renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

O Şimdi Mazlum mu? Vicdanlar Rahat mı?

Prof. Dr. Necmeddin Erbakan

Bu yazı herkese hitap etmiyor. Siyasetten ve insandan uzak duranlar okumasın lütfen.

Sesler kısıldı. Vicdanlar sakat çıktı. Vicdanlarımız sakat çıktı. Vicdanları olmayanlardan bekleyebileceğim bir şey yoktu ama bu günlerde öyle büyük hüzünler, hayal kırıklıkları yaşıyorum ki. Bizden bildiğimiz, Müslüman bildiğimiz, insaflı bildiğimiz, bizden dediğimiz insanlar bir iki istisna hariç yüreğime bir hançer sapladılar. Ve karşı taraftan akıllı, vicdanlı bildiklerimiz. Konu siyaset olunca Erbakan’ı örnek gösterip iktidara yüklenenler nerde? Erbakan’ın milliliğinden dem vurup sesi çıkmayan insanlar nasıl bir haleti ruhiye ile yaşıyor acaba? Öyle ağır sözler söylemek geliyor ki içimden. Kime ne söyleyeceğiz ki… Çağ menfaat çağı , çağdaş dünya paraya esir olmuş. Biz Müslümanlar tesettür defilelerinde, modern ve ‘Ilımlı İslam’ ın gereği fetvalarla başörtüsünden ve saire kıymetlerden tavizler verirken, Müslüman halkın reyleriyle iktidar koltuğuna oturanların teşkilatları dansözlü içkili teşkilat toplantıları yaparken elbette vicdandan ve insaftan bahsetmek çok anlamlı olmayacaktır.*

Lakin geçmişte bu işe kellesini koyanlar nerede? Neden sesi çıkmıyor yazarların, Siyasetçilerin, aydınların, Müslümanların… Bahsi geçen şahıs İngiltere kraliçesi Elizabeth kadar önemli değil mi bu ülkenin inançlı insanları için? Bundan yıllar önce Beyazıt’ta başörtüsüne özgürlük eylemleri yapan kızların birçoğu şimdi neden dört gözle son moda tesettür giyim mağazalarından çıkmıyor? Erbakan başbakanken, kudretli iken ona yalakalık yapıp, sonra iyi bir iş ve makam elde edince küfredenler… Neredeler? Merak ediyorum, insanlar niye bu kadar haysiyetsiz oluyor çabucak…

Bir zamanlar, o muhterem insanın elini öpmek için sıraya giren, sonra da arkasından konuşan Şevki Yılmaz nerde şimdi acaba çok merak ediyorum. Huzurlu mu ki?

Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Abdullah Gül’ün durumunu ben mi anlatayım şimdi. Biri başbakan biri cumhurbaşkanı ama aynı davadan yargılandıkları eski liderleri ev hapsinde. O Çankaya’da… Aynı dava değil miydi neden bütün yük Erbakan’ın üzerine kaldı. Bu mantıklı
mı, inandırıcı geliyor mu sizlere.

Geçmiş zamanda Erbakan için şiirler yazan, onu hala çok sevdiğinden emin olduğum Hakan Albayrak neden isyan etmedi bu duruma hala şaşarım ve üzülürüm. Yoksa bir şeyler yazdı da ben mi göremedim. Hakan Albayrak sevdiğim bir abi. Gerçekten abi söz olsun diye değil. Ama birazcık da sitem ediyorum işte görsün diye.

En kötü zamanlarda çoğu kişinin yazamadıklarını yazan, Erbakan’ı seven ve övgülü yazılar yazan Ahmet Taşgetiren neden ses vermedi acaba hala? O simadan, birazcık sertleşmesini beklerdim eski bir başbakan hapse gönderilip, gerçekten çalıp çırpan, yolsuzluk yapan eski başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri dışarıda ellerini kollarını sallaya sallaya gezerken. Hiç olmazsa bir paragraf değinmesini beklerdim bu konuya.

Refah Partisinde iken ateşleyici, gerilim dozu yüksek hitaplar yapan; Erbakan bile gitse ben burada kalacağım diyen Bülent Arınç’tan da çok şey beklemiyorum artık. Ama onu da sevmiştim, güvenmiştim. Konuşmaları inandırmıştı söylediklerine. Biliyorum o da artık çok farklı değil diğerlerinden. Türkçe olimpiyatlarında göz yaşı dökerken acaba eski lideri (hocası) için bir damla göz yaşı dökmüş müdür?

Nihat Genç acaba bir şeyler yazdı, söyledi mi bu konuda? Erbakan’ı önemsediğini biliyorum. Bu cezayı kabul etmediğini de biliyorum. O isyan kokan, ağır eleştirilerini neden şimdi yapmıyor ki? Bu ülkeye ömrünü vermiş, ömrü meydanlarda, yollarda geçmiş bir insanın siyasi bir davadan yargılanıp evine hapsedilmesini kabul etmez herhalde vicdanı.

Mecliste grubu bulunan partilerde hiç akıllı uslu bir milletvekili yok mu acaba? MHP, CHP, DTP, BBP milletvekillerinden bir tanesi bile çıkıp konuşamaz mı? İnsanların gözünü bu kadar mı bürümüş politika!

Birçok konuda tepkisini ortaya koyan, az da olsa sesi çıkan Sivas milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu acaba neden bu konuda bir şeyler söylemez? Meclistekiler içinden en çok ondan beklerdim böyle bir eylemi.

İktidar partisine oy verenler, iktidar partisi teşkilatlarında görev alanlar acaba Allah’ın adaletini unutuyorlar mı? Dört defa partisi kapatılıp, şimdi de 82 yaşında ceza verilip yok edilmek istenen bir insanın durumuna sessiz kalırken, eğer yarın kendi partileri kapatılırsa nasıl feryadu figan edeceklerini merak ediyorum. Adaletin müslümanı kafiri olmaz beyler bu böyle biline. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” bu da kulaklara küpe ola.

