)) Ama çocuğun anası çağırınca da iftara kalmadan gitmesi pek güzel olmadı :))
Her şey çok güzeldi uzaklardan gelen arkadaşlarımızın samimiyeti beni çok duygulandırdı, Ordu’dan Murat Tuzcu ve Mustafa bey, Ankara’dan gelen Yunus Taş, Gebzeden Mustafa Silvanlı, Bir taşla üç kuş vuran ve Hatay’dan gelen yazar Maraşlı kardeşimize de ciddi manada teşekkür etmek istiyorum.
İftar faslını bekler iken o masadaki konuşmalar sohbetin hiç bitmeyeceğini gösterir tarzdaydı. Eski ülkücü namıyla, İsmail kılınçarslan ve Selahattin Yusuf’un komünist avlama tiplemesi senaryosunu yazmadan kafadan oynaması büyük keyif verdi. Yusuf Armağan’ın Bosna’daki zikir mevzusu da bir hayli ilgimi çekti şayet bir gün o tarafa yolumuz düşürse o askerleri anmak ve yine o şehitlerin kardeşleri ve oradaki türk subayları, askerleri tarafından zikir çekmeyi çok isterim.
Evet son safha ya da son perde diyebileceğim en son bölüm olarak nargile keyfine katıldık. Her ne kadar dumanın her çeşidine karşı olan biri olsamda sevdiğimiz insanların dumanları arasında çayımızı da yudumladık hamd olsun… Ordaki konuşmalarda iki grup olduk ilk evvela F. Tezcan ve Faruk beyin siyasi, içtimai sohbeti, Şadan bey Ali ulvi, Adnan Menderes, Mustafa Silvanlı ve bendenizin müminin ve fertlerin yükümlülükleri, gençlerin sorunları ve az siyaset konuşmalarımız oldu sonradan yine tarih konusunda fikir birliği sağlanırken tekrar ayrışma aradan çıkıp birlikte konuşmaya döndü işte finalde Beşiktaş ve Nişantaşı çocuklarını Tekin ağabeyin arabası ile bırakması bizimde şadan ağabeyyle E5 te maraba edasıyla otobüs beklemesi de günün en son dakikaları idi… :)))
Hee unuttuğum son bir şey kaldı o da hiç davetli olmadığı halde toplaşmayı yaptığımız kültür merkezindeki kedinin gelmesi idi… Tekrar teşekkür ediyorum tüm dostlara…
“Ben yokum, Biz’i sizlerden öğrendim. Şimdi sizlerde her bir ben ile biziz.”
Yuşa Abi'ye Reddiye :)
Pzt, 24/09/2007 - 17:42 — Cemal KayaCemaat.com yazarları buluşmasının detayları (repliklerine kadar) Yunus Emre ve Yuşa Abi tarafından işlenmiş. Okurken hakikaten olaylar insanın gözünde canlanıyor. Bunun için tebrik ediyorum…
Ama satır aralarına sıkıştırılmış öyle bir cümle var ki toplaşmaya katılmış birkaç kişiyi töhmet altında bırakıyor. Cümleyi cımbızlıyorum:
“işte finalde Beşiktaş ve Nişantaşı çocuklarını Tekin ağabeyin arabası ile bırakması bizimde Şadan ağabeyle E5 te maraba edasıyla otobüs beklemesi de günün en son dakikaları idi…”
Tekin ağabeyin arabasında ve istikameti Beşiktaş civarı olan ben, Fatih Tezcan ve Faruk Yücel idik. Bu cümle bizi hedef almış, hedef almakla kalmayıp Nişantaşı çocuğu yaftasını üstümüze iliştirmiştir. Başta bunu esefle karşıladığımızı söylemem gerekli. Nişantaşı çocuğu tabirini etimolojik açıdan incelemeye gerek duymuyorum zira ne anlam ifade ettiği gayet ortada.Yalnız gözden kaçırılan bir husus var. Nişantaşı çocuğu olmak için gereken ilk şart orada oturmaktır ki bu olayda geçen üç şahıs da bu semtte oturmayıp, ilgili terimle de alakaları olmadığını dünkü toplantıda göstermişlerdir. :)
Peki Yuşa abi neden böyle bir tabir kullanmış olabilir?
Benim aklıma ilk olarak aşırı nargile dumanı etkisinden kaynaklanan baş dönmesi ve baş ağrısının tezahürü veya da bizlerin arabada giderken Yuşa ağabeyin E5’e kadar yürümesinin verdiği yorgunluk ve kızgınlık olabileceği geldi… :)
Ortaköy, Fulya ve Yıldızlıları anlatacak tabirin "Boğazın Bekçileri" olduğu kanaatindeyim. Saygılar :)
Boğazın Bekçileri
Saat 11 çayında
iki dost insan
oturmuş,
karşılıklı,
can cana
Marmara'ya bakarlar
mavice.
