Sabah kalktım ağzımdan çıkan ilk söz
-Kahretsin yine mi iş
Ya da
-Şükür bugün de nefes alıyorum
Trink!
İlk iş elimi yüzümü yıkamak, musluğu açıyorum
-Uyukum dağılacak şimdi
Ya da
-Sıcak su akıyor musluktan
Trink!
Temizlenip gardrobun başına geçiyorum
-Ne giyicem şimdi ben
Ya da
-Bu kadar kıyafetim olmasından her sabah haya ediyorum
Trink!
Giyiniyorum evden çıkacağım çelik kapımı açıyorum
-Yine kombiyi kapatmayı unuttum
Ya da
-İsraf olmasın kombiyi kapatayım
Trink!
Kapımı kilitliyorum asansör olmadığına söylenerek merdivenlerden iniyorum .Tam kapının önüne muz kabuğu atmışlar
-Görgüsüzler , madem yediniz elaleme nispet mi yapıyorsunuz çöpe atsanıza
Ya da
-Biri basıp ta kaymasın şunu çöpe atayım
Trink!
Arabanın alarmını açıyorum ( cik cik )
-oh Sabah trafiği harika !
Ya da
-En azından bir arabam var sıcak sıcak gideceğim
Trink!
Yine kilitlenmiş E-5 tarfiğinde yan yola doğru kaçıyorum, o sırada bir araba yol istiyor
-Haha uyanık dal bakalım önüme nereye yetişeceksin bakalım
Ya da gülümsüyorum ve
-10 saniye gecikmekle bir şey kabyedecek değilim buyurun
Trink!
Köprü trafiği bunaltıyor güç bela son kavşağa giriyorum yeşil yanıyor gaza yükleniyorum tam geçeceğim yolda bebek arabasıyla bir bayan kalakalmış
Kırmızı yanıyor görmüyor musun dağdan mı indiniz kardeşim
Ya da
-Kadıncağız kalmış yolun ortasında diyorum gülümsüyorum ve küçük bir el işareti yapıyorum arkadan çalan kornalara aldırmıyorum
Trink!
Ofise geliyorum kızgın ya da gülümser bir suratla
-Günaydın! Diyorum
Ya da
-Üzerime borç olan selamı veriyorum, ve üstünü geri alıyorum
Trink!
Masama oturuyorum telefonum çalıyor açıyorum
-Bugün kazanmış olduğunuz bonus sevap adedi...
Yorumlar
Rutin Hayatlar ve Gerçek Düşünceler
Çar, 15/12/2004 - 21:01 — Nuh A. TUNABir arkadaşım güne başladığında yüzünü yıkayıp ,pencereyi açar ve şöyle derdi..
Günaydın dostlarım,günaydın arkadaşlarım,günaydın okula giden beslenme çantalı çocuklar,günaydın kelebekler,günaydın dünya,günaydın sevimli güneş,günaydın tüm insanlar,günaydın vs . vs. vs.
O uzattıkça bizi bir gülme alırdı..Yoo Yooo gülmeyin çok faydalı oluyor bu polyanacılık..derdi...
Bazen ben de deniyorum..Deli misin ulan sen diyorlar hoş ya..yine de faydasını görmedim değil!
Sabırlı olmak çok zor hele hele hep iyiye yormak,hüsn-ü zan etmek, çok daha zor ama yapmakta fayda var..(Yazıyı okuyunca aklıma gelenler)
Yüreğinize sağlık Elif Şahin...
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
Ah Bu Med-Cezirler:)
Per, 16/12/2004 - 13:14 — celalmirzaBilimsel verilerle konuşacak olursak(ki bu pek nadir yaptığım bişidir:)) :
İnsan, bir sn içinde 2 milyon veri alabilirken, bunlardan en fazla 9'unu değerlendirebiliyor. Örnek vermek gerekirse, bir kişiyi dinlerken, sol bacağımızın zemini hissedişini önemsemeyiz. Ya da bir işe yoğunlaşmışken, dışarıdan gelmekte olan frekansı birbirinden farklı onlarca sesi duyduğumuzun farkında değilizdir; zira o vakit için iş birincil bir hadise iken, duyduğumuz sesler bizim için ikincil veri konumundadır. vs. (Ve bunun ötesinde, bir insanın gün boyunca aklına gelen düşünce sayısı ortalama 60.000 oluyor.)
Elif şahin, yazınızı okuduğum zaman, birçok insanda var olan bu düşünce gel-gitlerinin oldukça hoş bir anlatımla ve sıkmadan, duru bir biçimde anlatıldığını gördüm. Hele de yazının sonunun 'bonus' meselesine bağlanmış olması, sevap konusunda düşüncelerimiz arasında yapmış olduğumuz seçimlerin ne kadar da şekillendirici olduğunu düşündüm. Ancak, muazzam bir biçimde çalışmakta olan beynimizin ve onunla sürekli irtibat halinde bulunan vicdan, kalp ve irademizin müspet doğrultuda kollektif olarak çalışmasının ne kadar da zor olduğunu da düşünmeden edemedim ve bir anda ürperdim (Oh my God!:P)
Ellerinize sağlık.
Not : Bilimsel verileri, düşüncelerimi desteklemek için aktarmadım; sadece yazınız bana bu verileri çağrıştırdı; hem de halkımız bilse heç de fena olmaz dedimdi:))
sevap için mi her şey?
