renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Malezya mı La, Ora Nere La?

Malezya

Allah kimseyi Türklük gurur ve şuurundan, İslam ahlak ve faziletinden ayırmasın gardaş. Bütün mazarratın gaynağı bu undelerden -unde miydi la, umde miydi la, neydi la- ayrılmaktan ötürü kaynaklanmaktadır gibi bir hissiyatın insanıyım.

Sene, 1987 yahut 78; biz belde çakar almaz gomanist avına çıkmışken rahmetlinin bize “ne parkelamı ulan” diyerek ayar verdiği günlerdi. Biz o zamanlar -biz dediysem bizim Ökkeş, Mehmet Ali, Abdullah falan. Bana “reis” diye hitap eden tayfa la işte - “Alayına İsyan, Ölümüne Ötüken” diye bir dergi çıkarmayı kuruyoz gafada. Bak Fatih Tezcan mısın ne ayaksın, öyle Ortaköy’de dernek kurmaya benzemez bu işler, kelleyi koltuğa aldık ki tam aldık, ortalık kızıl doluyken la. Ha, dergiyi çıkaracaz. Dediler para lazım. Gardaş, “söz konusu hareketse gerisi tefenruattır” bilinciylen köşeleri tuttuk. Deli Dumrul gibi la. Geçenden 10 lira alıyoz, geçmeyenden 20 lira.

Parayı indirdik mi gardaş biz. Matbaacı İbo diye bi abimiz var Samanpazarı’nda. Ona verecez parayı. O da basacak. Çincin’de bir gardaşımız dedi ki “dayının sağlam gumar var, oturak mı?” Neyse, yanlış yere gitti anlattıklarım. Şimdi genç arkadaşlarım okuyup da bu dava için yanlış yunluş şeyler düşünmesinler.

Haaa. Yusuf. Bak iyi dinle. Malezya Nalezya falan diyorlar; sen burayı biliyon mu gardaş? Hayır, şimdi deniliyor ki Türkiye Malezya olur mu? Gardaş, Malezya temsil misal Ukranya’ya, Moldova’ya, Berezilya’ya falan benziyorsa niye olmasın la?

Bizim Tekin var ya la. O bi araştırsın şu Malezya işini. Yedek parça olur, galeri işi olur, kulup mulup bi mekan olur; bi yerinde araştırsın da bi yatırım yapak la. Gerçi Malezya denen memleketi Taha Mansur Forutan mı ne biri var; o da yazmış ama gariban yorum falan alamamış. Herhalde bilmiyo la o Malezya’yı.

Haaa. Baktık ortam iyi, şekil süper, Malezya olak la biz. Yalnız bu Ece Temelkıran mı ne var la gomanist hani. Filmde gördüm la ben onu. Yok la, bizim filmde değil. Biz şeyi oynatacaz. Neydi la onun ismi. Özge Namal mıydı la. Perihan Mağden miydi la. Nuray mıydı. Mert miydi. Neydi la?

Haaa. Bu Temelkıran gitmiş la Malezya’ya. Anlatıyor hafız gibi. Arada da kötü boksörler gibi dalağa malağa dalıyor. Bi dalacam ben buna, tam olacak da neyse. Gardaş milli manevi cihetimize laf atanları biz çok gördük. Harici ve dahili mihraçların gazına gelip Türklük gurur ve şuuruna İslam ahlak ve faziletine kelime yapanlara… Neyse aile maile okur şimdi. Ayıp olur la.

Gardaş. Bu Tarık Tufan’a sordum ya la ben. Dedim ki gardaş, “Türkiye Malezya olursa, hayırlı ıslah bir şey olur mu?” Dedi ki “gardaş süper ortam var Malezya’da. Elektronik olsun, plazma olsun, VCD fornatlı korsan işi olsun süper. Gayrı meşrusu da çok. Olsa da olmasa da biz gidek Malezya’ya” dedi la.

Gidek mi la. Başkente ocağı açarık. Akşam da büyük gumar döndürdü mü, Temelkıran’ı da grupiye yaptın mı Ankara armudu gibi olur la. Dadından yinmez. Bekle la Malezya. Gurtlar Vadisi geliyor.

NOT: Tekin Malezya'ya gitmiş bile. Bu fotoğrafı gönderdi. Sorana edene selam sarkıtıyor la.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Önce Seni İnceltirim.. Sonra İnceldiğin Yerden Kopartırım!

Gardaş;

Senin bana garezin mi var la? Bir sürü elin bebesini sayıp döküyon yazında - Tarık Tufan'ı ossun, Ece Temelkıran'ı ossun- hiç bizden bahsetmiyon. Fatih Tezcan manken emeklisini bilem yazına konu etmişin la. Zaten bu çocuğun geçmişinde bi artizlik vardı ya neyse:)

Oysa o kadar da konuştuk senne Malezya konusunda gardaş. Tamam ayrı kampların adamı olabilirik, tamam ben Nihal Bey'in kitaplarını okumamış olabilirim. Lakin beraber çekmedik mi bu ülkenin 80 öncesi kahrını la? Orhan Altan'ı Ahmet Pamuk'u bilmiyosan koskoca Jerfi QAZAQ' ı da mı bilmiyon gardaş?

Haaa biz de Türküz gardaş. Haaa biz de Ahmet'in Mehmet'in oğluyuz. Jerfi'de Osmanlı Coğrafyası'nın ismi gardaş. Soyisim klavye kolaylığı o ayrı, onun dinnen, türklükünen bi alakası yok tamam. Bak akşamınan maça da gidecez Allah'ın izniynen. Yunan'ı ilk hedef Akdeniz'e ya da ne bileyim Ege'ye değilse bile İstanbul trafiğine dökecez la. Sahi la Fatih Terim yerine Kadir Topbaş teknikimiz direktörümüz olsa cümle alem rakipler şaşar kalır şerefsizim la. Bi de şu Saracoğlu, Mithatpaşa (Tarık'ın ve Farık'ın hatrına yazdım son stad ismini) Stadında oynamak varken tenekeden stattda oynamak da nerden çıktı gardaş?

Bak Kalıntürk sen bilmen, bu Malezya benzetmecileri daha önce bizi İran'a, Cezayir'e neyi de benzettilerdi. Sen o zamanlar beyaz çorabınla ayakkabı topuğu eziyordun kız yurdunun önünde. Hiçbirine benzemedik. Biz bize benzeriz gardaş. Sen bana benzen ben sana. Malezya gardaştır, İran gardaştır, Cezayir gardaştır, Trinidad Tobago gardaştır. (yok artık) Ukraynası ossun, Beyaz Rus'u ossun onlar bizim başka bişiyimiz oluyo la.. neydi la?

Bir de bu Malezya uzmanıgillerden Ece'ye takmışın sen la. Ece iyi kızdır la. Chavez diyo, devrim diyo, Che diyo, hak diyo, adalet diyo, ekmek diyo... Bi tek İslam diyemiyo garibim. Onu da dua edek de desin yakında la. Selattinnen Tarık sevgili Haşmet abileriynen bu olaya bi el atsınnar gardaş la.