İki dost insanın
ikisi de sakin.
İki dost insanın
ikisi de huzurlu.
İki dost insan ki
ikisi de dostane.
İkisi de kalp kalbe.
Kalpleri,
Boğaz'a karşı atar onların
mavice.
Ellerinde çaylarıdır
dillerinde yudumladıkları
iki dost insanın
saat 11 çayında
Hasan Ateş
Darülfünun
Bak sen...
Pzt, 24/09/2007 - 22:52 — yusa ırmakİşte bir güzel yorum da sevgili cemal kaya'dan... Sonu hüzünle karışık onurlu bir duruş ile bitmesine rağmen güzel ve etkileyici bir uslup ile yoğrulmuş aynı zamanda:)) İmajlar sanki ustaca ele alınmış tarafınızdan ve yerli yerine oturmuş mesala "Boğazın Bekçileri" kelimesi beni bile etkiledi.:))))Baykuşları ve yarasaları seven bir ruh hâletinden, ağlayan bir ritme ulaşan terennüm olsa da söylemleriniz nişantaşı'lılıktan uzak kaçmak isteyişiniz bize sökmez a güzel dostum:))) Biz maraba ellere sizlerde ortaköye gittiniz işte aramızdaki fark..:))) Yerimiz belli halkın içindeyiz... Birimiz Başakşehir'e, birimiz Cennet Mahallesi'ne, Birimiz de Beylikdüzü'ne gittik. Hem makam aracımızda yoktu hea..Bildiğin İETT şimdi sen şu girift söyleyiş, melankolik sevinci, hüznü, onursal duruşu bir kâsede bizlere takdim ettin ya daha da bize söz söylemek düşmez... :)) Tamam duman da çarpmış olabilir, Yukarı çıkarden sarf ettiğimiz eforda ve yorgunlukta.. :)) Dediğiniz gibi olsun bakalım şimdilik sizde ümit var diyorum. Çünkü yalın, romantik ve reel karışımı nişantaşılılık çizgileri taşıyan yazınız, sizde nişantaşı veyahut beşiktaşlılık ustalığına adım atmışlığınızın göstergesi:)) Bu da gelecekte cematte yeni bir beşiktaşlılığın geleceğinin, yaklaşacağının potansiyel varlığını haber veriyor... Haydi, kalem ve kâğıt sizi bekliyor. Güzel üslûbunuzla bizlere daha nice enli-boylu. muhtevalı yazılar yazarsanız memnun kalacağız zira şimdiden yazmaya başlayın siz yazana kadar beşiktaşta sabah olur :)) cemal bey kardeşim:))) Vesselam....
“Ben yokum, Biz’i sizlerden öğrendim. Şimdi sizlerde her bir ben ile biziz.”
Sohbet ve Muhabbet
Çar, 26/09/2007 - 09:44 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam Yuşa Bey;
Teveccühünüz için teşekkür ederim, o günkü Cemaat toplaşmasına iştirak edemedim. İnşaallah ilerki toplaşmalarda / buluşmalarda görüşürüz. Sizinle tanışmayı ben de arzu ediyorum.
Cemaat.com ailesi olarak bu sohbet ve muhabbet ortamına dahil olan arkadaşlara selam ederim. Dahil olamayanlara da nasipdâr olmalarını dilerim.
Hassaten tüm Cemaat.com ehline de selam olsun!
Hayırlı Ramazanlar!
Selam ve muhabbetlerimle.
... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...
Çok güzel vefakat bize özeldi :)
Pzt, 24/09/2007 - 17:22 — Fatih TEZCANKendi adıma, bu senenin en güzel Ramazanlarından birisiydi...
Edebi yazarsam hakkını veremeyebilirim bazı hallerin...O yüzden içimden geldiği gibi yazacağım...
Şadan Ercan: "Şeyhül Cemaatül Mezhebül Şadaniye" :)
Mezhep, hizib-taraf-grup-cemaat demekse eğer, yukarıdaki isim tastamamdır:) 7 asır sonra avel bi tarihçinin Türkiye'yi falan anlatırken adını telaffuz edip "internette tanışarak yüzyüze görüşerek yeni bir mezhep kurmaya çalışmış kişi" falan diye saçmalaması olasılığını göz ardı edersek,ki bizahmet, hakkını verin iyi isim buldum:)
Bunca işinin, gücünün, sıkıntısının arasında site müdavimlerine ve muhabbet taliplerine zaman ve mekan ayırdı ya... Hay sen çok yaşa şeyhim:)
Ama sen esas bundan sonraki vesile olduğun toplaşmalara bak...Şimdilik o kadar dillendiriyorum tahminimi...