Erbakan ceza aldıysa, bugün Cuma namazlarına bile özel izinle gidebiliyorsa bu onun suçlu olduğundan değil ey insanlar. O ne yaptıysa hatalarıyla, güzellikleriyle, hayırlı eylemleriyle bu ülke ve bu ülkenin yoksulu, memuru ve işçisi için çalıştı. O düşünemez miydi Almanyada kalıp büyük bir servet içinde ömrünün sonuna kadar rahat yaşamayı. Hangimiz bunu reddedebiliriz ki? Hayatın güzel yanı bu: Mücadele, zor olanı seçmek, Allahın rızasını kazanmak için zorluklarla mücadele etmek…

Türkiyedeki insaflı sanatçılara, sivil toplum kuruluşlarına, aydınlara, sporculara ve sesi çıkan herkese bu konuyu bir kere daha düşünmelerini tavsiye ederim.

Bu satırların yazarı çocukluğunda Erbakan’ı sevmezdi. Çünkü solcu bir babanın oğlu ve solcu ağabeylerin, ablaların kardeşiydi. Belki sakallı insanları görünce dudak büker geçerdi. Siyasetle ilgilenmez ve hayatını sıradan bir akışla sürdürürdü.

Nerden bilebilirdi ki o sevmediği insanın bir gün yaşayan en büyük lideri ve Allah için sevdiği bir insana döneceğini. Evet Erbakan’ı evvela bana Allah’ı, dini, imanı hatırlattığı için seviyorum. Allah’a şükrediyorum şimdi onu tanıdığım için. Bir vesileyle tanıdığım bu insanı Türkiye’deki ve dünyadaki mazlumları düşündüğü ve İslam birliğini ideal edindiği için seviyorum. Gerisi teferruat…

Allah’ın adaleti en adil olanıdır bütün adaletler içinde. Bütün hesaplar nihayetinde mahşerde görülür…

Not: Haziran ayının başlarındayız. Bu sıcak yaz günlerinde merhum A. Cahit Zarifoğlu'nu hatırlıyorum. Allah mekanını cennet eylesin. Sevenlerine düşen onu hatırlamak ve hayırla yad etmek olmalı...

*AK Parti Artvin teşkilatı ile ilgili haber için:
http://www.8sutun.com/node/61286

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

pencere meselesi...

mensuplarının yüzbinlerle ifade edildiği bir teşkilatta her kesin aynı ahlak anlayışına sahip olması herhalde beklenemez. aslında kadını malzeme olarak kullanıp, mütedeyyin eşlerin elle ele dolaşmasını bile haber yapan bir kısım medyanın yolunu izlemeniz, bana seçim dönemi tuncay özkan'la işbirliği yapan eski bir parti liderini hatırlattı. hani koltuğunu oğlu için hazırlayan, bu sebeple ilerleyen yaşına rağmen yerini gençlere bırakmayan, bunu dillendirenlere hain muamelesi yapan bir lideri... başörtülü kızlarımız evet, on yıl önce... yani sayın hocamızın iktidarına kadar hiç sorunsuz girdikleri üniverstelerin kapılarında tam da o dönemde beklemeye başlamışlardı. bir de hapis meselesi, şu an aynı davadan aylardır içerde yatan akif gürdoğan'ın hiç bahsi geçmez tabi, hem de bu ülkede pekte uygulanmayan ev hapsi yatanlar hatırlamak istemezker akif abiyi, dava adamlarıda ülke için yaptıklarının bedelini hiç şekva etmeden öderler. aslında sorulması gereken hocayı sarayında ağırlıyan zevat, neden akif abiyi fakirhanesine kavuşturamadı...

Çıbanımız çok derin, işlemez yakılar
Nerde bizim şarkımız, nerde öbür şarkılar

bizim pencerenin camları buzlu mu!!!

sayın Erbakan Hocaya yapılan bu saygısızlıkların bitmesi için elimizden gelen şahsım adına sadece dua etmekten öteye gecemiyor.Hapis meselelerine gelince sadece akif abiyi örnek vermeklede diğer mağdur ve mahpus olan insanlara haksızlık etmiş olmuyormusunuz?Konu olan Erbakan hocanın insafsızca gerilere atılmış olmasını tuncay özkan ve işbirlikçisi ile baglantılamanız şaşırttı beni doğrusu.
"mensuplarının yüzbinlerle ifade edildiği bir teşkilatta her kesin aynı ahlak anlayışına sahip olması herhalde beklenemez."demişsiniz.Bir topluluğun içine çürük girdiği zaman diğerlerinide çürümeye elverişli hale getirir, ki görünen de çürümeye yüz tutmuş bir iktidar izlenimini vermektedir.Ramazan beyin vurguladıgı ise yapaılan bunca insafsızlıgın ve hainliğin neden belli kesimler ve kişilerce birkez olsun vurgulanmamasıdır.

baba ve çocuklar...her aile böyle midir?

bir baba ve bir kaç cocuk. baba son derece bilge çalışkan ayrıca üztün zekalı...gün geldi bütün bunlara rağmen baba yüzünden ev yandı gitti kül oldu. sonunda evlatların bir kısmı diğerlerini evde babalarını yanında bıraktı ve daha fayladı olmak için yeni evler kurmak şehri dahi değiştirebilmek için ayrıldılar gittiler. ama babaı kızgındı kabullenemiyordu...evlatları önceden pırlntaydı şimdi kör oldular. eskiden yıldızlar gibi birer yol gösterici idiler şimdi ise gafil oldular...ve en sonunda babaları dediki bunlar musanın çocukları...benim değil dedi. önemli günlerde musanın çocuklarına bakın diye camilerde cuma çıkışlarında musanın çocuğu bunlar sizden değiller diye binlerce broşür dağıttılar.gün geldi kevran döndü ve baba evinde hapis kaldı. imdadına ise evlatları geldi.şimdi ya onların hepsi öz çocuk oldu ya da baba musa oldu...
bu çok değerli insan -ki bunu yürekten söylüyorum- neden dılardan çıkara göre fetva verir gibi konuşuyor..anlamak zor. babalarda hata yapar evlatlarda..önemli olan cemaati bozmamak cemaatten soyutlamamaktır kanaatimce.

