renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Sizce Türkiye`de Müslümanların Dini Özgürlük Sorunu Var mıdır?

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Nedir derdiniz?

Muhalif kesim bu ankete bakıp "anladık çok derdiniz var ama başörtüsü dışında nedir bu ciddi sorunlarınız kardeşim?" diye sorarasa ne dersiniz ey cemaat?

"Tedip: Edep merkezli eğitim"

derdimiz: barışsızlık!

İsmi 'Barış' olanlarla, adı 'İslam' olanlar adaştır. İster biçim yönünden ister öz(içerik) yanından, nerden bakarsan bak aynı kapıya çıkar kanaatimce.
Doğruysa bu yargı bu çıkarsama, eyvah ışıdı yüreğim; kürt boğazlamanın kahramanlık sayıldığı, Nuh'a dünyayı dar edenlerden farklı olmayan egemenlere ram olunan bir dünyada sorun yokmuş gibi davranan varsa, o zatı şahanenin kendi sorumsuzluğudur.

Şuradan başlamakta fayda var. Kendini 'barış'a nispet eden insanlar, doğru mu kurdum cümleyi: kendini barış taraftarı olarak tanımlayan insanlar demek istedim; barışın gerçekleşmesi için ne kadar çaba sarfediyorlar?
Etmiyorlarsa,savaş tanrılarının semboller üzerinden başlatıp, ter ve kan üzerinden, can almak üzerinden sürdürdükleri savaşlarına hangi düzeyde ''durun!'' diyebiliyorlar. Demiyorlarsa niçin 'barış' kavramını küçük siyasal ve ticari hesaplarına alet ediyorlar demektir değilmi? Kullanmak serbest, hesabını ödemek zor!

Ben, kendi adıma bu siteyi seviyorum. Seviyorum ama bazen kızmama engel olmuyor bu sevme. İki senedir, iyi kötü birbirimizi tanıdığımızı düşündüğüm onca insanla ( barış insanları bunlar)yarım yamalak, tam eksik, karınca kararınca düşünce paylaşımı içindeyiz. Birbirimizi okuyoruz, anlamaya çalışıyoruz,bazen anlıyoruz, çokça anlamıyoruz ama herkesin kendince varolan sebebi bu paylaşım yolculuğunu devam ettiriyor.

İlginç bir tablo oluşturuyor burası: particisi, purticisi, nurcusu, fetullahçısı, süleymancısı, tarikatçısı, islamcısı, gelenekçisi, miliyetçisi, millicisi, mordernisti...hatta kısmen laik bazen bir iki laikçisi; ulusalcısı yok sanıyorsunuz belki ama 'savaşçı, millici, militar jargon' sahibi arkadaşlar o kanadı temsilde yerliliği ve yeterliği ortaya koyuyorlar. İşte bu tabloyu oluşturan bize, ki öyle bir 'biz' ki, 'biz' biz isek, 'biz' e yeni bir tanım gerek, işte o bize bir soru yöneliyor, ortak ve ortalama olduğumuz bize : ''sorun varmı birader?'' diyorlar.

Biz adına olmaz, olamaz elbetteki benim cevabım: '' var abi!'' ciddi sorun var. Değerlerin ne olduğunun bilinmez olduğu bir dünyada, değersizliğin bayraktarları ne yaptılarsa 'değer' adına yaptılar. Değerlerini, Allah'tan öğreneceklerine söz vermiş barış insanları da kendi aralarında uzun, epey uzun bir zamandır tartışıyorlar: Kuran, Allah'tan bize ulaştırılan değerler bütününü içeriyorsa, içindemi, dışındamı,rüyadamı, ilhamdamı, şeyhtemi, liderdemi, ... nerde bu değerler? Sanıyorum yakında bileceğiz...

Beni üzen, müslümanlar, bu ülkede zulmün en ağırına uğramışken ve uğruyorken; müslümanlığın temsilcileri(!), zulmün sembollerine yapışıp tapınarak var olmaya çalışıyorlar ya, PES be birader.