Bu arada iftar masasında düşündüm ve anladım ki bu toplaşmadan sonra bir sıkıntıyı daha aşmış oldum...Dialoglar şöyle olabilir bakın..
-İntisabınız var mı?
-Artık var!......
-Kimedir?
-Pir-i fani Şeyh es seyyid şadan ibni ercan izmiti efendi hazretleri
-???!!!...
:)
Yıldız Ramazanoğlu... Ramazan günümüzün ve gecemizin Yıldızı
Abla...Beni okuduğunuzu söylediğinizden dolayı size hitaben ve temenni ederek yazıyorumki ilkti ama son olmasın :)Kahir ekseriyetle aynı fikirlerde olsak da farklı düşüncelerimiz ve söylemlerimiz olabilmesi söz konusu olabilir ve en azından ben sizinle istişare etmemizin bizi müstefid kılacağına kaniyim.Fıtri ünsiyet temayülüzüm sebebiyle olduğunu zan ettiğim ayrı sohbet iştiyakıyle iftar sofrasındaki kaçırdığımız fırsatı ne zaman bulabiliriz bilemiyorum ama Boğaziçi'nde bir dernek başkanı olarak diyebilirimki buralarda kitlelerin sizin gibi zatları tanımaları, dinlemeleri ve anlamaları elzem.Bir de şu evlilik konusu...Günün en faydalı tavsiyesiydi müslüman kızlarla müslüman erkeklerin "artık" evlenmeleri gerekliliği...Abla kaşıyabildiğimiz kadar kaşıyalım zira otuzbeşine gelip hala "ben evlenmicem daha erken" diyenler var:) Ben hizmetinizdeyim,hatta ilk parola-sloganı da buldum:
Tabutta emeklilikten sonra
Tabutta evliliğe hayır! :)
Bir tadımlık kabul ettiğimiz sohbet için bin adımlık yol gelen ayaklarınıza sağlık...Allah razı olsun.
Cemaat'e Armağan: Yusuf Armağan:)
Zaten gördüğümde gözlerim parlar...Herkes yazılarındaki samimiyetin aynısını barındırmaz ya hani...Yusuf Armağan öyle değil...Otur abi-arkadaş ne dersen ne istersen konuş...Bir cümlede özetlemek kabil mi değil ama...
"Yusuf kadar güzel yüz ile ahlak ve varlığı cemaate Armağan olmak" diyeyim...Yoksa "insanı tarif insanı aşar"...
İsmail Kılıçarslan: Acımasız adam:)
Benim ilk tanışmamdı. Allah tekrarını nasib etsin:)
Yahu bir insan bu kadar mı sıcak olur bu kadar mı canayakın bu kadar mı kendi olur ve kendi de bu kadar mı dobra ve dürüst olur yahu...Tam da "Bıkkkktım usandım ağıraaabi islamcı takılan ev ev gezip cukka dolduran kıymeti kendinen menkul zevattan kardeşim" dediğimiz sıralarda tanıştığımız içi dışı bir sözü özü bir ve muhabbeti doyumsuz bir insan!
Ya şimdi ben buraya yazmaya kalksam vallahi uzun sürücek,bildiğiniz gibi değil durumlar, siz en iyisi muhakkak onun da gelmesi için fırsat ve teklif ve hatta baskı yapılacak bir dahaki toplaşmayı bekleyin...Sabırla bekleyen yengeye ayrıca hürmet ve saygılarımız söz konusudur.Hakkını helal etsin.
Daha da anlatmak lazım İsmail'i ama...Yani...Yoksa durum değişik yani...Merak ettirmek için yazmıyorum bakın ama ben buraya nasıl sığdırayım müezzinle rahibenin aşkını veya ilticaen ülkücü taklidi yapma sanatını...Burada anlatmakla olmaz ...Ne asansörü ne ışığı? :) Olmaazz!...Ne aleti ne edevatı ne kravatı? Trrrabzon'a gitmekk laazım kaaaaardeşşşim!:))
Tashihdar Yuşa Irmak Paşa
Ne kadar iyi olursanız olun hata yapmanız an meselesidir.işte yanınızda bu tipte adamlar varken korkmayın..ifrat ve tefritten alıkoyarlar..hatanızı sizi rencide etmeden söylerler..farklı görüş sahibi olunan konularda muhabbete halel getirmeden fikir beyan edebilen insanlar çok değildir...Teşekkürler Yuşa Irmak...Adanalılar'a Allah Adamı deniyor ya, lafzen senden fazla hakkeden Adanalı tanımadım:)
Önemli not:keşke seni taksiyle gönderseydik.bak hem bizim arabayı beşiktaş-nişantaşı arabası yaptın hem kendini yol marabası :)))
Faruk Faruk Yücel
Dün program üç bölümdü.kültür merkezi-iftar-nargile.