Jaluzi meselesi

Mensubunun yüz binler olduğu bir harekette farklı düşünen davranan rakı balık muhabbeti yapan dansöz oynatan il başkanı sıfatında bir çok kişinin bulunması elbette mümkündür. Seksende bir çıkar böyle. Herkesin aynı ahlak seviyesinde olmasını düşünemeyiz. Düşünmüyoruz da. Biraz altını kurcalasak belki o hanımın il başkanı olması için kimlerin destek attığını bulabiliriz. Eh buda yeterli bir şey değildir. Birde kim uğraşacak bu hanımı hangi dandik tutuyor diye. Gölgelerin yavaşca sahneye veda ettiği bir alacakaranlık kuşağındayız. Ve bu evrede Akp içerisinde kapatma davası manevrasına ters düşen bu tür fiiller ortaya çıkabilir. Gençlere onuncu yıl marşları da söyletilebilir. Bunlar kurtarmaz ama ortalama akıldan ne umarsın. Onlara kalsa ev hapside iyi bişeydir. Erbakan Hocanın siyasi yasaklı olmasının, yine Erbakan Hocanın ev hapsinde tutulmasının veya ev hapsi olmasın F tipi olsun şeklindeki terennümünün sen gibi birine ne faydası olacaktır. Akif beyin hapse girmiş olmasının bana bir faydası yok. Oda bir mazlumdur benim için. Erbakan hocanın hapsinden senin çıkarın ne olacak ki. Söyle de bilelim Adil kardeşim. Bak Metin Hasırcı beyefendi Akif ağabeyin içeriye girdiğinde yazmış neden kimseden ses çıkmıyor diye. Şimdide Ramazan bey yazmış yine neden kimseden ses çıkmıyor diye. Bunun üstüne senin çıkardığın ses bumudur. Şak şak şak.
Tuncay Özkan – oğul Erbakan salatasıyla ortaya koymaya çalıştığın şey nedir söylermisin. Lafı eğip bükmeye gerek yok. Neyse niyetin söyle de bileyim.

Vicdanlar rahat...

''vicdan''ın neremiz olduğuna bağlı olarak.
Erbakan başbakanken, kudretli iken ona yalakalık yapıp, sonra iyi bir iş ve makam elde edince küfredenler… Neredeler? Merak ediyorum, insanlar niye bu kadar haysiyetsiz oluyor çabucak…

Ben sana söyliyeyim nedenini: 'kudret' arayışına girmişsen, sana takılanlar da, o kudretten pay alma derdine düşerler; kudretli olmayı onlara borçlusun, paylaşmak sırası gelince lütfetmiş gibi davranmak ayıp olanı. kudreti kaybettin mi, adamlar dağılır gider; nedir bundan doğalı? ''yaaa! kudretliydik, herkeşler bizleydi, şimdi kudretsiziz yoklar.'' sizin ortak paydanız ''kudret'' değilmi kardeşim; kaybettin, adamlar kudretin peşinden gidiyor, sen yapmadığın şeyi neden adamlarından istiyorsun? Sonra adamlar, hani aşağıda sıralanmış isimler, Erbakan Hoca'dan bağımsız, ağaç kovuğunda yetişmediler öylemi? Dünyeviliğin doğası ''ihanettir'' kardeş bunu unutma; Rabbine nankörlük yapmakta beis görmeyen zihnin, kudretsize burun kıvırmasından daha doğalını asıl ben anlayamıyorum: ne olsunduki başka?
Şu olabilir: ''insan, kendini sorumlu saymak istemiyor, ne olanbitenden, nede olmuşbitmişten-olacakbitecekten''. ''İyilikmi?'' benim olsun bana lazım, hakkımdır; ''kötülükmü?'' ben görmedim duymadım bilmiyorum...

Düzenin kirli yüzüdür, hocanın ev hapsi; ama oturup deşsen-deşsek hoca bile ''bu kirli yüzle'' hesaplaşmaya razı olmaz; demem o ki: '' sorunumuz sanılandan büyük, ciddi bir algı problemi var; başlar kuma gömülü, sorun o şu bu dan ziyade, zihniyet ve bu zihniyetleri üreten bilgi problemi''

Selamünaleyküm

insanlar...

Allah herkesin neler yaptığını en iyi bilendir. Hiçkimse bedel ödemeden gitmez bu dünyadan. Allah tevbe eden herkesi affetsin. Mahçup etmesin.

Siyaset çok riskli bir meslektir. Bu yola baş koyan bu riskleri göze almış demektir. Bir ülkede yaşayan herkes siyasetçinin yaptıklarından etkilenir; o an yaşayanlar değildir sadece etkilenenler,onlar,onların çocukları,torunları...Bu yüzden risklidir siyaset,bu yüzden vebali büyüktür siyasetçinin yaptığı hataların. Sebep olduğu iyiliklerde aynı oranda fayda sağlar ona bu da ödülüdür o riskin, dünyadaki kudret dışında.

Allah insanı en iyi bilendir dostlarım.

Selam ve Sevgiyle
Seçkin Deniz

bedel

sayın erbakan, elinden duadan başka bişeylerde gelenler sayesin de Akif abinin yanında değilde, sarayında ödüyor bedelini...

Çıbanımız çok derin, işlemez yakılar
Nerde bizim şarkımız, nerde öbür şarkılar

kalbimiz sızlamıyorsa....

kalbimiz sızlamıyorsa biz de problem var...

fethi yeken açıklama yapmış: "erbakan`ın mahkum olduğu bir türkiye`ye fetih [istanbul`un fethi kutlamaları]olmasaydı gelmezdim."

ilhan selçuk`un durumunu öğrenmek için içişleri bakanını arayan cumhurbaşkanı nerede? evet türkçe olimpiyatlarında gözyaşı döken eski meclis başkanı nerde?

tarih bunları kaydediyor... kim ne derse desin erbakan bu memleketin son yüzyılda yetiştirmiş olduğu en büyük insanlardan biridir. doğruları yaptığı için ve muzlumun yanında yer aldığı için bunlar başına geliyor...

bu ne hınçtır Allahım. seksen küsür yaşında bir adamı hırsızsın diyerek hapset... tarih kimin haklı olduğunu gösterecek. ama iş işten geçmiş olacak.

ve susanlar!!! bilmeniz gereken çok şey var. ama bunları anlamak istemezsiniz: size sadece şunu demek istyorum: muhterem erbakan 25 tane dolar milyarderimiz olsun için, islamî burjuvamız olsun için bu işlere girişmedi...

sibel can`a konser verdiren ankara belediyesi yöneticilerinin amacının ne olduğunu çok iyi biliyorum. petek dinçöz`ün nikahını kıyan rtük başkanının amacının ne olduğunu ve kimlere mesaj yolladığını çok iyi biliyorum...

