Ergenekon, destan gibi büyümeye devam ediyor. Son bilgilere göre Ergenekon adı bir üst isim. Bu ismin altında iddialara göre pek çok ulusalcı ve sözde milliyetçi örgütler bulunuyor. Ergenekon adının 1980’li yıllardan itibaren hazırlandığı ise diğer bir iddia. O kadar eskiye gitmeden 2002’nin 23 Mayıs’ına gidelim. Abdullah Çatlı’dan sonra boşalan sefirliğe atandığı iddia edilen Sedat Peker’in sahibi olduğu "ozturkler.com" sitesinin açılışına!
Öncesinde Sedat Peker hakkında kısa bir bilgi verecek olursak; "1970’te Sakarya’da doğdu. Adı ilk kez "Uyuşturucuyla mücadele eden baba" olarak duyulan Peker, Susurluk raporuna da girdi. "Tehditle tahsilat yapmak", "zorla alıkoymak", "adam öldürmeye azmettirmek" suçlarından 7 ay aranan Peker, teslim olacağını bildirerek, 19 Ağustos 1998’de Romanya’dan Türkiye’ye geldi. Ekim 1998’de Peker ve 12 adamı hakkında İstanbul DGM’de, "Çete kurmak ve yönetmek" suçundan dava açıldı. Peker, 24 Mayıs 1999’da tahliye edildi. Peker’in tutuksuz yargılandığı dava, "çete" suçları DGM yetki alanından çıktığı için İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Bayrampaşa Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu 8.5 ayda Peker krallar gibi yaşamıştı."
İşte bu Peker, 2002 yılında “dünyadaki Türklerin buluşma noktası olsun” düşüncesiyle bir internet sitesi açar. Sitenin açılması da Hilton Convention Center’da törenle yapılır. Susurlukçuların, sanatçıların ve siyasetçilerin hazır bulunduğu, davetlilerin tamamına 14 ayar altından bir rozet hediye edildiği geceye katılanlardan bazı isimler oldukça tanıdık; Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, eski bakanlardan Mehmet Ali Yılmaz, Abdülhaluk Çay, Sadi Somuncuoğlu, emekli general Veli Küçük, Prof. Şener Üşümezsoy, Ord. Prof. Reha Oğuz Türkkan, İbrahim Tatlıses, Mehmet Ali Erbil, Adnan Şenses, Seda Sayan, Gönül Yazar, Osman Yağmurdereli, Hakan Altun, Şenol İpek ve Cengiz Kurtoğlu…
O tarihte basında çıkan haberlere göre; geceye katılanlardan ve adı Susurluk soruşturmasında geçen emekli tuğgeneral Veli Küçük bir de konuşma yapmış. Küçük, ‘… asıl birlik, asil Türk milletinin 300 milyonluk Türk birliğidir. Bu birlik mutlaka teessüs edecektir. Asil Türk milletinin yolu Tanrıdağları’ndan, Ergenekon’dan geçecek’ diye konuşmuş.
İlginç! Ergenekon adıyla Veli Küçük ismi belki ilk defa bu kadar yakın duruyordu. Elbette fanatizme batmış Türkler açısından Ergenekon’un akla gelen ilk manasının önemi bilindiği için bu ilk başta belki çok da yadırganmamış ve de dikkat çekmemişti. Ama gelişen olaylar, Veli Küçük ve Ergenekon oluşumunun şu an durduğu nokta, sade vatandaş evine ekmek götürme derdindeyken birilerinin yıllar öncesinden bir takım planlar yaptığını ortaya koymuyor mu?
Veli Küçük’ün adı son dönemdeki pek çok provokatif eylemle beraber anılır olmuştu artık. Bilinen ilk olay Susurluk! Küçük, bu olaydan dolayı şüpheli gözükse de mahkemeye ifade vermeye bile çıkartılamamıştı. Sonrasında yine bir emekli asker olan ve Danıştay saldırısının azmettiricisi olduğu iddia edilen Muzaffer Tekin ile samimi fotoğrafları yansıdı basına. Tüm bunlara karşı yine de Veli Küçük ve ekibine bir türlü yaklaşılamıyordu. Ta ki geçen haftaya kadar!
