renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Bol Yorumlu Blog Yazıları Yazmak

bol yorumlarİnsan niçin yazı yazar? Sadece duygu ve düşüncelerini yazıya döküp rahatlamak, tek taraflı bilgi vermek için mi? Elbette hayır. Herkes yazdıklarının etkilerini, okuyuculardaki yansımalarını merak eder. Yazar, duygu ve düşüncelerini başkalarıyla paylaşıp, onların da fikirlerini almak ister. Zaten blog yazarlığı da bu ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır.

Blog yazarları özellikle yorum beklediği yazılarına yeterince yorum gelmediğinde yakınır, okuyucuya küser hatta kimi zaman okuyucuyu suçlar.Yazdıklarının kamuoyunda yankı bulması ise blog yazarını memnun ve mutmain eder, boşa çaba harcamadığı hissini verir.

Bu yazımda blog camiasında bazı yazıların neden az yorum aldığından ve daha fazla yorum alabilmek için neler yapılabileceğinden bahsetmek istiyorum.

Neden Blog Yazılarına Az Yorum Yapılır?

- Yazara bağlı etkenler: Blog yazarı okuyucudan ilgi ve saygı bekliyorsa öncelikle kendisi okuyucuya karşı saygılı olmalı. Yazım hatalarıyla dolu, emek harcanmamış, bir çırpıda yazıldığı belli olan, özensiz yazıların ilgi görmesini beklememeli. Diğer yandan bazı blog yazarlarının özellikle eleştirel yorum yapan yorumcuları cevaplarıyla adeta tokatlıyor, yorumcuları yazdığına pişman ettiklerini gözlemliyoruz.

- Konuya bağlı etkenler: Her konuya okuyucunun yorum yapmasını beklememeliyiz. Spesifik, uzmanlık isteyen konulara yorum yapmak zordur. Bu konular daha sınırlı bir kitleyi ilgilendirdiğinden dolayı yorum sayısı doğal olarak düşük olacaktır. Ancak yanlış anlaşılmasın, bu tarz yazılar yazılmasın demiyorum kesinlikle. Demek istediğim bu tip yazıların fazla yorum almasını beklememek gerekir. Unutmamak gerekirki yazının çok yorum alabilmesi öncelikle çok okunmasına bağlıdır. Bu nedenle okuyucuyu can damarından yakalayan yazılar yazabilmenin önemli olduğunu söyleyebiliriz.

- Üsluba bağlı etkenler: Yorumlar kimi zaman yazıyı tamamlar, kimi zaman ciddi katkı sağlar, farklı bir bakış açısı getirir, hatta hataları ortaya çıkarır. Binaenaleyh, siz yazılacak her şeyi yazarsanız yorumcuya ne kalır? Dolayısıyla yazıda biraz okuyucuya da yer açmak gerekiyor. Bazı yazım tarzlarının yorum yapmayı tetikleyici, adeta zorlayıcı bir üslubunun olduğunu görebiliriz. Ne söyledğiniz kadar nasıl söylediğiniz de önemlidir. Buffon derki: "üslup yazarın ta kendisidir."

Bu konuda elbette söylenecek çok şey var ama bloglardaki yorum kısırlığının nedenlerini ana hatlarıyla bu şekilde özetleyebiliriz.

Blog Yazılarına Nasıl Daha Çok Yorum Alabiliriz?

- Tartışılabilir içerik. Hakkında farklı fikirlerin bulunduğu konular muhakkak ki daha fazla yorum yapılmasına sebep olacaktır. Tartışılabilir içeriğe sıcak bakmıyorsanız bile en azından çoğunluğun az çok fikir sahibi olduğu konular hakkında yazmayı deneyin.

- Uzun yazılar. Az ve öz, kolayca okunabilen, akıcı yazılardan bahsediyorum. Bunu başarabilmek için yazınızı birkaç kez gözden geçirmeli ve detaylardan arındırmalısınız. Acaba “bu satırları silersem okuyucu yazıyı anlayabilir mi?” endişesi yersizdir. Herşeyi yazmayın derken aynı zamanda bunu da kastediyorum. İnteraktif bir ortamdayız, anlamayanın rahatlıkla soru sorabileceğini unutmamalıyız.

- Sorular sormak. Soru metodu en geçerli yöntemlerden biridir. Soru cümlesi biçimindeki bir yazı başlığı bile tek başına çok etkili olabilir. Yazının içinde ya da sonunda da sorular sorarak okuyucuyu paylaşıma davet ve teşvik edebilirsiniz. Yazılarınızda okuyucuya sorular sorarsanız onları düşünmeye ve üretmeye sevketmiş olursunuz. Böylece onlar da yorumlarıyla katkıda bulunabilirler.