hiç bir şey izah etmenize gerek yok bayım: ilhami çiçek haklı: "oynanan göstermelik bir son oyunu"

hepsine erbakan'ı anlattım

hepsine erbakan'ı anlattım/ liseli aşklarım yavrularım canlarım benim/bir leopar tankına atlayıp savaşa girdim/hey kızlar dedim benim yeni devirde yazılarım çıkıyor/ kolay lokma değilim/liseli aşklarım yavrularım canlarım benim/hepsine erbaknı anlatım/iyi ettim[h.albayrak

bizim sevgimiz sahicidir. ömürlüktür. on yıl önce kime hangi nedenlerle erbakanı anlatıyorsak şimdide de aynı şekilde aynı nednlerle anlatıyoruz. bizim heyecanımız dönemsel değildir. oğluna liderinin adını verip sonra da dinazor diyenler anlaymaz bizi. biz liseli aşıklar değiliz. savaşımız ömürlüktür. davamız da. sevgimiz de. heyecanımız da.

ve gale yevmün asibün

Erbakan'ı hapsetmek yetmez; ASMAK GEREK

Vicdanlar nasıl sakat çıkarmış öğrendim.

Vefasızlığın, yeni dünya düzenlerinin, stratejik ortaklıkların, dünya gerçeklerinin, aşksızlığın, iddiasızlığın, iddiaları AB'ye, ABD'ye bağlamışlığın ne demek olduğunu öğrendim.

Lafı eveleyip gevelemenin, cümle kuramamanın, suçluluk psikolojisi ile saldırmanın, Erbakan'a küfretmenin, yemek yediğin kabı pisletmenin insanı ne hale soktuğunu gördüm.

Erbakan büyük yüktü, kurtuldular. Aleme nizam vermekten, alemin oyuncağı haline gelmek güç gelmezde, o yolda yürüyen büyük bir liderin gözlerinin önünde olmak çok güç gelir. O yüzden Erbakan'dan kurtulmak gerekirdi.

Velhasıl Beyler!...

Uzun etmeye gerek yok.

Erbakan yok artık. Rahat rahat oynayın oyununuzu. Takılın kafanıza göre.

Umrumuzda değilsiniz.

Biz her zamanki gibi kendi işimize bakıyoruz.

Vesselam

insana sadakat yaraşır

o fotoğrafı gördüğümde mgv`nin merhum başkanı geldi aklıma: adnan demirtürk.

bu zor günlerde adnan abi`nin çok sık tekrarladığı şu beyitleri hatırlatmak isterim:

"Onlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmât,
Bin türlü teseyyüb bulunur hânelerinde.

Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz,
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.

İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrâh,
Yardımcısıdır doğruların hazret-i Allah."
[ziya paşa]

İlginç

Patagonya'da yaşasaydım ve Türkiye'de olup bitenler hakkında bir şey bilmeseydim şunları düşünürdüm:

"Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Abdullah Gül’ün durumunu ben mi anlatayım şimdi. Biri başbakan biri cumhurbaşkanı ama aynı davadan yargılandıkları eski liderleri ev hapsinde. O Çankaya’da… Aynı dava değil miydi neden bütün yük Erbakan’ın üzerine kaldı. Bu mantıklı
mı, inandırıcı geliyor mu sizlere."

Bu Abdullah gül ve Tayyip denilen zatların galiba biri hakim diğeri de savcı ve Erbakan'ı mahkum eden hükmü onlar vermişler...

Ama Patagonya'da yaşamıyorum... Merak ediyorum Milli görüş camiası başını önüne alıp neden böyle oldu diye düşündü mü?
Büyük ihtimalle faturayı kime nasıl keseceği konusunda düşünürken bu mesele arada kaynamıştır.

Ayrıca Erbakan hoca'nın "Onlara oy verirseniz cehennemden bilet almış olursunuz" dediği ve yaptıkları mitingi kast ederek "Bizansın çocukları" dediği bir partinin genel başkanının böyle bir durumda vefasızlıkla suçlanması çok ilginç. İlginç Olan Hoca'nın cezasının ev hapsine çevrilmesi de aynı partinin katkılarıyla gerçekleşti...

Peki "Seni Seviyoruz Savunan Adamı" yazan Ahmet Taşgetiren neden susmuş?
"Ben Erbakan Hoca ve yakın danışmanlarından bu mahkumiyeti asla kabul etmemelerini, mümkünse bu davadan bir "Dreyfüs olayı" çıkarmalarını beklerdim.

Şayet bu, misyonunuzu çamura bulamak için üretilmiş, göbek altı vuruş niteliğinde bir "siyasi dava" ise savunmanızı başkan beri böyle kurmalıydınız. Ve hala böyle görüyorsanız, böyle duruş sergileyin demek geliyor benim içimden. "Mahkumiyeti içimize sindirip, sırf hapse girmemek için mücadele vermek", bunun için yazı yazmak beni zorluyor.

Ben, zihnimde oluşturduğum "misyon adamı" çerçevesini korumak istiyorum.

Bu iş hapse girip girmeme işi değildir, o suçlamayı kesinlikle reddetme işidir.

Bana göre Hoca'yı sevenler, o suçlamayı keenlemyekün -hiç olmamış- hale getirmek için çaba göstermeli, varsa Hoca'nın etrafında hukukçu bunu başarmalı... "(Yeni Şafak,25 Aralık 2003)

İyi de kendi camiası Erbakan Hoca'yı yeteri kadar savundu mu?

Not: Bu satırları yazan çocukluğunda Erbakan'ı severdi ve hâlâ seviyor...

Hüzünle titreyen kalbe ince bir âh dokunur
Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur...

