renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Sıradaki Denklem

Sıra halinde kapıya yönelmiş bir grup insan... Aralarında ben de varım. Adımlar yavaş, sıra kalabalık, mekân dar. Kapıdan iki kişinin geçme imkânı yok gibi.

Adımlar yavaş; öyle ki, önünüzde ve arkanızda bulunanların hareketlerini not edebilir, konuştuklarını kaydedebilirsiniz.

Ben de yavaş adımlarla ilerliyorum. Belki diğerlerinden daha yavaş… Zihnimin karanlık boşluğunda şekiller, başka zamanlardan kopup gelen görüntüler geziniyor. Bir sokaktan yükselen duman, karanlığı delen tiz bir çığlık, duvarlara gölgesi vuran adımlar, köşe başlarını tutmuş insanlar, bağrışmalar, çekişmeler… Ve başını elleri arasına almış, nasıl hareket edeceğini bilemeyen birinin gözleri, bu karışıklık ve dehşet yüzünden büyüdükçe büyüyor. Kaşının ortasında bir seyrime…

İlerliyorum adım adım. Bu tek sıralık esaretten bir an önce kurtulmalıyım diyerek…A ncak kimsenin acelesi yok. Görülecek ne varsa bu sırada görülecek, dünya bu sıra devam ettikçe durup dinlenecek sanki. Arkamda biri telefonla konuşmaya başlıyor. Sözcükleri teker teker elime alıp incelemiş kadar oluyorum. Sesin kelimelere yüklediği anlamı bu kadar net anlıyor olmamın, bu yavaşlıkla bir alakası var mı bilmiyorum. Belki de ince dikkatim iş başında yine… Bir bekleyen ve bir beklenenden oluşan basit bir denklem bu... Kimse için önemi olmayan şu birkaç dakika da ben, bütün istikâmetlerimi değiştiriyorum. Buluyorum diğer bilinmeyeni de, çözülüyor hayat…

Sahne bu… Sıra halinde kapıya yönelen insanlar, telefonla konuşan yabancı adam, çoğul bir hitap… Bu hitabın içime üfürdüğü kasvetli hava… Kelimelerin, yabancısı olduğum bu seste aldığı anlamlar… Benim içimde birbirine dolanan karışık bir yumak, yuvarlandıkça yuvarlanıyor bir tepeden aşağı. Korkulu bir rüya gibi… Eteklerim suya değince uyanıyorum.

Hepsi bu kadar işte... Böylece her şey kendini başa sardı. Bu sahneden öncesi ve sonrası birbirine hiç uymadı. Ve bir kağıdın üzerinde yazılı kelimeler, siyah bir lekeye dönüştü, mürekkep oldu, dağıldı. Bir tepede kollarımı açarak, şehri kucağıma sığdırmaya çalıştım. Cevaplanınca sorular, çözülüyordu hayat ve bitiyordu demek hikâyeler de…

Bir soru sor. Sıra bitmeden başlasın yeni bir hikâye.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

(Konusuz)

hayata dair...

hayata dair...

bir kar tanesi olabilir yuzunuze dusen, nerden geldigini anlayamadiginiz bir kopek yavrusunun ayaklarinizin arasinda dolanmaya baslamasi ve sizi gideceginiz yoldan alikoymasi olabilir, gurbette bir gece sozlukte yazilanlari okurken memleket insanimizin sicakligini bu yazilarda bulmaniz olabilir, sevgilinin gozlerinde buldugunuz huzur,ve hatta sevdiginizin gozlerine bakamayacak denli uzaktaysaniz, birgun bakma hayaliniz, ya da annenizin ellerindeki sefkat olabilir, tanimadiginiz birinin yolda yaninizdan gecerken selam verip gulumsemesi olabilir, muzik dinlerken ruhunuzun kivrilip bukuldugunu hissettiginiz o anlar olabilir, ve bazen gozlerinizin yasarabilmesi ....

O. Murat Çelikkafa