- Bilgelik yapmamak. Bu yazımdaki üslüpla bir parça bilgelik yapmış oldum ama ben yaptım siz yapmayın:) Üst perdeden konuşan, herşeyi bilen, sürekli nasihat eden bir üslup yerine okuyuculara da yazacak bir şeyler bırakan mütevazi bir üslup kullanın. Bilgeliği bilgelere bırakın.

- Alçak gönüllülük. Yazınızda imla hatalarından tutun mantık hatalarına kadar birçok hata yapabilirsiniz. Dikkatli okuyucular hataları yakalar ve yorumlarında belirtirler. Bu durumda okuyuculara terslemeyin, bilakis yazınızı daha iyi bir hale getirdikleri için teşekkür edin. Hatanızı kabul edin ve yorumcuya hakkını teslim edin ki yazdıklarının bir işe yaradığını görsünler. Bu tutumunuz size olan saygı ve sevgilerini arttırıcaktır.

- Eleştiriye açık ve nazik olmak. Karşınızdaki kişinin yorumları ne kadar sert olursa olsun siz nezaketi elden bırakmamaya gayret edin. Bu tavrınızla diğer yorumculara da cesaret vermiş olursunuz. Hatta böylesi durumlarda bazı yorumcuların sizi savunduğunu da görebilirsiniz. Kimileri yazdıklarınızı beğenmeyebilir, bunu doğal karşılamak gerekir. Herkes farklı bir yaratılışa sahiptir. Hoşgörü ve müsamaha büyüklüğün şanındandır.

- Etkileşime önem vermek. Yorum yapanlara özellikle de soru soran ve eleştiri yapanlara cevap yazmaya çalışın. Ancak işi abartıp her yoruma da cevap vermeyin. “Ben teşekkür ederim..., rica ederim” gibi cevaplardan uzak durun.

-Kişisel polemikler. Amman uzak durun. Kişisel tartışmalar en başta size zarar verecektir. Bazı yorumcular faullü davranışlarla sizi tahrik etse de siz bu kavgaya bulaşmayın. Burada amaç kişileri değil fikirleri tartışmaktır. Böyle durumlarda bazen cevap vermemeyi iyi bir cevap olarak tercih edebilirsiniz.

- Gözlem yapmak. Ustalardan ve tecrübelerden yararlanmak her zaman iyi bir yoldur. Çok yorum yapılan blog yazılarını tarz ve içerik olarak inceleyin. Bu gözlemlerden faydalı ipuçları yakalayabilirsiniz. Başarılı yazarların üslubu esin kaynağınız olabilir.

Bütün bunları dikkate almanıza rağmen başarılı olamıyorsanız suçu bana atabilirsiniz :)

Bu yazıda bazı tecrübelerimi ve gözlemlerimi sizlerle paylaştım. Sizlerin de benzer ya da farklı tespitleriniz mutlaka vardır. Görüş ve değerlendirmelerinizi bekliyorum.

Referanslar:
------------
- http://www.selcukhoca.com/blog-yazilarina-daha-fazla-yorum-almanin-yolla...
- http://blog.wolkanca.com/etkili-blog-yazarligi/
- http://www.acemiblogcu.com/blogunuz-icin-icerik-hazirlama-ipuclari/
- http://tr.wikipedia.org/wiki/Blog

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Yazınızı duyurun

Şadan Bey, öncelikle yazı için teşekkürler, çok faydalı olduğunu belirtmek isterim. Bu değerli çalışmaya bir katkı da ben yapmak isterim.

Makalenizde belirttiğiniz gibi çok yorum alabilmek için öncelikle çok okunmak gerek. Bunu sağlamak için de yapabileceğimiz bazı şeyler var.

Bir blog sitesinde yazımız yayımlandı ve yorumları sabırsızlıkla bekliyoruz. Ama beklerken de boş durmayıp tanıtım faaliyetlerine girişmeliyiz. İşte burada bize gerekli imkanları sunan ortamlara ihtiyacımız var:

Türkçe İçerikli Sosyal İmleme Siteleri

Oyyla, Linkibol, Tusul vb. tanıtım ortamlarını kullanarak yazınızın daha fazla kişi tarafından okunmasını sağlamış olursunuz.

Diğer yandan üye olduğunuz mail gruplarına veya arkadaşlarınıza yazınızın yayımlandığını duyurur ve yazının linkini göndererek yorum beklediğinizi belirtirsiniz.

İsmail Kılıçarslan örneği

Şadan Bey, düşüncelerinize büyük ölçüde katıldığımı belirtmek isterim. Genç yazarların kendisini geliştirmesi için önemli bilgiler içeriyor.