'Ayrıca Erbakan hoca'nın

'Ayrıca Erbakan hoca'nın "Onlara oy verirseniz cehennemden bilet almış olursunuz" dediği ve yaptıkları mitingi kast ederek "Bizansın çocukları" dediği bir partinin genel başkanının böyle bir durumda vefasızlıkla suçlanması çok ilginç. '
Bu yazıyı okuduğumda benimde ilk aklıma gelen Erbakan ın bu söylemleriydi... Bütün bunlar elbette ona verilen cezayı onaylama anlamına gelmiyor ama Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan ı vefasızlıkla suçlayanların mutlaka Erbakanın son zamanlarda yaptığı konferanslarındaki söylemlerine bakması lazım... Ben yaşı ilerlemiş bir insanın böylesi bir hazımsızlıkla çok ağır ithamlar içeren cümleleri nasıl sarfettiğine çokça şaşırmıştım. Ortada bir vefasızlık var ise eğer bunlarda gözden kaçırılmamalı. İnsan hırslarını inancının önüne geçirirse hoş olmayan söylemler çıkar ortaya.
Eskiden severdim onu... Ama Tayyip Erdoğanı daha çok seviyorum :))

hey millet duydunuz mu erbakan ne demiş !!!

leyla turanın bu duygusal, masumca ve safça yazısından sonra, düşündüm ki daha çok mesafe katetmemiz gerek...

diyalog ! v.s derken meğer bizler daha yanımızdakilere anlatamamışız bazı şeyleri...

Erbakan millete kafir demiş, bizans torunları demiş, bilmem daha neler neler...

Geçenlerde fakülteden çıktıktan sonra kütüphaneye uğrayayım dedim, gazete arşivlerinin olduğu bölüme de uğradım. Milli gazetenin eski sayıları gözüme çarptı, aldım ve incelemeye başladım.

Milli görüş saflarındaki tayyip milli görüşçü gençlere nasihat veriyordu ; Ölüm korkusu sizi tebliğden alıkoymasın diye...

içimden (pardon dışımdan) maşallah dedim, maşallah...

elit müslüman olma çabası ve erbakandan alınmak istenen öç.

Erbakan'sa hırslarının kurbanı olan; isviçreden dönmemek lazımdı. Erbakan'sa hırslarının esiri olan; D-8 dememek lazımdı. Erbakan'sa hırslarına kurban; bosnaya yardım etmemek lazımdı. evet Erbakan'sa hırslarına kurban 3 defa kapanmamak lazımdı.vs.vs.vs.... ona düşen elbette sıcak yatağında yatmaktı, hırslarına esir olmadan. Erbakan kimseden medet ummuyor artık vefa veya başka bir konuda. sanırım tek dileği iman içinde Rabbine kavuşmaktır belkide onlar bilmiyorlar sen onları affet diye dua ediyordur. evet zamanında refaha oy vermeyenler cehenneme bilet alsın derken ona oy verip sevenler bugün aynı cümlelerden dolayı onu yargılıyorlarsa birde kendi vicdanlarına sorsunlar erbakana sordukları soruların aynısını.
avrupayi ,ılımlı,onlar gibi olmak en iyi muhitlerde yaşamak, çalışanın hakkını yiyerek villada oturmak, en iyi arabaya binmek,en iyi ihaleler almak,çocuğunu dünyanın en elit okullarında okutmak,eskiden dilden düşmeyen filistin ve çeçenyayı unutmak,güçlü zengin müslüman olmak için her yol mubah demek hırs değilse evet artık daha iyi müslümanlarız bugüne kadar hep oyalanmışız yazık Erbakana diyebilmeliyiz hemde hiç sıkılmadan. birde nefsimize sormalıyız bugünküler bize daha zengin bir hayat mı sunuyor yoksa daha islami bir hayatmı sakın nefislerimiz bizi kandırıyor olmasın. bir nefis muhakemesi ihtarıdır, yazdığımın yoksa erbakana medhiye yada savunma hükmü yoktur.
teşekkürler..

Adige Batur ve leyla turan'a

Adige Batur ve leyla turan

Selamlarımla Dostlar!...

Size cümlemiz yoktur. Birgün sizin bizi iknaya çalışacağınızı, niyyetinizin halis olduğunu biliyoruz.

Bu karmaşık çağda ve ortamda, tozun buluta katıldığı bir ortamda birbirimize hakaretler etmeye gerek yoktur.

Ama 84 yaşına gelmiş bir güzel yüreğe, bir muhteşem önder'e, bir mü'min güzele "bırakında" cümleler kuralım.

Vesselam

NOT: Arzu ederseniz Mustafa İSLAMOĞLU'nun ve Yusuf KAPLAN'ın iki güze yazısını da buraya ekliyorum. Bir göz atarsınız

...............

Necmeddin Erbakan'ın affedilmez suçu

“Tekerlekli sandalye” metaforu olarak Türkiye

Anlaşılamayan!

Hiçbir zaman anlayamadığım bir husus var diye başlamak istiyorum ama galiba buna gerek yok.. Şöyle ki: bir insanın acımasızca eleştirilmesini anlayamam (dine saldırmadığı sürece).. sebebi çok aşikar olsa da.. dava neyin davasıdır.. şahıslara mı hamledilmeli islam ümmetinin davası şimdi? bir insan hata yapabilir (yapmıştır demiyorum, dikkat!), kuldur neticede ama yargısız infazlara ve demagojik savunmalara bir türlü akıl erdiremem. kişileri değil de fikirleri tartışma zamanı ne zaman gelecek merak ediyorum. kişiye değil, lafa değil, işe ne zaman bakılacak. islam için bir şeyler yapmışsa "Allah razı olsun" der geçersin. mertlik birini yerin dibine batırmak veya yüceltmekte de değil. hata yapmışsa, ders almak, hayır yapmışsa örnek almak, örnek göstermek. kişilere takılıp kalınmaması gerektiği kanaatindeyim. biz türk milleti olarak, istikameti pek tutturamıyoruz nedense. ya yüceltiyoruz (nisbeten putlaştırma), ya da esfel-i safiline indiriyoruz. herkesin kendi "en güzel"leri vardır ama bunu "tek güzel"e indirgemenin kargaşadan ve ayrılıktan öte hiçbir faydası yoktur. insanlara merhamet edelim. "güzel insanlara" da merhamet edelim. hata yapma ihtimallerine dair bir açık kapı bırakalım. iyiyi al, posayı bırak şeklinde hareket edersek zannederim sorun kalmayacak. son olarak, nübüvvet tam 1375 sene evvel sona erdi!

----------------------------
Bir kale ki, yıkıldı içten içe/Bir can ki, yazıldı hiç'ten hiç'e

Böyle bir Üslupla...

Mustafa Bey işte böyle bir üslupla Erbakan Hoca anlatılsa saygımız da sevgimiz de artar. Yukarda da söyledim Erbakan Hoca'yı seven ve saygı duyan biriyim. Ama kör de değilim, kimse değil...

