'Önce söz vardı'
Diye başlardı
Narin düşlerinin içine
Burgu burgu çiviler çaktınız
Huzur kanamalarından
Damıttığınız bir bardak şaraptı
Kırbaç darbelerinizin arasında
Somunlarca şekillendi yaralar
Karanlığınızın varlığı yüreğini daralttı
Ve akan sularınızı tek bir ağızdan
Siyah bir ejder kusardı
Bir annenin yürek titrekliğinde
Taşa takılmaktır zulüm
Yakubun gittiği yoldan
çarmıha gerili döndü İnsan
Ayak izleri lahit yollar dokudu
Ve çevresine seyirci duvarlar
İzleyen adım değil gözdü
İnsan, ölümden ötesini gördü
Yemin etme
İftira etmeyeceğine
Kırkta birin fesadından
Ağır gelmezdi ölüm
Yazılmış metnin her lafzı
Tek tek okunmaya başlandı
Gökte bir bırakmayan İnsanı
Yine yalnız Bir vardı
Yorumlar
Söz'e Dair.
Pzt, 27/12/2004 - 12:30 — celalmirzaDoğudan Batıya kadar,
Sözden başka ne var?
Tevrat sözdü nüzûlünde,
Oysa şimdi yalan.
Melekler ağlar gökyüzünde,
Filistinde bir avuç kan.
...
Tanrıyı üçleyen aziz,
Sözün düşmanıdır kıyamete dek.
Ayetler savruldu tarihe,
Kutsal artık kimsesiz.
Uygarlık sözden uzaktı,
Sözün özüne itaat etmek,
İhtilal gibi yasaktı.
...
...
İnsan yoktu O vardı,
Sözün hükmü, nereye kadardı?
Söylenecek onca sözüm varki..
Pzt, 27/12/2004 - 16:33 — Kadir OnderSöylenecek onca sözüm varki...
Önce ne vardı?
Per, 30/12/2004 - 18:38 — Selim SevkiogluOysa ben, önce sükutun var olduğunu hayal ederim hep. Söz ve haykırışın; ruhun hapsedildiği bedenden kurtulmak için biçare çırpınışı olduğunu düşünürüm. Söz sokakların, sükutsa mabedlerin şanındandır çünkü. Hangi ulu kişi o kutsal mabedin suyundan içmemiş ki.. ve hangisi emrolunmasaydı şayet o acı meyveyi/sözü dilinden tükürürdü.
"Ya ben söylemeyeyim de,
Cum, 31/12/2004 - 11:58 — Selim Sevkioglu"Ya ben söylemeyeyim de, öleyim mi" Dücane Cündioğlu.
Şehirlerin olduğu gibi bedenlerin de mabedleri vardır. Oradan çıkan soluk, buğulu da olsa kıymetlidir. Ateşin olduğu yerde duman da olur. Kıymet, bize kerih ya da zor gelende değil midir.
Selam ve sagı ile.
Sukutun Soze Sitemi
Cts, 05/02/2005 - 04:39 — Galip Alpay"Adi verilmemis seylerin gercekte var olmadigina inanan inatci bir kalbim var benim."
Kafdagina uzanan o mesakkatli yolda esrik bir sevdaya tutulmus Zumrud-u Anka gibi..
Hazan tasiyan nefesi ile kiyamet sur'una üfleyen melegin "Vel bagsu badel mevt" sirrini bir ahsen-i takvim hulasasi ile anlamaya calismak gibi..
Ve eger Ask ruhun miraci ise; yazgilari teget gecmis gonullerin, yuvasini dantela eden orumcegin gosterdigi sabir ve hassaslikta, "Burak" larini aramalari gibi...
Bezm-i elestide melekler "hu Allah" nidasiyla calkaladikca evreni, goklerden gelen levh-i mahfuz uzre kavlimizi baki kilar ve goklerden ne geldi ise kabulumuzdur deyip cozumsuzlugu " Gorelim Mevlam neyler, neylerse guzel eyler" sirri ile muhurleyen toprak
gibi oluruz...
..Ve kelam, gorevini daha fazla ifa edemeyecegini anladiginda
yerini usulca sukuta birakir ya..Soze artik burada susmak kapsindan girmek kalir..