Olmuyor bir türlü başaramıyorum.Ama neden? İstediğim şeyi yapmaktan alıkoyan nedir beni? Ayda yılda bir aklıma geldi,oturdum yapayım dedim. Bundan önce yaşadıklarımı, yaptıklarımı gözönünden geçirdim. Aslında o kadarda zor olmaması gerekiyordu. Yapmam gereken sadece verilen yolları izlemek ve istediğim şeyi elde etmekti. Bu konu hakkında o kadar çok program yapıldı ve yapılıyor ki,içinde olmasa bile insanın yapamaması için hiçbir sebep yok yani.Neyse oturdum,aldım elime gereken şeyleri ve başladım.Başta herşey o kadar basit ve kolay geldi ki bunuda çabucak yapabildiğim için kendimle gurur duymaya başladım. Ama nereden bilebilirdim ki sonunda başıma gelebilecekleri. Ne olduysa olmuş,olmamıştı yanlış olan birşeyler vardı ve bunun geri dönüşüde yoktu, herşeye baştan başlamak dışında.
Baktım kendim yapamıyorum,ama ona o kadarda ihtiyacımda var, kalktım giyindim. Ama ne giyiniş. Ben ki öğlen gezmelerine bile saatlerce hazırlanan, günler öncesinden ne giyeceğine, giydiği elbiseyle hangi takıları takacağını hesaplayan bir insanım, benim için bu kadar önemli bir şey için,gözüm hiçbirşeyi görmez olmuştu. Lacivert pantoloumu, onun üstünede açık mavi uzun kollu bluzumu giyip kendimi dışarı attım. Nedense kendimde bir eksiklik hissettim,ve hemen merdivenleri hızla geri çıkarak aceleyle çantamdan anahtarlığımı çıkardım. Fakat bir türlü doğru anahtarı bulamıyordum, birden kendime sakin olmam gerektiği telkininde bulundum. Sonunda doğru anahtarı bulmuş(en son denemede) içeri girmiş, kendimdeki eksikliği gidereceğine inandığım mavi benekli tül şalımı almıştım. Tam çıkacakken kapının eşiğindeki vestiyerin sağına yerleştirilmiş oval şeklindeki aynada kendime bakmayıda unutmadım. Artık tamam sayılırdım,onun için hazırdım.
Kendimi sokağa atmamla şaşırdım kaldım. İyi hoştu da,nereden bulacaktım onu. Aklımda bir kaç yer vardı ama daha önce hiç dışarıda yapmamıştım. Yapanları gördüğümde ise bu bana çok tiksindirici gelmişti, asla böyle birşey yapmam, bunun büyüsünü bozmam diyordum kendime. İyi ki de kendimden başkasına dememişim, yok birisi beni az sonra o işi yaparken görse, kimbilir arkamdan neler konuşulurdu.
Birden bu düşüncelerden sıyrılıp kendimi bir dükkanın önünde buldum. İçeridekiler büyük bir zevkle sohbet ediyorlar,yapmak için geldikleri bu mekanda yapmak istedikleri şeyi yapıyorlardı. Cama yapışıp içeridekileri görmeye çalışırken,içeridekilerin bana şaşkın şaşkın bakan gözleriyle buluştu gözlerim. Ama o yoktu. O yoktu ama onun dışında neredeyse herşey orada gibiydi. Buna benzer onu bulabileceğim bütün yerleri dolaştım umutlu bir şekilde,bir iki tanıdığa rastladım ama onlara sıkılıp biraz dolaşmaya çıktığımı söledim. Artık sabrım taşmak üzereydi. Vakit geç olmuştu ve ben hala onu bulurum ümidiyle geziniyordum. Sanki onu aramaya çıkacağım anlaşılıp nerede ne kadar varsa hepsi ortadan kaldırılmıştı.
Canım çok sıkkın bir şekilde eve döndüm, üstelik o kadar yorulmama rağmen onu bulamamıştım. Eski eşimle boşandığımızda bile bu kadar üzgün olduğumu hatırlamıyordum. Ama ne yapabilirdim ki, elimde değildi bir kere aklıma düşmüştü. Yapılacak işleri umursamadan bende oturdum gecenin o saatinde yeniden başına oturdum ve uzun uğraşlar sonunda yaptım ve rahatladım.neden oturup bir daha yeniden yapmak aklıma gelmemişti. Kendime çok kızdım,nede olsa eninde sonunda evde kendim yapmıştım. O kadar yorulduğum da yanıma kar kalmıştı.
Belki anlaması zor gelebilir ama bir tabak bulgur pilavının beni bu hale getireceği aklımın ucundan geçmezdi
Yorumlar
Bir Adam Bir Bulgur Pilavı
Paz, 10/10/2004 - 01:07 — Nuh A. TUNAFarklı bir tarz..
Ancak sona kadar gelenler ne olduğunu anlıyor..
İnasana ne kadar da kötü düşünmüşüm dedirten türden bir yazı..
Tebrik ederim..
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı herşey''