Pop kültürü herşeyin popüler olması ve bu popülerliğin tüm yaşama yansıması demektir kanımca. Zaman ve mekan değiştikce populer olan tüm şeyler de değişmek ya da yön değiştirmek zorunda kalır. Pop kültürü ayakta tutan budur. Değişim nereye ve niçin olduğuna bakılmaksızın değişim. Bir pop kültürde durağanlığın olması hayati fonksiyonlarının felç olması anlamına gelir.
Aşkını, işini, okulunu, arkadaşlarını, giyimini, gülüşünü, konuşmasını.... ve de kendisini bu popülerlikde yani sürekli olarak nereye ve neden gittiğini bilmeyen bir değişimde olan ve yaşan bir toplumda sağlam bir değer yargısı ve sağlam bir ahlak anlayışı olması pek fazla beklenemez.
Popüler kültürde sağlam değerlerin ve ahlakın olması kendisiyle,kendisini var eden değerlerle bire bir çakışması demektir.İşte bu yüzdendir ki popüler kültürün en büyük ve tek değer yargısı değersizliktir.
Günümüz gençliğinin bu derece boş kafalar ve boş kalbler ordusu olmasının en büyük sebebi bence budur. Bu derece bir değersizlik değeri içinde olan bir toplumun geleceği de pek
ürkütücü görünüyor.Özellikle tv ve medyanın tüm kollarını bu ateşe körükle gitmesi dehşet vericidir. Bizlere,destan eşliğinde dökülen ,vatan ve yavrularının mutluluğu için akıtılan bu kutsal kanlara yazıktır.Mezarında yatan şehitlerimize bir hakarettir. Gecmişimize,bugünümüze ve yarınımıza bir kara lekedir.
Genç neslin eğitimi "paparrazzi ve televole" programlarına emanet.Pop kültürü, millî kültürümüzün yerini almış vaziyette.Türk gencini dünyanın
diğer milletlerinin gençleriyle bir araya getirin aralarında nüans farkı bile yok. Nezaket, nezafet, iffet, haya, saygı, edep, milli duyarlılık...sözlüklerde derin bir uykuya dalmış kelime ve kavramlar.
Kendinden utanan, yabancılara hayran, tarihini bilmeyen, ecdadına söven bir nesli yetiştirmek, az emek istemese gerek.
Dünyada tarihine hakaret ederek baki kalan kaç millet var?Bu öyle bir hakaret ki, savunur gözüken bile onu yapıyor.Şimdi soruyorum size bunun değeri nedir?Koca bir değersizlik......
Yorumlar
popüler kültür ve küreselleşme
Cum, 10/09/2004 - 19:41 — Elif ŞahinSon yıllarda küreselleşme adı altında başlayan kültür erezyonu çabalarının en güçlü argümanı popüler kültür vasıtasıyla tek tip insan yetiştirmektir. Popüler kültürde hayata dair ne varsa fiks bir menü gibi verilir insanın eline. İnsana ise sadece beğenimize göre (güya özgürce!)seçim yapmak düşer, hangi kalıba uyacağımız üzerinde...
Mesela sokakta yürüyen insanların yüzde sekseni gibi sarı saçlı olmalıyız. Eğer gardrobumuzda bir kot pantolonumuz yoksa hafta sonu ne giyeceğimizi nereden bilebiliriz. A ne kadar ayıp milli sporumuz olan bowlingi oynamayı bilmiyor musunuz? Bakkal mı , o da ne ben akşam gürültü patırtı içinde koca bir insan seliyle yapacağım alışverişimi, indirim sepetindeki uyduruk malları kapışacağım ucuz diye...
Ha unutmadan bir de web page miz olmalı cemaatçe , kimin yok ki? :)
Popüler! Bana kısaca Pop diyebilirsiniz..
Cts, 11/09/2004 - 08:23 — Selim SevkiogluPopüler kültür! 'Bana kısaca pop diyebilirsiniz'. İşte bu! Benim kadar az.. ama çok az televizyon seyreden birinin popüler kültürürden bilinçaltına sirayet eden kalıntılar. " Bana kısaca pop diyebilirsiniz ". Nereden geldi şimdi bu. Bir televizyon dizisinden. " Kakılmış, bana kısaca kak diyebilirsiniz ". İşte tam buradan. Hich televizyon mu? Neden olmasın. Çünkü o bir terörist. Popüler kültürün baş tetikçisi. Hem de uluşlararası. Böyle söylerken, sanırım Yusuf Kaplan'ın son köşe yazısından esinlendim. " Hich " i nereden mi kaptım. O'nu da internetten. Popüler kültürden yana nasibim hususunda kendimi ele verdiğimi sanmayın. Kullanmam genelde bu tür tabirleri. Ancak ipin ucunu elimde tuttuğum müddetçe tabi. Ne tür bir bombardumanın altında olduğumuzu anlatmaya çalışıyorum sadece. Kendimizi saldığımız ve teyakkuzu elden bıraktığımız anda popüler nehrin akıntılarına kapılıp şelaleden aşağı yuvarlanmaya ne kadar yakın ve müsait olduğumuzu göstermeye çalışıyorum.