Sözüm direk fethullahçılara değil, örnek onların üzerinden gibi olacak ama gelenekçiliğin taşdığı bir sapmanın temsilcisi onlar; fethullahçılara kızana kadar gelenekçiliğin içinde bu mantığı üreten mikrobu bulmak lazım. Örneğe gelelim: '' Türkçe olimpiyatı'' mantalitesinin, kafasının çapı ölçüldüğünde, ulusalcıdan küçük çıkmaz elbetteki ama büyük olduğu nereye dayanıyor? Başörtülü kızımıza çiçek verdiren, elikanlı bir katile; ne tür bir mesaj vermenin gayesini taşıyor?

Ayıp olan şudur kanaatimce: ikiyüzlülük, riyakarlık, yalancılık. Bunlar, sadece müslümanlarca değil, insanlıkla ünsiyetini kesmemiş herkesçe lanetlenmiş tavırlardır.
Birinden duymuştum, şimdi unuttum, şöyle demişti: '' Refah partililere, dini siyasete alet ettikleri söylendiğinde durup düşünmeliler, madem böyle algılanıyoruz, doğruluk ihtimali nedir diye bir sorgulama yapalım demeliler diyordu. Cumhuriyetçi partililere de, Allahsızlıkları ve ahlaksızlıkları vurgulandığında, durup düşünmeliler, madem böyle algılanıyoruz...'' demezler; çünkü, öğüt almak, onurlu ve erdemli adamların işidir.

Beni daha çok üzen ise, bu sitede en azından, daha çok yol almış olmamız gerekirdi. Hala, kullandığı kelime ile içeriği arasındaki ilişkiyi bilmeyen ama biçimsel olarak yazılar-yorumlar döktüren arkadaşları görünce, sonrasında gelecek anlaşamamanın küfürleşmeye yol açacağını öngörmek için müneccim olmaya gerek yok değilmi?

Ben bizim en akıllımız değilim, ihlaslımız yada sorumlumuz da..ama Perihan Maden yada Umur Talu kadar da mı doğruyu konuşamıyoruz biz? Bu ülkede Kürtlere her türlü zulüm yapılırken, hemde barış-islam kimlikleri yüzünden, sesi en az değil, hiç çıkmayanlar biz mi olmalıydık? Hadi korktuk ses etmedik, peki zalimlerin sembollerini öperek mi var olmalıydık; milli manevi değerler(!) adı altında dönüştüren postalla öpüştüren şeyler nelerse, bu toprakların insanına yakışacak tutummuydu?

Bu kişisel kanaatim: ''camiler serbest'' diyor ya firavunlar, soruyorum, sevgili din kardeşlerim, iç huzuruyla bir namaz kılabiliyormusunuz bu işgalin altında ve hocalarımızdan Allah hesap sorsun, öyle dualar ettiriyorlar ki bin yıl yaşasınlar; şahsen ben Kürt veya herhangi başka bir kavmin mensubu olsam, ''alın caminizi ey Türkler! ey zaatlaarı pek şahane, seçilmiş, seçkin bilmem neler, başınıza çalmayın,kendiniz çalın kendiniz oynayın!'' derdim. Bunu demek için başka bişey olmaya gerek var mı? Yok elbetteki, diyorum ben de. Alevileri kınar dururuz! Kim? Bizmi? Yok canım, yapmayız öyle şey! Olsa olsa yavuz' a methiye düzmüşüzdür, yoksa aleviye sövmüşlüğümüz yoktur. Bekle ki cem etsin senle, sen yavuza methiyeler düzerken, hemde dindarlık adına yaparken; eşyanın tabiatına ama illede barışın tabiatına aykırı bu davranışlar arkadaşlar ve en hafif tabiriyle 'ayıp' bunlar çok hemde. Adamların atasını doğra kuyuya doldur, neymiş isyan etmiş, etsin ulan! isyan edenin soyu sopu çocuğu kuyuyamı doldurulur; bu kirli savaşlara methiyeler düzmek dinimiz oldu ki, bugünün kirli savaşlarına düzülen methiyelere, marşlara karışmakta katışmakta zorluk çekmiyoruz. Ermeniler, onlar başka muamma. Her zulm karşıtını türetir. Türemişten savunma çıkarmak ne kadar erdemliyse, o kadar doğrudur, kürtlere yapılan zulmünde farklı olmadığını düşünüyorum.