Cidden bir milat sayılabilir geçen haftaki bu tutuklamalar. Çünkü Türkiye’nin son dönemlerinde yaşadığı çoğu fâil-i meçhul olayın ya da fâil-i mâlum! cinayetlerin arkasında bu oluşumun olabilirliği iddia makamlarına göre oldukça yüksek. Danıştay saldırısından, rahip cinayetlerine, oradan ulusalcı mitinglere kadar… Söz konusu şahıslar aralarında Doğu Perinçek’in de bulunduğu sol milliyetçi! cephe ile de Kızılelma idealine ulaşmada anlaşan insanlar. Tuhaf gelmesin. Solun eski tüfek gazetelerinden Cumhuriyet’te son seçimler öncesi yayınlanan “Ya CHP Ya MHP” ilanlarını, başyazar İlhan Selçuk’un aynı minvaldeki yazılarını ve de Tuncay Özkan’ın ulusalcı mitinglerdeki aynı sloganı kullanışını hatırlayın. Hepsi size garib gelmiyor mu? Hatta Türkiye’nin sözde hızlı muhalifi Nihat Genç’in bile “ben ülkemin geleceği adına gerekli olan ışığı bu mitinglerden aldım; ümitsiz değilim” demesini nasıl algılıyorsunuz?
Ergenekon oluşumu son bilgilere göre birkaç kişiye de suikast düzenleme kararı almışmış. Her biri bir başka önemli kişidir mutlaka ama biz birisini ele alalım; İbrahim Tatlıses’i! Yazımızın başında değindiğimiz internet sitesinin açıldığı törende bakın neler demiş Tatlıses; “Dostum Peker’in böyle bir internet sitesini hizmete açması çok güzel. Londra’ya, Paris’e gidiyorum. Oradaki insanlar tarihlerine sinek bile kondurmuyor, biz böcek bile konduruyoruz. Türklerin birliği için önemli.” Bu sözleri söylediği geceye Veli Küçük de katılmıştı. Kürt Tatlıses, Türk birliği için dostum dediği yukarıda kısa hayat hikayesini verdiğimiz Sedat Peker’i tebrik ediyor. Aynı Tatlıses son seçimlerde önce bağımsız aday olmak istemişken sonra Cem Uzan'ın Genç Partisine geçivermişti. Yine aynı Tatlıses, Sauna Çetesi denen oluşumla ilgili gözaltına alınmış ve sorgulanmıştı. Ve nedense Ergenekon bu Tatlıses’e suikast yapacakmış.
Bağlantıları oradan nasıl çözersiniz bilemem. En basitinden, halkın içinden denilen, türkücü/sanatçı birinin nerelerde nasıl bağlantıları var görüyor musunuz? İşte Ergenekon’un üzerine gidilmesi bu yüzden gerekli. Evet, örümcek ağları göze çok hoş gelir, çok karmaşık örülmüşlerdir ama dayanıklılık olarak da en zayıf örgüdür. Çözülsün artık ülkemizin üzerindeki bu örümcek ağları. Fâili-i mâlumlar/meçhuller bir bir ortaya çıksın. Ortaya çıksın Mumcuların, Hablemitoğullarının, Üçokların ve diğerlerinin katilleri. Kimse zan altında kalmasın!
Yorumlar
Hımmm..
Pzt, 28/01/2008 - 10:17 — Cevher KaraHafızamızı tazelediğinizden dolayı teşekkürlerimi sunarım. Fransız İhtilali'nden bu yana fitne ateşi nedense hep ulusçuluk, milliyetçilik ile yakılıyor. Bu gidişe dur diyebilecek kudretteki insanlar ise gayet edilgen... Tabi erk sahipleri de bu halden memnunlar. Çünkü illüzyonlarının açığa çıkmasını istemiyorlar. Velhasıl işimiz zor.