Seksen küsür yıllık ömrünü davaya adamış bir insan güzel insandır ve güzel insanlar da eleştirilir ve dahi güzel insanlarda yanlış şeyler yaparabilir...

Saldırı üzerine kurulmuş bir savunma anlayışında elbet netice şiddeti doğuruyor. Hoş bir üslupla anlatılsa ve bizde o ölçülerde yâd etsek hocamızı fena mı olurdu.

Gülü anlatmaya dikenden başlanılmaz, yahut diken üzerinden gül anlatılmaz.

Muhabbetle.

Hüzünle titreyen kalbe ince bir âh dokunur
Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur...

Yanlış Anlattım Sanırım...

Ben yazdığım yorumda çok duygusal olduğumu düşünmüyorum. Seksen küsür yaşındaki bir lideri yermek benim haddimde değil zaten. Sadece son zamanlardaki söylemlerinin ona yakışmadığını belirttim. Erbakanda iktidarda iken çok farklı davranmadı. Birileri son derece lüks içinde yaşıyorsa oda iktidar olduğu dönemde çok farklı değildi. Evinin yanıbaşına kendine özel havaalanı bile yapıldı. Onun çocuklarıda klas okullarda okudular.Onlar lüks bir hayat sürmüyorlarmıydı. Erbakanın başbakan olduğu dönemde onun oğlu ehliyetsiz araba kullanırken yaklanmadımı. Bunu eleştirmek babında söylemiyorum. Bir dönem Osmanlı padişahlarını saraylarda lüks içinde yaşamakla sefa sürmekle bildik klasik eleştiriler yapan bir arkadaşa verdiğim cevap geldi aklıma. Pardon arkadaşım apartman dairesindemi yaşayacaklardı bu padişahlar demiştim. İktidar olmanın bir gereği gibi istemesede öyle yapması gerekiyor. Tayyip Erdoğanında çok lüks meraklısı biri olduğunu düşünmüyorum Erbakanında... Ama her ikiside iktidar olduğunda aynı şeyleri yaşadı.
Her neyse... Ben söylemek istediğim şeyin yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Kimsenin değerlerine söz etmeyi sevmem. Bu bağlamda söylediğim sözlerle birilerini incittiysem haklarını helal etsinler. Yada kimse yanlış anlamamıştır ben yanlış anlatmışımdır kusura bakmasınlar...
Sadece her ikisinede aynı mesafeden durarak bakarsanız arada çokta bir farkın olmadığını söylemeye çalışıyorum.

ummak

selam ve dua ile;
devlet başkanları halkının en yoksul kesimi gibi yaşamadan halkının derdini bilemez. bunu da ilk üç halifenin başkanlığında gördük ancak. bir de günümüzde ahmedi nejadı görmekteyiz. (en son oğlunun düğününü anımsayalım)
erbakana gelince.. 87'lerde seçim çalışmalarında anap -bugün nasıl akp ve tayyip erdoğan ise- dolayısıyla turgut özal hedefimizdeydi ve gittiğimiz köylerde "ülkeyi beş boynuzlu otellerle donattılar!" diye propaganda yapıyorduk. sonra ne mi oldu? kızının düğününü "beşboynuzlu" bir otelde yapıverdi.. az-çok söylenecekleri tahmin etmiyor değilim; "canım nerede yapacaktı yani.. koskoca başbakan kalkıp bizim mahalledeki düğün salonunda mı yapacaktı?" ahmedi nejadın sadeliğini beklemek hakkımızdı.. hala da bekliyorum.. hürmetler.. (o da bir başka gösteriş, diyenler çıkar mı? çıksa da; sadeliğin gösterişini bekleyeceğim.. samimi olmasa da sadeliği, halkının en aşağısındaki gibi yaşayacak birini bekleyeceğim.. bu arada ahmedi nejadın samimi olduğuna inanıyorum, gayri islami olanlar tersini söylesede.. gırtlağına kadar lükse batmış müslümanlar aksini söylese de) hürmetlerimle..

c.ç

Biraz ekmek, domates, dilinmemiş peynir, zeytin, üç beş yürek...

Köy yoları bozuk. Araba eski. Uykusuzluk, yorgunluk ve açlık... Dağ köyleri, kahvehaneler, seçim.
- İlçede birşeyler yeseydik
-- "Domates , ekmek var. Vaktimiz dar. Bundan iyisinimi bulacaz."

Eğer kaldıysa damağında beyim o yemekten birtat imzala af yazısını.

Not: Kardeşlerim Cemal , Leyla , Cerkes.. Hepinize selam olsun. Elbette söylediklerinizin haklılık payları vardır. Ben bu mahkeme kararının sonuçlarıyla ilgilenilmesini tavsiye ediyorum. Diyeceğim evde hapis cezası affedilmese dahi olur. Ancak durum farklı sanırım. Selametle,

satıyorum, ve sattım gitti...

Evet söylenecek sözler bitmiştir beyler, hanımlar...
Hava da kararmak üzere, herkes evlerine...

Hayırlı geceler... (yatsı namazınızı ihmal etmeyin)

Yazılanları okuyunca...

Yazılanları okuyunca aklıma bir temel fıkrası geldi.

Temel cemaatle namaz kılıyor, imam efendi jet imam türünden oldukça hızlı. Temel imama uymakta güçlük çekiyor, rükuda fısıldamış:

"İmam efendi "Sübhanerabbiyelazim'i ancak bir defa diyebiliyorum biraz yavaş." İmam fısıldıyla cevap vermiş:

"Haline şükret, ben bir defa bile diyemiyorum."

Bu millet Erbakan'ın hızına ayak uyduramadı.

***

Polis Akademisinde öğretim görevlisi bir tanıdıktan işittim:

"Devlet kayıtlarına göre, Türkiye'nin IQ'su en yükdek insanı Erbakan."

***

İhtilal yeni olmuştu. Mimarlık eğtimi aldığım fakülteye Bozkurt Güvenç bir konferansa gelmişti. Japon mimarisi ile Türkiye mimarisini mukayesili anlatıyordu. Japonlar sanayi mallarını tüketmek yerine üretmeyi tercih ettiklerini söyledikten sonra son söz olarak:

"Türkiye'de ise adamın biri çıktı fabrika yapan fabrikalar kuralım dedi, onu da hapse tıkadık..."