Var, Şadan abi! Başörtüsü dışında da sorunlarımız var ama en önemlisi barış sorunumuz var abi!
,SELAMÜNALEYKÜM

anayasa-babayasa derken

beklenen oldu. Yarın, müslümanlar bu zorbalığı protesto edecekler. Zaten epeydir yurdun çeşitli yerlerinde bu yasak müslümanlarca protesto ediliyordu. İstanbul Fatih Saraçhane Parkı'nda saat 13:00'de; Antalya'da cumartesi saat 11:00'de Kışlahan Otel önünde yasakçılar kınanacak.

http://www.haksozhaber.net/news_detail.php?id=3486

SELAMÜNALEYKÜM

ay bu ülkede yasaklar mı var(!)

selam ve dua ile;
sevgili Rüştü Hacıoğlu kardeşim bu ülkede yasak olan bir şeyler de mi var? Allah Allah.. İsmet Abimizin buyurduğu gibi "her müslüman Türk doğduğu"na göre "kürtçe" diye bir dil olmadığı için olmayanın yasaklanması iftirası da böylece bertaraf olmuş olmuyor mu? pardon yasak derken sanırım "başörtüsü"ne işaret etmiş olmalısınız.. bak ne güzel camiler açık.. bir takım fesatçılar o camilerin "mescid-i dırar" hükmü içinde olup-olmadığını sorgulasalar bile ağızlarına biber sürüp susturmalı ve sonra da başörtüsünü haminneleri gibi örterek başörtüsü yasağı gibi bir yasağı da gündemimizden çıkarmış olmaz mıyız?.. çıkmaz mı?
c.ç

"hayır hiç bir sorun yok!"

Ben bu ankete "hayır hiç bir sorun yok" yanıtı verdim!

Sorunların konuşulamadığı yerde, magazinel dedikodu yapmak benim açımdan meseleleri "sulandırmak" anlamına geliyor!

Ayrıca "Türkiyeli müslümanların" "din"i özgürlük bağlamında ne sorunu varmış? merak ettim doğrusu!

"Türk müslümanlığı" ile SORUNU olmayanların DERDİ ne imiş gerçekten ben de merak ediyorum!

Derdim dertlerimi tarif edememek

Güzel bir soru

1.Özel sektörün çoğunda gerek vakit namazları gerek Cuma namazları şirketler için büyük problem.

2.İstanbulda ikamet etmekte olup bir zamanlar çalıştığım yere başörtülü kasiyer almaktan korktu şirket sahipleri kasasına kimse gelmez diye, herkesi uyarıyorum basit gibi gelebilir ama kasaya giderken bilene seçiminiz olsun (davadan yana[bir çok yere başı örtülü için alınamayan bacılarımızıda hesabada katmıyorum]

Şahsen yolumun üzeri olduğundan geçtiğim bir kokoreççi (kokoreççiyi küçümsediğimden değil bir bayana gece vakti kaba bir işte çalışması yakışmadığından) var orda 4-5 erkek ustanın yanında hanım hanımcık bir kızımızın orda çalışması şahsen beni hergün yıkıyor (28 Şubat mağduru bir İmam Hatip Mezunu olarak)

3.Her yere faiz pisliğinin istemesekte bulaşmış olması alternatif temiz bir seçenek oluşturulamaması(Finans kuruluşları yorumları için Abdulaziz BAYINDIRIN Ticaret ve Faiz kitabını okumalarını tavsiye ederim)

4.Okullarımızda kardeşlerimizin dini bir eğitimin verilmeden yetiştirilmesi

Aklıma gelen bunlar.

