Yok yok yok...Uykum bu gece de yok.
Neden acaba diyorum. Neden acaba?
Yaşam temposunun hızlı oluşu mu?
Geçmişle bitmeyen hesaplaşmalarım mı?
Geleceğe yönelik artan kaygılarım mı?
Vehimlerim mi?
Çektiğim çileler mi?
Bel ağrılarım mı?
Dauussıla yaram mı?
Sonu gelmez soru yağmurları mı?
Artan tecrübelerim mi?
Genişleyen görme alanım mı?
Almada zorlandığım kararlar mı?
Gelmeyen cevapların sessizliği, üstesinden gelemediğim kompleksler, beceremediğim sabır ve tevekkül mü?
Bir soru daha soruyorum; başımı yastığa koyunca uykuya
daldığım geceler de olacak mı ?
Bilmiyorum...bilemiyorum...Ama bir şey biliyorum ki o da bugün onun şehrin en işlek caddesinde elindeki poşetle , siyah kıyafetler içinde otobüs durağına doğru gidişiydi.
Akşam yedi sıralarıydı,görmemle kalabalığın içine karışıp kaybolması bir oldu; tıpkı sabah uyandığımda yanımda bulamayaşım gibi.
Rüyalarıma hep o şuh bakışlarıyla çıkıyor. Altın bir kasede sürüyor dudaklarıma ağusunu, kömür karası gözlerinden mecnununun en zayıf noktasına zerk ediyor zehrini. Ateşi bırakıp da kaçıyor işte böyle Nemrut misali. Uyanıyorum...Boncuk boncuk terlemişim, nevrim dönmüş, kalbim güvercin kalbi gibi çarpıyor,soluk alıp veriyorum ve soruyorum....'Yine aynı mi rüya Allah'ım.. Neden böyle, neden?'diye geçirirken içimden artık terk ediyorum korku tünelimi.
Her şey onunla buruk ayrılmamızdan mı kaynaklandı diye soruyorum kendime. Onunla tanıştığım günden muhabbeti çektiğim mesajla kestiğim son güne kadarki kayıtlı görüntüleri işlenmiş olarak giriyor rüyalarıma.
Seviyor ama sevmiyor kabilinden davranışları,tevilli sözleri, ok misali kirpiklerinden çıkan son mağrur bakışları ceylanın peşine düşmüş aslan gibi kovalıyor hep hiç bitmemecesine rüyalarımda beni.
Yaklaşık iki yıldır en çok onu görüyorum düşlerimde ve soruyorum kendime acaba o da beni görüyor mu düşlerinde, acaba o da birden kalkıyor mu yatağından nefes nefese. Acaba ben de geziyor muyum rüyalarında? Ruhsal etkileşimde miyiz?
Ahını mı aldım? Kalbini mi kırdım? Ne yaptım ki aşkımda acı reva görüldü?
Bendeki nefreti mi yoksa eziklikle karışık gururunun farklı bir tecessümü mü bu, nedir?
Ya kendimle başbaşa kaldığım zamanlarda şah damarımdan yakalayışı...
Nedir bu tanımsız şey?
Neyin dışavurumu, neyin içe yönelişi?
Neyin, nereden, neden gelişi?
Haykırıyorum.. Git diyorum .. gelme diyorum artık..
Gelmesen de emanetim olan kanayan kalbimi bana geri ver ...
ODYSSEUS
Yorumlar
"Adını mıh gibi aklımda tutuyorum "
Pzt, 04/10/2004 - 22:25 — Ahfa SûedaBırak kalsın kanayan kalbin sevgili nin avuçlarında..
Alıpta ne yapacan ...
Başka bir sevgilinin kirli ellerine bırakmaktan başka...
bir alime sormuşlar ..
Allah'ı günde kaç defa , anıyorsun (zikrediyorsun) ?
(Ehli tarikler bilirler içi boşta olsa belli bir adet virdleri vardır çektikleri..Söylerken dillerin ,kalblerin çoğu zaman gaflet saatinde olduğu)
Neyse alim cevab vermiş aklımdan hiç çıkmıyor ki ...
Nassı yani demiştim, hiç akıldan çıkmadan ..
İlginç demiştim..