Ha gardaş bi de sen bilmen bu Malezya'da bi İslam Üniversitesi var. Bu üniversite başka. En azından ulgucu yok burada la. Ha bu üniversite Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri eski bakanı sanırsam ki Mesut Yılmaz'ın da imzasıyla İslam konferansı örgütü tarafından kurulduydu bi zamanlar. Sen o zamanlar hala kız yurdunun önünde volta atıyordun la bir kere sübhaneke diyemediğin tesbihinen la. Ha o üniversitenin denkliğini YÖK kabıl neyi etmiyo şincik la. Bu ne perhiz bu ne lahana dolması la? -dolma mıydı la?-

Gardaş Malezya olayına çok takma kafayı. Allah'ın arzı geniş, ötede de var müslüman beride de... Oradakinin de Allah'ına gurban buradakinin de... Buna onların kafası basmaz la. Ne dedim kafa mı? O da yok bunlarda la:)))

Gardaş şu Tekin'in hamağı pek bir hoş la. Tekin'i devirek gidip de biz yayılak şunun üstüne. Gel la gardaş Malezya'ya gidek la. Sen biliyon de mi Malezya'yı.. Üsküp'ün hemen orada ya işte...

bu ne ki la?

Ahan da ben de la diye konuşuyorum la

malezya malezya... yok bu olmadı.. yunanistan munanistan derken iyi oluyordu amma neyse. hani neyse meyse, tarık marık, jerfi merfi oluyorda bu malezya olmuyo. Bir de Mustafa olmuyor… neyse işte

yazıyı okurken temel ecelkuran giller familyasından ertuğrul köksök geldi aklıma la. Aha bunlar cins isim olduklarından mütevellit başharflerini küçük yazıyorum yoksa acayip dilbilgisim vardır ha.

Şimdi köksök kendisi aslında mahalle baskısından farklı şekillerde hoşlaşan bir yapıya da sahip olmakla beraber ahan da şu yazı da kenar mahalle çocuklarını nasıl sevdiğini de izah etmiştir la. Yüklenmeyelim la bunlara.

Bunlar şundan korkuyorlar ya hani geçen Mithat abi de sürüsüne bereket her cevval çetin türk gazetecisi gibi malaezya ya gidip mahalleleri yakından incelemeye çalışmıştı ya. Hah işte ne görsün bu körtopallar . malezyadaki Müslümanlar üzerindeki etkin ahlak polisi gayrı müslümlerin de hayatına müdahale etmemiş mi. Şeriat mahkemeleri gayrımüslümleri de yargılamıyormuymuş. Amerika hani zencileri ayrı onların kurallarına göre yargılayor ya. Misal Türkiye Ermenileri devletin değil de Ermenilerin kurallarına göre yargılıyor ya. Yani sıkı özgürlükler varya ülkelerin her biriciğinde. Ama malezyada öyle değilmiş yaw bak sen…

birde bu ecelkuran

Küçük çocukların başı bağlanınca ne oluyormuş diyo biliyonuz mu. Bakın temelin dilinin altındaki ne

Schopenhauer "(Dinin üstünlüğünün kaynağı) doktrinlerini çocukluğun körpe çağında zihne kazıma, dolayısıyla neredeyse doğuştan gelen fikirler gibi görünmelerini sağlama şeklindeki paha biçilmez ayrıcalıktır" demiş.

Ahanda temel ecelkuran bu laf tan yola çıkıp dinin üstünlüğünün bu şekilde olduğuna inanıyormuş la. Ona “Hak Tealanın dinini nasıl yücelttiğini” anlatsak schopenhaur’a da eski bir televizyon markasıdır desek inanır mı la…

neyse la,

başımı örtüp mahalleye çıkıp “ana adama bak başını örtmüş ” diye bağırırınca bir çocuk eğer ki annesi “oğlim süs len, belki dindar travestidir” diye uyarırsa ahanda asıl ozaman mahalle baskısı yapılmış demektir…

nası örnek la. bunu keşfetmek için kendimi feda ederim la. örterim başımı la. gerçi türklüğün şanına yakışırmı kalıntürk hocam bir fetva ver.

Malezya'lı MUSTAFA olmadı yaaaa...

Gündem’in pelesenk konusu üzerine esprik olunmaya çalışılarak bir yazı kaleme alınmış. Samimi bir şiveyle kimileri eleştirilirken, kimilerine de absürd komiklemelerle uzaktan uzağa selamlar gönderilmiş.

Demgoji yapmaktan nefret ederim ..
Yalnız???
Paragrafın başında Türklük gurur ve şuur ,İslam ahlak ve fazileti yolundan ayrılmama temennisi yapılırken hemen akabinde bir bayan yazarı ve diğerlerini çirkin ifadelerle kakalamaya çalışmak da ne derece tutarlılık ölçüsüdür??

Sizin safınızda yer almayan ama düşünen!! ama yazan!! insanların sizler gibi hassas kimliklerce tüketilmesi beklenen bir davranış mıdır?.(Ahlak ve fazilet abideleri sizler!!!)

Bir bayan’ı meşru olmayan bir aktivite içinde bir malzeme olarak hayal etmekte ne derece ahlaki dir???

ne derneee ne ayaaa ne mankeni şaşırdınız mı siz la ?