Azınlık Sorunlarına Dair

Bugunkü yargı kararından sonra bir müslüman olarak kendimi resmen bu ülkede azınlık hissettim. Azınlık olarak birçok sorunumuzdan biri de dini özgürlük sorunu. Avrupa birliği uyum yasaları süreci içersinde biz azınlıklara (!) daha geniş haklar verilmesini ümid ediyorum. (Ön)Yargı izin verirse!

Bu arada bugünkü kararla birlikte Yargı, artık postmodern bir darbe yöntemi oldu çıktı. Askeri darbeler yerini yargısal darbelere terketti.

Hal böyleyken hangi haktan, hangi özgürlükten bahsedilebilir ki?

cemaat com müdavimlerine çağrı!

Sevgili kardeşlerim! İçinde bulunduğumuz süreç, zaten içinde bulunmakta olduğumuz süreçti; bu süreci olağanüstü kılan, bizim bu süreci bugün farketmiş olmamızdır. Daha duyarlı öncü kardeşlerimiz daha önce farkettikleri için bizleri uyarmıştı, şimdi uyarılmaya mahal teşkil etmeyecek ayan beyanlıkta olan olmakta. Hukuka yapılan bu muamele, ''hukuk'' un kabahati değildir. Hukuk gibi, barış gibi, hak gibi, hakikat gibi... pek çok islama ait kavramları kullanmak suretiyle halkları manipüle eden, onların haklarını gasp ederek köleleştiren firavun düzeni, sihirbazlarını yaşadığımız süreçte bu biçimiyle tedahüle sokmuştur. Hukuk gibi temel bir islami, hakkani olan kavramı; hem içeriği hem kelimenin kendisi olarak hakka ait olan bir kavramı, kuranda anlatılan yahudi zihniyeti gibi sündüre çeke buraya getirmişler, artık deşifre olduklarından kullanamaz oldukları bu kavramı(maske olarak kullanıyorlardı, kirli yüzlerini saklamak için) da terk ederek, kirli yüzleriyle yüzleştik.

Benim çağrım, bu sitede kendini müslüman olarak tanımlayıp, Allah'a ve rasülüne inan ve O rasulün getirdiği kitabın haktan gelip hakları ve hakikati anlattığına inananlaradır!

Sevgili kardeşlerim! Sözün bittiği yerdeyiz. Artık bizleri avutacak aldatacak birşeyleri kalmadı, tabiki bizimde kendimizi aldatacak birşeyimiz. Bugün anladıkki, di(l)enerek haklarımızı talep etmemiz, değerlerimizi aşındırmaktan gayrı bir işe yaramadı. İnanan kardeşlerime diyorum ki, gelin hep beraber el ele değerlerimizi direnerek, onları çiğnetmeyeceğimizi göstererek, rasulümüzün bize öğrettiği biçimiyle bir mücadele hattı oluşturalım. oluşturulan hatlara destek olalım. karınca misali, Allah'ın dinine yardım edelim, bir damlada olsa su taşıyalım.

Cuma ve cumartesi günü 20'yi aşkın eylemle tepkilerini ortaya koyan müslümanlar, ülkenin çeşitli illerinde oluşturdukları platformlarla, tepkilerini ve taraflarını ortaya koyuyorlar, gelin bizde bunlara katılalım, haberi olmayan kardeşlerimizi katılmaya teşvik edelim, duyarlı insanları, tüm insanlığı işgal altına almak için çaba sarfeden bu zorbalara karşı barış adına islam adına haklar ve hukuk adına mücadele etmeye, zorbalara geri adım attırmaya zorlama çabalarına davet edelim!

Kardeşlerim! İnsan, daha önce yapmadığı bir şeyi yapmaktan çekinir. inanır ve yapmayı denerse öğrenir; öğrenince de öğretir. Direniş, Rabbani bir eğitimdir; şahitlik yada şehitlik, bu rabbani eğitim ve peygamberi sünnetin içinde yer almaktır!