çağlayan mitingini de hatırlayalım
Salı, 29/01/2008 - 14:44 — Ümit Demirçağlayan mitingi mesela... o mitinge veli küçük, muzaffer tekin gibi isimler de katılmıştı. bunu nihat gençle alakalı bir blogun altına yorum olarak girmiştim; "nihat genç darbecilerin yer aldığı mitinglerden ne umuyor" diye.
aklıma oktay sinanoğlunun tesbiti geliyor; abd, muhalifini de kendisi seçer. kendisine muhalif olacak olan kişiyi de kendisi servise koyar. tüm dünya da ağzı açık bakar. "ya adama bak be, ne cesur, ne de yürekli konuşuyor, kodu mu oturtuyor abdye be! eh ülen be! yürü be koçum!" hemen de gaza geliveririz. ama muhalifin en büyük vazifesi asıl dikkati başka yöne çekmektir. yani abd bir ülkenin petrolü için nice cana kıyarken, "aaa, abd şurada üç beş tane hayvanı katlediyor, bu kadarına da artık pes!" der mesela. sözde kafa tutar. ama asıl zulmü örtbas eder.
***
dün tuncay özkana tahammül edebildiğim kadar tahammül edip konuşmalarını dinledim. "türk kadını saçından utanmaaaazz, türk kadını teninden utanmaaaaazz, türk kadını kıyafetinden utanmaaaazzz" daha ileri gidecek derken topladı "türk kadını çalışır ama namusunu satmaaaazz" oh be içimize soğuk sular serptin. ondan utanmaz, bundan utanmaz dedikçe senin anladığın türk kadını "ne arsızmış" diyesim geldi.
kimlerin eline kaldık ya Rabbim! akıl fikir ihsan eyle şu asi kullarına, basiret gözü ver. amin.
hamiş: şimdi şunu yapmak vardı; ya burda darbe niyetlilerinden dem vuruyoruz, danıştay baskınının azmettiricilerinden bahsediyoruz, siz başka başlık altında horozlar gidi didişiyorsunuz:) sanki herkes her yazıya yorum eklemek zorundaymış gibi. ben cidden rahatsız oluyorum bu tür ikazlardan. üst perdeden konuşur gibi bakın burada daha önemli konu varken 'sizin yaptığınıza çelik çomak derler' der gibi. iyi de bize ne! herkes istediği konuya yazar çizer. insanlara yön vermek bizim neyimize. rica ediyorum bu tür uyarılar olmasın bir daha. dileyen dilediği anladığı, bilgisi olduğu konuya yorum girdiği için ayıblanmasın. herkesin ihtiyacı da farklı, ilgi duyduğu da...
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
Ergenekon'lu Asker'in YÖKçü dayatması...
Pzt, 04/02/2008 - 14:39 — Zübeyde KavakErgenekon adının yıllar önce dokunulmaz! Biri tarafından, bir site açılışında zikredilmesi bugünkü şekliyle gerçekten manidar.
Türkiye’de seri olarak işlenen (özellikle 2006 ‘da) olayların birbirleriyle bağlantılı olması ve ibrelerin bu örgütü işaret etmesi, Türkiye'de çete gerçeğini bir kere daha gözler önüne sermiştir. Gayrı yasal nizam içinde hareket ettiklerini gördüğümüz bu örgütünün içinde adı geçenler, sorgulananlar emekli komutanlar olunca ‘ Acaba bu örgütler daha önce ulusal değerlerle bezenmiş legal kuruluşlar mı idi ?’ Sorusunu akla getiriyor Şöyle ki;
Bülent Orakoğlu’nun iskele sancak programında dile getirdiği bir ifade ;
‘NATO’ya üye olan ülkeler bir kararla kendi içlerinde komünizm tehlikesine karşı savunma sistemi oluşturmak üzere kontgerilla örgütler kurmuşlardır. Fakat daha sonraki dönemlerde
bu ülkeler kendi bünyelerinde var olan bu örgütleri tasfiye etmelerine rağmen Türkiye de bu yapılanmanın sona erdirildiği ile ilgili bir düşüncelerinin olmadığını dile getirmişlerdir.’
Bu cümleden şöyle bir anlam çıkıyor ki; İktidarlar bir dönem bu tarz oluşumların meşrutiyeti ve gerekliliğini kabul etmişlerdir.Fakat daha sonraki dönemlerde bu örgütler illegal yapılanmalarla militarist,çeteci bir yapıya dönüşüşünce gene bu örgütlerin asimile olma durumu ortaya çıkmıştır.Fakat bizde olamamıştır.