bak...
bak...
bak şimdi kaşıntılara bak...
bi ton çeker bu isim soyad bende şimdi nası alıcam ifadenizi yiğitler sizin bu karizmayla ben ?!...
bakıyom bakıyom ben bu isme de kim bu kalıntürk die de bulamıyodum la kaç zamandır...
diyodum bizim ''özel'' komşunun delisi herhal ama bu denli delisine sine aklım değil zannım bile yetişemezdi la:)
allah etmeye gominist değilem de sıkmaya gelmiyom ayaana bak yedi kanal gezip la!
ula kalın!sen ne guzel çocuksun öle la?
ayak mayak?
he?
sen ölmeyi bayılmak mı sanıyon la?
tevellüd desen sene yetmiş-altı fakat dernek desen iki mevsim olmadı! sen neyi neyle karıştırıyon farkında mısın la?
bele çapraz gomaktan kolay ne marifet kaldı la kurtların vadisinden ovasından beri la?
mesele 5-6 asırdır tevhid anlatılmayan semtte İMAN EN BÜYÜK İMKANDIR diye tabela açmaktır la!
sonra nası bi kıs-kıs-kançlık ya bu ortaköyde sahilde turlamıyoz okey yapmıyoz da kuran okuyoz die la?gel senle de okey yapak dicem de yine engin noyan abi duyar da rezil oluruk la!o abemdir hukukumuz farklıdır başkan maşkan demez tokatlayabilir mesela bizi alenen La.
almışın karşına klavyadan kotarma qazaq'ı bizimi çiziyon la?
manken ne model ne bilmeden nası oturuyon la o masaya dustursuz öle la?
gurban olasınız siz bizi model Yaratan Allah'a kalın qazaqlar!
Rabbim müslümanın modeli olmayı nasib etsin la alayımıza!
var mı la gerisine bir şey?
var mı la o kaddar gaddar taarruzlarınızdan yanınıza bir şey?
hele kalın!hele qazaq!aman ha bak kış da geliyor aardan aardan ayrılmayın fazla ha! hem kalın hem kazak ii eküri olursunuz la soğuk eyüp sokaklarında...:)
siz kafa tokuştura tokuştura gezedurun ben de alayım la temeli kurayım la bişiler he ?
yok yok...son yazısına baktım da içime sinmedi...o da tecavüzün dakkasını konuşanlardan olmuş ahi. bunlar hepten sapıtmış la.
ben şu deftere sarılmış sarı gıza baqayım hazır emekli modelken size göre he?şu üni'li tribindeki var ya.hah!odur la hah buldum adını tuğçe baran'dır.o hatun esasen dublördür bildin?bil bil..sen benle aranı iyi tut daha neler bilicen bak güzel çocuq.kesme bizi başkasına akıcan derken akıllı ol ha!
demek 555 senelik istanbul çocuguna yan bakıcan sen he türkün kalını?
vay beeeee!
fatihle omuz omuza girmiş ceddim buraya haberin var mı lo?
birileri üsküdardan o yan kimin yurdu diye dura zannım bizi bile de mezarda kudura:)
bak zaten yunan hemi de oflu saidin attığı bir golle bitirmiş işimizi teneke dediğiniz hatıra defteri gibi statta...
hele qazaq!çeyrek asırdır memleketinin kupasını alamayan büyücülerin stadında yapaydık da 6 mı yiyeydik yine la?:)
bak zaten kafam olmuş bi milyon bi daha bana satışırken bi kaç defa düşünün yakarım canınızı ha!
bak bu daha üstümde hakiki adım var diye imtinalı taarruzumdur bir müstear koyarsam buraya alayınıza giderim olur ona göre la!
Orrrrtaköyün çocuğuna sarmayın la!
de hade allahınıza gurbanım ona emanat ediom..
sizi allahtan başkası paklayamaz zannım zaten la..
baksanıza icraat zamanınız bile seksen falan siz bi acaip adamsınız ben tam anlamadım la!
hade la...
hadeeeeee laaaaaa...
not: Sizi sefiyom la!!!

"Camilerde cemaat yerinde hep cemadat;
Siner de köşelerde Hak'tan beklerler imdat! .."
Necip Fazıl Kısakürek

Ben Sizin taraftan bir Muhalif'im, insan tarafından.

Ve'l- Asr

-bismillah-
Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline! (hümeze 1-2)

Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir (hucurat 11)

Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. maide 8

Sadak-Allah'ul Alîm.

Bu, sizin, çok uzun zamandan beri bir topluluğu feci bir şekilde alaya alageldiğinizin uzun zamandan beridir farkında olan birisi iken benim; bu farkındalığın etkiye dönüşmesi için, açık ve net olarak ahiret yurdunda, sade ve sadece bu yazınız için, yukarıdaki yazdığım ayetlere muhalif davrandığınızı çok net bir şekilde düşündüğümden dolayı size dava açacağımı ve eğer hak geçmişse, sonuna kadar bu hakkın savunucusu olup siz derhal tevbe edip de özür dilemedikçe de asla bu hakkımdan vazgeçmeyeceğimi bildirir yazı girişidir.

Bir karıştırıcı mantıkla Ökkeş(şendiller), Mehmet Ali(ağca), Abdullah(çatlı)'yı aynı potada eritip, bu bağlam üzerinden sözde kinayelerinize cevap vermeyi bir indirgenme olarak görürdüm ama maalesef, karamizahçı bir mülümana verecek başka seçeneğim bulunmamaktadır. Bülent Arınç, Salih Mirzabeyoğlu, Hasan Mezarcı üçlemesini aynı potada eriten -varsa- adamlara da hemen aynı tepkiyi verirdim.

Sözkonusu teferruatsa, bu yazıların hepsi çöptür. Bu yazınıza tek bir cümle ile cevap verirdim. Mesela: "gerçekse komik, şakaysa hiç komik değil" derdim. Metod üzerine de konuşmalar yapmak isterim. Şimdi yazınızda bazı isimleri andınız diye hemen alkış dolu cevaplar geliverdi. Belki sizce bu bir metod olabilir. G-string üzerine dakikalarca konuşup da muhabirlerden cami köşelerine ağlamaya kaçan, ve benim müthiş miktarda ego gördüğüm kişiler de bu kalburüstülükte gidiyorlar. Tıpkı ve eşzamanlı olarak ismi anılan Tarık Tufan ve Yusuf(armağan)'dan da alkış tutan yorumlar bekliyorum ki bu da alışılagelmiş bir davranış modeli olarak Cemaat'in galerisinde uzun zamandan beridir sergilenmektedir.

Nedir bu türk'e ve ülkücü'ye karşı duruşlar? Vakit gazetesinin her şubatta yayımladığı Metin Yüksel dosyası gibi, sizin de bu yaptığınız iyilik adına bir hamle midir? Neredeyse eminim ki bol kahkahalı çok şükürlerle okuyorsunuzdur yazıları ve sizi destekleyen yorumları. Alaya aldığınız topluluğun küfrüne şehadet mi ettiniz? Hem haklı olsanız bile alay etmek başlı başına bir suç değil midir? Nedir bu kibir? Bu rahatlık?

Bir taraftarlık seziyorum. Evet bunu da uzun zamandır seziyorum. Hayatı sizin baktığınız açıdan görmeyenler de var ve fakat sizden daha doğru görebilenler. Ben İsmail Kılınçarlan'ın "yaklaşan" şiirini en az benim kadar negatif eleştiren insanlar olduğunu biliyorum. Ama çekiniyorlar, bunu da biliyorum. Neden mi? Mahale baskısından dolayı. Cemaat'in ağır abileri ve onların yazdıkları eleştirilebilinemez. Bu uygulamalarla ve silinen yorumlarla altbilinçlere yerleştirilmiş bir uygulamadır(Mesela AGU-S.Şevkioğlu).

Şiirde biçime mi anlama mı nereye bakacağız? Şu müslüman aleminde sanki bir Allah'ın kulu "biat et, cennet garanti" noktasında mıdır ki şiirde bu bir karamizahlı dize olarak karşımızda duruyor? Cennet'ten yahut Cehennem'den emin olmanın şirk olduğunu sokak müslümanları bile biliyorken... Mesela halkların ensestliği ne demektir? Yakında içinde g-string geçen Kılınçarslan şiirleri okursak da mı baygın baygın bayılıp da hikmet arayacağız? Ben sevmedim bu şiiri, hoşlanmadım. Gerek biçim gerekse anlam açısından. Hele şiirirn zaten alt seviyedeki gidişini iyice dibe çeken son dize: yoksa ben şeriat mı istiyormuşum, bir de lan. Bu lan tutkusu da neyse anlamadım... Bir lan'dır gidiyor. Yoksa heyelan mı?