Kabenin kapı kulbuna yapışıp, '' Allah'ım! Evini koru! '' demeyi kendimize ne kadar yakıştırıyorsak; yarın kaçınılmaz olan hesap gününde, korumadıklarımızın hesabını vereceğimiz gibi, görevini yapmayan adamın af bekleme hakkı kadar bir hakkımız olacaktır. Kimki, uğruna mücadele etmediği, koruma gayretine girmediği değerlerin rasulünden şefaat bekliyorsa, O yüce değerlerin sahibinden mağfiret bekliyorsa kendini aldatıyordur.

Müslümanlar! Barışın dilini bilen, hakka teslim olmuş, hukuk nedir bilen, mazlumu koruyan, zalimin karşısına dikilen, Allah'tan başka kimseden korkmayan onurlu insanlar!
Yüce değerlerimizi koruyalım! Bunu kendimiz için yapalım! eğer o değerlerin gerçekten değer olduğuna iman ediyorsak bedenimizi çiğnetelim ama onları asla!
Onursuz zalimleri yenemeyebiliriz ama boynumuz çekilmeye gelmesin önlerinde, iblisi kendi namımıza doğrulamayalım, hakkı doğrulayalım; çünkü biz onun şahidi olmak i,çin varedilmedik mi?

Bugün Van'da, bir direniş örneği sergilemiş olan kardeşlerimize selam olsun, yeryüzünde, Allah uğruna, hak uğruna şahitlik yapan tüm öncülere selam olsun!

http://www.haksozhaber.net/news_detail.php?id=3542

SELAMÜNALEYKÜM

rüştü bey kardeşime çağrı

"Tohumu ekersiniz, onun önce yeri yarıp çıkması lazım, daha sonra da üzerindeki kabuğu yarıp çıkması lazım. Birisi gelip tekmeyi basıp o küçükken ezebilir. Medeniyetler de böyledir. Topraktan çıkmaya başladığı sırada birisi gelip onu ezebilir, tekrar çıkmaya çalıştığında yeniden birisi onu ezebilir. Bu tarih boyunca hep böyle olmuştur. İslam medeniyeti ortaya çıkarken bir tarafta Farslar vardı, bir tarafta Bizans vardı ve diğer tarafta da müşrikler vardı. Daha küçükken ezmeye çalıştılar ama İslam yeryüzüne yayıldı. Yani yeryüzünde Allah’ın bir Sünnetullahı vardır"

diyor Sayın Turabi

http://www.timeturk.com/news_detail.php?id=10452

Bide bir anket var,kapatılmayla ilgi
http://www.patronlardunyasi.com/poll.php

Selam ve Sevgiyle
Seçkin Deniz

Tohum olmak

Sayın Seçkin Deniz Bey!

Ben de yukarıda '' tohum '' olma çağrısında bulundum zaten; ''direnen bir tohum'' ki toprağından çıkıp büyüyebilsin, yaşayan bir ''ed-din'' olsun ; ''sümsük bir tohum'' olursak oradan ''kültür'' hasıl olur ki herdaim postal altında gezmeye müsaid olur ve kolayca ezilir!

Çağrımın bir cunta çağrısı olmadığı açıktır ve inanıyorum ki ''müslüman'' cunta ile ters istikamette durur. Hasan Turabiye bir gönderme de sayabilirsin bunu ama daha mühimi, bizler insanız hata yaparız; sorun hata yaptığımızı görüp onu düzeltmemektir. Bu iş cuntayla olmuyorsa tasavvufla olur demek te çözüm gibi durmuyor; çünkü cunta ile olmayacağını farketmenin karşılığı tasavvufla olur değil; değil mi?