iftarın sonuna doğru gelip nargiledeki muhabbetin vesilesi oldu.Sert bakışlarına eklenen mert duruşu ve konuşması asla ve hiçbiryerde ve hiçkimseye nazarından ötürü zan beslememek gereğini bir defa daha hatırlattı.Muhattabı Tezcan'lı konuşsa da basiret ve mutediliyatını muhafaza edebilecek olgunlukta ve bilgi seviyesi üst düzey,kesssinlikle teşrik-i mesai edilesi bir arkadaşım bir kardeşimmiş.Ben tanıştığıma çok memnun oldum.Onu bilmem:)
Tekin KARAGÖZ: Soyisminin müsemması!
"ay lav yu şadan abiiii" dememize sebep bantları yaptırıp getiren, olası cemaat basket takımının pota altı hakimiyetinin potansiyeli olmasının yanısıra cemaat.com'a olan sadakatini kavl'den hale de dökmeyi prensip edinmiş kardeşim.Ayağına hatta arabana sağlık :)
İsimleri tek tek saymıyorum,Yunus saymış...Bu arada belirtmem lazımki,Önce Şadan Abi sonra bazı kardeşler ve şimdi Yunus Emre Tozal benim için MVP demişlerdi ama konuyu atlayanlar var olabilir diye ben bir defa da söylüyorumki ben ingilizce karşılığı olan "En Değerli Oyuncu" değil Türkçe Varyantını bulduğum Müslüman Ve Pervasız falan olabilirim :)
Bilgi notu:Tabiki herkes gibi ben de islami her ortama dahil olamam.Ama müdahil olduğum hemen her yerde hizmeti, yardımı, hoş sohbeti, muhabetullahı yeğlerim. www.cemaat.com benim için bir internet sitesi değil sadece, bunu şimdiye dek de çok belli ettim sanırım.
Sanıyorum dünden sonra şu daha net anlaşıldıki, cemaat.com toplantıları, gerek ilim paylaşımı, gerek sohbet ortamı gerekse internet ilişkilerinin "sanal ilişki" diyerek aşağılanmaya çalışılandan başka bişi olduğunun ispatı için gerekli ve yeterli.
Allah gelen herkesten razı olsun.
Bu dolu ve olumlu havanın siteyi bundan sonra çok daha ileri götüreceğini düşünüyorum.Neden bu günü ve geceyi bu kadar az sayıda katılımcı takip etmiştir'e dair "iftar sözü-trafik-tembellik-çekingenlik" gibi sebeplerimiz olsa da bilinedurulaki çok güzel ve maalesef bize özeldi:)
"Essebebun kel fail" sırrınca sevabın büyük bir miktarını zaten götüren Şadan Abi'ye ekstra teşekkür ediyorum :)
Genelde ümmetin tamamı, özelde cemaat.com için duam: "Allah bize birbirimizin kıymetini bilmeyi nasip etsin." amin...
Selam ve Dua ile...
Toplaşma..
Pzt, 24/09/2007 - 23:33 — Adnan Menderes ÇELİKBismillahirrahmanirrahim...
