Önümüzdeki hafta İstanbul da yapılacak olan Avrasya koşusuna davet ediliyor insanlar. Kardeşliğe, barışa, dostluğa koşacakmışız. Yani Asya dan Avrupa ya, yani doğudan batıya. Yani ikiyüzlü, insan haklarını savunma maskesi altında, tiksinti veren gerçek yüzünü gizleyen batıya koşacakmışız.
Son zamanlara yükselen değer haline geldi batılılaşma ve insanlar aslında ne idüğü belli olan batıya doğru sürükleniyorlar.
Bu noktada varılmaya çalışılan hedefin ne olduğunun bilincinde olmalıyız. Bu dipsiz kör kuyuya sürüklenmek istenilen insanlar olarak. Çünkü "bizi onlar çağırmıştı" diyerek sorumluluktan kurtulamayacağız ve bunu söyleyenler şu cevabı alacak "biz sizi sadece çağırmıştık, kendiniz isteyerek geldiniz"
Bir safsata olan"teknik olanı alalım,kültürümüz bize kalsın"sözü de gerçeklikten oldukça uzak. Batının teknolojisi ile kültürü bir bütünün parçalarıdır ve biz bunları ayırabilme basiretinden mahrumuz. Bunu anlamak için teknolojik olarak her gün yeni şeylerin girdiği ülkemizde ki kokuşmanın toplumu getirdiği noktayı tespit etmek gerekiyor herhalde. Parçanın birini aldığınızda diğeri de peşinden geliyor, istemeseniz bile.
Aydınlık bir yolda ilerlerken kaybedilen değerlerimizin başka yollarda aranması sadece zaman kaybı ve oldukçada tehlikeli. Yitik değerlerimizin arandığı yollar aydınlıktan mahrum ve aranan şeyin bulunma ihtimalide yok çünkü orada değiller. Kaybettiklerimizi bulmak için geriye dönüp aramamız yeterli çünkü yol aydınlık ve erdemimiz, izzetimiz, insanlığımız yol üzerinde bize gülümsüyor.
İnsanlığın çıkış noktası olan doğudan uzaklaştıkça insanlığımızı da geride bırakıyoruz. Yüzümüzü dönmemiz gereken coğrafyaya sırtımızı dönüyor ve "bizden olmazsanız asla"diyen kabilin kardeşlerinin yanına, koşarak gitmeye çalışıyoruz
Geleneksel Avrasya koşusunun hep aynı istikamete yapılması, toplumun sürüklenilmeye çalışılan yönü açısından oldukça manalı.
Aydınlık yolun yolcusu doğunun çocukları bu koşuyu tersine çevirdikleri gün öze dönüşün başlangıcı olacak ve Habilin kollarını açmış gülümseyerek kendini beklediklerini görecekler.
Yorumlar
son zamanlarda mı?
Pzt, 04/10/2004 - 20:41 — Murat KirişciDeğerli kardeşim;
"Son zamanlara yükselen değer haline geldi batılılaşma ve insanlar aslında ne idüğü belli olan batıya doğru sürükleniyorlar."
yoksa bu son zamanlarda dediğinden kasıt çok öncelere mesela Osmanlı'da ortaya çıkan Batı görmüş jön türklerin dönemine mi ait acaba?
Yazdıklarına genel anlamda katılıyorum ama acaba bizim için batı yerine doğu ya yönelmek sadece bir tepki midir?
Yoksa gerçekte insanların koşmaya başlayacağı yön ne doğu ne batı ya da daha farklı bir ifadeyle coğrafik yönler olmazksızın Kur'an'ın gösterdiği başlangıç yolu mudur?
Doğunun çocukları değil de mmin olma iddiasında bulunan bizlerin kendimizi Kur'an'dan uzaklaştırdığımız için mi bu gün yanlış yola koşuyoruz? Kahraman olmak iddiasıyla mı yoksa Allah'tan rıza alma doğrultusunda mı bu doğu nun çocukları?
Yoksa senin kullandığın bu yön anlayışı bir sembolik ifade, mecaz mıdır?
Çok mu soru oldu? Sorgulamıyorum sizi, yanlış anlamayın lütfen. Sadece sesli ya da bir başka ifade ile kalvye üzerinde düşünüyorum sadece...