Bugünkü operasyon kapsamında dile getirilen bu oluşumların uzun bir geçmişe sahip olup ,planlı davrandıkları ve birtakım kriz odaklı süreçlerde gerilimi arttırma politikaları yürüttüklerini de bugünkü yorum ve gelişmelerden anlayabiliyoruz.
28 şubat sürecinin kalıntıları olarak nitelendirilip 2006 yılından itibaren birtakım operasyon, saldırı ve katliamların arka adresleri olarak kayıtlı kalsa da bu örgütlerin her dönem ülke gelişmeleri önünde yarattıkları gerilim ve kaoslarla bir darbe niyeti oluşturmaya çalıştıkları da ortada .
2004 yılında mesela; 'YÖK' yasa tasarısının ele alındığı bir zamanda yasa’nın özellikle acil çözüm bekleyen 'eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve yeni düzenlemeler getirerek YÖK’e yapılanmalar kazandırmak' üzere yasalaşmasını büyük bir heyecanla beklediğimiz bu tasarının daha eğitim komisyonunda kabul edilip meclise sunulduğu tarihlerde Genelkurmay başkanı Özkök ‘ün ‘laik eğitime aykırıdır’ açıklamaları , birtakım kişi ve kurumların ‘LAİKLİĞE AYKIRIDIR’ veryansınları ve ORDU GÖREV’e çağırışlarıyla ülkeyi gereksiz karışıklığa sürükleyerek olayların akışını kendi hakimiyetleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışmışlardır.
Ve bu durum ülkeyi gerim gerim bir hale bürümeleri neticesinde cumhurbaşkan’lığından dönen tasarının mevcut hükümet tarafından dondurulmasına neden olmuştur.Bu tasarıya güvenerek dershanelere giden binlerce meslek liseli (İmam hatip!!!) öğrencileri hayal kırıklığına uğramıştır.
Ve yakın bir zaman önce bir komutanın günlüklerinden yola çıkarak Türkiye’de 2004 yılında Sarıkız ve Ayışığı adlı iki darbe planın kararlaştırıldığı ve bu plan içinde ‘YÖK’ün evde kalması’ projesinin olması planın gerçekten de çok ince işlediğini gösteriyor. Bu günlüklerle ilgili bir yazıda da darbe heveslisi olarak geçen kişinin o dönem Jandarma Komutanı Orgeneral Şener Erguygur olduğu ifade ediliyor.
Ve bu isim Ergenekon çetesi içinde de geçiyor.Aynı zamanda ADD kuruluşları üyesi ve cumhuriyet mitinglerinin organizatörlerinden biri.
Bu ülke de kurumlar hanedanlarının uzantıları birbirlerine öylesine bağlı ve öylesine yakın bir amacın paylaşımcıları ki aslında.
Kaos dan kendi iktidarlıklarına büyük paylar düşeceğine inanan insanlar.
Şu günlerde başörtüsü yasağının çözümü (kısmen de olsa) aşamasında gene birileri sahne alarak 222A projesini uygulayıp mesnetsiz VEHİM’lerle ortalığı bulandırma çabalarına girse de bizler sessiz KAYGI’larımızla müeddep bir eda takınıp, nefeslenmeye devam edeceğiz.
2008 yılı başörtüsü yasağının sona erdiği ve üniversite kampüslerinde en olağan şekliyle (birilerinin baskı unsuru olur abartılarına rağmen) uygulandığı bir yıl olur.
Ve 2008 yılı YÖK’cülerin yok olduğu, adaletsiz KATSAYI puan sisteminin değiştirildiği bir yıl olur inşALLAH..
uydudandır, uydudan:)
Pzt, 04/02/2008 - 18:07 — Ümit Demireruyguru da ekleyeyim diyordum bu örümcek ağına, siz eklemişsiniz bana da vesile oldunuz teşekkür ederim.
eruygura afyon kocatepe üniversitesi rektörü tarafından ödül verilmişti.
eruyguru az çok biliyoruz peki rektör kimdir? rektörlük seçiminde kendisinden üç katı daha fazla oy alan adaya rağmen eski cumhurbaşkanı tarafından rektör yapılan kişidir. bugünkü haberlere göre de üniversitesinde ancak yüzde yirmiyi temsil ediyor. bir avuç yaşasın çoğulculuk teraneleri yani, ama yerseniz:)
bağlı olduğu kuruluşu söylenti şeklinde dediler bir mecliste. elde belge olmayınca zan oluyor işte, konuşamıyoruz.