Başlığı büyüklerimiz açsın sonra yorum yazarım inş demiştim. Fakat yunus kardeşim olaya el atıp büyüklük göstermiş :P :)
Dünki buluşmada gerçekten benim içinde suprizler vardı;
MeseLA; Bundan 12,13 yıl evvel Adana'da yaşarken, Bir radyo vardı ve o radyoda çalışan kod adı Abdullah :) (Asıl adı Şadan) olan bir abi vardı. Sonrasında benim universiteyi okumam için şehirden ayrılışım ve Şadan abinin radyodan ayrılmış olması. Bir daha hiç görüşememiştik. Cemaat.com da ilkin Şadan adını duyduğumda adanada tanımış olduğum Şadan abi aklıma gelmişti, ama o Şadan abinin bu şadan abi olacağı aklıma gelmemişti:) Taki dün biz eyüp belediyesi kültür merkezine gidip. Hamit Akçay ve Şadan abi ile tanışana kadar. Simasına baktım Şadan abinin, Tabi 12 yıl önce sakalları çok daha uzundu :) Hemen sordum Şadan abi adanada bulundun mu? Ve beklediğim cevap :)
Şeyhim pirim ;) tekrar karşılaşmak ne güzel... (ŞADANNNN ABİİİİİİ :))
Ve bir anekdotta yusuf Armağan abiden :) Geçenlerde (ki baya geçti 2-3 ay:)) Tarık abi konuk olarak almış yusuf abiyi, ve gecenin 2 sinde acaba bizi dinleyen varmı diye sordular! Tarık abi benim emesen de :) ekli olduğundan hemen yazdım ben varım diye. Tarık abi okuyor "adnanmenderes de varmış" öyle deyince yusuf abi ; adnanmenderes adanalı bir abimizmi dedi... Ben hemen yazmaya başladım evet adanalıyım. istanbulda yaşıyorum.. vs. Tabi beni aldı bir merak yusuf armağan beni nerden tanıyor... Velhasıl yusuf armağan abinin böle hissiyatları kuvvvetliymiş onu öğrendik :) Yusuf aramğan aibnin iki tane birbirindne şeker kızları vardı renk verdiler:) Gerçi misafir olarak cemaat arasına girmeye çalışan kediyi aşırı sevmeye çalışmaları, kedinin üyelikten vazgeçmesi ile son bulsada kızlar şekerdi :)
Yıldız Ramazanoğlu,İsmail Kılıçarslan arasındaki sohbetten ziyadesi ile istifade ettik diyebilirim.Şadan abimiz ise birazda irandaki izlenimlerini almak istemişti Yıldız Ramazanoğlu'dan iftar öncesi pek mümkün olmadı :) ama iftar masaasında ne derece konuşabildiler bilemiyorum. Ben o sırada yemeklerle hem hal olduğumdan kimseyi duymuyordum :)
Yemek demişken, Fatih Tezcan her fırsatta; "Bakın İstediğiiz kadar yeyip içabilrisiniz sınırsızzzzzz" demesine karşın, Lakin bizim midelerimiz sınırlı olduğundan gerekli performansı gösteremedik :))
iftar sonrası yine aramızdan bir grup arkadaş ayrıldı ve çekirdek bir kadro :) kaldık. Fatih Tezcanın nargile içme isteği Şadan abiyide harekete geçirdi ve onunda nargile içme isteği arttı.Böylece isteğe uygun bir mekana gidip sohbetimize devam ettik. (Garson her çay siparişi aldığında, içeriye, ocağın oraya doğru şöle bağırıyordu: "Çaylar Orta Demlikten Olsun" :) O mekana giderseniz direk çayımız orta demikten olsun diyebilirsiniz. Elbet vardır bir hikmeti :))
Nargile eşliğinde yaptığımız sohbette; Şadan abinin bir önerisini yazmak istiyorum. Belli bir konu üzerinde bir kişinin yada bir kaç kişinin ekip çalışması olarak o konu hakkında araştırma yapıp cemaat.com istifadesine sunulabilir. fikri idi...
Tekin abimizin yaptırmış olduğu "ŞADAN ERCAN" bandlarının modellerini bize sundu bizzat ben denedim ve buğulu gözlerle şadan abiye bakıp "ŞADANNNN ABİİİİ" diye bağırasım geldi :) Yakında ŞADAN ABİİİ günleri başlayabilir. Bandınızı ısrarla Tekin abimizden isteyin :)
Fatih tezcanın bulduğu isimde gerçekten çok orjinal. şeyh piri fani.... şadaniyye :)
Son olarakta beşiktaş-nişantaşı mevzusuna değinelim. Efendim şimdi orda bizim suçumuz nedir???
Hadi Fatih tezcan ve Cemal Kaya bir şekilde beşiktaşta veya civarında oturuyorlar.. Ama ben ve mustafa, öz be öz Anadaloda oturuyoruz.. Biz Anadolu çocuğuyuz :P:) Nişantaşı falan diil yani :) Yuşa hemşerimm aynı zamanda ADANALIYIK :)
Velhasıl..
Güzel bir ramazan günü ve akşamı idi. Herkese teşekkürler...
Allah'ım harflerimizdeki zerafeti, Ruhlarımıza taşıyabilme gücü ve aşkı ver...
yusuf la, trabzona gidek mi la?
Salı, 25/09/2007 - 03:04 — ismail kılıçarslanSelam ile...
