
"Kul inne salati ve nüsuki ve mehyaye ve memati lillahi rabbil alemin!
La şerike leh! Ve bi zalike umirtu ve ene evvelül müslimin!"
Peygamberimiz Hazreti Muhammed'in (s.a.v) namazına başladığında,
iftitah tekbirinden hemen sonra yani Fatiha'dan önce En'am Suresi'nin 79. veya 162. ayetlerini okuduğunu öğrendiğimde bu ayetlerin içeriklerini merak etmiştim. Resulullah'ın iki girizgah seçimi de süperdi.
Ben En'am 162-163'ü daha bir benimsedim.
Sonra öğrendim ve anladım ki aslında En'am Suresi 162 ve 163. ayetler,
Müslüman'ın Andı'ydı!...
Şimdi hemen her salat'ımda okuyorum ve bazen okurken bir başka oluyorum…
"İnne " derken kararlılığı hatırlamak…
Adanılması istenenleri durarak ve tek tek düşünerek okumak…
"Lillahi rabbil alemin" derken rahatlamak ve huzur bulmak…
" La Şerike leh" derken bazen kafayı iki yana sallamak…
Veya "Ve ene evvelül müslimin" derken sorumluluğu yüklendiğini fark etmek…
Bunlar harikulade hisler ve ben bunları kardeşlerimle paylaşmak istedim...
Kul inne …:
Şunu de ve deklare et, hatta haykır ve ilan et ki:
İstisnasız her ama her zaman!!!
İyi veya kötü… Gördüğüm her günde!
Zor veya kolay…Kaldığım her durumda!
Muktedir veya mazlum… Yaşadığım her zamanda!
Geniş veya dar… Olduğum her mekanda!
…
… Salati …
Salat'ım
Yani Namazım
Yani, tüm işleri omzumun ve tüm sesleri kulağımın arkasına attığım iftitah tekbirim!
"Sen çağırdın ben geldim Rabbim" dercesine bağladığım ellerim!
Toplumsal kıyamların habercisi bellediğim şahsi kıyamım!
"Ancak, Subhane Rabbiyel Azim diyen
yani Azim olan Rabbi Tenzih eden dünya yükünü kaldırabilir" diyerek gittiğim rüku'm!
Kulluğumun sultanlığa, imanımın isbata kavuştuğu secde'm!
Müslüman meltemler de fasık fırtınalar da esse koruduğum dik duruşum!
Tek Komutan'ıma verdiğim kulluk tekmilim ve esas duruşum!
Boynumu eğmeye çalışan egemen elitlere rağmen bozmadığım klas duruşum!
Salat'ım...
Yani En etkili tebliğ söylemim!
En büyük tevhid eylemim!
…
… Ve Nüsuki …
Yani Nüsuk'um
Sonsuz Uluhiyet'e sınırlı ve sorumlu ubudiyetimle mukabelemin isbatı …
Elimin vicdanımda, vicdanımın Yaratıcısı'nın hizmetinde olduğunun izharı...
Rızasının uğrunda mücahedemin hedefi ve amacı…
Hayatsal mücadelemin tamamı…
Yani, Kafam, kalbim, elim ve dilimle ürettiğim her çabam…
"Desinler" diye gitmediğim her haccım…
Kilosunu ve kavurmasını değil
Allah'a yaklaştırmasını hesap ederek kestiğim her kurbanım…
Dirilircesine kıldığım her namazım…
Ölürcesine tuttuğum her orucum…
Dirilirkenki sükutum ve direnirkenki
çığlıklarım…
…
… Ve mehyaye …
Yani hayat'ım…
Daha hiçbir şey yokken sevip seçip yoktan var edip verdiği,
O halde sevgiyle ve sorumluluk bilinciyle O'na adanılası hayat'ım…
Dağların dahi yüklenemediği emaneti, yani aklı ve iradeyi kullanıp,
Emanet'in Sahibi'nin dediği gibi yaşayarak imtihanın başarılmasına vesile olası hayat'ım…
Cem olunamayan cumalarda, deşarj vesilesi kandillerde, resmi
daireleşmiş camilerde veya kamusal mesaiden yorgun gecelerde
değil, 7/24 tüm zamanlarımın tamamında,
Kainat'ın Kutlu ve Kusursuz Kullanım Kılavuzu Kur'an rehberliğinde ve
Başöğretmen Hazreti Muhammed önderliğinde dizayn edilesi hayat'ım…
