renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Şehrin Şehrayinleri

kan gürültüsünden uyandı şehir
her damla kana bir can daha verdi şehir

Ne de çok kızgınsın. Ne de ürkek. Sanırım gözlerinin çapaklanması, rüzgara baktığındandır. Yoksa diğergâmlığın hali öyle ağlatmaz adamı.

Sabahsın. Hem de bir tarafı denize konmuş olan. İlk duam kadar, dilime plesenk olmuş harflerinin kırılgan sesleriyle.

Yağmur, harp düzeneğinde, bombalarken saçlarımı, yoktun, oysa-ki sarılabilirdin peşine düştüğüm uykunun.

Sabah olur, gece bulanır, kan uykusuna yatan gözler şehir arar, oysa serçelerin didiklediği karanlıktır yuvaları.

Ne Neron geçti habersiz, ne de Napolyon’un şapkasındaydı rüzgar, olsaydın başında hayatın sonuna ramak kalmıştı.

Sabah oldu, sabahsız ayaklanmalar geceye kavuştu. Haddin hesabında bakiyesi, toplanmış hüzünler oldu.

Ne de çok kalmış yarın, ne de çok. Oysa ki saçlarının savruluşu temsiliydi hayatın, bulunca güneşi parıldayan.

Kalkmalısın, hem de bir asi kıpırtısıyla, sesine değen sesler olmalı, metabolizmasında aşkın bin renli düşünü saklayan.

Düşler atfedebilirdim, ey hüzzamın naif hali, tasvirinden yorulan kelimelerin pahası bir şair yüreğinin sızım sızım sızlamasıdır.

İnilde imdi, ah nalan kesilmelerim, feryadımın ortasına bir nefes diye oturan halim, gir ve ateşle halini.

Kayanayan buzların, ellerime dokunur, ah! Bir hicaptan bakar gibi yap, uğuldasın biriken onca mevsim.

Sanki savaş, ifadesinde bir güzelleme olan mecnun, kayıp leylanın atlasına bir yön daha koyar, ki peşinden gazel, okunur liman.

Kalktım ki zinhar bulaşmamış sanki kokun, oysa baharı taşıyordun uykusunda şehrin, ayaz kesilmişti bu yüzden, rüzgara saldığın…

Her mevsim iştiyâk belirteci, tarihime koyduğum zarf gibi bağlanmış, düşmelisin şimdi gökten gelir gibi,zenbilini tutan meleklerle…

Daha çok kalırsın, sen tutarken sabahı, ben çekiştirenim geceyi, bir bağlamda buluşmaz bu yüzden seslerimiz.

Düzlemini yitirmiş aşkın, haline beyazlar, düşler saçlarında gül, bahr kokarsın ki halin, melâl iksirlere bulanmış.

Kalk, seyret, gece örterken zamanı, ani kapılırım dehlize, sanılır ki muamma denizinde, kürekleşen hatıra, mevsimleri örtmüş.

Bilirim ki geçen zaman, haddin akilâne dakikliği, zangoçların elinde çuha çiçeği kadar anlamsız, iştiyâkle atıl, rüya-sızımlığına.

İntizar terennümlerini, sakla ayyuka çıkarken şuleleri, ayın kavsilenen şekline ada inzivayı, san-ki gece güneşi oyuna dalmış bir meteor gülüşüdür.

Bu yüzden kamaşında yıldızlar, başlayan yağmurun sesi, çıngırak gürültüsünden, sağır ederken şehri, uzun metrajda aşklar, ıslanır ayrılığa düşünce.