Doğulu iktidarlar da, batılı iktidarlar da '' direnen'' insanı, kulu sevmez; içinizden istediğinizi söyleyin hatta küfredin der, ama sakın dışarı çıkmasın eleştiri. Hakkı söylemek, çok önemli bir eleştiri eylemidir. İslam tarihi Adem'den beri hakkı söyleyip söylememe üzerinden, zulme karşı durup durmama üzerinden cereyan etmiştir. Muaviye de hakkın söylemesinden hoşlanmazdı, şah ismail de, mevcut zalimler de...

Dikkat edersen Musa, firavun'a gidip ona yeryüzünde fesat çıkaran azgın bir bozguncu olduğunu ve Alemlerin Rabbinin kendisini uyardığını bildirdi. Musa denizi geçti, firavun boğuldu. Şimdi bizde kendi firavunumuza gidip, ey zalim, bulunduğun o yerde azdın ve yeryüzünde fesat üretiyorsun, Alemlerin Rabbi seni uyarıyor demeli değilmiyiz?

Çağrımın tarafınızdan bir cunta çağrısı olarak algılandığını düşündüğüm için bir not düştüm; direnen tohum ezilmez merak etmeyin; direndiği için filizlenir. Ne zaman ki sümsükleşir, yaşama direnci ve imanını kaybeder ki, ölüm( hem zihnen hem fiilen ) kaçınılmaz olur...SELAMÜNALEYKÜM

Esas

Tasavvuf röportajın sadece bir kısmında var ve Sayın Turabi tasavvufun yeniden elden geçirilmesi gerektiğini söylüyor... Kastım aşağıdaki yorumu idi:

"Biz Türklerin savaşçı bir millet olduklarını biliyoruz. Fakat bu savaşçı ruhun yerine fikir inşa edilmeli. Mesela Türkiye’de namaz kılanlar, İslami mücadele de yer alanlar çok ama kaç Müslüman mütefekkir var diye sorduğumda sayılarının çok az olduğunu öğreniyorum. Size yeni açılımlar kazandıracak, geçmişte Müslümanların yapmış oldukları hataları gösterecek, dini çok iyi bilen, İslami bir yönetimden, İslami ekonomiden bahseden çok nitelikli yazarlara ihtiyacınız var. Birkaç kişiyle bu işler olmaz. Türkiye’de böyle bir eksikliğin varolduğunu düşünüyorum. Türklerin neredeyse bütün dünyaya yayılmış olduğunu ve öz kimliklerini korumak için mücadele eden hamaset sahibi insanlar olduklarını biliyorum ama asıl önemli olan nitelikli mütefekkirlerin çok olmasıdır. Güzel insanlarınız çok ancak Arapça’nın yanı sıra batı dillerini bilen, İslami ilimlere vakıf ve dünyadaki gelişmeleri iyi bilen çok ama çok düşünürlere ihtiyacınız… Türkiye’deki Müslümanlar kanımca buna ağırlık vermeli…"

Selam ve Sevgiyle
Seçkin Deniz

Yuh artık!

Bugün timetürk haber sitesinin ilk baş sayfasında Van y.y.ü nin kampüsünden içeri alınmayan, tesettürlü bayanların nasıl sinir krizi geçirdiklerini yazıyordu.Sadece öğrenciler değil memur bayanlar da içeri alınmamış.Düşünün! Kampüsün içine adım atar atmaz girişte engelleniyorsunuz.Ve bu engel üniversite binasında bile değil.Geniş bir araziden içeri, "yamuksal" alandır diye giremiyorsunuz.Okumak ya da çalışmak meselesinden öte müslüman olarak yaşama hakkının elinden alınması budur işte.Yamuksal alan, yamuk adamların, zihinsel özürlü beyinlerinin, imandan nasibini almamış kalplerinin dile gelerek, hukuksal(?) alan oluşturup, halk için sınırlı! kendilerine tanıdıkları sınırsız bir yaşam hakkıdır. Yuh artık!

Onurumuzu yere çalmaktan artık vazgeçelim.

Özgürlük sorunumuz var mı?