Per, 16/12/2004 - 13:26 — Melike IşıklarÇok güzel bir şekilde hayata dair bakış açılarımızı sunmuşsunuz önümüze... ya öyle, ya böyle... ama şu trink olayını ben çok sevmedim yani bu hep düşündüğün bir şeydi aslında şimdi bu iki alternatif arasından 2.sinin seçilmesi sadece sevap kazanmak için mi yani sadece duygusal:) mı? yazıyı okuyunca ben öyle anladım yanlış da anlamış olabilirim elbet sanki içten gelen şeyler farklı ama olması gerekenin yapılması için 2. alternatif düşünülüyor... sevap bonuslarım (ki benzetmeyi hiç sevmedim kredi kartından nefret ettiğimden sanırım) için mi ben böyle davranmalıyım, olaylara bu şekilde bakmalıyım? sanırım sebeb bu olmamalı, biz O'nu severken ve O'nun kulu olduğumuzu bildiğimiz için sadece O'nun rızasını kazanmak için yaşamamız gerekirken aklımıza kazandığımız sevaplar gelmemeli.
Değişik bir bakış açısı ile yazdığınız yazınızı beğendim, olaylara bakış açımızı eleştirip bizlere de ayna oldu.. böyle değişik yazıları seviyorum cemaat'te:)
trink
Per, 16/12/2004 - 14:40 — Elif ŞahinUhrevi bir ses Trink!
yani melikeciğim sen duymuyorsun için rahat olsun...
"Gül sunan elde daima bir miktar gül kokusu kalır"
Bence de bu trink de bir maraz var.
Per, 16/12/2004 - 16:12 — Selim SevkiogluKadim ulema, gaddarlığa sebebiyet verir deyu kasaplık vb. mesleklerin uzun süreli olarak icra edilmesini kerih görürlerdi. Şimdi ben de buradan kıyas ilen finans, sigorta vs gibi meta ile iştikal eden kurumlarda bulunanlar için de aynı şeyi söyleyeceğim. Müteyakkız olalım lütfen.
Trink! bu tınının metal paraya ait olduğu son derece aşikar. Lütfen eskilerin ecir dediği bu ulvi mefhumu sentetik bir metafor ile bozuk para gibi harcamayalım efenim. Duymuyorduk, duyar olduk. Aç tavuğun aklına darı soktunuz şimdi.
Merhum Cevdet Paşa'nın dediği gibi "Her şahıs kendi tasavvurlarını kendi lisanı üzre kurmalı". Binaenaleyh, o reklamlarda gördüğümüz koca saçlı ucube frenklere dönüşürüz de kafamıza uygun bir takke bulmakta güçlük çekeriz sonra mazallah :)
İmdi! sitemizin konjonktüründeki muhalefet ahvalinden hal geçerek, latifeli bir farkındalık oluşturma çabasının ardından, son tahlilde şunu ifade etmek gerek; etkileyici tasvirler kullanılmasa dahi son derece manalı bir çalışma olmuş ve okura her an karşısında duran, beyaz ve siyah renkli iki percere açılmış. Seçim sizin.
Bir de şu var. Ameller niyetlere göredir efenim. Kimsenin kalbini diğeri bilemez. Bu vechiyle, ortaya konan tablodaki müspet tasvire ister Polyanacılık ismini verin, isterseniz benim de tercih ettiğim gibi, her bir vakıa ile örtüşen Hadis-i Şerif'lerden yola çıkarak niyet hususunda hüsn-ü zan edin.
Elinize sağlık Elif Hanım.. anasayfamızdaki gökkuşağına canlı bir renk kattığınız için.
...
Per, 16/12/2004 - 21:10 — Betul SehrayinCok hos olmus...Kimi zaman telefonlarimiza gelen mesajlar gibi..Yüzümüzde bir gülümseme ama bir yandan da ;Töbe TÖBE diyerek okudugumuz mesajlar geldi aklima..Sadece anlatimin farkliligi..Degisik kelimeler veya olgularla hep bildigimiz seyleri hatirlama..Her zaman temelin saglamligi beni ilgilendirir, ne tür malzeme kullanildigi degil.
Bu yüzdende elinize saglik Elif Sahin diyorum...
Ne için iyi tarafta olmak??
Pzt, 20/12/2004 - 18:07 — Sedef KaplanGenel olarak ifadelerin ve anlatımın hoş olduğunu söylemek isterim. Ancak oldum olası bir şeyleri "sevap olsun" niyetiyle yapıyor olmak pekte haz ettiğim bir şey olmamıştır. Bize öğretilen herşey aslında bizim daha iyi düşünen, daha sağlıklı bakış açısı kazanmamızı sağlayan şeylerdir.Bu insanın hem ruh hemde akıl sağlığını koruyabilmesi için gereklidir. Kaldı ki davranışlarımızın ölçüsünü belirleyen şey ne bir ödül olabilir, ne de karşıdaki durumun ya da olayın boyutu.. Ölçütü hiç şüphesiz ki Allah koymuştur ve bizde sadece O'nun rızasını kazanmak için, bu ölçütlerin içinde var olabilmek için yaşamalıyız. Bu ödülde zaten iyi tarafta oluyor olmak için ya da karşılığı olursa iyi olmak için konmamıştır aslında.. Şüphesiz ki herşey bizim için var.Ne olursa olsun tek gayemiz O'nun rızasını kazanmak olmalıdır. Yazınında bu gerçeğin anlaşılması için bir ayna olabileceği kanaatindeyim..