Devrim diyip de güldürme lan beni diye üst düzey abilik yapanlar acaba hiç eyleme katılmadılar mı? Bu eylemde kız kesmediler mi? Bu ideal gaz denklemleri artık beni fazlasıyla tiksindirmeye başladı.

...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...

Hem Mus'ab Hem Yasir'sin bense gavurun teki.. öyle mi?

Polemiğe girmeye hiç mi hiç niyetim yok. İşim var gücüm var. Hele hele eline Kuran-ı Kerim'i alarak tepemize tepemize çullanma niyetine girmiş biriyle hiç polemiğe giremem. Müslüman adamsınız vesselam. Sizi de polemiğe çekmiş olarak boş lafla mübarek heybenizi doldurasınız istemem.

Kendimi ve bu bağlamdan hareketle Mustafa Kalıntürk'ü izah etme niyetindeyim.

Önce bir defa şunun bilinmesi lazım. Mustafa yaşayan bir şahıstır. (soyadı farklıdır o kadar) Kendisi Ankaralıdır. Konuşması aynen yukarıdaki şekildedir. Zaman zaman müstehcene kaçar. Patavatsızdır, işbitiricidir, kendini hakikaten birşey zanneder, gündeme ilişkin mevzular hakkında gerçekten konuşur, ama kelime dağarcığı düşüncesini tam olarak ifadelendirmeye yetmez, enteresan çıkışlar yapar ve komiktir.

Garajlarda çalışan Mustafa'nın bu üslup ve tarzına şahit olan bir arkadaşımız da herhangi bir konu üzerinden hareketle 'acaba şimdi Mustafa olsaydı ne derdi?' sorusunu sorarak cümleler kurar. Onlarcave hatta yüzlerce insan da bunu bilir ve gülüp geçeriz. Ha ne yaparsınız ki bu Mustafa hasbelkader bir fraksiyona mensuptur.

Bazı mevzuları dile getirmek için, Mustafa'nın üslubunun tercih edilmesinin altında yatan sebebe gelince;

Geçenlerde mahalle baskısı kavramı üzerinden NTV ve CNN Türk'de programlar kotarılmıştı. Hatırlayacak olursanız eğer mahalle baskısına verilen örnekler arasında, pek muhterem bir hanımefendi (!) Ramazan dolayısıyla yiyecek servisi yapılmamasından dolayı İstanbul'da açlıktan ölme seviyesine geldiğinden falan bahsediyordu. Bir ötekisi oruç tutanların tutmayanları lince tabitutma niyetlerinden falan söz ediyordu.

35 senedir şu faniyi gezdiyorum yeryüzünde. İlkokuldan bu yana oruç tutarım biiznillah. hem benim de anneannem namaz kılardı.-efendi ol jerfi.. hemen sulandırma- Bir gün olsun bir oruçlunun bir oruçsuza tacizde bulunduğunu görmedim.

Lakin gelin görünki; önünde Prof ünvanı olan bir kadın çıkıyor ve gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor. Aynı şey Malezya örneğinde de var. Malezya'da okuyan arkadaşlarımız var onlar da ya biz başka bir ülkede mi okuduk acaba deyip durmuşlar günler boyu.

Ortada yalan var, dolan var provokasyon var.

Şimdi biz de kalkıp tüm bunların üstüne bu adamları ciddiye alarak kitap dilinden tartışmaya mı girelim? Bilimsel(!) veriler ortaya koyarak, istatistiklere başvurarak, matematiksel çıkarımlarda bulunarak, yüzdesel ifadelerle bu herifleri ciddiye mi alalım?

Bence hayır. Bu milletneyin ne olduğunu zaten biliyor. Bu yüzden onları ciddiye almaya da gerek yok, gerilmeye ve sinirlenmeye de... Yapılacak olan en güzel şey gülüp geçmektir, ciddiye almamaktır. Kalıntürk ağzıyla yazılanlar da Jerfi QAZAQ ağzıyla yazılanlar da bu noktadan hareket etmektedirler. Yoksa hem Jerfi üzerinden kalmeini konuşturan hem de Kalıntürk üzerinden yazıp çizen çok ciddi şeyler yazabilme yeteneğine sahiptirler, ve bu özelliklerini çeşitli mecralarda icra etmektedirler.

Mevzu budur!

Gelelim ayetlerle yediğimiz dayağın hesabını sormaya;

Ve'l- Asr

Söyleyecek hiç bir şeyim yok. Eyvallah...

-bismillah-

Bence euzubillahiminişşeytanirracim' i unutmuşsun.

Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline! (hümeze 1-2)

Yukarıda savunmasını verip de mizaha devam edenlermal mı toplamaktadırlar?

Topladıkları malı durmadan symakta mıdırlar?

İnsanları arkadan çekiştirmekte midirler?

Kaş göz işaretleriyle onlarla alay mı etmektedirler?

ki

vay hallerine olsun?

Mustafa Kalıntürk kimi arkadan çekiştirmiştir? Haydi hodri meydan söyleyiniz! Jerfi QAZAQ kimi arkadan çekiştirmiştir? Kiminle alay etmişlerdir?

Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir (hucurat 11)

Kimdir alaya alınan?

"Ey iman edenler! ...... birbirinizi karalamayın..." Biz iman etmiş biri isek eğer -iman etmediğimizi söylüyorsanız gerisini okumayın zaten- hangi iman etmişi karalamışız?

İmandan sonra fasık olduğumuzu da nereden çıkardın? Zalimlerin ta kendilerinden olarak bizi ilan ettin öyle mi?

Böyle kes yapıştır ayetlerle oyun oynamak yerine ayetlerin öncesi ve sonrası ile ilgilenirseniz eğer daha yerinde bir şey yapmış olursunuz.

Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. maide 8

Buyrun şimdi de güya adaletsizlik yaptığımız için dırrank! diye yedik ayeti suratımıza. Kime ne adaletsiliği yapılmış o satırlarda? Söyleyin de bilelim ve düzeltelim, düzelttirelim.

Sadak-Allah'ul Alîm.

amenna ve saddakna! Semi'na ve Ata'na! -nasıl bizde de var değilmi az buçuk bu terminoloji ?-

Bu, sizin, çok uzun zamandan beri bir topluluğu feci bir şekilde alaya alageldiğinizin uzun zamandan beridir farkında olan birisi iken benim; bu farkındalığın etkiye dönüşmesi için, açık ve net olarak ahiret yurdunda, sade ve sadece bu yazınız için, yukarıdaki yazdığım ayetlere muhalif davrandığınızı çok net bir şekilde düşündüğümden dolayı size dava açacağımı ve eğer hak geçmişse, sonuna kadar bu hakkın savunucusu olup siz derhal tevbe edip de özür dilemedikçe de asla bu hakkımdan vazgeçmeyeceğimi bildirir yazı girişidir.

diyorsunuz.