Olmadan önce geldiği ve ölümden sonra gideceği mekana yakışan yerlerde geçirilesi hayat'ım…
Senaryosunu, külli takdiriyle Rahman Allah'ın yazdığı kaderin bir sahnesi olan bu dünyada cüz'i figürasyonun da İlahi Yönetmen'in emrettiği şekilde oynanası hayat'ım…
Beslenme-Boşaltım-Üretim şeytan üçgeninde haz ve hız tüketilesi değil, "Ümm-et: Anne gibi üretken topluluk" olmanın gereğince hayır ve helal üretilesi hayat'ım…
Devletin, insanları yönetme sanatı ve dinin de bu sanatın icra
kılavuzu olduğunu anlamış yani laiklikten yüz çevirmiş bir kafayla, ve bırakıp giden sevgilileri, batan güneşleri, kahreden tutkuları, sarmaşık aşıkları beğenmeyip ancak Rabbini zikrettiğinde huzur bulduğunu farketmiş bir kalp ile yaşadığım hayat'ım…
…
… Ve memati …
Yani Ölümüm…
Yani ölüm nedenim…
Sevgiliye vuslatım…
Asli mekanıma dönüşüm…
Vefa-t'ım yani… Verene son vefa eylemim …
Hayattayken "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun" diyerek, O'ndan geldiğimin ve O'na döneceğimin bilinciyle beklediğim son nefesim...
Bitiş sandığım başlangıcım…
Son sandığım ilkim…
Hayatımın nerede ve nasıl geçtiğine şahitlik edecek o kritik an, yani şehadetim…
Hak veya batıl; muhakkak benim tercihim olan bir su yolunda
kırılacak testim…
Emaneti teslim vaktim ve sebebim…
…
… Lillahi Rabbil Alemin …
Alemlerin Rabbi Allah'adır…
İşte tüm bunlar, yani salat'im, nüsuk'um, hayat'ım ve ölüm'üm
yalnız benim ve burasının değil, tüm varlıkların, her yerin ve her
zamanın, Kainat'ın Efendisi, Yaratıcısı ve Terbiye Edicisi Allah'a ait'tir ve O'nun içindir!…
Bunlar yani aslında her şeyim, ancak, "ama"sız, aracısız, istisnasız yalnız
Alemler'in Rabbi olan Allah'a yönelik ve O'na Hediye'dir…
…
La Şerike leh!...
Kişinin namazında, duasında, yönelişinde, boyun eğmesinde ve kulluğunda, esas duruşunda ve her durumunda, yardım arayışında, yakınlaşmak için gösterdiği tüm çabasında ve tavrında, dizayn ettiği hayatında ve uğrunda ölmek istediği aşk veya amaçta, istisna olmaksızın, aracı edinmeksizin, menfaat gütmeksizin, gösteriş için değil samimiyetle ve sadece Alemlerin Rabbi Allah'a yönelmesi gerekliliği konusunda kesinlikle Allah'ın ortağı yoktur!
Tek egemen ve tek eğitmen Alemlerin Rabbi olan Allah'tır…
…
… Ve bi zalike umirtu!
Bana böyle emrolundu…
Yani ben bu andı keyfimden içmiyorum!
Allah'a adanmamış yani İslam'a alternatif olmuş nice hayatın varlığını bildiren vefakat yüz çevirmemi emreden O Allah'tır!
Bunun böyle olması gerektiğini, mantık kurgularım, üstün gelme
ihtirasım, menfaat hesaplarım veya ukalalığımdan dolayı değil
Alemlerin Rabbi olan Allah'ın emretmesiyle öğreniyorum.
…
… ve ene evvelül müslimin!
Yani ben Müslümanların ilkiyim…
Allah'ın insanı yaratırken programladığı kodlara,
yani İlahi Ahlak ve Ahkam'a sadık hayat biçimi edinilmesi konusunda
Allah'ın bu emrine teslim olanların evveli yani öncüsü ve örneği
olmak azmindeyim.
Yani ben bu andı öyle sahiplenir ve yaşarım ki,
Yeryüzü'nde benden başka bir kişi bile bu teslimiyeti gösteremeyecek durumda kalsa dahi "Müslüman'ın Prototipi"ni temsil edebilmenin motivasyonu ve konsantrasyonuna sahibim.
Dünyanın huzurunu ve kainatın onurunu kurtarmak için bu and ve icabı gerekli.