Allah'a emanet olun...
Fıtratın Sesini Duyabilmek
kastettiklerim
Çar, 06/10/2004 - 01:52 — ilyas şahin1.soru= bu son zamanlarda dediğinden kasıt çok öncelere mesela Osmanlı'da ortaya çıkan Batı görmüş jön türklerin dönemine mi ait acaba?
Cevap= Akp iktidarı ile hızlandırılan AB ye giriş süreci ve bu süreçte kokmuş batı tavuğunun gümüş tepsiler içinde allanıp pullanıp sunulmasının etkisinde,tepkisel olarak günümüzdeki batılılaşma çabalarına dikkat çekmek istedim
2.soru = acaba bizim için batı yerine doğu ya yönelmek sadece bir tepki midir?
Cevap= Tepki değil Kabe ye yönelmek kadar doğaldır
3.soru= insanların koşmaya başlayacağı yön ne doğu ne batı ya da daha farklı bir ifadeyle coğrafik yönler olmaksızın Kur'an'ın gösterdiği başlangıç yolu mudur?
Cevap = Doğu içinde barındırdığı İslam kültürüyle doğudur.Doğuya koşalımdan arzu ettiğim şey tek Rabbe yöneliştir
4.soru= Kahraman olmak iddiasıyla mı yoksa Allah'tan rıza alma doğrultusunda mı bu doğu nun çocukları?
Yoksa senin kullandığın bu yön anlayışı bir sembolik ifade, mecaz mıdır?
Cevap= Son vahyin geldiği coğrafya olma özelliği ile,peygamberler tarihinin en yoğun mücadelelerine sahne olma özelliği ile,günümüzde de tüm hızıyla süre giden zulme karşı verdiği;kadın,erkek,genç,yaşlı şehitleriyle doğu benim için bir sembol değil.
Belki şu kelimeler duygularıma tercüman olabilir "Doğu benim vatanım"
Bu kelimeler,içinde doğduğum ve büyüdüğüm coğrafyanın reddi manasına gelmiyor çünkü burası da benim için doğu.
5.soru= Çok mu soru oldu?
Cevap= hayır asla.Yazdıklarımı önemseyip ne düşündüğümü anlamak istemeniz önemli.
Allah razı olsun...
Batı(l)
Çar, 06/10/2004 - 08:18 — Selim Sevkioglu"Yani Asya dan Avrupa ya, yani doğudan batıya. Yani ikiyüzlü, insan haklarını savunma maskesi altında, tiksinti veren gerçek yüzünü gizleyen batıya koşacakmışız" demiş İlyas Şahin.
Bu koşunun, batıya ve batılılaşmaya doğru yönelişi simgeliyor olduğu değerlendirmesinin isabeti hakkında hiç bir şey söyleyemeyeceğim, zira bu güne değin hiç ilgilenmedim bu vakıa ile.. malumat sahibi de değilim. Ancak şu bir gerçek ki; batılılaşma yükselen değer olsun yahut olmasın, farkındayız yahut değiliz biz acaip derecede batılılaşTIK. Batılılaşıyoruz bile diyemiyorum artık. Küresel çapta cereyan eden maniple bir propagandanın etkisi altındayız. Ne olduğunun, ne hale geldiğimizin farkına varamayacak derecede kuşatılmışız. İşte bu yüzden batı denince tepkisel bir yaklaşım sergileyebiliyoruz çoğu kere. Batı denince tüylerimizin diken diken oluşu bu yüzden. Ve eskiye ait olanın yüzümüze tebessüm edişi.
Batı, bâtıl, batmak. Üç eş anlamlı kelime gibi oldu artık.
Ben ise...
Çar, 06/10/2004 - 17:41 — Elif ŞahinŞarklıyız ama Garb'a da düşman olmamalıyız diye düşünüyorum...
bir teklif...
Çar, 06/10/2004 - 17:43 — Jerfi QAZAQ10 EKİM 2004 Pazar günü herkes doğudan batıya koşarken var mısınız biz de Batıdan Doğuya koşalım:))
Akabinde bir teklifim daha olacak tabii:))
..
Çar, 06/10/2004 - 20:21 — Selim SevkiogluSenin ipinle kuyuya inilmez. Denize atarsın bizi. Yusuf'un teklifi daha hoş.