Popüler ne demek; Halkın/kalabalığın iltifat ettiği demek. Genelde çoğunluğun da diyebiliriz buna. Afedersiniz ama, biraz da sürünün. Aslında halkın iltifat ettiği, beğendiği, ilgi duyduğu demektense; 'sürünün' demeyi tercih ederim. Bunun nedeni, tanımlamada; halkı hakir görmek gibi bir durum olması nedeniyledir sadece. Halk çoğunluğu ifade eder yine de. Çoğunluk denen yer tehlikeli bir yerdir aslında. İşte tam da bu nedenle, demokrasi ile aramda bir parça kırgınlık mevzubahistir. Tehlikeli bölgeyi ifade eder çoğunluk. En azından benim nezdimde, bu böyle. Kuran'da " Şayet çoğunluğa uyarsanız,.. diye başlayarak, çoğunluk denen tehlikeli alana karşı teyakkuzda olmayı öğütleyen ayetler vardır. Hemen hangi hassasiyet sahibi entelektüel/münevver şahsiyete sorsanız, durumun sosyolojik olarak böyle olduğunu size söyleyecektir nitekim. Popüler olan niçin tehlikelidir pekala. Çünkü çoğunluğun itibar ettiği görsel yani popüler olandır ekseri. Nefse, nefsin arzu ve isteklerine hoş gelene teşne duygularla donatılmıştır insanoğlu. Popüler olan; göz boyamacılığını, yani kulağa, göze; dolayısı ile insan nefsinin arzu ve isteklerine hoş görünen ile bezedikleri ile çıkar görücü olan toplumunun karşısına. Ve alıcısı pek fazla bulunur. Çoğunluğun itibar ettiği de görsel olandır nitekim. Fatma Karabıyık Barbarosoğlu'nun ifadesi ile takvadan gayrı imaja hitap eder popüler olan. İmaj ve takva ismini verdiği kitabında detaylı bir şekilde işlemiştir bu konuyu Sayın Barbarosoğlu. -Yazarın genel olarak fikirlerini son derece kıymetli bulup itibar ve iltifat etmeme rağmen, bu başlığı ifade ettikleri itibari ile pek isabetli bulmadığımı da söylemeliyim parantez arasında. Bence başlık 'İhlas ve imaj' olmalıydı- Tam da burada durup, konuya ilgi duyanlar için bu kitabı tavsiye etmek isterim. İlgi duymayanların okuması ise tercihimdir.
Evet! arkadaşımızın da ifade ettiği gibi, popüler kültür toplumumuzu çekip çevirmektedir. Çekip çevirme işini, daha ziyade medya vasıtası ile gerçekleştirir. Daha fazla okunmak için basılan mecmualar, daha çok seyredilme düsturu ile hazırlanan televizyon programları, daha fazla katılım olsun için hazırlanıp topluma sunulan hemen her şey vasıtası ile gerçekleştirir bu işlevini. Popülerleşen insanın/modern insanın asıl gayesi hep daha fazlasıdır çünkü. Daha fazla kazanç, daha fazla tüketim, daha fazla insana ulaşmak, daha fazla insanca tanınmak, daha güzel görünmek. Daha fazlası demek, doyumsuzluk demektir oysa. Doyumsuzluk demekse, hep aç olmak demektir. İşte bu sebepledir ki popüler kültür, yine ifade edildiği gibi değişime mecburdur. Geleneksel kültürde olduğu gibi bir yerde karar kılmak diye bir şey söz konusu değildir onun için. Popüler (çoğunluğun itibar ettiği) alan aç ve yırtıcı yaratıkların bulunduğu alandır bana göre. İşte bu nedenledir ki, doymak bilmeyen arzuları karşısında tehlike olarak gördüğü, kendisi gibi olmayanları da dönüştürmek ister. Doyumsuz olan insanın ölçüsü/kriteri olmaz. Özgürlük, eşitlik vs gibi kavramlar da değişkenlik arzeder/etmelidir popüler kültürün müntesipleri nezdinde. Amaçlarına ulaşmak için kendilerinin kutsallaştırdıkları bu kavramları, helvadan yapılmış putlar gibi