lionslar gazetelere ilan vermişler ya! laikliğin teminatı olarak kendilerini görüyorlarmış da üniversitelere tesettürlülerin girmesi yönündeki çabaları üzüntüyle takib ediyorlarmış. şimdi bunun konuyla alakası nedir mi? orasını da siz bilin artık...
sezer, rektör, eruygur, laiklik, şunlar bunlar, demirel... zırt pırt... cıızzzırtııı... ekran kararması... ses düşüklüğü...
uydudandır, uydudan:)
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
şok olmadım ama iddia öyle edesi
Per, 07/02/2008 - 11:19 — Ümit Demirbuzdağının altına bakalım ne kadar daha inilebilecek...
şok iddia şu
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
Veli Küçük'ten ötesi zor(mu?)
Paz, 24/02/2008 - 22:59 — Ümit Demirçeteyle bağlantılı en son gözaltına alınanlar arasında ümit sayın ve emin gürses gibi isimler de var. bu bilgiler ışığında şamil tayyar'ın zaman gazetesindeki röportajından bir alıntı;
...
- Başbakan Erdoğan, operasyona başlarken, “Ucu nereye kadar giderse oraya kadar gidin” talimatını vermişti. Ne kadar devam eder?
- Nereye kadar devam edebileceğini göreceğiz. Ama Veli Küçük’ten öte yol gitmeyeceğini düşünüyorum. Türkiye’nin konjonktürel şartları daha ötesi için müsait değil.
...
- Ahmet Necdet Sezer, komuta kademesindeki darbe planlarından haberdar mıydı?
- Sezer’in darbe senaryolarından haberdar olmamasını pek ihtimal dahilinde düşünemiyorum. En kötü ihtimalle, sert tartışmaların yaşandığı Milli Güvenlik Kurulu toplantılarından veya dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’le yaptığı görüşmelerden bu izlenimi edindiğini düşünüyorum. Ayrıca, Çankaya’ya çıkmadan önce “demokrat” kimliği daha ön planda olan Sezer’deki tutum farklılığı, zaman içinde bu kesimin etkisi altında kaldığını gösteriyor.
- Ergenekon bunların en tepesindeki yapı mı? Bugün en dikkati çeken bu çete; ancak daha büyükleri de çıkabilir. Nasıl tespit ettiniz?
- Şu andaki veriler üzerinden en merkezî yapının Ergenekon olduğu söylenebilir. Ergenekon’un yapısına baktığınızda daha büyük bir çetenin, teknik olarak mümkün olmadığını görürsünüz. Benim yaptığım iş, tamamına yakını dava dosyalarına yansıyan belgelerde iz sürmektir. İpuçlarını, tüm ideolojik ön yargılardan arınarak bir araya getirdiğinizde, fotoğrafı görüyorsunuz.
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
soru: Ergenekon'u çökerttik diye mi?
Pzt, 17/03/2008 - 16:10 — Ümit Demirhaberden alıntı;
"Başbakan Erdoğan kapatılma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'ya da şu sözlerle atıfta bulundu: "Türkiye'de çete mafya bırakmadık. Ergenekon'u çökerttik. Bu yüzden mi üzerimize geliyorsunuz"
hı? gerçi tam da çökmüş sayılmaz. sadece ahtapotun bir kolundan azıcık parça koparıldı. bu kadarı bile bunlara sebebse hani derler ya "konuşursam yer yerinden oynar!" misali çete hepten de çökertilirse bilmem ne olur :)
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
ya cumhuriyet ya...!?
Pzt, 24/03/2008 - 19:09 — Ümit Demiryukarıdaki yazıdan alıntıyla; "Solun eski tüfek gazetelerinden Cumhuriyet’te son seçimler öncesi yayınlanan “Ya CHP Ya MHP” ilanlarını, başyazar İlhan Selçuk’un aynı minvaldeki yazılarını ve de Tuncay Özkan’ın ulusalcı mitinglerdeki aynı sloganı kullanışını hatırlayın."
son gözaltına almalarla alakalı dikkate değer bir haber...