Ta ki aşkın duru suyuyla yuyuncaya kadar kalbimi ..
kalbime kalbini dokundurup sonra hayatımdan çekip giden insanı ne aklımdan ,ne kavlimden ne kalbimden bir an çıkaramayınca anladım işi..Çözüldü düğümler aklımdan,kalbimden..
"Adını mıh gibi aklımda tutuyorum " mısrası Atila İlhan'ın vurdu gönül yamaçlarıma..
İşte böyle demek istemişti alim..
Ben aşıkım O(c.c.)'na ..
Hiç yadımdan silinmiyor ki.. demek istemişti..O zaman anlamamıştım tabii.
Leyla aşkları yolları Mevla'ya bağlandıkça güzelleşiyor..
Leyla aşkları ile Mevla talim ettiriyor kendi aşkını ne güzel..
Yoksa nerden bilecektik ki Rabbi çılgınlar gibi sevmeyi..
Tapmayı .. 2 önünde eğilmekle kendimizi adam sanacaktık ...
imzam :
yoruldum mu..
daha yaşamaya başladımmı ki..
Ne güzel...
Cts, 09/10/2004 - 07:10 — O. Deniz YemenliNe güzel yazmışssın be Zeyneb...
ama adı üstünde aşk bu aşk..
dilerim ki Mevla'ya vesile olan yitik bir leyla'dı bizimkisi..
Aşıklar ölmez...
satır aralarından geliyor ama kendi gelmiyor
Cts, 09/10/2004 - 07:13 — O. Deniz Yemenlisatır aralarından geliyor ama ukbe erkan kendi gelmiyor..
kendin gel diyorum..
elimi uzatıyorum ama her uzatışımda daha da geri gidiyor..
doğrusu artık uzatmaya bile mecalim kalmadı..
bu melankoli beni bitirdi...
Aşıklar ölmez...
CEVAPLARIMI KAYBETTİM:HÜKÜMSÜZDÜR...
Salı, 24/05/2005 - 22:13 — leyla dincerey sevda kuşanıp yollara düşen
bilesin bu yollar dağlar dolanır
yare ulaşmadan düşersen eğer
yarına sesinin yankısı kalır
böyle diyordu bir şarkıda. nerden geldiyse geldi aklıma. bir Aişe suskunluğuna bürünüpte çıkmayan ya da çıkaramadığımız seslerimizin yankısını gizliyoruz satır aralarına. yapmamız gerekeni yapıyoruz aslında ya, kurtulamıyoruz rüyalarımızdan da korkularımızdan da. sorduğumuz soruların cevapları verilşmişti aslında; tarafımızdan hem de. ama daha soruları bile duymaya hazır değildik o zaman. şimdi hangi cevabı nasıl kabullenecektik. zamansız sorularla hükümsüz cevaplar arasına sıkışıp kalmış yüreklerimiz.ama hayat hep kaybedilenin peşine sıkışıp kalmakla geçirilemez ki. çıkmak gerek o sıkışıklıktan. hem bazen asıl zafer kabulleniştedir. mücadele ise sadece acı verir
vesselam...
.....
Salı, 31/05/2005 - 12:36 — Müge KOBABahaettin KARAKOÇ'dan dizeler....
"Andolsun bütün örtülere, andolsun bütün örtünenlere ki,
Kar altında terleyerek uyanmaktır aşk.
Yanmış iki cesedin kına gibi külleri arasından
Fışkın sürerce dirilip yeniden yanmaktır aşk.
Cümle ağaç kapıları, cümle demir kapıları aşıp,
Bir gönül kapısına dayanmaktır aşk.
Sevgilinin otağını gökkusağına boyayıp gece-gündüz,
Hüznün safran sarısıyla boyanmaktır aşk.
Yaratmaktır ya da sevgilinin toprağından yaratılmak,
Her nefes alıp verişte yanmaktır aşk.
İsmail'i bir gönülle teslim olmaktır bıçağa,
Birini kandırmak değil, bilerek kanmaktır aşk.
Diline arılar konar, koynunda karıncalar gezer,
Sevgilinin ölçeğiyle her zaman sınanmaktır aşk.
İsrafil'in Sur'unu ruhunda duymaktır aşk,
Suyu suyla yumak gibi aska inanmaktır aşk...."
Tek kelimeyle enfes ...