Ya ısrarla diyorum ki alaya alınan topluluk hangisidir? Hangi topluluğa hangi kin vardır da bu kinden yola çıkılara hangi adaletsizlik yapılmıştır?

İzaha ihtiyaç vardır.Çünkü itham ağırdır.

Sözkonusu teferruatsa, bu yazıların hepsi çöptür.

Bak bu sözü tuttum. Söz konusu vatansa gerisi teferruattır sözünden aparılma bir slogan. Ama olsun bu da güzel. Hemen satın bence bunu bir siyasi lidere. Literatüre girer diye düşünüyorum.

Nedir bu türk'e ve ülkücü'ye karşı duruşlar?

Ya Allah aşkına ülkücüye karşı duruş nerede arkadaşlar? Türk'e karşı duruş nerede? Çok yazık bence anlık bir hezeyanınızdan yola çıkarak yazdığınız şeyler bunlar. Kullanılan sadece bir ağızdır. Bu ağız takdir edersiniz ki tüm bir camianın ağzı da olamayacak kadar kaba bir ağızdır. Bu ağız Ankara'da garajlarda çalışmış, ceket omzundan düştü düşecek, elinde tespih, ağzında külü uzamış sigara ile uluorta laflar eden bir tipe ait. Ne hakla bu tarzı ve üslubu bir camiaya mal edersiniz sayın Mus'ab Yasir?

Sapla saman birbirine karışmış anlaşılan.Kafa yapılan,gülüp geçelim diyeeğlenceli cümleler kurulan şahıs Mustafa ya da onun hasbelkader içinde bulunduğu camia değil, bilakis, Malezya üzerinden hareketle üzerimize çullanmaya çalışan güruhtur. Karıştımayalım lütfen la:)

Ökkeş de, Mehmet Ali de, Abdullah da banahep sıradan isimler gibi geldi. Ama siz kendinizce bunların şu şu şu şahıslarolduğunu dile getirmişsiniz. Halt etmişsiniz. Alaattin deseydi mesela Kalıntürk eminim sonuna Çakıcı ekleyecektiniz. Ertan deseydi ona da birşey bulurdunuz, Fatma deseydi ona da... Önyargılarınızdan kurtularak okumaya çalışın mizah yazılarını. Gerginliğinizi alacaktır, rahatladığınızı göreceksiniz eminim bundan.

Ha anlamadığım bir şey daha var. Mizahi bir üslupla yazılmış yazıdan yola çıkarak nasıl da İsmail'e vardınız şaştım kaldım doğrusu.

Gerilmeye gerek yok gardaş. Rahat ol biraz. Ne demiş atalarımız; R E L A X!

Muhalif damar Yorgun ve Demokrat..

Zan ne kadar haramdır, ne kadar günahtır, ne kadar zararlıdır, ne kadar doğrudur? Şimdi size Jerfi ismine bakıp direk gavur diyebilmek de mümkin iken ben gerek buradaki gerekse GerçekHayat'taki yazılarınızdan, gerekse bazı gecelerde okuduğunuz şiirlerden dolayı gavur olmadığınıza şahidim. Bu ikimiz açısından da iyi birşey.

Şimdi 32.Gün programında konuşan şahıs ile, sizin kabul etmediğiniz ve fakat alenen belli bir camianın vasat altı insanları üzerinden geçilmiş dalgalarla dolu yazınızın muhatapları arasında bir bağ var mıdır? Tepkiyi gösterdiğiniz prof'a neden -sizin kabul etmediğiniz ama- alenen belli olan ülkücüler üzerinden cevaplar veriyorsunuz? Bu karamizahı kabul etmeyecek bir yoksunluğa sahip olduğunuzu düşünmek istemem.

Şimdi alay etme, hafife alma ve küçümseme ve çoğu şeyle incitilen taraf bellidir. Ki bendeniz, Mhp'ye oy verildiğini duyduğum için haşır-neşir olduğum bir topluluktan uzaklaştım son seçimlerde. Ak Partili ve özünde de Milli Görüş'çüyüm. Benim yorumum, adaleti savunma adına hak gözetilerek yapılmış bir reflekstir; tıpkı sizin bana karşı hak değil de arkadaşlığı gözeterek yaptığınız refleks gibi..

Diyorsunuz ki: "Ya ısrarla diyorum ki alaya alınan topluluk hangisidir? Hangi topluluğa hangi kin vardır da bu kinden yola çıkılara hangi adaletsizlik yapılmıştır?" Ben de açık ve net bir şekilde söylüyorum. (Anlamamış gibi yapmak ne feci bir durum.)

Köşelerinde Mhp, Bbp, Ülkü Ocakları ve Nizam-ı Alem ocakları bulunan bir karenin içinde bulunan kesimle açık ve net bir şekilde alay edilmiş ve dalga geçilmiştir. Ben karenin dışından yazıyorum. Ve müslümanca bir refleks olduğunu düşündüğüm bir yazı yazdım.

.....

"Bu site, hiç bir zaman "ya sev ya terket" demedi. Ama hadin iddiaya girek. Bi ülkücü sitesine buradaki islamcı gardaşlarımızdan biri girsin de benzer bir meselede senin uslubunla bir şeyler yazsın. Bakalım sağ bırakıyolar mı la onu? " demiş Mustafa bey.. Bizim derdimiz göreli adalet değil, tam adalettir. Bu konuda bu kadar yeterli sanırım..

Bütünüyle doğru olan sert söz bile kalpleri yaralayabilir. Amacınız mizah üzerinden dersler olabilir, peki aracınız nedir? Meşruiyet nerede?

...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...