Ben burada önemli bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Burada önemli bir tehlike ortaya çıkıyor. Yazıyı okuyanlardan bazılarınım "hımmm, demekki popüler yazılar yazmak lazım" diye mırıldandığını duyar gibi oluyorum. yaş ve tecrübemiz gereği bazı şeyleri daha kolay hissedebiliyoruz. Ancak yazıda asla böyle bir vurgu yok, bunu da belirtmek lazım.

Popülere oynayan popüler olsun!

Eğer sadece çok yorum almak için insanların hoşuna gidebilecek yazılar yazmak gibi bir anlayışa sahip olan arkadaşların kısa sürede iflas edeceğini söyleyebiliriz.
Tıpkı bir balon gibi şişen ama sonra fıssss! diye sönen pop müzik şarkıcıları gibi.

İsmail Kılıçarslan Örneği !

Yazıdada belirtildiği gibi gözlem yapmak lazım, iyi yazarların yazılarından, tarzlarını incelemek lazım.

Bence cemaat.com çok yorumlanan yazılara en iyi örnek İsmail Kılıçarslan yazılarıdır. İsmail Kılıçarslan'ın özgün bir üslubu var. Düşüncelerini beğenmeyebilirsiniz, dilini sivri bulabilirsiniz ama ben gerçekten güçlü bir kalem olduğunu düşünüyorum. Gerçek hayat'ta zaman zaman yazılarını okuyorum, cemaat.com da okuyorduk kendisini (uzun zamandır göremiyoruz). Fakat her nedense kendisi yazarlık tarafına pek önem vermiyor. Sinemayla uğraşmayı tercih ediyor.

Not: Lütfen yorumuma sadece İsmail Kılıçarslan ile ilgili cevap vermeyiniz. Benim düşüncemdir, ister kabul edersiniz, ister etmezsiniz.

Samimiyet mi , çok yorum almak mı?

Yazmaktan maksat nedir?Zannedersem önce bunu belirlemeliyiz.Duygu ve düşüncelerimizi günyüzüne çıkarıp paylaşmak mı yoksa çok yorumlanıp, tartışılıp popüler olmak mı?Elbette okunduğunu, beğenildiğini bilmek tatmin eder insanı.Eleştirilerden ders alabilmek de en önemli getirisi. Ama çok yorum almak her zaman bu anlamı taşımıyor.Gördüğüm kadarıyla tam aksi.En çok yorumlananlar, en fazla polemiğe yolaçanlar, en hakaret yüklenenler ve sonuçta kırık kalpler...

Sevdiğim kitaplar hiç en çok satanlar listesinde olmadı.
Takip ettiğim dergiler, en çok okunanlar değil.
En sevdiğim yazarlar en popülerler arasında zikredilmiyor.
Fakat bence hepsi paha biçimez.

Bir de işin yorumcu ciheti var ki, eleştiri getiren yorum yapmak cesaret istiyor.Ya karşılığında yapılan hakaretleri sineye çekip susacaksınız, ya da aynı seviyede atışacaksınız.Tüm iyi niyetimle dillendirdiğim fikrimin, tavsiyemin bir değeri yoksa neden yazayım ki?Birilerinin 'Çok yorumlananlar' listesine girmesi için mi?
Ben çok değil kaliteli yorum taraftarıyım.

Vesselam.

Samimiyet işin besmelesidir

Serpil Hanım,

Sevgili Ercan Hüseyinoğlu da popülarite konusundaki kaygılarını değerli yorumunda belirtmiş. Ona da size de katılıyorum.

Tıpkı Hüseyinoğlu gibi siz de bu konudaki kaygılarınız ön plana çıkarmışsınız. Bu yazıda daha ziyade usule/yönteme ilişkin bir şeyler söylemeye çalıştım. Esasa, öze ilişkin kaygılarınızı saygıyla karşılıyorum.

İnsanın ibadeti şekline uygun yapmış olması ibadetin makbul olduğu anlamına gelmez. İbadetin makbul olmasının ilk şartı "ihlas"tır.

Bizim anlayışımıza nazaran samimiyetin de yazarlığın ilk şartı olduğunu söylersek sanırım hata etmiş olmayız.

"Tedip: Edep merkezli eğitim"

Kendi içinde riyakarlık...