Ben de İnsan ve Müslüman olmam itibariyle bu andın muhatabı,
sahibi, savunucusu ve bekçisiyim.
16/12/2007 Kadıköy
Not: Bu yazı, Vuslat Dergisi'nin Ocak 2008 tarihinde çıkan 79. sayısında yayımlanmıştır.
Yorumlar
andın çağrıştırdığı
Pzt, 14/01/2008 - 21:35 — cemalcalikselam ve dua ile;
gözler önüne serdiğiniz andı okurken Maide suresinin şu iki ayetini çağrıştırdı bende:
" Sizin asıl dostunuz Allah'tır, O'nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir.
Kim Allah'ı, O'nun Resulünü ve müminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah'ın taraftarları galip geleceklerdir." (Maide 55-56)
elinize sağlık.. hürmetler..
c.ç
Ve aleykumselam
Per, 17/01/2008 - 00:00 — Fatih TEZCANVe aleykumselam Şeyma Hanım...
Allah Razı Olsun...Eyvallah...
Cemaat'e hala çok güveniyorum ve hala burayı çok seviyorum...Olur böyle zamanlar...Yine güçleniriz, güleriz inşaallah :)
...
Ve aleykumselam Leyla Hanım...
O kısımlara o ayetler alenen de yazılabilir ama malum, o üslubu beğenmiyorum.
...
"İki ayet iki hadis yaz
Daya sırtını nass'a
İki de izah sıkıştırdın mı
Yarı hoca olursun nas'a"
...
Bu kolay olan...
Almıyayım...
Ama siz yakalamışsınız ayetin yerini ve bundan dolayı tebrikler duble duble... :)
...
Ve aleykumselam güzel insan cemal ağabey;
Senin dediğin izden devam edersek, mealen "Müminleri bırakıp hakikati inkar edenleri dost edinenlere gelince, onlarla şeref kazanacaklarını mı umuyorlar? Unutmayın ki asıl şeref [yalnız] Allah'a aittir!" buyuran Nisa suresi 139.ayete ve Kitap'taki sen sevdiğim sosyal pasajlardan birisi olan Mücadile Suresi'ne gidebiliriz...
Unutmadan, 4-139 için Muhammed Esed'in yorumu enfes...
Mücadile Suresi ise baştan sona okunmalı ama sonundaki "bölücülük" süper!
Öyle ötekiler berikiler değil direkt Hizbuşşeytan ve Hizbullah var abi orada,malum...
Baksana tesbit edilen tasnif ve tavsiye edilen tavırdaki asalete ve güzelliğe:
"Allah'a ve Ahiret Günü'ne [gerçekten] inanan, ama [aynı zamanda] -babaları, oğulları, kardeşleri yahut [öteki] akrabaları bile olsa- Allah'a ve Elçisi'ne karşı çıkanları seven bir toplum göremezsin.[Gerçek müminlere gelince,] Allah'ın kalplerine imanı nakşettiği ve ilhamı ile güçlendirdiği kimseler onlardır ve [zamanı gelince] onları içlerinden ırmaklar akan bahçelerde barındıracaktır. Allah onlardan hoşnuttur ve onlar da Allah'tan. İşte onlar Allah'tan yana olanlardır: İşte onlar, Allah'tan yana olanlar(Hizb-ul-Allah), mutluluğa ulaşacaklardır!"
Yine burada Muhammed Esed'in tefsirvari yorumları çok şahane...
Allah cümlemize yazıp konuşup durduğumuzun misliyle yaşamayı nasib etsin...Amin...
sana varıp da sende kalmamak mümkün değil
Salı, 15/01/2008 - 09:36 — seyma isicik...çoktandır takip edemiyordum cemaat imi. Açılış sayfamdaki cemaliyle güne başlasam da, anlık bir muhabbetten sonra diğer sabah tekrar selamlaşana kadar görüşemiyordum cemaat imle. Fakat andımız ı okumadan geçemedim bugün. Kur an'ım ne kadar kerimsin...sana varıp da sende kalmamak mümkün değil...yeter ki varabilelim. Çağın bütün patolojik bulgularının şifası sende...
ey saygı görmek isteyen patron
ey sözüm dinlensin isteyen baba
ey sevilmek isteyen kadın
ey kompleksli dindar
ey hayatlarından lezzet almayı unutmuş insancıklar
ve
hepimiz
Kur an'a vardık da eli boş mu döndük...deva bulamadık mı yoksa!!!...