Bizim dünyanın tersine doğru koşmamıza gerek yok. Çünkü ters olan biz değiliz, dünya. (Dücane Cündioğlu'nun Y. Şafak'daki C.tesi, Pazar yazılarından çaldım)
Hoca Nasreddin
Paz, 10/10/2004 - 00:56 — Nuh A. TUNANasreddin Hocanın fil fıkrasına dönmesin :)
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı herşey''
bu konuda söylenecek ve tartışılacak o kadar çok şey var k
Çar, 06/10/2004 - 17:53 — Yusuf ArmağanTeknik gelişim sürecimiz, camilerimizin medeniyetimiz açısından arzettiği önem, Safranbolu evlerinin mimarisinde mesela oda kapılarının niçin direk odayı görecek şekilde dizayn edilmedikleri, batının Eflatundan bu yana bina edilmiş iktisadi gelişimi, Adem'in oğullarının mücadelesini algılayış şeklimizi, bir şeyleri konuşurken uzak kaldığımız ve bizi dinamik tutacak şeyleri, haritaların şekillenişini, doğunun neresi baının neresi olduğunu, doğunun ve batının bizim için ifade ettiği ve ifade etmesi gereken şeylerin şeylerin neler olduğunu, batıya dönen yüzün aslında neye sırtını çevirdiğini, doğuya çevrilen yüzünde aslında batıya sırt çevirmek olup olmadığını, yazıyı sözü konuşmak gerekir diye düşünüyorum. Ama burada nasıl olur onu bilmiyorum. Konuşulması gereken o kadar çok şey var ki...
Ben mesela İlyas Şahin ile ve arzu edenlerle bir araya gelip bu konuları konuşmayı, tartışmayı isterim. Yüzyüze... Nasıl olur?
neden olmasın ?
Per, 07/10/2004 - 06:45 — ilyas şahinAşağıda Murat kardeşin sorularına verdiğim cevaplar ile aslında yazdıklarımdan kastımın neler olduğunu kabasıyla açıklamaya çalıştım.Bazı yorumları okuduktan sonra derdimi yeterince anlatamadığım kanaatine vardım.
Sadece bu konu ile alakalı değil,burada yazı yazan yorumlayan insanların tanışmalarının faydalı olacağına inanıyorum.Teklifinize benden olumlu yanıt,yalnız organize size ait.
Biliyorsunuz yük genelde teklif edenin üstüne kalır.
Yer olarak Fikir dünyası uygun bir mekan.Sadece bir teklif tabii.
pekala...
Per, 07/10/2004 - 19:20 — Yusuf Armağanbuluşuyoruz o zaman... hemen bir organizasyon yapalım... haber bekleyin benden... ayrıca bunu bir yük olarak görmüyorum...:) daha önceki bazı arkadaşlarla buluşma çabalarımızda Avrupa yakasının daha uygun olacağı her daim ifade edilmişti. Yine aynı şekilde olabilir. Sultanahmet Yazarlar Birliği olabilir mesela...
Biz yazarız, konuşamayız..
Per, 07/10/2004 - 19:35 — Selim SevkiogluNargile var mı orda nargile. Nargile içelim, konuşmayalım. Biz yazarız.
Evet, şarkta Kâbe var.
Pzt, 11/10/2004 - 07:18 — Selim SevkiogluYüzlerimizi doğuya ya da batıya doğru çevirmenin zahiri anlamda pek fazla bir kıymeti yok elbet. Hele bir de doğu mefhumundan -Kâbe istisnası ile- sizin işaret ettikleriniz anlaşılıyorsa. Malumunuz veçhiyle tevhidi ve dolayısı ile de kurtuluşu simgeleyen yapı olan Kâbe, şarkta bulunmaktadır. Yüzünü şarka çevirmek arabpa, arabistana, petrol zenginlerine, çine vs'ye değil; kâbeye, tevhide, İslam'a yönelmek manasında kullanılagelmektedir. Namazda yüzümüzü çevirdiğimiz Kâbe'ye (İslam'a, Kuran'a, tevhide) kalbî yönelişimizi ifade eden bir tanımlamadır bu.
Bence burada bir zorlamadan bahsetmek gerekirse, sizin yorumunuz bu tesbite biraz daha yakın görünüyor.