Çok güzel bir akşam idi benim açımdan. Dostlar arasında geçirilmiş güzel bir zamandı. Kendimi dışta tutarak söylüyorum, herkesin yüzüne baktığımda "güzel" olanı gördüm hep.
"Güzel olan hiç bir şey hülasa edilemez" diyerek lafı uzatmamayı; en başta bizi kırmayıp davetimize icabet eden Yıldız Hanıma, bilahare reisimiz-birine bağlanacak bir karakterim olsaydı kendisine bağlanacağım şeyhim Şadan Ercan'a, organizasyon kabiliyetinin yüksekliği ve sınırsız geniş gönlüyle Fatih Tezcan'a; beni kırmayıp adı anılınca derhal olay mahalline gelen Selahattin Yusuf'a, Yusuf Armağan'a, onun iki güzel kızı Neva ve Asude'ye ve elbette herkese teşekkürlerimi borç bilirim. Cemaatte yazmama kararım sürüyor; ancak bundan sonra Cemaat'in yapacağı her toplaşmaya, kalkışmaya, nümayişe, gösteriye katılmayı vazife bilirim.
Vesselam.
YUSUF ARMAĞAN'A SON DERECE KİŞİSEL BİR NOT: Yidin mi la fıstıklıyı?
Teşekkür
Çar, 26/09/2007 - 06:31 — Şadan ErcanBaşta Yıldız Hanım olmak üzere davetimize icabet eden cemaat.com dostlarına teşekkür ediyorum.
Bu kısa sohbet münasebetiyle Yıldız Hanım'ı az da olsa tanımış olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğumu hassaten beyan etmek isterim. Yazar, fikir adamı, kanaat önderi vb. gibi topluma yön veren insanları daha yakından tanımaya ihtiyacımız var. Zira kanunlar gibi insanlar da lafzıyla ve ruhuyla bir bütündür. Onları hiç olmazsa görmek, dinlemek mümkünse şahsiyetlerini yakından tanımak veya tanıyanlardan öğrenmek gerekir.
İsmail Kılıçarslan vardı, iyi ki geldi, neşesi ve enerjisi ile sohbete ayrı bir renk kattı, hatta sohbete rengini verdi desek yeridir. Faruk Yücel ancak yemeğe yetişebildi ama yemek sonrası kalanlar ile yaptığımız ikinci oturum ile hasret gidermiş olduk. Yusuf Armağan ile fazla sohbet imkanı olamadı, gece adına kayıptı benim için. Selim Şevkioğlu katılamadı, gözlerim O'nu çok aradı.
Adana'lı Adnan kardeşim gecenin süprizi oldu benim için, O'nu uzun yıllar sonra yeniden görmek ayrı bir mutluluk oldu. Keza Yuşa kardeş ile tanışmak ve ekstra sohbet etmiş olmakla daha fazla bonus kazanmış oldum.
Tekin Karagöz(*) geldi, iyi ki geldi, O'nu görmek, her daim gülen gözlerinden kalbime akan sevgiyi, kardeşliği hissetmek ayrı bir bahtiyarlıktı benim için. Ali Ulvi oradaydı, yine çok konuşamadık, ama varlığı bile beni mutlu etti, özel bir sobette yeniden birlikte olmak üzere sözleşerek ayrıldık.
Hoştu, güzeldi, sıcak samimi bir ortamdı. Dar bir vakitte de olsa katılmak lütfunda bulunan Hamit kardeşime, gayretlerinden dolayı sevgili Fatih'e da hassaten teşekkür ediyorum.
(*) - Toplaşma akşamı Tekin Karagöz kardeşimin evine hırsız girmiş bir miktar para ve değerli eşyası çalınmış.
Geçmiş olsun Tekin kardeş! Allah hayırlar versin, bol ve bereketli kazançlar nasib etsin. Mala gelsin önemli değil, cana, sana bir şey olmasın, çok geçmiş olsun.
"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"
Neden Neden Neden!!!
Cum, 28/09/2007 - 00:45 — muhammed cemal ünalkıskandım iyice şimdi. istanbul eyüpsultan'da ikamet edip de toplaşmaya katılmamam çok ayıp olmuş. cidden utandım ve kıskandım. bir dahaki toplaşmayı dörtgözle bekliyorum haberiniz olsun.