yemekten sakınmazlar hiç bir surette. Çünkü asıl gaye erdem, onur vs değil, ihtiras ve şehvetin gereğini yerine getirmektir. ' İngiltere'de herkes eşittir. Yalnız, kraliçe biraz daha eşittir ' İngiliz aforizmasının ifade ettiği ayrımcılık gerçeği, çok daha ileri boyutlara ulaşır bu nedenle. Kamusal alan diye ortaya atılan ve kendisi gibi olmayanları dönüştürme amacını güden projeler üretmesinin sebebi de bundan başkası değildir. İleri sürülen hiç bir gerekçe de samimiyet yoktur. Tek neden teşettürün, beşeri sınırlamasından ibarettir. Popüler kültürün amacı ise, elinden geldiğince (kendiledikleri için) sınırsız bir özgürlük düsturuna dayanır. Bugün, zina yasası çerçevesinde bir kaşık suda koparılan fırtınanın sebebi de bundan başkası değildir aslında. Küreselleşme, metod; medya ise, uluslararası çapta çalışan bir terör örgütüdür. Amaçlanan, daha önce dendiği gibi tek tip insan zihni/fikri üreterek tüm dünyayı çekip çevirmekten ibarettir. Popüler olana meyyal olduğu için istedikleri gibi kumanda edebilecekleri sürüler oluşturmak isterler. Bunu gerçekleştirmek için her türlü olguyu, izmi, sosyaliteyi vs kullanmak isterler. Bugün dünyada ortak bir din anlayışı oluşturma gayreti içine girmelerinin sebebi de budur. Her türlü zulümlerini, humanizm ile maskelemek için buna ihtiyaçları vardır. Mesele, ihtirasa dayalı ihtiyaçlarının giderilmesinden ibarettir.. ve böylelerinin nezdinde meşruiyetin hiç bir önemi yoktur.
Televizyon müptelası olanları çağdaş/global/küresel dinin vaazını dinleyen, stadyumlara doluşup pop müzik dinleyerek cezbelenen ve seyrettiği maç vesilesi ile çoşan vb gibi fanatikleri, bu dinin ayinine katılanlar olduğunu söyleyenler pek de hatalı bir tespitte bulunmuş değillerdir.
Daha evvel bu sanal, yani bizim için postmodern! (yarı popüler) olan bu mekanda işlenmiş bir konu olmasına rağmen, önemine binaen tekrar bir şeyler yazmadan edemdim. Bence üzerinde ne kadar durulsa ve dahi bu blog aylarca/senelerce ana sayfada asılı kalsa yeridir. Hali tespit etmek babından bir şeyler karalasam da mütmain olmuş değilim. Evet, yazdıklarımın bir kısmı ile karanlığı yırtmak için taş attım. Ancak yazımın daha fazla uzamasını, okunurluluk açısından doğru bulmadığım için, aydınlığa ulaşmak maksadı ile mum yakma işini (popülerden sakınma ve yerine neyi, nasıl ikame etmemiz gerektiği hususunu) sonraya tehir ederek sözlerimi şimdilik burada noktalıyor.. ve bu işi beraberce yapabilmeyi ümit ediyorum.
referansımız ne?
Paz, 12/09/2004 - 05:15 — aysenurerkenİnsanlar "atalarının dinine" uyarlardı. Sorgusuz sualsiz... Simdi atalarının dininden de değiller.
İsin acı yanı bu "kayıtsızlık hali" ister istemez hepimize bulaşıyor.
Gündelik hevesler, kısa vadeli hesaplar, çılgın bir yarış: pastadan pay kapma yarışı!!
Kimin pastasından neyi kapıyorsun? Aldığın dilim, onların verdikleri kadar:Sus payı.
İnsanların referans noktaları ne de çabuk değişiyor.
Hayatın temel sorusunu sormak için "zaman" yok.
Balık-deniz misali. Yüzüp gidiyoruz.
Balık olmama avantajını kullanabilecek insanoğlu suyu görecektir.
Sudan çıkmış balığa dönmemek için suyun dısında da yasayabileceğimizi görmemiz gerekiyor. Kendimizi suda bulduk diye suya mahkum değiliz.