renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Günde Bin kez Ölmenin Firak Koymuşlar Adını

Uzaklardan, ışığın karanlığa esir düştüğü mekanlardan yolcu otobüsleri, umut taşıyan kamyonlar geçiyor.

İhtiyarlamış hissediyor kendini. Yaşı, kimilerine göre bahar.

Aynaların önünden kervanlar geçiyor. Hayat tacirleri, hayallerini pazarlara taşıyor.

Adam, "Seni Seviyorum Rosa Mary" çığlıklarının önünde duraklıyor. Yüreği, acı bir yara oluyor. Kanıyor. Tacir, kapana düşmüş av olduğunu anlıyor adamın. Tezgahın altından, ferman gözlü sultanı sunuyor ecza olarak.

Adam dalgın. Gittikçe daha dalgın bakıyor adımlarına. Adımları çamur, kir içinde. Utanıyor. Ani fren sesleri, cıngar çıkartıcı kornalar. Zabıta görmüş gibi kaçışıyor tacirler. Plakçının sokağa taşan hoparlöründen yanık bir uzun hava çalıyor.

Zahidem.

Bunları yazmaya koyuluyor. Makineden çaldığı asilik ile saldırıyor tuşlara.

Manifesto.

Asfalt suratlı insanlar.

Bir apartmanın gökyüzü katından düşen çocuk bezleri.
Belki kadın bütün umutlarını düşürüyor. Gazetelerde sekiz sütuna manşet: İntihar.
Çocuk, yere düşürdüğü mavi - beyaz bilyesi peşinden koşuyor. Bilye, ölümü, kanalizasyon çukurlarında arıyor. İki damla gözyaşı düşürüyor çocuk. Işık.

Işık maviye çalıyor.
İki insan doğuyor ışıktan.
Biri ölüm.
Hayat biri.

Sensizlik: Günde bin kez ölmenin firak koymuşlar adını.

Makinenin asiliği daha cebbar. Adamın istediğini değil kendi istediğini yazıyor. "Daha demin ayrılmıştım sesinden. Sesin, yani ılık baharlar, toprağa karışan yağmur, bir tutam başak... Ayrılığı anmanın yeri mi?"

Yalnızlık, kalın bir çizgi. Sekiz punto, tümü büyük: YALNIZLIK

İnadı yeşeriyor. On iki punto yazıyor: Yalnızlık için yaşadım.

İçeri boş odalardan bir inilti yükseliyor.

Çocuğun bilyesi gökyüzüne yükseliyor. Görmüyor çocuk.

Tacirler yeniden tezgah açıyor. Adam, kaldırımlara döşenmiş hükmün peşi sıra sürüklenmektedir.

"Sokakta bulmadım yalnızlığı. Ve ölümden korkmayacak kadar yalnızım."

Sıcak bir ikindi. Adam, yüreği ile büyüttüğü selvinin gölgesinde umudu yudumluyor. Fincana dokunan yüzüğü bir ritim tutturuyor.

Hasret.

Yalnızlık

Adam, makinenin başına geçiyor. Tuşlar, "ayrılık" yazıyor sinsi gülüşlerle. Öfkesine mağluptur adam.

Evin kapısını çarpıp fırlıyor. Uzun yol otobüslerinin geçtiği kan yoluna akıyor.

Elini kaldırmadan duruyor biri.

Arka kapıdan başını gösteren muavin gevrek gevrek gülüyor:

Ayrılık mı bayım?

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

"Canın sana yük değil mi? "

|ben bi' kara ağaç gölgesi buldum
cebimde ümitlerim ...| Levent Yüksel

1998 Tokat-Samsun karayolunda eski, küçük, pis kokan bir minibüsteyim..(askerlik anısı anlatanlar gibiyim :) )

Alıcılarımın açık olduðu birgün..
Bir Dalikanlı biniyor minibüse ... Hayatla pek sorunu olmayanlardan..
Yolculardan ,yaşlı ,yüzünün çizgileri yaşadığı yıllara mukabil bir 'adam' soruyor :
-Oğlum yükün var mı?
Oğlan şaşkın cevap veriyor :
-Yok..
Yaşlı 'adam' tekrar soruyor
-Oğlum canında mı yok ?
Oğlan tuhaf tuhaf bakıyor...
Alçak bir sesle
-vaaar ..
cevabı dökülüyor dudaklarından..
yaşlı 'adam' devam ediyor ..
-Oğlum canın sana yük değil mi?

"Canın sana yük değil mi? "
Tam o esnada deklanşöre basıyorum ve çektiğim bu fotoğrafı hatır(ladık)alıklarım arasında 'o gün bugündür' saklıyorum...

"Günde Bin kez Ölmenin Firak Koymuşlar Adını"
"Canın 'ten'e yük olduğu durum : firak ..."
"Değerini bilmek gerek 'aşk'ın da 'ayrılık'ında...
sevgili'den ayrılık hali 'canı yük yapsada' çekilir de insanın kendinden ayrı olması zor ayrılık...O çekilmiyor kolay işte..

O zamanda Niyazi-ı Mısri gibi
"İlahi!
Benliğimdir Senden ayıran beni virane kıl..." demek düşüyor dile alternatifsiz..

"Kur'an eczahanesinde ise ayrılık'ın ilacı şu cümle :
"Fein tevellev fe gul : Hâsbiyallahu Lâ ilâhe illa Hu.Aleyhi tevekkültü ve hüve Rabbül Arşıl Aziym"
"Eğer Sen'den yüz çevirirlerse de ki : Allah bana yeter.Ben O'na dayandım.O Arşı Azam'ın Rabbi(si)'dir"
(Kur'an da kavuşmanın da çaresi var hallac edene..)

âh ayrılık...âh minel aşk..
laf lafı açmışken âşıkın âh etmesi "Allah" demesiymiş..Bilenler bilir Arapçada' 'elif' ve 'he' dizdize gelince Allah anlamını taşır..Aceb o yüzden mi tutar âşıkın âhı çok geçmeden..Her âhta Allah'a dayandığı için mi? Her âh farkında olmadan Gayretulla'a dokunduğu için mi?
bis yine de âh etmeyelim ...Yazık etmeyelim..Falan filan...