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
rubin, ulusalcılar, albayrak ve mumcu
Paz, 04/05/2008 - 21:58 — Ümit Demirergenekon'un türkiye ayağına "ahtapotun bir kolu" demiştik. son haber ahtapotun nerelere uzandığını gösterir gibi;
"‘İslamofaşist’ kavramının mucidi Rubin ‘ulusalcı mı oldu’ dedirten makalesinde AK Parti’ye saldırıların ‘daha fazla demokrasinin kanıtı’ olduğunu savundu. Rubin makalesinde Can Ataklı, Reha Muhtar, Nihat Genç, Serdar Akinan ve Tuncay Özkan’ı övdü ve Erdoğan’ı eleştirdikleri için tehlike altında olduklarını yazdı. 27 Nisan e-bildirisini de destekleyen ve askeri darbe anlamına gelmeyeceğini öne süren Rubin Erdoğan’ı Fransız ırkçı lider Jean-Marie Le Pen, Avusturyalı faşist lider Jörg Haider ile bir tuttu."
ataklı, muhtar, genç, akinan ve meşhur özkan... ihvan-ı müslim nedendir bilinmez, hâla bunlar arasındaki genç yazara hayranlıkla bakar da durur. hatta örnek bile alır! ulusalcıları, darbecileri savunduğunda "genç'in bunlarla ne işi var diye" sormuştum. şimdi yukarıdaki habere göre çok da merak etmiyorum artık ne işi olduğunu. amir-memur ilişkisinin kokusu geliyor burnuma... ihvan-ı müslim hâla arkasında durur mu bilmem! çünkü şaşırtıyor çoğu zaman beni kardeşlerim.
mesela en son hakan albayrak'a şaşırdım. üşenmemiş köşesinde erkan mumcuyu övmüş. hani en lazım olduğu anda milletin meclisinden kaçan adamı! mükemmel ötesi sözler etmiş mumcu bir tv programında. albayrak da bunları alıntılamış ve "işte bu diye" de bitirmiş.
ya Hû, daha geçenlerde hasan celal güzel köşesinde demirel'in siyaset hayatı boyunca söylediği müthiş(!) sözleri derleyip sundu bize. bunların cibilliyeti böyle! oltaya yemi takarlar, balıkları avlarlar sonra gider en ucuzundan en adi toptancıya satarlar. hem de en olmadık zamanda!
üstelik hakan albayrak zor zamanda adam gibi durmayı bedel vererek göstermiş biridir. şimdi en zor zamanda, milletin en ihtiyacı olduğu dönemde adamlığını(!) belli eden birini tekrar allayıp pullamak neyin nesi! ağar'ı da mumcusu da o gün politik mevta olmuştur halkın gözünde. zaafları olan, zora gelince yamuk çizen ve tabiri caizse şapkasını alıp gidenler artık bunu huy edinir. onlardan bir şey beklenir mi Allah aşkına! onlara hayatlarının fırsatı verildi ama yine amir-memur ilişkisi içinde kalmayı tercih ettiler.
ihvan-ı müslim, Allah aşkına övdüğünüze sövdüğünüze lütfen dikkaz edin biraz! hasbelkader sizin söylediklerinizi kâle alanlar olabilir ki var da zaten.
muhabbetle,
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
İlk kez mi Albayrak okudunuz?
Pzt, 05/05/2008 - 08:39 — Resul Ayhakan albayrak'ın bir tek yazısını mı okudunuz, bilmiyorum. bahsettiğiniz süreç içerisinde albayrak mumcu'yu çatır çatır eleştiren birçok yazı yazmıştı. hatta "ayıp ediyorsun" diyenlere, "siz de millete ayıp ediyorsunuz" diye cevap vermişti.
nihat genç'in, doğumundan ölümüne kadar aynı lafları söylemesini beklediğiniz gibi, albayrak'ın da doğumundan ölümüne kadar eğri nedir doğru nedir bakmadan aynı şeyleri söylemesini mi umuyorsunuz?
çok acayip.