Mizah

Merhaba;
Mizah, hayatın güldürücü yönünü ortaya çıkaran sanat türüdür. İnsanı gülmeye sevk eden resim, karikatür, konuşma ve yazı sanatıdır. Mizah eserleri sadece şaka, güldürme maksadıyla söylenip, yazılıp, çizildiği gibi belli fikirleri ifade etmek için de ortaya konulabilir.
Karikatür, hikaye, roman, komedi, nükte, fıkra, hiciv, taşlama gibi şekillerde karşımıza çıkan bu eserlerin en önemli özelliği espri adı verilen can alıcı noktanın eserin ayrıntıları arasında büyük bir yetenekle gizlenmesi, tam sırası gelince de beklenmedik bir anda söylenmesidir.
En kaba şakadan en ince espriye kadar bütün mizah örnekleri, birbiri ile uyum içindeki olaylar arasındaki çelişkinin birdenbire ortaya çıkarılmasına dayanır. Mizah gelenek ve kuralların sorgulanmasında önemli bir rol oynar. İki amacı vardır, saldırma ve savunma. İnsanın topluca yaşamaya başladığı dönemle birlikte mizah da otaya çıkmıştır. Kentleşmeyle birlikte daha soyut ve dolaylı bir özellik kazandı.
Mizahı bedensel şiddetten ayırıp keskin dilli bir sanata dönüştüren Atinalılar olmuştur. Ortaçağda kilise ve kralları alaya alan masallarıyla şenliklerde halkı eğlendiren öykü anlatıcıları jonglörler ve gezgin minstrel’le birlikte açık cinsel çağrışımları da olan yeni bir mizah türü yaygınlaştı. 20. yüzyılda yeni bir mizah türü doğdu. Komik öğelerin yanı sıra ürkütücü ve korkunç öğelere de yer veren kara mizah ortaya çıktı. Siyasal mizah da bu dönemde önem kazandı.
Türk mizah ustalarından Rıfat Ilgaz mizah için şöyle der: Mizah diye bir yazı türü yoktur. Yazı türü romandır, öyküdür, köşe yazılarıdır, anılardır. Mektup bile bir yazı türüdür de, mizah bir yazı türü değildir. Tür olsaydı tekniği olurdu.
Mizah bir biçemdir. Topluma bakış açısıdır. Mizah şiir, öykü, roman olabilir: Tür değil, biçimdir. Mizacımızdan gelen bir özelliktir, bir çeşnidir. Yazı türleri beceri ister, teknik ister. Bunları sağladın mı başarı tamdır. Mizah ne ister? Mizah insanın mizacından geldiği için bilgi değildir, edinilemez. Teknik de değildir. İnsanın yaradılışında bu özellik varsa mizah başarılı olabilir.
Not; Yukarıdaki yazı wikipedia’dan yapıştırılmıştır.
Öncelikle Zübeyde, Musab ve Gökhan arkadaşların üzerinde düşünülmesi gerektiğine inandığım yorumları bulunmaktadır. Ancak; mizahi yazılarda genellikle var olan yergi Kalıntürk gardaşımızın yazısında da mevcuttur, bunu normal karşılamak gerekir. Mizah konusu kendimiz olunca her zaman tepkimiz sert ve olumsuz olmaktadır (hatırlayın leman dergisini), öteki olunca tepkimiz gülüp geçmek olmaktadır… gülüp geçelim… mi?

"Sessizlik; anlamın demlenme vaktidir."S. Yalsızuçanlar

biri beni de savunsun

Musab abi, Türk ve ülkücü kardeşlerimizi savunduğun gibi şu Jerfi'nin alaya aldığı "Farık" kardeşini de savunsana. Hem ben de ülkücüyüm elhamdürillah!

sanal dünyanın poşetten delikanlılığına özenen arkadaşların yanında, bu kalemler körelir abiler. İsmail Kılıçarslan, Tarık Tufan, Yusuf Armağan nufus cüzdanlarındaki isimlerini ortaya koyarak metinler üretirken bilmem hangi dakkada akıllara gelmiş rumuzlarla kaçamak dövüşen Pusat'çıklara burdan bi alkış istiyorum. Sevgilisine utanmadan çiçek de alıyordur, patronunu beklemeden işten de çıkıyordur hem :)

Ülkücüye dokunan beni karşısında bulur la

Musab gardaş.

Aynı camiada yetişmişiz la. Yalnız Nihal beyin kitapları bana ağır geldi; okutmadılar. Biz, ülkücülüğü sokakta öğrendik. Garajlarda. Bize diyorlardi ki "gardaş, Türklük tehlikede"; biz de gidip adam dövüyoduk la. Haaa. Böyle olmayan ülküdaşlarımız da çoktu; ama dedim ya, biz nere onlar nere. Onlar baş, biz ayaktık gardaş.

Valla Musab gardaş, yalan yok. Ben ülkücülerin gumar oynayan, mekanların kapısında fedailik yapan, cigaralık saran, sarışın kızlara inceden laf atan tarafında büyüdüm gardaş. Haaa. Sen şimdi, "böyle bir taraf yok ki la" dersen onu bilemem. "Bunu yapan ülkücü olamaz" dersen, ben neyim la?

Haaa. Ben böyleyim diye, pırıl pırıl çocuklar var ya la bu camiada. Beş vakit namazında, niyazında. Cigaralığı "tabaka" zanneden. Onlar bizim başımızın tacı la. Mesela, numan gurtulmuşu da ben bundan severim. Müslümanlığından la. Mesela r.t.e'yi de bundan sevmem. Amma uzun hikaye bu.

Musab gardaş. Senin gibi dinini diyanetini bilen ülkücünün, gururlu şuurlu ülkücünün ayağının turabı olurum ben la. Amma -bak sen anlşamışsın o jerfi mi ne, o anlamamış- ökkeş, mehmet ali, abdullah falan adam değiller la.Yasinle Ogün de adam değil mesela. Ellerinde gan var gardaş. Onlar benim tarafın adamları. Atsız tarafının adamları. Sen gardaş, Arvas'ın, Necip Fazıl'ın, Nurettin Topçu'nun adamısın. Bu ikisinin arasındaki farkı da bir Türk-İslam ülkücüsü olarak ben bilirim la. Sen şimdi, ökkeşe, yasine, ogüne, mehmet aliye "adam" diyebilir misin gardaş? Cevap ver la.

"Hiç, egemen bağışla bülent arınç bir olur mu?" diyorum gardaş ben. "Hiç Atsızla Topçu bir olur mu" diye anla la sen bunu.

Bi de, Allah'ın rızası için benim pek sevdiğim cemaat.com'un şahsiyet-i manevisine laf atarken de azcık dikkatli ol la. Gördüğüm en makul siteye -benim yazımı bile yayınlıyolar la- yapma gardaş bunları.

Bu site, hiç bir zaman "ya sev ya terket" demedi. Ama hadin iddiaya girek. Bi ülkücü sitesine buradaki islamcı gardaşlarımızdan biri girsin de benzer bir meselede senin uslubunla bir şeyler yazsın. Bakalım sağ bırakıyolar mı la onu?

Haaaa. Bu İsmail mi ne? He la. Buranın ağır abisi havalarına ben de uyuz oluyom la. Şiirini de sevmiyom. Ama sanırsam burada arkadaşı yaranı çok. "Yazmayacam artık cemaate" demişti de rahatlamıştık. Şimdi gene yazıyo bu terbiyesiz herif. Yusuf, Tarık, Agu, Şadan, Fatih Tezcan, Tekin, Faruk, Ulvi falan var ya; ben bunların alayına da uyuzum aslında. Ama nedersin ki site onların la. Yoksa biz de mi bi site açsak la? Ben paraları toplarım gardaş. Boğazına bastı mı adamın, vermeyenin dalağını alırım la.

Ayetleri dayamışsın peşi peşine. Hafız gibi adamsın. Benim bildiğim bi subhaneke la. Onu da bayram namazında okuyom. Gelsem, bana azcık sure neyi, dua neyi öğretin mi gardaş la. Allah'ının aşgına la.