Bayan gözüyle toplaşma notları
Cts, 29/09/2007 - 01:15 — S.Setenay ÖzekSanırım toplaşmaya katılan hanım arkadaşlarımın ses vermeye niyetleri yok.Bazılarının aktif üye olmadıklarını da hesaba katarak bu görevi seve seve üstleniyorum:)
Saat 15:00 Eyüp Sultan meydanını Feshane caddesine bağlayan yoldan çiçekçilerin arasından geçmekteyim. Gözüm sarı renkli begonyalara takılırken, Yıldız Hanım gibi bir çiçeğe layık olabileceğini düşünerek alıyorum. İyi de ben sarı rengi sevmezdim,hayır olsun diyorum. Adımlarım beni Eyüp Kültürevi’nin restore edilmiş nostaljik ve sarı binasının önüne getiriyor. Saatime bakıyorum 15:18 Eyvah geç kalmışım. Tereddütsüzce merdivenleri iniyorum. Tereddütsüzce diyorum çünkü, ilk kez Saray Muhallebicisindeki toplaşmaya katılmış ve otuz kadar cemaat üyesi bayan arkadaşımın orda olduğunu görünce büyük bir sevinç duymuştum. Yine olmalıydı. İçeri girdim. Öyle olmadı:)
Kimisi kardeşim, kimisi abim yaşlarında olan çok değerli cemaat üyesi erkek arkadaşlarım daire şeklinde düzenlenmiş sandalyelerde çoktan yerlerini almış ve sohbeti koyulaştırmaya başlamışlardı. Bu esnada biz üç bayandık. Kendi aramızda küçük bir tanışma yapıyoruz. Saat 15:40 Can sıkıntısını bahane ederek kapıya çıkıyorum. Ve beklenen adam geliyor. Bizim mahallenin ilk ve son delikanlısı, ocağımızın kurucusu (Allah başımızdan eksik etmesin), Şadan Ercan ve erkanı içeri giriyor. Tekrar tanışma faslı, cemaatin son günlerdeki gidişatına dair rutin değerlendirmeler... Hamit Akçay araya girerek, mutfağın arkası diye tabir edebileceğimiz mevzularda yanımızda olmayan kişilere dair yorum yapılmasını engelliyor. Takdirle karşılıyorum.
Saat 16:30 Bayanlar yedi kişi oldu. Şadan Ercan aramıza yeni katılan Zübeyde Kavak arkadaşımın üst perdeden bir giriş yaptığını söyliyerek bizi de sohbete katmaya çalışıyor. Ben yine de kendimi konu mankeni gibi hissetmekten alıkoyamıyorum. Farkında olmadan aldığım psikoloji derslerinin de etkisiyle karşımdaki yüzleri tahlile koyuluyorum. Tertemiz yüzler görüyorum. Sağlam karakterli, insan-ı kamil olmaya aday yüzler. Keşke bütün arkadaşlarımız burda olabilseydi diyorum. Bu yüzleşmeyi, bu sıcak dostluk atmosferini yakalayabilselerdi. Şimdi Tahran Üniversitesi’nde okuyan genç kardeşim konuşuyor,tespitleri beni ümitvar kılıyor. Saat 17:00
Beklenen bir grup daha içeri giriyor.Birlikte Boşnakça kursuna gittiğimiz Yusuf Armağan’a “gdje je Hatice?”diye sormayı planlarken, o yine kerametini gösteriyor ve eşiyle,kızlarıyla birlikte geliyor. İsmail Kılıçarslan da öyle. Verdiğimiz namaz molasının ardından Yıldız Hanım, kızı ve Ayşe Eyyüpkoca’nın da gelmesiyle kadromuzun tamamlandığını görüyoruz. Daha doğrusu zannediyoruz:) İftara yaklaşan bu kısa doyumsuz fakat bereketli zaman diliminde önemli mevzulara değiniliyor. Hızır gibi imdadımıza yetişen Yıldız Ramazanoğlu haftalardır uzayıp giden türbanlı kız-islamcı erkek polemiklerine farklı açılımlar getiriyor. Meseleye Başörtülü Kızlar penceresinden bakmayı başarabilen İsmail Kılıçarslan ile birlikte yaptıkları küçük beyin fırtınasından istifade ediyoruz. Bu arada İsmail Kılıçarlan’ı ilk kez dinleyen birisi olarak, AKP nin yükselişi ve Q.Tarantino için yaptığı ilginç yorumlara “nasıl yani??” dememek için zor tutuyorum kendimi:)
Saat 18:45 Bir süpriz konuk daha: Selahattin Yusuf. Birlikte iftar edeceğimiz yere doğru geçiyoruz. Bir Eyüp Sultanlı olarak seçilen mekanı sıradan bulsam da, bu kısa sürede ve bir Pazar akşamı kalabalığında organize edilmesini başarılı buluyorum. Ne de olsa önemli olan birlikte iftar edebilmemiz. Saat 19:45 Gerçek Hayat Dergisinden Faruk Yücel katılıyor. Hanımların ve beylerin birbirinden bağımsız ve de koyulaşmış sohbetleri devam ediyor. Bir süre sonra hanım arkadaşlar olarak masaya ve de bu güzel toplaşmaya veda ediyoruz.