üzüm yemek
Pzt, 05/05/2008 - 15:10 — Ümit Demirben albayrak'ı hedef alıp ona bir sataşma yapmıyorum ki neden bana onu bu şekilde savunuyor derken cemaatteki son yazınızı gördüm.
inan benim amacım hakan albayrak'a çatmak filan değil. hem ne haddime hem ne'me gerek yani! sadece bir noktada olumlu olduğuna inandığım bir tenkitte bulundum.
memleketleri hasebiyle II. nurlu süleyman vakasına gerek yok diyorum. zehrin en kötüsü bal şerbeti içinde verilendir diyorum. müteyakkız olalım diyorum.
ve şu sözlerinizden de "nihat genç'in, doğumundan ölümüne kadar aynı lafları söylemesini beklediğiniz gibi, albayrak'ın da doğumundan ölümüne kadar eğri nedir doğru nedir bakmadan aynı şeyleri söylemesini mi umuyorsunuz?" bir şey anlayamıyorum!
ayrıca "hafız-ı hakan albayrak" olmam mezkur yazısı hakkında susmamı mı sağlardı?
burası türkiye işte; say ki her bir şeyi a-a-acaib!
Allah'a emanet kalasınız,
muhabbetle,
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
haberleeerrr, haberleeerr, haberleerrr...*
Salı, 20/05/2008 - 15:19 — Ümit Demirergenekon haberleri peşpeşe gelip duruyor. ergenekonla bağlantısı çıkan siyasiler, profesörler, din ve devlet adamları...vs. gırla gidiyor. lakin tüm bunlara rağmen en basitinden danıştay baskınının failiyle veli küçük'ün beraber poz verdikleri fotoğraf danıştay baskını davasında kâle alınmadı. yargı, niyeyse(?) ergenekonu hâla görmezden geliyor.
turhan çömez ile gazeteci bayanın telefon görüşmeleri basına düşmüştü mesela. o haberdeki bir isim de az çok tanıdığımız ve akpartinin kuruluşunda beyin takımında olan birisiydi. insanların bir yerlerde açığı, zaafı olunca nasıl yön değiştirir ibret vesikası yani onun durumu. Allah yâr ve yardımcısı olsun!
bir kaç haber var sizinle paylaşmak istediğim. birisi ergenekon ile pkk'nın dolayısıyla öcalan'ın ilişkisini haber veren bir açıklama! hani biz de felaket tellalı gibi şu isim, bu isim derinlerle alakalı, ergenekonla bağlantılı gibi ikide bir başımızı uzatıp "cee!" yapıyoruz ama neylersiniz ki durum bundan ibaret! biz bir fotoğraf çekiyoruz, natürmort çiziktirmiyoruz.
ikincisi de arada bir çatmayı neredeyse adet haline getirdiğimiz beyaz'la alakalı! efenim, zat-ı şahaneleri perinçek'i ziyarete gitmiş, görüşmek istese de görüşememiş ve basına bir açıklama yapmış; "hepimiz ergenekoncuyuz!" Allah müstehakını verdin e mi beyaz efendi! Allah da seni güldürsün e mi beyaz efendi! sana ceza olarak her tarafı aynalı bir oda yeter de artar e mi beyaz efendi!
haber1
haber2
ben bu vesile ile ön sahifedeki ahmed hakanı öven yazıya da çatmak istiyorum da yine mantığımıza laf ederler deyu bir başkasının ilk hamleyi yapmasını bekliyorum.
*olacak o kadar'ın haberler bölümünde kullanılan girişten (ç)alınmıştır!
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
40 ayak oyunları
Çar, 02/07/2008 - 13:47 — Ümit DemirŞimdi Ergenekon ile alakalı gözaltına alınmaların 6. ayağındayız. Yine kamuoyunun yakında tanıdığı pek çok isim gözaltına alındı. Özellikle Nokta dergisinin kapanmasına neden olan Darbe Günlükleri’nde 2004 yılında iki defa darbe tehlikesi ile kalındığı ifade ediliyordu. ADD başkanı Şener Eruygur da bu darbe planlarının içinde geçen bir isim. Afyonlular onu AKÜ rektörünün “Cumhuriyetin temel değerlerinin korunmasına ve Atatürk İlke ve Devrimlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasına sağladığı katkılardan dolayı fahri doktora unvanı” vermesiyle daha bir yakından tanıdı. AKÜ rektörünü ise ulusal medyada çıkan haberlerde, kendisinden 3 kat fazla oy alan bir diğer aday olmasına rağmen o koltuğa getirilen biri olarak bildik. Kim getirmişti peki; eski cumhurbaşkanı Sezer! Onu da yine güncel haberlerle Anayasa Mahkemesi’nde 9’a 2 kalkan ellerin 9 tarafında bulunan kişileri, yüzde 46 ile iktidar olan partiye kapatma davası açan savcıyı atayan/seçen Sezer olarak benimsedik!