***

Ömür varsa hapis gelir geçer. Ama günümüz Müslümanın basireti müebbet hapis yemiş...

Allah cümlemizin yardımcısı olsun.

birdik bin olduk

Erbakan mazlumların lideridir!
Gazeteci Adem Özköse'nin gittiği İslam topraklarında Irak'ta Filistin'de,Çeçenistan'da,Keşmir'de Afganistan'da Onun Türkiye'den geldiğini duyunca zalimlere direnenlerin ilk sorduğu insandır Erbakan!
Çünkü o mustazafların lideridir!
Reel politik diyerek müslümanları ABD ve AB'nin elinde kukla etmemiş olan liderdir Erbakan!
İsmet İnönü'nün dahi "TC bir adam yetiştirdi o da dinci çıktı" dediği bir liderdir Erbakan!
Yüreğinde davasını hiç durmaksızın taşımayı en büyük şeref addeden bir Milli Görüş genci için;
Bir davadır, bir sevdadır, bir kavgadır Erbakan.

Kınayanların kınamasından korkmadan pak fıtrat namına yürüyenlerin iddiasıdır Erbakan. Geriye bakmadan sürekli ilerleyerek özlenen günlere kavuşmanın umududur Erbakan.

Kıyamete kadar sürecek savaşın adı, Hakkın yanında saf tutanların davasıdır Erbakan! Oportünistliği reddedenlerin, inancından asla taviz vermeyenlerin mücadelesi, birilerinin isteklerine göre değil kendi gündemlerine göre hareket edenlerin haykırışıdır Erbakan!

Oyuna düşmeyi, oyunun parçası olmayı reddetmektir Erbakan

Mazlumların feryatlarını yüreğinin en orta yerinde hissetmek, gözlerden damla damla yaşları dökebilmek, üç günlük dünya hayatını, menfaat uğruna sürdürülen yaşamı feda edebilmektir Erbakan!

Önceliklerin en başına en kutlu davayı koyabilmek, kutsal emaneti omuzlamak, özgürlüğün ne pahasına olursa olsun bir görev olduğunu bilmektir Erbakan.

Patani’de Necip Salih’le kol kola yürüyebilmektir Erbakan

Filistin’de Şeyh Ahmed Yasin’le, Afganistan’da Abdullah Azzam’la aynı yüreği taşıyıp, aynı davayı omuzlamaktır Erbakan.

Söyleme haklılığını kendinde bulan, yapma gücünü elinde tutan, mücadele azmini asla yitirmeyen, hikmeti bünyesinde kabul eden mücahitlerin sembolüdür Erbakan.

"Kalk ey Selahaddin! Gördün mü, biz geldik!" diyerek Müslümanlara hakaret etme cüretini gösteren Siyonist-Haçlı ittifakına verilecek cevabı yüreklerinde bir volkan gibi taşıyanların sadakatidir Erbakan.

Hayatın tüm safhalarında sarsılmayan bir inançla, heyecanla, azimle dosdoğru bir yolda ilerleyerek hakkı değil kuvveti üstün gören zihniyetlerle çarpışmak, vazgeçmemek, aldanmamaktır Erbakan.

Kutlu davayı savunan kimse görünmezken dahi tek başına çıkıp Kudüs bizimdir ve ne olursa olsun yine bizim olacaktır iddiasını yerlere göklere kazıma yiğitliğine sahip olabilmektir Erbakan.

Mazlumların ezilmediği, her türlü sömürünün son bulduğu, adaletin hakim olduğu özgür bir dünya için yaşamaktır.

Ve bu mukaddes davayı nesillere taşıyarak ne olursa olsun hesap sorulacak günün geleceğinin idrakinde olabilmektir Erbakan.
Not:Bu satırları yazan kardeşiniz de Lise çağlarında Yeni Şafak'ın ilk çıktığı zamanlarda arka sayfada Hakan ALBAYRAK yazıları okuyarak Erbakan Hoca'yı tanımış ve davasını sevmiştir.
*Yahya İncetahtacı kardeşimizin Ankara'da Balgat'ta yaptıkları eylemde okudukları metinden alıntı yaptım doğru sözlerin tekrar edilmesinde beis olmadığını düşünerek.

"Hayat iman ve cihaddır."

Çok Şükür!...

Biraz geç kalındı elbet ama artık sanırım sorun çözüldü... Abdullah Gül düşünüldüğü kadarda vefasız değilmiş yani... beni şaşırtmadı sayın cumhurbaşkanı. Ama bizansın çocuğu dediği kişiler yeniden evladı oldu. İşte beni rahatsız eden sürekli bu değişen söylemler... :))))

cevabı semboller üzerinden vermek

evet erbakan hoca zamanında bizim de peşinden çokça koştuğumuz islamı harektin bir dönem siyasi arenedaki tek temsilcisi ve hala inanadığım şekli ile ne yaptıysa hatasıyla sevabıyla ülkesi için yaptığına inandığım bir bilge adam..

ama benim anlamadığım bir husus var sadece onu yazacağım

burada mesaj verirken neden başka birileri, başka değerler üzerinden mesaj veriliyor?

bülent arıncı eleştirin, ağlasın deyin, gözyaşı döksün deyin ama türkçe olimpiyatlarında ağlamamak için 10 asır islama hizmet eden bu necip milletin bir ferdi olamamak gereken böyle bir hadise karşsında ki ağlayışını dilinize dolamayın..

yani türkçe olimpiyatlarında ağlayan Bülent Arınç erbakan için ağlamak zorunda mı?