Not: Şadan Ercan yazılı bandanaları ve üzerinden yapılan yersiz espriyi, optimum düzeyde geçen toplaşma atmosferinin hatırına tolere ediyorum:)
Setenayyyyyyyyy!!! geldimmmm..
Cts, 29/09/2007 - 12:04 — Zübeyde KavakMerhaba
Toplaşma programına dair birtakım izlenimlerim ve gözlemlerim var.Lakin gerek yeni bir üye olmak ve gerekse cemaat.com toplaşma grubu içinde 'kulağı çekilen kız 'olduğumdan ötürü biraz kendime destur demek gayesiyle yorumları okumak gayretinde kalakalmak istedim.
Bir bayan gözüyle geç kalınmış toplaşma yorumu görüşüne bende ‘’peki setenaycığım gibilerinden’’ ses olabilmek ve eko’yu fazla yükseltmeden tüm cemaat halkının, ''orada neler oluyor??'' dememeleri ihtiyatıyla zararsız birkaç kelam etmek isterim.
İk izlenimlerim şöyle ki;
16.50 civarında geç kalmış ve ayıp etmiş üye çekingenliğinde içeri ‘Merhaba’ deyip girdiğimde, Şadan Bey’in başkanlığında ve pek sayın kardeşlerimizn ASHAB-ı KEHF duruşları ilk dikkatimi çeken görsel ayrıntılardı.
Sohbete devam edildiği için yapılan tespitler ve konuşmaların devamından pek takip edemedim bir süre.
O bir sürelik zaman zarfında bende çevremdeki bay ve bayan arkadaşlarımı, seyr eyleyerek isimlerinin neler olabilceğini tahmin yürütme yoluyla isim-insan gruplamaları yapıyordum.
O bir süre geçti tabi. Kısaydı zaten.
Şadan bey’in cemaat.com sayfasının üye olmayanların da kolayca ziyaret etmelerinin önemini ,sami yusuf konserine dair yapılan yorumların ve diğer yazıların tahlilleri…..üzerine konuşmalarını dinledik.
Hamit akçay uyarısı benimde dikkatimi çekmiştir.Kendilerini saygıyla selamlıyorum.
Tanışma amaçlı bir program olduğu için isimler söylenip, arkadaşlarımız kendileriyle ilgili bilgiler sundular. Hoş bir şeydi.
Kendimi tanıttıktan sonraki süreçte biraz canım sıkılsa da merak ettiğim arkadaşlarımı görmek iyi oldu.
Sanal alemdeki yazıların kahramanlarını görmek güzeldi yani.
İkindi namazı dönüşünde yerimizi almak üzere programa geri döndüğümüzde Yıldız Hanım’ın gelmiş olduğu gördük.Kendileriyle Selamlaştık ve yerimize geçtik.
İsmail kılıçarslan ve Yusuf armağan’ın katılımlarıyla da esprili ve anlamlı bir sohbet yaşadık.
Yıldız Hanım’ın sosyolojik tespitleri bizler içinde faydalı ve öğretici olmuştur.Özellikle başörtülü bayanlara karşı iki mahalleden yürütülen ithamları örneklerle dile getirmiştir.
Dindar insanlar arasındaki ayrılıkları ve anlaşmazlıkları dinledikten sonra bu ülke de bizim mahalleden başka mahaller var mı yahu! diyesim geldi bi an !!!
Yıldız Hanım'ı tanımaktan memnun olduğumu ve şadan bey’in bizi bu tanıştırma ortamına iştirak etmemizi sağlamasından ötürü de kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum.(Umarım bizi! ve Yıldız hanım’ı tekrar davet eder!!)
Programımızın iftar kısmı da güzeldi.Yıldız hanım’la ve diğer arkadaşlarımızla sohbet ettik.
Saat 20.45 civarlarında biraz üşüdüğüm için biraz da fazla geç kalmayayım endişesiyle cemaat.com üyeleriyle vedalaşıp ayrıldık.
Not; Bizim çıkışımızdan sonraki bandana gösterisine şahit olamamak da sevindiriciydi.
Sevgiyle.