Ciddi olarak var, fakat bu sorunun büyük bir kısmı bizden kaynaklanıyor bence.

Üniversite kapılarında, kamu kuruluşları kapılarında adeta yalvarıyoruz, lütfen bize köle olma hakkımızı verin diye.

Üniversitelerin ilim icra etmediği yıllardır bilinmekte, öyleyse bu gürûh ne için yüzüne kapanan kapıların önünde inlemekte, tüm eforunu umudunu buralarda tüketmekte.

Ne zaman diyeceğiz "ben bu sistemin adamı olamayacağım" diye? Ve attığımız sloganları vicdanımızda ne zaman hissedeceğiz.

Sadece bayanlar değil, erkeler de “alın sizin olsun” diye yüzlerine çarpmalı şartlı verilen özgürlükleri, terk etmeli ilmin uğramadığı üniversiteleri.

Eee eğitimsiz mi kalacağız diye kaygıya düşmesin kimse, ecdadımız bu müesseselerden geçmediği halde kaç kıtaya hükmetmiş, kaç kıtaya ilim irfan götürmüş, bizim ise evimize bile hükmetmeye cesaretimiz yok, bu mudur eğitimli olmak.

Alternatif medreseler kurulamaz mı, eğitim enstitüleri kurulamaz mı? Yabancı dil kursları acılamaz mı? Edebiyat enstitüleri, tarih sosyoloji enstitüleri, teknoloji enstitüleri kurulamaz mı? Bırakın bizler öyle başarılı olalım ki bu enstitülerde onların çocukları kapılarımızda bizlerde bu okullara gelmek istiyoruz diye sırada beklesinler.

Onurumuzu yere çalmaktan artık vazgeçelim.

Artık bu vakit eve dönüş vaktidir bayanlar. Aileden evden ayrı geçirdiğiniz yıllar, bayan fıtratına son derece aykırı…

Psikolojisi farklı bireyler üretiyorlar bizlerden dahi. Buna izin vermeyelim…

Bu demek değil ki kırın dizinizi evde oturun, oturmayın evlerinizi her türlü ilmin icra edildiği medreselere çevirin, ailenizin bulunduğu yerde alternatif kurumlara gidin...

Kapılarda direniş bir zamanlar anlamlıydı, fakat bu anlam üniversitelerin anlamsızlaşmasıyla anlamını iyice yitirdi.
Derdiniz bir kâğıt parçasıysa buyurun kapıları erkeği ile kızı ile zorlayın meydan sizin.

Yok, eğer ümmete faydalı bir birey olmak ise faydanın yolları üniversite kapılarından geçmiyor anladık, geç de olsa çok şükür anladık.

Lanet, siyonistler ve yandaşlarının üzerine olsun!

samanyolu haber ve provakasyon

kanal 1'de programa çıkan müslüman kızların, onurlu bir şekilde kimi sevip sevmeyeceklerini kendilerinin belirlediğini ifade etmeleri tüm putperestleri ayağa kaldırdı. Nasıl olur da bunca eğitimsizleştirmeden, bilgisizleştirmeden, beyin yıkamadan sonra, inandığını mertçe söyleyebilen insanlar yetişyor. Hiç değilse bunu ifade edememeleri gerekiyordu ulular(!) huzurunda. N'oldu, günahamı girdiler? Düzenle, günah-sevap ilişkisi kuranlara yazıklar olsun! Allah'tan korkun, yuh size ve taptıklarınıza! Taptıklarınız, bunu söylemek günah dediğinde evet efendim günah haklısınız mı demelisiniz? İnsanlar! Siz insansınız, ademoğlusunuz, topraktansınız. İblisin, mantık önermeleri sunmaktan başka bir ünsiyeti yok sizinle; o önermeleri savunmak ve savurmak zorunda değilsiniz! Dünyayı kirletmeyin! Kimin sözcülüğünü yaptığınıza dikkat etmezseniz, kimin hesabına çalıştığınızı bilmezseniz, siz kim olduğunuzuda bilmiyorsunuzdur.