Erbakan türkçe olimpiyatları ile başarılan muazzam gereçkten daha mı büyük?

sahi size göre nedir? bu türkçe olimpiyatları
türkçe öğrenen üç beş saf çocuk mu?
yada onlara türkçe öğretmek için vatanından, anadan, babadan ayrılan üç beş öğretmen mi?

siz hiç yeni müslüman olmuş nijeryalı bir çocukla tanıştınız mı?
ona sordunuz mu mezun olunca ne yapacaksın? diye
hiç mezun olunca petrol mühendisi olacağım ülkeme geri döneceğim...KENDİ PETROLÜMÜZ İÇİN cevabını aldınız mı?

hiç tanışmak istedinizmi yeni mülüman olmuş, yurttaki abisi ile birlikte şehadet getirmiş bir amerikalı çocukla
sordunuz mu ona ailen biliyormu diye?
çocuk hayır abi ailem daha bilmiyor ama bir süre sonra söyleceğim dedi mi size

bu şekilde binlerce örneğin var olduğunu siz yataklarınzda uyurken yüzlercesinin yaşanmakta olduğunu hiç hayal ettinz mi

neyse ne diyordum ?

bulent arınç elbette erbakana da ağlasın ama bunun nedeni türkçe olimpiyatlarına ağlaması olmasın lütfen
Sanırım Erbakana ağlamak için çok daha fazla nedeni vardır sayın Arıncın
selam ve dua ile
selam ve dua ile

Keşke yazdığınız gibi olsaydı

Keşke "binlerce örnekten" bahsedebilseydik dediğiniz gibi.
Keşke tek gaye birilerine kelimeyi şehadet getirtmek olsaydı.

Aslında konu farklı, başlık farklı, dalınmaması gerektiğine inandığım bir mevzu ama işte dayanamıyor insan bazen.

Ve yazmak zorunda hissediyor kendini.

Hakikaten mesele 3-5 tane "yabancı" ve "yabancı kalmaya da devam eden" öğrencinin Türkçe öğrenmesi hadisesidir bu, ötesi değil.

Uzunca bir süre yurtdışında ve memlekete Türkçe ol... (nasıl yazılıyordu bu gavurca kelime ya?) na öğrenci gönderenlerle beraber kaldım. Üç beş popüler ve arabeks eser ezberletilen öğrenciler için 1 yıl uğraşılır ve memlekete gelince bu "devasa" bir olay olarak gösterilir. Görende binlerce onbinlerce körpe dimağın islama bu vesile ile koştuğunu sanır. Alakası yok. Büyük bir reklam filmi bu.

Keşke dediğiniz gibi binler, onbinler bu vesile ile İslam'a koşsaydı... Keşke bu devasa imkanlar, yurtlar, okullar, paralar yurdum insanının zannettiği ve istediği gibi kullanılsaydı.

Dostum, Bülent ARINÇ'ı hakikaten severim. Hizmet'in de kesinlikle hayırlı işler yaptığına inanırım ama söylediğiniz şekilde değil. Bu mevzuda çuvalladıkları tepedeyken değil, bir basamak aşağı indiklerinde anlaşılacak.

Bu büyük bir holding ama Hocaefendi tarafından yönetilen bir holding değil. Ve bu holdingin Türkçe oli... na eleman gönderen beton binalarının yerel imkanlarla, değerlerle, cemaatlerle, müslümanlarla hemen hiçbir bağı yoktur. İyi bir dil kursu sayılabilirler sadece. Haksızlık yaptığınız aşikar. Büyük bir tebliğ hareketi gibi göstermeye çalışmak en başta Hizmet'e haksızlıktır.

Her neyse...

Sonuçta bu da bir hizmet. Biz yanılıyor olabiliriz. Allah affetsin. Ve bu anlamda tek tuğla dahi üste koyandan Allah razı olsun. Veya Ahmet Şahin hocanın deyimi ile; "İslam'a olan düşmanlığı 101 derece olan birinin derecesini 100'e indirenden de Allah razı olsun"

Vesselam

hayret göbek adım oldu

siteye mübtela oldum olalı hayret göbek adım oldu

artık bir yazıya açıkca şaşırmadığımda hayret edeceğim galiba
syn Mustafa UZUN beyefndi bir defa türkçe olimpiyatları senin benim gibilerin oyalanması için ortaya atılan bir oyundan ibarettir.

ama bu oyun dahi bizim gözlerimizi yaşartmakta türkçe öğrenen öğrenciler sadece türkçe değil türkçe ile birlikte bizide öğrenmekteler

mehmet akifle necip fazılla sezai karakoçla tanışmakta bizi biz yapan değerler ile yetişmekteler

yahya kemali kaçımız okuruz

kaçımız nurettin topçunun derdinden haberdarız

işte türkçe bir kapı değerlermiz için..

ama kardeşim hiçbir delikanlı türkçe öğretmek için hayallaerini bavullara sığdırıp yurt dışına çıkmaz

hiç bir öğretmen sadece türkçe öğretmek için yakutistana başkurdstana alaksaya amerikaya almanyaya yani gurbet ele gitmez...

sen nerden biliyorsun diyeceksin..ben biliyorum senegalde mısırda çad da rüzgar kavramının olmadığını görünce değil yemek yemek su dahi bulamadığın gunler olunca komşuların açlıkla pençeleşen siyah insanlar olunca benim burada ne işim var diyor insan...yani ne kadarda kolay bu iş birkaç öğrenciye türkçe öğretmekten ibaret yaftası..
oysa bu işin kahramanlarına sorsanız neler hissedecekler sizin bu söznünüz için acaba..

az da olsa yurt dışını paylaşmış birisi olarak oradaki zor şartları bilen birisi olarak benim içim sızladı..

yüzlerce öğrencimiz vardı musluman olan ama ailelerine söylemelerine izin yoktu vermiyordu büyüklerimiz..

şimdi bizim için belki işin vitirini olan türkçe olimpiyatları sizin için bu işin tel tarafı belki doğru belki yanlış diyorsunz birde...

neyse ifadelerim kırık dökük oldu vakit elvermedi daha derli toplu yazmaya ....tek isteğim var yer yer insan üstü gayretlewrle ortaya konan bir gayreti klavyenin birkaç tuşu ile maşeri vicdanda karalamayın..

biz bu işin yalanına bile ölürüz varsın sizce sadece birkaç öğrencinin türkçe öğrenmesi olsun ona bile hasret değilmiyiz...

Beton binalardan, Konforlu Evlerden Cihat Çıkartmak

Es Selam...

3 ülkeden bildiğim kadarı ile kurdum cümlelerimi ve "keşke" anlattıkları, gösterdikleri gibi olsaydı. Yeni geldim Afrika'dan...

Bilakis, beton duvarlardan, mükemmel misafirhanelerden, modern binalardan filan Afrika'nın sıcağını dahi yemediklerine şahit oldum.

Ama dedim ya, inşallah biz yanılmış oluruz ve keşke yazdıklarınız gerçek olsa.

Hayırlısı...