Susma gardaş. El ele verek, Türklük gurur ve şuurunu, İslam ahlak ve faziletini goruyak.

hoş geldin!

selam ve dua ile;
cemaat.com'a üye olduğum günden beri yazdıklarını kaçırmadan okuduğum ender kalemlerden biri Mustafa Kalıntürk. içim sıkıldığında, daraldığımda aradığım biri.. yazılarını yani. hoş geldin Kalıntürk. uzun, up uzun zaman olmuştu. Kalıntürkü seviyorum. ülkücülerden sık sık dayak yiyen biri olarak hem de.. 80 öncesi. zahir ben -ve saflarında olduğum diğer insanlar- "yeşil gomonist" idik. erzurumda elle tutulur gözle görülür sayıda "gomonist" olmayınca elleri kaşınan "ülkü daşlar" zaman zaman yöre halkı tarafında "cırıtçı" denilen "akıncılar"ı sıkıştırırlardı. grup halindeki kavgalarda kim kimi döverdi bilmem ama yalnızken epey dayak yedim. oysa lise ikinci sınıfa kadar -1977- ben de o saftaydım. ve kalıntürkün "Necip Fazıl'ın, Nurettin Topçunun" çizgisi dediği çizgide. lise ikide bizzat yaşadığım bir hadise üzerine "ülkücü"likten "irtidat" ettim. o anekdotu burda yadedip-etmeme üzerine epey kafa yordum. ve anlatmanın faydalı olacağına kanaat getirdiğim için zikretmeyi uygun buldum. efendim, bir yazgünü bir kaç abi bir çay bahçesinde ikindi çayı içmekteydik. bir de istanbuldan bir misafir vardı. bilmem hangi okulun sorumlusu bir reis. öteden-beriden konuşuluyor. derken konu dönüp-dolaşıp dine geldi. ve bizim misafir ordaki hiç kimsenin beklemediği bir söz söyledi, o günkü gibi kulaklarımda çınlıyor, söz aynen şu: "Türk ırkının geri kalmasına sebep islam olmuştur." o bu sözü söyler söylemez ordaki abilerin nasıl bir cevap verdiğini Mustafa Kalıntürk hakkıyla tahmin edecektir. ben de o hadiseden sonra "ülkücü camia"dan koptum. o camiadayken camianın varlığımdan hiç bir haberi yoktu, çıkınca da olmadı. yani her hangi bir görevim yoktu. kalabalıklardan biri. geçtiğim camiadada öyle, makamlar bize göre değildi. adsız olmak güzeldi. hala güzel. yıl 1977 yıl 2007 30 yıl olmuş.. beni o günlere, acısıyla-tatlısıyla yaşadığım o anlara götüren Mustafa Kalıntürk'e en kalbi duygularımla sevgilerimi yolluyorum. ama böyle ara verme.. beni hasrette bırakma.. bu ihtiyarlık çağında aşinalar arıyor insan... kılıçarslan da öyle.. beni arkadaş, dost, yaren bilmeseniz de ben sizleri kendime arkadaş, dost, yaren bellemişim. naçar uzaklardayız. ama gönlüm sizlerle.. "senden kimsin be adam?" deseniz de.. ne un, ne ün peşinde, fuzulînin:
"vakt oldı sefer kılam cihandan
âvâre olam bu hâkdandan" diye işaret ettiği bir beni ademim.. vesselam.. hürmetler
cemal çalık

En kalın Türkün bayrağına selam

Biz bu yazıları köşemizde bekleyenleriz. Çünkü zamanı yaşadık soluk soluğa. Şimdi böyle hoş bir uslup ile bir kardeşimiz yazınca hoşumuza gidiyor. Hatta ben benim tertip bazı kişilere de okuttum. Onlar da benim gibi "aynı biz "dediler.
Gençler o zamanı yaşamadıkları için tam göremiyorlar yazıyı. Ne ki onsekiz yaşından küçüklerde okuma yazma biliyor.
Hele Ankara. Sene 1977. Eve gelirsin akıncılar , ülkücülere ateş püskürür. Oturur onlarla sen de püskürürsün. Hatta tanıdığın asenalar falan varsa yolda omuz vurursun. Hizmette sınır yoktur tabii. Ne kadar çatarsan o kadar davana hizmet ediyor, çile çekmiş oluyorsun!
Sonra okula gidersin. Akşam söylediğin marşlar hiç işe yaramaz. "sana koministler, sana siyonistler selam duracak. Kar bora fırtına sükun bulacak..."
Koministler selam durmadıkları gibi laboratuvarda ülkücü bir çocuğu gözünün önünde evire çevire döverler. Kan ağlarsın kan. Korkudan kimseler çocuğun halini sormazken sen sorarsın.
Anlarsın ki bu sahte ayrımlar hikaye babındanmış. Müslümanlar ancak kardeşmiş.
Ben yazıları beklerim. Seyrek de olsa beklerim. Benden iyi sabreden derviş bulunmaz.
Allah yar ve yardımcımız olsun.

sakın ha

Yusuf, Tarık, Faruk.

Sevgili dostlarım. Sonunda, üzülerek şunu keşfetmiş bulunuyorum. Bazı arkadaşlar, ısrarla "bizimle karşı karşıya gelmeyi", "muhatap alınmayı" falan istiyorlar. Bizi "dost" değil de "çete", "sıradan adamlar" değil de "ikbal vesilesi" zannediyorlar. Öyle olmasa, mesela benim şiriimi Ali Düz gibi, Hüseyin Caner gibi eleştirirler. Dertleri üzüm yemek olsa yani. Tarık Tufan'ın kitap tanıtımının altında koparılan fırtınaya bakın. Adam, Tarık'ın yanında hemen Selahattin Yusuf ismini de zikrediyor. Benim ismimin yanında hemen Tarık'ın ismini de zikrediyor. Niçin? Çünkü zannediyor ki "lan bu herifler, izzet ikbal içersinde, üstelik bizim sırtımızdan malı götürüyorlar." Bu heriflerin, hangi zorluklarla boğuştuğunu, hangi amaçla yol yürüdüklerini, onları hamgi saiklerin bir araya getirdiğini, hangi planları yaptıklarını düşünmek yerine; "dalalım lan şunlara" ayağı yapıyorlar. İşte son örnek. Adam kalın denen herifin yazısı üzerinden bana "nanik" yapmaya çalışıyor. Sonra ben "bu konudaki kararı istersen karşılıklı sözlerimiz versin. Yüz yüze gelelim" deyince de kuyruklarını kıstırıyorlar. Daha adamın gerçek adını bilmiyorum. Musab Yasir diye biri. Kimdir, nerden gelir nereye gider bilmiyoruz. Adam boyuna sallıyor. Kimsin arkadaşım sen?

Şükür. Benim yerim belli yurdum belli. Nerde çalıştığım, kimlerle dost olduğum belli. Delikanlıysa arayacak. Yüzüme söyleyecek söylemek istediklerini. Ama fıs tabii.

Dolayısıyla dostlar. Bu oyuna gelmeyelim. Bunlara "meşruiyet, popülerlik" sağlamayalım.