Eli kanlı katile çiçek vermeye provakasyon diyemeyenin; inandığını söyleyene provakatör demesi ve o kızlarımızın örtüsünü hedef alıp tırnak içinde ''örtülü'' yazıp, sözde örtülü diyenlere yazıklar olsun! Peruklu olsalardı provakatör olmayacaklarmıydı? Kirletmeyin dünyamızı iblisin önermeleri ile, kirletmeyin! adil şahitler olmakla sorumlusunuz, iblisin arkasına sığınıp kirli goygoycular olmakla değil! Utanmak, ar damarı, vicdan...hadi kitaba bakmıyorsunuz, bunları da mı yitirdiniz, yazıklar olsun! Birde haberin altını linç yorumlarına açıp, aksini söyleyenlere kapatırken, zalimlerden ne farkınız kalıyor? Provakasyon, fildişi kulelerinden çamur atıp, tutmasada izi kalır namussuzluğunu utanmadan sıkılmadan yapabilme arsızlığıdır! Yoksa inandığını söylemek hiçbir zaman provakasyon sayılamaz; ki sizler bunu böyle biliyorsanız, toplumlarına uyarıyı taşıyan tüm rasuller sizin çarpık mantığınızca ''provakatör'' mü? İblise göre öyle olabilir, değil sadece müslümanlara, insanlara, ademoğullarına göre provakasyon böyle olmuyor; tam da sizin yaptığınız gibi oluyor!
Allah'ım! İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme!
SELAMÜNALEYKÜM

sevgi engin'e iftira atanlar...

selamun aleyküm

seneler önce haksöz'de okumuştum.
yeri geldiğinde yine yazılıp çiziliyor.
malum çevrenin karalama kampanyası ne ilk ne de son.
sevgi engin'e attıkları iftira zalimlerin zulmüne dayanak oluşturmuştu.
yine aynı kumpas.
biz anladıkta anlamayanlara şaşırıyorum.
işgalci kafirlere sevgi ve hoşgörü besleyenler kardeşlerine diş biliyorlar.
bunun adı nedir anlamakta zorlanıyorum.
bir ad koyuyorum ama neyse.
sen kalk müslümanları işgalcilere ve siyonistlere karşı süklüm püklüm olmaya hazırla.
sonrada kardeşlerine karşı dişlerini gıcırdat.
oldumu şimdi.
olmadı evet.
daha öncede olmamıştı zaten.
kavim ve mezhep taassubundan kurtulamayanlar efendi'lerinin kurtulmuşlarımıdır?
nedir sizin derdiniz?
açık söyleyinki belki bizde kurtuluruz.
gerçi kapalı olan ne kaldı.
sadece görmek istemeyenler var.

''fe eyne tezhebun''

tevhid adalet özgürlük

bağırmak mı düşünmek mi

Ne zaman bağırmayı bırakıp düşünmeye başlayacak insanlar?

Selam ve Sevgiyle
Seçkin Deniz

yok mu? (!)

ÇOK CİDDİ SORUNLAR VAR
daha öncede yorum yazmıştım, sessizce düşünmek yerine yazdım fakat sert oldu ki yayımlanmadı.fikrimi belirtmek için yazıyorum.EVET CİDDİ SORUNLARIMIZ VAR özgürlükle ilgili...

ÖRNEKLERİNİ HERGÜN ÜNİVERSİTE KAPISINDA YAŞIYORUZ....
AÇIKLIK NASIL ÖZGÜRLÜKLE EŞ İSE KAPALILIKTA ÖZGÜRLÜKLE EŞ OLMALI
selam ve dua ile
-------------

Sessizce düşünsek duyulacak bir gün
Olmadıkları oldu sayacaklar birgün
Onlar bu vehimle ellerinden gelse
Rüyalara SANSÜR koyacaklar birgün
Necip Fazıl