Sezer demişken, DSP başkanı Sezer de bir açıklama yapmış dünkü gözaltına almalarla ilgili olarak; “Korku imparatorluğu kurulmak isteniyor” diye. Pardon ama kim kimi korkutuyor merak ettim? Her on yılda bir acaba darbe olur mu diye tedirgin bekleşenler kim? Ne yapılsa, kim ne dese borsayı olumsuz etkiliyor, ne olacak bu ekonominin hali diye her an içleri sızlayanlar kim? Çocuğumuzu yazın trambolin kursuna gönderebiliyoruz ama dini eğitim almaya göndersek acaba başımıza ne iş gelir diye kuytu köşeye sinen kim? 300 erkekle nasıl eşini aldattığını kitablaştıran bir öğretmen görevine devam ettiği halde sırf sokakta başını örttü diye linç kampanyasına tutulan korkusuz başı dik mi dolaşıyor? Madımak’ta birilerini yaktılar, Başbağlar’da birilerini kurşuna dizdiler; peki ya şimdi sırada hangi tezgah var diye bekleyen gariban halk bu durumdan çok mu memnun? Çözülemeyen/çözülmek istenmeyen her cinayete Fail-i meçhul dediler, acaba ben de bir kör kurşuna hedef olabilir miyim diyen gazeteci/düşünür/aydın konfor içinde mi yaşıyor?
Tüm bunlar korku değil de absürt komedi filminden bir kare mi? Bu olanları görmezden gelerek darbe korkusunu toplum üzerine salanlara/el altından kirli işlere bulaşmış olanlara karşı alınan yasal ve kanunî yaptırımları mı korku politikası olarak ele alacağız? Bu bizi çelişkinin göbeğine düşürmez mi?
İktidar isen tüm bu korkular üzerine gitmen elzemdir zaten. Sonuçta iktidar dediğiniz şey seçimle gelir seçimle gider. Darbe ile gelmiş değildir ki baskı ile orada kalsın! Halk, bakar icraatlarına ya beğenir devam et der ya da tutar kulağından aşağı indiriverir. Yani “Korku imparatorluğu kuruyorlar” demek hem genel mantık çerçevesinde hem de üzerine gidilen bu darbeci çete oluşumunun davası üzerinde çok komik ve çelişkili duruyor.
Ergenekon davasında niyet bellidir, eldeki deliller ilgili makamlardadır ve yapılan tüm bu icraatlar ülkedeki kanunların verdiği izin ve sorumluluk dâhilindedir. Gözaltına alınan kişiler sorgulanır, eldeki delillere bakılır ve bir suçları varsa gerekli davalar ilgili mahkemeye intikal ettirilir. Yok, eğer bir suçları bulunmazsa o zaman bu kadar yaygara yapmanın ne anlamı var!
Bu ülkede “kişilerin ya da kurumların dokunulmazlığı ya da sorgulanmazlığı vardır” mantığı bizlere çok şey kaybettirdi. Önemli olan içinde bulunduğumuz bu ülke ise, bu gemi ise öncelikli işimiz bu ülkenin batmaması, bu geminin su almaması olmalı! Yoksa kişileri ya da kurumları kutsayalım, koruyalım düşüncesiyle yaklaşırsak hakikate/gerçeğe ulaşamayız.
Gelişmeleri ülkemiz geleceğinin sıhhati adına ümidle takib ediyoruz.
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
ergenekon susurluk'a dönmesin
Paz, 06/07/2008 - 21:04 — Ümit Demirergenekon davasının partilerin ya da iktidar-muhalefet hesablaşmasına indirgenmemesi ve de nihat genç, can dündar gibilerinin yaptığı gibi hedef saptırılmamasına, zihin bulandırılmamasına ilişkin güzel bir yazı;
gülay göktürk
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...