Acaba diyorum yazıları yazarken okunmak,yorum almak amacını fazlasıyla bünyede canlı tutmak, biraz riyakarlık değil mi? Hani yani bu durum, düşünceleri ruhun değil de, egoist bir aklın yönlendirmesiyle, yazan şahsın kendi içine ihaneti olmuyor mu? Amaç okunmak elbette ama bulmaktır farklı bir bakış açısını, düşünceyi belki de yeni bir dünyayı keşfin en heyecanlı halini. Ama bazen öyle yazılar okuyorum ki tepkim aynen şu; "aman Allah'ım bu mu yazı?". Ve öyle basitlikte yazılar yorum alıyor ki hayretler içinde bir komedi şöleni izliyorum. Ve hatta bazen ben de yılgınlık bile yapıyor, amacım çok okunmak ve çok yorum almak gayesi olmadığı halde. Çünki değerler değersizlerin değerini yukarı çekerken aynı ölçüde değerlileri değersiz katagorisine sokuyor. Ben bu sitede en çok farklılıklarıyla ve sizin deyiminizle spesifik, uzmanlık isteyen konular grubunda bulduğum Seçkin Deniz bey'in yazılarını beğeniyorum. Bazen yazının bilgi içermesiyle doğru orantılı- ki ters orantı hali hasıl oldu aslında- olarak okunmamasını( az okunması)bütün sayılan kriterleri yerle bir ettiğini görüyorum.

Sanat sanat için midir,Sanat toplum için midir?sorusunun cevabı yine cevapsız kaldı sanki yazmayı bir sanat olarak gören ben tarafından.Yazınızdan yola çıkarak ben, sizin toplumun beğeneceği yazıları yazmak için neler yapmalıyız sorusunun bir başlık olacak kadar kıymetli olduğunu görüyorum.Kendime pay çıkarmalı mıyım dedim az önce? Ama yok ben yazdıklarımla az okunma, az yorum, az beğenilme, ya da ne bileyim az az az zzzzzz, olan herşeyle çok şey düşünmeyi ve yansıyanın bir yönlendirmeyi haketmediğini düşünüyorum,eğer yansıyan ruhun bir parçasıysa...

Blog Yazma

Yaklaşık 2006 yılından beri blog dünyasında olan biri olarak tespitlerinizi mükemmel buldum... Elinize sağlık...

parçası olmak...

İnsanların eleştirdiği karşı olduğu asla kabullenemeyeceğini söylediği şeylerin bir parçası olduğunu ya da onun esas savunucusu olduğunu gördükçe, "Bir şeye karşı çıkarken, onu eleştirirken neden onun ta kendisi oluyoruz?" diyesim geliyor.. Ve bu hep dikkatimi çeker...

"Bol Yorumlu Blog Yazıları Yazmak" tam da böyle bir yazıyla mümkündür! Tespitler doğru olsa bile olsa, altına imzamı bile atacak olsam da, bu yazının da "bol yorumlu bolg yazısı yazmak" amacına hizmet ettiğini görüyorum...

Selametle...

Hayali...

Blogculuk

Bir çok blog gerçekten yorum almıyor. Çünkü bir çok blogun ziyaretçisi yok. Bir çok blog ise çok yorum alıyor. Bu tip bloglar genellikle ticari amaç güden bu sebeple popüler konulara yer veren bloglar. Gerçekten işi bilenler için bloglar aleminde çok para var.Kısacası mesele ziyaretçi sayısı. Ne kadar çok ziyaretçi varsa o kadar çok yorum var demektir. peki ziyaretçi sayısını artırmak için iyi yazılar yazmak,ziyaretçiye hoş davranmak,ziyaretçiyi tartışmaya teşvik etmek vs. yeterli mi? -Kesinlikle değil.
isterseniz dünyanın en zeki adamı olan,isterseniz ölümsüzlük iksirinin formülünü yazın ne sitenize uğrayan olacak ne de yorum yazan. Çünkü bu işlerin yukarıda yazılan sebeplerle çok alakası yok. Şadan Bey'in bu konuda yanıldığını düşünüyorum. ben şahsen özellikle dindar insanları blogcu olmaya teşvik etmeye çalışıyorum. Çünkü bu işte hem hizmet var hem de para. Ücretsiz bir blog açarak para kazanabilirsiniz. Bu sebeplerden dolayı dindar insanları interneti ele geçirmeye teşvik ediyorum. Maalesef kimse uğraşmak istemiyor. herkes zannediyor ki kendileri bir şeyler yazmalı ki site yürüsün. Hiç gerek yok. Sitenizin hitini artırmak için yapacağınız şey güzel yazmak değil googlenin hoşuna giden şeyler yazmaktır.
Google sitenize daha fazla hit göndermek için bazı sebepler arar. Örneğin bir site başka siteler tarafından destekleniyorsa google bu sitenin hitini artırır. Googleye göre bir site başka sitelerden destekleniyorsa önemli bir sitedir. Çünkü kötü bir site fazla desteklenmez. Kısacası bu ve benzeri teknik etkenler sizin sitenizin hitini ve dolayısıyla yorum sayınızı artıracaktır. Yanlız Şadan bey'in söylediği şeylerde kısmen doğru. Ama onlar çok önemli etkenler değil.

irticai faaliyetlerim