Cemaati seviyorum. Allah için bu sitedeki herkesi seviyorum. Emre Şimşek'i bile, Emre Uğur'u bile, Taha Mansur'u, Musab Yasir'i bile. Evet, biraz ağzım bozuk. Ama ne edersiniz, "insanın mizacı kaderidir." Kadere karşı mı koyayım?

şimdi ismail abi sakın ha

şimdi ismail abi sakın ha derken "baaarmaağını" gözümde hissettim...

"Öyle olmasa, mesela benim şiriimi Ali Düz gibi, Hüseyin Caner gibi eleştirirler. Dertleri üzüm yemek olsa yani." abi ali düz gibi hüseyin caner gibi nasıl eleştirelim ya, onlar bu işi bilenler biz içimizden geçenleri ahanda pat diye söyleyen adamlarız. buraya şiir yollamak demek ahanda bu içinden geleni söyleyen adamlara fırsat vermek demektir abi yaw.

neyse abi kızma yazdıklarıma....

seni sevdiğimi bil mesela şu amerika şiirinde tam da benim demek istediğim şeyleri söylemişsin. ben ne demeliyim diye düşünürken o şiirde sen ne dememiz gerektiğini "amerika sen o... çocuğusun" diyerek gösteriverdin. bi küfür bu kadar mı yerine oturtulur yaw. demekki neymiş küfür yerinde güzelmiş.

la bu malezya yazısı amerikan salatasına döndü yine la. içinde ben bile varsam gerisini siz düşünün.

ahmetmiyim esat mıyım la? ben kimim la? herşeye de mayonez olmazdım ama la yoksa o maydonoz muydu la?

"ateşe su
leyla,leyla"

Lâ sesini bir tek biz türkler güzel söyleriz...

Kalıntürkün uzun "la"sını mizah çatısı altında okurken azıcıkta işi ciddiye alıp Lâ sesinin Filolojinin kaidelerine göre işlek olmasını Ankara'da da bu kelimenin neden çok konuşulduğunu anlamaya çalıştım.

Şimdi, Türkçe'de uzun hecenin sevilişi ve bir millî nağme hâline konuluşu, Türk şiirini, asırlarca anânevi Dîvan şiiri estetiğiyle ve disiplinle kucaklayan klâsik terbiye neticesi olsa bile, uzun hece oluveriyor:

Akşam olup, yine bastı kaareler.
Gitme yârim seni arslan pâreler.

diyen halk türküsünüde mahalli de olsa bir zevk olarak konuşulmuş olmasından mütevellit La sesininde zevk veren bir tarafı olduğunu vurgulamak için buraya aldığımı bildirmek isterim...

Esasen milletimiz, bu uzun heceyi yalnız başkalarından aldığı kelimelerde kullanmamıştır. Kendi kelimelerinde de bazı heceleri büyük bir zevkle uzatmıştır. (Eski Türkçe'de uzun hece yoktu). Bu zevki hatta Türkçe'leştirdiği kelimelere bile tatbik ettiği olmuştur.

Meselâ, halkımız "sahîh" i, "sâhi" diye; "sahlâb"ı "sâleb" diye: "Salanikos" u "Selanik" diye değiştirmiştir. Evet, Selanik'teki ince ve uzun "lâ" sesi, Türkiye Türkçesi'nin mûsikî zaferlerindendir. Bu tamamiyle millî "lâ" sesini, bütün dünyada bizden daha güzel telâffuz eden bir başka millet yok gibidir. Başkaları buna "lâ" derler, "laâ" derler, fakat kolay kolay "lâ" diyemezler. Bizim "lâ" deyişimizde, "ceylân" sesimizin güzelliğinde ve kendi "ala" kelimemizden inceltip uzatarak meydana getirdiğimiz elâ sözünde, hep bu "lâ" mız seslenir. Bu zaviyeden La sesinin yazıyı çirkinleştirdiğini düşünmeyin.. Biz Türkler Lâ sesini ender çıkaran insanlarız.. Şimdi yeni bir şey daha geliştirdik bir kişi Lâ diye hitap ediyorsa necidir? :)) Kesin Türk'tür... :))

“Ben yokum, Biz’i sizlerden öğrendim. Şimdi sizlerde her bir ben ile biziz.”

Ben Malezya neyim bilmez idim..

Galıntürk gardaş yeni geldim oralardan Türkiye malezya felan olmaz. Malezya da türkiye olmaz burda malez yok orda türk.. Bikaç ışık yanan ev var türk olan ama onlarda özel kolejlerin derdinde etliye sütlüye karışmayan tipler. Eylem adamı değiller yani.. Güneşin altında herbiyanım yandı tedaviden sonra görüşürüz..

Not: Abi hoşgeldin ne iyi ettin ya :)

Bikaç ışık yanan ev var

Bikaç ışık yanan ev var türk olan ama onlarda özel kolejlerin derdinde etliye sütlüye karışmayan tipler. Eylem adamı değiller yani..

la bu nası lakırdı la, hamak da fazla kalmış tipik çatacak adam arayan türk lafı bu la.

oraya gidip okul açan adamdan daha iyi eylem yapan adam mı var ki çevren de la?

"ateşe su
leyla,leyla"

pes derim...

biz öyle bir milletiz ki,bize ters bir durumu/olayı/cümleyi/kelimeyi her ne olur sa olsun,eleştireceğimzi zaman o kelimeyi/cümleyi/olayı..vs eylemimizin içinde bulunduruz.
hani bize tersti,hani onu eleştiriyorduk,hani yanlış bir şey olduğundan dem vuracaktık.!
nerde?
eleştirdiğim yanlış olduğunu savunduğum şeyleri neden ben yapıyorum?böyle mi oldurmaya çalışıyorum?
hatayı hata ile düzeltmek ne kadar doğru?
bu kelime ile eleştirilerin sonunun nereye varacağını çok merak ediyorum.selametle...

Hes doğrusu..

Yusuf Armağan yorumunu tekrar tekrar okuyunuz. Galıntürk ün eylem anlayışıyla abilerin hizmetini aynı ayarda mı görmek niyetiniz... Her yorumun her esprinin açıklaması olacaksa yada anlaşılamadığı için anlatılmasını zorunlu olacaksa bunun sonu gelmez...

Ey cemaat sizi seviyorum. ama bazılarınızı daha çok :)

hes deyğil ariel

la bu nası lakırdı la, hamak da fazla kalmış tipik çatacak adam arayan türk lafı bu la.

biz de espiri yaptık zaten...

yalnız.. çok susamış çöl bedevisi nam zat kardeş her yerde suya olan iştiyak gibi yusuf armağanı görmeniz bir maraz mıdır.. yoksa yukarı daki yorumculardan biri made in yusuf mu?

küsmeyin de...

şöyle diyeyim...

bence espiriler gayet anlaşılır bir vaziyette.artık açıklamasına ne kadar gerek vardır bilemem :) asıl olan şudur ki espiri mahiyetinde kullanılan kelimeler...
espiri ince iştir bilindiği üzere.
selametle...